![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevi Ozanları, Deyişler Alevi ozanlarına dair paylaşımların yapılabileceği alan. Deyiş, Deyişler. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#11 |
|
Can |
1. Yarabbi bilirim hünerin çoktur Uğurlu uğursuz şeyler yarattın Hele siyasette akranın yoktur Dünyanın altını üstüne kattın 2. Neye bize verdin bi boş hevesi Hürriyet derdine saldın herkesi Uzaktan hoş geldi davulun sesi Sonra başımızda kabak patlattın 3. Benim niyyetimde yoktu taksirim Takdire uygundu rey ve tedbirim Hey kudretli Tanrım, ey destgirim Ben doğru giderken ne gelip çattın 4. Çatıp da geçseydin hoştu, düşürdün Başına bir sürü it, bit üşürdün İttihatçı yaptın ne iş pişirdin Köpek derneğine fırlattın attın 5. Bakılsa sezilir işin hikmeti Üstüne almadın mesuliyeti Bize belâ ettin Meşrutiyeti Fir'avun devrini mumla arattın 6. Hele beni uğrunda kavga ederken Adil sıfatını senâ ederken Hak için canımı fedâ ederken Sen yine onlara kazan kaynattın 7. Onlar veba gibi salgın âfetti İnsanlık onlarda hep kıyafetti Hamiyyet mükemmel bir ziyafetti Sonra işlerine soğuk su kattın 8. İslâmı kaptırıp seyl-i fenâya Düştü o çapkınlar hayli cefâya Kurtarmak kolayken, bak şu belâya Uzaktan seyredip dalga atlattın 9.Yıllarca hükmeden felâket neydi O nasıl bir âfet, nasıl fitneydi Ahlâkın fesadı hep bahaneydi Düzcesi keyf için kukla oynattın 10. Kusur ölende mi, öldürende mi Kabahatsa sormak, günah bende mi Erkân-ı harb misin, yoksa sen de mi Hırs-ü tahakkümün zevkini tattın 11. Asi kullarının mülevves ruhu Şerre âlet etti fikr ü fütûhu Ne güne saklarsın Tufan'ı Fuh'u Müzevir şeytanla sulha mı yattın 12. Dünyada hak yokmuş, ben var bilmişim Bana bilgiç derler, hiç değilmişim Sözüne aldandım, sâde-dilmişim Vallahi billâhi beni atlattın 13. Muvaffak olduk mu hiç bir emelde Bu muydu sözümüz ahd-i ezelde Beni müflis ettin ne kaldı elde En sâdık dostunu bir pula sattın 14. Bana ihsan ettin bir tilki kürkü Dile düştüm âlem çağırdı türkü Gayrete getirdin firengi Türkü Nice nâmerdlerin gözüne battın 15. Ben hâlâ neferken, Edip Hanımı Onbaşı yaptın da sıktın canımı Buna sebep onun anı sanı mı Niçin o yosmaya kılıç kuşattın 16. İttihadçı, varsın mektebsiz olsun Mesleksiz, meşrebsiz, edebsiz olsun Sanmam ki hikmetin sebepsiz olsun Onu kudretinle niçin yarattın 17. 'Kes! ' deyip işini bitirmeliydin Sürüp cehenneme yetirmeliydin Veyahut imâna getirmeliydin Her fezahatını örttün kapattın 18. Feylesof Rızâyım, kulunum elbet Bir senin lütfundan dilerim rahmet Sormayayım dedim, suçumu affet Sabrımı tükettin, beni çatlattın
ELİNE BELİNE DİLİNE SAHİP OL!!!
DERSİME SEFER OLUR; ZAFER OLMAZ (Seyit Rıza) |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Can Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere
Şimdi dağlarında mor sümbül vardır Ormanlar koynunda bir serin dere Dikenler içinde sarı gül vardır O çay ağır akar, yorgun mu bilmem Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem Yüce dağ başında siyah tül vardır Orda geçti benim güzel günlerim O demleri anıp bugün inlerim Destan-ı ömrümü okur dinlerim İçimde oralı bir bülbül vardır Uçun kuşlar uçun, burda vefa yok Öyle akarsular, öyle hava yok Feryadıma karşı aks-i sada yok Bu yangın yerinde soğuk kül vardır Hey Rıza kederin başından aşkın Bitip tükenmiyor elem-i aşkın Sende derya gibi daima taşkın Daima çalkanır bir gönül vardır |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Kul Seyyid For This Useful Post: | ceritli (08-23-2008) |
|
|
#13 |
|
Can Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Koca Hasan Dayı
Issız dağlar, gür ormanlar, akar sular geçerek Rumeli'nin bir yanını baştan başa dolaştım. Yaz günüydü, uzaklardan mezarlığı seçerek Sabah vakti çukurda bir viran köye ulaştım. Sisli bir dağ eteğinde isli birkaç evceğiz, Bir ormanın gölgesinde dalgın dalgın uyurdu. Çerden çöpden çatılmış bir viraneydi köyceğiz, Gece dağdan kurtlar iner, dolanırdı o yurdu. Lakin bilmem ne hikmettir! O kırlarda, bağlarda Bir perişan güzellik var, sevdasına doyulmaz. Sular çağlar, rüzgar ağlar gece gündüz dağlarda; Irmaklarda iniltidoen başka bir şey duyulmaz. Kestanelik gölgesinde hayal gibi yürürsün, Bülbül şakır her ağacın, bir nazenin dalında. Tarlalarda gülümseyen çiçeklerin alında Ela gözlü gelinlerin gül benzini görürsün. İğri büğrü geçitlerden, kumsal dere yanından Dalgın dalgın geçiyorken, gözü kalır insanın. Laleleri al al olmuş vahşi kara ormanın; Kudret eli kalem çalmış şehidlerin kanından. Akşam üstü o dağlara sanki bir yas bürünür: Duman alır yükseklerde ıssız kaya başını. Her gelincik uzaklardan bir damla kan görünür, Gaza yeri zannedersin toprağını taşını. Gölge yürür, köyü okşar, ufku sarar gizlice; Tepelerden yalçın taşlar akan suya ses verir. Karanlıklar inci serper çayırlara her gece, Sabah olur, -peri gibi- gün yüzünü gösterir. Bir düş görür gibi geçtim o kimsesiz yerlerden, Harmanlara çıkar bir yol buldum, köye yanaştım. Yalnız değil, çoktan beri ben gönlümle yoldaştım. Ne düşündüm, bilmem niçin garibsedim seferden? Dört ağzına gelmiştim, mescide pek yakındım Azıcık durdum, doğruldum, etrafıma bakındım; Bir şey gördüm, asırlardan kalma ulu bir çınar, Altında yeşil sarıklı, bembeyaz bir ihtiyar. Çeşme başında ağaca yaslanmış bir emirdi. Kaygısız ve duygusuzdu dünyüyü boş bakışı. Efsaneler naklederdi insana loş bakışı. Yaşlı gürbüz bir yörükdü, paslanmış bir demirdi. Hiç akranı kalmamıştı; köyde varsa bir eşi, Gölgesinde dinlendiği koca, yüce çınardı. Bir neş'eli çocuk gibi doğan sabah güneşi, Temiz, beyaz sakalını öper, sever, okşardı. Bu çehreye şen güneşin kahkahası vururdu, Lakin koca karlı dağda artık çiçek açmazdı. Bir devrilmiş kütük gibi kımıldamaz dururdu, Bu zararsız ihtiyardan kuşlar bile kaçmazdı. Yavaş yavaş ilerledim, küçük bir hendek aştım, Üç adım sonra, sessizce ihtiyara yanaştım. Selam verdim, selam aldı, tütün verdim sevindi. Bir müslüman olduğumdan tamamıyle emindi. Bir kav çaktık, çubuk yaktık, biraz duman savurduk. Gölgelikte hoşbeş ettik, biraz yalan savurduk. Aramızda söz uzadı, laftan lafa aşarak, 'Nerelisin? ' diye sordu, ' İstanbul'lu dedimdi. '-Sultan Mahmut sağ mı? ' dedi, sonra birden coşarak; 'Tam beş yıl askerlik ettim, ekmeğini yedimdi. 'Hey devletli koca sultan, hey celalli arslan, hey! 'Bir kır ata biner gelir, gelen şahin sanırdın. 'Bin yiğidin arasında, bir görüşte tanırdın. 'Ak sakallı vezirleri karşısında titrerdi, 'Ardı sıra derya gibi kullar yürür giderdi. 'Fermanına yedi kıral baş eğermiş derlerdi. 'Evliya kuvveti vardı, ona ermiş derlerdi. 'Biz ne mutlu günler gördük, dehey gidi devran hey! 'Delikanlıydım o zaman, kapısında çavuştum, 'Beş sene hizmetten sonra geldim köye kavuştum. 'Bir daha çıkmadım artık. Tarla takım edindim, 'Elli sene şu toprakla güreş ettim, didindim. 'Çocuklar askere gitti, biri geri gelmedi, 'Hiç birinin bugüne dek bir haberi gelmedi. 'Sonra kadın öldü. Çoktan kimsesizim, yoksulum; 'İhtiyarlık pençesinde zebun kalmış bir kulum.' Bu sözleri o söylerken ben dikkatle dinledim, Can evimde acı duydum, için için inledim. Bu adamın sergüzeşti bana hayli dokundu. Dertli gönlümde mazinin ezanları okundu. Sakin sakin ağlamışım, baktım gözüm yaşarmış, Zavallı, kimsesi yokmuş, yapayalnız yaşarmış. Ben de merak edip sordum hayatını, yaşını. Biraz daha kurcaladım canlı mezar taşını. '-Bu köyde doğmuşum, dedi, çoluk çocuk kalmadı, 'Seksenbeşlik varım belki, bak şu yaşta öksüzüm. 'Gözde fer yok, dizde derman, canda soluk kalmadı, 'Baykuş gibi şu kovukta geçer gecem, gündüzüm. 'Ben de halimce gün gördüm, sorma inceden ince, 'Bana Koca Hasan derler; Hasan Dayı deyince, 'Yedi köyden karı kızan hep tanırlar bilirler, 'Beni görmek için harman vakti bazı gelirler.' Dedim: 'Baba, İstanbul'a döneceğim, sen de gel. 'Evlat gibi heoş tutarım, misafir ol bende, gel. 'Bizde sana canla başla hizmet edip bakarlar, 'Yazın taze süt bulurlar, kışın ateş yakarlar. 'Dinlenirsin biraz belki...' İhtiyarın yüzüne Ateş bastı, bir kıvılcım düştü solgun yüzüne. Dedi: '-Oğlum, bu dünyüda artık nedir umudum? 'Allah senden hoşnud olsun, ben köyümden hoşnudum. 'Gönlüm, gözüm bu yerlerde ne şenlikler görmüştür. 'Hepsi yalan. Geldi, geçti fani dünya bir düştür. 'Gelen gitti, konan göçtü, kervan geçti, ben kaldım, 'Yalnızlıktan dilsiz oldum, ıssızlıktan bunaldım. 'Şimden sonra nerde olsam benim için mezardır, 'Nerde ölüm pençesinden kurtulacak yer vardır? 'Bak ben artık bir sararmış, bir kurumuş yaprağım, 'Rüzgar beni savurursa burasıdır toprağım. 'Burda rahat ölmek için ölenlere ağladım, 'Niçin candan ayrı düştüm, kara yazma bağladım. 'Arslan gibi üç oğlumu kurban ettim uğrunda, 'Çifti sattım, evi, barkı viran ettim uğrunda. 'Altmış sene oldu belki, ben bu köyden çıkmadım, 'Ormanından, deresinden, kuşlarından bıkmadım. 'Oğul, arzum budur benim: Burda ölmek isterim! Yad ellerde neylerim? ...' |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Kul Seyyid For This Useful Post: | ceritli (08-23-2008) |
|
|
#14 |
|
Can Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Efendi! Yan gözle hor bakma bana,
Senin baban kadar benim yaşım var Belki tuhaf gelir şu halim sana: Geçinmek uğrunda çok savaşım var. Halimden hoşnudum; düşkün değilim. Süste senden elbet üstün değilim! .. Bahtıma mağrurum, küskün değilim. Ne korkum, ne hırsım, ne telâşım var. Elimde kuvvet var; eldivenim yok. Yakamda gülüm yok, yâsemenim yok. Zengince bir dayım, bir yeğenim yok, Benden daha fakir bir kardeşim var. Esirci değilim, esir değilim. Sizin kumpanyada müdir değilim. Üç tuğlu, beş tuğlu vezir değilim, Başımda sorguç yok, fakat başım var! Her neyse muradım, ben ona yettim: Değersiz ömrümü hayra sarfettim. Kâbe-i maksûde dosdoğru gittim, Benim namus gibi bir yoldaşım var. Şu açık alnımda kara istemem; İzzetinefsimde yara istemem! .. Zillete mukabil para istemem, Evimde yiyecek bulgur aşım var! .. Zâhire bakanlar belki yanılır; Kisbinden sorulup kişi tanılır. Feylesof Rıza'yım adım anılır, Dünyada malım yok..Mezar taşım var! .. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Kul Seyyid For This Useful Post: | ceritli (08-23-2008) |
|
|
#15 |
|
Can Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() Rıza Tevfik Bölükbaşı (1869, Bulgaristan -1949, İstanbul) Türk şâir, felsefeci ve devlet adamı olarak anılırdı. Tıp eğitimi gören Tevfik Rıza, Osmanlı döneminde milletvekilliği, Milli Eğitim Bakanlığı da yapan çok yönlü bir kişilikti. Politikadaki tutarsızlıkları ve ateşli kişilik yapısı nedeniyle olaylarla dolu bir ömür sürdü. Hece vezninde yazdığı şiirlerle tanınan Tevfik Rıza Bölükbaşı, felsefeye merakı nedeniyle Filozof RızaSevr Antlaşması’nı imzalayan Osmanlı delegesi olarak Yüzellilikler arasında yer aldığı için uzun yıllar sürgünde yaşadı; gurbet acısını, şiirlerinde dile getirdi. Hayatı 1869’da günümüzde Bulgaristan sınırları içinde bulunan o yıllarda ise Edirne vilayetine bağlı bir kaza olan Cesir (Mustafapaşa)'da doğdu. Babası Mülkiye kaymakamlarından Hoca Mehmet Tevfik, annesi Kafkas muhacirlerinden Münire Hanım idi. Babasının isteği üzerine İstanbul’da bir Musevi okulunda okudu. İspanyolca ve Fransızca öğrendi. Babasının kaymakamlık yaptığı Gelibolu’da rüştiyeyi(ortaokul) bitirdi. Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenci hareketlerine katıldığı için Mülkiye’den kovulduktan sonra 1890’da Tıbbiye’ye girdi. Tıp eğitimi sırasında da birkaç defa hapse girdi, çıktı, hapiste mahkumları isyana teşvik etti. Okulu 1899’da bitirip doktor olabildi. Tıbbiye yıllarında tanıştığı Ayşe Sıdıka Hanım ile evlenerek 3 kız çocuğu sahibi oldu, ancak eşini 1903’te çocukları henüz 3, 4 ve 7 yaşlarında iken tüberkülozdan kaybetti. 1907’de İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi ve bir yıl sonra Edirne mebusu olarak Osmanlı parlamentosuna girdi. Bir süre sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti ile anlaşmazlığa düştü. Balkan Harbi’nin İttihatçılar yüzünden çıktığına inanıyor, devletin Birinci Dünya Savaşı’na girmesine karşı çıkıyordu. İttihatçılarla mücadele için 1912’de Hürriyet ve İtilaf Partisi'ne girdi. Bu sırada Sultan II. Abdülhamit’ten özür dileyen bir şiir de yazdı. 1918’de son Osmanlı kabinesinde Maarif Nâzırı (Eğitim Bakanı) olarak bulundu. 1919’da Şûra-yı Devlet (Danıştay) Reisliği yaptı. Darülfünun’da felsefe dersleri verdi. Felsefenin eğitim sisteminde yer alması için çabaladı. Osmanlı delegesi olarak, Sevr Antlaşması'nı (1920) imzaladı. Bu nedenle Yüzellilikler listesinde yer aldı ve 1922’de yurtdışına kaçtı. Sürgün yıllarında Hicaz, Amerika, Ürdün ve Lübnan' da yaşadı, Af Kanunu’nan yararlanarak 1943’de kendi ifadesiyle hesaplaşmak için değil, vedalaşmak için yurda döndü. 31 Aralık 1949’da, felç tedavisi için yattığı İstanbul Gureba Hastanesi’nde zatürreden öldü. Mezarı, Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’nda bulunmaktadır. Şairliği Türk şiirinde hece vezninin yaygınlaşmasına katkıda bulunan şairlerimizden biridir. 1914’ten sonra yetişen Beş Hececiler’i de etkilemiştir. Şiirlerinde halk şairlerinin diline yakın bir dil kullanmıştır. Hece veznini ısrarla savunsa da aruz ve heceyi birlikte kullanmış, en çok koşma nazım şeklinde şiirler yazmıştır. Çocukluğundan beri başına gelenler ve özellikle gurbette geçen yıllarının izleri şiirlerine bezginlik, hüzün ve kötümserlik halinde hissedilir. İçli şiirler yazan Bölükbaşı, didaktik(öğretici) şiiri hiçbir zaman benimsememiştir. Eserleri Tevfik Bölükbaşı, bütün şiirlerini tek kitabı olan Serab-ı Ömrüm adlı kitabında bir araya getirmiştir. Bu kitap, 1934’de Lefkoşa’da basıldı. Halk edebiyatının tanıtılması ile ilgili çalışmalar da yapan Bölükbaşı’nın Hayyam çevirileri, Tevfik Fikret hakkında incelemesi ve yarım kalmış Felsefe dersleri adlı yapıtları vardır. Bazı anılarını Biraz da Ben Konuşayım adıyla kaleme almıştır. Konu Kul Seyyid tarafindan (08-23-2008 Saat 02:01 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Kul Seyyid For This Useful Post: | ceritli (08-23-2008) |
|
|
#16 |
|
Can Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hastayım yalnızın seni yanımda
Sanıp da bahtiyar ölmek isterim Mahmur ı hülyayım cam ı lebinden Kanıp da bahtiyar ölmek isterim Bir olmaz emelin düştüm peşine Vuruldum hüsnünün şen güneşine Ela gözlerinin aşk ateşine Yanıp da bahtiyar ölmek isterim Taliin kahrı var her hevesimde Boğulmuş figanlar titrer sesimde O nazlı ismini son nefesimde Anıp da bahtiyar ölmek isterim |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Can Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yunus Emre'ye Armağan
Yüce dağlar ardından Deniz aşıru geldim Evliyalar yurdundan Selam tapşuru geldim Ulu bir şara vardım Dosta armağanım var Erenlerin bağından Güller devşiru geldim Boz bulanık bir çaydım Aşk iline baş urdum Çalkanıp safa buldum Süzülüp duru geldim Yunus'un toprağına Vardım yüzüm sürmeye Sildim gönül pasını Yunuben aru geldim Cuşa geldim çağlarım Aşık oldum ağlarım Canda çoşan esrarı Döküp taşıru geldim Rıza Tevfik Allah'tan Ayrılma ol dergahtan Ben kurtuldum günahtan Eğriydim, doğru geldim |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Can Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Efendi! Yan gözle hor bakma bana,
Senin baban kadar benim yaşım var Belki tuhaf gelir şu halim sana: Geçinmek uğrunda çok savaşım var. Halimden hoşnudum; düşkün değilim. Süste senden elbet üstün değilim! .. Bahtıma mağrurum, küskün değilim. Ne korkum, ne hırsım, ne telâşım var. Elimde kuvvet var; eldivenim yok. Yakamda gülüm yok, yâsemenim yok. Zengince bir dayım, bir yeğenim yok, Benden daha fakir bir kardeşim var. Esirci değilim, esir değilim. Sizin kumpanyada müdir değilim. Üç tuğlu, beş tuğlu vezir değilim, Başımda sorguç yok, fakat başım var! Her neyse muradım, ben ona yettim: Değersiz ömrümü hayra sarfettim. Kâbe-i maksûde dosdoğru gittim, Benim “namus” gibi bir yoldaşım var. Şu açık alnımda kara istemem; İzzetinefsimde yara istemem! .. Zillete mukabil para istemem, Evimde yiyecek bulgur aşım var! .. Zâhire bakanlar belki yanılır; Kisbinden sorulup kişi tanılır. Feylesof Rıza'yım adım anılır, Dünyada malım yok..Mezar taşım var! .. |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Can Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hep gaziler ordan gelip geçtiler,
O çaylardan abdest alıp içtiler. Memleketler feth eyleyip göçtüler, Erenlerin durağıdır o eller! Her bir viran köşesinde bir er var, Türbelerde nece nece server var; Bilmem nerde böyle mutlu bir yer var? Ulu Kâb'e toprağıdır o eller!.. Ormanında türlü kuşlar ötüşür, Çayırında gürbüz koçlar itişir; Tarlasında altın başak yetişir, Gölgesinde gam dağıtır o eller! |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Can Bulunduğu yer: Bajarî Sînemil
Üye No: 17
Mesajlar: 4.031
Thanks: 2990
Thanked 6016 Times in 2689 Posts REP Gücü : 27
REP Puanı : 542
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Gel derviş, beri gel, yabana gitme;
Her ne arıyorsan inan sendedir. Nefsine beyhude eziyyet etme, Kâ'be'yse maksûdun, Rahman sendedir. Çöllerde dolaşıp seraba bakma, Allah Allah deyip sehâba bakma, Tâlib i Hakk isen kitaba bakma, Okumak bilirsen Kur'ân sendedir. İlminle bir kılı kırka yararsın, Gördüğün ru'yâda sâde sen varsın, Etrafına bakıp kimi ararsın. Bu tehî kubbeyi kuran sendedir. Kılı kırk yarmağa irfandır deme; Ona vahşi, bana yabandir deme; Şuna gerçek, buna yalandır deme; Birinin aslı yok, yalan sendedir. Ayn ma'nâ verme küfr ile dîne; Varıp gelme şaşkın, şekk tî yakîne; Ârifsen âğâh ol sırr-ı mübîne; Vesvesen küfürdür, îmân sendedir. Gir gönül şehrine, dolaş bir kerre. Kıyâs et ne imiş güneşle zerre; Yalnız sen kadirsin hayr ile şerre, Şerre mail isen Şeytân sendedir... Cilve etsin dersen kemâl ile Hak, Çıkıp benliğinden bir kendine bak; "Enelhak" sözünü dilinden bırak, Lâfa kulak verme, irfan sendedir. Nefsini evvelâ çıkar aradan, Bir renge boyanma aktan, karadan; Gönlünde berk urur nuru yaradan. Zulmette dolaşma, Yezdan sendedir. İşittim babasız bir oğulmuşsun, Hem cennette doğmuş, hem koğulmuşsun; Hem kesret istemiş, hem boğulmuşsun, Allah'ın suçu ne? İsyan sendedir. Gayrıdan arayıp derdine çâre, Ne varlık verirsin mûr ile mâre? Cennetten çıktınsa be hey âvâre, Havva'yı aldatan yılan sendedir. Sânın pek âlîdir, ne var pest isen? Her şeye taparsın put-perest isen? Bâde-i aşk 'ile eğer mest isen Kendine gel âşık, cânân sendedir. Câhil mezâhire Hakk diye bakar, Her köşebaşında bir kandil yakar, Bu seyl-i havadis durmayıp akar İlel-ebed baakî kalan sendedir. Menbaı sendedir feyz-i hayâtın Gelip giden canlar hep nefehâtın. Hayretten boğulma, bu kâinatın Hepsi bir kat redir, umman sendedir. Her şeyin varlığı senin özündür, Kendini çok gören kendi gözündür, Bu mülke hükm eden şerrin sözündür Kalıbın kürsüdür, sultân sendedir. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Kul Seyyid For This Useful Post: | ceritli (08-23-2008) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Baslatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Adım Seyyid Rıza | KAMO | Siyasal Yaşam | 2 | 12-27-2008 09:51 |
| Rıza AYDIN:SALGADA | Devrim06 | Alevilik Araştırmaları | 0 | 11-18-2008 09:46 |
| Neyzen Tevfik | Kul Seyyid | Alevi Ozanları, Deyişler | 14 | 07-27-2008 14:13 |
| Neyzen Tevfik Fıkraları | İGzE | Fıkra | 1 | 06-08-2008 21:32 |
| İmam Ali Rıza (a.s) | cetin aktas | Alevilik Tarihi | 0 | 06-03-2008 00:46 |
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||