![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevi Katliamları Tarihsel süreçteki alevi katliamlarına dair bilgi ve belgelerin paylaşılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#11 |
|
Gönül Dostu |
Bazı gelenekler zamanla oluşur. Ancak tarihsel sıralamalarında hata oluşmasına karşın bir 'icad' sözkonusudur. Aleviliğin bazı kültleri de böyledir. Şunu amaç edindim yeniden verme ile; biz Aleviliği olduğu kadar onun parçalarını ve bazı ritüellerini de zamanla yeniden düşünürüz. O nedenle Hüseyin ve onun adına yüklenen Kerbela Olayı'da sistematik olarak çok yönlüdür. Biz daha çok biçimle uğraşıyoruz. Arkadaşlardan birinin dediği gibi Kerbela anmaları gerçekten Hindristan'dan başlayarak Kuey Afrika'ya kadar bir çok yerde farklı anlam ve içerik taşımaktadır. Bu nederle kendimize Hüseyin adına bağlayıp da biçtigimiz misyon daha önemlidir. Örneğin Aşure Kerbela Olayı'na bağlanması yanısıra, Nuh Tufanı ile de ilgilidir deriz. Bu nedenle bazı ritüel ve benimsediğimiz şeyleri sadece tarih bilgisi ile tartışmamalıyız. Aşurenin Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta da karşılığı var...
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Hasan Harmancı For This Useful Post: | İşcanbaba (01-27-2009) |
|
|
#12 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Eyvallah,
sağolasın , Bazı değerlere farklı yönlerinden takılıp kalmamak gerek, artık o boyut çok kişiyi ilgilendirmiyor, ne için gitti, niye gittilerle ilgili değiller. belki buralarda bu konu tartışılıyor amma, Halk içinde bunları deşmemek gerek,
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
|
#13 | |
|
Kontrollü Üye Bulunduğu yer: Rusya
Yas: 43
Üye No: 28
Mesajlar: 244
Thanks: 426
Thanked 544 Times in 172 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 229
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Benim yazımda kimseye saygısızlık yok ,sen beni birilerine saygı duymaya çagırırken ,sen PİR miydin vs yakıştırmalarıyla bence saygısızlık yapıyorsun. O dönem dedigin 5000 yıl öncesi degil ,bilinen ve yazılan bir tarihten bahsediyoruz ,ama görünen oki senin ve senin gibi düşünenler için tarih ne kadar bulanık olursa kendi düşünceşerinizi kabul ettirmek o kadar kolay olacaktır. Hiçbirimiz doğruları ihmal ederek entelektüel dünyanın içinde yer almaya devam etme ayrıcalığına sahip değiliz. Hiçkimse cebindeki bir avuç çöl kumu ile bu muazzam geçmişin, bu görkemli mirasın üzerini ebediyen örtme becerisini gösteremez. Tarih ‘gayri kabil-i rücu’ olarak yaşandı ve çok gerilerde kaldı. Zaman tünelinde geçmişe yolculuk yapıp, tarihi olayları geleneksel bilgilerimize uygun olarak yeniden biçimlendirmemiz de mümkün değil. Bütün yalınlığı ile birer, birer ortaya çıkan gerçekler karşısında ‘işte sizin geçmişiniz budur’ diyerek önümüze konan hayali ve hamasi safsatalara inanmaya devam etmemiz tarihi değiştirmeyecektir. Aleviler belleklerini işgal etmiş asılsız bilgilerin hizmetinde olmaktan kurtulmakta pek mahir değiller, belki de bunu pek istemiyorlar. Çoğu zaman, ezberlerinin esaretinde, zihinlerini yormadan yaşamaktan büyük bir tembel keyfi alıyorlar. Daha güvenli bir yaşam arayışı ve kendilerini emniyette hissetmeye duydukları özlem, bu tembel keyfi ile birleşince, yıllar yılı büyük çabalarla devşirdikleri kendilerine huzur ortamı sağlayan yalanlarla vedalaşmak onlara yorucu ve gereksiz geliyor. Yetişkin Aleviler, ezberimizden kopmada zorlandıkları için, doğal olarak başka ayrılıklar gelip onları buluyor. İlk ayrılık iyi yetişmiş donanımlı, genç kuşak ile hurafelerine sıkı sıkıya bağlı eskiler arasında kendisini gösteriyor. Yaşlı kuşak Aleviler, gençlerden gelen sorulara ya cevap veremiyorlar yada verdikleri yanıtlar anlamsız, birbirleri ile çelişkili, içinden çıkılmaz cümlelerden oluşuyor. Çocuklar şaşkınlık içinde onları kendi karanlıklarıyla başbaşa bırakıp gidiyorlar. Kuşaklar arası ayrılıktan sonra asıl önemli kopuş Alevi gençleri ile Alevilik arasında yaşanıyor. Ebeveynlerinden duydukları Alevilik tanımını doğru kabul eden genç kuşak Aleviler, ‘eğer Alevilik buysa...’ diye başlayan cümleler eşliğinde, hurafeler arasında yitip gitmiş Aleviliği terk ediyorlar. Bu büyük vebal, sebep olanların omuzlarında kalıyor. İşin kötüsü onlar hiçbir şeyin farkında bile değiller. Aleviğin kendisine ulaşmak, ya da Arap çöllerinde kaybolmak arasında bir seçimle karşı karşıya kaldıklarını görmüyorlar, hissetmiyorlar, beyhude bir çaba ile kaybolmaya yüz tutmuş kimlik bilgilerini ‘Necef deryası’ında aramayı sürdürüyorlar. Onurlu geçmişlerinden, bulaşıcı bir hastalıktan ürker gibi, itina ile uzak durmalarına anlam veremesek de; onlara kızmak mümkün değil, yaşadıkları ağır trajedi yüreğimizi burkuyor çünkü. Geçmişin Alevileri binlerce yıl sürmüş çilelerin ve yalnızlıkların içine, çölün ortasında kendilerine iktidar arayan, hilafet kavgasına tutuşmuş Bedevi kabilelerinden birinin tarafı oldukları için düşmediler. Eğer mantık süzgecimizi işletmeden, aklımızı bu kadar basit ve temeli olmayan bir kurgunun fasit girdabına kaptıracak olursak, onların büyük acılarını, uzak gurbetlerini, kaçmalarını, göçmelerini, tutkularını, umutlarını, sevdalarını, hasretlerini, kavgalarını, tükenmeyen iradelerini, mazlum direnişlerini, canları pahasına sakladıkları ulu sırlarını, kurdukları cemleri, döndükleri semahları ve Hakk’ın nidası olan deyişlerini hiç anlamamış oluruz Truva’nın kahramanları, Komana’nın mürşitleri, Vanesa’nın Kadın Ana’ları, Yıldız Dağı’nın Pir Sultanı, Arguvan’ın Hüseyin Gazi’si, Divriği’de Battal Gazi, Pisidya’da Abdal Musa, Baba Tekeli, Nur Halife ve daha niceleri inkâr edilemez bir gerçeklik olarak tarihin içinde yerlerini çoktan aldılar. Uzak akrabalarının onlarla ilgili gerçekleri bilmemesi onlar için bir ‘tenzil-i rütbe’ değildir. Gören gözler onların sırrına mutlaka erecektir. Şimdilik lafımızı, onların uzak çağlardan gönderdikleri selamı sahiplerine ileterek bitirelim. Üstümüzde kalmasın. Derviş Yunus söyler sözü Yaş doludur iki gözü Bilmeyen ne bilsin bizi Bilenlere selam olsun. alıntı Aleviligin kökleri . Konu Ali karul tarafindan (01-29-2009 Saat 15:08 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#14 | |
|
Kontrollü Üye Bulunduğu yer: Rusya
Yas: 43
Üye No: 28
Mesajlar: 244
Thanks: 426
Thanked 544 Times in 172 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 229
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Şükran lokması büyük Afetten sonra uygulanmaya(nuh tufanu) başlanmış ,bu afetten sadece Aleviler etkilenmedigi için bütün dünya halklarının bunu içselleştirmesini neden yadırgadıgınızı anlamadım. Taht kavgası konusunu biraz araştırın tekrar tartışalım katledilenler ve katledenlerin hangi kabilelerden olduğunu ve ne için savaştığını bir ögrenin ondan sonra bu tartışmaları yapalım . saygılar. |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| aleviler, gelişti, için, kerbela, nasıl, nedir, olayı, olayının, önemi |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||