![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevi Kültürü Alevilik kültürüne dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#11 | |||||
|
|
Alinti:
Alinti:
Alinti:
. Buradaki sınavın içeriğini açarmısın ddbb. Aleviler arasında bile söylencenin farklı anlatımı vardır. Muhammede üzüm verilir paye etmesi istenir Muhammed önce bilemez. Öğütle üzümü ezer şerbet halinde dağıtılır (daha mitolojik anlatımları da vardır) mürşit olan Muhammed maalesef bilmez nasıl paye edileceğini. Ayrıca Pirin mürşitten hatemini istemesi onu küçük düşürmezmi ?? Alinti:
Alinti:
Sayın ddbb desenki mevcut kuran Osman musafı, Osman yazmasıdır aleviler buna itibar etmez. içeriği değiştirilmiştir,tahrif edilmiştir, boşaltılmıştır. Genel söylencede olduğu gibi kuranın orjinalini bir tek 12 imamlar bilirler bizlerde gerçek kuranı onların yaşamında ,sözlerinde buluruz alırız ve devemında alevi İslam inancı desen anlayacağım seni. Ancak sen kuranın tahrif edildiğini söylüyorsun, aynı kuranı kullanıyorsun ve yeni bir durum ayratıyorsun Sünni yorum alevi yorum. Tamam kuranda yorum farklılıkları vardır olacaktır ama bunu sen harmanlayarak alevi-sünni yorumu şekline getiriyorsun.
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|||||
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post: |
|
|
#12 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 62 Times in 53 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Bu noktada da Alevi iseniz buna inanırsınız, yok değilseniz, kimsenin sizi Alevi yapmaya niyeti yok ne işiniz var Alevilerin arasında? çünkü inanç ve iman işidir. din.. Kur'an konusunda ise, Kur'anın değiştirildiği ve tahrif edildiği konusunda benim iddiam yoktur... böyle bir şeyi de hiçbir zaman savunmadım.. ha sizin varsa böyle bir idanız, tarihin her dönemine ait Kur2an el yazmları mevcut.. bir tane farklı Kur2an bulursanız tarihe geçersiniz..KALDIKİ TARİHİN HİÇBİR DÖNEMİNDE NE 12 İMAMLAR NE SEYİD pİRLERİMİZ VE DEDELERİMİZ KUR'ANI İNKAR ETMEMİŞTİR.. Aleviler Kur'an'ın değiştirildiğini tahrip edildiğini değil, yorum ve tevilinin saptırıldığını söyler ve inanır.. bu nedenle osman ve ömer tevil-tefsir ve Yorumlarına itibar etmez.. Nitekim Alevi-bektaşi Kur'an'ın batıni yorumlarıda Ayetlerin arapça metinlerine itiraz yapılmaz yorumlarına kelimelerin orjinal halinden nasıl saptırıldığına vurgu yapılır.. yine hangi ayetin hangi olay üzerine indiğine ve anlamın ne olduğuna değilinir.. yani Kur'anın kendi değil yorum ve tevillerine Aleviler itiraz eder. farklıyorumlar.. 120'in üzerinde Alevi-bektaşiKur2an ayeti batıni yorumu internette mevcuttur ve bunlar her geçen gün daha artıyor.. Umarım yakın bir zamanda Kur'anın Alevi-bektaşi Tefsiri batıni yorumu derlenecektir... zaten bu yorumlar Alevi kalsiklerinde parca parca var sadece bir araya getirilmesi yeterli.. |
|
|
|
|
|
|
#13 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
dede baba
Alinti:
siz kimsiniz, Madem böyl bir yorumlama vardıda, Hükar,Pir sultan, Hatai,Şah Kalender, Bedrettin, Kaygusuz, Dede Garkın,Hasan Dede, Şah İbrahim, Agucan, Sarı Saltuk ve daha yüzlerce ulumuz bunu yapmadı size kaldı, Siz onlardan daha iyi biliyorsunuz ya, siz onlardan daha BATIN sınız ya, siz onlardan daha iyi yucesinizya dimi, Size ne deyim, Alevilik adına aleviliğe yaptığınız bu zulumdur, sizlerde ZALİMLERDENSİNİZ.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#14 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 62 Times in 53 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Yüzyıllardır var olan hangi Alevi Klasiğini açsanız içinden Kur2an ayetleri çıkacaktır.. Yine hangi deyişi dinlesinez Ku'an surelerin isimlerini duyacaksanız. veya Kur'an ile ilgili birçok deyiş zaten vardır.. Size tavsiyem yukarda isimlerini sıraladığınız ulularımızın deyişlerini bir inceleyin bakalım.. Kur'an ayetlerin nasıl bir nakış gibi işlendiğini deyişlere göreceksiniz.. fakat sizin zaten Alevilikle yakından uzaktan bir alakanız olmadığı için bunları görsenizde deyişlerde dinlesnizde görmezden gelip inkar yoluna sapıyorsunuz.. Örneğin, Fatiha Suresini ve batıni yorumunu SAH HATAYİ'DEN DİNLE.. Şah Hatayi'nin aşağıdaki şiiri sanırım bunu bize yeterince açıklamaktadır Be'yi Bismillah bilemeyen Faki Fatiha okusa imam olamaz Elhamdi Muhammed lillahi Ali İkisin bir bilmeyen Allah'ı bulamaz Rabbil Alemin'dir Hatice hatun Makbulu sâlâvat Fatıma'tı Zehra Er Rahman bakidir Hulkı Rıza Bakıra girmeyen gevher alamaz Er Rahim İmam Hüseyin'e ermeyen İsmini zikredip İmam Hasan'ı görmeyen İkrar verip biatında durmayan Nakşi hayal geçer amel kılamaz Maliki Yevmüddin Zeynel Aba'dır Muhammed Bakır da Hakk Rahmanıdır Batını bilmeyen alim âmâdir Bin sene okusa da alim olamaz İyya kenabüdü Caf'er-i Sadık Onların yoluna serimiz koyduk Marifet abıyla cismimiz yuduk Murdar olan kalp aynasını silemez Varlık Hakk'ın bir edna kuluyuz Ve iyya Kazım'ın bendesiyiz Kenastain Rıza yolunda ölüyüz Şükür cenazemizi deccal göremez İhdinnas sırat'el müstakim Taki'yi bilmeyen Naki'nin nutkundan haber almayan Muhammed-Ali'ye secde kılmayan Namazı fasıktır mihrap bulamaz Sırat Elleziyne Asker'i beyan Ondört Masum-u Pâk onlardır ayan Enamte aleyhim Mehti'dir İmam Münkir münafık bu harflerden anlamaz Fatiha bunlardır bilmeyen nadan Gayrül mağdubi 'ye secde kılan Bektaş-i Veli'den gayrıya varan Arayıp derdine derman bulamaz Aleyhim Veladdalin ergen oldu nur Medet mürüvvet yetiş hazreti Pir Muhammed ümmetiyiz bize de şükür Şah Hatayi'm derdine derman bulamaz |
|
|
|
|
|
|
#15 |
|
Bölüm Yöneticisi Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.618
Thanks: 2190
Thanked 3466 Times in 1349 Posts REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
yahu bu kadar olmaz yapmayın etmeyin sünni ve şii ekolündek miraç anlatımının karşısında alevi ekolünün miraç anlatımını anlatıyorsunuz yararlanılan kişi olarak da MUSTAFA CEMİL KILIÇ ismini veriyorsunuz alevi batini yorumları adındaki mesajlarınızın altına , peki şu ünlü MUSTAFA CEMİL KILIÇ kim bir SÜNNİ bu durumda gel de la havle vela kuvvet deme
![]()
''SÖZ KONUSU ALEVİLİKSE İSLAM TEFERRUATTIR.''
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to esonto58 For This Useful Post: |
|
|
#16 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 62 Times in 53 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
şimdi size sorulur siz hangi mirac anlatısını destekliyorsunuz* ömerin osmanın yezidin miracını mı yüzyıllardıor var olan Pirlerimizin Kırklar Mizanseli ile anlatılan miracı mı? safı belli olmayn sizssiniz sayın kılıç değil yine Mustafa cemil KILIC kendi görüşlerini değil, klasik Alevi görüşlerini kabul ediyor. kendisi yeniden bir derleme yazmıyor sadece aktarıyor.. kaldıki sünni Miracının çelişkileri kısmında Sayınm Cemil'in görüşlerinden faydanılmıştır.. Yine belirtelim ki, geçmişinde sünni olan sonra Pire İkrar verip Alevi olan birçok Ünlü Sima vardır.. Sah hatayi'in Ataları sünnidir. Kaygusuz Abdal Alanya beyinin oğlu ve sünnidir. harabiyi ve daha nicelerini söylemeye gerek var mı? Alevilik ırki bir kavra değildir. bir milletin adı değildir. Alevilik bir inançtır. ve İkrar vererek bir Mürşide tabi olarak olunur.. Yoksa Alevi anadan babadan doğma ile Alevi olunmaz.. |
|
|
|
|
|
|
#17 |
|
Bölüm Yöneticisi Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.618
Thanks: 2190
Thanked 3466 Times in 1349 Posts REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Miraç'ın Alevi Mitolojisindeki Anlatımı
İnanışa göre Muhammed Miraç’a çıkarken önüne bir Aslan çıkar. Aslanın neden olduğu korkuyla hemen yardımcı olarak Ali’yi anımsar. Ama Ali yoktur. Bu sırada duyduğu bir ses; “Yüzüğünü (hatemini) aslana ver!” der. Muhammed verir ve aslan sakinleşerek yolu açar. Aslan sonradan anlaşılacağı gibi Ali, Hatem ise Muhammed’in mührüdür. İlk ders; Muhammed peygamberlik mührünü daha ilk adımda aslan kılığındaki Ali’ye vermiştir. Oysa ortodoks gelenekte Ali, savaşçı yanıyla öne çıkan bir tilmizdir. Allah ile yüzleşmesinden dönerken, bu kez “Ashab-ı Suffa” kapısına rastlar, kapıya vurur. İçerden bir ses, “kimsin, ne istersin?” der. Muhammed, “Peygamberim” deyince, içeriden, “bizim aramıza peygamber sığmaz, peygamberliğini var ümmetine eyle” denir ve kapı açılmaz. Bunun teessürü ile Allah’a geri döner, ama Allah, “ol kapıya var” diye ısrar eder. Muhammed’in kendini yine Peygamber olarak tanıtması karşısında, içeridekiler, “bize peygamber gerekmez” diye kapıyı yine açmazlar. Muhammed yine teessürle Tanrı’ya döner ve yol diler. Tanrı bu kez o kapıdan girişin anahtar sözcüklerini öğretir ve Muhammed, üçüncü varışında, içeridekilerin sorusunu, “hadimül fukarayım”, yani yoksulların hizmetçisiyim, veya bir başka rivayete göre, “ene biatihim”, yani sizlere uyanım, sizlere biat edenim der. Bunun üzerine Kırklar kapıyı açıp ona “hoş geldin” derler. İkinci ders; Muhammed, Kırkların peygamber tanımaz kültürünü aşması mümkün olmayan ve onların anlayışına boyun eğen bir biçare konumundadır. Bu durum Pir Sultan’ın bir deyişinde, “Kırklar meydanında erkan isteyen / Arıtsın kalbini girsin otursun” diye ifadesini bulur. Oysa İslami gelenekte Muhammed, tüm meleklerin ve tüm peygamberlerin üstünde, Allah’ın en sevgili ve ayrıcalıklı varlığıdır. Görüldüğü gibi karşımızda yapısal bir farklılık durmaktadır. Dolayısıyla durum buyken, Ali ve Kırkların tanımadığı peygamberlik kapısını Aleviliğe dayatanlar, gerçekte onu yapısal olarak değiştirmiş olmaktadırlar. Öykünün üçüncü bölümünde Muhammed, kendisine gösterilen yere oturur. Ortam cem ortamıdır ve 22 erkek, 17 kadın daire halinde yüz yüze cem tutmaktadır. Salman Farisi ise onlara yiyecek bulmaya gitmiştir. “Kimsiniz” sorusu, “biz Kırklarız”, “küçüğünüz ve ulunuz kimdir” sorusu ise, “küçüğümüz de ulumuz da uludur”, yani biz eşitiz diye yanıtlanır. Üçüncü özet; Kırkların tanrı katında meşru ibadeti namaz değil kadın erkek birlikte ve yüzyüze yapılan cem olup, burada hiyerarşi tanımaz bir eşitlik esastır. Bu eşitlik ve çoğul konuşma, aynı zamanda birlikte karar verme anlamında ciddi bir demokrasi kurumlaşmasıdır.(7) Buna karşılık Kur’an’da eşitsizliğin, temel öğe olduğu, tanrı kul, kadın erkek, mümin kâfir, köle efendi, fakir ve zengin olarak bütün kategorilerde tartışılamaz norm olduğu anımsanırsa (Ayrıntılar için bkz.Erdoğan Aydın, “İslamiyet Gerçeği”, IV. Cilt; ayrıca, “İslamcılık ve Din Politikaları”), Kırklar dini ile Kur’an dini arasındaki fark, bu aşamada daha da belirginleşir. Kırkların eşitlik anlayışı, ruh, fizik ve yaşam tarzı anlamında mutlak bir eşitlik bilinci olarak öykünün devamında daha da belirginleştirilecektir: “Biriniz eksik, ne oldu” der Muhammed, “O Selman’dır ama eksik değil, aramızdadır”, denir; Peygamberin şaşkınlığı karşısında, durumun açıklaması da, “biz kırk kişiyiz, kırkımız da bir kişiyiz” şeklinde yapılır. Ancak bu kendini ötekilerle özdeşleme durumu belli ki Muhammed’e inandırıcı gelmez; bunun üzerine Ali, elini keser ve orada hazır bulunanların hepsinin elinden kan akması yanı sıra Selman’ın da kanı pencereden gelerek ortaya dökülür. Ali’nin eli sarılınca hepsinin kanı durur ve Selman da eli sarılı olarak gelir. Dördüncü ders; Kırkların eşitliği aynı zamanda ruh ve fizik birliği anlamında çoklukta tekliği ifade eder. Oysa İslamiyet'te herkes ayrı kederle yaşar ve sorumlulukları birbirine karşı değil Tanrıya karşıdır. Selman gelmiş, ancak yiyecek olarak sadece bir üzüm tanesi bulabilmiştir. Tek üzüm tanesi paylaştırılmak üzere Muhammed’in önüne konur. “Ey hadimül fukara, hadimlik edip, bu üzüm tanesini Kırklara kısmet eyle” denir. Muhammed şaşkınlığı devam eder, çünkü bir üzümü kırka bölmenin yol ve bilincinden yoksundur. Tanrı yardımına yetişir, veya bir başka versiyonda olduğu gibi kırklar ona paylaştırmanın yolunu öğretirler. Muhammed üzümü ezer. Şeriatçı otorite korkusuyla üzümden üretilenin “şerbet” olduğu söylense de gerçekte şaraba dönüşür. Nitekim Kırklar onu içtikçe mest olur ve semah dönmeye başlarlar. Nitekim Kul Nesimi, “Çağırma meclis-i riaya bizi / Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır” diye diyerek duruma açıklık getirir. Pir Sultan ise bu durumu, “Kırklar Meclisine gelen doluyu / Dolduran Muhammed içen Ali’dir” diyerek Ali’den yana bir üstünlük vurgusuyla belirtir. Öykünün İslamcı mantalite açısından kabul edilmezliği her aşamada daha da derinleşir. Nitekim Muhammed de kendinden geçer ve Semaha katılır. Bu dönüş sırasında başındaki imame de düşer ve Kırklar onu da kırka bölerek bellerine dolarlar. Beşinci ders; Tek bir üzüm tanesini bile ortaklaştıran bir eşitlik kültürü yanısıra, ibadette içki içmek ve semah dönmek şeklindeki Alevi ibadeti İslam ibadetinin yerine ikame edilmiştir. Öyle ki Muhammed’in bile bunun dışında kalamadığı bir yana, yere düşen imamesini de paylaştırırlar. Öykünün sonunda Muhammet, yaşadığı şaşkınlıklar içinde bir de mührünün Ali’de olduğunu görünce, aslanın da o olduğunu anlar ve kendinden (peygamber) üstün (ermiş) olduğunu kabullenir. Ali’ye uyulmasını ister ve onla bütünleşir, onun musahibi olurken, şeriat Muhammed’e, hakikat ve tarikat ise Ali’ye bırakılır. Altıncı ders; Ali’nin aşkın varlığı Muhammed’in üstündedir ve bu nedenle katı kurallı yaşam olarak şeriat Muhammed ve ümmetine bırakılırken, Ali’ye ve Alevilere ise hakikat ve tarikat düşer. Mitolojilerin toplumsal kültürü belirleyen misyonu anımsanacak olursa, bu öykünün, Aleviliğin Muhammed’e, Ali’ye, inanca, toplumsal yaşama bakış açısını belirlemek anlamında önemi açıktır. Bu öyküde Aleviliğin ne olup olmadığı yanı sıra, Müslümanlıktan köklü farklılığı da tüm açıklığıyla ortadadır. Buradan hareketle Aleviler, kendilerine dayatılan İslami kuralları reddetmenin, İslami görüntü altında kendi geleneksel inançlarını ve yeni koşullarda benimsedikleri yeni kuralları İslam görüntüsü altında sürdürme meşruiyeti elde ederler. Alevilerin irade beyanında genellikle “biz Müslüman’ız” demeleri kuşkusuz bir vakıadır; ancak bu beyanı esas almamız halinde bile, bambaşka bir kalıba dökülmüş farklı bir İslamiyet ile karşı karşıyayız. ERDOĞAN AYDIN |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to esonto58 For This Useful Post: |
|
|
#18 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 62 Times in 53 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Öncelikle, Mirac metafizik bir Alemdir.. peygamber'den binlerce yıl önce yaşamış nebi ve resullerle karşılaşan hz. Muhammed, yine kendisinden sonra gelecek veli kullarla da karşılaşmıştır.. Kırklardaki kişilikler o çağda yasamışlardan arasında olduğu gibi henüz dünyaya gelmemiş veli kulların ruhaniyeleride orada mevcuttur... Kaldıki İslam= sünnilik yada sünni anlatımı temel alıp Alevi anlatımı dışlamak kesinlikle yanlıştır.. Alevilerin Kur2ani ve islami yorumu sünnilerden her dönem farklı olmuştur. Bunda da sasılacak bir şey yoktur. Asıl sorgulanması gereken Sünni Mirac anlatımın ne kadar tutarlı ve Kur'ani olduğudur. Alevi islam ekolünde Muhammed Ali'den ayrılmaz... ikisi tek bir nurdur. Hz. Muhammed peygamberlik mührünü taşırken hz. Ali velayet Mührünü tasır... Biri zahiri diğeri batını simgeler. hz. Muhammed Güneş iken Hz. Ali aydır ve biribirini tamamlar. |
|
|
|
|
|
|
#19 | ||||
|
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.099
Thanks: 7481
Thanked 12213 Times in 5714 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
emrin olur ben okurum. sen niye yazıyosun ki her kes bir yerde bulur okur , yazma zahmetinde bulunup, bilgi kirliliği yaratmanın anlamı ne . birisi cevap verince ya hakaret ya sünni yorumu yada ..... yazdım aç oku... Alinti:
saygısızlığınızda son hızla devam etmekte. insanları tahrik etmektesiniz kendinize geliniz. fason alevi uleması demekten kendimi alamıyorum bende bu durumda. Alinti:
alevi büyükleimizin söylemidir mevcut kuranın osman musafı oldugu benim değil. birazda sen oku artık herşeyi biz söylemeyelim. Alinti:
çıkacak kuranı sabırsızlıkla bekliyorum umarım sizin gibi süslü kelimelerle alaksı olmayan yerlerde gereksiz laflarla sıkmazlar. yukarıdaki yazdığım bir kaç soruya cevabınızı bu yazıda bulamadım ilgili mesajı kopyalamanızı rica ediyorum LÜTFEN BENİ YORMADAN KOPLAYINIZ.özellikle deliller konusunu. |
||||
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post: |
|
|
#20 | ||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hazreti dede -Baba;
Sana ne yazsak, bir yerden demogıji edip, laf kalabalığı yapıyorsun,, Ykarıda Essonto'nun Kırklar miracı ve senin verdiğin deyiş, (Gerçekten Şah Hatai'nin mi? o ayrı) bir kuran ve islamı farklı yorumlama değil, Bir RETTİYEDİR, Yani Merkezden ret eder, merkezden , islam kurucularını , İnsanı kamil yaparak, kendi inancına getirir, onun şeriatına ve inancına tavır alır. Birkere Kırklarda; Alinti:
Miracda Muhammed, Kendinden önce kimi görmüş, Nerde görmüş, Kendinden sonra kimi görmüş, kaynak ne? uydur uydur söyle hesabı, Sen bize yazdığın deyişi bi manasını cevirsene, Bunun İSLAMIN anlayışına nasıl uyar, Hadi yazı ver yaw. ben sana bir iki acıklayım sen hepsini yaz zahmet. Alinti:
-Sade Sana ederiz kulluğu, ibadeti; sade Senden dileriz yardımı, inayeti Yarab açıklaması böyle , o zaman nasıl demeliyiz; Kullumuz ve ibadetimiz sanadır Cafer-i sadık , demeliyiz, o bu İSLAMİ yorum mu? tevil mi? Yani, Ulularımızın deyişleri bir yorumlama değil bir retdiyedir, peki niye deyişler yorumlamışlar, Kur'anın hepsini oturup, tevil edemezlermiydi, bırakın bu eziyeti, |
||
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara |
|||||||||