![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Bizden Biri |
Ankara, özellikle son 30 yılda ışığa koşan pervaneler gibi hızla kentlere göçen Alevi nüfusun yoğun biçimde yerleştiği yerlerin başında gelir... Yüzlerce yıllık üretim biçimini, geleneğini, inançsal ritüellerini terk ederek Ankara varoşlarına doluşan bu halkın hayata tutunduğu bölgelerin başında Seyranbağları, Abidinpaşa, Kırkkonaklar, Mamak, Saimekadın gibi semtler gelir. Aleviliğin belkemiği niteliğindeki ocaklar, bu kentlere doluşma sürecinde büyük bir darbe aldı. Oysa, her biri dede soylular ve talipler seklinde iki kesimin bir bütünü oluşturduğu bir sosyal yapı olan bu ocaklar, Aleviliğin temel sosyal organizasyonunu oluşturuyordu. Yaşanan hızlı nüfus hareketleriyle pir-talip ilişkisi büyük ölçüde koptu, ocak sistemi fiilen işlevsiz kaldı. Alevilerin ocaklar temelindeki inançsal yaşamını, Sünni devlet kimliği ve kurumlarının egemen olduğu kentlerde sürdürmesi neredeyse olanaksızdı. Kente doluşanların kentlileşebilmesi de pek kolay olmadı. Aradan 4-5 kuşak geçmesine rağmen bu süreç henüz tamamlanmadı. Şehirlerin varoşlarına kümelenen göçgün Aleviler, tarihsel süreçte ekonomik bakımdan düştükleri "en zayıf halka" konumunu burada da sürdürmeye, istisnalar dışında en yoksul kesimlerin başında gelmeye devam ettiler. 1970 ve 1980'lerde kitle halinde inançlarını yok sayarak, siyasi kimliklerini ön plana çıkaran Alevi toplumu, "ideolojilerin ölümü" için milat kabul edilen 1990'lardan itibaren ise yeniden aslına rücu etmeye başladı. Kısaca özetlemeye çalıştığım bu dev toplumsal dönüşüm sürecinde, birey olarak aynı serüveni yaşayanlardan biri var ki O'nun öyküsü oldukça değişik ve ilgi çekici... Eğitimsiz, yoksul, sıradan bir evkadını iken bir gün her nasılsa "erişen", bu yüzden "Pir", "Ana" diye anılmaya başlanan birisi...Kendisi yaklaşık 30 yıldır Alevilik adına hüküm veren, tarihi kimlikleri yeniden tanımlayan, önemli tarihi günleri kendince değiştiren, gaipten haber verdiğine inanılan, hasta, sakat, çaresiz, gariban, yoksulların medet umduğu, şifa bulmak için kapısına yüz sürdüğü, el etek öptüğü biri... Milyonlarca insanın tanıdığı, binlerce kişinin niyaz ettiği bu kişi, Ankara'nın en geri mahallelerinden birinde son derece şaşalı, göz kamaştırıcı, lüks bina kompleksi, dini-sosyal tesisler inşa eden, koskoca bir sosyal yapıya-kesime hükmeden biri... Bu kişi bir "Alevi Piri" kabul ediliyor, Alevilik adına kendisinden görüş alınıyor, medyada hakkında haberler yapılıyor, kitaplar yazılıyor. Bu inançsal-sosyal yapıyı ortaya çıkaran bu kişinin bizzatihi kendisi mi, yoksa bu kişi, kendisinin de bir birey olarak içinde yar aldığı köksüz kalmış Alevi toplumunun ürettiği bir figür mü? Bu ortaya çıkan inançsal ekol için "Varoş Aleviliği" deyimi uygun mudur? "Ana"nın imanlı ve sadık izleyicileri var. Güçlü bir kadro izlenimi veriyor. Bağlıları sosyal, kültürel faaliyetler çerçevesinde tanıtım işine de büyük önem veriyor. Bir de internet siteleri var ki, buradaki içerik, (deyim yerindeyse) "Zöhre Ana" öğretisinin niteliğini bir bakışta anlaşılacak biçimde ortaya koyuyor. Kendi kaynaklarından yaptığımaşağıdaki alıntılarda, bu yapı kendini net olarak gösteriyor. Bunları olduğu gibi ve YORUMSUZ olarak aktarıyorum. İsteyenler internet sitelerinde daha ayrıntılı bilgiler de bulabilir. Özellikle "Ana"nın ağzından dökülen manzum sözlere (şiir?) bir göz atmak yeterlidir diye düşünüyorum. Bu inançsal-sosyolojik olayı, forumlarda yıllardır durmadan Alevilik tartışan kişilerin dikkatine sunuyorum. Zöhre Ana kimdir? “Süheyla Gülen (Zöhre Ana), 15 Haziran 1957 yılında Yozgat merkeze bağlı Köçekkömü Köyünde dünyaya geldi. Baba adı İsmail, anne adı Yeter. 1974 yılında evlendi. Bu evlilikten Gazi ve Selver isminde iki çocuğu oldu. Herkes gibi normal bir yaşam sürerken 10 Kasım 1982 yılında, saat 05:30 civarında kendisine batın aleminden gelen bir evliya (Yusuf-u Ziya, bilinen adı Gül Baba) tarafından Zöhre Ana ismi bildirildi. Bu tarihten sonra Zöhre Ana olarak tanınan Süheyla Gülen, kendisine ziyarete gelen insanlara bilgi vermesinin yanısıra, şifa da vermeye başladı. Bir evliya olarak inanılan Zöhre Ana, Alevi inancından gelmesine karşın, verdiği dini bilgiler bu günkü alevilerin inançlarıyla farklılık göstermekte, sünni inanışın bilgilerinide alt üst etmektedir. Bunlara bir örnek vermek gerekirse; Alevi inancında Hz Muhammed ile Hz Ali’nin müsahip (Yol kardeşliği. Sonradan olunmuş inanç kardeşi.) olduğu bilinir. Oysaki Zöhre Ana, “Hz Muhammed ve Hz Ali yol kardeşi değildir, onların dedeleri müsahip olmuştur”, der. Ayrıca tarihi kaynaklarda, amca çocuğu oldukları yazarken, Zöhre Ana, Hz Muhammed ve Hz Ali hala-dayı çocuklarıdır diye bilgi vermektedir. Alevilikte musahip kardeşlerin çocukları bile birbiri ile evlendirilmez günah kabul edilirken, Hz Muhammed’in musahip kardeşine kendi kızını vermiş olması mümkün görülmemektedir . Bir başka örnek ise hem alevi hem de sünni inancı ilgilendirmekte dir. Tarihlerin değiştirilmiş olduğu ve insanların asırlardır yanıltıldığıdır . Tarihte hiç bir olayın gününün değiştirilemiye ceğini savunan Zöhre Ana, Hicri takvime göre yapılan ibadet ya da benzeri eylemlerin gerçek tarihleri dışında yapılmakta olduğunu bildirmektedir. Mesela Kerbela’da, Halife Yezid’in emriyle başı kesilen Hz Muhammed’in torunu İmam Hüseyin için, Muharrem ayında tutulan yasın gerçek tarihinin, 4 Mart ve 15 Mart arasında tutulması gerektiğini, Hz Hüseyin’in 15 Mart’a kadar eziyet ve işkence gördüğünü ve 15 Mart günü ise başının ensesinden kesilerek şehit edildiğini ve kesik başının yerlerde tekmelendiğini söylemektedir. Bu ve daha pek çok konuda insanlara bilgi verirken, tıpta çaresi olan ya da olmayan bir çok hastalığa derman bulabilmek için insanlar Zöhre Ana’ya başvurmaktalar. Bu hastalıklar arasınsa, sara, sedef, kanser, sinir, felç, şeker, böbrek hastaları ile kısır teşhisi konmuş çiftlerin çocuk istekleri öne çıkıyor. Üniversite sınavlarına ya da iş sınavlarına gireceklerin kalemlerine el sürdürmelerini de unutmamak gerekiyor. Tüm bunların karşılığı olarak Zöhre Ana, gelen ziyaretçilerind en bir şey talep ediyor mu diye sorarsak, görünen açıkça şu dur; Hayır bu güne kadar hiç kimseden hiç bir şey almadığı bir gerçektir. Aldı ya da alıyor diyen insanlar yok mu? Evet tek tük te olsa bunlarlada karşılaşıyorsun uz. Ancak bunların gerçek dışı iddialar olduğu da çok geçmeden anlaşılıyor. Muska, tılsım, büyü, fal, gibi olaylara karşı olan Zöhre Ana, Musfa Kemal’in aslında Hacı Bektaşi Veli’nin bir yaşamı olduğunuda söylemekte. Zöhre Ana’nın bir de edebi yönü var ki, söylediği deyişlere yetişmek mümkün değil. Kesinlikle din, dil, ırk ayrımına karşı duran Zöhre Ana’nın kişiliği, dergah binasının duvarına asılı şu sözlerle daha iyi anlaşılacaktır” Kaynak: [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] "PİR DİLİNDEN” (özlü sözler) “Gönlüm Allah’ın kitabı, dilim Allah’ın kalemidir.” “Evliyaların kendinden geçmeleri içkiyle değildir. Onlar aktardıkları hak nefesleriyle coşup, aşka gelerek, hak aşkıyla kendilerinden geçerler.” “Bir damla kanım varsa O da Mustafa Kemal’ in yoluna feda olsun.” “Bu kapı Muhammed- Ali, 12 İmam, Ehlibeyt yolunda; insanlık, sevgi, saygı, hoşgörü, doğruluk, dürüstlük içinde; Mustafa Kemal Atatürk’ün sancağı altında açılan bir kapıdır.” “Kur-an İmanla Olur. İman Aşkla Olur. Aşk İnsanla Olur, İnsanı Sevmekle Olur.” “Ali’siz yol yürünmez.” “Bütün cihanı yaratan Allahtır. Kimse kimsenin ibadetine karışmamalı ve hoşgörü ile bakmalıdır.” “Hak her zaman inananın ve çağıranın yanındadır.” “Muhammed İlmin Kapısı, Ali Anahtarıdır.” “Her Müslüman ülkede İslam var ama Ali ismi, Ali nefesi yoktur.” “Atatürk, Zöhre Ana’nın dilidir.” “Zöhre Ana ilmin deryasından gelmiş, şar kapısını açmış ve Hz.Ali’nin nefesini saçmıştır.” “Bizim tuttuğumuz oruç değil, yastır.” “Bu cinci, muskacı, falcı, üfürükçü, hacı hocaların gerçekten bir marifeti olsaydı; bugün dünyaya hakim olurlardı. Bu tür safsatalara inanmayınız.” “Benim siyasetim insan sevgisidir.” “Niyaz ettiğiniz post İmam Şah Üseyin’in makamını temsil eder.” “Namazınızı mutlaka kılın. Elinizden geldiğince, fırsat buldukça başınızı bir kerecik olsun hak için secdeye götürünüz.” “Evliyalar geldikleri her dönemde Allah’ın bir vekili olarak gelmiştir.” “İnancı diri tutan ibadettir. İbadetsiz insan olmaz.” “İnsanları daima sevin, sayın ve daima yardımsever olun. Hakkınızı sonuna kadar arayın ancak kötülüğe kötülükle cevap vermeyin. Kötü insanlardan da kendinizi sakınıp uzak durmaya çalışın. Size kötülük etmek isteyenlere karşı da pirinize sığının.” “Takkeden, tespihten, sarıktan, türbandan medet umulmaz.” “Padişah kapısını kürk açar, hakikat kapısını post açar.” “Evliyanın hizmeti haktır, duası haktır, pençesi haktır.” “Evliyanın ışığı Allah’tan, kerameti Ali’dendir.” “Yas aylarında düğün, bayram, eğlence yapılmaz.” ZÖHRE ANA GELENEĞİNE GÖRE “ALEVİ SÖZLÜĞÜ” Akibet :Ahiret (Öbür Dünyanın Varlığı) Avaz : Dervişin huvan etmesi Ayan Olmak :Geçmişi ve geleceği görmek B Batın : Allah Dünyası Beş Esma : Hz. Muhammed Mustafa’nın aile efradı (Hz. Ali, Fatıma Zöhre, Adila Ana, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin’in var oluşu) C Car :Evliyanın imdada yetişmesi Cemal :Yüz Güzelliği Cem Evi :Kırkların ibadet ettiği mekân Cılga :Tepelerden aşan yol Cıplanmak :Hakikate üryan büryan olmak Ç Çeşmim : Özden ağlamak D Dan Yıldızı :Fatıma Zöhre’nin doğuşu Dara Durmak :Hakikate Bağlanmak Dem :Allah tarafından Evliyalara gelen söz ve nefes Derviş :Evliyanın bir ismi Destur Vermek :Evliyanın Himmeti Don Değişmek :Evliyaların, her dervişin sıfatında konuşması Duaz İmam :Allah tarafından inen beyitler E Ehlibeyt :Hz. Muhammed’in Soyunun Gelmesi G Gargar Yapmak :Hakikate karşı iyi konuşup, kötü konuşmayacağına söz verip, ağzını suyla temizlemek Güfer :Can gözlerinin dökülmesi Güman :İkilik H Hakikat Narı :Allah’ın kor ateşi Haraba :İnsanın akıbetinin viran olması Hendeki :Allah’ın her şeye kadir olması I-İ Ilgıt Ilgıt : Dervişlerin kan ve terinin akması İkrar :Hakk’a söz vermek İrşat :Allah’ın evliyaları göndererek kerametleri ile tanıtılması K Kâmil :Evliyanın mekânında ağırlığı Katarlanmış :Gökte Turna,yerde Devenin dizilişi Kayba Girmek :Evliyanın göç etmesi Kelam :Allah sözünün konuşulması Kemerbest :Muhammed-Ali’nin ibadet kuşağı Keyfeni :Hak lokmasını pişiren kişi Kıvrak :Murat almak (Hz. Fatıma’nın gelin olarak murad alması) Kibpria :Beş Esma’nın bir ismi,Hz.Hüseyin’in balık ağında şehit düşmesi) Kirid :Kin tutmak Koylanı :Hak ateşine yanmak (Üzülmek) Künye :İnsanın evveliyatını bildirmek L Lal Eylemek :Akibet zamanında dilin tutulması Leflake Leflek :Allah’ın kendi varlığını bildirmesi Libas : Dervişin şalı Lokma :Hak için kurban kesmek ve hayır dağıtmak Lutuf : Dervişten alınan dilek M Mağrup :Batın alemi Maşrup :Zahir, yaşanan dünya Maşuk :Evliyaların hocası Mataf :Evliyanın gösterdiği kerametleri Menzil :Hakikate ermek Mest :Hakka bağlanıp, kendinden geçmek Mim :Muhammed’in okuduğu Kur’an Mürşit :Allah kapısını açan evliyanın bir ismi N Naçar :Ümidin kesilmesi Necef Deryası :Umman, Allah’ın deryası Nefes :Allah’tan gelen sözler Nişan :Evliyaların birbirini tanıması Niyaz :Hakk’a secdeye inmek Ö Öğcüdükçe :İçini kusmak P Palas :Turna kuşu yavrusunun tüylenmesi Pençe :Evliyanın dokunması Pir :Evliyanın bir ismi Post :Evliyanın oturduğu makam R Rehber :Evliyanın ışık tutup yol göstermesi S Serçeşme :Abûkevser ırmağının başı Seyid :Evliyaların Hz. Muhammed soyundan gelmesi Ş Şad :Murad alıp gülmek Şavk :Allah nurunun yansıması Şefaat :Evliyalardan murad almak T Teber :Evliyalardan darbe yemek Tevhid :Kırklar ceminde diz üstünde yapılan ibadet Tezdirmek :Evliyaların doğru sözlerinden insanların kaçınması Tot :Köpeğin boğazına takılan tasma U Uğunmak :Evliyaların Hakk’a ağlaması Umman :Evliyaların Hak sırrına ermesi Uruf :İnsan bedeninin sahibi Ü Übrüdü :Korkmak Ürümek :İnançsız insanların gerçekleri görmemesi Üryan Büryan :Hakk’a her şeyi ile bağlanarak yanmak Y Yas-ı Matem :Hz. Muhammed ve soyunun çektiği acılara saygı duymak Yadetmek :Emaneti yerine getirmek * ** Hayrettin Baba, Eba Müslim, Didar Ana, Yusuf Şah, Seyit Ahmet, Şah Sultan, Mevlana (Celal Abbas) gibi adlardaki, çoğunun kimliği pek bilinmeyen ya da ben cahilin bilemediği bazı merhumların, Zöhre Ana’nın ağzından manzum olarak konuştuğu, Ana’nın bir çeşit vahy yöntemiyle bu kişilerden aldığı sözleri halka aktardığına inanılıyor. Bir örnek: HAYRETTİN Baba'dan "Müslüman sayılır Allah bilmiyo Yolunu yitirir nere gidiyo Cümle mahlûk yaradana geliyo Kuzusun yitiren koyun meliyo Bir çiçek misali açıp solarsın Görünmez köylere kendin yorarsın Burada duymazsın birgün duyarsın Sahipsiz kalırsın insan ararsın Muhammed üstadım Pirim Ali’dir Kırkların evinde cemde yeridir İmam ikrar bir karar verilir En sonunda cesat yere serilir Götürür ahbabın sonunda seni Akibet toprağı bedeni teni Cehennem kapısı şeytanın yeri Kullar azmış Zöhre haber ver Ali Bu dünya fanidir insan göçüyo Bile bile dervişlere ürüyo Ömür bitmez gibi hele yürüyo Kahkaha atarak niye gülüyo Bilmez görmez bu alemde yaşayan Dünya dolar taşar suları coşan Kanatlar Ali’ye dervişler uçan Her taraf bezenmiş kokuya saçan Ahret gömleğini sırtına almış Giden gelen var mı topraktan kalkmış Mustafa tacını kimlerden takmış Kara deve gelmiş kapıya ıkmış Zahir batın okudanım Ali’dir Her dervişin zaten adı delidir Hem gezinir hem şalında velidir Şahımerdan ismi billah Ali’dir Sorgular sorular birbir divanda İllâ Ali illâ Seyfe Merdan’da Yeşil Zülfikarı gezer havada Oniki imam soyu yazar burada Cennet kapısında Fatıma Zöhre Şefaat isterim ulaşsın bize Mim yazar elleri şimdiden pire Bu dünya sahibi göçüyo kime Uzak mıdır Yemen gerçek er isen Kırkların içinde Hakka var isen Oniki İmam sultanına Pir isen Ekilmiş ekeni mürşid veliysen Kırmızı gül teni verir açıyo Kokusu cennetten Pir’e saçıyo Katar katar durna gökte uçuyo İman ikrar bitmiş erden kaçıyo İki elin almış yanına yatar İşi gücü bitmiş yolunu tutar Sanki bir ejderha Azrail yutar Et kemik cesatta kaldırır atar Onsekiz yaşını yel gibi geçer Yirmisine gelmiş libasın seçer Ahreti düşünmez gün biter göçer Herkes ektiğini önünde biçer Taput derler bunu kimler yapıyo Evinden yerinden dışa atıyo Kararmış ışığı nasıl yakıyo Bir zaman inanmaz kafir atıyo Cevheri satalım Zöhre Ana’dan Dervişler ayrılmaz Hüsnü Rıza’dan Kerbela sözleri döker Hüdadan Sen seni bilmezsin bilir yaradan Kara giymiş derviş hakka gezinir Gece yatmaz gündüz kula ezilir Kırkların darına duran dizilir Hz. Hüseyin niye kesilir Musalla taşına uzanır kalkmaz Bir zaman gezinir dünyadan korkmaz İyi kötü günler geçirir bıkmaz Ahbap dostu yoktur yüzüne bakmaz Yalan düzen durmaz dili dönüyo Tatlıdır, naziktir canın veriyo Nerede bu köyler herkes geliyo İnanmaz Allah’a kafir ürüyo Yaradan yücedir kimsin bilemez Toprağa yatanlar geri gelemez Ölüyor cesatın niye dirilmez Azrail başında çöktü görünmez Birer birer can cesetten çıkıyor Ecel teri döker uruf bıkıyor Dünya kadar malın olsa ıkıyor Direnmiş bedenin kimler yıkıyor Kimi suyun döker kimide kefin Akibet mezardır bilirdir yerin Bir zaman yapardın boşudu evin Çağırsam duyar mı acaba Pirin İmansız Kuransız birgün gelirsin Hakikat hakkını Hakka verirsin Domuz gibi cesat yere gerersin Şu dünyada ölmez gibi gezersin İçilmez suların zehire döndü Komşu akrabalar bak seni gömdü Mekke Kabe derler kıbleye yönü Abdest namaz geze geze övündü İbret irşat eder kullar sürünür Dermansız dertlere düşen dövünür Bir zamanlar kızım oğlum övünür Yatar yere vallah toprak üğrünür Şu dünyada üç beş arşın bezine Eyvah çeken birgün vurun dizine Sen inanman niye Zöhrem sözüne Sonun gelmez dokunduysan gözüne Zöhre Ana Zöhre Ana dillerde İkrarı bütündür vermiş pirlere Kimi kafir kimi körler nerede Sultan Süleyman’a eren erlere Kötü iyi demez bir bir gidiyo Malı mülkü bitmiş kime veriyo Hem gezinir hem oturur biliyo Yoktur ibadeti şeytan gözlüyo Allah yoktur diye isyan edenler İbadet edemez yolsuz gezenler Hergün bin adamı yolcu görenler Boşunamı göçer bir bir gidenler Kimi abdest kimi namaz övünür Hakka yapmaz ibadeti görünür Kıblem Muhammed’dir Kabem Ali’dir Yeşil ırmak Abû Kevser gölüdür Ben okurum benim Hocam Ali’dir Bir ismi Zöhre Ana biri Velidir Çok kafir var çamur atar peridir Hacı Bektaş Veli kırklar cemidir Ay güneş içinde nuru görene Bezenmiş şallara Hakka gezene Kıyamet ahiri pire gidene Varolsun cihna böyle gelene İbadet yapalım Allah yoluna İman eyle Oniki imam soyuna Birgün yola düşen pişman sonunda Yakasız gömleği dakan dalına Taş dikilmiş mezarının üstüne Kuşlar konmuş öter Allah ses vere Bu dünyada insan dolar körğine Göremez gözleri ahret nerede Nice insan yatmış sesi gelmiyo Uğradım mezara selam vermiyo Çağır bağır boşa geri dönmüyo Bile bile münkir Hakkı körlüyo Kaynamış bedeni aşk ateşine Kimi mahluk düşmüş dünya işine Bu dünya boşuna güvenme gine Akibet zamanı koyarlar yere Gündüzü bilinmez gecesi bitmez Vade yetmeyince eceli yetmez Tohumu ekmezse tarlası bitmez Bülbüller yerinde kargalar ötmez Hüdaiyim bilinmez Musa’dır adım Kırkların içinde varıdı tadım Yobazlar daşladı bi zaman yadım Sen bildir Zöhre Ana haberim saldım Muhammed Ali’nin var oldu yolu İmam Hüseyin’e bağlıdır kolu İt ürür kervana köpeğin sonu Kerbela şehidi imamlar oğlu Cebrail’e Mekail’i bildiren Dört kitabı gökyüzünden indiren Hasan ile Hüseyin’i sildiren Akibette Zöhrem bizi güldüren Durnalarım gelir senle ötüşür Düşmanlarda daha bekler pekişir Düğün aşı gibi çorba pişirir Darda koymaz birgün Hızır yetişir Dağlar duman oldu tepesi yüce Dervişler kelamı okuyor hece Karadır yazısı hocalar nere Ak kalem nurdandır İmam Ali’de Karadan okumuş bilemez ağı Ahraz dillenmiyor Allah’tır varı Her kul göçer ama boşadır salı Muhammed Ali’dir sırları arı Hüdai’yem ben Zöhrem’e kavuşam Aşikere ummanlarda konuşam Cümle alem diller Hakta dolaşam Bozatlı Hızıra hümmet ulaşam Büyümüş bedeni bilemez kendi Yedi yaşlı oğlan devidi bendi Şimdide Zöhre Ana dillenir dili Ummanlara dalar yatar bedeni Derya Umman dalar yatar bilinmez Dervişlik makamı boşa verilmez Bir abdes namaza kulluk edilmez Şahımerdan derler kolay görünmez Sorun beni şu sorgumu vereyim Hızır derler ben atına bineyim Dünya dolu boşa gamım nideyim Ulu mevlam pervanesi döneyim Şu cihanda ulu derler Ali’ye Gönül verdim Hacı Bektaş Veli’ye Oniki İmam yolu Haktır gidene Arşa dikmiş yeşil güneş direğe Hak dediler Muhammed’in nefesi Necefte ötüyo bülbül kafesi Pir dalında gördüm pirin heybesi Hüseyin’e vermiş postun hibesi Has bahçede çiçek kokusu kokar Kerbelada Fırat suları akar Od olmuş sinamı ataşı yakar Hüseyin davası Kerbela çıkar Nurdan bezetmişler kundağı belli Geziyor erenler adları veli Baharda akıyor bulanık seli Gördüm zemheride esiyor yeli Sana diyom, sana utanmaz kafir Savaşa katılmış Muhammed bedir Allah’ın yoluna giderim nedir Sırı sır oluyor hikmeti gelir Cumaya dizildi bir bir duranlar Kerbela adını anmaz yobazlar Kuşlar bile öter Ali’Ye çatlar Üç kulfu bir elham cennete zorlar Muhammed adını bilse diyemez Kırkların sohbetin kalbi veremez Don değişir Ali Arap göremez Fatıma Zöhre’den şefaat gelmez Üst üstte yapılır binası uzun Mim yazılır elde sohbeti hüzün Allah’ı bilmezsin karadır yüzün Bir engür şerbeti içilir üzüm Bildiren: PİR ZÖHRE ANA" Daha da ilginci, M. Kemal Atatürk de Ana’nın ağzından bildiriyor... "Muhammed dinin yapısı Açıldı okul kapısı Türklüktür onun yapısı Musa’dadır hak esası Kibirlenme yiğit yaşa Türk ordusu Kemal Pasa Albayrak göğsümde halâ Sağ kolumsun Zöhre Ana 29 Ekim günü Dünyaya duyurdum ünü Bozatlı Hızır düğümü Çözek bugün Zöhre Ana Atalar atası gider Analar anası döner Ermeniler bizi körler Dök dersimi Zöhre Ana İslam bayrağını çeken Gülbenk okur Ali Pirden Koç inen İsmail dedem Dökek kanı Zöhre Ana Harbiye Okulunu gezdim Düşmanlar gaddar sır gizledim Hacı Bektaş Pir özledim Postum sensin Zöhre Ana Çok yobaz var bilmez beni Celâl Abbas Ali demi Ehlibeyt Kırklar Cemi Yolum sensin Zöhre Ana Türklüğe şanım bıraktım Hani din bilmez yobazdım Şimdi senle mesaj saldım Bildir beni Zöhre Ana Mustafa Kemal geliyo Ankara’dan şan veriyo Kimbilirki kim ölüyo Ölmedim ben Zöhre Ana Kimi kibirlenir bilmez Kimi kin tutuyor sevmez Kafir olan Hakkı görmez Hak bizdedir Zöhre Ana Sümbül gibi çiçek açtım Çok sırrımı sende saçtım Derviş Zöhrem kucak açtım Atatürk mekanım sattım Dokuzu beş geçe göçem Ecel şerbetini içem Ahiret gömleğimi biçem Giydim Haktır Zöhre Ana Ali Rıza Bey babam ise O Zübeyde anam ise Al bayrağım kanım ise Koymam ahtını Zöhre Ana Kurtuluş savaşını yapan Atatürk’tür senin Atan Allahın arslanı çıkan O da Ali’dir Zöhre Ana Meclise açıldı Kemal masası Yobozlar okuyo şeytan duası O güzel atamın Rıza babası Zübeyde Hanımdır hatun anası Gökyüzünde uçar turna katarı Türkiye unutma güzel atanı Memleket kurtaran bunca vatanı Toprak kabul etmez diye çamur atanı Bütün dünya bilir Türk Ordusunu Egemenlik kurdum yurt ulusunu Dillerde söylenir Allah doğrusu Cihana getirdim barışı sulhu Mustafa Kemal’in gözleri derya Tüm insanlar doğdu Âdemden Havva İngiliz, Fransız, Yunanı kova Kocatepe’deyken kim darda kala Birlik meşalesini Peygamber yakan Hınzırlık yapmayın köpekler utan Zehirli yılandır Ermeni düşman Göstermez kanını ebedi saçan Atatürk dediler adıma benim İkrarımı verdim Ali’dir Pirim Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim Latince yazısını dilden dökerim İngiliz Yunan’a gebe kaldınız Türklüğün şanını siz mi aldınız Peygamber soyuna dava kıldınız Hu zikir çekerek insan mı oldunuz Peygamberi bilmez Allah’a hotlar Rus tohumu gelmiş Kemal’e çatlar İçi dışı pislik yobazlar patlar Toplanmış itlerde velilik satar Kurtuluş savaşını yapan canlara Al bayrak çekildi Kemal şanına Ermeni tohumu dolsun damlara Cumhuriyeti kurdum Türk Vatanına Erzurum, Sivas’a toplandı itler Padişah çekemedi köylüyü yeller Sultan Süleyman melhamla gezer Acıyan canları sabaha düzler Muhammed Mustafa dilleri demez Yeşil şifa köpeklerin elleri vermez Akıbeti mezar, yüzleri gülmez Kemal’in dilleri Zöhre Ana bitmez Söyle Zöhrem söyle sen söyle durma Dervişin kalemi nurundan yaza Kâhi atar kâhi yüzü kızara Mustafa Kemal’in özü Allah’a Alevi kökünü sen goyman Hoca İslamiyet partisini gel kurma boşa Müslümanlık göremem ben sende haşa Laikliği kuran Mustafa Kemal Paşa İşi gücü abdest suyunu söyler Fatıma Zöhre’nin soyunu körler Allah’ın aslanı Ali’yi irder İslamın şartı beştir diye kanunda gezer Fatıma Zöhre’nin babası kimdir Üseyin’i bilmez kâfir kinidir Yavaş yavaş Zöhrem sen bizi bildir Çekelim Al bayrağı yüzümüz güldür Meşale yanıyor Atam büstüne Bitlis, Mardin kuşandı İngiliz ile Türk ordusu savaş tutar kiminle Söz açak Zöhre Ana Aziz Nesin ile Her bir yandan Ermeniler kuşadan Bahane ederek Kemalist yıkan Her gün bir şehidimi toprağa satan Ordu başı yoktur paşalık yapan Selam sana Zöhrem Hacı yolladı Hatıra günlerimi halkım kutladı Yobazlar çekemez beni karardı Atatürk diyene karnı almadı İkinci sefere kardeşim Bektaş Kahraman Atayın gözleri ataş Hüseynin soyundan geldim Ali Rıza yavaş Bedriye Anamdı, Zübeyde savaş Hınız tepesinde çukur boydadır Mürşidim Ali’dir beni yolladır Mersin’den gemiler gece salanır Harput kalesine düşman saklanır Hızır’ın atını rüyamda gördüm Çabalar çavuşlar mermiyi verdim Gavurlar çekemez Türkleri böldüm Kara Fatma donum cihana geldim Fatma, Sapma, Kerem Alekberim ben Kimsemiz kalmadı carımız Yemen On Kasım yaparlar atama tören Askerler önünde geçiti gören Çanakkale içinde aynalı çarşı Askerimi düzdüm Yunan’a karşı Üseyin kafası mızrakta başı Deniz kenarında Mehdi duacı Babamın adına derler Atatürk Zöhrem senin şanın bizden de büyük Dağlarda gezerim yaralı geyik Anamın koynunda ciğerim ezik Cephane odamda silah doludur Veysel Karani’nin Hacı oğludur Patlıyor mermiler bacak koludur Yusuf’u Şah derler yatar Bolu’dur Bildiren: PİR ZÖHRE ANA" ZÖHRE ANA'YA GÖRE ALEVİLERİN "YAS-I MATEM GÜNLERİ" "18-19-20 Ocak :Hz.Ali’nin Yâs’ı Matemi 26-27-28 Şubat: Hızır Yâs’ı Matemi 1 – 2 – 3 Mart: Eba Müslüm 4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 Mart: Muharrem ayı. Hz.İmam Hüseyin’in Yâs’ı Matemi 16 Mart – 31 Mart: Aşure Çorbası Günleridir 15 Nisan: İsmail Peygamber’in Doğum Günüdür. Helva verilir. 10 Mayıs – 11 Mayıs: Hıdır – İlyas Yâs günüdür 15 Temmuz: ismail Peygamber’e kurban indiği gündür 10 Kasım: Atatürk’ün Yâs günüdür 15 Aralık – 16 Aralık: Hz.İmam Hasan’ın Yâs’ı Matemi" Konu Naki tarafindan (11-10-2011 Saat 22:00 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 9 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: | Amistofes (11-19-2011), ArdaBaran (11-16-2011), Baba İlyas (11-17-2011), Devrim06 (11-10-2011), h-alibaba (11-18-2011), Musali Sar (11-17-2011), ozan abbas (11-10-2011), seytan (11-10-2011), toprak_1903 (11-10-2011) |
|
|
#2 | |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Thanks: 7745
Thanked 12728 Times in 5992 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Nefesleri diye aktarılan mısralarda derinlik olmadığı, çok basit olduğunu söylemek zor değil. Atatürk'ün kendi ağzından söylemediği kelimeleri (en azından bilinen yok) onun ağzıyla söylemesi de ayrı bir durum.
Alinti:
Tüm bunlara rağmen bu adar saygı görmesi, inananın olması ve bunların artmasının nedeni tam bir araştırma gerektiyor. Mekanı her ne kadar varoş diye tabir edilen bir bölge olsa da inananları arasında maddi durumu çok iyi olanların olduğunu şahsen biliyorum. Hatta benimde tanıdığım bir tanesi "maddi durumum yerinde, üniversite mezunuyum, kerametlerini görmesem inanırmıyım" diye durumunu bir arkadaşıma izah etmiş. Her meslek grubundan insanlar var inananları arasında. Asker, polis, öğretmen, sanatçı... Sanatçı bir tanıdığım evliliğinde luşan olumsuzluğu "ana"dan izin almamasına bağlamakta. Bu anlatımlar say say bitmez. Ankara da oturan her Alevi bu tür örneklerle karşılaşıyordur sanırım. Alevilikte keramet sahibi olmakla pir-dede olmak tamamen birbiri iine girmiş hatta fazlasıyla aşılmış durumda. Temel olarak bilinen bir çok kural ihlal edilmiş durumda. Dedelerin soydan olma geleneği vb. Bu konu gene zöhre ana inanları , inanmayanları şeklinde tekrardan sayfalar dolusu yazılara dönmez umarım ![]()
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | Amistofes (11-19-2011), ArdaBaran (11-16-2011), Musali Sar (11-17-2011), Naki (11-10-2011), ozan abbas (11-10-2011) |
|
|
#3 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
|
|
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: | Amistofes (11-19-2011), Musali Sar (11-17-2011), ozan abbas (11-10-2011), seytan (11-10-2011), toprak_1903 (11-10-2011) |
|
|
#4 |
|
Bölüm Yöneticisi Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.711
Thanks: 2331
Thanked 3633 Times in 1425 Posts REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
tam anlamıyla rezillik perişanlık başka hiçbir şey denemez
''SÖZ KONUSU ALEVİLİKSE İSLAM TEFERRUATTIR.''
|
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to esonto58 For This Useful Post: |
|
|
#5 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
alevilik gercekten gün geçtikce gülünç duruma düşüyor.
alevileri üfürükçülere teslim edenler utansın. bir bakıyorsun aleviligin içinde aksiyon dergisi çirit atıyor bir bakıyorsun cem vakfı yazarı aliriza özkan çırıt atıyor. bir bakıyorsun. zöhre pirimiz anamız çırıt atıyor. bir günde bakki alevilikde lastik top atar. saygılar. Konu toprak_1903 tarafindan (11-10-2011 Saat 19:13 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to toprak_1903 For This Useful Post: | Amistofes (11-19-2011), Baba İlyas (11-17-2011), Naki (11-17-2011), ozan abbas (11-10-2011), seytan (11-10-2011) |
|
|
#6 |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Hastalara ‘şifa dağıtan’ Zöhre Ana CHP’de
09.11.2011 - 14:06 Zöhre Ana adıyla anılan ve şifa dağıttığını söyleyerek bunun üzerinden para kazanan ve hakkında çıkan haberlerin ardından 1 yıl hapis cezası alan Süheyla Gülen, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun taktığı rozetle CHP’ye üye oldu. “Zöhre Ana” ismiyle anılan Süheyla Gülen geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiği CHP Genel Merkezinde bizzat Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun taktığı rozetle partiye üye oldu. Zöhre Ana adıyla anılan Gülen, 1998 yılında dönemin Akşam gazetesi yazarı Rıza Zelyut’un haberleri sonucunda, ‘insanlara şifa dağıttığı söyleyerek bunun üzerinden rant elde etmesi’ nedeniyle 1 yıl hapis cezası almıştı. “Bir tür büyücülük faaliyeti yapıyordu” Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Güneş gazetesi yazarı Rıza Zelyut, “1998 sürecinde tarikatlara dönük yapılan operasyonlarda Alevilik inancı üzerinden insanları kandıran Süheyla Hanım’ı tespit etmiştik. Bunun üzerine Ankara’ya gittim ve Süheyla Hanım’ın bir tür büyücülük faaliyeti yaparak şifa dağıttığını ve bunun üzerinde rant elde ettiğini tespit edip haber yaptım. Daha sonra Süheyla Gülen bu konu üzerinden ceza aldı ve etkisi de kırıldı” diyen Zelyut, Süheyla Gülen’in CHP’ye üye olmasıyla ilgili ise CHP’nin bir kitle partisi olduğunu ve herkesin üye olabileceğini ancak yöneticilik gibi pozisyonlar alması durumunda konunun tartışılabileceğini dile getirdi. Aleviler yas orucu mu tutacak? Süheyla Gülen’in CHP’ye üye olmasının üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra Gülen’in Onursal Başkanı olduğu ‘Açık Kapı Derneği’ 10 Kasım’da Atatürk’ün ölümünün 73. Yılında yas orucu tutma kararı aldı. Konuyla ilgili kimi basın kuruluşlarında Aleviler Mustafa Kemal için yas orucu tutacak haberlerinin çıkması üzerine konuya tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Başkanı Ali Kenanoğlu soL’a yaptığı değerlendirmede, Alevilerin oruç günlerinin belli olduğunu söylerken, bir derneğin aldığı kararın bütün Alevilerin kararıymış gibi gösterilmesinin doğru olmadığını dile getirdi. Süheyla Gülen’in Alevi değerlerini kullanarak rant elde ettiğine dair haberlerin de çıktığını hatırlatan Kenanoğlu, Alevilerin genel anlamda yas orucu tutacağının doğru olmadığını da sözlerine ekledi. "Cumhuriyet 'değerleri' için üye olmuş" 10 Kasım’daki yas orucunun Atatürkçü değerler ve laiklik için yapıldığı belirtilirken laiklik için yas orucu tutulması ise son derece ilginç bir durum ortaya çıkaracak gibi görünüyor. Bunula birlikte yakın aile fertleriyle birlikte CHP’ye gelip üye olan “Zöhre Ana” Kılıçdaroğlu ile konuşmasında “Cumhuriyeti yaşatma noktasında emek vereceğiz. Bayramdan sonra partimize yoğun bir katılım gerçekleştireceğiz” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da ziyaretten ve CHP’ye katılım kararından memnun olduğunu belirterek, “Bu ülke hepimizin. Bütün yurttaşlarımızı ayrım gözetmeksizin kucaklamak görevimizdir. Türkiye için kaygı duyan, Cumhuriyetin değerleri, insanımızın mutluluğu ve özgürlüğü için hassasiyet gösteren her yurttaşımıza CHP’nin kapıları ardına kadar açıktır. Her bir yurttaşımızın mutluluğu bizim en temel arzumuzdur” dedi. (soL - Haber Merkezi) |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Katılımcısı
Üye No: 3927
Mesajlar: 131
Thanks: 537
Thanked 243 Times in 103 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 20
REP Seviyesi :
![]() |
Nefes yahut özlü sözler diye aktarılan söz dizeleri, tutarsız,bazen yaygın (yanlış)bilinenlerin tekrarı olan,saçma hatta absürt şeyler. Sanırım bilimsel(daha çok psikoloji,sosyal psikoloji ve benzeri alan uzmanlarının)değerlendirmye muhtaç...
|
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to akalem For This Useful Post: |
|
|
#8 |
|
Forum Katılımcısı
Üye No: 42
Mesajlar: 111
Thanks: 38
Thanked 187 Times in 59 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 14
REP Seviyesi :
![]() |
Gerçeği görmek, doğruyu öğrenmek, bilmek çaba ister sende Çaba içindesin Araştırmaya Devam et Naci dost.. Sende Sonunda Gerçeği Göreceksin.
|
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to Aliekber For This Useful Post: |
|
|
#9 |
|
Yeni Üye
Üye No: 48
Mesajlar: 34
Thanks: 14
Thanked 53 Times in 23 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi :
![]() |
Sn. Naki, nisbi olarak tarafsız sayılabilecek tesbitler yapmışsınız, şahsım adına kutlarım.
Düzey muhafaza edildiği sürece bütün eleştirilere açığız. Şükürler olsun bir açığımız yok, olsaydı sizden daha önce egemen sınıfın kurumsal akbabaları faaliyete geçerlerdi. Bizler yolumuza, tarihimize, pirlerimize, ecdadımıza şeksiz-gümansız bir şekilde bağlıyız. Gücümüzü tarihimizden; İmam Hüseyin'den alıyoruz. Davamız da O'nun davasıdır. Duruşumuz aynıdır, aynı kalacaktır. İnandıklarımızı söylemekten çekinmeyeceğiz, yılmayacağız. Gerçeklerin en nihayetinde anlaşılacağını biliyoruz, anlaşıldığını görüyoruz. Haklıyız, haklılığımızı savunuyoruz. Pir Zöhre Ana'nın Cumhuriyet Halk Partisine katılımı ülke tarihinde önemli bir gelişmedir. Bu gelişmelerin de yine mümkün olduğu kadar tarafsız ve sağduyu ile değerlendirilmesinde fayda vardır. Zöhre Ana'nın inançsal ve siyasal çizgisi 1982 yılında ne ise 2011 yılında da aynıdır. Gelinen noktada Cumhuriyet mevzusunda derin kaygılar ve yaşanması kuvvetle muhtemel çok olumsuz öngörüleri olan bir Pirin, kurucusu yine bir Pir olan Cumhuriyet Halk Partisine adım atması bu çerçevede değerlendirilmelidir. Pir Zöhre Ana nezlinde, kendisi her ne kadar bir Alevi Piri ise de "herkesin inancı kendine" bakışıyla bugüne kadar insanlar arasında asla ayrımcılık yapılmamıştır. Sünni olduğu için ayrımcılığa uğradığını söyleyebilecek hiçkimse çıkamaz. Beyitlerinde kullandığı "Türklük" kavramı Atatürk milliyetçiliğinin ötesinde bir mana taşımaz. İnsanı insan olduğu için seven ve insanlığına göre değerlendiren bir misyonun temsilcisidir. Siyasette de aynı çizgi ile -ki Pir Mustafa Kemal Atatürk'ün çizgisi ile aynıdır- devam edeceği bilinmelidir. Dikkatlice irdelenmesi gereken diğer bir konu da, Tarafsız(?) medyada konuların haber edilmesinde temel kriterin etnisite olduğudur. Bir taşla üç kuş vurulmak istenmektedir. Zöhre Ana, CHP ve alevilik... Bu ucuz emevi oyunlarına gelinmemesi, sağduyulu olunması şahsi temennimdir. Şu kadar ki, Pir Zöhre Ana Atatürk için yas-ı matem tutmaya 10 Kasım 2011'de karar vermemiştir. Pire gönül veren insanlar diğer Atatürkçülerden farklı olarak Atatürk'ü bir Pir kabul eder ve 1982 yılından itibaren her 10 Kasımı yas-ı matemle geçirir, imkanı olan Anıtkabiri ziyaret eder, Pirin de muhabbeti olur. Pir Zöhre Ana Hakkın ışığına vasıf olmuş bir kerametkanidir, bir gerçektir; Türkiye ve Dünya için bir realitedir, sadece gözlerini kapatanlar veya kafalarını kuma sokanlar göremezler. Bu bağlamda alevi-sünni bütün vatandaşlarımızı, belli bir amaca; egemen zihniyete hizmet eden; kasıtlı yanlış bilgilerle kamuoyu oluşturmaya çalışanlara itibar etmemelerini, Pir Zöhre Ana'yı bizzat görerek fikir sahibi olmalarını; yaşayan bir Piri tanıma onuruna nail olmalarını öneriyorum. Saygılar.... Konu T U N Ç tarafindan (11-17-2011 Saat 14:53 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to T U N Ç For This Useful Post: | Aliekber (11-17-2011), Amistofes (11-19-2011), jasmina_85 (11-17-2011), Musali Sar (11-17-2011), İdil (12-01-2011) |
|
|
#10 | ||||||
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Sizi tanımıyorum, Zöhre Ana inançsal yapılanması içinde hangi konumda olduğunuzu da bilmiyorum. Ancak O’nun adına açıklama yapma yetkisi olan biri edasıyla konuştuğunuz için ben de sizi bu gözle değerlendirerek, bazı soru ve eleştirilerimi yönelteceğim. Burada “yol” ifadesiyle Aleviliği, “tarihimiz, pirlerimiz, ecdadımız” ile de Aleviliğin tarihi, pirleri, büyüklerini kastettiğinizi anlıyorum. Siz bu değerlere bağlıysanız, Alevilik geleneğinde ocakzade-seyyid (dede soyundan) olmayan birinin posta oturamayacağını, “Pir” sıfatı taşıyamayacağını bilmeniz gerekir. . Sayın Zöhre Ana, “Pir” titrini taşıma yetkisini nereden almıştır, bu unvanı kendi kendisi için mi kullanıyor, yoksa bu takipçilerinin kendisine uygun gördüğü bir unvan mıdır? Alinti:
. Sizce Atatürk, inançsal bir önder ya da ulu, ruhani, ilahi bir kişi midir? . Aleviliğe ait bir terim olarak “Pir” adlandırmasını Atatürk için uygun görmenizin nedeni ve mesnedi nedir? . Alevi olmayan biri Alevi Piri olabilir mi? . Aleviliği benimsememiş, hatta yasaklamış biri Alevilerin Piri olabilir mi? 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan eden TBMM’nin çıkardığı ilk yasalardan biri 1924 tarihinde kabul edilen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teşkilat yasasıdır. Bu yasa ile Türkiye Cumhuriyeti, her ne kadar Anayasası’na daha sonra “laik” ifadesi yazılsa da “İtikatte Sünni-amelde Hanefi” bir yapı olarak inşa edildi ve hala da öyledir. Yani Atatürk’ün liderliğinde kurulan yeni devlet Sünni bir kimliktedir. Devletin Sünni kimliği 12 Eylül'le tahkim edilmiştir. Mevcut iktidar döneminde ise Sünnilik siyasi bir doktrin haline gelerek devlete tamamen egemen olmuştur. Atatürk’ün isteğiyle 1925’te çıkarılan bir başka kanunla (*)da tekke ve zaviyelerle birlikte cemevi merkezli Alevi erkanı da fiilen illegal sayılmış, “Dervişlik, dedelik, şeyhlik, seylidlik, babalık, çelebilik” gibi unvan ve titrler resmen yasaklanmış, bunların kullanılması cezai yaptırıma bağlanmıştır. Oysa Alevilik ocak sistemine dayanır. Ocaklar pirler ve talipler şeklinde iki kesimden oluşur. Her Alevinin bağlı olduğu bir ocağı bulunur. Alevi erkanı, Pirlerin yönetiminde taliplerinin katılımı, görgü-sorgu müessesesi temelinde devam eder. Alevilerin Pirleri, dedeleri olmazsa Alevilik de olmaz, Aleviliğin erkanı yürümez. Oysa Pirlerin bu titri taşıması, kanunen yasaktır. Ayrıca Pirlerin ocakzade olma şartını da tekrar hatırlatalım. Bütün bunlardan çıkan sonuca göre Atatürk Sünni bir devlet kurmuş, Aleviliği ise fiilen yasaklamıştır. Hal böyleyken, hilafet ve saltanatı kaldırdığı, eğitimi bilimsel temellere dayandırmak istediği, çağdaş uygarlığı hedef aldığı, bir aydınlanma hareketi başlattığı için bu yönleriyle sevip taktir ettiğimiz, ancak Aleviliği değil Sünniliği esas aldığı aşikar olan Atatürk için “Alevi Piri” sıfatını neye dayanarak uygun görüyorsunuz? Öte yandan Zöhre Ana'dan aktarılan dizelerde Ermeni, Yunan gibi milletler için bazı düşmanca, etnikçi, milliyetçi söylemin yer alması; gayrimüslim anlamında "gavur" ifadesinin geçmesi dikkat çekici. Bununla da kalmıyor binlerce masumun kırıldığı Dersim operasyonuna alkış tutuyor. "Dök Dersim'i..." diyor. Zöhre Ana, Alevi Dersimlilerin nereye dökülmesini istiyor, anlayamadım....Kendisi "Kan dökmek"ten dem vuruyor. Günümüzde bu tür söylem "nefret suçu" kapsamında değerlendiriliyor. "Muhammed dinin yapısı Açıldı okul kapısı Türklüktür onun yapısı Musa’dadır hak esası Kibirlenme yiğit yaşa Türk ordusu Kemal Pasa Albayrak göğsümde halâ Sağ kolumsun Zöhre Ana 29 Ekim günü Dünyaya duyurdum ünü Bozatlı Hızır düğümü Çözek bugün Zöhre Ana" Atalar atası gider Analar anası döner Ermeniler bizi körler Dök dersimi Zöhre Ana İslam bayrağını çeken Gülbenk okur Ali Pirden Koç inen İsmail dedem Dökek kanı Zöhre Ana..." . Bu dizeler Zöhre Ana'ya ilahi bir kaynaktan mı geliyor? . Bir çeşit vahiy(!) mi bunlar? Bu dizeler Zöhre Ana'nın "temsilcisi" olduğu Aleviliği mi yansıtıyor? . Siz hiç Yunus, Hatayi, Pir Sultan, Kul Himmet gibi Alevi aşıklarının dizelerini okumadınız mı, onlarla karşılaştırdığınızda yukarıdaki dizeleri nasıl değerlendirirsiniz? . Kendisi yukarıda etnik ayrımcılık içeren ifadeleri "72 millete bir nazarla bakan" Alevilik adına mı yoksa takipçisi olduğunu "Atatürk milliyetçiliği" adına mı kullanıyor? Alinti:
Alinti:
. Alevilik karşısındaki konumunu yukarıda anlatmaya çalıştığım Atatürk için ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’ı Aleviler için “yas-ı matem” (**) günü ilan etmek kimin yetkisindedir? . Kendisini Alevi piri olarak gören Zöhre Ana böyle bir karar aldığına göre bu gün bundan sonra Aleviler için bir yas günü haline mi gelmiştir? . Bu konuda Alevilerin kadim pir ve mürşit ocaklarının temsilcilerinin görüşü alınmış mıdır? Onlar bu konuda ne düşünürler? Alinti:
. Zöhre Ana, ne gibi kerametler göstermiştir? . Hakkın ışığına kavuştuğunu söylüyorsunuz. Kendisi gayb alemi ile nasıl bir ilişki içindedir, uhrevi alemden mesajlar mı almaktadır? Gözümüzü ve kulağımızı sonuna kadar açıyoruz, böyle bir şey varsa görmek isteriz. . Kendisi hastalara şifa mı dağıtmaktadır? . Bu gücünü hangi ilahi kaynaktan almakta? . Hastaları iyileştirdiği konusundaki iddialar doğru mudur? . Örneğin kendisine gelen felçli hastaların yüzde kaçı kalkıp yürümeye başlar? Tıpta “plasebo” diye bir terim olduğunu biliyor musunuz? . Zöhre Ana tarafından iyileştirileceğine inanarak gerekli tıbbi desteği almadığı için sağlık sorunları ilerleyen ve terk-i dünya etmek zorunda kalan kişiler için ne düşünürsünüz? Alinti:
Saygılar… (*)Tekke ve zaviyelerle türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklarla (türbede hizmet edenler) birtakım unvanların men ve ilgasına dair kanun: (No. 677, Tr: 13 Aralık 1925.) ”Madde l - Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle, gerek mülk olarak Şeyhinin tasarrufu altında, gerek diğer suretlerle tesis edilmiş bulunan bilumum tekkeler ve zaviyeler, sahiplerinin diğer şekilde temellük ve tasarruf haklan baki kalmak (yani başka maksatlar için kullanılmak) üzere kâmilen kapatılmışlardır. Bunlardan mevzu usulü dahilinde halen cami veya mescit olarak kullanılanlar ipka edilir. Bilûmum tarikatlarla, Şeyhlik, Dervişlik, Müritlik, Dedelik, Seyitlik, Çelebilik, Babalık, Emirlik, Naiplik, Halifelik, büyücülük, üfürükçülük, falcılık ve gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak maksadiyle nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle, bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iksâsı (elbise giyilmesi) memnudur(***). Türkiye Cumhuriyeti dahilinde Selâtine (Padişahlara, Sultanlara) ait, ve ya bir tarikata (dini tarikata) ve yahut cerri menfaata (Çıkarcılığa) müstenit olanlarla, bilûmum sair türbeler mesdut (kapatılmış) ve türbedarlıklar mülgadır. Kapatılmış olan tekke ve zaviyeleri veya türbeleri açanlar veya bunları yeniden ihdas edenler veya tarikat âyini icrasına mahsus olarak velev muvakkaten olsa bile yer verenler ve yukarıdaki unvanları taşıyanlar veya bunlara mahsus hizmetleri ifa veya kıyafeti iksâ edenler (elbise giyenler) üç aydan eksik olmamak üzere hapse ve elli liradan aşağı olmamak üzere para cezasına çarptırılırlar. Madde 2 - İşbu kanun neşri tarihinden muteberdir. Madde 3 - Bu kanunun icrasına Vekiller Heyeti memurdur.” (**) Yas ve matem sözcükleri eş anlamlı, dolayısıyla “yas-ı matem” dilsel açıdan bozuk bir ifadedir. (***) memnu= yasak. Konu Naki tarafindan (11-17-2011 Saat 16:24 ) değistirilmistir.. |
||||||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||