![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
|
PAVLİKİANLAR :
Aleviliğin Anadolu’da ilk temsilcisi Seyyid Battal Gazi’dir. Battal Gazi’nin ilk örgütlediği cemaat ise, Malatya ve çevresindeki Pavlikianlardır. Arguvan bölgesinde Pavlikianlara (Polisyenlere) İslami öncülük eden Tacül’I-Arifin Seyyid Ebu’l-Vefa’nın soyundan gelen Mineyik Ocağıdır. Hekimhan-Yazıhan yöresine Dede Karkın köyüne Elbistan’dan gelip yerleşen Dede Garkın Ocağı’da etkin olmuştur. Moğol istilası önünden kaçarak Malatya’nın doğusundaki Muşar Dağı Mar Ahron Manastırı çevresine yerleşen Şeyh Hasan Ocağı ve Türkmenleri bu yöredeki Pavlikian’ları İslamlaştırmışlardır. Pavlikian hareketinden ve düşüncesinden etkilenen, Adıyaman-Samsat’ta çıkış yapan ve bölgeyi etkileyen Baba İshak ayaklanması olmuştur. Pavlikian, Paulician, Polisyenlik denilen bu gizemli hareket nedir ? Antakya patriği Samasota’lı Paul (260-272), bir halk adamı, esafil-i nas’tan biriydi. Sonunda patriklikten atıldı. Ona göre Meryem’den doğan, Tanrısal Kelam (logos) değil, düpedüz bir insandı. İsa, insan halinde gelmiş tanrı değil, Tanrı’laşan bir insandı. İşte bu Samosata (Urfa-Edessa’nın kuzeyinde bir kent)’li Paul, Manihaist olmakla itham edilen Paulician’lere adını vermiştir. Halbuki bunlar, dualist olup iki prensibe bağlanmış olmalarına rağmen (aglebi ihtimal red maksadıyla) Mani’yi afaroz etmişlerdi. Bu prensiplerden biri “gelecek dünyayı” idare edecek semavi Peder olup diğeri madde dünyasını yaratan kötü bir hakim (demiurgos) idi… Hıristiyanlığı İncil’e uygun ilk şartlarına (insanlar arasında salt eşitlik şartlarına) iade etmek amacını gütmeleridir. Bunlar resmi Kilise ve Manastır hayatına hiçbir değer tanımayıp kendilerini tathir edici rituslara vakfetmişlerdi. Çok ezaya göğüs gerdiler, memleketlileri Şii’ler gibi, sonunda X. yy’da bunlar Trakya’ya nakledildi, Anadolu’nun temizlenmesi babında. Ama onlar orada Bogomilism’i doğurdular. Bunlardan bir kısmı da İslam’a girdi… Çok önemli bir hususa işaret etmekte yarar var. Heterodox Hıristiyan doktrini salikleri, İslamı kabul ettiklerinde, bu dinin de Heterodox tarafına intisap etmişlerdi. Pavlikian’lılar başta Malatya, Arguvan, Divriği şehirleri olmak üzere Adıyaman’ın Samsat ilçesinden Giresun’un Şebinkarahisar ilçesine kadar uzanan, Fırat’ın doğu ve batı yakasını kapsayan yüzlerce köy ve kale’yi, Peri Çayı ve Munzur yöresini de içine alan geniş bir coğrafya’ya yayılmışlardı. Anadolu Aleviliğinin temellerinin atıldığı ve çıkış/yayılış yeri bu bölgedir. Bu bölgelere yerleşen Türk oymaklarıyla Pavlikian’lılar Alevi kültür ve inancını yaratmıştır. Bugün Zaza dediğimiz aşiret ve oymaklar pagan Ermenilerin nesli olan Pavlikian’lılardan başkası değildir. Alevi Zaza ve Kürt’lerinin konuştukları dil; Diyarbakır Kurmanci’sine ve Urfa Zazaca’sına benzememekte, anlamamaktadırlar. Alevi Zaza/Kürt’lerinin dili muhtemel Hitit, Hatti, Luvi kökenli olasılığı da vardır, bu bölgedeki kavimler, Doğu Kürt’lerinden ayrı bir ırktan, halklardır. Prof. Dr. Fuat Köprülü, Babailer isyanının kökenlerini Paulikien’lere bağlamaktadır. Hatta, “siyah libaslı, kızıl börklü, ayakları çarıklı Türkmenlerin Karaosmanoğlu’nun komutasında Konya’yı istila etmelerini, Horasan’da Selçuklu İmparatoru Sancar’a isyan edip esir alan Türkmenleri, Bektaşilik Ceryanın, Safevi imparatorluğunun kurulmasını, Pavlikian’ların devamı olan Heterodox göçebe hareketlerine” bağlamaktadır. 10. yy’da Bizanslılarca Trakya’ya sürülen Pavlikianlar burada da Bogomillik hareketini yaratırlar. Bogomiller, Sarı Saltık gibi Bektaşi babalarının telkiniyle İslamiyet’e girerler. Balkan köylü hareketi olan Bogomillik, Şeyh Bedreddin ayaklanmasının da temel gücünü oluştururlar. Ernest Honigmann, “Bizans Devletinin Doğu Sınırı” adlı eserinde Bizanslıların sürekli Pauvlikianlılarla mücadele ettiklerini anlatmaktadır. Fırat nehri havzası 7. yüzyıldan 1071 yıllarına kadar Bizans Arap sınırını teşkil etmiş, bu tampon bölgede Pavlikianların yurdu ve devleti olmuştur. Halife Ömer zamanında yapılan fetihlerle 634 yıllarında Araplar birçok Bizans ilini ve kalelerini işgal etmişlerdi. Bizans İmparatorluğu 7. yy’ın ilk yarısında sınır bölgelerini dışarıdan gelecek istila girişimlerinden korumak için Anadolu’yu askeri bölgelere bölmüştü. Pavlikianların yaşadığı ve Armeniakon denen bölge de bunlardan biriydi. Paralı askerler ve köylü halka, askeri hizmet karşılığında bu bölge de toprak sahibi olma hakkı tanınmıştı. Böylelikle birçok göçebe Slav ve Ermeni’nin, Bizans’a entegre olması sağlanmıştı. Bununla beraber, Bizans köylüsünün kendi askeri gücünü oluşturmuş, sayıca büyümüş, siyasal sahnede ağırlık kazanmış olması, toplumsal yapıda bir farklılaşma yaratmıştı. Bu yeni düzen, köylü halkta bir uyanma ve yenilenme süreci başlatacaktı. Mevcut geleneksel değerler ve toplumsal yapı, toprağa ortaklaşa sahip olunabileceğini ve toplumun yaşlılar kurulu tarafından yönetilebileceğini esinlemekteydi. Topraktan elde edilen gelir kısıtlı olduğundan köylü, genellikle sade, eğitim seviyesi düşük, hatta ilkel sayılabilecek bir yaşantı sürmekteydi. Buna mukabil, şehirler ve özellikle başşehir Konstantinopolis, bütün kayıplara rağmen, üst seviye de el zanaatı, sanat ve kültür merkezleri olmaya devam etmekte idiler. Yönetici kitle, zengin şehirliler ve Kilise mensupları, Yunan Roma geleneğini devam ettirerek, tantana ve bolluk içerisinde yaşamakta idi. 7. yüzyılı takiben, başşehir ile kırsal kesim arasındaki ilkesel ve yaşam tarzına bağlı mesafe daha da belirli bir hal alacaktı. Dış tehlikelere karşı savunma görevini başarı ile yerine getirmiş olması, bu toplumun konumunu daha da güçlendirmiş, toplumsal ve siyasal düzeyde ağırlığı olan bir topluma dönüşmüştü. Bu gelişme ise, köylü tabakanın kültürel ve siyasal bakımdan bağımsızlığa özenmesine yol açacaktı. Siyasal bağımsızlık düşüncesinden hareketle, yarı otonom olan Pavlikianlar ayaklanarak bölgelerindeki Bizans komutanını öldürürler. Bunun üzerine, III. Mikhail (842-867) önemli yolları kontrol altına alan Pavlikianları itaat altına almak üzere doğuya sefer düzenletir. 843 yılında Bizans ordusu Pavlikianları ezer, kanlı katliamdan kaçan 5000 kişi Melitene (Malatya) Emirine sığınırlar. Malatya Arap Valisi, Pavlikianları Arguan (Arguvan) ve çevresine, zamanla da yeni katılanlarla Malatya-Kuruçay vadisine ve Fırat Havzası ile Abrik (Arapkir) ve Kharpazuk (Kale, Arapkir’in köyü) gibi kale ve köylere yerleştirir. Bugün hala Pavlikianların Ermenice adlarla anılan Fırat boyunca onlarca Kale ve köy ören yerleri vardır. Büyük çoğunluğuna Türkler yerleşmiştir, peri çayı ve Munzur yöresinde Zaza’lar vardır. Bizans subayı Karbeas önderliğinde Tephrike (Divriği) Kalesi’nde 845 yılında askeri bir devlet kurarlar. Başarılı bir asker ve yönetici olan Karbeas, Malatya Emiri Ömerle birlikte hareket ederek Bizans’la mücadele eder. Malatya Valisi Ömer Bin Abdullah, yanındaki Türk askerleriyle Kapadokya ve Trabzon bölgesini viraneliğe çevirir. Malatya’dan Trabzon’a geçemek için Arapkir-Eğin-Kemah-Erzincan yolunu izlemiştir. Bu yol tek kervan yoludur. Erzincan 859 yılında İslam ehlinin eline geçmiştir. Malatya Emiri Ömer, Karadeniz sahilindeki önemli liman şehri Amisos (Samsun)’u işgal eder. Burada 3 Eylül’de (863) cereyan eden şiddetli bir savaş Arap ordusunun imha edilircesine mağlup edilmesi ve bizzat Ömer’in şehit düşmesiyle sonuçlandı. Tesbit eden Vasiliev’e karşın Abu’l-Farac, Vali Ömer’in 869’da öldürüldüğünü yazmaktadır. 863 yılında Amasya bölgesi de Arap’larca işgal edilir, yenilip çekilirler. Tampon bir devlet olan Pauvlikianlar, Bizanslıların 856-859 yıllarında başlattıkları askeri harekatları yenilgiye uğratarak 860 yıllarında İznik, Efes ve İstanbul’a kadar uzanan geniş bir sahaya yayıldılar. Arap’larla birlikte hareket eden Pavlikianlılar, Bizanslılarla sürekli savaş halindelerdi. 869 yılında Malatya Emiri Ömer, Malatya hududundaki Hasya ovasında (Haçova, yeni adı Ataköy) Bizans ordusuyla yapılan savaşta, 2000 askeriyle birlikte öldürülür. Daha sonra bölgeye gelen Yahya oğlu Ali komutasındaki Arap ordusunu da Bizanslılar yener. Bu iki savaştan sonra Bizans ordusu, Malatya dahil şehir ve kasabaları yağma ve tahrip ederler. Bu yenilginin ardından Bağdat ve Samara’da Arap Ordusundaki köle Türk Askerler ayaklanarak; öldürme, yağma, yıkma başlatarak, saltanatı değiştirirler. Arap’ların bu yenilgisinden sonra; Bizans’lılar Arap hakimiyetindeki bölgelere sürekli seferler düzenlerler. Pavlikianlerin Karbeas’tan sonraki lideri, Krizoker askeri bir harekattan dönerken Ankara yakınlarında pusuya düşürülerek öldürülür, başı kesilerek Bizans İmparatoruna sunulur. Bizans seferleri sonucu, Fırat boyundaki Pavlikian Kale’leri yıkılır, 872 yılına kadar devam eden Pavlikian devleti, başkent Divriği’nin de düşmesi sonucu tarihe karışır. Pavlikianların bir kısmı katledilir, bir bölümü Munzur dağlarına sığınırlar. Diğer bir kısmı da Trakya’ya sürülür. Dersim bölgesindeki Pavlikianlar bugünkü Zaza’lardır. Anadolu ve Trakya’da bir süre varlıklarını sürdüren Pavilkianlar daha sonra Heterodox İslam (Alevi)’liği ve Heterodox Hıristiyanlığın Bogomil mezhebini seçmişlerdir. Bu zaferler sonucu Bizanslılar Doğu da daha da ilerleyerek, 873 yılında Zapetra (Doğanşehir) ve Samasota (Samsat)’ı alırlar. Malatya’yı ise 19 Mayıs 934’de ele geçirerek uzun müddet Bizans hakimiyetinde kalır. Malatya tarihçisi Mevlüt Oğuz’a göre: Pavlikianlar Kilise ayinlerini ve reddeden bir harekettir. Eski Uygur dini Maniheizm’in etkileri vardır. Dünyayı iyilik (Tanrı) kötülük (Şeytan) hükmetmektedir. İyilik ve Kötülük olarak düalist bir doktrini kabul etmişlerdir. Kısacası bu hareket, kudretlilere ve zenginlere karşı protestonun bir ifadesidir. Battal Gazi gibi bir bahadırın/ akıncının, Malatya yöresinden çıkmasını da Pavlikian hareketine bağlamaktadır. Malatya’lı Süryani Tarihçi Gregory Abu’l-Farac (Bar Hebraeus)’un yazdığı, kronolojik ve politik tarihte; Paulikianların yaşadığı dönemde, Malatya ve yukarı Fırat havzasında: yoğun askeri harekatlar, siyasi ve dini faaliyetler, Ermeni, Türk, Kürt isyanları; yerelde ve genelde eşkıyalık, soygun ve talanın yaşandığı; yiğitlik ve mertliğin, döneklik ve kaypaklığın aynı ortamı paylaştığı; Museviliğin-Hıristiyanlığın-İslamlığın-Panteizmin-Mazdaizmin-Şamanizmin ve Antik kültlerin içiçe olduğunu, birbirilerini etkilediğini Rum-Türk-Ermeni-Arap-Pers-Zaza-Süryani-Yahudi-Yezidi-Kürt-Moğol vb. halkların birbirine karıştığını görmekteyiz. Bu bölge tam bir kaos içindedir. Yarı bağımsız idareler, Askeri Şefler, dini ve ruhani liderler, otonomi bölgeleri, Kale’lerde, şehir ve Kasabalarda hatta Köy ve Manastırlarda dahi müşahade edilmektedir. Bu bölgedeki haklar, kavimler, aşiretler kendilerine özgü bir yaşam biçmi vie felsefe, inanç kabullenerek özgün yönetim erki belirleyerek, hareketli bir hayat tarzına dönüştürmüşlerdir. Bu bölgede yeşerip boy atan Pavlikian (Polisyen) hareketi de böylesine özgün ve örgün Anadolu Halk Hareketidir. Pavlikian hareketinin özellikleri: - Taraftarlarının özellikle Ermeni kökenli halk arasından toplamış olması, bu hareketin ilk bakışta ulusal yönlü bir Ermeni hareketi olarak ta görülebileceği düşünülmektedir. Halbuki Polisyenlik, ilkesel bakımdan Ermeni Kilisesinin düşüncesinden esinlenmiş olmayıp, bu Kilise ile kurumsal bir bağda oluşturmuş değildir… - İleriki sayfalardaki gelişmeler Polisyenliğin, dinsel, ilkesel ve siyasal bakımdan bağımsız bir hareket oluşturduğunu doğrulamaktadır. - Gnostik inançlar Doğu Anadolu Rumları tarafından da benimsenmekteydi. - 9. Yüzyıla ait belgeler, evvelce açıklanan “düalizm” anlayışının, Polisyen toplumunun tümü tarafından benimsenmiş olduğunu kanıtlamaktadır. - Kilisenin ve merkez yönetimin baskı ve şiddete dayanan davranışı kötü Tanrıya ait bir belirti olarak görülmüştür. - Kilisenin dua tarzı ve diğer dinsel icapları reddedilmiştir. - Tanrı ile insan arasında din adamlarının arabuluculuk yapma anlayışına karşı çıkılmıştır. - İsa’nın ışık Tanrısı tarafından, kurtarıcı-mesih olarak gönderilmiş olduğuna, ve bu görevin tamamlanmasının gereğine inanılmıştır. - Devrinin toplumsal ve siyasal sorunlarını bünyesinde yaşatmış olması Polisyen hareketinin güç ve devam süresini de tespit etmiştir. - Bu sorunların merkezinde, bir sınır halkı olmanın güvensizliği ve köylünün siyasal ve dinsel faodalizmle mücadelesi bulunmaktadır. - Polisyenler, kendi inanç yapıtlarını oluşturarak, varoluş sorunlarına bir anlam vermek istemişlerdir. - Bu inanç ve davranış ayrılığı ise, merkezi yönetime ve Kilise’ye karşı direnmenin ilkesel temelini oluşturmuştur. Pavlikian hareketi inanç kalıntılarıyla Selçuklu ve Osmanlı tasavvufi İslami düşüncesiyle ilişkilerini tesbit etmekteyiz. Pavlikianların getirdikleri eleştirileri ve karşı çıkışları; İslamiyet içerisinde Aleviler, Sünni İslamcılara ve Merkezi Devlete yönelterek tarih boyunca mücadele etmişlerdir. Anadolu’daki ilk Alevi Ocağının kurucusu Seyyid Battal Gazi’nin çevresindeki insan tiplerinin çoğunu Rum ve Ermeni asilzadeleri, Hıristiyan Ruhban sınıfından insan ve kadınlar oluşturur. Hacı Bektaş Veli, Kapadokya köylüleriyle ve keşişlerle ilişki kurar. Alevi halk hareketlerinin tümünde Türkler’le birlikte gayr-i-müslimleri de görmekteyiz. KAYNAK İsmail ONARLI
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| alevilik, pavlikianlar |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||