![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Can ... |
Ey can-ı canlar hakikat pazarı haktan başkasının değildir. Nesne, soyut ve şuur hep birdir. Hakk geldik hakk olduk Bu aleme dünyaya belirli bir amaç için yada sadece beşerlerce icra edilebilecek özel bir işi yapmak için geldiğimizi eğer bu amacı gerçekleştirebilirsek yaşamlarımızda etkisi olan günahın ve ahmaklığın kökünü kuruturuz. Eğer bunu henüz gerçekleştiremediysek bu bizim yaşamlarımızı ele almaya henüz muktedir olmadığımıza dair çok önemli bir göstergesidir.
Laflar sözler çok olur. Kötüye iyi cevap bir zaman sonra nafile gelir. Bildiği hep aynıdır. Bu zinciri kıramaz ve yaşam toplum zaman şartlarına göre görüşü yoktur. Doğrusu kendi doğrusudur. Bir başkasının doğru söyleyeceği kimde hata veya öğretide bir şeyler öğreneceğini hiç akıl etmez. Tarih ışığında sonradan yazıların içine alacağımız ve hatamız varsa düzetilmesi veya katkı yapacak olanada amenna diyeceğimiz hatırlatarak… Gelelim konumuza!!!!! Ali şia-sı ve Şiilerden İlk zaman dair ait tefsirlerden yalnızca beş tanesi bu zamana kadar gelmiştir. İsim verecek olursak Cafer es-Sadık, Hasan el-Askeri, Furat bin İbrahim bin. Furat el-Kufi, Muhammed bin Mesud el-Ayyaşi ve Ali bin İbrahim bin Haşim el-Kummiye ilintili tefsirlerdir Cafer Sadıka ilgili tefsirin adına Şii kitaplarda reel bir delil yoktur. Tefsirin rivayetin ravi-lerinin çoğu önemli kısmı da bilinmemektedir. Ayrı-ca, diğer Şii-imami kaynaklardaki rivayetlerle yapılan karşılaştırmada bu tefsirin çok farklı bir hüviyete sahip olduğu anlaşılmaktadır. Hasan el-Askeriye nispet edilen tefsirin ismi kaynaklarda geçmesine rağmen ilk ravileri ya bilinmiyor ya da zayıf olmakla itham edilmişlerdir. Bununla birlikte Şeyh Saduk bu tefsirden rivayette bulunmuş ve diğer bazı önemli Şii alimler bu esere değer vermişlerdir. Bu durum, tefsirin kısmen de olsa Hasan el-Askeriye ait olabileceğine delil etmektedir. Furat el-Kufî’ye ilgili tefsire gelince, ilk zaman İmamiyye Rical ve Fihrist kaynak-larında bu tefsirin ismine rastlanılmadığı gibi tefsirdeki bazı rivayetler de İmamiyyenin temel unsurlarına zıt düşmektedir. Bu nedenle Furat el-Kufinin tefsiri il zaman şii tefsir kaynağından gözükmez. Muhammed b. Mesud b. Muhammed b. Ayyaşi Semerkandi Ayyaşi tefsiri içinde imamiye teologları icma halindedir. Ravilerin rivayetlerinde senet mahzuf edilmiş olması tefsirin sağlığında bazı bozukluklar meydana çıkarmıştır. Hatta malum eserin belli belirsiz bir kısım sebeplerden dolayı kaybolmuş olmasına rağmen bu büyük eser yinede günümüze kadar değerini yitirmemiş önemli temel kaynak olarak İslam camiyasında varlığından söz ettirmektedir. Eserin bir kısmının kaybolmuş olması bile bu durumu değiştirmemiştir. Alim Ebul Hasan, Ali bin İbrahim bin Haşim Kummi tefsirinde ise çeşitli sorunlar mevcuttur. En baştaki sorun ravi-sinin kim olduğudur. Bu halde olsada Ali şiası ve şii ulaması tarafından delil-i kaynak olarak yararlanılmıştır. Kuranın anlaşılması manasında değerli bir neden muhkem tarik Kuran ayetlerinin örtülü bölümleri diğer ayetlerde açıklanmaktadır. Çünkü Kuranın bir yerinde kısa ve örtülü olarak telefuz edilen bir neden başka bir mevkisinde mana açıklığına kavuşturulmaktadır. Tefsir usulünde Kuranın Kuranla tefsiri olarak isimlendirilen bu yöntemin en iyi yöntem olduğu tüm İslam alimleri icma ederler. Diğer yandan mezhepler muzhafın Kadir gecesinde tamamının mı yoksa bir kısmının indirildiği hususunda fikir birliği mevcut değildir. Bir kısım şii ulema Sünnilerle pareler düşünürken diğer şii-ve Ali şiası furkanın hepsinin bir defada resulun sinesine vahiy edildiğini böylelikle de resulün bunu şartlar oluştukça kısım, kısım açıklayarak zahir-e ifşa ettiğini bildirir ve inanırlar. Örnek verecek olursak ehlibeyitin imamlarından Cafer-i el sadık bir sözünde “O topluca Ramazan ayında Beytul-Mamura inmiştir. Sonra Beytul-Mamurdan Peygamber’e yirmi yıl süresince indirilmiştir(kyn:Ali bin İbrahim bin Haşim Kummi Tefsirul kummi) Diğer yandan muzhafın ilk belgeleri olarak İmamiyye Şiası kay-naklarında farklı aktarımlar mevcuttur. Mesala Cafer Sadıktan, inen ilk ayetin Alak suresinin ilk ayetleri olduğu nakledilir-ken, öbür taraftan imam Ali’den, Mekke’de ilk olarak Fatiha’nın, daha sonra Alak süresinin geldiği anlatılmaktadır. (kyn:Kuleyni, Kafi ) Kelamın en son ayetleriyle de münazara olmuştur.Kelamın bitiş ayeti Nasr- süresi onaltıncı belge velayet belges bir iğeri maide süresi atmışyedinci bir diğeri tevbe süresi ilk ayeti veya yine bir görüşe,maide süresi belge üç,bir görüşe göre bakara süresi 281. ayetinin geldiği rivayet ve kaynaklarda geçmektedir. Tabi ki ilam ve batın-i ulamalar bunun tahlil etmiş ve tartışmışlardır. Ama güç denge meselesi ile kurulan merkezi anlayış ve medreselerin şartları ve dönemide iyi anlamak gerekmektedir. Birde Ali şiası olarak ben Hz.Ali gibi birinin kuranı yazmaması ve islamın geleceğini sözlere insanların ağzına bırakmadığına ben inanmaktayım. Lakin mushafı tertip yönünden mevcut mushaftan farklı olduğu açıktır. Kuranın ayetlerinin geliş sıralaması ve tevsiri ile kaleme almıştır. Bir Arapça dil bilgisi ve kuran bilgisi okulunu açan biri buralarda ne okutmuştur.İşte Ali kuranı hocalığını da bu medreselerde yapmış olduğuna bu okullar delil ve şahit olur. YANLIZ BU MUSHAF NEDEN YOK ONU BİLMİYORUZ.!!!!! Sorun bu Mushaf-ı kim ne yaptı ve nasıl yok edildi.Ehlibeyitin burada bir rolü varmıydı.. Bu Mushaf Ali şiası tarafından mı biliniyordu? Neden niçinler tabi ki çok… Şiî müfessirler bazı ayetleri Kuran’ın bütünlüğü çerçevesinde başka ayetlerle tefsir etmeye çalışmışlardır. Bunu yaparken iki yol izlemişlerdir. Birincisi ilk dönem Şii müfessirlerin Kuran’ı Kuranla tefsiri yönteminde uyguladığı gibi bir ayeti başka bir ayetin tefsiri olarak zikretmeleridir. İkinci yöntem ise bir ayeti açıkladıktan sonra başka bir ayeti buna delil göstererek düşüncelerini desteklemeye çalışmalarıdır. Bu öğreti imam-i olduğu veya batn-i bir açıklığın ve felsefenin hakimliğini de sual sormayı parelerinde ilk zamanlar getirmiştir. Ali şiasıyla Sünniler kuran yorumlarında çok ayrı düşmüşlerdir. Mesela kelamda resulü uyarmak için sanki gözüken belgelerde muhattab resuldür diyen Sünnilere karşı Ali şiası hayır değildir diyerek delil getirmişlerdir. Kuran-ı Kerim’de bulunan ve ilk bakışta Hz. Peygamberi hitab ve uyarma olarak anlaşılan birtakım ayetleri sünnilerden farklı yorumlamışlardır.sünni söz konusu ayetlerin muhatabı olarak Hz. Peygamber’i görmesine karşılık, ilk dönem Şii müfessirler bu görüşü kesin bir dille reddetmişlerdir. Caferi sadık hazretleri hani bizde bir deyim vardır, Kızım sözüm san ama reelde gelinim sözüm özü sanadır. Kızım senin anlamam için bir unsurdur. Ayet şöyle.. Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir İlk dönem Şiileşen ve İslam-ı bu tarikte sinelerine yazanlar ve onun ulaması çeşitli raviler seçilmiştir. Ayyaşi ile Kummi arasında böyle bir farkı net göre biliriz.İlk zaman Şii tefsirlerinde kullanılan tefsir ravi ve rivayetlerinin, diğer sahabelerden de nakil ledildiği saptamaktayız. Örnek vereçek olursak Kummi Ayyaşi arasında farklılık bulunmaktadır. Kummi İmam Ali ve eslemi,aişeden ebuzerden nakille hadis beyan etmiştir. Muhammed bin Mesud bin Muhammed bİN Ayyaşi Semerkandi daha fazla sahabeden nakille hadis rivayet etmiştir.Selman Hudri,enes,Cabir daha bir çok sahabelerden rivayetleri ayyaşi almıştır bunun nedeni şii veya onun değimiyle Ali şiasına geçmeden evvelki mezhebi Sünni olmasından ötürü ki çok sayıda şii ulamasının adını bile duymak istemediği kişilerden nakille hadis rivayet edilmiştir.Ali şiası nın batın-i manasındaki kuran tahlilleri ilgili olarak delillerle bazı makalelerin analizlerini yapmaya çalışacağız… Konu HURUFİCAN-ERZİNCAN tarafindan (04-11-2011 Saat 00:55 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Katılımcısı
Üye No: 393
Mesajlar: 195
Thanks: 297
Thanked 600 Times in 176 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 86
REP Seviyesi :
![]() |
ulema Ar. ¤ulem¥
ç. a. (ulema: ) esk. 1. Bilginler. 2. din b. Sarıklı din bilginleri: "Bursa uleması bütün memleketçe tanınır ve sevilirdi." -T. Buğra. TDK Sözlük
Insan bir bilinmezdir, çözebilene aşkolsun.
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Mananali For This Useful Post: |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||