Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Alevilik Araştırmaları

Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 01-03-2009, 11:43   #1
Çopur
...
Kullanıcı Profili
 
Çopur - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3
Mesajlar: 8.422
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4295
Thanked 8796 Times in 4121 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1143
REP Seviyesi : Çopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud of
İletişim
Standart Noel Baba Bektaşi mi?

Noel Baba Bektaşi mi?




FUAT ATEŞ – ALEVILERIN SESI DERGISI ÖZEL HABER


Yeni yılın Muharrem matemi ile çakıştığı şu günlerde, yılbaşı kutlamalarına yönelik tartışmalar sürerken, bilim çevrelerinin Noel Baba’nın ‘Bektaşi dervişi Sarı Saltuk’ olduğuna yönelik önemli iddiaları gündeme geldi.





Geçtiğimiz günlerde; Alevi inancı gereği matem olarak kabul edilen Muharrem ayının, bu yıl, yılbaşına denk düşmesi nedeniyle Aleviler tarafından kutlanılmayacağına yönelik açıklamalar sıkça gündeme geldi.

Konuyla ilgili tartışmalar sürerken bir başka konu bilim çevreleri tarafından tartışılmaya başlandı. Hıristiyan dünyasında Noel Baba olarak bilinen Aziz Nicholaos’un aslında, Hacı Bektaş Veli’nin Velâyetnamesi’nde ismi geçen Sarı Saltuk adlı Bektaşi dervişi olduğu iddia ediliyor.

Velâyetname ve Bektaşi el yazmalarına dayandırılan bu iddia da, Sarı Saltuk’un hayat hikâyesiyle, Noel Baba ile ilgili efsanelerle arasında önemli benzerlikler dikkati çekiyor…

Velâyetname’de Sarı Saltuk…

Hacı Bektaş Veli’nin Velâyetnamesi’nde yer alan Sarı Saltuk adlı derviş, hünkâr tarafından Rumeli’ye Bektaşiliği yayması için görevlendirilen bir derviş olduğu belirtiliyor. Tarihi kaynaklarda Hıristiyan toplumu arasında sevilen bir kişi olan Sarı Saltuk, dönemin Şeyhülislamı Ebu Suud tarafından ‘Hıristiyan azizi’ olarak tanımlıyor…

Velâyetnamede geçen hikâyeye göre; “Sarı Saltuk, Ulu Abdal ve Küçük Abdal ile Karadeniz’den Romanya kıyılarına oradan da Kalikarya adlı bir kaleye çıkıyorlar. Kaleyi zalim voyvodanın esaretinden kurtarıyorlar.

Kale aranırken, karanlık ve rutubetli mahzenlerden yüzlerce çocuk çıkarılıyor. Bu çocuklar, ailelerinden fidye alınmak için çalınmış zengin çocuklarıdır. Bu sırada sene 1263’tür, mevsim ise kıştır. Ocak ayının ilk günüdür. Her taraf karlar altında bembeyazdır.

Gaddar Voyvoda tarafından çalınmış yavrularının matemi içinde bulunan Hıristiyan ahali, peygamberleri İsa’nın doğum gününü neşeyle kutlamak olanağından yoksundur. O, sırada uzaklardan gittikçe yaklaşan bir çan sesi duyuluyor. Kiliselerinkine hiç benzemeyen acayip bir çan sesi duyuyorlar. Mesih’in geleceğine inanmış bulunan bütün Hıristiyanlar, bu garip çan sesini duyarak kapıldıkları bir ümitle sokaklara fırlıyorlar ve biraz sonra, aralarında, sarı çizmeleri ile altın sarısı sakalları ile güleryüzü ile Sarı Saltuk’u görüyorlar.

Çanlar onun kızaklarında çalınmıştır. Ve o kızaklar biraz sonra hepsi de sahiplerine dağıtılacak olan altınlarla, elmaslarla ve bütün bunlardan kat kat kıymetli olan çalınmış çocuklarla doludur. Halk bu günü seneler boyu kutlayarak, Sarı Saltuk’u minnetle anmaktadırlar” deniyor…

‘Ho-ho-ho’ değil, ‘Hü-hü-hü’

Konuyla ilgili bir makale yazan Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi öğretim üyesi Prof. Dr. Belkıs Temren, yazısında Noel Baba ile Sarı Saltuk arasındaki benzerlikleri ortaya koyuyor.

Prof Dr. Temren’in makalesinde şu görüşlere yer veriliyor:

“Bektaşi geleneğinde Noel Baba’nın gerçek kimliği Sarı Saltuk’dur. Giysisiyle, “Hü-hü-hü” şeklindeki üçlü niyazlamasıyla, çam ağaçlarındaki mumlarıyla, kızaklarıyla Türk gelenekleriyle süslenmiş derin bir anlatıma sahiptir.

Bektaşi gelenekleri Noel Baba - Sarı Saltuk ilişkisini anlatırken şu sorgulamaya yer verir:

“Başka hangi kültürde Noel Baba’nınkine benzer bir kıyafeti ve hangi dilde Ho-ho-ho diye seslenmeyi görüyorsunuz? Ho, hü veya hu’nun farklılaşmış söylenişidir. Kıyafete gelince, bu, Türk dervişlerinin kıyafetidir. Bu kıyafetle de ne Antalya’nın sıcağında dolaşılır ne de güneyin herhangi bir yerinde. Sarı Saltuk’un gerçek güzergâhı olan ve daha çok dolaştığı yerler olan Trakya ve Balkan’lardaki Türk dervişlerin kıyafetleridir”


Ben ömrümce muhalif yaşadım. Devletçe de menfi bi "tip" sayıldım. Onun için kan gurubum rh negatif




Kanayan, özlemdir, kabuk tutmayan. Kanayan, inattır. Bir içim sigara dumanında asılı, soluksuz inattır. Kanayan, kanattır. Doruklarda, alıcı kuşunda gergef olmuş kanattır. Ve dahi kavlimiz, kavlimiz duman mavisinde, kavlimiz kanat gergefinde nakışlıdır. Ki söylenen henüz söylenmemiştir. Ki dinlenen henüz dinlenmemiştir. Söylenmelidir. Dinlenmelidir. Dillenmelidir
Melih PEKDEMİR
Anne Bak Kral Çıplak
Çopur isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 7 Users Say Thank You to Çopur For This Useful Post:
Ali karul (02-03-2009), aydinalavi (01-11-2009), Deniz (01-03-2009), Devrim06 (01-03-2009), EyLem (02-01-2009), Onurcan (02-03-2009), İşcanbaba (01-03-2009)

Alt 02-01-2009, 04:03   #2
EyLem
Can
Ayın Şairi
Kullanıcı Profili
 
EyLem - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: İstanbul // Kocaeli
Yas: 24
Üye No: 54
Mesajlar: 3.361
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 5360
Thanked 4418 Times in 2129 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 30
REP Puanı : 838
REP Seviyesi : EyLem is a splendid one to beholdEyLem is a splendid one to beholdEyLem is a splendid one to beholdEyLem is a splendid one to beholdEyLem is a splendid one to beholdEyLem is a splendid one to beholdEyLem is a splendid one to behold
İletişim
Standart

Çok eneteresan bir araştırma olmuş
EyLem isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-01-2009, 10:31   #3
sâre kâl
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 22
Mesajlar: 2.743
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 7177
Thanked 2671 Times in 1525 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 23
REP Puanı : 629
REP Seviyesi : sâre kâl is a name known to allsâre kâl is a name known to allsâre kâl is a name known to allsâre kâl is a name known to allsâre kâl is a name known to allsâre kâl is a name known to all
İletişim
Standart

bence saçma. çünki noel zaten ilk olarak hristiyan aleminde ortaya çıkmış birşeydir. ve gerçekte bu adam kendi çevresindeki çocuklarala hediye dağıtan kendi halinde sevecen bir adammış. şimdi taa kutuplardaki bir adamı tutup alevi yapmak bence sadece kafa bulandırıp alevileri gülünç duruma düşürmektir.
madem sarı saltuk ise kendisi neden eserlerinde noel ile ilgili ipuçları vermemiştir. yada can kurban pirlerimiz hace bektaş , pir sultan abdal neden bizlere bu isimden açıkça yada belirli ipuçları vererek behsetmemişlerdir.

ben şahsım adına şunu söyleyebilirm ancak, pirlerimin nefeslerinde belirtilmemiş birşeyi kabul etmem yok sayarım...



......
sâre kâl isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to sâre kâl For This Useful Post:
Kevenkli (02-01-2009), İşcanbaba (02-02-2009)
Alt 02-03-2009, 16:33   #4
Onurcan
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 156
Mesajlar: 730
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 693
Thanked 1722 Times in 620 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi : Onurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to all
İletişim
Standart

Alinti yazar, Raif Kaplanoglu.

Türkler Bursa’ya geldiklerinde onları, antik çağ tanrılarının yerini alan Hıristiyan keşişler karşıladı. Çünkü Anadolu’nun Aynanoz’u sayılan Keşiş Dağında, Türkler geldiğinde 147 manastır vardı. Türklerin gelmesinden sonra manastırların yerini tekkeler, keşişlerin yerini dervişler aldı. Türkler gelince, Uludağ’daki tüm keşişlerin kaçtıkları ve yerine dervişlerin tekke kurduğu söylense de, 15. yüzyıla kadar Uludağ’da Hıristiyan keşişlerinin varlığı bilinmektedir.
Ülkemizde, özellikle de Bursa’da faaliyet gösteren çok sayıda tarikat ve tekkelerin kökenleri, günümüz araştırmacıların tam olarak çözemedikleri belirsizliklerle doludur. Bildirimizde konuyu tümüyle irdelemeyeceğiz. Sadece, Bursa’daki tekke ve dervişlerin yaşamlarıyla, Uludağ’ın eski keşiş ve manastır yaşamlarını karşılaştırarak etkilerini etüt etmeye çalışacağız.
Yaptığımız araştırmada, Uludağ keşişlerinin yaşam tarzlarıyla, İslam dervişlerinin yaşam tarzları ve dinsel ritüellerin çok benzedikleri görülmüştür. Bizans döneminde, tıpkı Osmanlı devletinin kuruluşunda olduğu gibi, devletin resmi dinini temsil eden ‘kilise’ ile aykırı düşünen ve şehirlerden uzakta, manastırlarda yaşayan keşişlerin arası iyi değildi. Ancak yine de keşişler, halkın üzerindeki nüfûzu nedeniyle, yöneticilerin her zaman korktuğu kişiler olmuştur.
Manastır ile Tekke Yaşamı Arasındaki Benzerlikler
“Uludağ’da yaşamış olan keşişlerle dervişlerin hayatlarında sıkıfıkı bir benzerlik vardı. Dervişlik çilesi, inzivası, orucu, kaatı, amacı hatta kerametleri keşişinden farklı değildir. Giysilerindeki ihmal, açlığa tahammül, amaçta birlik, kerametlerinde benzerlik keşişle dervişi birbirinden koparılmaz zincirlerle bağlar” (O. Ş. Uludağ: Uludağ, Tapınakları, Keşişleri, Dervişleri. İstanbul 1936: 64)
Kerametlerin Benzerliği
İlahi bir ses ve ışığın yol göstericiliği
Çile çekme yöntemi
Hac Yolculuğundan Uludağ’a Gelirken Gerçekleşen Mucizeler
Yılanla, ejderha ile mücadele
Hayvanlara hükmetme
Asa Suyu
Uçma
Gemiyi batmaktan kurtarma
Suyun üzerinde yürüme
Manastırlar yokluk kapısı
Hastaları iyileştirme, ölüleri diriltme
Sultanlara yardımcı olma
Esirlerin mucizevi kurtuluşu
Yiyeceğin artması
Öleceğini önceden bilme ve halife seçme
Abdalan-ı Rumların Kökeni Uludağ Keşişleri mi?

Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde Ahi, Abdalan Rum ve ‘Bacıyan-ı Rum’ denilen dinsel zümreler vardı. A. Yaşar Ocak da, Türk geleneğine göre Türkistan, Horasan ve Rum Erenleri olarak üç evliya ve sufi zümresi olduğunu yazar. (Ocak: Türk Sufiliğine Bakış, İstanbul 1996: 33) Bu kavramların ne anlama geldiği, günümüzde ne yazık ki tümüyle aydınlanmış değildir. Çünkü sadece Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde anılan bu zümreler, ilk tarih kitapları yazıldığı dönemde kalmamıştı. Bu nedenle de ilk kroniklerde verilen kısa bilgiler, tamamıyla söylencelerden ibaret olup konunun anlaşılmasına olanak vermemektedir. A. Y. Ocak’ın sınıflamasını ele alırsak, Bacıyan-ı Rum’u ve Abdalan-ı Rum’u, Horasan veya Türkistan’dan gelen zümreler içinde görmemek gerekiyor. Çünkü buralardan gelen dervişler ayrıca zikrediliyor. O halde abdallar ve bacılar, Horasan veya Türkistan’dan gelmedilerse, nereden gelmişti? Bu erenler, hiçbir yerden gelmeyen, Rum yani Anadolu kökenli olduğu anlaşılmaktadır. Buradaki Rum ifadesi coğrafi bir anlamda algılayabildiğimiz gibi, Müslüman olmuş Rum kökenli dervişler olduğunu düşünmemiz bize daha akılcı gözükmektedir. Abdalan-ı Rum olarak anılan erenlerin tüm yaşayış, ibadet ve hikâyelerin Bursalı dervişlere benzerliğinin yanında, abdalların önceki aile yaşamlarının belirsizliği bu düşüncemizi arttırmaktadır.
Kuruluş döneminde yaşamış ve Abdalan-ı Rum sıfatını taşıyabilecek şu sufilerin adı söylenebilir:
Abdal Murad, Abdal Musa, Abdal Mehmet, Kumral Abdal, Akbıyık, Postun-Puş Baba, Alacahırkalı Dede, Doğlu Baba, Sarı Saltuk, Hasan Dede ve Eskici Mehmet Dede.

Raif Kaplanoğlu Arastirmaci yazar.



Baska bir yazi;


İznik Gezisi Notları

1 – Nilüfer Hatun İmareti; kapıda yazıldığı gibi aşhane/imaret değildir; bunu yazanların kültürsüzlüğünü ve aymazlığını gösterir. İmaret, burada, imar edilmiş=bayındır kılınmış yer anlamına gelir. Erken Osmanlı devrinin böyle yan mekanlı yapıları, devlet yönetimiyle ilgili “Fütüvvet” binalarına ait işaretlerdir. Erken Divan, arzıhal, toplantı, savaş kararlarına hatta önemli davalara bakan yüksek mahkeme ve siyaset mekanlarıdır. Oralarda aş pişirilmez, yemek de yenmez! Bu mekanlara “Tabhaneli-Zaviyeli Cami” denilmesi de son araştırmalar göre sorunu çözmüyor. Bursa Yeşil Camiinde, kanatlı bölümlerde yabancı elçilerin konuk edildikleri hakkında bazı belirsiz işaretlere rağmen, güçlü kanıtlar, Bursa tipi cami, tabhane odaları olan cami, ters t planlı cami, vb gibi denilmesinin yanlış olduğunu; Fütüvvet ve Ahilik gibi islami kurumlarla iç içe olan kuruluş günleri geçtikten sonra özellikle Yavuz’un halifeliği getirmesiyle, Osmanlı Devleti’nin koyu bir Sünni çizgiye büründüğünü ve bu tip camilerin ortadan kalktığını bize söylüyorlar.

2 – 1097 yılında Haçlılar İznik’i muharebe ile alıp yağma ve katliamda bulunmamışlardır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin kale komutanı Gazi Hasan, Doğu Roma (Bizans) komutanı Butumites ile anlaşarak gece surlara İmparator I. Alexios Komnenos’un sancaklarını ve flamalarını çektirmiş, bu emri vaki üzerine Haçlı Kontlar İznik’e girememişlerdir. Tabii bu hiç de hoşlarına gitmemiştir. İznik Dükası tayin edilen Louis de Blois tahta oturamamıştır!

3 – I. Kılıç Arslan’ın eşi Sevündük Hatun, Kızlar kulesinde ok atarken ölmemiş, hürmet görerek Bizans İstanbul’una gönderilmiş; İmparator da aynı hürmetle bu hanımı Kılıç Arslan’a yollamıştır.

4 – Abdülvahab Sancaktari ile Hotoz (Camdibi) Kapısı’ndaki hotozlu Rum kızlarından birinin sevişip anlaşması, Abdülvahab’ın kesik kafasını koltuğuna alarak on adımda mezarının (=daha doğrusu makamının) bugün bulunduğu tepeye kadar koşması, inanılmaz palavralıkta halk hikayeleridir. Bunun yerine Kuzey Anadolu Fay hattını yansıtan Arapuçtu Boğazı’nı anlatmak daha doğru olur.

5 – Mysialıların, Makedon kabilelerinden Bottialılar’dan alıp yıktıkları kasaba (en eski İznik) Engürü “sonra yanlış olarak Ankara” değil, “Helikore”dir.

6 – Şehir içinde –yanlış olarak- Musa Baba denilen ve kabrinde mumlar yakılan şahıs, evliya değil, alim bir yazar olan Ebu’l-Fazl Musa bin Hüseyin-i İzniki’dir. Ruhları uyandıran eseriyle meşhurdur.

7 – Selçuk Hamamı veya İsmail Bey Hamamı diye restore edilen Kübik Hamam’ın Çandarlı İbrahim Paşa’nın saray hamamı olması çok kuvvetle muhtemeldir.

8 – Ayasofya’nın Güneydoğu Diakonikon hücresindeki yazısız lahdin M.S. 336’da Khalkedon (Kadıköy)’da ölen rahip Arius’a ait olması son derece şüphelidir.

9 – Hayatı efsanelere karışan Sarı Saltuk’un Lefke Kapısı dışındaki makamı(bilindiği gibi, türbeler ikiye ayrılıyor; kemikleri orada ise meşhet, değilse makam –tıpkı Cenotaph gibi) çok problemlidir. Semavi Eyice Hocamıza göre, Türbenin karakteri 14. ve 15. yüzyıllar havası veriyor (Cem Sultan, Ebu’l-Hayr Rûmî’ye Saltuknâme’yi yazdırmıştı). Yeni yazı ile yazılmış doğum – ölüm tarihlerinin aslı faslı yoktur (M.S. 1260-1340). Sarı Saltuk İznik’te (40) yıl kalıp bağlı olduğu tekkeye odun taşımış da değildir. California/Berkeley Üniversitesi’nden Prof. Grace M. Smith ve Prof. M. Tayip Okiç’in etraflı makalelerinden anlaşıldığına göre, İlhanlı – Moğol baskısı altındaki 13. yüzyıl Anadolusu’nda, 1263 yılında Bizans İmparatoru Mikhael VIII. Palaiologos’dan yardım alarak kalabalık bir kafile ile Dobruca’ya göçen Sarı Saltuk’un Anadolu ve Rumeli’de birçok yerde (12 yer) makam türbeleri vardır. Hatta Balkanlar’daki bazı mahallerde Hıristiyan Cemaati onu aziz mertebesine yükseltmiştir. Dobruca Babadağ’da tekke, cami, türbe vs. II. Bayezid tarafından yaptırılmıştı (1538!)’de Moldavya seferine çıkan Kanunî, Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’den aklını kurcalayan bu evliya hakkında bir fetva ister. Ebussuud Efendi aynen şöyle cevap verir:
(He was a Christian monk who, through ascetism, became a skeleton.)
“O çile çıkarma sofuluğu ile iskelete dönmüş –kadid olmuş- bir Hıristiyan keşişidir.”
Koyu Sünnilik taraftarı olan Ebussuud Efendi’nin Bâtıni karakterdeki bir takım tekke/tasavvuf mensuplarını, -tıpkı selefi İbni Kemal gibi- hoş nazarla göremeyeceği apaçıktır.

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...].
21 Haziran 2004 Pazartesi


Kopyala yapistir kültürü anlasilmasin, ancak önemli nitelikte ip uclarini yansitan bu iki alinti yazi ve Fuat Ates'in iddealari yabana atilmamali..

Konu Onurcan tarafindan (02-03-2009 Saat 16:37 ) değistirilmistir..
Onurcan isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-03-2009, 17:33   #5
Ali karul
Kontrollü Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Rusya
Yas: 43
Üye No: 28
Mesajlar: 244
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 426
Thanked 544 Times in 172 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 229
REP Seviyesi : Ali karul has a spectacular aura aboutAli karul has a spectacular aura aboutAli karul has a spectacular aura about
İletişim
Standart

Alinti:
‘Ho-ho-ho’ değil, ‘Hü-hü-hü’

Konuyla ilgili bir makale yazan Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi öğretim üyesi Prof. Dr. Belkıs Temren, yazısında Noel Baba ile Sarı Saltuk arasındaki benzerlikleri ortaya koyuyor.

Prof Dr. Temren’in makalesinde şu görüşlere yer veriliyor:

“Bektaşi geleneğinde Noel Baba’nın gerçek kimliği Sarı Saltuk’dur. Giysisiyle, “Hü-hü-hü” şeklindeki üçlü niyazlamasıyla, çam ağaçlarındaki mumlarıyla, kızaklarıyla Türk gelenekleriyle süslenmiş derin bir anlatıma sahiptir.
Prof Dr. Temren'in , Sarı Saltuk'un ne zaman yaşadığından heberi olmasa gerek ,biraz tarih bilgisine ihtayaç duyduğu ortada.


Bir baksın H.Bektaş-i Veli ne zaman yaşamış?

Sarı Saltık Ne zaman ?

Noel Baba ne zaman ortaya çıkmış?


Saygılar

Konu Ali karul tarafindan (02-03-2009 Saat 17:50 ) değistirilmistir..
Ali karul isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-03-2009, 17:40   #6
Ali karul
Kontrollü Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Rusya
Yas: 43
Üye No: 28
Mesajlar: 244
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 426
Thanked 544 Times in 172 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 229
REP Seviyesi : Ali karul has a spectacular aura aboutAli karul has a spectacular aura aboutAli karul has a spectacular aura about
İletişim
Standart

Alinti:
sâre kâl Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
bence saçma. çünki noel zaten ilk olarak hristiyan aleminde ortaya çıkmış birşeydir. ve gerçekte bu adam kendi çevresindeki çocuklarala hediye dağıtan kendi halinde sevecen bir adammış. şimdi taa kutuplardaki bir adamı tutup alevi yapmak bence sadece kafa bulandırıp alevileri gülünç duruma düşürmektir.
madem sarı saltuk ise kendisi neden eserlerinde noel ile ilgili ipuçları vermemiştir. yada can kurban pirlerimiz hace bektaş , pir sultan abdal neden bizlere bu isimden açıkça yada belirli ipuçları vererek behsetmemişlerdir.

ben şahsım adına şunu söyleyebilirm ancak, pirlerimin nefeslerinde belirtilmemiş birşeyi kabul etmem yok sayarım...
Noel baba ne zaman ortaya çıkmıştır?ilk Hıristiyan aleminde ortaya çıkışını hangi kaynağa bağlıyorsun?

İznik konsili kayıtlarında Anadolunun yerli Halkının aralığın yirmidördünden ocağın birine kadar kutladığı yumurta bayramına lanetlemeler var .Eger ilk hıristiyanlar Noeli kutladı ise bu kutlamalara neden karşı çıkmışlar ,neden lanetlemiş ve mümsönü yapıyorlar demişler.

Daha sonra toplanan iznik konsili bir karar alarak, İsa'yı Tanrının oğlu yapıp ,yumurta bayramınıda isanın doğumgünü yapmışlar? Neden?



Saygılar

Konu Ali karul tarafindan (02-03-2009 Saat 17:42 ) değistirilmistir..
Ali karul isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-05-2009, 20:59   #7
Sefkärli-Derviscemal
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Dortmund
Yas: 34
Üye No: 1067
Mesajlar: 4
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 9 Times in 3 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Sefkärli-Derviscemal is on a distinguished road
İletişim
Standart

Etimoloji

Noel Baba birçok dilde, aziz, Nikola, Klaus, Noel ve baba sözcüklerinin türevlerinden oluşturulmuş isimlerle anılır: Santa Claus, Papa Noel vs. Bunun haricinde bazı Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinde kullanılan Kris Kringle ismi, ilk kez Martin Luther tarafından kullanılan Almanca Christkind (Çocuk Mesih) adının yozlaşmış halidir. Bu isim Noel Baba'nın yerini alması için o dönemin tutucu Katolik çevreleri tarafından benimsenirken, Protestan Kiliseleri daha laik bir isim olan Noel Baba ve türevlerini benimsemişlerdir.


Tarihçe

Noel Baba efsanesi ve 6 Aralık'ta çocuklara şekerleme ile hediye verilmesi geleneğinin, Piskopos Nikola'yı konu alan Hollanda efsanesi Sinterklaas'a dayandığı kabul edilir.Bu efsane ilk kez Hollandalı göçmenler vasıtasıyla Amerika'daki New Amsterdam'a (günümüz New York City'si) ulaşmıştır.


Piskopos Nikola

Piskopos Nikola (Bari'li Nikola ya da Myra'lı Nikola olarak da bilinir), Likya'nın Myra yöresinde (günümüzdeki Antalya, Kale (Demre)) yaşamış bir 4. yüzyıl Hristiyan azizidir.Yunanistan'ın, Rusya'nın, çocukların ve denizcilerin azizidir. 6 Aralık, Aziz Nikola Günü olarak kutlanır: 6 Aralık tarihinde bir çok ülkede çocuklara hediyeler verilir.

Nikola'nın varlığını destekleyen tarihi bir döküman mevcut değildir. Geleneklere göre antik Likya'nın liman kenti Patara'da doğdu. Gençliğinde Filistin ve Mısır'ı dolaştı. Likya'ya döndükten sonra Myra piskoposu oldu. Roma İmparatoru Diocletian döneminde Hristiyanların gördüğü zulüm esnasında tutuklandı. İmparator Büyük Konstantin döneminde serbest bırakıldı ve 325 yılındaki İznik Konsili'ne katıldı. Öldükten sonra Myra'daki kilisesinin mezarlığına gömüldü. 6. yy'a gelindiğinde türbesinin ünü bayağı yayılmıştı. 1087 yılında İtalyan denizciler ya da tüccarlar kemiklerini İtalya'nın Bari kentine götürdüler. Bu nakil, Nikola'nın Avrupa'daki ününü büyük oranda artırdı ve Bari bir hac merkezi haline geldi. Nikola'nın kemikleri bugün Bari'deki 11. yy yapımı Aziz Nikola Bazilikası'ndadır.


Günümüzdeki Noel Baba imajı

Haddon Sundblum'un Coca-Cola şirketi için hazırladığı çizimlerden biri (1963)Günümüzdeki Noel Baba imajı, karikatürist Thomas Nast'ın 1863 yılında Harper's Weekly dergisinde yayınlanan çizimlerine dayanır. Nast'ın çizimleri ise 1822'de Amerikalı şair Clement Clarke Moore'un yazdığı kabul edilen ve ölümünden sonra kendisine atfedilen, "A Visit from Saint Nicholas" (Aziz Nikola'nın Ziyareti) ya da "Twas the Night Before Christmas" (Noel'den Önceki Geceydi) adlı şiirden esinlenmiştir.[1]

Popüler Noel Baba imajı, çizer Haddon Sundblum'un, 1931 yılından itibaren Coca-Cola şirketi için hazırladığı çizimlerle son halini almıştır: Sundblum'un Noel Baba'sı, şişman, beyaz sakallı, uçları beyaz kürklü kırmızı bir kıyafet giyen, siyah kemerli, siyah çizmeli, yumuşak kırmızı şapkalıydı.


Mitolojik unsurlar

320 yılından önce Cermen kültüründe mevcut olan yılbaşında hediye verilmesi, İskandinav Mitolojisi'ndeki tanrı Odin'e dayanır. Odin'in uçan atı Sleipnir için çocuklar patiklerinin içine havuç ve şeker koyup duvara (ya da kapıya) asarlar. Odin de bu iyiliği karşılığında


YANI:Bektasilikle ne alakasi var
Sefkärli-Derviscemal isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Sefkärli-Derviscemal For This Useful Post:
Devrim06 (02-10-2009), Kevenkli (02-10-2009), İşcanbaba (02-10-2009)
Alt 02-10-2009, 01:59   #8
Onurcan
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 156
Mesajlar: 730
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 693
Thanked 1722 Times in 620 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi : Onurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to all
İletişim
Standart

Alinti:
Sefkärli-Derviscemal Nickli Üyeden Alinti
YANI:Bektasilikle ne alakasi var
Iste asil mesele bu; Bütün bu hiristiyan azizlerinin bektasilikle ne alakasi oldugu tartisilmalidir.

Konu sadece Aziz Nikolaus ve Saru saltukla bitmiyor. Sant Ägidius, Abdal Musa benzerligi, Santa Barbara, Sari Kiz benzerligi, Sant Hubertus, Geyikli Baba benzerligi, Sant georg, "cercis" ve Hizir benzerligi.

Ve Uludag Azizlerinin Bizans'in yikilisindan sonra topluca alevi dervis'i olusu.

Alevi menkibelerinin tamami, Dogu roma ve bizans dönemine raslayan eski hikayelerden olusmaktadir.O dönemlerde hiristiyan icerikli olan bu menkibeler, günümüzde islam görünümlü olmustur. Ama özünde bu kisilikler, ne Hiristiyan nede Müslüman olmuslardir. Dogu roma döneminde bu kisilikler hiristiyanlarca katledilmi, islam döneminde de bektasiler, bailer, müslümanlar tarafindan katledilmis.
Onurcan isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Onurcan For This Useful Post:
Devrim06 (02-10-2009), Kevenkli (02-10-2009), İşcanbaba (02-10-2009)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
baba, bektaşi, noel, sarı saltuk, velayetname


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Baslatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Filibeli Küçük İbrahim Fevzî Baba “ Tatar İbrahim Baba Kul Nesimi Alevilik Araştırmaları 0 12-31-2008 15:46
bektaşi fıkraları....:) GUNDÎ Fıkra 7 09-29-2008 21:20
Noel Baba equlibrium Dünya 0 09-05-2008 19:42
bektaşi demiş:) xuvala Fıkra 1 07-26-2008 11:35
Bektaşi ile Ayyaş pervane Fıkra 1 06-09-2008 21:01


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 03:34.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts