![]() |
|
![]() |
|||||||
| Mihrac Ural Mihrac Uralın Makalelerini soru ve görüşlerin paylaşıldıgı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Yeni Üye |
CHP Milletvekili Canan Arıtman’ın “Arap kadınları gibi olmak istemiyoruz“ diyerek, Arap kadınına ve onun adında Arap halkına yaptığı hakaret, milliyetçi aptallığın ırkçı refleksinden başka bir şey değildir..
Kadın cinsi haklarını kendi ülkesinde savunma basireti göstermemiş birinin, başka ülke kadınları üzerine hesapsız, bilgisiz, sallama kurgularla konuşmaları, siyasi bir acemilik değilse, hem cinsleri arasında ırkçılık yapmak isteyen çağdışı bir davranıştır. Bu söylemin Arap kadınına hakaret olarak kusulması ise kendi ulusuna hakaret etmenin bir başka biçimdir. Bu türden ırkçı söylemleri oluşturan algının geçmişi, tarihle cesurca yüzleşmesini yapmamış ortaçağ ilkelliğine dayanır; bu tarih eli kanlı bir tarihtir, egemenlik algısı kılıç hakkında ifadesini bulan karanlık bir geçmişe aittir. Bu geçmiş üzerinde yükselen tek boyutlu milliyetçilik, en demokrat görüntülü, en sol görüntülü çevrelerde bile bir ırkçı pervasızlığa dönüşebiliyor. Canan Arıtma’nın sergilediği tutum bundan ibarettir. CHP, Osmanlıdan bu güne süren bu karanlık tarihle bağını koparmamış bir partidir; kesintisizce sergileyip durduğu milliyetçilik, kimi aptal üyelerinin dilende ırkçılık olarak ortaya konmasının nedeni de buna dayalıdır. Her ulusun, toplumsal sorunlarda olduğu gibi, kadın cinsiyle ilgili insan hakları ihlalleri pek çoktur. Ülkemiz kadını, dünya kadın hakları sıralamasında, 134 ülke arasında son 8 ülke arasındadır. Bu verilerin ışığında ülkemizin kadın hakları konusunda bir mücadele algısı oluşturmak yerine, Tunus, Mısır gibi Arap ülkelerinde demokrasi ve özgürlük mücadelesinin en ön safında yer alan Arap kadınına hakaret etmenin bir mantığını bulmak çok güçtür. Irkçıların aptal olmalarını yansıtan bundan daha iyi bir örnek de olamaz. Irkçılık, abartmasız aptallık türlerinden biridir. İnsan olma yönündeki evrimini tamamlamamış bu hakir ırkçılığa karşı sesiz kalmak ise, ona ortak olmak kadar ayıplıdır, yanlıştır. CHP kendini yenileyemiyor. Statülerin kıskacı altında can çekişmeye devam ediyor. Kendi bölgesine ait perspektifi olmayan bir siyasal partinin iktidar olma hedefi hayalden ibarettir. Bölgesindeki gelişmeleri kavramamış bir partinin ülkesinde sıkışmış kalmış milliyetçi, ırkçı sığ algılarla varacağı yer, Canan Arıtman’ın ırkçı söylemlerinden başka bir yer olmaması da bundandır. Ülke politikasında, Kürt halkının demokratik talepleri karşısında CHP’nin sınıfta kalmasının altında yatan gerçekler de tas tamam buradadır. 21. Yüzyıla girildiğinin farkında olmayanların, siyaset sahnesinde varlık olmaları, çok iyimser bir ihtimaldir. Bu durum CHP’yi, sivil diktatörlüğe yönelen iktidarlar karşısında, tanrı armağanı bir muhalefet konumuna düşürmektedir. CHP, bu batıklıkta kaldıkça çağdaş uygarlığın ifraz ettiği bir safra olmaktan öteye geçemeyecektir; darbe kışkırtıcısı, farklılıkların haklarını tanımayan, ulusalcı, ırkçı bataklık, kullanım tarihi iki asırdır bitmiş bir bulamaçtır. CHP, tarihiyle cesurca yüzleşmeden, bu bulamacın dayanılmaz ağırlığı altında marjinal kalmaya mahkumdur. CHP’ye umut bağlayanları bir kez daha uyarmak gerek, bin kez daha. Ancak nafile, CHP’li olmak ne kadar itici hale geldiyse, onun genetik uzantılarının CHP’den kopması da o kadar zor. Bu bir akıl türüdür. İlgili yazılarımda anlatmaya çalışıyorum; CHP, Osmanlı aklının ittihatçı evriminin cumhuriyetteki halidir. Darbeci, milliyetçi, Teşkilatı Mahsusiyeci halktan kopmuş, ayakları yere basmayan bir akıl. Bu akı Osmanlı aklının rahminde şekillendi, 20. Yüzyılda da tek ulusçu bir boyut kazandı. OSMANLI AKLI Osmanlı aklı, talan ve gasplar peşinde koşan, barbarlıkla, fetihlerle yaşamayı strateji kabul eden, her şeyi ve herkesi düşman görerek, hükümran olduğu topraklarda bile sık sık iç fetihlere yönelin, kendi etnik aidiyetine karşı “Etraki bila idrak” (Akılsız Türk) diyecek kadar sorumsuz bir akıldır. Ortaçağlar içinde kılıç hakkıyla gasp ettiği topraklarda yaşayan binlerce yıllık uygarlığı söndüren, Anadolu’yu 1000 yıl sürecek bir karanlık örtüyle örten akıl, bu akıldır. Osmanlı aklı ortaçağ aklıdır. Onun evladı olan ittihatçı akıl ise, Osmanlı rahminde karanlık çağların ölüm denklemlerinden beslenerek 20. Yüzyılda da devam etmeye yönelmiştir; İttihatçı ideoloji, emperyal militarizmin yayılmacı milliyetçiliğidir. Bu akıl, yayılma uğruna Alman emperyalizminin kuklası olarak I. Dünya paylaşım savaşına sürülmüştür; Mısır fethi hayaliyle girişilen Süveyş Kanalı macerasından (4-16 Şubat 1915), 90.000 askerin Sarıkamış’ta, Allahuekber dağlarının beyaz cehenneminde donarak (22 Aralık 1914 – 5 Ocak 1915) ölüme kadar, ölüm ve yıkım bu aklın adı olmuştur. Felaket gelip çatınca, bu aklın öncüleri halkını kaderiyle baş başa bırakıp ilk kaçanlar olması tesadüf değildi. Birleri Tacikistan’da (Enver Paşa, 4 Ağustos 1922), biri Tiflis’te (Cemal Paşa, 21 Temmuz 1922), biri Berlin’de ( Talat Paşa, 15 Mart 1921) çil yavrusu gibi dağılmanın, sorumsuz maceralarının kurbanı oldular. Ama bu akıl ölmedi. Cumhuriyetteki Osmanlı olarak yaşamaya devam etti. Batılı emperyalistler, yüz yıllık hasta adamın bir süre daha kendi aralarındaki güç dengeleri nedeniyle yaşamasına müsaade ettiler. Osmanlının son kesiti “Suyu Arayan Adam” hallerindeydi (C.Süreyya); Pan-İslamcılıktan, Turancılığa savrulup duran, çağı kavramamış halleriyle rahmindeki İttihatçılığı üretti. Ancak bu ilkel yönelimler sonuç bulamıyordu. Köşeye sıkışmanın kurtuluş yolu olarak, ideolojisi sonra şekillenecek tek ulusçu eğilim ağır bastı. Bu yönelimin dinamikleri arasında, Anadolu’nun yerlisi olmayan kimi sermaye güçlerinin kendi aralarında süren hegemonya mücadelesi, “Beyaz Türkler”in öne geçmesiyle, Cumhuriyet kuruldu. CUMHURİYETTEKİ OSMANLI Farklı bir planla kurulduğu iddia edildi. Başkasının ne toprağında ne de üretiminde gözü olmayan, fetihçiliği ret eden, “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” diyen yeni bir plan. Bu yaklaşım Osmanlıdan bir kopuş çabasıydı. Atatürk’ün Osmanlı tanımlaması bu planın da ip uçlarını verir. “Bulgarlar, Sırplar, Macarlar, Rumlar sabanlarına yapışmışlar, varlıklarını korumuşlar, kuvvetlenmişlerdir. Bizim milletimiz de böyle fetihlerin akasından serserilik etmiş ana yurdunda çalışmamış olmasından dolayı bir gün onlara yenilmiştir. Bu böyle bir gerçektir ki, tarihin her devrinde ve dünyanın her yerinde aynen olagelmiştir.” (Aktaran,Cemal Kutay,Türkçe İbadet, s;154) “Osmanoğulları, zorla Türk Ulusunun egemenliğine el koymuşlardır. Bu yolsuzluklarını altı yüz yıldan beri sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk Ulusu bu saldırganlara, artık yeter diyerek ve bunlara karşı ayaklanarak egemenliğini eline almış bulunmaktadır.” (Nutuk.II, s:475) Ancak bu olmadı. Atatürk bile, Cumhuriyetteki ittihatçı aklın darbeci, militarist şehvetlerinden kurtulamadı, İzmir suikastı bir boyutuyla bunu ifade eder. Cumhuriyetin kuruluşunda emek veren Anadolu mozaiği, etkisini devam ettiremedi, Hasta adam ilk nefesini düzgün almaya başlayınca azı dişlerini göstermeye başladı. Dr. Rıza Nur anılarında, Sağlık ve eğitim bakanlığı görevindeyken, Arnavutlara, Araplara Türk olmayanlara ya köle ya kapı dışarı diyordu.( Dr.Rıza Nur “Hayat ve Hatıratım C2. S461) Özellikle de 1929 dünya ekonomik krizi sonrası, tek ulusçuluk bir faşizan yön alarak ırkçılık haline geliyordu. Osmanlı aklı Cumhuriyette egemen oluyordu. CHP KİMİN DEVAMI CHP bu düşüncenin devamıdır. Atatürk’ün olduğu kadar Osmanlının bir bileşkesidir. İttihatçılık da tas tamam budur. CHP’nin tarihi bir ilkel tek boyutlu milliyetçiliğin tarihidir. Ülkemizdeki süren iç katliamların temsilcisi CHP’dir. 19 Kürt isyanı, Hatay’ın ilhakı, Kıbrıs’ın işgali, varlık vergileri, ABD ile kölelik anlaşmalarının ilk adımları toptan CHP’nin sicilinde yer alan kirliliklerdir. Çağdaş uygarlık seviyesi iddiaları ise bu partiyi birkaç gömlek aşar; çağdışı bu algılarıyla, çağdaşlıktan anladıkları tek şey tek boyutlu milli çıkarlardır; bu nedenle komşularıyla sür git düşmanlıklar içinde olunmuştur. Oysa evrensel değerler, tek millete ait olamaz, bu değerler tüm insanlık içindir. Bu değerleri kazanmak isteyen, başkasının da kazanmasına yardımcı olmasını bilmelidir. Bunu bilmiyorsa kazandıklarıyla başkasını hükümranlığı altına alma amacı taşır ki, “Yeni-Osmanlıcılık”, CHP’nin olduğu kadar AKP’nin de ortak gündemidir. Aradaki fark, CHP Misak-ı Milli sınırları içinde farklı milletleri egemenliği altında tutma kaygısında, diğeri ise orta-doğudan, Balkanlara, Kafkaslara Osmanlı milletler topluluğunu bir biçimde egemenlik altına almaya yönelmiştir. İşte bu beyhude çabalar iktidarından muhalefetine, bir ölçüde de sol kesimlerine kadar, akıl almaz milliyetçiliği körükleyerek, ırkçılığa kadar yükseltiyor. Bu günkü CHP milliyetçiğinin ırkçı boyutları, 20 yüzyıldan kalmadır. Ekonomik krizlerde daha çok demokrat olunması gerekirken, tıkanan ekonomiyi daha çok özgürlük ve demokrasiyle çözmek gerekirken CHP tek parti egemenliği sürecinde, daha katı bir milliyetçiliğe, bunun da ötesinde Avrupa’da gelişen faşist-Nazist yönelimlere sürüklenmiştir. Öyle ki, İnönü gibi bir Cumhur Başkanı, biçimsel olarak Hitler’e benzeme adına badem bıyık bırakma komikliğine düşebiliyordu. O günün siyasal söylem ve yazılarında yer alan, devlet politikası olarak oturtulmaya çalışılan Türkçülük, Turancılık “Bu ülkede Türk olmayanların, yerine getirmek zorunda oldukları iki tercih bulunuyor; ya Türk’e köle olmak ya da ölmektir” .Yani, bu toprakları yaşama ilk kez açıp gerçek anlamda anavatan haline getirmiş olanlar, bırakın kaçmayı canını kurtarmayı, ya köle ya ölümle yüz yüze kalacaktır. 24 nisan 1915 Ermeni jenoside de böyle gerçekleşmişti. 21. Yüzyılda bu cümlelerin ne anlama geldiğini kavramak için mutlaka azınlıklardan birine mensup olmaya gerek yok. İnsan olmak yeterlidir. Bu köklerden gelen CHP, siyasal parametreleri ve statüsü açısından aşırı milliyetçi bir parti olma vasfını, değişmeye karşı direnen yapısıyla böyle kazanmıştır. CHP, Ecevit’le başlayan milliyetçi yuvarlanışı, Baykal’la doruk yapmıştır. CHP, Baykal’la, siyaset bilimine komik katkılar bile yapmıştır. Üst kimlik alt kimlik tartışmalarında, kimlik bunalımını aşamamış ülkemizde farklı etnik toplulukları anayasal vatandaşlıkta tek ulusa yükseltebiliyordu. Tarihinin en kanlı dönemlerinde bile, istila ettiği Anadolu ve üzerinde yaşayan uygar uluslara, daha üst bir uygarlık getiremeyen Osmanlı’nın, bunu 21. Yüzyılın bilgi ve iletişim devrimleri çağında, tek ulusçu cumhuriyetle dayatmaya kalkışması, bir tür ırkçılık olarak kendini gösteriyordu. Anayasal vatandaşlığı, tek ulusçu çimento alarak görmek ise basit bir demagojiden ibaretti. Vatandaşın egemen devletle ilişkisini düzenleyen medeni yasa ve kurumları, tek ulus olmanın bir unsuru olarak görmek aptallık değilse, milliyetçi son bir hamlenin, kıymeti itibarı olamayan iddiasıdır. Baykal’ın en ırkçı çevrelerle el ele CHP’ye giydirdiği elbise, esasında CHP’nin öz dokusuyla da çok uyumluydu. Ancak mevsim bahardı, kara paltolarla dolaşma zamanı değildi. 21. Yüzyılda bu elbiseler sadece ağır çekim ölüm demekti. Siyasal intihardı. KILIÇDAROĞLU’NUN CHP’Sİ Bu tarih ve statülerle, CHP Kılıçdaroğlu’yla farklı bir yere gidebilir miydi? Bu sorunun cevabı konusunda kuşkulu olanları anlayışla karşılamak gerek. CHP’ye bir defa daha kredi tanımak gerek diyenleri de anlamak mümkün. Halka bütünleşememiş, muhalefeti kadar bilmiş bir partinin iyimser taraftarları, sivil diktatörlüğe yönelen bir iktidara karşı sığınacakları tek şemsiye olarak CHP’yi görmeleri normaldir. Ama bu şemsiyenin her santimetre karesi delik deşiktir bunun farkında olmak gerek. Kürt ve Alevi olan CHP liderinin, kraldan çok kralcı söylemlerle sürdürdüğü milliyetçi çizgi, ırkçı söylemler karşısındaki sessizliği, darbeci akıllara verdiği tolerans, ülkemizin en temel sorunu olan Kürt ve Alevi sorununda sesiz kalması, CHP’ denilen dinazorun midesinde, bu tür gastrit asitlerle eriyip yok olmaktan başka bir sonuç vermez. CHP’yi sol sananlar, her defasında yanılacaklar ve her defasında da “ne yapalım başka alternatif mi var” diyecekler. Onlara dönün bölgemizdeki gelişmelere bir göz atın diyeceğim, Tunus’ta, Mısır’da Arap halkının ayağa kalkmasını görün diyeceğim. Ama nafile, at gözlükleri buna geçit vermiyor. CHP, Osmanlının devamıdır. Bu yüzden gerçek halkı tanımıyor, bilmiyor, bilmek istemiyor; tahayyülündeki algının yanıltıcı etkisi altında elit kalmaya devam ediyor. Ne ülkemizin gerçek sorunları için bir politika üretebiliyor ne de halka dayanarak siyasal bir başarı sağlayabiliyor. Bu yüzden, iç dünyasında darbelere sığınmayı amaçlayanların toplandığı yer CHP olmaktadır. Süheyl Batum’un ordu için “kağıttan kaplan” sözü, darbe yapamadığı için orduyu suçlama refleksi olduğunu belirtmeye gerek yoktur. Dil sürçmesi, amacını aşan bir söylem gibi kaçamaklarla dile gelenler ne bir özürdür ne de başka bir şey. CHP milliyetçiliği, ırkçılığa yönelmiş aptalların hiçte az olmadığı bir partidir, demek yanlış değildir. CANAN ARITMAN İşte bunların en son örneği de İzmir milletvekili Canan Arıtman’dır. CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın, “Arap kadınları gibi olmak istemiyoruz” diye buyurmuş. Arap kadınına yönelik bu hakaret öncelikle, ırkçı bir insanlık suçudur. Bunu şiddetle kınamak insan olmanın bir gereğidir. Bu ülkede, bilmeden konuşmak yaygın bir “uzmanlık” alanıdır. Mısır devrimi sürecinde ortaya çıkan “uzmanlar” sürüsünün benzerleri, CHP milliyetçiliğini dile getirirken ulaştıkları ırkçı doruklarla da sabittir. Bütün bu olguların temelinde bilgisizlik yatmaktadır, eğitimsizlik, kulaktan dolma bilgilere esir olmak yatmaktadır. Milletvekilleri bir yana, parti olarak CHP ne Arapları tanıyor ne de bunun için bir çabası var. CHP’nin ilkelerinde evrensel olmak diye bir şey yoktur. 21. Yüzyılla da uzak yakın bir ilgisi yok. Komşularını, kader birliği içinde olduğu Arap halkını tanımıyor; Arapların tarihini, kültürünü, bilgi birikimlerini, evrensel ilişkilerini, uygarlık kapsamında, insanlık ailesinin en gelişmiş toplumlarından biri olduğunu bilmiyor. Bilgisiz konuşmanın kendini en iyi gösterdiği alan, belgesiz, kanıtsız, istatiksiz konuşmalardır. Salmama ve yalan kurgularla yapılan konuşmalar sadece düşmanlık üretir tarihin çöplüğü bu tür konuşmalarla doludur. Arap deyince akla deve sırtında insanlığın olmadığı çöllerde, kıl çadırlar içinde, ilk çağların yaşamını sürdüren insana benzer bir kalabalık algısı, ittihatçılardan bu yana memleketimizin egemen algısıdır. Bu algının nedenlerinden biri, ittihatçıların Alman kuklaları olarak I. Dünya savaşına girerken, Arapların ulusal bağımsızlık için mücadele etmelerini “ihanet” olarak algılamalarıdır. “Araplar hain millet, bizi arkadan hançerledi” yalanı, bu gün için de her milliyetçinin, az kıvrımlı beyni için geçerli tek referanstır. Alman kuklası olmak, kendi halkını bir emperyalist ülke peşinde köle yapmak, savaşlara sürüp kırmak ihanet olmuyor da ulusal özgürlüğü için mücadele etmek ihanet oluyor. İttihatçı akıl budur, kendisine ait olmayan her şeyi düşman görmektir. Canan Arıtman bilgisizdir. Her hangi bir internet arama motorundan bile rahatlıkla ulaşacağı bilgileri alma zahmeti göstermemiştir. Çünkü kendi halkına saygısı yoktur ki başka halkları saygısı olsun. Kadındır, ama kadın hakları nedir bilmeyecek kadar cahildir. Bu nedenle, kadınları bile ırki temelde tasnif ediyor. Arap kadınını aşağılamaya çalışıyor. Bunun sonucudur ki, ülkemizde bölge bölge kadınların giyimi üzerinde bir araştırma yapmaya gerek görmemiştir. Evlilikler konusunda kimi bölgelerde, hatta İstanbul ve Ankara’nın kimi semtlerinde Araplardan bin kat daha ilkel giysileri görmemiş, anlamamıştır. Buna karşın, Arap kadınının uydular aracılığıyla da izlemek mümkünken, bunu yapmaya gerek görmemiştir. Canan Arıtman, “ben kadın haklarını kast ettim” diye çark kırıyor. Bu ise bahanesi kabahatinden büyük bir hata. Arap kadının, çağdaş düzlemdeki yer alışını, haklarına sahip çıkışını Mısır örneğinin yaşandığı şu kesitte, devrimci demokrasi ve özgürlük girişimindeki öncü yer alışını görmemektir. Arap kadını erkeğin yanında demokrasi ve özgürlük için devrim yapan 21. Yüzyıl kadınıdır. Kanunlar yetirli hakları vermese de aklı özgür davranışı özgür olan Arap kadını tüm insanlığa, 21. Yüzyılın demokrasi mesajını iletiyor. Bunun binde birini Canan Arıtman‘ın kendisi gösterebilir mi? Kimse kimseyi aldatmaya kalkışmasın, hak bir kültürel algı düzeydir; topluluğun tarihsel bilinçaltı üzerinde yükselen bir kavrama olayıdır. Bu algılar olmadan, bu özümseme olmadan, kazanılmış yazılı binlerce hak bir anda, bir darbeyle yok olup gidebilir. Ülkemizde kadınların kazandığı sanılan haklar kaç darbe yedi, her darbe bu hakları ayaklar altına alınca kadınlarımız ne yapabildi. Milletvekili olacak Canan hanım öncelikle bunu bilince çıkarmalı. Ülkemizde akıl almaz haksızlıkların sür git devam ettiği bir ortamda, darbeler darbeleri izlediği kesitlerde, gericiliğin sivil diktatörlüğe gitmekte olduğu bu günlerde, kadın üzerinde her türden istismar ve baskının katmerleştiği bir koşulda, ülkemiz kadınını koruyan hangi haklar sonuna kadar geçerli olabiliyor ki. Yazılı olarak hak vermek fiili olarak ise köle etmek hak ise bu hakkın aldatıcı rahmeti altında yaşamayı hiçbir kadın kabul edemez. Araplar ne İran gibi ne de Suudi-Arabistan örneğine sıkıştırılamaz. İran’ın Şii İslam’ı, Suudi-Arabistan selefi (Hanbeli) İslam’ı kadar katı bir İslam’dır. Arapların ezici çoğunluğu bu her iki İslam’ın dışında yaşayan bir İslam’dır. Hak ve hukuk konusunda da farklı bir yaşam düzlemindedir. İran’daki kadın hakları inanç kapsamı dışında hiçte az değildir. Suudi ile asla karşılaştırılamaz. Ancak bizi ilgilendiren inanç kapsamından çok siyasal açıdan kadının haklarıdır bunların nicelik ve nitelikleridir. Akdeniz sahilinin tüm güney ve doğu kıyıları, Arap insanı ve kadını için temel alınması gereken bir alandır. Bu ülkeler, 20 yüzyılı aşmış, 21.yüzyıla aydınlık saçan insan hakları ve demokrasi konusunda mücadele eden bir Arap halkı bulunmaktadır; bu halkın yarısını Arap kadını oluşturuyor. Kadın türban tartışması gibi laiklik adı altında yıllarını yemeden, her kadının özgürce giyinip, toplumda erkekle eşit yerini almaktadır. Arap kadını yaşamı ilgilendiren her santimetre karede yerini almıştır; bunu bilincinde sindirilmiş bir hak olarak da kazanmıştır. Kimse bir gece ansızın darbe yaparak bu hakkı elinden alacak güçte de değildir. Arap kadınının eksiği yok mu ? Çoktur. Türk kadını Arap kadını ayrımına gitmeden yeryüzünün tüm kadınları hala ağır bir baskı altındadır. Kadın hakları bu açıdan ne ırki ne de ülkesel bir ayrımcılığı tutulamaz. Canan Arıtmanın anlamadığı da tas tamam budur. Canan Arıtman, tarihsel kullanım süresi bitmiş, hastalıklı bir algının ideolojisine sözcülük etmiştir. Bilinçaltındaki Arap algısını kusmuştur. Bu algılar hiçbir zaman “yurtta barış” getiremez. CHP içindeki gerçek sosyal demokratların, bu kirlilikten aklanmak için Araplar hakkında sergilenin ırkçı tutumlara karşı bir duruş sergilemeleri gereklidir. Bu aynı zamanda CHP’nin marjinal hallerden çıkışı için de gereklidir. AKP’nin sivil diktatörlüğe yönelen çabalarına bu anlamda kimlerin çanak açtığını, CHP’nin aptal ırkçılarına bakarak belirlemek zor değildir. Mihrac Ural 14 Şubat 2011 |
|
|
|
| The Following 7 Users Say Thank You to mihrac ural For This Useful Post: | aliimren (02-14-2011), Amistofes (02-14-2011), aris (02-14-2011), Avaşin_Dersim (03-18-2011), ML24 (10-30-2011), nazımhikmet (02-14-2011), yıldızbaba.58 (07-27-2011) |
|
|
#2 | ||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sn.Michal;
Alinti:
BU söyleminizle ilgili kaynağınız nedir, Tabi yazınızın geneli br kin kusma, Türkiye ülkesi, Osmanlının bakiyesidir, Ordan kalanlarıdır, Ve o dönemin aklının sonucudur, Ülekimizde durum buyduda, diğeer üleklerde farklımıydı, Hangi ülke bir birne düşman değildi, Neyse, Yukarıda ki Alıntıyı merak ettim, BU szin yorumunuz mu? yoksa br kaynak varmı? Kaynak yok ise, bu İFTİRA kapsamına girmez mi? Alinti:
Sağlıcakla.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez Konu İşcanbaba tarafindan (02-14-2011 Saat 16:20 ) değistirilmistir.. Sebep: Ülkemiz kadını, dünya kadın hakları sıralamasında, 134 ülke arasında son 8 ülke arasındadır.-Kaynak sormak |
||
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#3 |
|
Bizden Biri
Üye No: 3478
Mesajlar: 863
Thanks: 2039
Thanked 1158 Times in 603 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
İnsanlar arap kadınlarına benzemek zorunda değiller ki?
Bunu söylemek neden ırkçılık oluyor? Ben de arap erkeklerine benzemek istemiyorum şahsen. Üllkem insanlarının arap emperyalizmi içinde erimesini ve ülkeminde arap emperyalizminin kölesi olmasını istemiyorum. Her yıl hacca mekkeye turistik seyahat için milyonlarca tl akıyor arabistana. Aşağılanan ve eve tıkılan,kafasına türban sarılan çarşafa dolandırılan kadın ARAP KADININA BENZEYEN kadındır. Bu kültürde arap-islam emperyalizminden başka birşey değildir. 1 yaşındaki bebek te nikahlanılabilir diyen aşağılık bir İmam'dan nefret etmek ırkçılık değil İNSANLIK!tır. Şahsım adına söylüyorum ki arap-islam kültür emperyalizminden ve bu kültürü dayatanlardan iğreniyorum. BUNU SÖYLEMEK IRKÇILIKSA SONUNA KADAR IRKÇIYIM! saygılarımla baba ilyas
Sırrımızı ifşa eden ile bize ihanet eden eşittir. Hazret-i ALİ Allah gözlerini açtığında ALİ OLDU ! |
|
|
|
|
|
#4 | |
|
Bizden Biri
Üye No: 3478
Mesajlar: 863
Thanks: 2039
Thanked 1158 Times in 603 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Kim kime köle olmuş bu ülkede? Sanki bu ülkede açlıktan ölen Türk yok,gecekondu da oturan evi yıkılan köle gibi kullanılan işçi emekçi Türk yok bitek azınlıklar var. Türkler hergün davul zurna göbek atıyo,villa havuzların da takla atıyo da azınlıklar da onlara hizmet ediyormuş gibi konuşuyorsunuz. Bu ülkede etnik sorun değil EKONOMİK sorun vardır. Gereğinden fazla büyütülüyor bu tür konular. Nedendir bilmiyorum.Hükümetimiz de Türk milliyetçisi değil bilakis Arap-İslam ümmetçisi. Ama ne hikmetse burada araplığı kötülemek ırkçılık olurken Türklük faşizm oluyor. anlamak güç saygılarımla baba ilyas |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Baba İlyas For This Useful Post: | Amistofes (02-14-2011) |
|
|
#5 | ||
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Thanks: 7745
Thanked 12728 Times in 5992 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
tabi ki insanlar birilerine benzemek zorunda değiller. Burada yazarın anlatmak istediği (bana göre de doğru bir cümle değil) milletvekilin ırksal söylemi. Aslında Canan Arıtman'ın söylemek istediği de bu değildir tahmin ediyorum. Yazarın kızıdğı ve anlatıldığınd avekilinde hak vereceği bir durum var. Ülkemiz de yazaşan binlerce Alevisi , sünnisi bir sürü Arapm var (yazarda bunlardan birisi) BUnlara benzemek istememek vurgusu onları küçümsemek anlamı taşımaz mı? Arıtman'ın söylemek istediği, gerici, yobaz radikal kişilere benzetilmek olmalı ve bu şekilde söylemiş olsa sanırım itiraz da görmezdi. Alinti:
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
||
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post: | Baba İlyas (02-15-2011), İşcanbaba (02-15-2011) |
|
|
#6 |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 1217
Mesajlar: 170
Thanks: 359
Thanked 380 Times in 146 Posts REP Gücü : 2
REP Puanı : 59
REP Seviyesi :
![]() |
Adalet Bakanımız Mahmut Esat Bozkurt'un 1930 yılında mecliste yaptığı konuşmada geçen cümledir. Tamamı şöyledir :
"Biz Türkiye denen, dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. Mebusumuz inançlarında bahsetmesi için bundan daha müsait bir ortam bulamazdı. Onun için hislerimi saklamayacağım. Türk bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır. Türklere hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost, düşman ve bu dağlar bu hakikatı böle bilsin." Daha çok bu konuşmanın "Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır. Türklere hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost, düşman ve bu dağlar bu hakikatı böle bilsin." bilinir ama tamamı da böyledir. ' Bu faşizan söylem Türk ve Kuvai Milliye ırkçılığının mecliste dile gelmiş halidir. Bu söylemler paralelinde Ermeni, Kürt ve Alevi katliamları adım adım gerçekleştirilerek bu günlere gelinmiştir. Ayrıca şu soruların cevabında da bu söymelin mantığının yattığını görmek gerek (Akılda kalıcılığı artırmak için biraz da resimlerle destekleyelim isterseniz sorularımızı): 1. Dersim halkına yapılan saldırı ve katliamlarda hangi parti iktidardaydı, yönetim kimlerdeydi. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] 2.Karamanlıları sadece Hıristiyan oldukları için "üzülerek" kim sürmüştü hangi iktidar yönetimdeydi... Buradaki "üzülme" kısmını anlamak için Falih Rıfkı Atay'ın "Çankaya" kitabına bir göz atmanızı isterim. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] 3. Ermeni katliamlarını geliştirenler, halkı kışkırtanlar, ermeni öldürene cennet vadedenler kimdi [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] 4. Çorum, Maraş ve Sivas katliamlarında yine hangi parti iktidardaydı ya da koalisyondaydı. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] 5. Türk ırkından başka hiç bir ırkla ortak yaşamayı -karşısında ki de Türk'üm demediği sürece- benimseyemeyen, benimsemek istemeyen, herkesi Türk olarak gören zihniyet ve kökeni nereye nereden geliyor ve dalları nerelere dayanıyor. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Yukarıda belirttiğimiz M. Esat Bozkunt'un sözünü bir kez daha tekrarlamak istiyorum: [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] "Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır. Türklere hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı." 6. Son bir soru daha sormak istiyorum bu ırkçılığı SÖYLEYEMEDİKLERİYLE körükleyenler kimler. Örneğin Aleviyken göğsünü gere gere "ALEVİYİM" diyemeyen, Kürtken "KÜRDÜM", ama etnik ve dine dayalı siyaset yapmayacağım diyerek geldiği günden itibaren Türban üzerine yorum üzerine yorum yapan, Alevilik dışında tüm inançlar için söylemler geliştiren KİM? Ve bu tarz hangi zihniyetin devamı.... [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Bilmem farkında mısınız ama bana sorarsanız hepsinin de cevabı ortak bir kaynağa çıkıyor. Ama verilecek cevap da bence bu olayların ve anlatmak istediklerimin kökü kadar köklü ve sabit... [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] "Ben sizin hilelerinizle oyunlarınızla baş edemedim, bu bana dert oldu; ben de size boyun eğmedim, bu da size dert olsun..." Konu aliimren tarafindan (02-15-2011 Saat 00:30 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to aliimren For This Useful Post: |
|
|
#7 | |
|
Kontrollü Üye Bulunduğu yer: istanbul
Üye No: 3500
Mesajlar: 285
Thanks: 153
Thanked 125 Times in 72 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -74
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
CHP li olmasam da, hiçbir ilmi hüviyeti olmayan, çirkin, uyduruk, adeta Soros üniversitelerinin labaratuar kokusu içersinde yazılmış bu yazıyı yazan bu şahsa söyleyecek bir sözünüzün olmaması, ister istemez ben ve benim gibi düşünenleri üzmüştür. Saygılarımla.. Konu kzl.deli tarafindan (02-15-2011 Saat 03:08 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#8 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sevgili Aliimren ;
Sevgili Baba Sultan, Öncelikle eline sağlık, emek vermişsin, ancak senden bazı şeyler isteyeceğim. M.esat Bozkurt'un söylediğini idda ettiğin. Alinti:
Nerden alıntıldır bu, (Biliyorsunuz ben hep kaynakları merak etmişimdir) Senin duyarlı olduğun konularda Dedikodu veya söylenceleri yazmayacağını bilmekteyim, Yorumlarına bir şey demiyorum, doğaldır, olayı öyle değerlendirirsin, ancak bu sözlerin kaynağını vermeni rica edeceğim. diğer konulara bakarsak. Evet, Dersim'de Katliam yapılmıştır. Evet, Karamanlı Türklerin mubadeleye tutulması veya başkalarının yanlış politikadır. Çorum, Maraş, sivas katliamları CHP veya Sosyal demokratların iktidarları döneminde yapılmıştır, Onların döneminde yapılması, işin doğası gereğidir, Onların iktidardan uzaklaşması gerekti o döndemde, Hakimler, hem ekonomik hemde güvenlik acısından KAOS yaratarak, kendi HAKİMİYETLERİNİ SAĞLAMLARŞTIRMAK YOLLARINI BU ŞEKİLDE BULMUŞLARDI, Şili'de, sosyalist lider devrilmişti, o dönemlerde Gelişmekte olan ülkelerin kaderine baktığımızda Sol standlı hükümetler kurulduğunda muhakkak onlar al aşağı ediliyordu, CHP, TSİAD ın gazete ilanları ile düşürülmüştü, bir diğer hüküemtliği döneminde, ekeonomik kriz çıkarılmış, Terör ve katliamlar arttırılmış Hükümet düşürülmüştür, BU gerçekleri göz ardı etmemek gerek, diğer bir gerçek, O katliamlarda ÖLENlede TÜRK yokmuydu, Onların hepsi KÜRT müydü, Öldürenlerin içinde KÜRT militanlar yokmuydu, M.Ali Ağca vs. ler gibi, Yani sorun, Türk, Kürt olmak değildi, orda önemli olan, alevi/sünni olmaktı, belirleyici olan buydu, Maraşda, Şehir teslim alınıp , günlerce adam öldürülürken, bunların hepsi TÜRK kökenlimiydi, Yoksa hepsi, SİNİ inanc mensuplarımıydı, Bunu iyi analiz etmek gerek, "Hamo" dayıyı unutmayalım, Ermenilerin tecriti/katliamında en önemli pay,ulusal kimlik olarak kimlerindi, Kürtlerin/Hamidiye alaylarının olmasın, Onlardan boşalan bölgelere kimler yerleşti, Hangi aşiret ağaları topraklarını genişletti, Bunların hepsi yanıt bulmalı, Ermei Katliamında, IRK değil, iNANC merkezli idi ve en büyük payda SÜNNİ KÜRTLERİNDİ, Ancak URUC un yazısı, Tarihi gerçeklerden uzak bir yazı, dilerim sorularımıza yanıt verir, Sağlıcakla, Baba Sultan. |
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
...
Üye No: 3
Mesajlar: 8.422
Thanks: 4295
Thanked 8796 Times in 4121 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1143
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bülent Abi Mahmut Esat Bozkurt bu sözlerini 1930 yılındaki Ağrı ayaklanması sırasında Ödemiş'te seçmenlere yaptığı konuşmada söylemiştir. Cumhuriyet Gazetesinin 19 Eylül 1930 tarihli nüshasında yer alan bu konuşmada Bozkurt şöyle der: "Türkün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir", "Türk devleti işlerini Türklerden başkasına vermeyelim. Türk devleti işlerinin başına öz Türklerden başkası geçmemelidir. Yeni Türk Cumhuriyetinin devlet işleri başında mutlaka Türkler bulunacaktır", "Benim fikrim, kanaatim şudur ki, dost da düşman da dinlesin ki, bu memleketin efendisi Türktür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır. "Biz Türkiye denen dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz." diye başlayan ve " Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı.." diye devam eden bu konuşmadaki tüm cümleler bir insanlık ayıbı ve suçudur. Konuşmanın tamamı ırkçı faşist bir söylem bütünüdür... Dersim oyunu çalışmaları sırasında ilgili gazete kupürünü Tarih Kurumundan almıştık ama sanırım bilgisayardan silmişim. Bulabilirsem buraya koyarım.
Not : 10,12,1973 - 27,02,1984 ve 27,09,1989 - 07,03,1994 Yılları arasında Çorum'da belediye başkanlığı görevini yapan CHP'li Turan Kılıççıoğlu Çorum Katliamı'nın önemli tanıklarındandır. Belediyede ABD'li ajanlarla katliamın hemen öncesinde görüşmeler yapmış ve olaylar sırasında da pekçok şeyin tanığı olmasına karşın hiçbir bilgi ve şahitliğini kimseyle paylaşmayacağını ve ölümüne kadar bu sırları saklayacağını söylemiş ve öyle de yapmıştır. Kimse o ajanların belediyeye niye geldiğini ve neler yaşandığını öğrenememiştir.
Ben ömrümce muhalif yaşadım. Devletçe de menfi bi "tip" sayıldım. Onun için kan gurubum rh negatif
Kanayan, özlemdir, kabuk tutmayan. Kanayan, inattır. Bir içim sigara dumanında asılı, soluksuz inattır. Kanayan, kanattır. Doruklarda, alıcı kuşunda gergef olmuş kanattır. Ve dahi kavlimiz, kavlimiz duman mavisinde, kavlimiz kanat gergefinde nakışlıdır. Ki söylenen henüz söylenmemiştir. Ki dinlenen henüz dinlenmemiştir. Söylenmelidir. Dinlenmelidir. Dillenmelidir Melih PEKDEMİR Anne Bak Kral Çıplak
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Çopur For This Useful Post: | İşcanbaba (02-15-2011) |
|
|
#10 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
BU bir yalan, Biliyorsun, Bu konuyu daha önce DDede Sultan ve Başköylü ile tartıştık, Onlarda bunu delil olarak sundular, ve ben MİLLİ KÜTÜPHANEYE gittim, O tarihli Cumhuriyet nushasının filmini okudum, bir gün sonrasını, öncesini okudum, ancak bu şekilde bir beyanat yok, Hatta bu tarihli Cumhuriyet gazetesinde, M.Esat Bozkurt'un adı bile geçmemekte, Adı geçen kişinin bir beynatı yok, bir sebeble o günkü gazetede ismi bile yok, anılan gazetenin çıktısı şu an evimde, kütüphanemde, isterseniz onu yarın getirip size okutabilirim, Yarın öğleden sonra 4-5 gibi, KİTAP-YURT yayın evinde buluşalım, size evimden o nushayı getiriyim, Sen ve Aliimren baba okusun, baksın, Bu nushayı delil olarak kim yazdı ise, yanlış yapmış, bilerek yapmış, M.Esat Boskurt belki buna benzer söz demiştir, bilemiyorum , ancak bunu nerde demiştir, kaynağı nedir, Dedikodumudur, bilemem amma, O kişinin bu sözü dediğine dair bir kaynak şu anda yok, yada sunan olmadı, o nedenle buna dedikodu demekten, bir karalama demekten kendimi alamıyorum. Bilgisayar çıktısına gerek yok, Sefacım, Bende o nushanın çıktısı var, yarın buluşalım okuyun, Sen yanlış hatırlamıyasın, hafızan seni yanıltmasın. Sağlıcakla. |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| aptallari, chp’nİn, irkçi, mİllİyetÇİ |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||