![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#41 | |
|
Bizden Biri |
Alinti:
Aşkın cemal, cemâlin nur olsun... Konu Naki tarafindan (11-25-2010 Saat 17:27 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#42 |
|
Can ...
Üye No: 2975
Mesajlar: 1.037
Thanks: 451
Thanked 870 Times in 480 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 42
REP Seviyesi :
![]() |
Ali şia-sının olmazsa olmazı olan Kızılbaş-Alevi devleti anlamayarak şartlarıda düşünmeyerek bazı kişiler atıflarda bulunarak tespitler yapmaktadır. Hz.Şah İsmail HATAYİ inancı insancıl kendi insanları için tüm çektiklerini unutup taşın altına elini koyan büyük bir veliullahtır. Ondan sonraki değişiklikler kahpe oyunlardan ve çıkar dünya ilişkilerden başka bir şey değildir. Bundan dolayıdır ki Hz. Şah İsmail HATAYİ yüreğimde çok ayrı bir Tuğba bahçesindedir. 1540 yılında Tahmasp’ın sarayındaki bir Venedik elçisi olan Michele Membre yalnızca Şah ve onun en yakın arkadaşlarının taç giydiğini bildirmektedir. Başka hiçbir kimsenin böylesi bir başlık takmasına Şahın kendisine sadakat göstergesi olarak vermesinin dı-şında izin verilmezdi. A. H. Morton (tr.), Michele Membré: Mission to the Lord Sophy of Persia (1539-1542) (London, 1993), xx, 41. Kuranıkerimin 61 süre 13’.ayetinde yapılan aktarımın tamamı ya da bir kısmı Houghton Şehnamesindeki 14 bayrakta bulunmuş olup, kutsal Şii şahsiyetlerin 12 kez yaptıkları yakarışlardı. Söz konusu bayraklardaki kısmi tezahürler İran tarafında olduğu kadar Turan tarafı için de ifade edilebilir. Martin Bernard Dickson and Stuart Cary Welch, The Houghton Shahnameh Şah Tahmasp Safevi monarklarının en dindarıydı.1514’te, görev bilinci yüksek ve bir gönül dindarlığı insanı olan İran’ın ilk Safevî yöneticisi İsmail’in oğlu olarak dünyaya geldi. Onun şahsi karizması, kendisinin popüler Şii iddiaları ve onun çoğunlu-ğu Türkmenler ya da Kızılbaşlardan oluşan marjinal halkının İran’ı me-sihvari bir mücadele gücüyle ele geçirme istekleriyle birlikte, saklı 8. İmam bir diğer ifadeyle mehdinin inkarnasyonu ya da en azından temsil-cisi olduğuna inancıyla kaynaşarak amacına ulaşmıştı Tebrizi başkent yaparak 12’ci Şiiliği devlet dini olarak ilan etti. Bunun yanı sıra İran Şah’ı olarak yeni rolünde İsmail, kendisinin dini ve sözde azizce otoritesini, eski İran’ın Tanrısal Yetki kavramının İslamî bağlamda yeni-den yorumlanmış hali olan Tanrı’nın Yeryüzündeki gölgesi sıfatıyla ihtişam sahibi İran monarkları içinde sonuncusu olarak yasallaşma iddia-sıyla bütünleştirme hususunda hırslıydı.11 Böylesi bir şecere ile, takipçile-rinin ve tebaasının kendisine sorgusuz itaat etmelerini emretti. Onun için savaşmak ibadet, ona karşı gelmek ise ölümcül bir günahtı. Tahmasp’ın doğum yılı olan 1514’te Çaldıran’daki yıkıcı yenilgi bile, sıklıkla zannedildiği kadar büyük ölçüde mevcut durumu değiştirmedi. İsmail’in yenilmezlik havası şüphe götürmez bir biçimde ortadan kalkıp izzet-i nefsi değiştirilemez derecede yara alırken, onun Şii imanın parçası olarak Mehdi’nin temsilcisi ve takdir-i İlahi İran Şahı oluşuyla ilgili kutsallığı büyük oranda aynı kaldı. Hatta bazıları İsmail’in 12’ci Şii Ortodoksluğunu güçlendirmek adına gittikçe artan teşebbüslerine rağmen, kendisine Tanrı olarak tapmaya devam etti Sonuç olara; Tahmasp doğduğunda Şah’ın karizması dini ve kültürel fikirlerin karmaşık bir düzenine dayanmaya başlamıştı ve gerek İsmail gerekse Tahmasp’ın Kızılbaş akıl hocaları onun eğitiminin Kızılbaş dini duyarlılıkları kadar Safevi Şiiliği’ne uymasını temin etti.Tahmasp’ın eğitim müfredatı bilinmemekte ancak Safevî perspektifi üzerine belirli vurgularla dini çalışma şartları altında ve diğer İran prensleri için de geçerli olan devlet başkanlığı, savaş sanatı, bilim ve sanat gibi geleneksel konular eşliğinde bir programın geliştirildiği şüphe götürmez. Babasına verilen kutsal aura ve tahtın varisi olarak kendi pozisyonuyla Tahmasp, her ne kadar ilk yıllarında sürekli hale gelen içteki güç mücadeleleri gün-Hakikaten İsmail’in adımlarını yakından takip etmek üzere yetişti-rildiğine dair izlenimlere sahip bulunmaktayız. İsmail’in sarayında 930/1524’teki Nevruz kutlamaları esnasında bulunan Portekizli bir tanık, on yaşındaki Tahmasp’ı babası kadar yoğun içki tüketirken gördüğünde şok geçirmiş ve sonuçta çocuğun kendi elleriyle aslanları, ayıları ve insanları öldürerek şov yaptığını raporlarında belirtmişti Kısa bir süre sonra Tahmasp kendini Şah olarak bulduğunda politik anlamda mevcut durum ve karmaşık dini gerçeklikler öncelikle Tahmasp’ın güvenilir hocası Div Sultan Rumlu ve sonrasında bir dizi rakip Kızılbaş lider tarafından belir-lendi. Tahmasp nihayet 1533’te yetkiyi ele geçirdiğinde, ateşli bir şekilde babasının 12’ci Şiiliği destekleme hususundaki gayretlerine devam ede-rek bu öğretilere kişisel olarak ta saygıyla bağlı kaldı. Bununla beraber aynı zamanda bağımsız Kızılbaş takipçileri gibi Ortodoks olmayan dini birtakım fikirleriyle yaşamaya devam etti Kendisini Şiiliğin ilk hizmetkarı addederek ‘İnsanla-rın En İyisi(Ali)’nin Kutsallığının eşik tozu’ ya da ‘12 İmam inancını ya-yan’ ya da ‘sonsuzluğun babası Haydar’ın inançlı Prensi’nin Kutsallığının inançlı kölesi’ gibi unvanlar üstlendi…. Onun en yakın ve en etkili arkadaşları daima teologlar, Safevi Sufi hiyerarşisindeki dini liderler kadar memurlar ve makul bir dini şecereye sahip entelektüellerdi. Şah’ın kendi ailesi arasında, dindar kız kardeşi Sultanım onun en yakın güvendiğiydi. Tahmasp’ın varlıklı ve samimi arkadaşlıklar kurduğu sanatçılar arasında bile dindarlıkları, ruhani lider-likleri ya da dini âlimlikleriyle bilinen çok sayıda seyyid bulunmaktaydı Şah’ın marjinallikleri bastırma yönündeki tekrarlayan teşebbüslerine rağmen, onun Türkmen tebaası genel ve sosyal ayinlerinin tamamında kendisine bir Tanrı gibi saygı duymaya devam etti ve Şah ile bağlantılı olarak kutsallaştırılan ve iyileştirici güçleri olduğuna inanılan nesneleri satın almak için uzun ve tehlikeli yolculuklar yaptı 1540’ta Şah Tahmasp’ın sarayında bulunan Venedik elçisi Michele Membre Şah gezintiye çıktığında önünden giden bayraklarda alem de-nen, kırmızı çuha ile kaplı mızrakların tepe noktalarındaki bir daire içeri-sinde yaldızlı bakırdan harflerle Ali veli Allah la ilahe illa Allah Ali veli Allah ve Allahu ekber’ yazısının bulunduğunu rapor etmektedir. Onlar at sırtında elde taşınmaktadırlar. Dini duaların bereket getirdiğine ve koruyucu etkileri olduğuna inanılırdı Tahmasp’ın1528 yılındaki Cem Savaşı’ndan evvel naklettiği ve kendisinden yazmasını istediği saray şairi Mirza Kasım-i tarafından yazılmış olan bir şiir de aynı zaman da dikkate değer Ey siz yürekli Rüstemvari adamlar, savaş sebebiyle ıstırap çekmeyin. Sayımız az ve düşman sayısız olabilir ancak Tanrının lütfünün bizimle beraber oluşundan ve düşmanı mağlup etmenin bizim uğraşımız oluşundan ötürü endişe etmeyin. Dehşetli bir ordu, Tanrının inayetine muhatap olmuş kimseyi bozguna uğratmaz. Kadir-i Mutlak Tanrı zafer kaynağıdır;zafer Tanrı’nın ve yakındır Erken Safevi dönemlerindeki aydınlar farklı değildi. Bu nedenle Kadı Ahmet Şah Tahmasp’tan Dört İklim’in Hüsrevi şeklinde bahsederken onun torunu I. Şah Abbas’tan Zamanın Sahibi-nin ordusunu yöneten Bir Dünya Fatihi Kisra olarak söz etmektedir Diğer yandan aklıma konu ise 1880 yıllarda Safevi devletinin başında hüküm süren 1.şah Abbas Anadolu’dan büyük yığınla ve askeri bi oluşumla gelen Türkmenlere devletine kabul görürken küçük Türkmenler bundan yararlanamamış geneli Osmanlıdan kaçmak için dağlık engebeli kuzey doğu Anadolu’nun bu coğrafyasından yararlanarak yaşamlarına devam etmişlerdir.Yani bu yerlere yerleşen daha sonraları asimle olan Türkmenler haritayı açarak önümüze bu engebeli saklayan yerlerle asimle olup göçüp yerleşim yerleri kuran toplulukları mutlak suretle tarih kayıta almış olması gerekir.. Not: Çeşitli kitap ve dergilerden makalelerin özetidir. Devam edeceğiz!!!! |
|
|
|
|
|
#43 |
|
Can ...
Üye No: 2975
Mesajlar: 1.037
Thanks: 451
Thanked 870 Times in 480 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 42
REP Seviyesi :
![]() |
Sufİkiran-eren KizilbaŞ Kiran Dİye Adlandirilan Çaldiran SavaŞinda..
Unutmayalimkİ Hz.Şah İsmaİl Bİr Topu Bİr TÜfeĞİ Bİle Yoktu.. Osmanli Denİlen O O Ordunun Askerİ KizilbaŞ Ordusunun İkİ Katiydi.. 3 GÜn SÜren Çaldiran Sufİkiran Harbİnde Şah İsmal Yedİ Kez Atini DeĞİŞtİrmİŞ KilinÇ İle Bİr Bİrlerİne BaĞlayan Zİncİrlerİ Ve Toplara Kilin VurmuŞ Onlari KirmiŞtir. Bu KilinÇ Ve Bu Top MÜzelerde Sergİlenmektedİr... Kilinci İsteyen Osmanliya Cevap Hazretİ Şah İsmaİlden Gelİr KilinÇ Mezİyet DeĞİlonu Kullanan KizilbaŞ YÜreĞİnİn Koldadir Der.. Tebrİze Gİren Selİm Denen Osmanli Sultani 8 GÜn Tebrİzde Kaldi Safavİ KizilbaŞ DervİŞlerİ Ve Halki AyaklandiĞini GÖrÜnce Korktu Ve Gerİ Çekİldİ.. Bu Onun KorkakliĞinin Ve HİlekarliĞinin YİĞİt OlmadiĞinin Sİyaset Ve Hİlebaz Erbabi OlduĞunun Yeganİ Delİlİdİr.. Şah İsmaİl Osmanlinin En Yorgun En Zayif Aninda Osmanliyla Harbİ Kabul EtmemİŞ Bu İŞe Kervana Gece Saldirak Harabİlere BenzetmİŞtİr. Buda Hz.Şah İsmaİl Hazretlerİnİn YİĞİt Bİr Evlat Ve KizilbaŞ OlduĞunu Delİlİdİr… Erenkiran-sufİkiran Harbİnden Sonrakİ Durumuna Ve KizilbaŞlarin Erenlerİn Halİne ÜzÜlen Hazretİ Şah İsmaİl Kutsal SaydiĞi Ve Adina Şah DaĞi DedİĞİ Mekana Çekİlİr.. Şah İsmaİl Rahatsizlanir Ve Şah DaĞina Gİder O Rada SaĞlik Bulmak İster Şah DaĞina Nİyaz Eder. Durumunun KÖtÜ OlduĞunu SÖyleyen Alİmler Ona Hakk-a YolcuuĞun Yakindir Der.bÖylelİkle Hazretİ Şah Babasini Dedesİnİ Zİyaret Edİp Kendİnİ Erenlere Teslİmederek Bİr YİĞİt KizilbaŞ Olarak Bu DÜnyasini DeĞİŞtİrmİŞtİr… Safavİyedekİ KÖk Batin-i BektaŞİ Hurufİ NakŞİbendİlİk GÖrÜnÜr.. Enel Hakk Safavİler Ve HurufİlİĞİn -batin-İlİĞİn Ve BeŞtaŞİ Efenİmİze HÜrmetİde Şahin AĞzindan HİÇ DÜŞmemİŞtİr.gÜney Azarbaycandakİ BeŞtaŞİ Babalarinin Dergahlari Ve Medreselerİ Buna Delİldİr.. TÜRK VE KIZILBAŞLIĞI YOK EDEN YAVUZDUR BU AVRUPANIN VE EŞARİ ANLAYIŞIN İSTEĞİDİR.. Konu HURUFİCAN-ERZİNCAN tarafindan (04-12-2011 Saat 15:18 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#44 |
|
Can ...
Üye No: 2975
Mesajlar: 1.037
Thanks: 451
Thanked 870 Times in 480 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 42
REP Seviyesi :
![]() |
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]
Şah kızılbaştır şahımız İsmail şah O yiğittir tüm alem bir misal veliullah Kızılbaştır hemi özü sözü kendi Birleştirdi tüm alemi alevi Hurufi Bektaşi bir ism Ol o zaman kızılbaş devleti hakikat Yezid oğlu ile dönekler ile avanaklar Yalana hileye rivayte has bilip Bir olup nice laf eder o şahsiyeti masumiyete |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||