Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Alevilik Araştırmaları

Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 11-10-2011, 16:30   #1
Naki
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Naki - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi : Naki is an unknown quantity at this point
İletişim
Standart Kendi kaynaklarına göre "Zöhre Ana"cılık



Ankara, özellikle son 30 yılda ışığa koşan pervaneler gibi hızla kentlere göçen Alevi nüfusun yoğun biçimde yerleştiği yerlerin başında gelir...

Yüzlerce yıllık üretim biçimini, geleneğini, inançsal ritüellerini terk ederek Ankara varoşlarına doluşan bu halkın hayata tutunduğu bölgelerin başında Seyranbağları, Abidinpaşa, Kırkkonaklar, Mamak, Saimekadın gibi semtler gelir. Aleviliğin belkemiği niteliğindeki ocaklar, bu kentlere doluşma sürecinde büyük bir darbe aldı. Oysa, her biri dede soylular ve talipler seklinde iki kesimin bir bütünü oluşturduğu bir sosyal yapı olan bu ocaklar, Aleviliğin temel sosyal organizasyonunu oluşturuyordu. Yaşanan hızlı nüfus hareketleriyle pir-talip ilişkisi büyük ölçüde koptu, ocak sistemi fiilen işlevsiz kaldı. Alevilerin ocaklar temelindeki inançsal yaşamını, Sünni devlet kimliği ve kurumlarının egemen olduğu kentlerde sürdürmesi neredeyse olanaksızdı.

Kente doluşanların kentlileşebilmesi de pek kolay olmadı. Aradan 4-5 kuşak geçmesine rağmen bu süreç henüz tamamlanmadı.

Şehirlerin varoşlarına kümelenen göçgün Aleviler, tarihsel süreçte ekonomik bakımdan düştükleri "en zayıf halka" konumunu burada da sürdürmeye, istisnalar dışında en yoksul kesimlerin başında gelmeye devam ettiler. 1970 ve 1980'lerde kitle halinde inançlarını yok sayarak, siyasi kimliklerini ön plana çıkaran Alevi toplumu, "ideolojilerin ölümü" için milat kabul edilen 1990'lardan itibaren ise yeniden aslına rücu etmeye başladı.

Kısaca özetlemeye çalıştığım bu dev toplumsal dönüşüm sürecinde, birey olarak aynı serüveni yaşayanlardan biri var ki O'nun öyküsü oldukça değişik ve ilgi çekici... Eğitimsiz, yoksul, sıradan bir evkadını iken bir gün her nasılsa "erişen", bu yüzden "Pir", "Ana" diye anılmaya başlanan birisi...Kendisi yaklaşık 30 yıldır Alevilik adına hüküm veren, tarihi kimlikleri yeniden tanımlayan, önemli tarihi günleri kendince değiştiren, gaipten haber verdiğine inanılan, hasta, sakat, çaresiz, gariban, yoksulların medet umduğu, şifa bulmak için kapısına yüz sürdüğü, el etek öptüğü biri...

Milyonlarca insanın tanıdığı, binlerce kişinin niyaz ettiği bu kişi, Ankara'nın en geri mahallelerinden birinde son derece şaşalı, göz kamaştırıcı, lüks bina kompleksi, dini-sosyal tesisler inşa eden, koskoca bir sosyal yapıya-kesime hükmeden biri...

Bu kişi bir "Alevi Piri" kabul ediliyor, Alevilik adına kendisinden görüş alınıyor, medyada hakkında haberler yapılıyor, kitaplar yazılıyor.

Bu inançsal-sosyal yapıyı ortaya çıkaran bu kişinin bizzatihi kendisi mi, yoksa bu kişi, kendisinin de bir birey olarak içinde yar aldığı köksüz kalmış Alevi toplumunun ürettiği bir figür mü? Bu ortaya çıkan inançsal ekol için "Varoş Aleviliği" deyimi uygun mudur?

"Ana"nın imanlı ve sadık izleyicileri var. Güçlü bir kadro izlenimi veriyor. Bağlıları sosyal, kültürel faaliyetler çerçevesinde tanıtım işine de büyük önem veriyor. Bir de internet siteleri var ki, buradaki içerik, (deyim yerindeyse) "Zöhre Ana" öğretisinin niteliğini bir bakışta anlaşılacak biçimde ortaya koyuyor.

Kendi kaynaklarından yaptığımaşağıdaki alıntılarda, bu yapı kendini net olarak gösteriyor. Bunları olduğu gibi ve YORUMSUZ olarak aktarıyorum. İsteyenler internet sitelerinde daha ayrıntılı bilgiler de bulabilir. Özellikle "Ana"nın ağzından dökülen manzum sözlere (şiir?) bir göz atmak yeterlidir diye düşünüyorum.

Bu inançsal-sosyolojik olayı, forumlarda yıllardır durmadan Alevilik tartışan kişilerin dikkatine sunuyorum.


Zöhre Ana kimdir?

“Süheyla Gülen (Zöhre Ana), 15 Haziran 1957 yılında Yozgat merkeze bağlı Köçekkömü Köyünde dünyaya geldi. Baba adı İsmail, anne adı Yeter. 1974 yılında evlendi. Bu evlilikten Gazi ve Selver isminde iki çocuğu oldu. Herkes gibi normal bir yaşam sürerken 10 Kasım 1982 yılında, saat 05:30 civarında kendisine batın aleminden gelen bir evliya (Yusuf-u Ziya, bilinen adı Gül Baba) tarafından Zöhre Ana ismi bildirildi. Bu tarihten sonra Zöhre Ana olarak tanınan Süheyla Gülen, kendisine ziyarete gelen insanlara bilgi vermesinin yanısıra, şifa da vermeye başladı.

Bir evliya olarak inanılan Zöhre Ana, Alevi inancından gelmesine karşın, verdiği dini bilgiler bu günkü alevilerin inançlarıyla farklılık göstermekte, sünni inanışın bilgilerinide alt üst etmektedir. Bunlara bir örnek vermek gerekirse; Alevi inancında Hz Muhammed ile Hz Ali’nin müsahip (Yol kardeşliği. Sonradan olunmuş inanç kardeşi.) olduğu bilinir. Oysaki Zöhre Ana, “Hz Muhammed ve Hz Ali yol kardeşi değildir, onların dedeleri müsahip olmuştur”, der. Ayrıca tarihi kaynaklarda, amca çocuğu oldukları yazarken, Zöhre Ana, Hz Muhammed ve Hz Ali hala-dayı çocuklarıdır diye bilgi vermektedir. Alevilikte musahip kardeşlerin çocukları bile birbiri ile evlendirilmez günah kabul edilirken, Hz Muhammed’in musahip kardeşine kendi kızını vermiş olması mümkün görülmemektedir . Bir başka örnek ise hem alevi hem de sünni inancı ilgilendirmekte dir. Tarihlerin değiştirilmiş olduğu ve insanların asırlardır yanıltıldığıdır . Tarihte hiç bir olayın gününün değiştirilemiye ceğini savunan Zöhre Ana, Hicri takvime göre yapılan ibadet ya da benzeri eylemlerin gerçek tarihleri dışında yapılmakta olduğunu bildirmektedir. Mesela Kerbela’da, Halife Yezid’in emriyle başı kesilen Hz Muhammed’in torunu İmam Hüseyin için, Muharrem ayında tutulan yasın gerçek tarihinin, 4 Mart ve 15 Mart arasında tutulması gerektiğini, Hz Hüseyin’in 15 Mart’a kadar eziyet ve işkence gördüğünü ve 15 Mart günü ise başının ensesinden kesilerek şehit edildiğini ve kesik başının yerlerde tekmelendiğini söylemektedir. Bu ve daha pek çok konuda insanlara bilgi verirken, tıpta çaresi olan ya da olmayan bir çok hastalığa derman bulabilmek için insanlar Zöhre Ana’ya başvurmaktalar. Bu hastalıklar arasınsa, sara, sedef, kanser, sinir, felç, şeker, böbrek hastaları ile kısır teşhisi konmuş çiftlerin çocuk istekleri öne çıkıyor. Üniversite sınavlarına ya da iş sınavlarına gireceklerin kalemlerine el sürdürmelerini de unutmamak gerekiyor. Tüm bunların karşılığı olarak Zöhre Ana, gelen ziyaretçilerind en bir şey talep ediyor mu diye sorarsak, görünen açıkça şu dur; Hayır bu güne kadar hiç kimseden hiç bir şey almadığı bir gerçektir. Aldı ya da alıyor diyen insanlar yok mu? Evet tek tük te olsa bunlarlada karşılaşıyorsun uz. Ancak bunların gerçek dışı iddialar olduğu da çok geçmeden anlaşılıyor. Muska, tılsım, büyü, fal, gibi olaylara karşı olan Zöhre Ana, Musfa Kemal’in aslında Hacı Bektaşi Veli’nin bir yaşamı olduğunuda söylemekte. Zöhre Ana’nın bir de edebi yönü var ki, söylediği deyişlere yetişmek mümkün değil. Kesinlikle din, dil, ırk ayrımına karşı duran Zöhre Ana’nın kişiliği, dergah binasının duvarına asılı şu sözlerle daha iyi anlaşılacaktır”
Kaynak: [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]


"PİR DİLİNDEN” (özlü sözler)


Gönlüm Allah’ın kitabı, dilim Allah’ın kalemidir.”
“Evliyaların kendinden geçmeleri içkiyle değildir. Onlar aktardıkları hak nefesleriyle coşup, aşka gelerek, hak aşkıyla kendilerinden geçerler.”
“Bir damla kanım varsa O da Mustafa Kemal’ in yoluna feda olsun.”
“Bu kapı Muhammed- Ali, 12 İmam, Ehlibeyt yolunda; insanlık, sevgi, saygı, hoşgörü, doğruluk, dürüstlük içinde; Mustafa Kemal Atatürk’ün sancağı altında açılan bir kapıdır.”
“Kur-an İmanla Olur. İman Aşkla Olur. Aşk İnsanla Olur, İnsanı Sevmekle Olur.”
“Ali’siz yol yürünmez.”
“Bütün cihanı yaratan Allahtır. Kimse kimsenin ibadetine karışmamalı ve hoşgörü ile bakmalıdır.”
“Hak her zaman inananın ve çağıranın yanındadır.”
“Muhammed İlmin Kapısı, Ali Anahtarıdır.”
“Her Müslüman ülkede İslam var ama Ali ismi, Ali nefesi yoktur.”
Atatürk, Zöhre Ana’nın dilidir.”
Zöhre Ana ilmin deryasından gelmiş, şar kapısını açmış ve Hz.Ali’nin nefesini saçmıştır.”
“Bizim tuttuğumuz oruç değil, yastır.”
“Bu cinci, muskacı, falcı, üfürükçü, hacı hocaların gerçekten bir marifeti olsaydı; bugün dünyaya hakim olurlardı. Bu tür safsatalara inanmayınız.”
“Benim siyasetim insan sevgisidir.”
“Niyaz ettiğiniz post İmam Şah Üseyin’in makamını temsil eder.”
Namazınızı mutlaka kılın. Elinizden geldiğince, fırsat buldukça başınızı bir kerecik olsun hak için secdeye götürünüz.”
“Evliyalar geldikleri her dönemde Allah’ın bir vekili olarak gelmiştir.”
“İnancı diri tutan ibadettir. İbadetsiz insan olmaz.”
“İnsanları daima sevin, sayın ve daima yardımsever olun. Hakkınızı sonuna kadar arayın ancak kötülüğe kötülükle cevap vermeyin. Kötü insanlardan da kendinizi sakınıp uzak durmaya çalışın. Size kötülük etmek isteyenlere karşı da pirinize sığının.”
“Takkeden, tespihten, sarıktan, türbandan medet umulmaz.”
“Padişah kapısını kürk açar, hakikat kapısını post açar.”
“Evliyanın hizmeti haktır, duası haktır, pençesi haktır.”
“Evliyanın ışığı Allah’tan, kerameti Ali’dendir.”
“Yas aylarında düğün, bayram, eğlence yapılmaz.”

ZÖHRE ANA GELENEĞİNE GÖRE “ALEVİ SÖZLÜĞÜ”

Akibet :Ahiret (Öbür Dünyanın Varlığı)
Avaz : Dervişin huvan etmesi
Ayan Olmak :Geçmişi ve geleceği görmek
B
Batın : Allah Dünyası
Beş Esma : Hz. Muhammed Mustafa’nın aile efradı (Hz. Ali, Fatıma Zöhre, Adila Ana, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin’in var oluşu)
C
Car :Evliyanın imdada yetişmesi
Cemal :Yüz Güzelliği
Cem Evi :Kırkların ibadet ettiği mekân
Cılga :Tepelerden aşan yol
Cıplanmak :Hakikate üryan büryan olmak
Ç
Çeşmim : Özden ağlamak
D
Dan Yıldızı :Fatıma Zöhre’nin doğuşu
Dara Durmak :Hakikate Bağlanmak
Dem :Allah tarafından Evliyalara gelen söz ve nefes
Derviş :Evliyanın bir ismi
Destur Vermek :Evliyanın Himmeti
Don Değişmek :Evliyaların, her dervişin sıfatında konuşması
Duaz İmam :Allah tarafından inen beyitler
E
Ehlibeyt :Hz. Muhammed’in Soyunun Gelmesi
G
Gargar Yapmak :Hakikate karşı iyi konuşup, kötü konuşmayacağına söz verip, ağzını suyla temizlemek
Güfer :Can gözlerinin dökülmesi
Güman :İkilik
H
Hakikat Narı :Allah’ın kor ateşi
Haraba :İnsanın akıbetinin viran olması
Hendeki :Allah’ın her şeye kadir olması
I-İ
Ilgıt Ilgıt : Dervişlerin kan ve terinin akması
İkrar :Hakk’a söz vermek
İrşat :Allah’ın evliyaları göndererek kerametleri ile tanıtılması
K
Kâmil :Evliyanın mekânında ağırlığı
Katarlanmış :Gökte Turna,yerde Devenin dizilişi
Kayba Girmek :Evliyanın göç etmesi
Kelam :Allah sözünün konuşulması
Kemerbest :Muhammed-Ali’nin ibadet kuşağı
Keyfeni :Hak lokmasını pişiren kişi
Kıvrak :Murat almak (Hz. Fatıma’nın gelin olarak murad alması)
Kibpria :Beş Esma’nın bir ismi,Hz.Hüseyin’in balık ağında şehit düşmesi)
Kirid :Kin tutmak
Koylanı :Hak ateşine yanmak (Üzülmek)
Künye :İnsanın evveliyatını bildirmek
L
Lal Eylemek :Akibet zamanında dilin tutulması
Leflake Leflek :Allah’ın kendi varlığını bildirmesi
Libas : Dervişin şalı
Lokma :Hak için kurban kesmek ve hayır dağıtmak
Lutuf : Dervişten alınan dilek
M
Mağrup :Batın alemi
Maşrup :Zahir, yaşanan dünya
Maşuk :Evliyaların hocası
Mataf :Evliyanın gösterdiği kerametleri
Menzil :Hakikate ermek
Mest :Hakka bağlanıp, kendinden geçmek
Mim :Muhammed’in okuduğu Kur’an
Mürşit :Allah kapısını açan evliyanın bir ismi
N
Naçar :Ümidin kesilmesi
Necef Deryası :Umman, Allah’ın deryası
Nefes :Allah’tan gelen sözler
Nişan :Evliyaların birbirini tanıması
Niyaz :Hakk’a secdeye inmek
Ö
Öğcüdükçe :İçini kusmak
P
Palas :Turna kuşu yavrusunun tüylenmesi
Pençe :Evliyanın dokunması
Pir :Evliyanın bir ismi
Post :Evliyanın oturduğu makam
R
Rehber :Evliyanın ışık tutup yol göstermesi
S
Serçeşme :Abûkevser ırmağının başı
Seyid :Evliyaların Hz. Muhammed soyundan gelmesi
Ş
Şad :Murad alıp gülmek
Şavk :Allah nurunun yansıması
Şefaat :Evliyalardan murad almak
T
Teber :Evliyalardan darbe yemek
Tevhid :Kırklar ceminde diz üstünde yapılan ibadet
Tezdirmek :Evliyaların doğru sözlerinden insanların kaçınması
Tot :Köpeğin boğazına takılan tasma
U
Uğunmak :Evliyaların Hakk’a ağlaması
Umman :Evliyaların Hak sırrına ermesi
Uruf :İnsan bedeninin sahibi
Ü
Übrüdü :Korkmak
Ürümek :İnançsız insanların gerçekleri görmemesi
Üryan Büryan :Hakk’a her şeyi ile bağlanarak yanmak
Y
Yas-ı Matem :Hz. Muhammed ve soyunun çektiği acılara saygı duymak
Yadetmek :Emaneti yerine getirmek
* **
Hayrettin Baba, Eba Müslim, Didar Ana, Yusuf Şah, Seyit Ahmet, Şah Sultan, Mevlana (Celal Abbas) gibi adlardaki, çoğunun kimliği pek bilinmeyen ya da ben cahilin bilemediği bazı merhumların, Zöhre Ana’nın ağzından manzum olarak konuştuğu, Ana’nın bir çeşit vahy yöntemiyle bu kişilerden aldığı sözleri halka aktardığına inanılıyor.

Bir örnek:
HAYRETTİN Baba'dan

"Müslüman sayılır Allah bilmiyo
Yolunu yitirir nere gidiyo
Cümle mahlûk yaradana geliyo
Kuzusun yitiren koyun meliyo
Bir çiçek misali açıp solarsın
Görünmez köylere kendin yorarsın
Burada duymazsın birgün duyarsın
Sahipsiz kalırsın insan ararsın
Muhammed üstadım Pirim Ali’dir
Kırkların evinde cemde yeridir
İmam ikrar bir karar verilir
En sonunda cesat yere serilir
Götürür ahbabın sonunda seni
Akibet toprağı bedeni teni
Cehennem kapısı şeytanın yeri
Kullar azmış Zöhre haber ver Ali
Bu dünya fanidir insan göçüyo
Bile bile dervişlere ürüyo
Ömür bitmez gibi hele yürüyo
Kahkaha atarak niye gülüyo
Bilmez görmez bu alemde yaşayan
Dünya dolar taşar suları coşan
Kanatlar Ali’ye dervişler uçan
Her taraf bezenmiş kokuya saçan
Ahret gömleğini sırtına almış
Giden gelen var mı topraktan kalkmış
Mustafa tacını kimlerden takmış
Kara deve gelmiş kapıya ıkmış
Zahir batın okudanım Ali’dir
Her dervişin zaten adı delidir
Hem gezinir hem şalında velidir
Şahımerdan ismi billah Ali’dir
Sorgular sorular birbir divanda
İllâ Ali illâ Seyfe Merdan’da
Yeşil Zülfikarı gezer havada
Oniki imam soyu yazar burada
Cennet kapısında Fatıma Zöhre
Şefaat isterim ulaşsın bize
Mim yazar elleri şimdiden pire
Bu dünya sahibi göçüyo kime
Uzak mıdır Yemen gerçek er isen
Kırkların içinde Hakka var isen
Oniki İmam sultanına Pir isen
Ekilmiş ekeni mürşid veliysen
Kırmızı gül teni verir açıyo
Kokusu cennetten Pir’e saçıyo
Katar katar durna gökte uçuyo
İman ikrar bitmiş erden kaçıyo
İki elin almış yanına yatar
İşi gücü bitmiş yolunu tutar
Sanki bir ejderha Azrail yutar
Et kemik cesatta kaldırır atar
Onsekiz yaşını yel gibi geçer
Yirmisine gelmiş libasın seçer
Ahreti düşünmez gün biter göçer
Herkes ektiğini önünde biçer
Taput derler bunu kimler yapıyo
Evinden yerinden dışa atıyo
Kararmış ışığı nasıl yakıyo
Bir zaman inanmaz kafir atıyo
Cevheri satalım Zöhre Ana’dan
Dervişler ayrılmaz Hüsnü Rıza’dan
Kerbela sözleri döker Hüdadan
Sen seni bilmezsin bilir yaradan
Kara giymiş derviş hakka gezinir
Gece yatmaz gündüz kula ezilir
Kırkların darına duran dizilir
Hz. Hüseyin niye kesilir
Musalla taşına uzanır kalkmaz
Bir zaman gezinir dünyadan korkmaz
İyi kötü günler geçirir bıkmaz
Ahbap dostu yoktur yüzüne bakmaz
Yalan düzen durmaz dili dönüyo
Tatlıdır, naziktir canın veriyo
Nerede bu köyler herkes geliyo
İnanmaz Allah’a kafir ürüyo
Yaradan yücedir kimsin bilemez
Toprağa yatanlar geri gelemez
Ölüyor cesatın niye dirilmez
Azrail başında çöktü görünmez
Birer birer can cesetten çıkıyor
Ecel teri döker uruf bıkıyor
Dünya kadar malın olsa ıkıyor
Direnmiş bedenin kimler yıkıyor
Kimi suyun döker kimide kefin
Akibet mezardır bilirdir yerin
Bir zaman yapardın boşudu evin
Çağırsam duyar mı acaba Pirin
İmansız Kuransız birgün gelirsin
Hakikat hakkını Hakka verirsin
Domuz gibi cesat yere gerersin
Şu dünyada ölmez gibi gezersin
İçilmez suların zehire döndü
Komşu akrabalar bak seni gömdü
Mekke Kabe derler kıbleye yönü
Abdest namaz geze geze övündü
İbret irşat eder kullar sürünür
Dermansız dertlere düşen dövünür
Bir zamanlar kızım oğlum övünür
Yatar yere vallah toprak üğrünür
Şu dünyada üç beş arşın bezine
Eyvah çeken birgün vurun dizine
Sen inanman niye Zöhrem sözüne
Sonun gelmez dokunduysan gözüne
Zöhre Ana Zöhre Ana dillerde
İkrarı bütündür vermiş pirlere
Kimi kafir kimi körler nerede
Sultan Süleyman’a eren erlere
Kötü iyi demez bir bir gidiyo
Malı mülkü bitmiş kime veriyo
Hem gezinir hem oturur biliyo
Yoktur ibadeti şeytan gözlüyo
Allah yoktur diye isyan edenler
İbadet edemez yolsuz gezenler
Hergün bin adamı yolcu görenler
Boşunamı göçer bir bir gidenler
Kimi abdest kimi namaz övünür
Hakka yapmaz ibadeti görünür
Kıblem Muhammed’dir Kabem Ali’dir
Yeşil ırmak Abû Kevser gölüdür
Ben okurum benim Hocam Ali’dir
Bir ismi Zöhre Ana biri Velidir
Çok kafir var çamur atar peridir
Hacı Bektaş Veli kırklar cemidir
Ay güneş içinde nuru görene
Bezenmiş şallara Hakka gezene
Kıyamet ahiri pire gidene
Varolsun cihna böyle gelene
İbadet yapalım Allah yoluna
İman eyle Oniki imam soyuna
Birgün yola düşen pişman sonunda
Yakasız gömleği dakan dalına
Taş dikilmiş mezarının üstüne
Kuşlar konmuş öter Allah ses vere
Bu dünyada insan dolar körğine
Göremez gözleri ahret nerede
Nice insan yatmış sesi gelmiyo
Uğradım mezara selam vermiyo
Çağır bağır boşa geri dönmüyo
Bile bile münkir Hakkı körlüyo
Kaynamış bedeni aşk ateşine
Kimi mahluk düşmüş dünya işine
Bu dünya boşuna güvenme gine
Akibet zamanı koyarlar yere
Gündüzü bilinmez gecesi bitmez
Vade yetmeyince eceli yetmez
Tohumu ekmezse tarlası bitmez
Bülbüller yerinde kargalar ötmez
Hüdaiyim bilinmez Musa’dır adım
Kırkların içinde varıdı tadım
Yobazlar daşladı bi zaman yadım
Sen bildir Zöhre Ana haberim saldım
Muhammed Ali’nin var oldu yolu
İmam Hüseyin’e bağlıdır kolu
İt ürür kervana köpeğin sonu
Kerbela şehidi imamlar oğlu
Cebrail’e Mekail’i bildiren
Dört kitabı gökyüzünden indiren
Hasan ile Hüseyin’i sildiren
Akibette Zöhrem bizi güldüren
Durnalarım gelir senle ötüşür
Düşmanlarda daha bekler pekişir
Düğün aşı gibi çorba pişirir
Darda koymaz birgün Hızır yetişir
Dağlar duman oldu tepesi yüce
Dervişler kelamı okuyor hece
Karadır yazısı hocalar nere
Ak kalem nurdandır İmam Ali’de
Karadan okumuş bilemez ağı
Ahraz dillenmiyor Allah’tır varı
Her kul göçer ama boşadır salı
Muhammed Ali’dir sırları arı
Hüdai’yem ben Zöhrem’e kavuşam
Aşikere ummanlarda konuşam
Cümle alem diller Hakta dolaşam
Bozatlı Hızıra hümmet ulaşam
Büyümüş bedeni bilemez kendi
Yedi yaşlı oğlan devidi bendi
Şimdide Zöhre Ana dillenir dili
Ummanlara dalar yatar bedeni
Derya Umman dalar yatar bilinmez
Dervişlik makamı boşa verilmez
Bir abdes namaza kulluk edilmez
Şahımerdan derler kolay görünmez
Sorun beni şu sorgumu vereyim
Hızır derler ben atına bineyim
Dünya dolu boşa gamım nideyim
Ulu mevlam pervanesi döneyim
Şu cihanda ulu derler Ali’ye
Gönül verdim Hacı Bektaş Veli’ye
Oniki İmam yolu Haktır gidene
Arşa dikmiş yeşil güneş direğe
Hak dediler Muhammed’in nefesi
Necefte ötüyo bülbül kafesi
Pir dalında gördüm pirin heybesi
Hüseyin’e vermiş postun hibesi
Has bahçede çiçek kokusu kokar
Kerbelada Fırat suları akar
Od olmuş sinamı ataşı yakar
Hüseyin davası Kerbela çıkar
Nurdan bezetmişler kundağı belli
Geziyor erenler adları veli
Baharda akıyor bulanık seli
Gördüm zemheride esiyor yeli
Sana diyom, sana utanmaz kafir
Savaşa katılmış Muhammed bedir
Allah’ın yoluna giderim nedir
Sırı sır oluyor hikmeti gelir
Cumaya dizildi bir bir duranlar
Kerbela adını anmaz yobazlar
Kuşlar bile öter Ali’Ye çatlar
Üç kulfu bir elham cennete zorlar
Muhammed adını bilse diyemez
Kırkların sohbetin kalbi veremez
Don değişir Ali Arap göremez
Fatıma Zöhre’den şefaat gelmez
Üst üstte yapılır binası uzun
Mim yazılır elde sohbeti hüzün
Allah’ı bilmezsin karadır yüzün
Bir engür şerbeti içilir üzüm
Bildiren: PİR ZÖHRE ANA"

Daha da ilginci, M. Kemal Atatürk de Ana’nın ağzından bildiriyor...

"Muhammed dinin yapısı
Açıldı okul kapısı
Türklüktür onun yapısı
Musa’dadır hak esası
Kibirlenme yiğit yaşa
Türk ordusu Kemal Pasa
Albayrak göğsümde halâ
Sağ kolumsun Zöhre Ana
29 Ekim günü
Dünyaya duyurdum ünü
Bozatlı Hızır düğümü
Çözek bugün Zöhre Ana
Atalar atası gider
Analar anası döner
Ermeniler bizi körler
Dök dersimi Zöhre Ana

İslam bayrağını çeken
Gülbenk okur Ali Pirden
Koç inen İsmail dedem
Dökek kanı Zöhre Ana
Harbiye Okulunu gezdim
Düşmanlar gaddar sır gizledim
Hacı Bektaş Pir özledim
Postum sensin Zöhre Ana
Çok yobaz var bilmez beni
Celâl Abbas Ali demi
Ehlibeyt Kırklar Cemi
Yolum sensin Zöhre Ana
Türklüğe şanım bıraktım
Hani din bilmez yobazdım
Şimdi senle mesaj saldım
Bildir beni Zöhre Ana
Mustafa Kemal geliyo
Ankara’dan şan veriyo
Kimbilirki kim ölüyo
Ölmedim ben Zöhre Ana
Kimi kibirlenir bilmez
Kimi kin tutuyor sevmez
Kafir olan Hakkı görmez
Hak bizdedir Zöhre Ana
Sümbül gibi çiçek açtım
Çok sırrımı sende saçtım
Derviş Zöhrem kucak açtım
Atatürk mekanım sattım
Dokuzu beş geçe göçem
Ecel şerbetini içem
Ahiret gömleğimi biçem
Giydim Haktır Zöhre Ana
Ali Rıza Bey babam ise
O Zübeyde anam ise
Al bayrağım kanım ise
Koymam ahtını Zöhre Ana
Kurtuluş savaşını yapan
Atatürk’tür senin Atan
Allahın arslanı çıkan
O da Ali’dir Zöhre Ana
Meclise açıldı Kemal masası
Yobozlar okuyo şeytan duası
O güzel atamın Rıza babası
Zübeyde Hanımdır hatun anası
Gökyüzünde uçar turna katarı
Türkiye unutma güzel atanı
Memleket kurtaran bunca vatanı
Toprak kabul etmez diye çamur atanı
Bütün dünya bilir Türk Ordusunu
Egemenlik kurdum yurt ulusunu
Dillerde söylenir Allah doğrusu
Cihana getirdim barışı sulhu
Mustafa Kemal’in gözleri derya
Tüm insanlar doğdu Âdemden Havva
İngiliz, Fransız, Yunanı kova
Kocatepe’deyken kim darda kala
Birlik meşalesini Peygamber yakan
Hınzırlık yapmayın köpekler utan
Zehirli yılandır Ermeni düşman
Göstermez kanını ebedi saçan
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim
İngiliz Yunan’a gebe kaldınız
Türklüğün şanını siz mi aldınız
Peygamber soyuna dava kıldınız
Hu zikir çekerek insan mı oldunuz
Peygamberi bilmez Allah’a hotlar
Rus tohumu gelmiş Kemal’e çatlar
İçi dışı pislik yobazlar patlar
Toplanmış itlerde velilik satar
Kurtuluş savaşını yapan canlara
Al bayrak çekildi Kemal şanına
Ermeni tohumu dolsun damlara
Cumhuriyeti kurdum Türk Vatanına
Erzurum, Sivas’a toplandı itler
Padişah çekemedi köylüyü yeller
Sultan Süleyman melhamla gezer
Acıyan canları sabaha düzler
Muhammed Mustafa dilleri demez
Yeşil şifa köpeklerin elleri vermez
Akıbeti mezar, yüzleri gülmez
Kemal’in dilleri Zöhre Ana bitmez
Söyle Zöhrem söyle sen söyle durma
Dervişin kalemi nurundan yaza
Kâhi atar kâhi yüzü kızara
Mustafa Kemal’in özü Allah’a
Alevi kökünü sen goyman Hoca
İslamiyet partisini gel kurma boşa
Müslümanlık göremem ben sende haşa
Laikliği kuran Mustafa Kemal Paşa
İşi gücü abdest suyunu söyler
Fatıma Zöhre’nin soyunu körler
Allah’ın aslanı Ali’yi irder
İslamın şartı beştir diye kanunda gezer
Fatıma Zöhre’nin babası kimdir
Üseyin’i bilmez kâfir kinidir
Yavaş yavaş Zöhrem sen bizi bildir
Çekelim Al bayrağı yüzümüz güldür
Meşale yanıyor Atam büstüne
Bitlis, Mardin kuşandı İngiliz ile
Türk ordusu savaş tutar kiminle
Söz açak Zöhre Ana Aziz Nesin ile
Her bir yandan Ermeniler kuşadan

Bahane ederek Kemalist yıkan
Her gün bir şehidimi toprağa satan
Ordu başı yoktur paşalık yapan
Selam sana Zöhrem Hacı yolladı
Hatıra günlerimi halkım kutladı
Yobazlar çekemez beni karardı
Atatürk diyene karnı almadı
İkinci sefere kardeşim Bektaş
Kahraman Atayın gözleri ataş
Hüseynin soyundan geldim Ali Rıza yavaş
Bedriye Anamdı, Zübeyde savaş
Hınız tepesinde çukur boydadır
Mürşidim Ali’dir beni yolladır
Mersin’den gemiler gece salanır
Harput kalesine düşman saklanır
Hızır’ın atını rüyamda gördüm
Çabalar çavuşlar mermiyi verdim
Gavurlar çekemez Türkleri böldüm
Kara Fatma donum cihana geldim
Fatma, Sapma, Kerem Alekberim ben
Kimsemiz kalmadı carımız Yemen
On Kasım yaparlar atama tören
Askerler önünde geçiti gören
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı
Babamın adına derler Atatürk
Zöhrem senin şanın bizden de büyük
Dağlarda gezerim yaralı geyik
Anamın koynunda ciğerim ezik
Cephane odamda silah doludur
Veysel Karani’nin Hacı oğludur
Patlıyor mermiler bacak koludur
Yusuf’u Şah derler yatar Bolu’dur
Bildiren: PİR ZÖHRE ANA"


ZÖHRE ANA'YA GÖRE ALEVİLERİN "YAS-I MATEM GÜNLERİ"

"18-19-20 Ocak :Hz.Ali’nin Yâs’ı Matemi
26-27-28 Şubat: Hızır Yâs’ı Matemi
1 – 2 – 3 Mart: Eba Müslüm
4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 Mart: Muharrem ayı. Hz.İmam Hüseyin’in Yâs’ı Matemi
16 Mart – 31 Mart: Aşure Çorbası Günleridir
15 Nisan: İsmail Peygamber’in Doğum Günüdür. Helva verilir.
10 Mayıs – 11 Mayıs: Hıdır – İlyas Yâs günüdür
15 Temmuz: ismail Peygamber’e kurban indiği gündür
10 Kasım: Atatürk’ün Yâs günüdür
15 Aralık – 16 Aralık: Hz.İmam Hasan’ın Yâs’ı Matemi"

Konu Naki tarafindan (11-10-2011 Saat 22:00 ) değistirilmistir..
Naki isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 9 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post:
Amistofes (11-19-2011), ArdaBaran (11-16-2011), Baba İlyas (11-17-2011), Devrim06 (11-10-2011), h-alibaba (11-18-2011), Musali Sar (11-17-2011), ozan abbas (11-10-2011), seytan (11-10-2011), toprak_1903 (11-10-2011)

Alt 11-10-2011, 17:06   #2
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7745
Thanked 12728 Times in 5992 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

Nefesleri diye aktarılan mısralarda derinlik olmadığı, çok basit olduğunu söylemek zor değil. Atatürk'ün kendi ağzından söylemediği kelimeleri (en azından bilinen yok) onun ağzıyla söylemesi de ayrı bir durum.
Alinti:
Kesinlikle din, dil, ırk ayrımına karşı duran Zöhre Ana’nın
Bu söyleme karşın senin bold yapmadığın türlük vurguları dersime çökme vb. mısralar ise cabası. Bu ne lahana bu ne perhiz dedirtiyor. Türkler içinde ayrım yapmıypr demek daha doğru sanırım.
Tüm bunlara rağmen bu adar saygı görmesi, inananın olması ve bunların artmasının nedeni tam bir araştırma gerektiyor. Mekanı her ne kadar varoş diye tabir edilen bir bölge olsa da inananları arasında maddi durumu çok iyi olanların olduğunu şahsen biliyorum. Hatta benimde tanıdığım bir tanesi "maddi durumum yerinde, üniversite mezunuyum, kerametlerini görmesem inanırmıyım" diye durumunu bir arkadaşıma izah etmiş. Her meslek grubundan insanlar var inananları arasında. Asker, polis, öğretmen, sanatçı...
Sanatçı bir tanıdığım evliliğinde luşan olumsuzluğu "ana"dan izin almamasına bağlamakta. Bu anlatımlar say say bitmez. Ankara da oturan her Alevi bu tür örneklerle karşılaşıyordur sanırım.
Alevilikte keramet sahibi olmakla pir-dede olmak tamamen birbiri iine girmiş hatta fazlasıyla aşılmış durumda. Temel olarak bilinen bir çok kural ihlal edilmiş durumda. Dedelerin soydan olma geleneği vb.

Bu konu gene zöhre ana inanları , inanmayanları şeklinde tekrardan sayfalar dolusu yazılara dönmez umarım


Hakk'ı görmek diler isen

Suret-i insana bak

Arayıp gezme bu halkı

Cismin içre câna bak.


Noksani Baba
Devrim06 isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
Amistofes (11-19-2011), ArdaBaran (11-16-2011), Musali Sar (11-17-2011), Naki (11-10-2011), ozan abbas (11-10-2011)
Alt 11-10-2011, 17:10   #3
Naki
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Naki - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi : Naki is an unknown quantity at this point
İletişim
Standart

Alinti:
Devrim06 Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Nefesleri diye aktarılan mısralarda derinlik olmadığı, çok basit olduğunu söylemek zor değil. Atatürk'ün kendi ağzından söylemediği kelimeleri (en azından bilinen yok) onun ağzıyla söylemesi de ayrı bir durum.

Bu söyleme karşın senin bold yapmadığın türlük vurguları dersime çökme vb. mısralar ise cabası. Bu ne lahana bu ne perhiz dedirtiyor. Türkler içinde ayrım yapmıypr demek daha doğru sanırım.
Tüm bunlara rağmen bu adar saygı görmesi, inananın olması ve bunların artmasının nedeni tam bir araştırma gerektiyor. Mekanı her ne kadar varoş diye tabir edilen bir bölge olsa da inananları arasında maddi durumu çok iyi olanların olduğunu şahsen biliyorum. Hatta benimde tanıdığım bir tanesi "maddi durumum yerinde, üniversite mezunuyum, kerametlerini görmesem inanırmıyım" diye durumunu bir arkadaşıma izah etmiş. Her meslek grubundan insanlar var inananları arasında. Asker, polis, öğretmen, sanatçı...
Sanatçı bir tanıdığım evliliğinde luşan olumsuzluğu "ana"dan izin almamasına bağlamakta. Bu anlatımlar say say bitmez. Ankara da oturan her Alevi bu tür örneklerle karşılaşıyordur sanırım.
Alevilikte keramet sahibi olmakla pir-dede olmak tamamen birbiri iine girmiş hatta fazlasıyla aşılmış durumda. Temel olarak bilinen bir çok kural ihlal edilmiş durumda. Dedelerin soydan olma geleneği vb.

Bu konu gene zöhre ana inanları , inanmayanları şeklinde tekrardan sayfalar dolusu yazılara dönmez umarım
Çok haklısın, tam bir "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" misali... Görebildiklerimi bold yapmaya çalıştım. İfadeler ve şiirlerdeki düzey, içerik ve çelişkiler ortada.
Naki isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post:
Amistofes (11-19-2011), Musali Sar (11-17-2011), ozan abbas (11-10-2011), seytan (11-10-2011), toprak_1903 (11-10-2011)
Alt 11-10-2011, 17:30   #4
esonto58
Bölüm Yöneticisi
Kullanıcı Profili
 
esonto58 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.711
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2331
Thanked 3633 Times in 1425 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi : esonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to allesonto58 is a name known to all
İletişim
Standart

tam anlamıyla rezillik perişanlık başka hiçbir şey denemez


''SÖZ KONUSU ALEVİLİKSE İSLAM TEFERRUATTIR.''
esonto58 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to esonto58 For This Useful Post:
Amistofes (11-19-2011), Çopur (11-12-2011), Devrim06 (11-10-2011), ozan abbas (11-10-2011)
Alt 11-10-2011, 19:02   #5
toprak_1903
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi : toprak_1903 can only hope to improve
İletişim
Standart

alevilik gercekten gün geçtikce gülünç duruma düşüyor.
alevileri üfürükçülere teslim edenler utansın.

bir bakıyorsun aleviligin içinde aksiyon dergisi çirit atıyor

bir bakıyorsun cem vakfı yazarı aliriza özkan çırıt atıyor.
bir bakıyorsun. zöhre pirimiz anamız çırıt atıyor.

bir günde bakki alevilikde lastik top atar.

saygılar.

Konu toprak_1903 tarafindan (11-10-2011 Saat 19:13 ) değistirilmistir..
toprak_1903 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to toprak_1903 For This Useful Post:
Amistofes (11-19-2011), Baba İlyas (11-17-2011), Naki (11-17-2011), ozan abbas (11-10-2011), seytan (11-10-2011)
Alt 11-11-2011, 13:54   #6
Naki
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Naki - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi : Naki is an unknown quantity at this point
İletişim
Standart

Hastalara ‘şifa dağıtan’ Zöhre Ana CHP’de



09.11.2011 - 14:06


Zöhre Ana adıyla anılan ve şifa dağıttığını söyleyerek bunun üzerinden para kazanan ve hakkında çıkan haberlerin ardından 1 yıl hapis cezası alan Süheyla Gülen, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun taktığı rozetle CHP’ye üye oldu.

“Zöhre Ana” ismiyle anılan Süheyla Gülen geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiği CHP Genel Merkezinde bizzat Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun taktığı rozetle partiye üye oldu. Zöhre Ana adıyla anılan Gülen, 1998 yılında dönemin Akşam gazetesi yazarı Rıza Zelyut’un haberleri sonucunda, ‘insanlara şifa dağıttığı söyleyerek bunun üzerinden rant elde etmesi’ nedeniyle 1 yıl hapis cezası almıştı.

“Bir tür büyücülük faaliyeti yapıyordu”
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Güneş gazetesi yazarı Rıza Zelyut, “1998 sürecinde tarikatlara dönük yapılan operasyonlarda Alevilik inancı üzerinden insanları kandıran Süheyla Hanım’ı tespit etmiştik. Bunun üzerine Ankara’ya gittim ve Süheyla Hanım’ın bir tür büyücülük faaliyeti yaparak şifa dağıttığını ve bunun üzerinde rant elde ettiğini tespit edip haber yaptım. Daha sonra Süheyla Gülen bu konu üzerinden ceza aldı ve etkisi de kırıldı” diyen Zelyut, Süheyla Gülen’in CHP’ye üye olmasıyla ilgili ise CHP’nin bir kitle partisi olduğunu ve herkesin üye olabileceğini ancak yöneticilik gibi pozisyonlar alması durumunda konunun tartışılabileceğini dile getirdi.



Aleviler yas orucu mu tutacak?
Süheyla Gülen’in CHP’ye üye olmasının üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra Gülen’in Onursal Başkanı olduğu ‘Açık Kapı Derneği’ 10 Kasım’da Atatürk’ün ölümünün 73. Yılında yas orucu tutma kararı aldı. Konuyla ilgili kimi basın kuruluşlarında Aleviler Mustafa Kemal için yas orucu tutacak haberlerinin çıkması üzerine konuya tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Başkanı Ali Kenanoğlu soL’a yaptığı değerlendirmede, Alevilerin oruç günlerinin belli olduğunu söylerken, bir derneğin aldığı kararın bütün Alevilerin kararıymış gibi gösterilmesinin doğru olmadığını dile getirdi. Süheyla Gülen’in Alevi değerlerini kullanarak rant elde ettiğine dair haberlerin de çıktığını hatırlatan Kenanoğlu, Alevilerin genel anlamda yas orucu tutacağının doğru olmadığını da sözlerine ekledi.

"Cumhuriyet 'değerleri' için üye olmuş"
10 Kasım’daki yas orucunun Atatürkçü değerler ve laiklik için yapıldığı belirtilirken laiklik için yas orucu tutulması ise son derece ilginç bir durum ortaya çıkaracak gibi görünüyor. Bunula birlikte yakın aile fertleriyle birlikte CHP’ye gelip üye olan “Zöhre Ana” Kılıçdaroğlu ile konuşmasında “Cumhuriyeti yaşatma noktasında emek vereceğiz. Bayramdan sonra partimize yoğun bir katılım gerçekleştireceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da ziyaretten ve CHP’ye katılım kararından memnun olduğunu belirterek, “Bu ülke hepimizin. Bütün yurttaşlarımızı ayrım gözetmeksizin kucaklamak görevimizdir. Türkiye için kaygı duyan, Cumhuriyetin değerleri, insanımızın mutluluğu ve özgürlüğü için hassasiyet gösteren her yurttaşımıza CHP’nin kapıları ardına kadar açıktır. Her bir yurttaşımızın mutluluğu bizim en temel arzumuzdur” dedi.

(soL - Haber Merkezi)
Naki isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post:
Amistofes (11-19-2011), h-alibaba (11-18-2011), seytan (11-17-2011)
Alt 11-11-2011, 15:56   #7
akalem
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3927
Mesajlar: 131
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 537
Thanked 243 Times in 103 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 20
REP Seviyesi : akalem is on a distinguished road
İletişim
Standart

Nefes yahut özlü sözler diye aktarılan söz dizeleri, tutarsız,bazen yaygın (yanlış)bilinenlerin tekrarı olan,saçma hatta absürt şeyler. Sanırım bilimsel(daha çok psikoloji,sosyal psikoloji ve benzeri alan uzmanlarının)değerlendirmye muhtaç...
akalem isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to akalem For This Useful Post:
Amistofes (11-19-2011), Musali Sar (11-17-2011), Naki (11-17-2011), seytan (11-17-2011)
Alt 11-16-2011, 22:29   #8
Aliekber
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 42
Mesajlar: 111
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 38
Thanked 187 Times in 59 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 14
REP Seviyesi : Aliekber is on a distinguished road
İletişim
Standart

Gerçeği görmek, doğruyu öğrenmek, bilmek çaba ister sende Çaba içindesin Araştırmaya Devam et Naci dost.. Sende Sonunda Gerçeği Göreceksin.
Aliekber isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Aliekber For This Useful Post:
Musali Sar (11-17-2011), Naki (11-17-2011), T U N Ç (11-17-2011), İdil (12-01-2011)
Alt 11-17-2011, 13:32   #9
T U N Ç
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 48
Mesajlar: 34
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 14
Thanked 53 Times in 23 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : T U N Ç is on a distinguished road
İletişim
Standart

Sn. Naki, nisbi olarak tarafsız sayılabilecek tesbitler yapmışsınız, şahsım adına kutlarım.

Düzey muhafaza edildiği sürece bütün eleştirilere açığız. Şükürler olsun bir açığımız yok, olsaydı sizden daha önce egemen sınıfın kurumsal akbabaları faaliyete geçerlerdi.

Bizler yolumuza, tarihimize, pirlerimize, ecdadımıza şeksiz-gümansız bir şekilde bağlıyız. Gücümüzü tarihimizden; İmam Hüseyin'den alıyoruz. Davamız da O'nun davasıdır. Duruşumuz aynıdır, aynı kalacaktır. İnandıklarımızı söylemekten çekinmeyeceğiz, yılmayacağız. Gerçeklerin en nihayetinde anlaşılacağını biliyoruz, anlaşıldığını görüyoruz. Haklıyız, haklılığımızı savunuyoruz.

Pir Zöhre Ana'nın Cumhuriyet Halk Partisine katılımı ülke tarihinde önemli bir gelişmedir. Bu gelişmelerin de yine mümkün olduğu kadar tarafsız ve sağduyu ile değerlendirilmesinde fayda vardır. Zöhre Ana'nın inançsal ve siyasal çizgisi 1982 yılında ne ise 2011 yılında da aynıdır. Gelinen noktada Cumhuriyet mevzusunda derin kaygılar ve yaşanması kuvvetle muhtemel çok olumsuz öngörüleri olan bir Pirin, kurucusu yine bir Pir olan Cumhuriyet Halk Partisine adım atması bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Pir Zöhre Ana nezlinde, kendisi her ne kadar bir Alevi Piri ise de "herkesin inancı kendine" bakışıyla bugüne kadar insanlar arasında asla ayrımcılık yapılmamıştır. Sünni olduğu için ayrımcılığa uğradığını söyleyebilecek hiçkimse çıkamaz.

Beyitlerinde kullandığı "Türklük" kavramı Atatürk milliyetçiliğinin ötesinde bir mana taşımaz. İnsanı insan olduğu için seven ve insanlığına göre değerlendiren bir misyonun temsilcisidir.

Siyasette de aynı çizgi ile -ki Pir Mustafa Kemal Atatürk'ün çizgisi ile aynıdır- devam edeceği bilinmelidir.

Dikkatlice irdelenmesi gereken diğer bir konu da, Tarafsız(?) medyada konuların haber edilmesinde temel kriterin etnisite olduğudur. Bir taşla üç kuş vurulmak istenmektedir. Zöhre Ana, CHP ve alevilik... Bu ucuz emevi oyunlarına gelinmemesi, sağduyulu olunması şahsi temennimdir.

Şu kadar ki, Pir Zöhre Ana Atatürk için yas-ı matem tutmaya 10 Kasım 2011'de karar vermemiştir. Pire gönül veren insanlar diğer Atatürkçülerden farklı olarak Atatürk'ü bir Pir kabul eder ve 1982 yılından itibaren her 10 Kasımı yas-ı matemle geçirir, imkanı olan Anıtkabiri ziyaret eder, Pirin de muhabbeti olur.

Pir Zöhre Ana Hakkın ışığına vasıf olmuş bir kerametkanidir, bir gerçektir; Türkiye ve Dünya için bir realitedir, sadece gözlerini kapatanlar veya kafalarını kuma sokanlar göremezler.

Bu bağlamda alevi-sünni bütün vatandaşlarımızı, belli bir amaca; egemen zihniyete hizmet eden; kasıtlı yanlış bilgilerle kamuoyu oluşturmaya çalışanlara itibar etmemelerini, Pir Zöhre Ana'yı bizzat görerek fikir sahibi olmalarını; yaşayan bir Piri tanıma onuruna nail olmalarını öneriyorum.

Saygılar....

Konu T U N Ç tarafindan (11-17-2011 Saat 14:53 ) değistirilmistir..
T U N Ç isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to T U N Ç For This Useful Post:
Aliekber (11-17-2011), Amistofes (11-19-2011), jasmina_85 (11-17-2011), Musali Sar (11-17-2011), İdil (12-01-2011)
Alt 11-17-2011, 14:53   #10
Naki
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Naki - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi : Naki is an unknown quantity at this point
İletişim
Standart

Alinti:
T U N Ç Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Sn. Naki, nisbi olarak tarafsız olarak tesbitler yapmışsınız, şahsım adına kutlarım.
Düzey muhafaza edildiği sürece bütün eleştirilere açığız. Şükürler olsun bir açığımız yok, olsaydı sizden daha önce egemen sınıfın kurumsal akbabaları faaliyete geçerlerdi.
Bizler yolumuza, tarihimize, pirlerimize, ecdadımıza şeksiz-gümansız bir şekilde bağlıyız. Gücümüzü tarihimizden; İmam Hüseyin'den alıyoruz. Davamız da O'nun davasıdır. Duruşumuz aynıdır, aynı kalacaktır. İnandıklarımızı söylemekten çekinmeyeceğiz, yılmayacağız. Gerçeklerin en nihayetinde anlaşılacağını biliyoruz, anlaşıldığını görüyoruz. Haklıyız, haklılığımızı savunuyoruz.
Sayın TUNÇ,
Sizi tanımıyorum, Zöhre Ana inançsal yapılanması içinde hangi konumda olduğunuzu da bilmiyorum. Ancak O’nun adına açıklama yapma yetkisi olan biri edasıyla konuştuğunuz için ben de sizi bu gözle değerlendirerek, bazı soru ve eleştirilerimi yönelteceğim.

Burada “yol” ifadesiyle Aleviliği, “tarihimiz, pirlerimiz, ecdadımız” ile de Aleviliğin tarihi, pirleri, büyüklerini kastettiğinizi anlıyorum. Siz bu değerlere bağlıysanız, Alevilik geleneğinde ocakzade-seyyid (dede soyundan) olmayan birinin posta oturamayacağını, “Pir” sıfatı taşıyamayacağını bilmeniz gerekir.

. Sayın Zöhre Ana, “Pir” titrini taşıma yetkisini nereden almıştır, bu unvanı kendi kendisi için mi kullanıyor, yoksa bu takipçilerinin kendisine uygun gördüğü bir unvan mıdır?


Alinti:
T U N Ç Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Pir Zöhre Ana'nın Cumhuriyet Halk Partisine katılımı ülke tarihinde önemli bir gelişmedir. Bu gelişmelerin de yine mümkün olduğu kadar tarafsız ve sağduyu ile değerlendirilmesinde fayda vardır. Zöhre Ana'nın inançsal ve siyasal çizgisi 1982 yılında ne ise 2011 yılında da aynıdır. Gelinen noktada Cumhuriyet mevzusunda derin kaygılar ve yaşanması kuvvetle muhtemel çok olumsuz öngörüleri olan bir Pirin, kurucusu yine bir Pir olan Cumhuriyet Halk Partisine adım atması bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Pir Zöhre Ana nezlinde, kendisi her ne kadar bir Alevi Piri ise de "herkesin inancı kendine" bakışıyla bugüne kadar insanlar arasında asla ayrımcılık yapılmamıştır. Sünni olduğu için ayrımcılığa uğradığını söyleyebilecek hiçkimse çıkamaz.
Beyitlerinde kullandığı "Türklük" kavramı Atatürk milliyetçiliğinin ötesinde bir mana taşımaz. İnsanı insan olduğu için seven ve insanlığına göre değerlendiren bir misyonun temsilcisidir.
Siyasette de aynı çizgi ile -ki Pir Mustafa Kemal Atatürk'ün çizgisi ile aynıdır- devam edeceği bilinmelidir.
Zöhre Ana’nın CHP’ye ve siyasete girişi, ülkenin geleceği ve demokrasi açısından ne gibi katkılar sağlayacaktır, kendisi örneğin milletvekili ya da siyasi lider mi olmayı hedefliyor, siyaset alanında hayata geçirmek istediği projeleri nelerdir?

. Sizce Atatürk, inançsal bir önder ya da ulu, ruhani, ilahi bir kişi midir?
. Aleviliğe ait bir terim olarak “Pir” adlandırmasını Atatürk için uygun görmenizin nedeni ve mesnedi nedir?
. Alevi olmayan biri Alevi Piri olabilir mi?
. Aleviliği benimsememiş, hatta yasaklamış biri Alevilerin Piri olabilir mi?


1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan eden TBMM’nin çıkardığı ilk yasalardan biri 1924 tarihinde kabul edilen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teşkilat yasasıdır. Bu yasa ile Türkiye Cumhuriyeti, her ne kadar Anayasası’na daha sonra “laik” ifadesi yazılsa da “İtikatte Sünni-amelde Hanefi” bir yapı olarak inşa edildi ve hala da öyledir. Yani Atatürk’ün liderliğinde kurulan yeni devlet Sünni bir kimliktedir. Devletin Sünni kimliği 12 Eylül'le tahkim edilmiştir. Mevcut iktidar döneminde ise Sünnilik siyasi bir doktrin haline gelerek devlete tamamen egemen olmuştur.

Atatürk’ün isteğiyle 1925’te çıkarılan bir başka kanunla (*)da tekke ve zaviyelerle birlikte cemevi merkezli Alevi erkanı da fiilen illegal sayılmış, “Dervişlik, dedelik, şeyhlik, seylidlik, babalık, çelebilik” gibi unvan ve titrler resmen yasaklanmış, bunların kullanılması cezai yaptırıma bağlanmıştır.

Oysa Alevilik ocak sistemine dayanır. Ocaklar pirler ve talipler şeklinde iki kesimden oluşur. Her Alevinin bağlı olduğu bir ocağı bulunur. Alevi erkanı, Pirlerin yönetiminde taliplerinin katılımı, görgü-sorgu müessesesi temelinde devam eder. Alevilerin Pirleri, dedeleri olmazsa Alevilik de olmaz, Aleviliğin erkanı yürümez. Oysa Pirlerin bu titri taşıması, kanunen yasaktır. Ayrıca Pirlerin ocakzade olma şartını da tekrar hatırlatalım.

Bütün bunlardan çıkan sonuca göre Atatürk Sünni bir devlet kurmuş, Aleviliği ise fiilen yasaklamıştır.

Hal böyleyken, hilafet ve saltanatı kaldırdığı, eğitimi bilimsel temellere dayandırmak istediği, çağdaş uygarlığı hedef aldığı, bir aydınlanma hareketi başlattığı için bu yönleriyle sevip taktir ettiğimiz, ancak Aleviliği değil Sünniliği esas aldığı aşikar olan Atatürk için “Alevi Piri” sıfatını neye dayanarak uygun görüyorsunuz?

Öte yandan Zöhre Ana'dan aktarılan dizelerde Ermeni, Yunan gibi milletler için bazı düşmanca, etnikçi, milliyetçi söylemin yer alması; gayrimüslim anlamında "gavur" ifadesinin geçmesi dikkat çekici. Bununla da kalmıyor binlerce masumun kırıldığı Dersim operasyonuna alkış tutuyor. "Dök Dersim'i..." diyor. Zöhre Ana, Alevi Dersimlilerin nereye dökülmesini istiyor, anlayamadım....Kendisi "Kan dökmek"ten dem vuruyor. Günümüzde bu tür söylem "nefret suçu" kapsamında değerlendiriliyor.


"Muhammed dinin yapısı
Açıldı okul kapısı
Türklüktür onun yapısı
Musa’dadır hak esası

Kibirlenme yiğit yaşa
Türk ordusu Kemal Pasa
Albayrak göğsümde halâ
Sağ kolumsun Zöhre Ana

29 Ekim günü
Dünyaya duyurdum ünü
Bozatlı Hızır düğümü
Çözek bugün Zöhre Ana"

Atalar atası gider
Analar anası döner
Ermeniler bizi körler
Dök dersimi Zöhre Ana

İslam bayrağını çeken
Gülbenk okur Ali Pirden
Koç inen İsmail dedem
Dökek kanı Zöhre Ana..."


. Bu dizeler Zöhre Ana'ya ilahi bir kaynaktan mı geliyor?
. Bir çeşit vahiy(!) mi bunlar? Bu dizeler Zöhre Ana'nın "temsilcisi" olduğu Aleviliği mi yansıtıyor?
. Siz hiç Yunus, Hatayi, Pir Sultan, Kul Himmet gibi Alevi aşıklarının dizelerini okumadınız mı, onlarla karşılaştırdığınızda yukarıdaki dizeleri nasıl değerlendirirsiniz?

. Kendisi yukarıda etnik ayrımcılık içeren ifadeleri "72 millete bir nazarla bakan" Alevilik adına mı yoksa takipçisi olduğunu "Atatürk milliyetçiliği" adına mı kullanıyor?


Alinti:
T U N Ç Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Diğer bir konu da Tarafsız(?) medyada konuların haber edilmesinde kriterin etnisite olduğudur. Bir taşla üç kuş vurulmak istenmektedir. Zöhre Ana, CHP ve alevilik... Bu oyunlara gelinmemesi, sağduyulu olunması şahsi temennimdir.
Giderek tamamen yandaş hale gelen medyanın, başta Aleviler olmak üzere muhalif kesimlere bakışının çarpık olduğu malumumuz. Burada Zöhre Ana olayına medyanın nasıl baktığı bizim için kriter değil. Bu konuda Alevilik inancı-öğretisinin temel kriterleridir esas olan. Böyle bir Alevilik var mı, bu Aleviliğin özüne uygun mu değil mi onu sorgulamalıyız diye düşünürüm.

Alinti:
T U N Ç Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Şu kadar ki, Pir Zöhre Ana Atatürk için yas-ı matem tutmaya 10 Kasım 2011'de karar vermemiştir. Pire gönül veren insanlar diğer Atatürkçülerden farklı olarak Atatürk'ü bir Pir kabul eder ve 1982 yılından itibaren her 10 Kasımı yas-ı matemle geçirir, imkanı olan Anıtkabiri ziyaret eder, Pirin de muhabbeti olur.

. Alevilik karşısındaki konumunu yukarıda anlatmaya çalıştığım Atatürk için ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’ı Aleviler için “yas-ı matem” (**) günü ilan etmek kimin yetkisindedir?
. Kendisini Alevi piri olarak gören Zöhre Ana böyle bir karar aldığına göre bu gün bundan sonra Aleviler için bir yas günü haline mi gelmiştir?
. Bu konuda Alevilerin kadim pir ve mürşit ocaklarının temsilcilerinin görüşü alınmış mıdır? Onlar bu konuda ne düşünürler?


Alinti:
T U N Ç Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Pir Zöhre Ana Hakkın ışığına vasıf olmuş bir kerametkanidir, bir gerçektir; Türkiye ve Dünya için bir realitedir, sadece gözlerini kapatanlar veya kafalarını kuma sokanlar göremezler.

. Zöhre Ana, ne gibi kerametler göstermiştir?
. Hakkın ışığına kavuştuğunu söylüyorsunuz. Kendisi gayb alemi ile nasıl bir ilişki içindedir, uhrevi alemden mesajlar mı almaktadır?
Gözümüzü ve kulağımızı sonuna kadar açıyoruz, böyle bir şey varsa görmek isteriz.
. Kendisi hastalara şifa mı dağıtmaktadır?
. Bu gücünü hangi ilahi kaynaktan almakta?
. Hastaları iyileştirdiği konusundaki iddialar doğru mudur?
. Örneğin kendisine gelen felçli hastaların yüzde kaçı kalkıp yürümeye başlar? Tıpta “plasebo” diye bir terim olduğunu biliyor musunuz?
. Zöhre Ana tarafından iyileştirileceğine inanarak gerekli tıbbi desteği almadığı için sağlık sorunları ilerleyen ve terk-i dünya etmek zorunda kalan kişiler için ne düşünürsünüz
?


Alinti:
T U N Ç Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Bu bağlamda alevi-sünni bütün vatandaşlarımızı, belli bir amaca; egemen zihniyete hizmet eden yanlış bilgilere itibar etmemelerini, Pir Zöhre Ana'yı bizzat görerek fikir sahibi olmalarını; yaşayan bir Piri tanıma onuruna nail olmalarını öneriyorum.
Saygılar....
50'sine merdiven dayamış, 23 yıldır kalemiyle hayatını kazanan, çağın gerektirdiği bilgi donanımına sahip olma gayreti içinde bulunan biri olarak, belli amaca ve egemen zihniyete hizmet eden yanlış bilgileri doğrularından ayırma yeteneğimin olduğunu umut ediyorum. İnsanları görerek tanımak elbette iyidir. Ancak şart değildir. Yukarıdaki sayfalarda yer alan ifadeler, eğer kendisine aitse O’nu tanıma konusunda bize epey yardımcı oluyor.

Saygılar…





(*)Tekke ve zaviyelerle türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklarla (türbede hizmet edenler) birtakım unvanların men ve ilgasına dair kanun: (No. 677, Tr: 13 Aralık 1925.)
”Madde l - Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle, gerek mülk olarak Şeyhinin tasarrufu altında, gerek diğer suretlerle tesis edilmiş bulunan bilumum tekkeler ve zaviyeler, sahiplerinin diğer şekilde temellük ve tasarruf haklan baki kalmak (yani başka maksatlar için kullanılmak) üzere kâmilen kapatılmışlardır. Bunlardan mevzu usulü dahilinde halen cami veya mescit olarak kullanılanlar ipka edilir.
Bilûmum tarikatlarla, Şeyhlik, Dervişlik, Müritlik, Dedelik, Seyitlik, Çelebilik, Babalık, Emirlik, Naiplik, Halifelik, büyücülük, üfürükçülük, falcılık ve gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak maksadiyle nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle, bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iksâsı (elbise giyilmesi) memnudur(***).
Türkiye Cumhuriyeti dahilinde Selâtine (Padişahlara, Sultanlara) ait, ve ya bir tarikata (dini tarikata) ve yahut cerri menfaata (Çıkarcılığa) müstenit olanlarla, bilûmum sair türbeler mesdut (kapatılmış) ve türbedarlıklar mülgadır. Kapatılmış olan tekke ve zaviyeleri veya türbeleri açanlar veya bunları yeniden ihdas edenler veya tarikat âyini icrasına mahsus olarak velev muvakkaten olsa bile yer verenler ve yukarıdaki unvanları taşıyanlar veya bunlara mahsus hizmetleri ifa veya kıyafeti iksâ edenler (elbise giyenler) üç aydan eksik olmamak üzere hapse ve elli liradan aşağı olmamak üzere para cezasına çarptırılırlar.
Madde 2 - İşbu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 3 - Bu kanunun icrasına Vekiller Heyeti memurdur.”

(**) Yas ve matem sözcükleri eş anlamlı, dolayısıyla “yas-ı matem” dilsel açıdan bozuk bir ifadedir.

(***) memnu= yasak.

Konu Naki tarafindan (11-17-2011 Saat 16:24 ) değistirilmistir..
Naki isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 6 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post:
akalem (11-17-2011), Amistofes (11-19-2011), ArdaBaran (11-18-2011), h-alibaba (11-18-2011), Musali Sar (11-17-2011), seytan (11-17-2011)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 01:14.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts