![]() |
|
![]() |
|||||||
| Murtaza Demir Murtaza Demir'e ait makalelerin takip edildiğ, makalelere ilişkin soru görüş ve yorumların yapıldığı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#21 | |
|
Bizden Biri |
Alinti:
Çok bildiğine emin olduğumdan, yukarıdaki sorularının cevaplarını yazman yerinde olur sanırım. Evet, Şah İsmailin Alevilik anlayışı, Tanrı anlayışı ve ahiret anlayışını yazmani rica ediyorum. h-alibaba
Doğru duvar yıkılmaz!
Sen doğru dur eğri belasını bulur. |
|
|
|
|
|
|
#22 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
bilseydim zaten yazardım. saygılarımla |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to toprak_1903 For This Useful Post: | Devrim06 (10-27-2010) |
|
|
#23 |
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Thanks: 7745
Thanked 12728 Times in 5992 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
sevgili toprak
Saygı duyulması gereen bir yönün var. Bilmediğini sürekli olarak dile getirmen. Bunun yanında sürekli olarak yazılar aktarıyorsun, karar vermelisin amacın bilmediğini öğrenmek mi, yanlış bildiklerini düzeltmek mi, yoksa biliyorsun da canların bilgisini test etmek mi? Amacın bilmediğini öğrenmekse; sorular sorman ve bu soruları irdelemen gerekir. Oysa ki sen sorulardan önce yargıların ve doğru/yanlış bilgilerinle yola çıkıyorsun. Bildiklerinin doğruluğunu test etmek ve doğruya ulaşmak niyetindeysen de ön yargılarını bir kenara bırakrak hareket etmen gerekir. Bana göre net olarak ön yargılarla yazıyorsun. Son söylediğimle ilgili açıklama yapmama gerek yok sanırım. Bu sebeple bazı eleştiriler alman doğal hale geliyor. İyi niyetle yapmış olduğum eleştiriyi umarım anlarsın...
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | İşcanbaba (10-27-2010) |
|
|
#24 |
|
Hüseyin Erdem Bulunduğu yer: Rıza Şehri
Üye No: 3031
Mesajlar: 245
Thanks: 526
Thanked 1139 Times in 235 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 140
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.
O halde neden bilgi sahibi olmadan, Şah İsmail'i yargılıyorsunuz. Hadi dostum. Gidin bir buyruk kitabı alın, okuyun sonra tartışalım... Aşk ile
Dara düşenler çağırır. "Ya Düzgün, ya Düzgün baba..." Zone Ma, Zone Xizirî yo Konu herdem tarafindan (10-27-2010 Saat 06:40 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to herdem For This Useful Post: | İşcanbaba (10-27-2010) |
|
|
#25 | |
|
Hüseyin Erdem Bulunduğu yer: Rıza Şehri
Üye No: 3031
Mesajlar: 245
Thanks: 526
Thanked 1139 Times in 235 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 140
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Daha Şah İsmail'in, Yavuz'dan farkını göremiyorsanız o zaman size sadece üzülmek düşer payıma. Bir alevi mahallesine, yahut köyüne Şah İsmail ismi verilmiş midir? Neden verilsin ki, bu şekilde aleviler onurlandırılır. Aksine alevilerin yaşadığı mahallelere ve köylere inadına Yavuz Sultan Selim adı verilir ki, aleviler taciz edilsin. Şah İsmail alevi düşmanı olsaydı, Yavuz Selim ismi inadına TC tarafından tercih edilmezdi. Mahallelere ve köylere hatta alevilerin yoğun olarak yaşadıkları ilçelerdeki hastanelere verilen adlara bir bakın. Hiç birisi Şah İsmail ismi taşıyor mu? Bu sözleri sarf ettiğiniz için ve celladınızın soykırımını basite aldığınız için, üzülün yol aşkına. Almanya'da hiç kimse dolaylı da olsa, Hitlerin soykırımını övecek türden söz edebilir mi? Ama sözde bizden olanlar, Yavuz Selim'in akıl hocası Saddetin Efendi'nin ağzından konuşabiliyor. Bilinçsizce söyleyenlere sözüm yok. Sayın Toprak sizi bu kapsamda görmüyorum. Siz yeterince araştırma yapmadığınız için, birilerinin kurbanı olmuşsunuz. Yine de, geri dönüşümü mümkün bir seyir izleyebilirsiniz. Bunu yazdıklarınız kapsamında değerlendiriyorum. Alevi köylerine, mahallelerine Yavuz İsmi verildiği gibi Şah İsmail mahallesi de veriliyor mu? Uydurduğunuz doğru olmayan şeylere kendiniz ninni söyleyebiliyor musunuz? Oysa bir cem Şah İsmail Hatayi ve Pir Sultan deyişi okunmadan bağlanmaz. Bunu bilmeyenler kendisine boşuna alevi demesinler... Sizin ya niyetiniz bozuk, yada gafilsiniz. Ben ikincisine vererek size cevap veriyorum. Sorduğunuz tüm soruların cevaplarını Buyruk kitabında bulabileceğinizi belirtiyor ve altını çizerek okumanızı yol aşkına rica ediyorum. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayınız... Hem Hacı Bayram'ı nerden çıkardınız, sadece eklektik ve eksik olan bilgilerinize birazda toy olmanıza veriyorum. Her neyse... Bunları aşure çorbasına çevirdiniz. Pir Sultan ve Şah İsmail Hatayi'nin birbirleriyle bağlantısını göremiyorsunuz. Oysa herkes iyi bilir ki, Şah yolunda dönmeyen bir Pir Sultan, Şah sevgisiyle, ona bağlılıkla dolup-taşıyordu. Pir Sultan'ın şah sevgisi sadece manevi anlamda Şah temelinde değildi. Bunu böyle görenler ancak kendilerini kandırabilir. Bu nedenle Şah İsmail konusu açıldığında onun alevi olup-olmadığı Pir Sultan sağlaması yani bu şekilde test edilmesiyle anlaşılır. Pir Sultan bu anlamda turnosol işlevi taşıyor. Bilirsiniz ki, Pir Sultan yolundan dönmesi için, Hızır Paşa tarafından ihanet planı hazırlanmıştır. Bu ihanet projesine karşılık, Pir Sultan Şah'a bağlılığına ifade eder. Pirimiz yani Pir Sultan sazını eline alarak üç nefes okur. Hızır paşa bizi berdar etmeden Açılın kapılar şaha gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar şaha gidelim Ilgın ılgın eser seher yelleri Yare selam eylen urum erleri Bize peyik geldi, Şah bülbülleri Açılın kapılar Şah'a gidelim Güzel Şah'ım çıktı mı ola köşküne Can dayanmaz gayretibe meşkine Seni beni Yaradan'ın aşkına Açılın kapılar Şaha gidelim Yıkılsın zindanlar dosta gidelim ..... Kul olayım kalem tutan ellere Katip arzuhalim Şah'a yaz böyle Şekerler ezeyim şirin diline Katip arzuhalim Şah'a yaz böyle ..... Karşıdan görünen yayla ne güzel yayla Bir dem süremedim giderim böyle Ala gözlü Pirim sen himmet eyle Ben de bu yayladan Şah'a giderim Pir Sultan Abdal'ım dünya durulmaz Gitti giden ömür geri verilmez Gözlerim de Şah yolundan ayrılmaz Bende bu yayladan Şah'a giderim Yukarıda anlatılan Şah açıkça Safevi Şah'ıdır. Her halde Pir Sultan canını düzde bulmamıştır. Gelişi güzel bir şekilde terimler seçmediğide ortada. Şah yerine Hakk deseydi, yol deseydi, Hüda deseydi yolunda dönmediği anlaşılırdı. Özellikle TC tarihinde Pir Sultan Abdal şiirleri yasaklı olduğu dönemlerde Şah kelimesi yar kelimesiyle yer değiştirilidi. Hatırlayın TRT repertuarlarını, Pir Sultan deyişlerini söyleyenler sansüre takılmamak için, yada sansür yapanlar diyelim yada otokontrol yaparak kendini sınırlayanlar diyelim, kısacası Şah'ın yerine yar sözcüğünü kullanırlardı. Pir Sultan, Hızır Paşa karşısında Şah yerine yar sözcüğünü kullanabilirdi. Hatta düzde bulmadığı ulu canını, bu şekilde garantiye alabilirdi. Ama Pirim bunu kabul edemezdi. Şah'a bağlılığın tarikata bağlılık olduğunu biliyordu. Bu yüzden Şah yerine yar yahut hakk kelimesini kullanmadı. Bir kez daha belirtmekte yarar vardır, hiç kimse Pir Sultan Abdal'dan daha kızılbaş, daha alevi değildir. Bunu bir kere teslim edelim. Ama artık TRT'de Şah söyleniyor, hatta Şah İsmail'in türk olduğu hatırlandı(!) Dolayısıyla bir yandan içeriğini böyle bozacaklar, diğer yandan bizim içimizdeki sözde bizdenler Şah'ına katil diyecek. Artık, Şah İsmail'e Osmanlı iftiralarıyla hitap edenler, bu iftiralarını sistematik devam ettirirlerse buna uygun bizde bir strateji geliştirebiliriz. Yani onların niyetlerini tartışırız. Buna göre tanımlama yapabiliriz. Şah'ın yolunda dönmeyen biri "dönen dönsün ben dönmezem pirim"den diyor. Size de biraz Pir Sultan nefesleri okuyun diyorum. Hiç kimse Pir Sultan Abdal'dan daha iyi alevi değildir. Pir Sultan eğer Şah sevgisini ve açık açık Şah İsmail, Şah Hatayi diyerek söylüyorsa gerisi boştur. Ben de diyorum ki, siz papaz Silvanus'u savunduğunuz için, Pir Sultan ne dedi, ne demedi sözüne bakmazsınız. Bende diyorum ki, Papaz Silvanus ham bir hayaldir. Silvanus hayalini, fantezisini gerçekleştirmek için aleviliğin iki büyük direğini yıkmak lazım. Pir Sultanı zaman tümelinde nefessiz bırakmak, diğeri Şah İsmail'e katil diyerek, celladını övmek. İşte bütün mesele bu. Birinci hedef Şah İsmail'i gözden düşürmek, ikincisi Pir Sultan'ı zaman tünelinde nefessiz bırakarak boğmaktır. Bu iki büyük dağ yıkılırsa, alevilik kiliseye sokulur, Papazlara biat edilir. Onu gözden düşürmek için psikolojik savaş yürütmek, Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran'da bitiremediği işi, iftiralarla bitirmektir. Şah İsmail Hayati nefesleri cemlerimizde okunduğu için sahatsızlık duyuluyor. Şah İsmail aynı zamanda hristiyan misyonerliğinede karşıdır. Bunu İrene Melikof belirgin ifade etmiştir. Şah İsmail annesini kaynar kazana atıp haşlamadı. Bu başlı başına bir iftiradır. Öncelikle gidip Şah İsmail'in annesinin ne şekilde öldüğünü bir araştırın. Ondan sonra kimin ağzıyla değerlendirme yapıldığı anlaşılacaktır. Şu Dersim coğrafyası kimin toprağıydı onuda araştırın lütfen. Safevilere ait coğrafyada, Buyruk kitabıyla propaganda edildiğinin mahiyeti anlaşılır. Bu olgu dahi progaganda için gönderilen kitaptaki kasıtı ifade ediyor. Buyruk kitabında haberdar olmayanlar, sanırki Buyruk Yavuz'u ve Osmanlı'yı kötüleyen hadi Kızılbaş saflara girelim diyen bir kitaptır. Öyle ya propaganda denildiğinde bunlar anlaşılır. Yok böyle bir şey. Propogandayı ve ajitasyonu yürüten bizzat Hoca Saddetin Efendi yapmaktadır. Bu ajitasyondan etkilenen ve gaza gelen sözde alevilerimiz var. Artık onun ağzıyla Mürşid'im dediğim insana hakaretler etmeyiniz. Başka bilginiz varsa bunlar konululabilir. Şahkulu olayında büyük çarpıtmalar var. Azıcık düşünülse dahi onlara verilen ad Şahkulu. Tekeli'nin Safeviler'le ilişkisi ayan beyan. Hatta senin üstadların dahi kitaplarında zaman zaman itiraf etmiştir. Sizlerde onu sorgulamadan doğru ele alıyorusunuz. Hüseyin Erdem 27.10.2010 |
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to herdem For This Useful Post: | nazımhikmet (10-27-2010), İşcanbaba (10-27-2010) |
|
|
#26 |
|
Forum Katılımcısı
Üye No: 3296
Mesajlar: 207
Thanks: 1053
Thanked 485 Times in 165 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 79
REP Seviyesi :
![]() |
konuya vakıf olanlara bir soru sormak istiyorum,,,
şah ismail şii lider diye geçer kaynaklarda.alevilere göre ise şah ismail şah hatayi'dir.yedi ulu ozandan bir tanesidir.şimdi benim sorum şu,, şah ismailin çocuklarının isimleri nedir? şah ismail şii ise niye çocuklarına zerdüştlükle ilgili isimler koydu? şiiler,ali'nin,hüseyinin askeri değiller mi? evet..en azından öyle olduklarını söylüyorlar. şah ismail zerdüştmüydü? yada ne kadar şiiydi? şah ismail zerdüşt ise,alevilik zerdüştlüten mi etkilendi acaba? konuya hakim dostlara sormak istedim... saygılar..
görünen gerçek olsaydı bilime gerek kalmazdı..K.MARKS
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to nazımhikmet For This Useful Post: | herdem (10-27-2010) |
|
|
#27 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
bilirsinki burası alevi sitesi bu güne kadar aleviler bir çelişkiler içerisinde yaşadık. daha bu gün olmuş daha celişkiler içersinde yaşıyoruz. burasıda bir paylaşim sitesi oldugu için bilmediklerimi sorar bana görede benim bildiklerimi anlatır. yanlişlarımı atar dogruları secerim.tartışa tartışa doğrular ortaya cıkar .burda benden kötü niyet armak da çok yanliş.her şeyi oldugu gibi de kabul etmek çok yanliş. bunlar benim yargım degil yazarlardan örnek verdim. saygılar |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to toprak_1903 For This Useful Post: | Devrim06 (10-27-2010) |
|
|
#28 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
degerli hüseyin erdem erdemlik den biraz uzaklaşiyorsun. bir ayıbım varsa özür dilerim kenara çekilirim. bol bol atıyorsunuz işte aleviler yargılayıcı işte aleviler sorgulayıcı şimdi ne oldu vay efendim siz şah ismaili nasıl yargılarsın. şah ismaili oldugu gibi nasıl kabul edem. su yukardaki yazın islam idolojisi herşeyi dogmatik olarak kabul et diyorsun.şah kelimesi duymuşsun ne kadar olmazsa şah şahdır demek istiyorsun. bende sana yazarlardan örnek vererek şah ismaili eleştiriyorum saddetin hocadan örnek verdim ünsal öztürkden örnek verdim.porfs. faruk sümerden örnek verdim. bunlarla ikna olmadıysan bir yazarımızdan örnek verecem İSMAİL ÖZMEN AGZINDAN Aleviler şah ismaile sıgındılar ancak şah ismail kendilerini sorguya çektiler şah ismail dediki Babam sultan beyazit hazretlerinin koruyucu bölgesine bunca zamandan beri ferahlık içerisinde yazarken neden ayaklandınız deyip MÜSLUMAN KANI GAZA DEGİL DEYİP HEPSİNİ KATLETTİ. SAYIN HÜSEYİN ERDEM bu yazıyı sen bir alevi çocugu olarak okuyorsun üstüne çarpı atıyorsun. ondan sonra şah ismaile pirim veya mürşidim diyorsun. eger bunları ben uyduruyorsam ben cahilim beni asın kesin forumu bana kapatın çünkü sizler aydınsınız bizler cahil ve üçünçü sınıf insanıyız. saygılar Konu toprak_1903 tarafindan (10-27-2010 Saat 11:59 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#29 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
Alevilikte Şah İsmail Olayı ve Kızılbaşlık-3-
Sedat Gezgin Degerli okurlar.Yazımın birinci bölümünde Akkoyun ve Karakoyun dönemlerınde Anadolu ve Kürdistan bölgesınde siyasal duruma deginmiştim. Bu dönemde Savefilerin yaptığı savaşları kaybettiklerini kısaca degindim. Yazımın ikinci bölümünde Şah İsmaıl önderligindeki Savefilerin yükseliş dönemini ve Osmanlı Devleti karşisında aldığı yenilgiye degindim. Bu bölümde savasın sonuçlarına ve diger önemli konulara degınecegim. Şah İsmail Nasıl Şah Hatai (Hatayi) Oldu ? Alevi toplumunda coğu zaman Şah Hatai(Hatayi) ve Şah İsmail’in ayrı ayrı kişilikler olduğu , bununda bilgi eksikligi ve tarihi bilememenin olduğu kanısındayım. 1499 yılında Şah İsmail Erzincana giderken yolda bir dinlenme arası verirken komutanlarıyla yaptığı bir sohbette “şair olupta hatamı yaptım? Hata. Hata. Hatai. Adım Şah Hatai oldu. Ve gazelini ilk kez Şah Hatai ile tamamlar. Çaldıran savaşi sonunda ağır bir yenilgi alan Şah İsmail Zagrosların doğu kısmına kaçarak burada İran ve İran Kürdistan’ının bir kısmında ıktıdarını devam eder. Şah İsmail Çaldiran savaşi sonunda büyük bir yılgınlığa ve pişmanlığa girer. Devamla şöyle der. “Hazırlıksız geldim. 70-80 bin kişilik bir ordu kurabilirdim. Benım yüzümden onca yigit boşuna harcandı. Ancak ölümümle bunları yıkayabilirim. O Kadar İsmailler, Hatailer doğacaktır. Hata , hat a büyük hatalar yaptım. Şah Hatai” Şah İsmail 1424 yılında ölür ve yerine oğlu Şah Tahmasp geçer. Çaldiran Savaşinın Sonucları ve Kürtlerın Rolü Çaldıran savaşi aslında yukarı Mezopotamyada bir dönüm noktasıdır. Karakoyunlular başlayan ve Akkoyunlularla devam eden barbarlık, talan, yağma ve İslami Şiileştirme Şah İsmail döneminde doruk noktasına ulaşir. Savefiler dıger devletlere göre daha acımasız ve daha barbar ve kaleştirler. Kürdistan bölgesındeki yaşayan halkların %90 nı Hanefi, Şafi,Hristiyan, Ezidi ve Alevilerdir. Kürtler Savefilere karşi büyük bir dıreniş gösterirler. Buna Çemisgezek sancağı Pir Hüseyin Bey de dahildir. Ancak Savefiler güçlüdürler ve Kürtler büyük bedeller verdikten sonra Şah İsmaıl’in yönetimini kabul edeler. 1507 yılında 11 Kürt emiri Şah İsmail’e bağlılıklarını bildirmek üzere Tebriz’e giderler. Şah İsmail Kürt beylerini önce tutuklatır, sonrada katleder. Şah İsmail Kürt şehirlerinde bütün görevlileri Şiilerden seçer ve valiler Şii olanlardan seçilir. Çaldiran savaşi öncesinde Şah İsmail’in en büyük hatası , onun Kürtlerin rolünü ve Osmanlının savaş gücünü tahmin etmemesidir. Şah İsmail’in Kürtler üzerinde yaptığı baskı ve katliamlar, Kürtleri Osmanlı devleti ile ittifaka zorlamıstır. Ayrıca din olayıda önemli bir etkendir. Zaten daha önce Karakoyunlular ve Akkoyun devletleri Kürtleri Şiileştirmek için katliamlar yapmışlardı. Onlarda Kürtlerin rolünü ve gücünü dikkate almamışlardı. Yavuz Sultan önderligindeki Osmanlı Devleti Şah İsmail’in faaliyetlerini yakından izliyor ve büyük bir ordu oluşturarak savaş hazırlıklarına başlamışlardı bile 1514 kışında Yavuz Sultan Selim Amasya’ya gelir ve kışı burada geçirir. Bu arada Kürt Emir ve beyleri kendi aralarında görüşerek Savefılerin baskı ve katliamlarına karşi Osmanlı devleti ile ittifak arayışlarına girerler. Bitlis beyı İdris önderliginde 25 Kürt emiri ile anlaşarak Osmanlı Devleti ile ittifaka girerler. İdris’i Bitlis’i 1514 Şubat ayında Amasya’ya giderek Yavuz Sultan Selim ile görüşmelere başlar. 1514 yılında Osmanlı Devleti ve İdris’i Bitlis arasında yapılan anlaşmaya göre Kürt Emir ve beylerbeyi yarı otonom ve bağımsızdırlar. Kürdistana yapılan herhangi bir saldırıda Osmanlılar Kürtlerin yardımına koşacak ve savunacaklardır. Osmanlıların yaptığı savaşlarda ise Kürtler Osmanlılara yardım edeceklerdir. Kürt beylikleri babadan-oğula geçecek ve Osmanlı yönetimi bunları tanıyacaktır. Osmanlı yönetimi Kürtlerin rolünü ve gücünü cok iyi bildigi için bu antlaşmayı imzalamıştır. Kürtler ise daha çok Savefi-Şii baskı ve katliamlarından kurtulmak için böyle bir ittifaka mecbur edilmişlerdir. Bu antlaşma dolayısıyla Kürdistan bölgesi aynı zamanda Osmanlı Devleti yönetimine adım adım bağlanmıştır. 1514 yılında Amasya’daki Osmanlı-Kürt antlaşmasından sonra Kürtler 60.000 savaşcı ile (kimine göre daha az veya daha çok) Osmanlıya destek vermişlerdir. Şii-İslam Azerbeycan’ın Şii olmayan Kürtler ve diger halklar üzerindeki baskı ve katliamları, Kürtlerin Osmanlılar ile ittifaka girmesiyle, savaşin yönü belli olmaya başlar. Çaldiran Savaşi Sonunda ve Öncesinde Alevi Katliamları Çaldiran savaşi öncesi ve sonrasında Erzincan ve çevresinde yaşayan Alevilerin büyük bir kısmı yanlış bir karar vererek Şah İsmaile destek verirler. Bunu fırsat bilen Osmanlı Devleti Aleviler üzerinde büyük bir katliama girişir. Sadrazam Murat Paşa Allevileri katledilmek ile görevlendirilir. Murat Paşa onbinlerce Kürt-Türk Alevisini sadece Şah İsmail’i destekledikleri için katlederek topluca kuyulara gömmer. Bu olaydan dolayı Murat Paşanın ismi sonradan Kuyucu Murat Paşa olur. Degişik kaynakların verdigi bilgilere göre, bu tarihte 40-50 bin civarında Alevi katledilir. Yine bu katliamdan kurtulmak için yüzlerce ve binlerce Alevi Azerbeycan’a doğru kaçar. Bunların tamamıda açlık, sefalet,hastalık ve saldırılarda yollarda katledilirler. Alevilerin burada yapmış olduğu hatayı Göz önüne getirirsek, günümüzdede aynı hataların devam ettigini görebiliyoruz. Yine 1511 yılında Anadoluda merkezi Antalya ve Ege bölgesi olan ve Şah Kulu önderliginde yapılan büyük Alevi ayaklanması Şah İsmail’e güvenilerek yapılmıştır.Ayaklanmaya katılan Alevi Türkmenler daha çok göçebe ve yarı-göçebe aşiretlerdir. İsyancılar Antalya’dan başlıyarak Burdur, Aydın, Manisa, Kütahya, Karaman ve çevresini ele geçirerek Ankara önlerine kadar gelirler. Osmanlı ordusu yenilgi üzerine yenilgi alır. İsyancılar Şah İsmail’e güvenerek yardım beklerler. Osmanlı devleti büyük bir ordu Ankara’ya gönderir. Savefilerden herhangi bir yardım gelmez. Ankara-Çubuk ovası önlerinde büyük bir savaş olur. Savaş sonucunda Osmanlı paşası Hadım Ali Paşa ve Alevi isyanı önderi Şah Kulu ölür. Bunun üzerine Aleviler panige kapılır ve büyük bir yenilgiye uğrarlar. Büyük bir Alevi katliamı gerçekleşir.15.000 Alevi Savefilere sığınmak için Azerbeycana doğru yürür. Bunların tamamına yakını açlık, hastalık ve yollardaki saldırılardan katledilir. Çok az bir Alevi Azerbeycana varır ve bunlarda orada katledilir. Buradada görüldügü kadarı ile Alevilerin kendi düşmanlarını ıyı tanımadığına bır kez daha şahit olmaktayız. Şiilik ve Hanefilik (Sunnılık) arasındaki Farklılıklar İslam toplumunun deger yargısı olan Kuran üzerinde dıger mezheplerin birbirleriyle herhangi bir sorunu yoktur. Bazı nicel farklılıkların olması ise ayrı bir tartışma konusudur. Şiilikte Ali ve Ehlibeyt taraftarlığı vardır. Hanefilikte ise bütün peygamberlere aynı oranda yakınlık vardır. Şiilikte Hz.Ebubekir, Hz.Osman ve Hz.Ömer’in halifeligi kabul edilmez. Hatta Cuma hutbelerinde bu halifelere karşi lanet okunur. Hanefilikte ise bu yasak olup halifelere karşi eşit mesafede durulur. Şiilikte günde üç kez namaz kılınır. Hanefilikte (sunnilikte) ise 5 kez kılınır. Şiilerde 16. Yüzyıldan beridir Ömer ve Osman isimleri yasaktır. Şiiler özellikle Ömer’in ismini kedi ve köpeklerine ad olarak vermektedirler. Günlük sosyal yaşamlarında kötü bir gidişte “sonun Ömer gibı olsun. “ Allah belanı Osman gibi versin.” sözleri sıkça kullanılır. Hz. Osman kendi evinde linç edilerek, Ömer ise camide Ali gibi namaz başinda öldürülür. Burada Şiilerin ve Hanefilerin (sunnilerin) kendi aralarında belli bir kin ve nefret duygusu olsada , ancak İslam ve Kuran üzerinde araların da herhangi bir çatisma sözkonusu degildir. Bahsettigimiz konuların Anadolu ve Kürdistan Aleviligi ile uzaktan ve yakından herhangi bir ilişkisi sözkonusu degildir. Anadolu ve Kürdistan Aleviligi ile Şii-İslam Arasındaki Bağ ve Farklılıklar Şiilik kavram olarak Hz. Ali taraftarı olup, Şia kelimesinden türemiştir. Her iki kelimenin anlamıda aynıdır. Şiilik daha çok Acem ve Farsların (İranlıların) İslam anlayışıdır. Şia ve Şiilik kavramları Hz. Muhamed öldükten sonra Hz. Ali’nin halifeligine taraf olanlar ve onun Arap-İslam iktidarında yönetime gelmesi için muhalif olan güçler tarafından kullanılan kavramlardır. Şia ve Şiilık inancının Anadolu ve Kürdistan Aleviligi ile uzaktan-yakından ve de sosyal yaşam biçiminde herhangi bir ilişkisi olmadığı gibi, Şia ve Şiilik Aleviligin en büyük düşmanıdır. Bugünkü İRAN devletinde gerçek anlamda bir İslam-Şiilik rejimi bulunmaktadır. Bu rejim tamamen İran milliyetçiligi ile donatılmış olup, barbar, sapık ve ırkçı bir rejimdir. Bu rejimin Anadolu ve Kürdistan Aleviligi ile hangi bağlantısı vardır ? Yine Afganistan ve Irak’ın güneyindeki Şiilerin kurmuş olduğu İslam-Şia-Şeriat rejimi ile Anadolu ve Kürdistan Aleviligin hangi bağlantısı vardır ? Bu örnekleri dahada çogaltabiliriz.Daha köklü farklılıklara gelirsek. Alevilikte ibadet müzik ve cem ile yapılır. Şiilikte böyle bir şey olmadığı gibi yasak olup ve tamamen sapkınlıktır. Alevilikte ibadet semah dönülerek yapılır.Şii-İslamda ve Hanefi(Sunni) -İslamda semah yasak ve günah olup tamamen bir sapkınlık olarak degerlendirilir. Alevilikte İslam-Şeriat rejimi yoktur. Şii-İslam ve Hanefi-İslamda ise bu tamamen temeldir. Alevilikte hac, zekat, namaz ve Ramazan orucu yoktur. Şii-İslam ve Hanefi-İslamda ise bu temeldir. Alevilikte Pir-Talip-Musayiplik vardır. İslam-Şiilikte ve İslam Hanefilikte(sunnilikte) yoktur. Bu ve buna benzeri farklılıkları çogaltmak mümkündür. Burada görüldügü gibt Ali ve Ehlibeyt yanlısı olmak farklı inançları aynı göstermez. Bazı sahte Alevi yazar ve çizerleri daha da ileri giderek Aleviligin ve Şiiligin özünde aynı şeyler olduğun şeklinde cüretkar tezler ileri sürmektedir. Böyle tezler Alevilige en büyük ihanettir. Böyle tezlerin asıl amacı Aleviligi İslamın potasına koyup eritmektir. Aslında Aleviligin İslamla , Ali ve Ehlibeyt sevgisi dışında en küçük bir ilişkisi sözkonusu degildir. Burada esas sorun Şiilik inancının ve Şiilik sembollerinin Aleviligin içine nasıl girdigini sorgulamaktır. Bu konu ise başlı başlına bir tartışma konusudur. Okuyucularımızın talep ve istekleri doğrultusunda böyle bir konuyu tartışmaya açabiliriz. Burada yazmış olduğum yazının tamamını okuduğumuz zaman Şah İsmail ve Savefiler devletinin kurmuş olduğu Şii-İslam devletinin Anadolu ve Kürdistan Aleviligi ile uzaktan ve yakından en küçük bir ilişkisi sözkonusu degildir. İslam alemindeki bütün Şii-İslami ve Şeriatçı rejimlerin Aleviligin en büyük düşmanı olduğunu tekrar belirtmekte yarar vardır. İran’daki Şii-İslami-Şeriatçı rejim Şialığın en mükemmel protipidir. Aleviler bu rejimi iyi gördükleri zaman Şialığın ne demek olduğunu anlamalılar.Peki Şah İsmail’in adı nasıl Aleviligin içine girdi. Alevilerin çogu zaman düşmanlarını hiçde iyi tanımadıklarını hem geçmişte hemde günümüzde görebiliyoruz. Bugün devletle içiçe geçmiş ve adeta Dinayetin ajanlığını yapan sahte Alevi örgütlenmeleri var olduğu sürece, Aleviler daha çok hat yapacaklardır. Başinı Cem Vakfı, Ehlibeyt Vakfı gibi kuruluşların çektigi ajan ve sahte Alevi örgütlenmeleri var olduğu sürece, Aleviligin içine daha çok yanlış kişilik ve şahıslar gireceklerdir. Bugün Aleviligin içi boşaltılmaktadır vede devlet buk görevi Rıza Zelyut,Cemal Şener ve daha bir çok sahte Alevi yazar ve çizere vermiştir. Yine Cem Vakfı, Ehlibeyt Vakfı ve daha bazı sahte Alevi örgütlenmeleri de Alevileri örgütlemek için bizat devlet tarafından görevlendirilmişlerdir. Alevilerin dikkat etmesi ve kendi kurum ve kuruluşlarını yaratmaları açısından sahte, ajan ve kontra örgütlenmeleri iyi anlamaları ve görmeleri gereklidir. 28.08.2008 / Gomanweb |
|
|
|
|
|
#30 | |||||||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sn.Toprak,
Alinti:
Hala yalanın peşinden koşmaktasın, Tabii ki araştırcaksın, Şah İsmaili de, Tanrıyı da sorgulayacaksın, Ancak bir şeyler söylendmi şöyle duracaksın, düşüneceksin, Ya bu adamlar bunu diyor, Kitap ismi veriyor, Yaşanan Alevilikde ki yerlerini anlatıyorlar, Ne oluyor bi duruyum demiyorsun, Sedat GEZGİN, isimli şahsın talihsiz yazısınıda burya aktarman ne garip, Daha o arkadaş Alevi tarihini okusun, önce öğrensin, Şah İsmail in de tarihini okusun öyle gelsin, Ezbere çala kalem yazmış hazret, Adama sorarlar yaw sen nerden aldın bu bilgiyi, Atandan, dedenden, babandan mı? kaldı diye, Bakın neler demiş can. Alinti:
Bilmem nerden aldın sen bu Pişmanlık sözünü nerden buldun, Osmanlının Askeri kacdı, onu biliyormusun, Ve Osmanlı padişahı, Savaşın başından , sonuna kadar, 12 000 yenicerinin ortasından bir adım dışarı atmadı, Şah İsmail, -3-5 kez taa onun burnuna kadar girdi, Aşamadı o barajı, VE Osmanlı Tüfekli, Toplu idi, Şah baktı olmayacak, son bir hamle daha yaptı, O arada, Osmanlı beyleri, Malkocoğlu, Mihalcık gibilerini öldürdü, ve atından düştü, bir ,talibinin atını vermesi ve birininde ben şahım " Kimi kaynakta Musahibi, Bknz.İsmaik Kaygusuz, Sufikıran çaldıran makalesi) dedi ve ilgiyi üzerine topladı, Şah akerleri ile çekildi, Yavuz Takip etirmedi, ve ordunun durumunu ertesi sabaha kadar bozmadı, savaş alanındaki kalanlara baktırmadı, ve gün doğunca yuvasından çıktı. Dumuş bi yerlerden HAZRET SALLIYOR. Bakın başka ne demiş. Alinti:
YUUUf sana, Sen bu yazıyı Alevi olarak mı yazdın, -Bilmiyorum yazar alevimi değil mi?- Alinti:
Googleye gir, vikibedi ye gir, Kuyucu Murat yaz, Sana hangi tarihi ve olayları anlatacaktır, Şah İsmail zamanı nerde, Kuyucu Murad zamanı neresi, Peeeees. Kuyucu adını alışı 1585 yıllarıdır, 1640 larda vefat etmiştir,demek adam, 1511 de Osmanlıda görevli idi ve Sadrazamdı he, Adam zaten devşirme, Tarih olarak uymaz oraya, Sallamayın yazw. Alinti:
Ve Alevi KÜRTLER çoğunlukda ve ŞAH'ın yanında, Hamza Aksüt, Aşiret isimlerini verdi, Kİmmiş o kürtler adını bi yazsana, Adam az kalsa, Hamidiye Aleylarını da ÖVECEK, Nasıl Alevi mantığı ise, Alinti:
Bu Savaş, 1. Yıldırım Beyazı ile, Moğal Timur arasında olur, Şah Kulu ile bir savaş olmaz, Şah kul Şah'a gitmek ister, Niyaz bend olmak için 4000 adamı ile ( Şah İsmail TArihi, rumlu Hasan) ve önü kesilir, savaş başlar, Şah o dönemde, Başka bir bölgededir, belki de ÖZBEK sınırlarında, atın gitsin, Nasıl olsa sorgulamadan okuyanlar var. Alinti:
Hem Şah İsmail şii/şia olduğunu nerden anladı, hangi belge ve bildiden kaynak buldu, Yazısında tek bir kaynak ismi yok, Adam kahve sohbeti yapıyor sanki, at tutan var karşıda, Neyse, Her yeri dökülen bir yazı neresinden tutsan dökülecek, Bu yanıt genelde , B yazıları okuyupda kafalarında acaba diyen canları bilgilendirmek için yazılmıştır, Yoksa Toprak can, ne desek aynı sözleri tekrar, tekrar yazacaktır, Hem bu sitede, hemde başka sitelerde , Calar sağlıklı olsun yeter. Sevgilerimle.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|||||||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| alevisünni, ali, and#8216kitabaand#8217, arasına, bak, bırak, eken, erbiland#8217i, fitne, tohumları |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||