Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK GENEL > Alevi Edebiyatı

Alevi Edebiyatı Yazılı ya da sözlü alevi edebiyatına dair paylaşımların yapılabileceği alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 10-16-2008, 13:52   #1
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7745
Thanked 12728 Times in 5992 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart Lütfü Kaleli: Türk-İslam Sentezi Yoluyla Alevi Asimilasyonu

Topçu Baba’yi Anma, Kültür ve Sanat Dermeği’nin düzenlediği
bir haftalik kültür etkinliğine konuşmaci olarak ben de
çağrildim. Hangi konuda konuşmam gerektiğini sorduğumda,
Trakya bölgesindeki Bektaşilerin, “Türk-İslam Sentezcileri”
ile “Alevi-İslam” söylemcilerinin etkisinde kalarak asimile
olduklarini ve son yerel seçimlerde Kirklareli’nin birçok belediye
başkanliklarini Bektaşiler sayesinde irkçi Milliyetçi Hareket Partisi’nin
aldiğini söylediler. Hatta o kadar ki, Bulgaristan’da Türklere yapilan
haksizliklar ile Türkiye’de Alevi-Bektaşilere yapilan haksizliklari birleştiren
“Türk-İslam Sentezcileri”, bu konuyu iyi işleyerek Bulgaristan
sinirindaki birçok Bektaşi köyünü Sünnileştirmişler bile...
Konu çok önemliydi; Bektaşiler uyarilmaliydi...

15 Haziran 2004 günü beni evimden alan canlarla önce Kirklareli
Eğitim-Sen lokaline gittik. Buradaki aydin öğretmen, doktor, memur,
emekli, emekçi dostlarla taniştik. Akşama doğru Kofçaz ilçesine bağli
Ahmetler köyüne vardik. Köye 1985 yilinda devlet tarafindan yapilan
camiden akşam namazi için okunan ezan sesiyle karşilandik. Devletten
maaş alan imamin günde beş vakit ezan okumasi, zaman içerisinde etkili
olmuş, şimdi beş-alti namazci kazanilmiş...

Derneğin organizesi güzeldi. Çevre köylerden de davet ettikleri köylüleri
köy meydaninda toplamişlar; Kirklareli’den ambulanslariyla getirttikleri
sağlik ekibi tarafindan şeker ve tansiyon ölçümleri yapiliyor;
doktorlar, köylüleri sağlik kontrollerinden geçiriyorlardi...
Bu işlemler saat 21’e dek sürdü. Bundan sonra benim konuşmam
başladi ve 24’e dek devam etti. Konuşmamin özeti şöyle oldu:
1200’lü yillarin Anadolu’sunda Selçuklular hüküm sürüyordu. Arap-
Fars dil ve kültürlerinin etkisiyle dinsel boyutta şeriat kurallarina ağirlik
veriliyordu. Tasavvuf bağlaminda inanci insanileştiren akimlara baski
uygulaniyordu. Baba İlyas’in öncülüğünde başlatilan Babai Ayaklanmasi
1240’ta kanli biçimde bastiriliyordu. Kardeşliği, birlik ve beraberliği
öngören Ahilik örgütünün kurucusu Ahi Evren 1261 ‘de katlediliyor
ve geniş bir alanda esnafi kucaklayan örgütü dağitiliyordu...

İşte böyle bir ortamda Horasan’dan Anadolu’ya barişin simgesi sayilan
güvercin donuyla gelen Hünkâr Haci Bektaşi Veli. yerleştiği Sulucakarahöyük
kirsalinda, akli öne aliyor; “Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanliktir!”
diyor; barişin, sevginin, hoşgörünün sembolü olarak kavgaya,
kine, kibre karşi durup; din, dil, irk, mezhep ve cinsiyet ayirimi yapmadan
toplumlarin kardeşliğini seslendiriyor; “Bir erkeği okutursaniz bir
kişiyi aydinlatirsiniz, bir kadini okutursaniz bir toplumu aydinlatirsiniz!”
demek suretiyle toplumda kadinin önemine vurgu yapiyordu...

Hallaci Mansur’un “Enel-Hak” (Tanri benim) felsefesiyle gökyüzündeki
Tanri’yi insan cemaliyle yeryüzüne indiren tasavvuf kanalindaki
bâtini inanç, Haci Bektaşi Veli’nin Dört Kapi Kirk Makam uygulamasiyla
Alevi-Bektaşi toplumunu kucakliyordu...

İmam Caferi Sadik, Buyruk adli yapitinda Dört Kapi Kirk Makam’i
özetle şöyle açimliyor:

“Şeriat gemidir, tarikat denizdir, marifet dalgiçtir, hakikat incidir. Pir
olan kimselere gerektir ki, şeriat gemisine bineler, tarikat denizinde,
yüzeler, marifet dalgici olup Hakikat incisine erişeler...
Bir kavilde şeriat. kişinin kulluk etmesidir. Tarikat, Talip’in (isteklinin)
kendisini ispat etmesidir. Marifet, özünün özünü bilmesi, insanliğa
hizmet etmesidir. Hakikat ise, kişinin kemâlete ermesi, menzile
ulaşip Hak ile Hak olmasidir...

Ve bir kavilde şeriat, işitmektir (ilkokuldur). Tarikat, görmektir (ortaokuldur).
Marifet, anlamaktir (lisedir). Hakikat, bilmektir (üniversitedir).”
Üniversiteye gelip atom çekirdeğini inceleyen bir bilim adaminin
tekrar ilkokula dönüp abece öğrenmesi ne denli abes ise, hakikat kapisinda
Hakk’a ermiş birinin de şeriat kapisina dönmesi o kadar abestir...
Hünkâr Haci Bektaşi Veli de, Makalat adli yapitinda Dört Kapi’yi insanin
öz-benliğiyle bütünleştirip özetle şu yorumu getirmektedir:
“Hak Süphane, Âdem oğullarini dört türlü nesneden yaratti: İlki topraktir,
ikincisi sudur, üçüncüsü ateştir, dördüncüsü yeldir.

Özü toprak olanlar, turaptirlar; alçakgönüllü, hoşgörülü, paylaşimci,
özverilidirler. Kinden, kibirden, çikardan uzaktirlar. İnsanliğin
hayrina güzellikler üreten Hakikat’in kâmil insanlardirlar...
Özü su olanlar, su gibi aziz ve paktirlar. Her türlü kirden, pislikten
azadedirler. Bencillik, cimrilik, çikarcilik, haksizlik gibi çirkinliklerden
uzaktirlar. Bilgi ve becerileriyle insanliğa yararli olan marifetin
olgun insanlaridirlar...

Özü ateş olanlar, hamliktan olgunluğa ermek için egosunu ateşte yakip
Hak yoluna kendisini adayan tarikatin öğrenicisi olan insanlardir...
Özü yel olanlar ise, rüzgâr gibi ani anina uymayan, değişken, kararsiz,
her türlü gelip geçici heveslere kapilan; kendi bencilliklerinde
boğulan, özündeki cevheri bilmeyen, her kötülüğe yönelen; bu kötülüklerini
namaz ile bağişlatacağini umarak üst üste kötülükler yapan
şeriatin şekilci insanlaridirlar...”

Yunus Emre de bir dörtlüğünde diyor ki:
Bir kez gönül yiktin ise
Bu kildiğin namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yomaz değil...
İşte bu akil bağlamindaki evrensel insanliği kucaklayan görüşler, şeriat
kapisinda kalmiş olanlar tarafindan kabul görmedi. O nedenle yönetime
gelip iktidar edenler, hele bir de Yavuz Sultan Selim ile Halifelik
erkini de ele geçirince, Alevi-Bektaşileri “Kizilbaş” suçlamasiyla, “anabaci
tanimaz” karalamasiyla kötülediler ve katletmeye kalkiştilar. 40 bin
Alevi-Bektaşi’yi kiliçtan geçirten Yavuz’dan sonra bir o kadar Alevi-
Bektaşi’yi de Kuyucu Murat, diri-diri kuyulara koyarak katletti. Ve tarih
boyunca bu tür kirimlar irili ufakli olarak devam ettirildi...
Kendilerine kent ortaminda yaşam olanaği bulamayan Alevi-Bektaşiler,
kirsal alanlara çekilip kapali toplum olarak yaşamaya âdeta mahkum
oldular. İnançlarini ancak Halk âşiklarinin saz ve sözlerinde, dedebabalarin
mürşitliğiyle cemevlerinde gizli yapilan 12 Hizmetli cem törenlerinde
yaşatir oldular...

Haci Bektaşi Veli, camisiz yaşadi. Alevi-Bektaşileri katliamlarla yok
edemeyen Ehlibeyt düşmani Emevi artiklari, bir yandan da onlari asimilasyona
tabi tuttular: 1826’da Yeniçeri Ocaği’ni kanli biçimde kaldiran
Osmanli’nin egemenleri, tüm Alevi-Bektaşi tekkelerini kapattilar, Dede-
Babalarinin kimini katlettiler, kimini de değişik yerlere sürdüler. Haci
Bektaşi Veli’nin Türbesi’ndeki Merkez Dergâh’in post sahibi olan 57 yaşindaki
Mehmet Hamdullah Çelebi’yi, Amasya’ya sürgün ettiler, iki
deve yükü kitap ve el yazmasi belgeleri ise yaktilar. Yikmadiklari Dergâh’a
da Mehmet Said adli bir Nakşibendi Şeyhi’ni imam olarak atadilar.
Bu zatin asli görevi, Alevi-Bektaşileri “asimilasyona” tabi tutarak Sünnileştirmekti...

Nitekim bu zat, Türbe’nin yanina 1834 yilinda bir cami
yaptirdi. Bugünkü asimilasyoncular da, “Alevi-Bektaşiler de camili
yaşadilar. İşte Baci Bektaşi Veli Türbesi’ndeki tarihi cami bunun açik bir
kanitidir.” demek suretiyle propagandalarini yayginlaştirdilar...
Ne var ki bu da pek bir işe yaramadi. “Dinine dizinle değil, özünle
bağlan!” diyen Haci Bektaşi Veli’yi pir bilen, O’nun marifet ehli hakikatçi
yoluna giden ve kararlilikla bu yolu sürdüren Alevi-Bektaşiler, o
camiye hiçbir zaman itibar etmediler. Bugün bile 41 yildan beri devam
eden Haci Bektaşi Veli’yi Anma Törenleri’ne katilan yüz binlerce Alevi-
Bektaşi o camiye girip namaz kilmadan Haci Bektaşi Veli’nin türbesine
niyaz edip inançlarinin gereğini yerine getirmektedirler...

Şeriat kapisinda kalmiş olanlarla hiç anlaşamayan Alevi-Bektaşiler;
Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlilar dönemlerinde olduğu
gibi Cumhuriyet döneminde de 1960’li yillarin sonu, 1970’li yillarin başindan
itibaren toplu kirimlara uğramaya başladilar.
Türk-İslam Sentezi Yoluyla Alevi Asimilasyonu

27 Mayis 1960 askeri darbesinde yer alan, ancak asiliğini devam
ettirip bu kez “irkçi bir darbe” hazirliğina girdiği için “14’ler” olarak
bilinen grupla beraber yurtdişina gönderilen ve daha sonra yurda dönüp
siyasete soyunan darbeci Albay Alpaslan Türkeş, 31 Mart 1965 günü
Osman Bölükbaşi’nin Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne girdi ve 1
Ağustos’ta Genel Başkan oldu. 8-9 Şubat 1969 günleri yapilan Genel
Kurul’da da Partinin adini Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) yapti. Türkçülük
ülküsüyle yola çikan Türkeş, kisa zamanda yurdun değişik bölgelerinde
150’yi aşkin komando kampi açti, buralarda gençlere silahli
eğitim yaptirdi. Davaya ihanet edenleri -kendisi de olsa- öldürmeyi emretti.
Bu kamplarin yani sira yan kuruluş olarak Ülkü Ocaklari’ni kurdu.
Kadin ve gençlik kollarini irkçi bir politikayla besledi...

Bu arada Prof. Dr. Necmettin Erbakan da dine dayali görüşleriyle
siyasete soyunup 12 Ekim 1965 seçimlerinde Konya ‘dan bağimsiz aday
oldu ve üç milletvekili çikartacak kadar çok oy alip TBMM’ne girdi. Bu
başarisinin hemen ardindan Milli Nizam Partisi’ni kurarak şeriatçi söylemleriyle
siyaset sahnesinde yerini aldi. Halifeliği ve padişahliği kaldiran
Atatürk’e ve O’nun kurduğu laik cumhuriyet düzenine karşi çikişlariyla
prim yapti. Kapatildi. Yerine Milli Selamet Partisi’ni kurdu. O da
kapatildi, Refah Partisi’ni kurdu... Böylece bedeller ödeyerek güç kazandi
ve iktidara bile geldi...

Siyasette dini kullanmak prim yapinca. Türkeş de, parti politikasini
“Türk-İslam Sentezi” ile biçimlendirdi ve irkçi-şeriatçi çizgide ilerledi.
Bu süreçte düşman olarak gösterdiği solcu, Kizilbaş, Alevi-Bektaşi kesime
ölüm kusmaya başladi...
İktidardaki Süleyman Demirel tarafindan da desteklenen MHP, sağciliği
“dinci/milliyetçi”, solculuğu “dinsiz/komünist” olarak tanimlayip
atağa kalkacak, 1970’li yillarin sonlarina gelindiğinde sicilinde yüzlerce
solcu gencin ve aydinin “katili” damgasini taşiyan oldu...

5 Haziran 1966 günü Muğla’nin Ortaca ilçesine bağli Fevziye köyündeki
tarlasinda özürlü eşiyle beraber çalişan Ali Riza Özdemir, Kizilyurtlu
5 faşist/şeriatçinin saldirisina uğradi. Ali Riza Özdemir’i ağaca
bağlayip gözleri önünde eşine tecavüz eden faşist/şeriatçilar, bununla da
yetinmeyip, “Aleviler camiyi yakti, minareyi yikti” yalaniyla 16 Sünni
köyünü ayaklandirarak, silahli 500 kişiyle Ortaca’ya saldirip bir kişiyi
katlettiler, Kaymakami dövüp, onlarca evi tahrip ettiler..

MHP’li ülkücülerin Ankara PTT’sinden Malatya Belediye Başkani
Hamit Fendoğlu’na gönderdikleri bombali paket, 17 Nisan 1978 günü
açilinca, Fendoğlu ve gelini ile iki torunu parçalanarak öldüler. Bunu
kullanan faşist ve şeriatçi kesim silahli saldiriya geçerek Alevilere ait
960 işyerini tahrip ederek 9 kişiyi öldürdüler...

4 Eylül 1978 günü Sivas’ta kiyima kalkişan MHP’li faşist ve şeriatçilar,
Alevilerin yoğun yaşadiklari Alibaba Mahallesi’ne saldirarak 12
kişiyi katlettiler, yüzlerce evi yakip yiktilar...

23 Aralik 1978 günü Kahramanmaraş’ta kitlesel katliama kalkişan
MHP’li faşist ve şeriatçilar, çoluk-çocuk, kadin-erkek, yaşli-genç demeden
tam 111 cani katlettiler, bini aşkin kişiyi yaraladilar; 800 evi ve işyerini
yağmalayarak yakip yiktilar...

28 Mayis-10 Temmuz 1980 arasi Çorum’ da kiyima kalkişan MHP’li
faşist ve şeriatçilar, tam 57 cani öldürdüler, 500’ü aşkin kişiyi yaraladilar,
bir o kadar ev ve işyerini de tahrip ettiler...

2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta Cuma namazindan çikan MHP’li,
BBP’li, RP’li, İBDA-C’li, Azcmendili, Hizbullahli faşist ve şeriatçilar,
organizeli olarak kiyima kalkiştilar, Madimak Oteli’ni ateşe verip Alevi-
Sünni 35 aydini, yazari, sanatçiyi, semahçiyi; “Müslüman mahallesinde
salyangoz satilmaz!”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yikilacak!”,
“İslam devleti kurulacak!” gibi sloganlarla, “Allahu Ekber!” çiğliklari
atarak cayir-cayir yaktilar...

12 Mart 1995 günü İstanbul Gazi Mahallesi’nde kahveleri silahla
tarayan faşist ve şeriatçilar, 61 yaşindaki Halil Kaya adli bir dedeyi öldürdüler;
durumu protesto eden halkin üzerine silah sikan polis ise, 20
cani Gazi Mahallesi’nde, 3 cani da Ümraniye’de katlettiler... Bu can
kirimlariyla da yetinmeyen Sünni egemen inançlilar, Osmanli’dan miras
aldiklari asimilasyoncu politikalarini, Alevi-Bektaşi köylerine cami yaptirma
kampanyasiyla sürdürdüler. Hem de bu politikalarini İran mollalariyla
işbirliği içerisinde yürüttüler.

1979’da İran’i ziyaret eden Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkani Prof.
Dr. Süleyman Ateş, Kum kentinde Ayetullah Humeyni’den sonra ikinci
güçlü dini lider olan Şeriat Medari ile görüşüyor. Bu görüşmede diyor ki

Şeriat Medari:
“Sayin Başkan! Sizin cumhuriyet rejiminiz Alevileri ateistleştiriyor.
Ya onlari siz sahiplenin Sünnileştirin, ya da bize birakin biz onlari
Şiileştirelim!”

Bu Sünni-Şii nikâhlaşmasindan sonradir ki Türkiye devleti, Alevi-
Bektaşi köylerine cami yaptirma kampanyasini hizlandiriyor; İran Kum
kentinden destekli 300 dolayinda Caferi camisi de hemen devreye sokuluyor
ve Alevi-Bektaşiler camilere davet ediliyor...
Türkiye devleti, yapilan bu camilere atadiği maaşli imamlarla günde
beş vakit ezan okutup Alevi-Bektaşileri namaza çağirtiyor. “Bugün gelmezlerse,
yarin gelirler” mantiğiyla bu uygulamayi inatla ve israrla sürdürüyor...
Bununla da kalmayan asimilasyoncular, “Türk-İslam Sentezcileri”
nin güdümünde “Alevi-İslam” söylemcisi olan kimi ihanetçi Aleviler
yaratip maddi ve manevi destek vererek, cemevlerine abdest musluklari
koydurup, ibadeti Arapça dualarla donatarak Alevi-Bektaşi inancinda
tahribatlar yaptiriyorlar.. .

Bulgaristan’da ve Türkiye’de ezilen, horlanan ve kiyima uğrayan
Alevi-Bektaşileri, sanki o ezen ve kiyima uğratanlar kendileri değillermiş
gibi “Türk-İslim Sentezciliği” ile Türk ve İslam istismarciliği yapanlara
asla itibar edilmemelidir. Bunlari yakindan tanimali ve oyunlarina
alet olunmamalidir. Bunlar takiye yapan sinsi ve tehlikeli cellatlardir.
Bunlarin kanli cellatliklari tarih sayfalarinda açikça görülmekte ve bilinmektedir.
Bunlarin karşisinda uyanik olmak zorundayiz...


Lütfi Kaleli
Kasim 2004


Hakk'ı görmek diler isen

Suret-i insana bak

Arayıp gezme bu halkı

Cismin içre câna bak.


Noksani Baba
Devrim06 isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
ceritli (10-16-2008), Esma (10-16-2008)

Alt 10-16-2008, 14:25   #2
Esma
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 20
Mesajlar: 424
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 928
Thanked 639 Times in 282 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 381
REP Seviyesi : Esma is just really niceEsma is just really niceEsma is just really niceEsma is just really nice
İletişim
Standart

Alinti:
İşte böyle bir ortamda Horasan’dan Anadolu’ya barişin simgesi sayilan
güvercin donuyla gelen Hünkâr Haci Bektaşi Veli. yerleştiği Sulucakarahöyük
kirsalinda, akli öne aliyor; “Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanliktir!”
diyor; barişin, sevginin, hoşgörünün sembolü olarak kavgaya,
kine, kibre karşi durup; din, dil, irk, mezhep ve cinsiyet ayirimi yapmadan
toplumlarin kardeşliğini seslendiriyor;
“Bir erkeği okutursaniz bir
kişiyi aydinlatirsiniz, bir kadini okutursaniz bir toplumu aydinlatirsiniz!”

demek suretiyle toplumda kadinin önemine vurgu yapiyordu...
Alinti:
Yunus Emre
Bir kez gönül yiktin ise
Bu kildiğin namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yomaz değil...
Olsun desinler... Turkuz-Islamiz!!!

Insaniz demeyi ogrenecegiz birgun umarim...
Esma isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Esma For This Useful Post:
Devrim06 (10-16-2008)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Baslatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Esat Korkmaz:Alevilik İslam İçi mi? Yoksa İslam Dışı mı? Devrim06 Alevilik İnancı 0 01-02-2009 11:55
'Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı tanınsın' sibele Alevilik Haberleri 4 12-15-2008 09:33
Bizi Türk-İSlam Medeniyeti mutlu eder sâre kâl Türkiye Gündemi 1 12-11-2008 12:42
Alevi İslam(Literatürdeki yeni sözcük) saçmalaması Rehber Soru ve Yanıtlarınız 1 12-07-2008 14:50
Türk-İslam sentezine dönüş .. Renas Serbest Kürsü 5 09-25-2008 16:01


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 02:23.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts