Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Alevilik Araştırmaları

Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 03-03-2009, 18:25   #1
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7745
Thanked 12728 Times in 5992 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart Murat Şahin : ALEVİ VE BEKTAŞİLİKTE SIRRI HAKİKAT 1 (GERÇEĞİN GİZİ)


“Ben ancak gördüğüme ve duyduğuma dayanarak hüküm veririm.” Hz. Muhammed

“Üçler, beşler, yediler, kırklar ve üç yüz altmış altı. Ne anlam ifade ediyordu bu sayılar? Alevi dedelerinin yazdıklarını okudum, şiirleri inceledim. Özellikle Başköylü Hasan Efendi’yi, ne anlatmaya çalıştığını, sırrı nasıl saklamaya çalışıyor olabileceğini tartıştım. Pek çok farklı bilgiyi bir araya getirdim. Bir sabah gözümdeki perde kalktı. Sırrı bulmuştum. Üçler, beşler, yediler, kırklar birbirlerinin talibidir. Üçlerin, beşlerin, yedilerin toplamı kırktır. Ana baba ana babasının ana baba çocuğunun çocuk ana babasının talibidir. Hak’tan gelen evlat evladına taliptir. Hak vücuda, vücut Hak’a taliptir. Aleviler bu yüzden birbirlerinin kalplerine taparlar. Bu sırra herkes eremez... Kırklar birdir, bir kırktır. Kırklar bir yola gider. Kırklar bire, bir kırklara taliptir. Kırklar kırktır, kırk bir değildir. Bir ise birdir, iki değildir. İki ise birdir. Bir sudur, su ise sırdır.” (1)

İnsan gerçeği iki şekilde arar. Birincisi kutsal kaynaklarda verildiği, aktarıldığı şeklidir. İnananlar bunu mutlak ( saltık ) gerçek kabul ederler. Doğadaki her oluşumu bunun ışığında değerlendirirler.

İkinci yöntem bilimsel bilgi eşliğinde gerçeği aramaktır. Bu gerçeği arama serüveni hiçbir zaman bitmez insanlık var oldukça gerçeği arama sürecinde bilimsel bilginin ışığında sürecektir.

Kutsal kaynakların göksel olduğu iddia edilen Ortadoğu kaynaklı kitaplarda insanın başlangıcı Âdem ile Havva miti ile kurgulanmıştır. Bu öykü o dinlere inanlar veya itibar edenler tarafından bilinir, kabul edilir ve detayları hiç sorgulanmaz. Daha önceki bir yazımda karşılaştırmalı olarak değinmiştim.

Hz. Âdem’in peygamber olduğu ancak peygamberlik edeceği ümmeti yoktur. Kitabı yoktur, mabedi yoktur. Çünkü kendisi mağarada yaşamaktadır. Evi, yatağı, kabı, kaşığı, giyeceği yoktur. Tıraş olacak aleti yoktur. Bugün toplumda en yoksul insan olarak kabul edebileceğimiz insanın, sahip olduğu ölçüde yiyecek, giyecek, barınacak olanakları yoktu, amma yine de peygamberdi. Havva için de aynı şeyleri söylemek olanaklıydı. Örneğin Havva hastalanınca, grip olunca, ilacı nasıl tedarik ederdi? Doktor yok, hastane yok, eczane yok yıkanmak için, sabun yok, saç bakımı yok, saçları bitlenince bu bitleri nasıl temizlerdi?

Varsın olmasın ilk kadın olmak, peygamber hanımı olmak yeterde artar bile.

Bunları artırarak, çeşitlendirerek sorabiliriz. En can alıcı olanı da Hz. Âdem ile Havva muhtemelen nikâhsızdı! Hani birliktelikleri de kazara Şeytanın çöpçatanlığı ile olmuştu! Hz. Adem de Şeytana kandı ya helal olsun o Şeytana ne marifetli imiş!?

Okuduğumuz kaynaklarda Hz. Adem ve Havva’nın birlikteliklerinde sadece Habil ve Kabil adında iki oğlunun olduğu ve aralarındaki anlaşmazlık sonucu Habil Kabil’i öldürdüğüdür. İnsanlık tarihini ilk cinayetidir. Yani inananların atası kabul edilen Habil aslında bir kardeş katilidir. Bununla da bitmiyor. Hiçbir kaynakta Âdem ile Havva’nın kız çocuklarının olduğuna dair bilgi yoktur. Pekâlâ, bu insanlar nasıl üredi, nasıl çoğaldı?

Birinci kötü ihtimal Âdem ile Havva’nın kız çocuğu da oldu. Habil de kız kardeşiyle evlendi ( ensest ilişki ) tarihteki ilk aile içi cinsel ilişki de meydana geldi. Habil hem kardeş katili hem de kız kardeşi ile cinsel ilişkiye giren bir sapık. Üstelik bütün bunlar Âdem ile Havva’nın gözleri önünde oluyor. Muhteşem bir ahlak anlayışı kurgusudur!

Daha kötüsü kız kardeşi de yoktu tövbe tövbe yoksa?

İşte burada Alevilik inancında ki muhteşem çözüm kurgusu devreye giriyor. O anlamda Aleviler çok rahattır. Çünkü kurguları hem ahlaki hem de göreceli olarak daha akla yakındır.

Aleviler Hz. Âdem’den Havva’nın biri erkek biri kız olan, tümü ikiz 36 doğum yaptığını böylece 72 çocuk ( 72 millet kavramı ) doğduğunu anlatırlar. Bir de buçuktan bahsedilir! Bunun öyküsüne ileride değineceğim. Daha sonra Allah Cennetten Naci ( temiz erkek ) adında bir erkek ve Naciye ( temiz kadın ) gönderir. Naci Hz. Âdem’in kızlarıyla evlenir. Naciye de Hz. Âdem’in oğulları ile evlenir. Böylece ensest ilişki olmadan Güruhu Naci ( Temiz toplum ) doğmuş oldu. Alevi inancı soylarını, atalarını bu topluluğa dayandırırlar. Naci ve Naciye Hz. Âdemin tek çocuklarıyla mı evlendiler? Yoksa birden fazlasıyla mı evlendiler? O konuda doğrusu bilgi ve yorum yoktur.

Bir de Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz gafiller! Alevilere ana bacı tanımaz olarak iftirada bulunurlar.

Şimdi söylesinler bakalım dinlerine, vicdanlarına, kitapları üzerine kimin anlayışı, inanışı ana - bacı tanımazcıdır ( ensestci )?

Kırklar Meclisi’nin sırrı

“...Nihayet dışarıdan gelen 40. kişi Hz. Muhammed’in önüne bir üzüm tanesi koyar. Üzümü paylaştırmasını ister. Sonuçta sonradan gelen üzümü de kendisi ezerek Kırklara tattırır. Hz. Muhammed’e de tattırır. Artık 40 tamamlanmıştır ve Kırklar coşkuyla aralarına Hz. Muhammed’i de alarak, “ Gezegenlerin dünyanın etrafında dolaşımı” gibi semaha kalkarlar. Bu semah tabii ki üryan, yani çıplak olacaktır. Oturan kimse, semahın dışında kalan kimse kalmamıştır meydanda, yani ana rahminde. Artık Kırklar yoktur. Bir’e dönüşmüştür. Anne rahminde ilk insanin 366 azasının oluşumu tamamlanmıştır. Kırklar, 41. günü Hz. Muhammed ile tamamlayarak gelecek insani selamlamaktadır. Semah sırasında Hz. Muhammed’in başındaki sarık yere düşer. Kırklar bu sarığı alıp 40 parçaya bölerek bellerine bağlarlar. Kırkların sarığı bellerine bağlaması Göbek Kordonunu ifade etmektedir. Hz. Muhammed’in sarığı Alevilerin “kemerbest” sırrını, bebeğin göbek kordonunu saklamıştır. Hz. Muhammed’i de evine göndermişlerdir. Ali ise Hak’ça yani Bir’e tavaf ederek Kırkların Bir’e dönüşümünü ve Bir’i selamlama dinsel törenini gerçekleştirmiştir. İste Alevilerin sırrı budur.“ (1)

“Alevilerin Büyük Sırrı” nedir?

Kendilerine “Hak Ehli Erenleri” adini verenler “ yani Ehli Haklar – İran’daki aleviler-, her bilginin insanin kendisinde olduğuna ve her olgunun merkezinde insan olduğuna inanırlar. Onlar için her şey insanda başlar ve biter. İşin temeli şudur: Tek ve çok tanrılı dinlerin tümü yaradılış teorisine inanmaktadır. Oysa bilim bu inanışı reddetmektedir. Din insanin çamurdan yaratıldığını söyler.

Kuran’ın Hac Süresi’nin 5. Ayeti “Biz sizi topraktan, sonra az bir sudan yarattık” der. Aleviler buna inanmıyorlar mı?

Elbette Kur’an’a inanalar bunu göz ardı etmezler. Bununla birlikte Aleviler öz olarak annelerinden ve babalarından oluştuklarına kabul ederler. Hak Ehli Erenleri’nde yaradılış yoktur. Bilimin savunduğu evrimci teze itibar etmişlerdir. İslam öncesinde de böyleydi. Benim görüşüm, İslam’la birlikte Alevilerin kendi görüşlerini “sır” etmiş olduklarıdır. Bu sır da doğuşla ilgilidir.

Bu sır çözüldü mü?

Sır insanin doğuşudur. Tahtacı Alevilerde ölünün kefenlenmesi geleneği, sırrın başlangıç noktasıdır. Ölüyü tamamen örten iki katlı ve dış kefenin altında “yensiz, yakasız gömlek” denilen, ancak ölüyü boydan boya örtmeyen bir iç kefen vardır. Bu kefene ölünün cinsel organını örttüğü için, “sır örtüsü” de denir. Edep örtüsü yerine sır örtüsü denmesinin nedeni de, Alevilerin sırrını saklamasıdır. Çünkü cinsel organlar, üreme organlarıdır. Sır, birleşmede ve üremededir.

Evet, bu çok önemlidir. Eğer her iki cinsinde cinsel organları olmasa ve ya işlevlerini yerine getirmese o zaman doğum yani hayat da olmayacaktır. Dikkat ederseniz diğer tüm canlıların erkeklik organı belli bir kılıfın içerisine girer ve gizlenir, sadece ereksiyon – işlevsel durumda dışarı çıkar. İnsan erkeğininki ise bir istisna olarak dışarıda kalır (doğal tüylerle örtünmeyi saymazsak ). İnsanın çıplakken, kadın erkek ayırmadan saklama ihtiyacı duydukları tek organları cinsel organlarıdır.

Bu saklama kalıtımsal olmasın?
Günümüzün ahlak öğretileriyle disipline edilmiş olan örtünmeyi bir tarafa bırakırsak, ilkel insanda kutsallık önemi ve dürtüsünden dolayı cinsel organlarını saklamış olmasınlar? Ayrıca cinsel güçle iktidar eşdeğer görülmeseydi, cinsel güçten yoksun olanlara iktidarsız ( inpotent ) derler miydi? Bu, herkesin bildiği bir gerçek, sır bunun neresinde diyebilirsiniz? Aleviler, yaradılışa farklı inanırlar. İnsanın evrimci bir mantıkla yaratıldığına itibar ederler. Ancak, Müslüman olduklarında, bu inanışlarını harmanlamışlar ve belki de saklamak zorunda kalmışlardır.
Bu sırrı bildiğini inandığım Başköylü Hasan Efendi adlı Alevi piri, “Varlığın Doğuşu” adli kitabında bu konuyu söyle açıklar: “Baba mayayı ana sütüne katar, ana rahminde vücut tutar. Mayalanan maya 40 gün mayada kalır. 41. gün vücut hâsıl olur.” Yani anne rahmindeki mayalanma 40 gün sürer. 41. gününde insanin ilk sekli oluşur. İlk insanin oluşumu 40. günden sonra, 41. günde gerçekleşir. Anne rahminde bebeğin ilk nüvesi tamamlanır. Bu da Alevi inancında çok önemli bir yer işgal eden “Kırklar Cemi-Meclisi” inancıdır.

Alevilikte simgesel sayılar olan üçler, beşler, yediler, on dört masumu paklar, on yedi kemerbestler ve kırklar şeriat, tarikat, marifet ve hakikat kapılarında farklı anlamlandırılır. “Sırrı Hakikat’ın“ gerçek simgesel anlamı ise Hakikat kapısı aşamasında öğretilir.

Kırklar Cemi-Meclisi nedir?

Bilinen versiyonu, “ Peygamber Hz. Muhammed Mirac da döndüğünde, Kırkların toplandığı makamın kapısını çaldığı zaman, içeriden bir ses, “kimsin?” diye sorar. Hz. Muhammed, “ben Peygamberim” der. İçeriden, “Sen git, ümmetine peygamberlik yap, bizim peygambere ihtiyacımız yoktur” der. Demek ki içeride olanlar, Peygamberin ümmetinden değildir. Kırklar bunu anlatmaya çalışıyorlar. Ayrıca Hz. Muhammed Peygamber kendisinden yapılmasını istenen bazı şeyleri de yapamaz. Örneğin, üzüm tanesini ezemez. Hâlbuki Prof Melikof Hz. Muhammed’in üzüm tanesini ezerek Kırklara yetecek kadar şerbet yaptığını söylemektedir… anlatım sürer gider.”

Sırlar versiyonu: “Kırklar Cemi”, insanin ilk kez belirmesi, ilk insanın ana rahminde toparlanması, cem olmasıdır. Bu da başka bir âlemde, “Kubbe-i Rahman’da yani ana rahminde gerçekleşmektedir. Cem kavramı anne rahminde oluşan insanın ilk toparlanmasını, cem olmasını anlatmaktadır. Kırklar cemi ve semah insanın ana rahminde mayalandığı ilk 40 gün ile ilgilidir. 40 günden sonra da 41 yoktur. Yani Kırklar Bir’e dönüşmektedir. Zaten Kırklar Söylencesi’nin bütün anlatımları da buna dönüktür. Kırklar cinsiyetsizdir, cinsiyet henüz oluşmamıştır.

Alevi cemlerinde kadın ve erkek ayırımını yapılmaması hepsinin CAN kabul edilmesinin kaynağı bu olmasın? Bu yüzden Sırrı Hakikat Kapısı’ndan geçip Kırklar Cemi’ne girenlerin cinsiyetinin olmadığı kabul edilir. Bir başka deyişle, Âdem’in Allah tarafından çamura sekil verilerek kadının da onun kaburgasından yaratıldığı inanışına karsı, Aleviler evrimci bir mantıkla meseleye bakarlar. Ve insanin evriminin bir sonucu olarak doğduğuna inanırlar. Kırklar Cemi’yle de, erkeğin spermlerinin, kadının rahim içinde bulunan yumurtasını döllemesiyle ortaya çıkan embriyonun yolculuğunu tasvir ederler. Sözle söylenemeyen bilimsel gerçeğin dinsel dans ile anlatılmasıdır. İlk 40 günün anlatılmasıdır. Alevi inanışı bu bilimsel düşüncenin sır edilmesidir.

Müslüman, ancak kendi içlerinde evrim inancını yaşamaya çalışan bir yol

Aleviliğin bilimle olduğu gibi inançla da ilgileri vardır. Kendilerini “Hak Ehli Erenleri” diye tanımlayan bir grup, İslam kapıyı çaldığında korkudan, “Biz de Müslüman olduk” diyorlar. Aslında kendi dünyalarında doğuma inanıyorlar. Bunlar, çok büyük bir ihtimalle tarihsel süreçte Hz. İbrahim le de ilintili olarak Harran Antik Üniversitesi ya da bu üniversiteye bağlı çevredeki eğitim kurumlarında çalışmalarını sürdürüyorlardı. Bunların ortaya koyduğu bilim felsefesi de zamanla, özellikle Anadolu coğrafyasına yayılıyor. Bu felsefeye inananın topluluklar sayesinde kitleselleşiyorlar. Örneğin Baba İshak Ehli Haklarda – Sultan Sohak ( İshak’ın bir başka dilde söyleme biçimidir. ) oluyor, - Baba İlyas gibi erenlerin köylerinin izleri Harran yöresindedir. Anadolu’da ilk cemevi de Harran-Kısas (Urfa) dadır. Onların izlerini sürerseniz, o coğrafyada ulaşırsınız.

Aleviler için “Orta Asya’dan gelen Türklerdir” deniyor

Aleviliğin sadece Orta Asya’dan gelmediği bellidir. İddia şu olmalıdır, hiç kimse Alevilerin cemlerinin ve semahlarının sadece Orta Asya’dan eski Türk inançlarından ve Şaman ayinlerinden geldiğini söyleyemez. Öyle olsaydı şaman dinsel danslarına tıpatıp benzer olurdu. Çünkü aralarında epeyce farklı kozmik ve mitolojik farklılıklar vardır. Bu değişim ve dönüşüm de tarihsel süreçte normaldir. Bazen birbirine çok zıt iki sistem gibi de görüldüğü olmuştur. Orta Asya kültürü ve Şaman inancı, Kutup Yıldızı merkezli düşünür, dünya merkezli düşünmez. İnanışa göre Kutup Yıldızı’nın etrafında dönen bütün gök cisimleri dönmektedirler. Ancak orta Asya Türk boylarının inanç etki ve katkıları da göz ardı edilmemelidir. Aslında her ibadet ayini sonuçta dinsel bir danstır. Görünümü, formatı ve kuralları değişmiştir. Çoğu, hatta tümü doğadan esinlenmiştir. Doğa gözlemlenerek uyarlanmıştır.

İnanç bütünüyle Orta Asya’dan gelmedikleri bellidir ama kimdir bu Aleviler?

Orta Asya da ki düşünce ve inancı İslamla sentezleyerek evrimci inanç - düşünceyi benimsemiş Türk boyuları topluluklar oldukları da ayrı bir gerçektir. Bu sırrı neden saklanmaya başlandı?

Batını inanç yapılarında bilgi dereceler sistemi içerisinde ancak hak edene verilir. İslam’la tanışılmasının ardından da bu bilgi alışverişinde ki, sırra bürünme işlevi sürdü. Bir süre sonra sırrı bilenler, özellikle diğer baskıların da etkisiyle Aleviler içinde azalmaya başladı. Ancak “Sır” hak edenlere verilmeye devam edildi.

Aleviler içinde bir grup var ki, sırrın gerçekte ne anlama geldiğini biliyor ve ona göre yaşıyorlar.

Dedelerin çoğu sırrı bilmez. Mürşit ve Pirler bilirler veya bilmelidirler. Kırklar cemi yaparlar. Kırklar Cemi’ne sadece Mürşitler ve Pirler katılır. Bu cemde kimse oturmaz herkes kendi hizmetlerini kendisi görür ve yaşanan hiçbir şey anlatılmaz. Sır işte burada gizlidir. Şu anda Alevi sırrını bilen olup olmadığını bilmiyorum. Yoksa bu kadar kafa karışıklığı olmazdı. Alevi cemaati içinde Mürşit, Pir ve Rehber denen üç makam var, bunlardan sadece ilk ikisi sırrı biliyorlardı ve bunlar sırra göre yaşıyorlardı, zaman zamanda bir takım inançsal törenlerde bulunuyorlardı.

Yunus Emre Kırklar Cemi’nin gerçek anlamını bilen biridir.

Örneğin Yunus Emre diyor ki,
“Derviş adını duydum.Derviş yolun dolandım.Yola baktım utandım.
Her işim yanlış benim”

Yani Yunus, “Sırr-ı Hakikat Kapısı’ndan geçtim, Yola bakınca geçmişimden utandım, bütün işlerim yanlışmış” diyor.

Bu sırrı kim bilebilir?

Başköylü Hasan Efendi, Erzincan’ın Çayırlı yakınlarında bir köyündedir bence o, bu sırrı biliyordu. Kitabında da saklıyordu. Ama Sırrı Hakikatı arayanlar hem ondan hem sırrı bilen Alevi ozanlarından öğrenebilirler ve belki de sırrı çözebilirler.

Başköylü Hasan Efendi derki, “Kırklar Cemi, herhangi bir toplantı değildir. Farklı insanların bir araya gelmesi hiç değildir. Kadın erkek eşitliğine dayanan, kadınların erkeklerin birlikte katıldığı Cem de değildir. Kırklar Cemi 'insanın ilk kez belirmesi, ilk insanın ana rahmine toparlanması, cem olmasıdır. Bu da 'Başka bir alem’de', 'Kubbei Rahman’da' , yani ana rahminde oluşan insanın toparlamasını, uzuvların oluşumunun cem olmasını anlatmaktadır. “ (1 )
Vücudun seyrinde yoktur lâ mekanVarlığı mevcuttur cümlesi bir canMevcut azada olan bir katre kan
Akıyor rahmeti nur deryasına

******
Hasani bu varlık Hak rızasıdır.Anadan babadan bil mayasıdır.Güruhu Naci’nin hem azasıdır.
Nur doğmuş kubbenin bak bacasına.” ( 1 ) ve ( 2 )

(Başköylü Hasan Efendi )

“ Putu yapanlar, ona tapmazlar. Çünkü onun nasıl yapıldığını kendileri biliyorlar.” Çin Atasözü
Kaynakça 1. Alevilerin Büyük Sırrı - Ünsal Öztürk2. Varlığın Doğuşu - Başköylü Hasan Efendi, Aktaran Pir Sultan Özcan Kaynak:

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]


Hakk'ı görmek diler isen

Suret-i insana bak

Arayıp gezme bu halkı

Cismin içre câna bak.


Noksani Baba
Devrim06 isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
hasan19 (03-04-2009), mucoban (03-04-2009), Seyhlerli1970 (03-04-2009), İşcanbaba (03-04-2009)

Alt 03-04-2009, 09:34   #2
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

İlginc bir anlatım tarzı,
İçinde çelişkşerde olan (bence) ,yazının sonunda netleşmeye başlamış düşünceleri,
SIIRI, Baş köylü Hasan efendinin bildiğini ne biliyor?

Neyse emek vermiş eline sağlık sağolsun


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez

Konu İşcanbaba tarafindan (03-04-2009 Saat 09:41 ) değistirilmistir..
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 03-04-2009, 12:08   #3
hasan19
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
hasan19 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: ankara
Yas: 52
Üye No: 891
Mesajlar: 729
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 1044
Thanked 827 Times in 473 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 8
REP Puanı : 255
REP Seviyesi : hasan19 is a jewel in the roughhasan19 is a jewel in the roughhasan19 is a jewel in the rough
İletişim
Standart

[quote=devrim06;80080][color=black][font=Arial]
“Ben ancak gördüğüme ve duyduğuma dayanarak hüküm veririm.” Hz. Muhammed

“Üçler, beşler, yediler, kırklar ve üç yüz altmış altı. Ne anlam ifade ediyordu bu sayılar? Alevi dedelerinin yazdıklarını okudum, şiirleri inceledim. Özellikle Başköylü Hasan Efendi’yi, ne anlatmaya çalıştığını, sırrı nasıl saklamaya çalışıyor olabileceğini tartıştım. Pek çok farklı bilgiyi bir araya getirdim. Bir sabah gözümdeki perde kalktı. Sırrı bulmuştum. Üçler, beşler, yediler, kırklar birbirlerinin talibidir. Üçlerin, beşlerin, yedilerin toplamı kırktır. Ana baba ana babasının ana baba çocuğunun çocuk ana babasının talibidir. Hak’tan gelen evlat evladına taliptir. Hak vücuda, vücut Hak’a taliptir. Aleviler bu yüzden birbirlerinin kalplerine taparlar. Bu sırra herkes eremez... Kırklar birdir, bir kırktır. Kırklar bir yola gider. Kırklar bire, bir kırklara taliptir. Kırklar kırktır, kırk bir değildir. Bir ise birdir, iki değildir. İki ise birdir. Bir sudur, su ise sırdır.” (1)

İnsan gerçeği iki şekilde arar. Birincisi kutsal kaynaklarda verildiği, aktarıldığı şeklidir. İnananlar bunu mutlak ( saltık ) gerçek kabul ederler. Doğadaki her oluşumu bunun ışığında değerlendirirler.

İkinci yöntem bilimsel bilgi eşliğinde gerçeği aramaktır. Bu gerçeği arama serüveni hiçbir zaman bitmez insanlık var oldukça gerçeği arama sürecinde bilimsel bilginin ışığında sürecektir.

Kutsal kaynakların göksel olduğu iddia edilen Ortadoğu kaynaklı kitaplarda insanın başlangıcı Âdem ile Havva miti ile kurgulanmıştır. Bu öykü o dinlere inanlar veya itibar edenler tarafından bilinir, kabul edilir ve detayları hiç sorgulanmaz. Daha önceki bir yazımda karşılaştırmalı olarak değinmiştim.

Hz. Âdem’in peygamber olduğu ancak peygamberlik edeceği ümmeti yoktur. Kitabı yoktur, mabedi yoktur. Çünkü kendisi mağarada yaşamaktadır. Evi, yatağı, kabı, kaşığı, giyeceği yoktur. Tıraş olacak aleti yoktur. Bugün toplumda en yoksul insan olarak kabul edebileceğimiz insanın, sahip olduğu ölçüde yiyecek, giyecek, barınacak olanakları yoktu, amma yine de peygamberdi. Havva için de aynı şeyleri söylemek olanaklıydı. Örneğin Havva hastalanınca, grip olunca, ilacı nasıl tedarik ederdi? Doktor yok, hastane yok, eczane yok yıkanmak için, sabun yok, saç bakımı yok, saçları bitlenince bu bitleri nasıl temizlerdi?

Varsın olmasın ilk kadın olmak, peygamber hanımı olmak yeterde artar bile.

Bunları artırarak, çeşitlendirerek sorabiliriz. En can alıcı olanı da Hz. Âdem ile Havva muhtemelen nikâhsızdı! Hani birliktelikleri de kazara Şeytanın çöpçatanlığı ile olmuştu! Hz. Adem de Şeytana kandı ya helal olsun o Şeytana ne marifetli imiş!?

Okuduğumuz kaynaklarda Hz. Adem ve Havva’nın birlikteliklerinde sadece Habil ve Kabil adında iki oğlunun olduğu ve aralarındaki anlaşmazlık sonucu Habil Kabil’i öldürdüğüdür. İnsanlık tarihini ilk cinayetidir. Yani inananların atası kabul edilen Habil aslında bir kardeş katilidir. Bununla da bitmiyor. Hiçbir kaynakta Âdem ile Havva’nın kız çocuklarının olduğuna dair bilgi yoktur. Pekâlâ, bu insanlar nasıl üredi, nasıl çoğaldı?

Birinci kötü ihtimal Âdem ile Havva’nın kız çocuğu da oldu. Habil de kız kardeşiyle evlendi ( ensest ilişki ) tarihteki ilk aile içi cinsel ilişki de meydana geldi. Habil hem kardeş katili hem de kız kardeşi ile cinsel ilişkiye giren bir sapık. Üstelik bütün bunlar Âdem ile Havva’nın gözleri önünde oluyor. Muhteşem bir ahlak anlayışı kurgusudur!

Daha kötüsü kız kardeşi de yoktu tövbe tövbe yoksa?

İşte burada Alevilik inancında ki muhteşem çözüm kurgusu devreye giriyor. O anlamda Aleviler çok rahattır. Çünkü kurguları hem ahlaki hem de göreceli olarak daha akla yakındır.

Aleviler Hz. Âdem’den Havva’nın biri erkek biri kız olan, tümü ikiz 36 doğum yaptığını böylece 72 çocuk ( 72 millet kavramı ) doğduğunu anlatırlar. Bir de buçuktan bahsedilir! Bunun öyküsüne ileride değineceğim. Daha sonra Allah Cennetten Naci ( temiz erkek ) adında bir erkek ve Naciye ( temiz kadın ) gönderir. Naci Hz. Âdem’in kızlarıyla evlenir. Naciye de Hz. Âdem’in oğulları ile evlenir. Böylece ensest ilişki olmadan Güruhu Naci ( Temiz toplum ) doğmuş oldu. Alevi inancı soylarını, atalarını bu topluluğa dayandırırlar. Naci ve Naciye Hz. Âdemin tek çocuklarıyla mı evlendiler? Yoksa birden fazlasıyla mı evlendiler? O konuda doğrusu bilgi ve yorum yoktur.

Bir de Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz gafiller! Alevilere ana bacı tanımaz olarak iftirada bulunurlar.

Şimdi söylesinler bakalım dinlerine, vicdanlarına, kitapları üzerine kimin anlayışı, inanışı ana - bacı tanımazcıdır ( ensestci )?

Kırklar Meclisi’nin sırrı

“...Nihayet dışarıdan gelen 40. kişi Hz. Muhammed’in önüne bir üzüm tanesi koyar. Üzümü paylaştırmasını ister. Sonuçta sonradan gelen üzümü de kendisi ezerek Kırklara tattırır. Hz. Muhammed’e de tattırır. Artık 40 tamamlanmıştır ve Kırklar coşkuyla aralarına Hz. Muhammed’i de alarak, “ Gezegenlerin dünyanın etrafında dolaşımı” gibi semaha kalkarlar. Bu semah tabii ki üryan, yani çıplak olacaktır. Oturan kimse, semahın dışında kalan kimse kalmamıştır meydanda, yani ana rahminde. Artık Kırklar yoktur. Bir’e dönüşmüştür. Anne rahminde ilk insanin 366 azasının oluşumu tamamlanmıştır. Kırklar, 41. günü Hz. Muhammed ile tamamlayarak gelecek insani selamlamaktadır. Semah sırasında Hz. Muhammed’in başındaki sarık yere düşer. Kırklar bu sarığı alıp 40 parçaya bölerek bellerine bağlarlar. Kırkların sarığı bellerine bağlaması Göbek Kordonunu ifade etmektedir. Hz. Muhammed’in sarığı Alevilerin “kemerbest” sırrını, bebeğin göbek kordonunu saklamıştır. Hz. Muhammed’i de evine göndermişlerdir. Ali ise Hak’ça yani Bir’e tavaf ederek Kırkların Bir’e dönüşümünü ve Bir’i selamlama dinsel törenini gerçekleştirmiştir. İste Alevilerin sırrı budur.“ (1)

“Alevilerin Büyük Sırrı” nedir?

Kendilerine “Hak Ehli Erenleri” adini verenler “ yani Ehli Haklar – İran’daki aleviler-, her bilginin insanin kendisinde olduğuna ve her olgunun merkezinde insan olduğuna inanırlar. Onlar için her şey insanda başlar ve biter. İşin temeli şudur: Tek ve çok tanrılı dinlerin tümü yaradılış teorisine inanmaktadır. Oysa bilim bu inanışı reddetmektedir. Din insanin çamurdan yaratıldığını söyler.

Kuran’ın Hac Süresi’nin 5. Ayeti “Biz sizi topraktan, sonra az bir sudan yarattık” der. Aleviler buna inanmıyorlar mı?

Elbette Kur’an’a inanalar bunu göz ardı etmezler. Bununla birlikte Aleviler öz olarak annelerinden ve babalarından oluştuklarına kabul ederler. Hak Ehli Erenleri’nde yaradılış yoktur. Bilimin savunduğu evrimci teze itibar etmişlerdir. İslam öncesinde de böyleydi. Benim görüşüm, İslam’la birlikte Alevilerin kendi görüşlerini “sır” etmiş olduklarıdır. Bu sır da doğuşla ilgilidir.

Bu sır çözüldü mü?

Sır insanin doğuşudur. Tahtacı Alevilerde ölünün kefenlenmesi geleneği, sırrın başlangıç noktasıdır. Ölüyü tamamen örten iki katlı ve dış kefenin altında “yensiz, yakasız gömlek” denilen, ancak ölüyü boydan boya örtmeyen bir iç kefen vardır. Bu kefene ölünün cinsel organını örttüğü için, “sır örtüsü” de denir. Edep örtüsü yerine sır örtüsü denmesinin nedeni de, Alevilerin sırrını saklamasıdır. Çünkü cinsel organlar, üreme organlarıdır. Sır, birleşmede ve üremededir.

Evet, bu çok önemlidir. Eğer her iki cinsinde cinsel organları olmasa ve ya işlevlerini yerine getirmese o zaman doğum yani hayat da olmayacaktır. Dikkat ederseniz diğer tüm canlıların erkeklik organı belli bir kılıfın içerisine girer ve gizlenir, sadece ereksiyon – işlevsel durumda dışarı çıkar. İnsan erkeğininki ise bir istisna olarak dışarıda kalır (doğal tüylerle örtünmeyi saymazsak ). İnsanın çıplakken, kadın erkek ayırmadan saklama ihtiyacı duydukları tek organları cinsel organlarıdır.

Bu saklama kalıtımsal olmasın?
Günümüzün ahlak öğretileriyle disipline edilmiş olan örtünmeyi bir tarafa bırakırsak, ilkel insanda kutsallık önemi ve dürtüsünden dolayı cinsel organlarını saklamış olmasınlar? Ayrıca cinsel güçle iktidar eşdeğer görülmeseydi, cinsel güçten yoksun olanlara iktidarsız ( inpotent ) derler miydi? Bu, herkesin bildiği bir gerçek, sır bunun neresinde diyebilirsiniz? Aleviler, yaradılışa farklı inanırlar. İnsanın evrimci bir mantıkla yaratıldığına itibar ederler. Ancak, Müslüman olduklarında, bu inanışlarını harmanlamışlar ve belki de saklamak zorunda kalmışlardır.
Bu sırrı bildiğini inandığım Başköylü Hasan Efendi adlı Alevi piri, “Varlığın Doğuşu” adli kitabında bu konuyu söyle açıklar: “Baba mayayı ana sütüne katar, ana rahminde vücut tutar. Mayalanan maya 40 gün mayada kalır. 41. gün vücut hâsıl olur.” Yani anne rahmindeki mayalanma 40 gün sürer. 41. gününde insanin ilk sekli oluşur. İlk insanin oluşumu 40. günden sonra, 41. günde gerçekleşir. Anne rahminde bebeğin ilk nüvesi tamamlanır. Bu da Alevi inancında çok önemli bir yer işgal eden “Kırklar Cemi-Meclisi” inancıdır.

Alevilikte simgesel sayılar olan üçler, beşler, yediler, on dört masumu paklar, on yedi kemerbestler ve kırklar şeriat, tarikat, marifet ve hakikat kapılarında farklı anlamlandırılır. “Sırrı Hakikat’ın“ gerçek simgesel anlamı ise Hakikat kapısı aşamasında öğretilir.

Kırklar Cemi-Meclisi nedir?

Bilinen versiyonu, “ Peygamber Hz. Muhammed Mirac da döndüğünde, Kırkların toplandığı makamın kapısını çaldığı zaman, içeriden bir ses, “kimsin?” diye sorar. Hz. Muhammed, “ben Peygamberim” der. İçeriden, “Sen git, ümmetine peygamberlik yap, bizim peygambere ihtiyacımız yoktur” der. Demek ki içeride olanlar, Peygamberin ümmetinden değildir. Kırklar bunu anlatmaya çalışıyorlar. Ayrıca Hz. Muhammed Peygamber kendisinden yapılmasını istenen bazı şeyleri de yapamaz. Örneğin, üzüm tanesini ezemez. Hâlbuki Prof Melikof Hz. Muhammed’in üzüm tanesini ezerek Kırklara yetecek kadar şerbet yaptığını söylemektedir… anlatım sürer gider.”

Sırlar versiyonu: “Kırklar Cemi”, insanin ilk kez belirmesi, ilk insanın ana rahminde toparlanması, cem olmasıdır. Bu da başka bir âlemde, “Kubbe-i Rahman’da yani ana rahminde gerçekleşmektedir. Cem kavramı anne rahminde oluşan insanın ilk toparlanmasını, cem olmasını anlatmaktadır. Kırklar cemi ve semah insanın ana rahminde mayalandığı ilk 40 gün ile ilgilidir. 40 günden sonra da 41 yoktur. Yani Kırklar Bir’e dönüşmektedir. Zaten Kırklar Söylencesi’nin bütün anlatımları da buna dönüktür. Kırklar cinsiyetsizdir, cinsiyet henüz oluşmamıştır.

Alevi cemlerinde kadın ve erkek ayırımını yapılmaması hepsinin CAN kabul edilmesinin kaynağı bu olmasın? Bu yüzden Sırrı Hakikat Kapısı’ndan geçip Kırklar Cemi’ne girenlerin cinsiyetinin olmadığı kabul edilir. Bir başka deyişle, Âdem’in Allah tarafından çamura sekil verilerek kadının da onun kaburgasından yaratıldığı inanışına karsı, Aleviler evrimci bir mantıkla meseleye bakarlar. Ve insanin evriminin bir sonucu olarak doğduğuna inanırlar. Kırklar Cemi’yle de, erkeğin spermlerinin, kadının rahim içinde bulunan yumurtasını döllemesiyle ortaya çıkan embriyonun yolculuğunu tasvir ederler. Sözle söylenemeyen bilimsel gerçeğin dinsel dans ile anlatılmasıdır. İlk 40 günün anlatılmasıdır. Alevi inanışı bu bilimsel düşüncenin sır edilmesidir.

Müslüman, ancak kendi içlerinde evrim inancını yaşamaya çalışan bir yol

Aleviliğin bilimle olduğu gibi inançla da ilgileri vardır. Kendilerini “Hak Ehli Erenleri” diye tanımlayan bir grup, İslam kapıyı çaldığında korkudan, “Biz de Müslüman olduk” diyorlar. Aslında kendi dünyalarında doğuma inanıyorlar. Bunlar, çok büyük bir ihtimalle tarihsel süreçte Hz. İbrahim le de ilintili olarak Harran Antik Üniversitesi ya da bu üniversiteye bağlı çevredeki eğitim kurumlarında çalışmalarını sürdürüyorlardı. Bunların ortaya koyduğu bilim felsefesi de zamanla, özellikle Anadolu coğrafyasına yayılıyor. Bu felsefeye inananın topluluklar sayesinde kitleselleşiyorlar. Örneğin Baba İshak Ehli Haklarda – Sultan Sohak ( İshak’ın bir başka dilde söyleme biçimidir. ) oluyor, - Baba İlyas gibi erenlerin köylerinin izleri Harran yöresindedir. Anadolu’da ilk cemevi de Harran-Kısas (Urfa) dadır. Onların izlerini sürerseniz, o coğrafyada ulaşırsınız.

Aleviler için “Orta Asya’dan gelen Türklerdir” deniyor

Aleviliğin sadece Orta Asya’dan gelmediği bellidir. İddia şu olmalıdır, hiç kimse Alevilerin cemlerinin ve semahlarının sadece Orta Asya’dan eski Türk inançlarından ve Şaman ayinlerinden geldiğini söyleyemez. Öyle olsaydı şaman dinsel danslarına tıpatıp benzer olurdu. Çünkü aralarında epeyce farklı kozmik ve mitolojik farklılıklar vardır. Bu değişim ve dönüşüm de tarihsel süreçte normaldir. Bazen birbirine çok zıt iki sistem gibi de görüldüğü olmuştur. Orta Asya kültürü ve Şaman inancı, Kutup Yıldızı merkezli düşünür, dünya merkezli düşünmez. İnanışa göre Kutup Yıldızı’nın etrafında dönen bütün gök cisimleri dönmektedirler. Ancak orta Asya Türk boylarının inanç etki ve katkıları da göz ardı edilmemelidir. Aslında her ibadet ayini sonuçta dinsel bir danstır. Görünümü, formatı ve kuralları değişmiştir. Çoğu, hatta tümü doğadan esinlenmiştir. Doğa gözlemlenerek uyarlanmıştır.

İnanç bütünüyle Orta Asya’dan gelmedikleri bellidir ama kimdir bu Aleviler?

Orta Asya da ki düşünce ve inancı İslamla sentezleyerek evrimci inanç - düşünceyi benimsemiş Türk boyuları topluluklar oldukları da ayrı bir gerçektir. Bu sırrı neden saklanmaya başlandı?

Batını inanç yapılarında bilgi dereceler sistemi içerisinde ancak hak edene verilir. İslam’la tanışılmasının ardından da bu bilgi alışverişinde ki, sırra bürünme işlevi sürdü. Bir süre sonra sırrı bilenler, özellikle diğer baskıların da etkisiyle Aleviler içinde azalmaya başladı. Ancak “Sır” hak edenlere verilmeye devam edildi.

Aleviler içinde bir grup var ki, sırrın gerçekte ne anlama geldiğini biliyor ve ona göre yaşıyorlar.

Dedelerin çoğu sırrı bilmez. Mürşit ve Pirler bilirler veya bilmelidirler. Kırklar cemi yaparlar. Kırklar Cemi’ne sadece Mürşitler ve Pirler katılır. Bu cemde kimse oturmaz herkes kendi hizmetlerini kendisi görür ve yaşanan hiçbir şey anlatılmaz. Sır işte burada gizlidir. Şu anda Alevi sırrını bilen olup olmadığını bilmiyorum. Yoksa bu kadar kafa karışıklığı olmazdı. Alevi cemaati içinde Mürşit, Pir ve Rehber denen üç makam var, bunlardan sadece ilk ikisi sırrı biliyorlardı ve bunlar sırra göre yaşıyorlardı, zaman zamanda bir takım inançsal törenlerde bulunuyorlardı.

Yunus Emre Kırklar Cemi’nin gerçek anlamını bilen biridir.

Örneğin Yunus Emre diyor ki,
“Derviş adını duydum.Derviş yolun dolandım.Yola baktım utandım.
Her işim yanlış benim”

Yani Yunus, “Sırr-ı Hakikat Kapısı’ndan geçtim, Yola bakınca geçmişimden utandım, bütün işlerim yanlışmış” diyor.

Bu sırrı kim bilebilir?

Başköylü Hasan Efendi, Erzincan’ın Çayırlı yakınlarında bir köyündedir bence o, bu sırrı biliyordu. Kitabında da saklıyordu. Ama Sırrı Hakikatı arayanlar hem ondan hem sırrı bilen Alevi ozanlarından öğrenebilirler ve belki de sırrı çözebilirler.

Başköylü Hasan Efendi derki, “Kırklar Cemi, herhangi bir toplantı değildir. Farklı insanların bir araya gelmesi hiç değildir. Kadın erkek eşitliğine dayanan, kadınların erkeklerin birlikte katıldığı Cem de değildir. Kırklar Cemi 'insanın ilk kez belirmesi, ilk insanın ana rahmine toparlanması, cem olmasıdır. Bu da 'Başka bir alem’de', 'Kubbei Rahman’da' , yani ana rahminde oluşan insanın toparlamasını, uzuvların oluşumunun cem olmasını anlatmaktadır. “ (1 )
Vücudun seyrinde yoktur lâ mekanVarlığı mevcuttur cümlesi bir canMevcut azada olan bir katre kan
Akıyor rahmeti nur deryasına

******
Hasani bu varlık Hak rızasıdır.Anadan babadan bil mayasıdır.Güruhu Naci’nin hem azasıdır.
Nur doğmuş kubbenin bak bacasına.” ( 1 ) ve ( 2 )

(Başköylü Hasan Efendi )

“ Putu yapanlar, ona tapmazlar. Çünkü onun nasıl yapıldığını kendileri biliyorlar.” Çin Atasözü
Kaynakça 1. Alevilerin Büyük Sırrı - Ünsal Öztürk2. Varlığın Doğuşu - Başköylü Hasan Efendi, Aktaran Pir Sultan Özcan Kaynak:

Konu hasan19 tarafindan (03-04-2009 Saat 12:14 ) değistirilmistir..
hasan19 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 03-04-2009, 12:16   #4
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7745
Thanked 12728 Times in 5992 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

Alinti:
Başköylü Hasan Efendi, Erzincan’ın Çayırlı yakınlarında bir köyündedir bence o, bu sırrı biliyordu. Kitabında da saklıyordu. Ama Sırrı Hakikatı arayanlar hem ondan hem sırrı bilen Alevi ozanlarından öğrenebilirler ve belki de sırrı çözebilirler.

Başköylü Hasan Efendi derki, “Kırklar Cemi, herhangi bir toplantı değildir. Farklı insanların bir araya gelmesi hiç değildir. Kadın erkek eşitliğine dayanan, kadınların erkeklerin birlikte katıldığı Cem de değildir. Kırklar Cemi 'insanın ilk kez belirmesi, ilk insanın ana rahmine toparlanması, cem olmasıdır. Bu da 'Başka bir alem’de', 'Kubbei Rahman’da' , yani ana rahminde oluşan insanın toparlamasını, uzuvların oluşumunun cem olmasını anlatmaktadır. “ (1 )
Vücudun seyrinde yoktur lâ mekanVarlığı mevcuttur cümlesi bir canMevcut azada olan bir katre kan
Akıyor rahmeti nur deryasına

******
Hasani bu varlık Hak rızasıdır.Anadan babadan bil mayasıdır.Güruhu Naci’nin hem azasıdır.
Nur dmuş kubbenin bak bacasına.” ( 1 ) ve ( 2 )

(Başköylü Hasan Efendi )
sevgili hasan amca
alıntıladıgım yerdede görüldüğü gibi kırklar ceminin siz değerli büyüjklerimizin asimilasyon politikaları sonucu halk arasında bilindiği gibi olmadığı açıkça Başköylü Hasan Efendi tarafından açıkça dile getirilmiş.
bu yazıları onaylaman benimsemen cok hoş hasan amca ama affına sığınarak bir eleşiri yapmak istiyorum. bu yazıları savunurken diğer taraftanda aleviliğin içine ali, muhammed ,kuran vb. islami motifleri kişileri nasıl sıkıştırabiliyoruz. burada bir çelişki oluşmuyormu...
Devrim06 isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Devrim06 For This Useful Post:
hasan19 (03-04-2009)
Alt 03-04-2009, 14:27   #5
hasan19
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
hasan19 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: ankara
Yas: 52
Üye No: 891
Mesajlar: 729
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 1044
Thanked 827 Times in 473 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 8
REP Puanı : 255
REP Seviyesi : hasan19 is a jewel in the roughhasan19 is a jewel in the roughhasan19 is a jewel in the rough
İletişim
Standart

Alinti:
devrim06 Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
sevgili hasan amca
alıntıladıgım yerdede görüldüğü gibi kırklar ceminin siz değerli büyüjklerimizin asimilasyon politikaları sonucu halk arasında bilindiği gibi olmadığı açıkça Başköylü Hasan Efendi tarafından açıkça dile getirilmiş.
bu yazıları onaylaman benimsemen cok hoş hasan amca ama affına sığınarak bir eleşiri yapmak istiyorum. bu yazıları savunurken diğer taraftanda aleviliğin içine ali, muhammed ,kuran vb. islami motifleri kişileri nasıl sıkıştırabiliyoruz. burada bir çelişki oluşmuyormu...




sevgli devrim06 şayet bana dedisen can ben hen üz tam olark okumadın canım okusamda sanırım bu yazı sayın ÇINARIN pek oşuna girmiyecek diye düşünüyorum saygılarımla
hasan19 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to hasan19 For This Useful Post:
İşcanbaba (03-04-2009)
Alt 03-04-2009, 15:01   #6
mucoban
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 66
Mesajlar: 240
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 475
Thanked 412 Times in 158 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 7
REP Puanı : 319
REP Seviyesi : mucoban is a jewel in the roughmucoban is a jewel in the roughmucoban is a jewel in the roughmucoban is a jewel in the rough
İletişim
Standart

bence derli toplu
amacı belli bir yazı..
ana fikri belli bir yazı..
bir sır var ve bilen biliyor.
bugün belki bilende yok..ama bu bugünkü gerçeği değiştirmiyor..
kendi anladığım şekilde somutlarsam eğer,
masamız üzerinde duran bir bilgisayardır alevilik..
televizyon görevi yapar.
fakstır.
telefondur.
dvd oynatıcısıdır
vcd oynatıcısıdır..
radyodur.
müzük çalardır..
hepsi vardır içinde..
hepside doğrudur..
biz kullanıcılar bu bilgisayarın nasıl yapıldığını bilmeyiz ama kullanmayı biliriz.
ama bazıları sadece bildiği özelliğini öne çıkararak bunun sadece kullandığı şekli ile olduğunu iddia eder durur..
kendince söylediği de yanlış değildir nitekim bilgisayarda o özellikte vardır..
bilemediği diğer özelliklerini yok varsayar aslında o kendi bilmezliğidir de bunu bilmez..
tıpkı islamcı alevilerin aleviliği sadece islama bağlaması..örnektir buna..
birde bugün çok değişik bir tartışma knonusu varki bu bizi gittikçe çula dolandırıyor..
çünkü bütün bilgisayar kullanıcıları hiç bir elektronik bilgisi olmadığı halde bilgisyayarın nasıl yapıldığı konusunda baktığı yere göre fikir geliştiriyor..
olsun..
bilgisayar masanın üstünde ve ben onun nasıl yapıdığını bilmesemde her işe yaradığını biliyorum..
kimin nasıl ayptığını bilmek benim için o kadarda önemli değil..
yapanlara sonsuz saygım var çünkü ürünün değerini görüyorum..
karıştırmayın kafanızı..
bilgisayarınıza sahip çıkın..
gittikçe gelişsede değişmez o bilgisayardır..
ve birgün en ahmak olanın bile girecektir hayatına..
çünkü doğru ve gerçektir..
iyidir ve iyiler geçte olsa kötüyü yenerler..
mucoban isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to mucoban For This Useful Post:
Devrim06 (03-04-2009), İşcanbaba (03-04-2009)
Alt 03-04-2009, 15:18   #7
Devrim06
"Enel Hakk"
Kullanıcı Profili
 
Devrim06 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 30
Üye No: 14
Mesajlar: 9.548
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7745
Thanked 12728 Times in 5992 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1264
REP Seviyesi : Devrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud ofDevrim06 has much to be proud of
İletişim
Standart

Alinti:
hasan19 Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
sevgli devrim06 şayet bana dedisen can ben hen üz tam olark okumadın canım okusamda sanırım bu yazı sayın ÇINARIN pek oşuna girmiyecek diye düşünüyorum saygılarımla
sevgili hasan amca
erdoğan cınar hakkında cok yorum yapıldı, bir çok kişininde okumadan eleştiri yapmasını anlamıyorum , benimde beğenmediğim aklıma yatmayan yazıları oldu , olacaktırda, ancak her konuyu neden erdoğan cınara bağlıyoruz anlamış değilim. konunun yazarı belli ve erdoğan cınarında kızacağı veya benimsemediği bir konu da değil. öcü yaptınız adamı.
ilk alıntında ne güzel yazmıs dedin şimdi okumadım dedin o kısmıda anlayamadım ben
Devrim06 isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 03-04-2009, 16:14   #8
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Konuya çok girmek istemedim ama;
neyse şöyle bi bakalım,
Alinti:
Hz. Âdem’in peygamber olduğu ancak peygamberlik edeceği ümmeti yoktur. Kitabı yoktur, mabedi yoktur. Çünkü kendisi mağarada yaşamaktadır. Evi, yatağı, kabı, kaşığı, giyeceği yoktur. Tıraş olacak aleti yoktur. Bugün toplumda en yoksul insan olarak kabul edebileceğimiz insanın, sahip olduğu ölçüde yiyecek, giyecek, barınacak olanakları yoktu, amma yine de peygamberdi. Havva için de aynı şeyleri söylemek olanaklıydı. Örneğin Havva hastalanınca, grip olunca, ilacı nasıl tedarik ederdi? Doktor yok, hastane yok, eczane yok yıkanmak için, sabun yok, saç bakımı yok, saçları bitlenince bu bitleri nasıl temizlerdi?
nerden biliniyor ummeti olmadığı, söylenceleye göre 1000 yaşındadır, adem,
Kitabı ve 10 sayfa suhuf olduğu, ve onun bugnkü insan ihtiyacları gibi ihtiyacı olmadığıda malum, Çamaşır , bulaşık makinası, televizyonu, Nikah memuru da ! yoktu,

Alinti:
Habil hem kardeş katili hem de kız kardeşi ile cinsel ilişkiye giren bir sapık. Üstelik bütün bunlar Âdem ile Havva’nın gözleri önünde oluyor. Muhteşem bir ahlak anlayışı kurgusudur!
Peki insanlar böyle bir hayat yaşamadılar mı?
Peki ŞİT nasıl bir hayat yaşadı dersin,

Alinti:
Aleviler Hz. Âdem’den Havva’nın biri erkek biri kız olan, tümü ikiz 36 doğum yaptığını böylece 72 çocuk ( 72 millet kavramı ) doğduğunu anlatırlar. Bir de buçuktan bahsedilir! Bunun öyküsüne ileride değineceğim.
anlatılmamaış, belki başka bir yazısında vardır, bu anlatım.

Alinti:
Daha sonra Allah Cennetten Naci ( temiz erkek ) adında bir erkek ve Naciye ( temiz kadın ) gönderir. Naci Hz. Âdem’in kızlarıyla evlenir. Naciye de Hz. Âdem’in oğulları ile evlenir. Böylece ensest ilişki olmadan Güruhu Naci ( Temiz toplum ) doğmuş oldu.
Ne muhteşem kurgu, Bazıları kızacak amma, siz bu kurguyu nerde okudunuz,(ben okumadım) uygun gelmedi.

Madem allah gönderiyor bir yerden, ki alevi öğretisi BU GÖNDERME VE YARATMAYA KARŞIDIR.

Ki BU allah, bilmiyormu ki? bu ademle havva ın çocukları olunca, nasıl çoğalacaklar, bunlar aile içi ilişkiye girerse,toplum kirlenir, ( ki ilkel toplumda bu böyle idi) o zaman ben iki, üc insan yaratıyım demeliydi, o kADİR olan değil mi, OL DEYİNCE olduran değil mi?

Daha önceden bunu öngöremedi mi? düşünemedimi? sonradan mı? aklına geldi.

Madem Tanrı, Bir NACİ ve NACİ ye göndermeye kudretli idi, niye baştn 5-10 çift göndermedi, Ademi yalnız DÜNYA ya sürdü, niye yıl bekar gezdirdi, kaburgadan hava yaptı,
Sonra çocuklar yaptı. Bu Alevilerin de Tanrısı olamaz düşüncesindeyim.
Alinti:
Alevilerin Büyük Sırrı” nedir?
Yazarın deyii ile, kitaplara yazıldıysa, SIR kalmadı demektir,

40 lar söylenceside, ayrı bir muamma, ve bu SIR değildi, bunu çeşiti biçilerde anlatılıyordu,

benim okuduğum Kırklar söylenceleri
1-Muhammedin Mirac dönüşü uğradığı MEKAN DA BULUNAN KİŞİLER,
2-Baş köylü Hasan Efendinin Kitabından alıntı yapılan, İnsanın Ane karnında, BEDEN bulması , uvuzlarını tamamlaması, 40 günde
3- Erdoğan Çınar, ın söylediği, Gök yüzündeki 40 tanrıdan birinin kendini feda ederek, yer yüzünde biri ile evlenmesi, veya o insana HULUL etmesi,

Tabi ki belki başka tasarımlarda vardır. bildiklerim bunlar,
Hangisi doğru dersek, ilk ikisi doğru, batın öğretiye daha uygun, daha anlamlı, akla yatkın söylenceler.

Alinti:
Ayrıca Hz. Muhammed Peygamber kendisinden yapılmasını istenen bazı şeyleri de yapamaz. Örneğin, üzüm tanesini ezemez. Hâlbuki Prof Melikof Hz. Muhammed’in üzüm tanesini ezerek Kırklara yetecek kadar şerbet yaptığını söylemektedir… anlatım sürer gider.”
İşte espiri burda canlar,
Peygamber , yapmak istemez, ancak ona yaptırılar, yani on, İSLAMCI kimliğinden soyutlayıp, çıkarıp, İNSANI KAMİL yaparlar, ve CEM e alırlar.

Bu söylence ise, İSLAMIN ORTADOSK yapısına karşı TAM MERKEZİNDE bir RETEDİŞDİR, İTİRAZDIR.

Muhammede üzüm ezdirdiler ki, onu o ceme aldılar, o nedenle de, HAK-MUHAMMED - ALİ deriz.

Alinti:
Alevi cemlerinde kadın ve erkek ayırımını yapılmaması hepsinin CAN kabul edilmesinin kaynağı bu olmasın?
Evet bu da olabilir,
ancak, CAn , Ruh dur,Ruh HAKTIR, o da İNSANDADIR, her insana canlılık veren can (HAK)
olduğundan, Yani İNSAN HAKTA, HAKTA İNSANDA olduğundan KALIPLARA bakılmaz, ondanda cemdekiler, HAK CEMALLER oldukları için CANDIR.
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Devrim06 (03-04-2009), mucoban (03-04-2009)
Alt 03-04-2009, 16:58   #9
hasan19
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
hasan19 - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: ankara
Yas: 52
Üye No: 891
Mesajlar: 729
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 1044
Thanked 827 Times in 473 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 8
REP Puanı : 255
REP Seviyesi : hasan19 is a jewel in the roughhasan19 is a jewel in the roughhasan19 is a jewel in the rough
İletişim
Standart

Alinti:
devrim06 Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
sevgili hasan amca
erdoğan cınar hakkında cok yorum yapıldı, bir çok kişininde okumadan eleştiri yapmasını anlamıyorum , benimde beğenmediğim aklıma yatmayan yazıları oldu , olacaktırda, ancak her konuyu neden erdoğan cınara bağlıyoruz anlamış değilim. konunun yazarı belli ve erdoğan cınarında kızacağı veya benimsemediği bir konu da değil. öcü yaptınız adamı.
ilk alıntında ne güzel yazmıs dedin şimdi okumadım dedin o kısmıda anlayamadım ben


sevgili devrimim Erdoga ÇINAR.I tabiki eleştirdik vede eliştiriye açık bir kapı var sanırım ca kardeşim sen bir ALEVİ olarak hz.ALİYİ nasıl alevilerden ayrı tutarsın yada hz.alisiz alevilki olurmu sence degerli can kardeşim nasıl hz.muammet hz.alisiz olmassa hz.alisiz alevilik asla olmaz sen duymadının can dedenden ebende o canlar ali ali deyince ta içlerinden allah muammet ali sevgisin nasıl geldigini ve adamın biri kalkacak vede hz.ali.ile ALEVİLİGİN hiç bir bagı ilgisi yok olmaz öyle şey adama gülerler degerli can inan gülerler bagzı politikacılarımız bile demiyormu hz.ali.yi sevmek ALEVİLİKSE bizde aleviyiz diye işte bak demeki hz.Ali evelde vardı şimdide var olcak vede bizim pirimiz şahımız olcak saygılarımla.
hasan19 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to hasan19 For This Useful Post:
İşcanbaba (03-04-2009)
Alt 03-04-2009, 17:04   #10
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Hasan Abi;

Şimdi SİLVANUS diye bağıracağız,

zahir, batın ALİ yok,
İşcanbaba isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
alevi, bektaşilikte, gerçeğin, gizi, hakikat, murat, sirri, şahin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 03:11.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts