![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Can ... |
Batın-i kelimesinin acılımına öteki olmak diyerek en kısa cevabı vermiş oluruz,Muhalif olma, görünürden farklı olma,aks, farklı yorum ve takiyye gibi açılımlarıda olarak bilinmektedir.... Baskıcı ortamlar akılcı farklılaşmaları karşısında kendi doğrularıyla kanıtlamaktan çok geliştirmiş oldukları dogmalar ilk sırada olmak üzere siyasi ekonomi ırkı meseleleri kullanarak kendi devamını çoğaltımını seçmişlerdir. Bu dün nasılsa bu günde aynıdır. Erk ve asalakları kendi geleceklerini sağlamlaştırmak içinde sık, sık bu argümanları kullanmış büyük bir alan açmıştır. Biz ve biz gibi düşünenlerin insan sömürüsüne karşı duruşu seçerek erki ve destekçilerini karşımıza almışız dönem, dönem gelişen bu duruşa çeşitli isimler takılmıştır. Konu gereği genel bakışı sunacağımız İslam/şerri olgusunun -batınlilikle ilişkisi coğrafyamızı sardığı M.S.9.yy- ile 15.yy a yayılan bir zaman birimini erk ve karşı duruşun incelemeyi irdeleyelim anlatmaya çalışacağız. İslam toplumunun ilk ayrımı her ne kadar Hz. Ali ve muaviye döneminde gözükse de siyasi oluşan bu ayrım daha sonraki din içerekli erk siyaseti olarak ilerlemiştir. islam dini içinde kabul etmiş olan fakat bunu kendi örf ve anlayışına uygulamaya çalışan ilk ses “ey rasul adaletli ol” diyen Havariç(harici)Zülhuveysıra Temimidir(kaynak: İbnül cevzi. Çeviri S.KOCABAŞ-şeytanın ayartması) “Dinde aşırılığı temsil eden kurra ehli Haricilik için tam bir fidanlık görevini yapmaktaydı. Ançak Wellhausenin iddia ettiği gibi Haricilik tamamıyla İslam’dan neşet etmiş bin dindarlık olarak değil aksi Arap bedeviliği biçimlendirdiği Müslümanlık olarak anlaşılmalıdır. Zira kuranın ve islamın bedevilik ve ondan neşet eden bir tür hareketler hakkında bakışı belledir. Sıffın hakem(tahkim) olayına karşı çıkan Basralı Temimlilerden Urbe. bin Udeyye el-Hanzalinin ”hüküm ancak Allahındır ”haykırışı harici hareketinin tarihi olarak ve gerçek anlamda ortaya çıkışıydı. Sıffında muaviyenin taraftarları nasıl kuran sayfalarını mızraklarının ucuna takarak onu bir silah olarak kullanmışlarsa onlarda ilk çıkış sloganları ”hüküm ancak Allahındır” gibi kuran ayetlerini sloganlaştırmıştırlar onu adeta dinin kendisi haline getirmişlerdir Böylelikle de dinin siyasete alet edilmesinin belki de ilk büyük gerçekçi tecrübesi yaşanmıştır.”(islamın batını çeviri:doç.dr.M.gül) Hariciler kuranın zahiri manasına sarılarak onları sloganlaştırılması İslamın bedeviliğinin sert kalıbına dökülmesinden başka bir şey değildi. İleride göreceğiz ki Batın-i hareketler(ayrımcı) olan haricilerde farklı bir İslam çizgisiyle islamı anlamaya ve karşı duruşunu organize edemediklerinden tarih sayfasında yok olmuşlar fakat bir eğim sağlamışlardır.Sonrasında ise erk siyasetinin içine girerek yok olmuş ve İslam-ı farklı yorumlamak zorunda kalan yakın doğu Asya ve Anadolu halklarına karşı duran eşarilik ile ortak bir zemin içerisine girmişlerdir. Diğer yandan 9,yy başlarında Suriye Arabistan kırman, fars, horasan, Ermeni, Arap, Arami, Türk ve Kürt ayaklanmalarının çoğu yukarı Mezopotamya’nın çoğunda devlet kontrolüne karşı kabile akınları ve direnişi meydana geliyordu. Bunlara da genel manada Erk devleti harici ismini takmıştı. Bu şimdiki anlayışımızla yanlış daha sonra düzeltilecek ırk inanç ve örf kültür bundan büyük rol oynayacaktı Harici topluluklar yeni farklı bir Müslümanlık izleri taşıyan mevalilere teorikte kucak açsalar’ da ırkı yönden erkin ve inanç yönetiminin Araplarda olması gibi karmaşa içerisinde olmalarından sebep daha sonrada kendilerini Arapçılığın baaz parti anlayışı içerisine sokarak mevalilerden ayrılmışlardır. İslam erkin iştahını kabartan dep-depe acımasız savaşlar(fetihlere )yakın Asya için bir yıkım oluyordu. Bunun karşısında nasıl duracağı zayıflamış devletler acısından büyük bir sorun olarak karşılarında duruyordu. Abbasilerin baskılarına karşı Bu günkü İran ve Azerbaycan coğrafyası ile doğu Anadolu bölgesini içeriye alacak şekilde toplumlar dağlarda bayırlarda yaşayarak kendilerini Arap emperyalizmine karşı korumayı başarıyordu. Ama gelecek ifade etmiyordu. “Hilafete karşı durma İslam ve Zerdüştlük açısından olan şii(şia),Mazdeizm sentezleyen mezhepler biçimini aldı”(kynk:Ira M. Lapidus İslam toplumları tr.1.s:129.çeviri: Yasin ALTAY) Dönem içerisinde Abbasileri destekleyerek ebu Müslim horasani sayesinde emevi erkini yıkan Şia(ayrılıkçı-gruplar) halkları kendilerini rahatlatacak sistemin muhalif olan ve mevaliye iyi davranacağını zannettiği peygamber amca çocuklarını getirmişlerdir. Özellikle emeviler dönemi ayaklanması olarak büyük Şia ayaklanması el-Muhtar es-Sakafi önderliğinde erke karşı ilk Şia büyük ayaklanma denemeleri unutmamak gerekir. sonraki zamanlarda bu hareketlerin devamı Abbasiler mevalilere oyun yaparak emevileren geri kalmadıklarını göstermişlerdir. Şia olmanın temelinin inanç açısından farklılıklar arz etsede bayrak olarak muhalif olma ehlibeytten olma gibi varsayımda böylelikle değişikliğe uğruyor muhalif olma hareketinin adı Hz. Ali taraftarı olmak ile eş değer bir kimlikle ilerliyor ve büyüyordu. Böyleliklede islam-ehlibeyt ayrı inançlar olarak algılanıp kendi diğer inançlarıyla pişirilerek çeşitli İslami-ehlibeyt ve Hıristiyanlık-sabilik-mazdeizm bileşkesiyle yeni İslam-i(batın-i)heterodoks inançlar meydana geliyordu. Bundan sonra muhalif inanç ve halklar Arap, Kürt, Ermeni, Arami, Türk, Fars, Deylem toplulukları farklı yollar izleyecekti. bu yol BATİNİLİK ti. yanlız birlik için çeşitli görünmeyen akım liderleri ve görünen batın-i lidarlerle Toplumların kendi inançlarına fazla dokunmadan. İslami öğeleri bir potada eriterek bir birlik kuruluyordu. Şia muhalif olma neye muhalif olma manasında düşünürken sömürülen halk kitleleri inançları örfleri ve adetleriydi. İslam amacı ve tamamen değişmiş olması halkların gökten vari geldiği rejimin kendilerine yaptığı zülüm olmayacağını anlayarak İslam-şerri olgusunun erk ve yönetimde değiştiği anlayışı ehlibeyite yapılan anlayışla kuvvetlenmiş böylelikle de karşı çıkmıştırlar. Uygulamalar erk elinde farklı yapılışı esas temeli oluşturuyordu. Safarilerden, Fatımilere Deylemlilere ,Tahiriler, Karmatilere,samaniler, zeyidiler gibi muhalif düşünceler şerri uygulamalı İslam karşısında kalarak yeni toplulukların devlet isimleri olmuşlardı. Bazı kısa, kısa notları vererek büvhrevioğulları ve asıl ana kaynağımız olan safavilerin ilk dönemlerine zaman ayıracağız.. 1-868-869 yılında Hz. Ali soyundan birinin ortaya çıkmasıyla Bahreyn halkı ile birlikte zencilerinde “sahib ez-zenc”adını alan İranlı bir liderin idaresinde isyan tarihte görünmekte Mekke’yi ele geçirerek Kâbe’nin örtüsünü bile yanlarında götürmüşlerdi. 2-DEYLEM: İranın kuzey dağlık halklarından olan Deylemliler islamı en son kabul eden topluluklardan olmakla birlikte siyası bakımdan bağımsız hanedanların ortaya çıkmaları dini bakımdan ehli-i sünnete aykırı inançları benimsemeleriyle bu coğrafyada ilk şahsiyet davasına kalkışanlar arasında olmuşlardır.(kyn: Ira M. Lapidus İslam toplumları.1.s:81.çeviri: Yasin ALTAY) Abbasi baskısından kaçan Hz.Ali soyundan 8.yy sonralarından itibaren sığınak ve desteğe kavuştuğu Deylem Bağdat Abbasi halifesi ile diğer suni yöneticilere karşı özerkliklerini titizlikle koruyan faal bir Şiilik hmerkezi haline geldi. Hürremilerin deylem bölgesinde dini kisve altında siyasi istiklmal peşinde çıkardıkları isyanlar merke tarafından şiddetle bastırılmıştır. Onların hareketinin rengi eski yerli iran inançları ve islamın muhalif dini siyasi unsurların coğrafi potada biçimlenmesinden ibaretti. Deylemliler 10.yy boyunca büveyhilerin idaresinde iran ırak ın büyük bir kısmında nufuslarını yaymayı başardılar Selçuklular gelince Deylemlileren şii akına son verdi.(Nizamümülk siyasetnamesinden çeviri: Çeviren: Nurettin Bayrutlugil) Hasan sabah en büyük gücünü koyu şii-ismailli propagandan çok etkilenmiş olan bu kuzey bu halkına harcadı..hasan sabahın deylemli yiğit daileri Selçukl veziri nizamı mülk değil Musul valileri Atabeg Mevlud,Kasımüddevle Aksungur el- Porsuki,şam Atabegi Böri gibi devlet adamlarını tarihi sayfasından kaldırmışSelattir eyyübi,Nurettin Mahmut Zengi,Usame ibn Münkız ada suikast girişimlerinde bulunmuşlardır) Diğer kaynaklardan yararlanarak batın-i anlayışı kavramaya çalışmaya devam edeceğiz. Alevilik- ile aslında batın-ilik ayrı olduğu. Lakin akademik görüş inanç bazında kalarak ekonomik siyası ve ırkı yönleri unuturcasına Sünniliğe muhalif olmayı Alevilik olarak kabul etmiştir. Lakin Hz. Şah İsmail’in zamanında bu isim Kızılbaş olarak değişmiştir. Özellikle şah İsmail ve Hurufilik bu günkü Alevilik isminin çıkışının tamamladığı zannet sekte bu ismi bize koyanlar hep muhaliflik ettiğimiz tayfadır. kendimize isim koyup koymamada ismi ışıkcıdan Aliyül anlayışına Mehdi Hulul gulat anlayışı ile birlikte en çok söz edilen Kızılbaş anlayışıdır ki bu anlayış bence daha oturmuştur.Alevilik günümüzde Kızılbaş anlayışına muhaliftir aynı inanç bazında Sünnilik gibidir. Bundan dolayıdır ki aslım Alevi değil Kızılbaş daha oturmuş tarihi gerçeklerle günümüze uyan bir çıkıştır. Buruda birilerinin sualleride cevaplamış olduk sanırım. HURUFİCAN 23.01.2011 Konu HURUFİCAN-ERZİNCAN tarafindan (01-25-2011 Saat 00:46 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to HURUFİCAN-ERZİNCAN For This Useful Post: |
|
|
#2 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Thanks: 2518
Thanked 3344 Times in 903 Posts REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alevi yerine Kızılbaş terimini tercih ettiğini söyleyen, ya da, Alevilerin tarihteki adının Kızılbaş olduğunu iddia eden Alevi örgüt yöneticileri, yazarlar ve yorumcular neden Kızılbaş terimini günlük yaşamda kullanmıyor?
Örneğin, bu yöneticiler neden derneklerine Kızılbaş adını vermiyor da Alevi adını veriyor? Bu ad verme mi bir ikiyüzlülük, yoksa Alevi yerine Kızılbaş terimini tercih ettiğini söylemek mi ikiyüzlülük? Kesin olan bir şey var ki; bunlardan birisi ikiyüzlülük içeriyor. Saygı ve sevgiyle... |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | Amistofes (01-28-2011), esonto58 (01-28-2011), hayat (02-01-2011), ...HURUFİCAN-ERZİNCAN... (01-23-2011) |
|
|
#3 | |
|
Can ...
Üye No: 2975
Mesajlar: 1.037
Thanks: 451
Thanked 870 Times in 480 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 42
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
éKesin olan bir şey var ki; bunlardan birisi ikiyüzlülük içeriyor." Saygı ve sevgiyle. Camiye gidip namaz kılan alevi ile ben cami bilmem ve gitmem diyen ben deniz kIZILBAŞ(BATIN-İ) gibi.. |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Can ...
Üye No: 2975
Mesajlar: 1.037
Thanks: 451
Thanked 870 Times in 480 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 42
REP Seviyesi :
![]() |
Hasan sabah Kumda doğmuş Yemen kökenli bir küfeliydi Abdülmelik el-Attaş tarafından Mısıra gönderilmiş. Mısır dönüşünden sonra Deylem dai-liğine atanmıştı. H.Sabah dikkatini İranın kuzeyine Hazar kıyısında geylan ve mazenderan vilayetlerine özelikle Deylem-in dağlık bölgeler üzerine çevirdi. Büyük İran Platosunu kuşatan dağlar zincirinin kuzeyindeki bu topraklar ülkenin geri kalan kısmından çok farklı bir görünüme sahipti. Bu yerler iran yaylasında yaşayanlar uzun zaman Deylemlileri tehlikeli görmüştü Deylemliler başlarına buyruk İran hükümetleri tarafından hiçbir zaman hâkimiyetlerini sağlamadığı akıncı atik cesur bir halktı.
Alamut 12..yy başlarında Celaleddin Hasan dünya konjonktürü değiştiğini ve Moğol baskılarını görünce artık dağ siyasetinin bitmesi gerektiğini anlamış bir takım girişimlerde bulunmuştur. ..Alamutun inanç esasımızda bilmeyen nerede yoktur dur.Diyerek kısa kesiyorum.. Osmanlı Tarihçisi Mehmet NEŞRİ Türklerin islama girişi nin Hicri 30 miladi 912 yıla tekabül ettiğini söylemektedir.. Abbasi devleti zamanında Dağ han oğlu SALUR’ un saltanatı devamında Türk neslinden ÇANAK han dedikleri bir fert başbuğ oldu. Başkomutan olunca kendisine KARA HAN ismini taktılar. İslam dinine giren ilk kişi bu hükümdardır. Bu hükümdar Müslümanlığı secince haklıda Müslümanlığı seçmiş olmuştu. Böylelikle de islamı seçen Türklere Türk-i Man denildi daha sonra söyleyiş şekli değişerek TÜRKMEN isimni konarak günümüze kadar böyle geldi.(kaynak: Prf. M.A. Köymen KTB.-Neşri Trh.)Bu çağ satuk buğra han-ın çoçukluk dönemidir Diğer taraftan anadoluya oğuz göçlerinin akın akın gelmesi moğol baskılarının sayesinde gelişen ve islamı-batın-i yolunu ehlibeyit ekolunu kabul eden sufi görünümlü isimleri baba dede olan inanç ve toplum büyükleri aklı selimler(ded-korkut) batın-ilik değişik bir öteki oanlamında yeni sahneye çıktıklarını görüyoruz... iran kıralı kavad(kevad)yanında sığınan sonra belli nedenlerden sonra kaçan mazdek anlayışı şaman anlayışı zerdüşt ve hint dinlerinin yoğun karma şekli alarak daha farklı arap batın-iliği mısır batin-ilikten farklı bir inanç ortaya çıkıyordu.(Melami vefa-i kalenderi gibi) Lakin tarih açısında toplumlar moğol baskıları yokluk can korkusu nedeniyle teolojik kavramlarda inanclarda kurtuluşlarını aramıştır.Bu dönem toplum daha çok inancına sarılmış bu sarılmalarda babaların dedelerin kıymetini birkez daha arttırmıştır.Baba ve dedeler gelişmeleri iyi takip eden gerçekçi toplumunu iyi tanıyan ve iyi kararlar veren analizci irdeleyeci ilerici ve diğer mensuplarıyla fikir acısındanda iyi haberleşen sözü tanrı nidası gibi kabul görünen saygı duyulan yeryüzü tanrılarıydılar.Babaların ve dedelerin gördüğü günümüzde geçerli olan sosyal adaleti sağlayarak ayakta kalmak işiydi.Gelişen hayat şartları kendi toplumunun var olması için yeni ölçüler kararlar alınmış bu ölçülerin başında inanca oturturularak öncelikle mistif ve gerçekçi bir hava kazandırılması için kendi toplumuna uyan ve kabulu kolay olaçak ehlibeyit baz alınarak geliştirilen batın-iliğin yegani siyasi ekonomu sosyolojik sorunları rıza şehri ütopyasının konulan kaidelerle(batınilik)amacı halkını koruma kollamak devamını sağlamak olduğu görünmekteydi i......... ….. Konu HURUFİCAN-ERZİNCAN tarafindan (01-25-2011 Saat 01:25 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Can ...
Üye No: 2975
Mesajlar: 1.037
Thanks: 451
Thanked 870 Times in 480 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 42
REP Seviyesi :
![]() |
kARMATİLER FATİMİLER VE HARİCİLERİN AYRIMLARI SAVAŞLARI BİRLİKLERİ VE BATIN-İ ANLAYIŞIN YERİ OLAN İSKENDERİYE VE KAHİRE ANLAYIŞININ UZANTILARI VE NEDEN AYNI BÖLGE SEÇİLDİĞİ İSLAMİ-BATIN-İ EL ENSAR-İ ÜNV. İLK ÖĞRENCİLERİ VS. ANLATMAYA ANLAMAYA VE KIZILBAŞ MI ALEVİ-Mİ OLDUĞUMUZU ANLAMAYA DEVAM EDEÇEĞİZ..........
|
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to HURUFİCAN-ERZİNCAN For This Useful Post: | Amistofes (01-28-2011), Baba İlyas (01-28-2011), Hamza Aksüt (01-28-2011), hayat (02-01-2011), karan (01-28-2011) |
|
|
#6 |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: yok
Yas: 27
Üye No: 311
Mesajlar: 161
Thanks: 442
Thanked 494 Times in 143 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 222
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() |
Sevgili hurufi,
Karmatiler tanimlamasi cok zayif kaliyor. Evvela bu tanimin alti daha fazla bilgi ile doldurulmali. Bu karmatilerin misirdan gelen ezoterik inancli inisiyelerinden gecmis rahipler toplulugu oldugu biliniyor. Iste islam icinde ilk ali takiyyesini baslatanlarinda islam icine ilk batini tanimlari serpistirenlerinde, islami ve kurani icrek acilimlarla ilk yayanlarinda bunlar oldugu soylenebilir mi? Peki o halde bunlarin yani bu misirdan gelmis inisiyeden gecmis rahiplerin karmatilerin, fatimilerin, ismaililerin, hasisilerinde kurucu temelleri olduklarini dusundugumuzde -sayet karmatiligi, ismaililigi, hassasiligi alevilik olarak kabul edersek- "yine bu rahiplerin aleviliginde kurucu temelleri oldugunu kabul etmek zorunda kalmaz miyiz? Yani daha kisa bir anlatimla alevilik islam ile iliskilendirilip alili takiyye ile yogrulmasini Sah ismail ile safevi ipotegine degil bu rahiplere mi borcludur? Sayet evet ise cevabi sorunun o halde misira duSmez mi yolumuz? Misirin icrek inanclardaki ayricalikli yeri ve onemi goz onene alindiginda bu fikir sacma gelmiyor. Konu karan tarafindan (01-28-2011 Saat 05:34 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to karan For This Useful Post: | Amistofes (01-28-2011), Baba İlyas (01-28-2011), Batıni (01-28-2011), Hamza Aksüt (01-28-2011), hayat (02-01-2011) |
|
|
#7 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Thanks: 2518
Thanked 3344 Times in 903 Posts REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
[quote=karan;125886]Sevgili hurufi,
Karmatiler tanimlamasi cok zayif kaliyor. Evvela bu tanimin alti daha fazla bilgi ile doldurulmali. Bu karmatilerin misirdan gelen ezoterik inancli inisiyelerinden gecmis rahipler toplulugu oldugu biliniyor. Iste islam icinde ilk ali takiyyesini baslatanlarinda islam icine ilk batini tanimlari serpistirenlerinde, islami ve kurani icrek acilimlarla ilk yayanlarinda bunlar oldugu soylenebilir mi? Peki o halde bunlarin yani bu misirdan gelmis inisiyeden gecmis rahiplerin karmatilerin, fatimilerin, ismaililerin, hasisilerinde kurucu temelleri olduklarini dusundugumuzde -sayet karmatiligi, ismaililigi, hassasiligi alevilik olarak kabul edersek- "yine bu rahiplerin aleviliginde kurucu temelleri oldugunu kabul etmek zorunda kalmaz miyiz? Yani daha kisa bir anlatimla alevilik islam ile iliskilendirilip alili takiyye ile yogrulmasini Sah ismail ile safevi ipotegine degil bu rahiplere mi borcludur? Sayet evet ise cevabi sorunun o halde misira duSmez mi yolumuz? Sayın Karan Haşhaşi, Batılıların İsmaililer için uydurduğu, maddi temeli olmayan bir terim. Fatımiler, İsmaili. Yani, Haşhaşi denenler de Fatımi denenler de İsmaili. İsmail, İmam Cafer'in oğlu. 'Ali takiyyesi' ifadesini kullanmışsınız. Aleviler (Aliciler), böyle bir takiyye yapmışsa neden Yezid ve soyunu değil de Ali soyunu tutarak, zulme maruz kalmıştır? Daha doğrusu, sizin söylediğiniz gibi Ali takiyyesi varsa bu takiyyenin amacı nedir? Baskıdan zulümden kurtulmak mı? Eğer amaç buysa, neden Emevileri tutar görünmediler? Saygı ve sevgiyle... Konu Hamza Aksüt tarafindan (01-28-2011 Saat 07:28 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | Amistofes (01-28-2011), Baba İlyas (01-28-2011), esonto58 (01-28-2011), hayat (02-01-2011), karan (01-28-2011) |
|
|
#8 |
|
Can ...
Üye No: 2975
Mesajlar: 1.037
Thanks: 451
Thanked 870 Times in 480 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 42
REP Seviyesi :
![]() |
Karmatiler batın-i tablonun içinde oldukları kesindir Lakin İsmailli olma ve kavrama şekilleri olarak Fatimilerden farklıdır. Yukarıda arz ettiğim gibi bu iki anlayış bir birleriyle savaşmışlardır. Bu yanlış İsmailliği geriye doğruda itmiştir. Bunu değişik sebepleri vardır. Diğer yandan Küfeli Sevadında bir İsmail hayranı olan ve inanan Hamdan karmatiliğin kurucusu olarak görünmektedir. Hatta İmam Caferin kararını beğenmeyerek Musa el-kazım imametin geçmediğini söylemiştir. Bundan dolayıda bir sınıf oluşturmuştur.
İşin ilginç yanı Bâtınilik İsmailli anlayışının aks-ı bu günkü Kızılbaş anlayışını kavradığı halde. Tarhin kapaklarında gizli cevapları bulunan Nedense Anadolu’daki adlarına ALEVİ olarak nitelendiren inanç sistemi 12.imamcılığı seçmişken İsmailliğin temellerini savunmaları uygulamaları düşündürücüdür. Değişik anlayış şartlar gereği eğer pirler belli siyaset yapıyorlarsa takiyye olarak 12.imamcılığı seçmiş daha sonra bu seçim takiyyeden çıkıp asla bürünerek 12.imamcı anlayış ile İsmailli anlayış arasında köprü kurulmaya çalışılmışsa da bunu anlaşılan başaramamışlardır. Bu başarma sağlansaydı ayakları oturmuş bir Anadolu Kızılbaş-lığı görürdük. Alevi ile Kızılbaş-ı ayıran en büyük farklar buradan başladığını farz saymamız gerekir. O yüzden ben ALEVİ değilim demekteyim. Beni KIZILBAŞ isimlendirmesi tarif etmektedir. Mısırda bulunan Aristotelesçiler Epiküristler, Skeptikler ve Stoalılar, okullarının öğretilerini yıkmak kolay olmamıştır. Hasan sabahta bu okullarının devamı el- ensar ünv. Öğrenimini bitirmiştir. Şia 12 imacılıktan çok batın-ilik eğitimi veren bu okul ve devamını halklarının kültürlerini iyi analiz etmek gerekir. Farkıl göçlerle beraber Varhamana Mahavira anlayışı İsmailliği ve dolayısıyla karmatiliğin içinede girmiştir.Karmatiler çeşitli değişik inanış ve ırklardan oluşan güçlü iradeli insanların toplanma çatısıydı.Tam manasıyla avam-a yayılmaktansa az ama güçlü inançlı olmayı hedeflemiştir ki buda sonunu getirmiştir.Diğer bir yok oluşa katkıda melik şah zamanında Emir artuk bey Ahsa ve Bahreyn karmatilerine karşı başarı elde etmenside yatmaktadır. Aleviler Ali takiyyesi yapmışlardır.Lakin Kızılbaşlar ne zaman Ali takiyesine başladılar bu sürece bakmak gerekir.İsmailli olan biri Ali takiyyesi neden yapsın sorusunu tarihi analiz ederek bakmak gerekir. |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to HURUFİCAN-ERZİNCAN For This Useful Post: |
|
|
#9 | |
|
Gönül Dostu Bulunduğu yer: İstanbul/Kuzucan
Üye No: 3647
Mesajlar: 270
Thanks: 660
Thanked 575 Times in 215 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 37
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Söylediklerinize belli ölçüde katlılıyorum..Siz ve bütün canlara sormak isterim..Takiye'yi yapan Osiris rahipleri,saklanmak ve korunmak adına mı takiye yaptı? yoksa, Ali takiye yapılcak değil, zaten Batın ilmini bilen olduğu için mi Aliye sığınıldı? Neden bu soruyu soruyorum canlar,çünki, Kızlbaşların aklından atamdığı ve BATIL düşündükleri konuların başında Ali kültü'den vazgeçilememektedir.. Lütfen yanlış algılanmasın,ben Ali'den vazgeçin demiyorum. Aşk İle. Konu Batıni tarafindan (01-28-2011 Saat 15:19 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to Batıni For This Useful Post: |
|
|
#10 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sevgili Canlar;
Alinti:
Niye Mısır'dan gelsinler, Niye Ali TAKKİYESİ, Osman , Ömer değilde, Bu Osiris Rahipleri, Niye İslamın merkezine gittiler, gideceklerse, İslamın ulaşmadığı topraklara gitmediler, Sağlıcakla.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||