Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK GENEL > Soru ve Yanıtlarınız

Soru ve Yanıtlarınız Alevilikle ilgili merak ettikleriniz ve tartışmalarınızı yapabileceğiniz alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 08-21-2008, 05:44   #41
Kul Seyyid
Can
Qızılbaş
Kullanıcı Profili
 
Kul Seyyid - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi : Kul Seyyid is a glorious beacon of lightKul Seyyid is a glorious beacon of lightKul Seyyid is a glorious beacon of lightKul Seyyid is a glorious beacon of lightKul Seyyid is a glorious beacon of lightKul Seyyid is a glorious beacon of light
İletişim
Standart Sirius Yıldızı ile İlgili....


Sirius Yıldızı ve DOGONLAR:


Afrika kıtasının balta girmemiş ormanları içinde, uygar dünya ile ilk kez tanışan bir kabile bulundu yıllar önce, DOGONLAR. Diğer tüm yerli kabileler gibi, inanılmaz bir ilkel topluluktu Dogon Kabilesi. Yarı çıplak yaşayan, avlanan, tarımla beslenen ve kendi yaşadıkları yerden başka hiçbir yeri bilmeyen bir ilkel topluluk; ama SİRİUS YILDIZI hariç.

Bu ilkel Afrika kabilesi ile iletişim olanaklarını geliştirdikçe ve taş devrini yaşayan bu insanlarla ortak dili oluşturmayı başardıkça, uygar batı toplumunun şaşkınlığı her geçen gün biraz daha artıyordu. Çünkü Dogonlar, o güne kadar Batı toplumunun da haberdar olmadığı ve henüz keşfedemediği bir yıldız ile ilgili (Sirius B) inanılması zor ve ayrıntılı bilgi vermekte idi.

Dogonlar bu yıldızdan dünyaya gelen varlıkların Dünyaya 22(!) gemi ile geldiklerini, Dünyadaki yaşamı onların başlattığını ve bunu yaparken de sadece 1 çift insan değil (Adem-Havva) 4 çift prototip insan bıraktıklarını söylemekteydiler.

Siriustan gelen Tanrılar “Nommo”lar idi. Nommolar Sirius B’nin müthiş ağır, görülmesi mümkün olmayan çok küçük ama aynı zamanda inanılmaz güçlü bir yıldız olduğunu söylemişlerdi Dogonlara. Onlara göre modern bilimin ancak yeni keşfedebildiği gibi, Sirius A ve B’nin yörüngesel hareketi aynen insanın DNA’larının temel hareketini andırmaktadır. Sirius (Yıldız) sistemi Dogonlara göre, evrenin eksenini oluşturmaktadır ve tüm madde ve ruhlar, bu iki yıldızın spiral(helezoni) hareketleri neticesinde yaratılmaktadır(!). ve beklide en önemlisi, Dogonlar üçüncü bir Siriustan, Sirius C’den bahsetmektedirler ki, modern astronomi bununla ilgili bilgiye ancak 1970’lerde ulaşabilmiştir. Ve Dogon yerlileri kesinlikle doğru bilgi vermektedirler. Yani Sirius C vardır. Ve Sirius’un sahip olduğu güçler içinde belki de en çok dikkat çekeni, “ Bilinç frekanslarını bir realiteden bir realiteye aktarabilmesidir.” …….
Batı Afrika yerli kabilesi olan Dogonların, Sirius yıldızı ile ilgili verdiği bu bilgilerin nerede ise aynısını, onlardan binlerce Km uzaklıkta yaşayan Hintlilerin destanlarında da bulmak mümkündür. Belli bir isim kullanmamakla beraber Hint destanları, “ Büyük beyaz bir yıldızdan” gelen uzay gemisinin Uygur Türklerinin (!) yaşadığı bölgeye indiğini söyler. “Büyük Beyaz” veya “Köpek” tanımlamaları, ezoterik-Batıni öğretilerde Sirius için kullanılan en bilinen isimlerdir.




Sirius Batıni-ezoterik olarak 4 farklı şekilde sembolize edilir:

1) Kurt veya Köpek ile
2) Yay ile
3) Trident veya Trasula ile (Üç dişli asa)
4) Sayısal sembol olarak 22 sayısı ile
*****


(Süleyman Diyaroğlu, Alevîlik-Batınîlik-Ezoterizm: Tanrının Gizli Dili-Chivi yazıları yayın evi)


Yukarıdaki yazı (Sirius ve Dogonlar) tamamen Süleymen Diyaroğlunun Alevilik batınilik adlı kitabından alınmıştır. Bilgi ilginç. S. Diyarlaroğlu Bursada HBV derneği eski başkanıydı. Kitabında zaten anlatıyor.

İlkel bir kabile batı daha Sirius yıldızını bilmezken onun hakkında onlara bilgiler veriyor. Aradan zaman geçtikten sonra sirus c hakkında bilgilere varılıyordu. Peki bu insanlar bunları nerden biliyorlar? neden anlatıyorlar......


Yani Sirius C vardır. Ve Sirius’un sahip olduğu güçler içinde belki de en çok dikkat çekeni, “ Bilinç frekanslarını bir realiteden bir realiteye aktarabilmesidir.” …….

Bilinç frekanslarını realiteden realiteye aktarma...




Benim dikkatimi çeken ise Pir Sultan'ın şu nefesi:


Yedi deniz bizim keşkülümüzde
Hacem umman ise bizde göldeniz
Bizim zahmımıza merhem bulunmaz
Biz kudret okuna gizli yaydanız

Pir Sultan Abdal
(bazı kaynaklarda abdal musa nefesi olarakda verilir)


Kudret oku ve gizli yay? Gizli yay.... Yorumlasanız bir yere varanmıyorsunuz. Ancak ok ve yay sembollerini sirius için kullanırsanız bir sonuca varabiliyorsunuz. Başkada bir yorum tutarsız oluyor.

Aşk ile


ELİNE BELİNE DİLİNE SAHİP OL!!!


DERSİME SEFER OLUR; ZAFER OLMAZ
(Seyit Rıza)


Konu Kul Seyyid tarafindan (08-21-2008 Saat 06:14 ) değistirilmistir..
Kul Seyyid isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Kul Seyyid For This Useful Post:
İşcanbaba (08-21-2008)
Alt 08-21-2008, 09:34   #42
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Canlar,
Zöhre,yıldızı Venüz gezegeni ile bağlantılı değil mi? canlar.

Sirüs farklı bir şey, o Karan ın dedği gibi, Arşı ala ile ilgilidir, ve insanda BAŞ kısmını anlatır, biliyorum,
Bilgimde eksikde olabilir


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 08-21-2008, 18:56   #43
Kul Seyyid
Can
Qızılbaş
Kullanıcı Profili
 
Kul Seyyid - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi : Kul Seyyid is a glorious beacon of lightKul Seyyid is a glorious beacon of lightKul Seyyid is a glorious beacon of lightKul Seyyid is a glorious beacon of lightKul Seyyid is a glorious beacon of lightKul Seyyid is a glorious beacon of light
İletişim
Standart

Alinti:
Kul Seyyid Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster

Sirius Yıldızı ve DOGONLAR:


Afrika kıtasının balta girmemiş ormanları içinde, uygar dünya ile ilk kez tanışan bir kabile bulundu yıllar önce, DOGONLAR. Diğer tüm yerli kabileler gibi, inanılmaz bir ilkel topluluktu Dogon Kabilesi. Yarı çıplak yaşayan, avlanan, tarımla beslenen ve kendi yaşadıkları yerden başka hiçbir yeri bilmeyen bir ilkel topluluk; ama SİRİUS YILDIZI hariç.

Bu ilkel Afrika kabilesi ile iletişim olanaklarını geliştirdikçe ve taş devrini yaşayan bu insanlarla ortak dili oluşturmayı başardıkça, uygar batı toplumunun şaşkınlığı her geçen gün biraz daha artıyordu. Çünkü Dogonlar, o güne kadar Batı toplumunun da haberdar olmadığı ve henüz keşfedemediği bir yıldız ile ilgili (Sirius B) inanılması zor ve ayrıntılı bilgi vermekte idi.

Dogonlar bu yıldızdan dünyaya gelen varlıkların Dünyaya 22(!) gemi ile geldiklerini, Dünyadaki yaşamı onların başlattığını ve bunu yaparken de sadece 1 çift insan değil (Adem-Havva) 4 çift prototip insan bıraktıklarını söylemekteydiler.

Siriustan gelen Tanrılar “Nommo”lar idi. Nommolar Sirius B’nin müthiş ağır, görülmesi mümkün olmayan çok küçük ama aynı zamanda inanılmaz güçlü bir yıldız olduğunu söylemişlerdi Dogonlara. Onlara göre modern bilimin ancak yeni keşfedebildiği gibi, Sirius A ve B’nin yörüngesel hareketi aynen insanın DNA’larının temel hareketini andırmaktadır. Sirius (Yıldız) sistemi Dogonlara göre, evrenin eksenini oluşturmaktadır ve tüm madde ve ruhlar, bu iki yıldızın spiral(helezoni) hareketleri neticesinde yaratılmaktadır(!). ve beklide en önemlisi, Dogonlar üçüncü bir Siriustan, Sirius C’den bahsetmektedirler ki, modern astronomi bununla ilgili bilgiye ancak 1970’lerde ulaşabilmiştir. Ve Dogon yerlileri kesinlikle doğru bilgi vermektedirler. Yani Sirius C vardır. Ve Sirius’un sahip olduğu güçler içinde belki de en çok dikkat çekeni, “ Bilinç frekanslarını bir realiteden bir realiteye aktarabilmesidir.” …….
Batı Afrika yerli kabilesi olan Dogonların, Sirius yıldızı ile ilgili verdiği bu bilgilerin nerede ise aynısını, onlardan binlerce Km uzaklıkta yaşayan Hintlilerin destanlarında da bulmak mümkündür. Belli bir isim kullanmamakla beraber Hint destanları, “ Büyük beyaz bir yıldızdan” gelen uzay gemisinin Uygur Türklerinin (!) yaşadığı bölgeye indiğini söyler. “Büyük Beyaz” veya “Köpek” tanımlamaları, ezoterik-Batıni öğretilerde Sirius için kullanılan en bilinen isimlerdir.




Sirius Batıni-ezoterik olarak 4 farklı şekilde sembolize edilir:

1) Kurt veya Köpek ile
2) Yay ile
3) Trident veya Trasula ile (Üç dişli asa)
4) Sayısal sembol olarak 22 sayısı ile
*****


(Süleyman Diyaroğlu, Alevîlik-Batınîlik-Ezoterizm: Tanrının Gizli Dili-Chivi yazıları yayın evi)


Yukarıdaki yazı (Sirius ve Dogonlar) tamamen Süleymen Diyaroğlunun Alevilik batınilik adlı kitabından alınmıştır. Bilgi ilginç. S. Diyarlaroğlu Bursada HBV derneği eski başkanıydı. Kitabında zaten anlatıyor.

İlkel bir kabile batı daha Sirius yıldızını bilmezken onun hakkında onlara bilgiler veriyor. Aradan zaman geçtikten sonra sirus c hakkında bilgilere varılıyordu. Peki bu insanlar bunları nerden biliyorlar? neden anlatıyorlar......


Yani Sirius C vardır. Ve Sirius’un sahip olduğu güçler içinde belki de en çok dikkat çekeni, “ Bilinç frekanslarını bir realiteden bir realiteye aktarabilmesidir.” …….

Bilinç frekanslarını realiteden realiteye aktarma...




Benim dikkatimi çeken ise Pir Sultan'ın şu nefesi:


Yedi deniz bizim keşkülümüzde
Hacem umman ise bizde göldeniz
Bizim zahmımıza merhem bulunmaz
Biz kudret okuna gizli yaydanız

Pir Sultan Abdal
(bazı kaynaklarda abdal musa nefesi olarakda verilir)


Kudret oku ve gizli yay? Gizli yay.... Yorumlasanız bir yere varanmıyorsunuz. Ancak ok ve yay sembollerini sirius için kullanırsanız bir sonuca varabiliyorsunuz. Başkada bir yorum tutarsız oluyor.

Aşk ile
Sevgili Karan açıkçası yorumunu merak ediyorum bu konuda. Batıni ezoterik öğretilerde sirius için bu sembollerin kullanılması hakkında özellikle..

Aşk ile
Kul Seyyid isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 09-16-2008, 01:48   #44
Meltem
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
 
Meltem - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Eskimo
Üye No: 382
Mesajlar: 100
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 152
Thanked 233 Times in 88 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 116
REP Seviyesi : Meltem will become famous soon enoughMeltem will become famous soon enough
İletişim
Standart

Alinti:
EyLem Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Canlarım.. bende bu konuda fikirlerimi beyan etmek istiyorum izninizle.
ben açıkcası Naci ve Naciye den gelme olduğumza inanmıyorum.

yani okudduğum kadarııyla Alevi olunmaz Alevi doğulur yaklaşımı var. Bir nevi yahudiler gibi.Bir nevi değil onlar gibi hatta.

Kusura bakmayın ama gerçekten inanmıyorum ve mantıklı bulmuyorum.
Alevi dogulur Alevi olunmaz gelenegi Alevilerin baski ve katliamlardan dolayi kendini koruma amacli ürettigi bir kavramdir...

örnegin Alevi Dergahlarina Naksibendi tarikatindan zorla imamlar, müridler yerlestirilmistir (bu sadece bir örnek)... aramiza Alevi olmayan kötü niyetliler girip bizi bozmasin düsüncesinin kendini korumak amacli getirdigi bir yaptirimdir... etkiye tepki'ye bir örnekte diyebiliriz


Köpeğe ve Piyon Köpeğine sus dedim.
Havlayordu.
Sana konuş dedim.
Havla demedim.


Özdemir Asaf
Meltem isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Meltem For This Useful Post:
Kul Seyyid (09-16-2008)
Alt 11-25-2008, 21:41   #45
NervouS!
Transylvania
Kullanıcı Profili
 
NervouS! - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Land of the immortal.
Üye No: 89
Mesajlar: 6.711
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3304
Thanked 2449 Times in 1399 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 55
REP Puanı : 1419
REP Seviyesi : NervouS! has much to be proud ofNervouS! has much to be proud ofNervouS! has much to be proud ofNervouS! has much to be proud ofNervouS! has much to be proud ofNervouS! has much to be proud ofNervouS! has much to be proud ofNervouS! has much to be proud ofNervouS! has much to be proud ofNervouS! has much to be proud of
İletişim
Standart

AY NACİ’DİR, GÜNEŞ NACİYE’DİR!


Rıza Zelyut, “Alevilik İstismarcıları” başlıklı bir yazı yazdı. (Güneş, 26 Mayıs 2007)Bu yazıda Avrupa’daki Alevi Birlikleri Federasyonu’nu (AABF) ve Türkiye’deki Alevi Bektaşi Federasyonu’nu (ABF) eleştirdi. Bu örgütlerin tabanla ilişkisi olmadığını, ancak dernekleri ele geçirmede maharetli olduklarını yazdı. Demek ki Rıza Zelyut’a göre bu dernekler tabansız, çatıda üç beş kişinin oluşturduğu derneklerdir.

“İnancı olmayan bu kişiler; Aleviliği 'İslam dışı' göstererek bu toplumun gençlerini inançsız bırakan; böylece de Sünniliği tek seçenek halinde dayatan gizli misyonerlerdir.”

“Cumhuriyeti kuran güçlerden Aleviler; böyle akılsız kişiler yüzünden devletten uzaklaştırıldı…”

“Kendileri Alevi inancını çökertirken; gençleri kıblesiz bırakırken…”
Yukarıdaki sözleri de Rıza Zelyut söylemektedir. Küçücük bir gazete yazısında, yazının başlangıcında AABF’nin ve diğer derneğin tabanla ilişkisi olmadığını, dernekleri ele geçirmede maharetli olduklarını yazarken, yazının değişik yerlerinde bu kişilerin Alevi toplumunun gençlerini inançsız bıraktıklarını, Alevilerin devletten bu gibi kişiler yüzünden uzaklaştıklarını, Alevi gençlerinin bu gibi kişiler yüzünden kıblesiz kaldığını, yani bu derneklerin tabana hakim olduğunu yazmaktadır. Rıza Zelyut, Diyanet İşleri Başkanlığı kuran, tekkeleri dağıtan, cemleri yasaklayan, dolaşımı engelleyen devlete en küçücük bir eleştiri yöneltmemiştir. Kıblenin neresi olduğunu söylememiştir. Ancak yazısından kıblenin Kabe olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi Alevilerin kıblesi insandır.

“… Bunlar geleneksel Aleviliği (Allah-Muhammet-Ali inancını) kabul etmeyen kişiler” diyor Rıza Zelyut.

İki ana yolu vardır. Biri Havva ana yolu, diğeri Naciye ana yoludur. Biri lanettir, diğeri rahmettir. Bu yollar birbirine hiç karışmadı. Baştan da ayrıydılar, şimdi de ayrıdırlar. Biz Naciye ana yolundan geldik. Bize Naciye Güruhu derler. Aslımız 73’tür, 72’ye hiç dahil olmadık. Bizim dinimiz, mezhebimiz yoktur, Yol’umuz vardır, sevgidir. Dinler ve mezhepler 72’de vardır. Çünkü aralarında Şeytan vardır. Şeytan onları böldü, birbirine düşürdü. Biz bu kavgalara hiç karışmadık. Hiçbir zaman başkalarının kapısına dayanarak bizden olacaksınız demedik. Bizim bildiğimiz, güttüğümüz Yol: Ay Naci’dir, güneş Naciye’dir. Naci Naciye’nin kocasıdır. Ay Ali’dir, güneş Fatıma’dır. Ali Fatıma’nın kocasıdır. Ali’nin, Naci’nin bir adı da Şit’tir. Hayat Naci ile Naciye’den doğdu. Bunlar da Erenlerin söyledikleridir. Biz ırklar yolundan değil Kırklar Yol’undan gideriz. Yol’u öğrenmek için Başköylü Seyyid Hasan Efendi’nin “Hakk’ın Emri Rızası” kitabını okumak gerekiyor. Birkaç kuru söz ile cevher anlaşılamaz.

Türk, Müslüman ve MHP’li

Rıza Zelyut Türkçü ve Müslüman olmuştur. Devletin politikalarını anlamasa da, kafası karışık olsa da devletle “barıştığı” görülüyor. MHP ile yakın ilişkisi de var. Ülkü Ocakları derneklerinde, MHP’nin örgütlerinde konferanslar verdiği söyleniyor. Bu konferanslarda neler anlatıyor olabilir? Alevilerin ne kadar Türk olduğunu, ne kadar Müslüman olduğunu, devleti Alevilerin de kurduğunu, bazı kişilerin Alevi tabanıyla ilişkisi olmadığını, bu kişilerin bölücülük yaptıklarını anlatıyordur. Orta Asya dendiğinde onun da damarları kabarıyordur mutlaka. Rıza Zelyut milliyetçilik konusunda o kadar ileri gitmiştir ki, diğer yazılarında MHP ile Büyük Birlik Partisi’ni karşılaştırmış, MHP’nin daha milliyetçi olduğuna, milliyetçilerin MHP’de toplanması gerektiğinde karar kılmıştır. Oysa Aleviler için dünyayı anlayan, her şeyi anlayan insandır. İnsan olmasa ayı, güneşi söyleyen yoktur, Allah’ı da söyleyen yoktur. Bize göre rengi, ırkı, dili ne olursa olsun, insanlık düşmanı olmayan, emekçi düşmanı olmayan; ırkçı, kafatasçı, yani faşist olmayan insanlar kardeştir. Emekten yanayız, işçilerden, emekçilerden yanayız.

“Aleviler köyden şehre çıktı. MHP’ye, DP’ye, hatta AKP’ye girebilirler” demektedir Rıza Zelyut. Neden sadece bu partileri sayıyor acaba? Örneğin ÖDP, EMEP de partidir. Üstelik Alevilerin geleneklerine uygun partilerdir. Aleviler neden bu partilere gitmeyecekler de faşist, şeriatçı partilere gidecekler?
Zelyut’un duruşundan, düşüncelerinden, öfkesinden şunu anlayabiliyoruz: “Aleviler şehre çıktı, Müslüman oldular. Ben MHP’ye gittim. Bütün Aleviler de MHP’ye gelsinler!”

Devletin Bugünlerdeki Temel Stratejisi

Zelyut, “Aleviler Müslüman değildir” diyen, ancak seçimlerde CHP’yi destekleme kararı alan, oradan aday olan kişilere ateş püskürüyor. Şöyle diyor:
“Bu siyasal Alevicilerden bazılarının milletvekili olmak için CHP'ye başvurdukları da gazetelere yansıdı.

AABF'nin ve onun Türkiye'deki ortağı ABF'nin girişimleri ile Avrupalılar; Alevilere azınlık gömleği biçmediler mi? Cumhuriyeti kuran temel güçlerden olan Alevileri; cumhuriyetin karşısına yerleştirmeye çalışan bu zihniyet ile o partinin bir araya gelmesi mümkün müdür?”

Rıza Zelyut ne dediğini bilmemektedir. Güya CHP’yi koruyor. Yağcılık yapıyor. Cumhuriyet Mitinglerinden de bir şey anlamamış. Devletin bu günlerdeki temel stratejisinden de haberi yok. Devlet, açık açık AKP’ye cephe almış bulunmaktadır. Propagandistleri halkın içerisinde dolaşarak AKP’nin mutlaka gideceğini, gitmesi gerektiğini anlatmaktadırlar. Şu slogan temel bir slogan haline gelmiştir: “Solcu isen CHP’ye, sağcı isen MHP’ye oy ver!”
Oysa CHP’yi destekleyenler, CHP’ye gidenler devletin bu temel sloganı ile uyum içerisinde hareket etmektedirler. Devlet bugünlerde bağımsız aday çıkarılmasını, devrimci-demokrat partilerin bağımsız adaylara yönelmesini, oyların dağılmasını istememektedir. Bazı Alevi örgütleri de devletin bu politikasına uygun hareket etmişlerdir. MHP’li olduğu söylenen Rıza Zelyut’un eleştirdiği dernek yöneticileriyle aynı yerde durduğunu fark etmemiş olması, onlara bağırıp çağırması ilginçtir. Oysa propagandistler “Solcu isen CHP’ye, sağcı isen MHP’ye oy ver!” temel sloganını pek çok konferansta dile getirmişlerdir. Daha dün Fetullahçı Abant toplantılarının arkasında duran İzzettin Doğan bile netleşmiştir. Hazır ola geçmiştir. Şöyle demektedir: “Sayın Çamuroğlu’nun bile sandık başına gittiği zaman aday olduğu AKP’ye oy atacağını sanmıyorum. Haysiyet sahibi hiçbir Alevi AKP’ye oy vermez, vermemeli.” ( 31 Mayıs 2007)

Rıza Zelyut da İzzettin Doğan gibi meseleye vakıf olsaydı eğer, bulunduğu yerden, yani MHP çizgisinden, elini ovuşturarak ve kıs kıs gülerek içinden şöyle mırıldanabilirdi CHP’ye gidenlere: “Nasıl, atıp tutuyordunuz, çizgimize nasıl da geldiniz?”

Atatürk Resmi ve Bayrak

“Bugün AABF'nin başında bulunan Turgut Öker; 1989 yılında biz Hamburg Alevi Derneği ile birlikte Alevilik Bildirgesi'ni hazırlayıp yayımlarken dernek üyesiydi. Hamburg'da yapılacak cem töreni için, salona Atatürk resmi ve Türk bayrağı asılmıştı. Öker ve yandaşları Atatürk resmini ve Türk bayrağını indirtmişler; dede Şinasi Koç da ceme girmemişti.”

Rıza Zelyut, Turgut Öker’i can alıcı bir yerinden yakalamış gibi görünüyor. Ancak, Rıza Zelyut’un aynı tavrı müftülere karşı da göstermesi gerekmiyor mu? Cemevleri devlet tarafından tanınmıyor, hiçbir statüsü de yok. Peki, camiler ne oluyor? Camiler devletin resmi kurumları değil mi? Camileri devletin kamu görevlisi, memuru olan hocalar yönetmiyor mu? Neden hiçbir camide Atatürk resmi yok, Türk bayrağı yok?

Aleviler herhangi bir yerde cem yapacak olsalar, o yerin en büyük mülki amiri alelacele geliyor, “Saygı duruşunda bulunacaksınız, İstiklal Marşı söyleyeceksiniz, bayrak asacaksınız” diyor. Aleviler de genellikle bu yaptırımlara uyuyorlar.

Peki, Rıza Zelyut! Sen bayrak ve Atatürk resmi konusunda çok hassas görünüyorsun. Her gün camilerde beş vakit namaz kılınıyor, değil mi? O halde önerim şudur:

1. Camiler Türk bayrakları ile donatılmalıdır
2. Atatürk’ün resmi asılmalıdır
3. Saygı duruşunda bulunulmalıdır
4. İstiklal Marşı okunmalıdır
5. Namaza başlanmalıdır

Güneş gazetesinde köşen olduğu için söylüyorum, bunları da aynı öfkeyle, Alevilere duyduğun öfkeyle köşende yazarsın artık.

Fetva ve Devlet

Rıza Zelyut egemenlik ve halk kavramlarını da birbirine karıştırmaktadır. Şöyle diyor:

“16. Yüzyılda Osmanlı şeyhülislamları İbni Kemal, Ebussuud Efendi gibi yobazlar Aleviler için ‘Bunlar Müslüman değildir; katledilmeleri helaldir!’ diye fetva veriyordu. Bugün bu sözde Aleviler de Alevi Müslümanlara, ‘Siz Müslüman değilsiniz!’ diyerek tıpkı Ebussuud Efendi’nin yaptığını yapmaktadırlar.”
Buradaki eşleştirmeye dikkat etmek gerekir. İbni Kemal ile Ebusuud Efendi Osmanlı şeyhülislamlarıydı. Osmanlı devletinin memurlarıydı. Onlar fetvayı veriyor, devletleri de Alevileri öldürüyordu. Yani Müslüman olmamanın sonucu ölüm oluyordu. Peki, Rıza Zelyut, Turgut Ökerler Alevilere “Siz Müslüman değilsiniz!” dediğinde Alevileri kim öldürecek? Turgut Ökerler mi öldürecek, yoksa başkaları mı öldürecek? Ebusuud Osmanlı devletinin şeyhülislamıydı, Turgut Öker devletin Diyanet İşleri Başkanı mıdır? Bu eşleştirmeyi nasıl yaptın?
Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin laik ve demokratik bir devlet olduğu da söyleniyor. Yani bu cumhuriyette Müslümanlar, Hıristiyanlar, Aleviler, dinsizler… birlikte kardeşçe yaşayabilir anlamına geliyor bu tarif. Neden “Aleviler Müslüman değildir” denildiğinde sonu ölüm oluyor, akla Ebusuud geliyor? Müslüman olmamakla katledilmek neden yan yana geliyor? Rıza Zelyut’un kendisini Müslüman görmeyen Alevileri kimin katledeceğini söylemesi gerekiyor, bekliyoruz. Yukarıdaki düşüncelerinden Rıza Zelyut’un Müslüman olmayanların öldürülmesini onayladığı sonucu da çıkmaktadır.

Demokratik Mücadele

Alevilerin büyük sorunları var mıdır, evet vardır. Bu sorunların çözülmesi için mücadele etmek gerekir mi, evet gerekir. Peki, bu nasıl olacak?
Tabii ki özgür eleştiri ile ve örgütlenme ile olacak. Aleviler kimi eleştirecek, bu eleştirileri, bu örgütlenmeleri hangi kavramlarla açıklamak gerekir? “Hala bunlar konuşmalarında devlet düşmanlığı yapmıyorlar mı?” demektedir Rıza Zelyut. Sırtını devlet güçlerine dayamış, “Bakın şunlar şunlar düşman”dır demek istiyor. Oysa dernekler yasal derneklerdir, başındaki kişiler ise rahatça dolaşan, pasaportları olan kişilerdir. Bu kişilere karşı kullanılacak dil “düşman” şeklinde mi olmalıdır? Örneğin “karşıt” sözcüğü kullanılamaz mı?

Rıza Zelyut Alevi-devlet ilişkilerini de ters yüz etmektedir. Devleti Alevilerin kurduğunu söylemektedir. Alevilerin Turgut Öker gibi akılsız kişiler tarafından devletten uzaklaştırıldığını, onların bulunması gereken yeri yobaz takımının doldurduğunu söylemektedir. Bu söylenenlere ne demeli? Turgut Öker kim ki Alevileri devletten uzaklaştırsın, doğumu kaçtır? Devletin Alevilere bakışını kavramak için bazı sorularım olacak:

1. Diyanet İşleri Başkanlığı ne zaman kuruldu? Kim kurdurdu, niçin?
2. Köy Kanunu ne zaman çıkartıldı? “Camisi olmayan yere köy denmez” denildi mi? Bu kanunu kim imzaladı?
3. Tekke ve Zaviye Kanunu ne zaman çıkartıldı? Hacı Bektaş kapatıldı mı, kim kapattı?
4. Hacı Bektaş’taki kap kacak nerede ve kimler tarafından satıldı?
5. Hacıbektaş Kütüphanesindeki kitaplar ne oldu, kimler nereye sattı?


Bütün bu düzenlemeleri “devleti kuran” Aleviler mi yaptı? O dönemde Alevilerin başında kimler vardı? Dedeler rahatça köylerimizi dolaşabiliyorlar mıydı? Neden dolaşamıyorlardı? Sazları kırılıyor muydu? Kim kırıyordu? Cem nasıl yapılıyordu? Açıktan mıydı, gizli miydi? Aleviler Alevi olduklarını söyleyebiliyorlar mıydı? Neden söyleyemiyorlardı?

Aleviler mazlumdur. Bugünkü AKP iktidarının kurulmasında Alevileri suçlamak doğru değildir. Türkiye’de şeriatı kim geliştirdi? Hizbullah’ı Aleviler mi kurdu? Dini dernek ve tarikatları kim kurdu, Aleviler mi kurdu? Ecevit Fetullah Gülen’e söz söyletmezdi, neden? Ecevit’in bir bildiği mi vardı yoksa?
Bu sorulara Rıza Zelyut’un cevap vermesi gerekiyor?


Ağıt Edebiyatı

Bugünlerde bazı kişiler geçmişte yaşanan katliamlardan söz edenlere aşağılayıcı kavramlar kullanmaktadırlar. Bu kişiler dönmedir. Rıza Zelyut da dönmedir. “Hala ağıt edebiyatı ile tabanı kışkırtmaya çalışmıyorlar mı?” demektedir.

Rıza Zelyut “ağıt edebiyatı” derken, Sivas’ı konuşmayın, Maraş’ta öldürülecek Alevilerin evlerinin duvarlarına üç hilalin çizilmesini konuşmayın, Dersim’i sakın hiç konuşmayın demek istemektedir. Bu sözler Cemal Şener’den, Reha Çamuroğlu’ndan da duyulmuştur. Başımıza gelenler unutturulmak isteniyor.
Her halk acılarıyla, anılarıyla vardır. Halkımızın da toplumsal belleği vardır. Çok zulüm görmüş bir halktır. Mazlum bir halktır. Bu mazlum halka “belleğini sil” demek, kendini unut demektir. Tam tersine Alevilerin bir günü veya bir haftası olmalıdır. Geçmiş yad edilmelidir. Yaşanan kırımlar, katliamlar lanetlenmelidir. Ben yazımın tam da bu yerinde, Seyit Rıza ve yoldaşları için ağıda durdum. Daye daye… Vıyy, vıyy.

Vay ki yanlışa, yaramaza. Yol kaçkınlarına, yoldan çıkanlara! Vay ki namusu, vicdanı unutanlara!

Devletle Barışma

“Bu yüzden artık, yeni bir değerlendirme yapmak zamanı gelmiştir: Aleviler; devletle kavga etmek yerine devlete sahip çıkarak onun nimetlerinden yararlanmayı birinci gündem maddesi yapmalıdırlar.”

Rıza Zelyut bunları söylüyor. Aleviler devlet sahip çıkmalıdır, diyor. Emrin olur Rıza Zelyut, devlete sahip çıkalım!

Devlet öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldırsın. Okullardaki din derslerini kaldırsın. Kendisine bağlı Kuran kurslarını kapatsın. İmam Hatip Okullarını kapatsın. İlahiyat Fakültelerini kapatsın. Nüfus cüzdanlarından din hanesini çıkartsın. Devlet memuru hocaların işine derhal son versin. Camilerden elini çeksin. Ezan sesini kıssın. İmardan ibadet yerini çıkartsın.

Bu taleplerimiz laiklik ile ilgili taleplerimizin bazılarıdır. Demokratik taleplerimiz de var. Halklarımızın bütün talepleri bizim taleplerimizdir. Ezilenlerin, işçilerin, emekçilerin talepleri de taleplerimizdir. Doğanın, suların kirletilmesi, çevre, yaban hayatının korunması, kadınların, çocukların demokratik talepleri de bizim taleplerimizdir. Kısacası laik ve demokratik bir devlet sisteminde yaşamak istiyoruz. İşçilerin, emekçilerin bu toprakları çok rahatlıkla yönetebileceğini de biliyoruz.

Bu sorunlar ciddi sorunlardır. Sahip çıkma işine gelince… Aleviler devlete sahip çıksınlar, anladık, ama önce devlet Alevilere sahip çıksın. Bildiğimiz şudur: Devlet bizi çoğunluğa kurban etmiştir. Çoğunluğu ürkütmemek için bize yaşam alanı açmamıştır, açmamaktadır. Genel anlayış, namaz kılın, oruç tutun, hacca gidin anlayışıdır.

Biz Hacı Bektaş’a gideriz; namaz kılmayız, cem yaparız; Ramazanda oruç tutmayız, Muharremde oruç tutarız. Taleplerimiz karşılanmalıdır. Laik, demokratik bir sistemle yönetilen bir ülkede yaşamak istiyoruz, vesselam.

Dönmeler ve Fırıldaklar

Dönmelerine dışarıdan bakıldığında iyi bir görüntü oluşturmuyorlar. Örneğin, AKP’ye katılan Reha Çamuroğlu katılım toplantısında, Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisini aradığını ima ederek şunları söyledi:

“İki hafta önce bana teklif getirdiğinde bana göre gecikmiş bir teklifti. Türkiye sancılı bir dönem geçiriyor. Ben bunları kemale erme sancıları olarak görüyorum. Türkiye'nin partisine hoş bulduk diyorum.”

29.05.2007)
Türkiye ile birlikte Çamuroğlu’nun da “kemale erme sancıları” çektiği anlaşılmaktadır. Rıza Zelyut ise köşesindeki yazısında Turgut Ökerleri eleştirirken:

“Bunlar; MHP’ye, DP’ye, hatta AKP’ye giren Alevilere söz söyleyecek konumda değildirler” demişti.

Zelyut karşısındakileri suçlarken kendilerine de yer açıp, bulunduğu yerin meşru olduğunu anlatmaya çalışmaktadır. MHP’ye giren kendisidir, “hatta AKP’ye giren” ise Reha Çamuroğlu’dur. Rıza Zelyut yazısında “Hatta AKP’ye giren Alevilere” derken, yazısının bir başka yerinde söylediği “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna karşı mücadele eden gericilerin bugün iktidara gelmesinde” şeklindeki kendi düşüncesini çürütmektedir. Devlet ve Rıza Zelyut, “Cumhuriyetin kuruluşuna karşı mücadele eden gericiler” derken AKP’yi anlamaktadırlar. Rıza Zelyut yazısının bir yerinde böyle diyor, diğer yerinde “hatta AKP’ye girenler”i olumluyor.

Yazımı döneklik, fırıldaklık uzmanı olan, bu işleri çok yakından bilen Ahmet Hakan’ın yazısından bir bölüm ile bitirmek istiyorum:

“‘Dönek’ ile ‘fırıldak’ arasında fark vardır

Bir adam eğer iki kez ‘anında satış’ yaptıysa, bilin ki ondan yeni ‘anında satış’ işlemi beklemek gerekir.

Bir adam eğer hiç hesaplaşmadan anında dönebilme becerisine sahipse, bilin ki yine hesabını vermeden anında tornistan edebilir.
Sindirilmiş ve hesabı verilmiş döneklikten korkmayın. Korkacaksanız 15 dakika içinde ortaya çıkan anında satıştan korkun.
Döneklik ile fırıldaklık arasında müthiş bir mahiyet farkı vardır. Her dönek fırıldak değildir ama bazı dönekler fırıldak olabilir.” (Hürriyet, 30 Mayıs 2007)



Alıntıdır...


"Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!"
NervouS! isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 01:29.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts