Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Karışık Köşe Yazıları

Karışık Köşe Yazıları Alevilikle ilgili değişik yazarların makalelerinin ve Köşe yazılarının yer aldığı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 05-03-2010, 21:04   #1
Esat Korkmaz
Üyemiz
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 199
Mesajlar: 57
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3
Thanked 222 Times in 51 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Esat Korkmaz is on a distinguished road
İletişim
Standart ölümün Tadı: Deniz-yusuf-hüseyin

ÖLÜMÜN TADI: DENİZ-YUSUF-HÜSEYİN


“‘68’in yarısı yaşam kadar ‘ciddi’ ve ‘yakıcı’; diğer yarısı iyi düşünülmüş, kimi kez iyi örgütlenmiş bir ‘şaka’ydı: Hangisinin hangisi olduğunu o günleri yaşayanlar bile çoğunlukla karıştırdı. Kim ne derse desin sayısız ölüye, binlerce yaralıya ve onbinlerce tutukluya mal olan ‘68 hareketi bir ‘nostalji’ olamaz; o hâlâ devrim tutkusunun sağ kalmasını sağlayan ‘anahtar bir etken’ olarak yaşıyor, yaşayacak da.”



Denizlerden Dağlara

Altı Mayıs, ’68 Hareketi’nin ’78 Hareketi’ne açılan penceresidir bir bakıma. 5-6 Mayıs1972’de Ankara Merkez Cezaevi’nde gece boyunca olağanüstü bir hareketlilik gözlendi. 6 Mayıs Hıdrellez’di; doğa canlanıyordu; doğadaki “gizil nesnellik”, yeni nesneler yaratmak için kendi “kabından” taşıyordu. Havaya, suya, toprağa ve ete “can” yürürken, üç “canın” canı alınıyordu. Halk katında ve halk bilgeliği zemininde “can” ölmezdi; o nedenle Deniz’in, Yusuf’un ve Hüseyin’in canları, “güvercin donu”na(bedenine) uğurlandı.

1968 Hareketi, yeni bir “rüzgâr”dı; esti “alev” aldı; “fırtına”ya dönüştü, “yangın” oldu; hem egemen sınıfları “yaktı”, hem de “vadesi” geldi kendini. ‘78 Hareketi, “yangının” kendisiydi; “alev” almaya gereksinimi yoktu zaten kendisi “alev”di: Ancak 12 Eylül 1980’de daha “vadesi” gelmeden, “üflenince” sönüverdi.

1968 Hareketi, devrimi, ulaşılması “olanaksız” yerden “ayağa indirdi”: Herkes “ayağını denk almalı”ydı; işte devrim geliyordu. Geriye bakıldığında yüzyıllar içine uzanıyor gözüküyordu; ileriye bakıldığında ise birkaç ay, birkaç yıl içinde gerçekleştirilecek devrim vardı: Çok değil, yakın gelecekte devlet olmayacak, mülkiyet ve para ortadan kalkacaktı. ‘68’li, bilincinin “karşılığını” yaşamın kendisinde bulamayınca “lanet olsun”, halk onları anlamıyordu. Seçeneksiz tasarımlarını “inanç” durumuna dönüştürdü: Ne var ki diyalektiğin yasaları inançtan “bağımsız” çalıştığından ‘68’liyi “açığa” düşürdü. O zaman “düşünü” gerçekleştirebilmek için ‘68’li; “geleneksel” aydınların “yukarıdan aşağıya” davranma, düşmanı içten ele geçirme ve bu yolla “ulus-devleti” kurtarma, bunun ideolojisi olan “Kemalizmi” kutsama “akrabalığına” soyundu. 1970’lere taşınıldığında, ‘78 Hareketi, gerçeğin ne olup olmadığını anladı: Öncü savaşçının kavgasıyla “suni denge” bozulmuştu ama amaçlandığı gibi oligarşinin “her haltını” gören kitleler harekete geçmemişti; tam tersine “ulus-devlet” “sinirle” öne fırlayıp ‘78 devrimcisinin “anasını ağlattı”.

“Düşündürücü” olan, bunca çetin bir kavga içinde “yoğrulan” ‘78 Kuşağı’nın “düdük sesi”yle birlikte “sus pus” olması ve “dövüşmeden” ölmesi idi.
Peki neden?

‘68’li birkaç saat içinde “sen, ben, bizim oğlan”dan oluşan örgütü kuruveriyordu; “güle oynaya” kurduğu örgütle “ıslık çalarak” sınıf kavgasını “gütmeye” yöneldiğinde, “Eyvah yanlış iş yaptık; şöyle şöyle çalıştıktan sonra kuracaktık örgütü” demedi: Ok yaydan çıkmıştı bir kere. “Usulcacıktan” girdiği bu kavgada canlarını verdi.

‘78’li o yanlışı anlamış gözüktü; inadına çalıştı; “bir şeyler eksik kalmasın” dedi. Doğal olarak örgüt konusunda aşırı temkinliydi; örgüt kurmanın koşullarını yaratmak zordu. O denli “dersine” kaptırmıştı ki kendini “çalan düdüğü” bile güçlükle duydu: Herkes “evine” gidecekti. Umarsız “başını önüne eğdi”; evine gitti ya da gidemedi. ‘68’li “kahramanlığa” yüzlerce can bedel olarak yeterken, ‘78’li “suskunluğa” binlerce can bedel olarak verildi. Biri “efsane oldu”, diğeri “suskunluğuna” karşın hem yaşamı hem de dili “efsaneden” arındırdı; tarihe ancak düşünerek bakabilenlerin bulabileceği bir “izdüşüm” bıraktı. Dışarıdan bakıldığında 50’ye yakın “fraksiyon” vardı ve hemen hemen hepsi illegaldi ama yaşamın kendisinde özellikle birbirlerine karşı yürüttükleri “kavga” nedeniyle k “deşifre” oluyorlardı. Bol “fraksiyon”, bol popülizm demekti: Geri dönüşümle yerel değerlerin “kılığına bürünerek” kahramanlık odakları oluşturmak; uluslararası düzeyde “mürit” olarak “kapaklanacakları” bir “yapı” aramak ya da “mürit” olana karşı durumunu belirlemek her “çevre”nin varlık nedeniydi. Bu kadar “çevre”nin içinde gezindiği halka gelince; onların bakışı pratik yarara dayanıyordu: İyi geçin, gerisine boş ver. Faşistlerden kurtulmuşlardı ya bu yeterdi onlara. İllegal yayınlar, legal ya da yarı-legal dağıtılıyor; bir yandan legaliteye küfredilirken, diğer yandan legalitenin “büyüsüne binilip” oradan oraya koşuluyordu. “Düdük sesi”yle birlikte “legal oyun” yasaklanınca, legalite illegaliteye “sığmadı”: O şanlı “sol çevreler” göz açıp kapayıncaya kadar “eriyip” gitti.

1968 Kuşağı “ilkti”; doğal olarak ondan çok söz edilecekti. O “rüya” idi; gerçekleşmeyen, ya da gerçekleştirilemeyen her özlem o “rüya”yı zenginleştirdi; “rüya” ile birlikte “anımsanan” ‘68’liyi “besleyip büyütttü”. ‘68 devrimciliğinin “albenisi”ne kapılındı ve “al kanlar içinde” devrimcilik yapan ‘78 Kuşağı’na “haksızlık” yapıldı. Rüyalar, “yıldız” yetiştirirdi; ‘68’li “yıldız”a tapıldı; ‘78’linin “nefer” devrimcisi “küçümsendi”. Ölçüt gerçeklik olacaksa 1978 Kuşağı, daha gerçekti; tıpkı sen, ben gibi bir insandı; ‘68 Kuşağı, “insanüstü” idi, senden, benden “farklı”ydı. Doğal olarak ‘68 Kuşağı’ndan daha dayanıklıydı; O’nun tanık olmadığı denli zorlu anti-faşist mücadeleler içinde “pişti”; faşist katliamlara direndi, devletin baskı ve işkencelerine göğüs gerdi. Ve açık söylemek gerekirse çoğundan da yüzakıyla çıktı. ‘68’li devrimci yaşamıyla da ölümüyle de “efsane” oldu göğe “uçtu”; hep başımızın üstünde “dolaştı”. Yaşamdan kopmak ‘78 devrimcisinin altından kalkamayacağı bir “uzmanlık”tı; yaşamın içinde kaldı ve tarihe bir “iz” düştü. “Efsane”yle “rüya”yla “iz”i buluşturmak ve gelecek kuşaklara taşımak üzere bir “işaret fişeği”ne bağlayıp “ateşlemek” günümüz devrimcilerine düşüyor.
Esat Korkmaz isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Esat Korkmaz For This Useful Post:
karan (05-03-2010)

Cevapla

Bookmarks

Etiketler
denizyusufhüseyin, tadi, ölümün


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber duşakabin ankara efor efor efor efor
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 04:25.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts