![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevi Edebiyatı Yazılı ya da sözlü alevi edebiyatına dair paylaşımların yapılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Bölüm Yöneticisi |
Şah İsmail, öteki adıyla Hatai beş yüz seksen yılönce vefat etmiştir. Aradan geçen bunca yıla karşın. O, anadolu ve Balkanlarda yaşayan bir kısım halkın gönlünde tüm canlılığı ile yaşamakta, toplumsal etkisini de hala sürdürmektedir.
İlginçtir bunca yakınlığımıza karşın Şah Hatai ve Onun kurduğu Safevi Devleti hakkındaki bilgilerimiz tümüyle yanlıdır. Çünkü bilgilerimizin kaynağı, Şah İsmail'î yok etmeye azmetmiş, Osmanlı İmparatorluğu'na hizmet edenlerce kaleme alınmış kitaplardır. (kitabın arka kapak yazısı) yazar : rumlu hasan
''SÖZ KONUSU ALEVİLİKSE İSLAM TEFERRUATTIR.''
Konu esonto58 tarafindan (11-16-2010 Saat 22:29 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to esonto58 For This Useful Post: |
|
|
#2 |
|
Bölüm Yöneticisi Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.711
Thanks: 2331
Thanked 3633 Times in 1425 Posts REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ben biraz önce internetten siparişini verdim bir an önce elime geçse de okusam ...
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to esonto58 For This Useful Post: | ...HURUFİCAN-ERZİNCAN... (11-22-2010), |
|
|
#3 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Ama bence Aleviler de gerçek Şah İsmail'i araştırıp, okuyup öğrendiklerinde, ezberlerindeki Şah İsmail portresinden farklı bir kişi bulacaklar. Yani sadece Sünniler değil Aleviler de yanlı bakıyor. Tek fark, karşı-karşıt yanlardan bakmaları... |
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: |
|
|
#4 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
sana katılıyorum.gercekte şah ismail hakkında kimsenin doyurucu ve ikne edici bir bilgisi yok. şah isamail hakkında araştırmak ihtiyaç haline geldi. yazarlar araştırmacılar bu konunun üzerine giderlerse çok şeyler degişir kanısındayım. saygılar |
|
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to toprak_1903 For This Useful Post: |
|
|
#5 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Çok haklısın, araştırmaya ihtiyaç var. Ancak, araştırma yapmak demek, sözlü kültürdeki, öykü, destan vb. malzemeyi derleyip kaleme almak demek değil. Bu tür hikayeleri tarih sanıp "deneme" adı altında çala kalem yazanlara, "lütfen dene me!" demek geliyor içimden. Adını soyadını dahi hatasız yazacak kapasitede olmayan bu tür kişiler bir de Alevi toplumuna yazar, kanaat önderi olarak sunuluyor. Şah İsmail dediğimiz kişi bir devlet kurucusu ve başkanı. Devlet-i Kızılbaşan yaklaşık 250 yıl yaşamış bir devlet. Bunu Safevi Devleti olarak biliyoruz. Günümüzdeki İran ve Azerbaycan bu devletinin mirasçıları. Azerbaycan'ın bir bölümü Sovyetler Birliği içinde, büyük bölümü ise İran içinde yer almış. Şimdi bağımsız bir Azerbaycan Cumhuriyeti ve İran İslam Cumhuriyeti ile bunun içinde kocaman bir Azeri bölgesi yer alıyor. Bakü'ye gittiğimde Şah İsmail'in heykelini görmüş ve duygulanmıştım. Aynı şekilde İran'da da bir Şah İsmail heykeli olduğunu öğrendim. Bu, söz konusu iki devletin bir şekilde, az ya da çok Safevi devleti ve Şah İsmail'i kendine ait gördüğü, kendini onun devamı saydığını gösterir. Peki Şah İsmail'in kurduğu ve yaklaşık 250 yıl yaşayan devletin bir arşivi yok mu? Şah İsmail'i, 500 küsur yıldır söylene söylene, dilden dile, halden hale geçen halk öykülerinden mi doğru öğrenebiliriz, bu arşivden mi? Şah İsmail'in Hatai mahlasıyla yazdığı şiirlerinin yer aldığı bir divanı var. Bir de Anadolu'da Hatai mahlasıyla söylene gelen çok sayıda deyiş, nefes vb. var. Anadolu'dakilerin önemli bir bölümünün gerçek Hatai'ye ait olmadığı da görülüyor. Aleviler, az bilip çok konuşuyor. Kendi oluşturdukları hayali, sırça köşkün yıkılmasını istemiyor Aleviler. Öyküleri, masalları tarih sanıyor. Hiçbiri zahmet edip, gidip doğru adreslerde, birinci el kaynaklardan araştırıp işin doğrusunu öğrenme gereği duymuyor. Alevilikle ilgili onlarca kitap yazıldı. Birçok yazar Alevilik yazarak meşhur oldu. Bunların içinde daha önce yazılmış ezberleri tekrarlamak yerine, gerçek anlamda alan araştırması yaparak yeni bulgulara erişen, birinci el kaynaklara göre ve gerçek tarihçilik vasfıyla araştırıp yazan kim var dersen, şu an Hamza Aksüt'ten başka ikinci bir kişi aklıma gelmiyor. Ben en çok Alevilere kızıyorum. Onları eleştiriyorum. Bana kızsalar da bunu söylemek durumundayım. Çünkü gerçeği bulup ortaya çıkarmak yerine, olmasını istedikleri çerçeveyi savunma eğilimindeler. Örneğin, İslam'la hiç ilgisi olmayan bir inanç ve ritüeller dizgesi olan kendi yollarının kadim köklerini kabul etmeyip, bunun İslam olduğunu öne sürüyorlar. Bunu yaparken, hemen yanı başında duran ve yüzyıllardır aynı şekilde yaşayıp gelen İslam'a şöyle bir bakma zahmetinde bulunmuyor, gerçekte İslam'ın ve kendi yolunun bir ve aynı mı yoksa çok farklı mı olduğunu görme şansına da sahip olamıyor. Şah İsmail konusu da böyle... Konu Naki tarafindan (11-16-2010 Saat 23:37 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: | Amistofes (11-19-2010), herdem (11-18-2010), |
|
|
#6 |
|
Bölüm Yöneticisi Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.711
Thanks: 2331
Thanked 3633 Times in 1425 Posts REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
peki sen şah ismail konusunda ne düşünüyorsun abi okudukların öğrendiklerin ışığında ... alevilerin ezberi bozulacak diyorsun bildiğin gibi sol tandanslı ve aleviliğin islam dışı özgün bir inanç olduğuna inanan aleviler '' ki onlardan biri de benim'' şah ismail hakkında iyi şeyler düşünmezler genel itibariyle bu kitle şah ismailin gerçek tarihini okuduklarında eskisinden daha olumsuz bir görüşe mi sahip olurlar yoksa olumsuz görüşleri değişebilir mi ? saygılar naki abi...
Konu esonto58 tarafindan (11-17-2010 Saat 10:48 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to esonto58 For This Useful Post: | herdem (11-18-2010), |
|
|
#7 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sevgili Esonto,
Bu kitabı sipraiş vermekle çok iyi etmişin, Şah İsmail hakkında yıllarca ağzımıza sakız ettiğimiz ve bu konuda yazanlarında dillendirdiği, Şah'ın katilliğinden, Annesini öldürdüğünde, Tekelü'ler KAYNAR KAZANA attıklarından dem vurduk, O sakızı ağzımızda şirirp, şişirip PATLATTIK, Arka kapaktan alıntı yaptığını yazan, iyi demiş, kendisi sünnidir, Ancak Bektaşi babagan kolundan olup, İKRAR vermiş, ve sanırım halife baba mertebesine kadar çıkmış, Şakir Keçeli'dir, Aynı YUNUS misali, iyi kötü, Alevilik çemberi içindedir, Yanlılığı, SÜNNİ yanlılığı değildir diye düşünüyorum. Bunu okuduğımuzda evet ezberlerimiz değişecektir, benim değişti, ve DENEDİM, Her okuyan bidiklerini yazmak için denemliler, KELİME CANBAZLIĞI yapmamalılar, Eksik, ynalış olan yerler yazılır, insanlarda eksiklerini tamamlar, bilgilenirler, Benim DENEME yazımda EZBERLE VE MENAKIPLARLA yazmadım, hepsi kaynaklı ve kaynaklarda yazılmıştır, Burada eksiklikler varsa onlar tamamlanır, Aleviler YANLIDIR, aleviler, Pir'lerine, ulularına, Mürşitlerine yanlı BAKARLAR, onları KUTSARLAR, onların eksiklerini, kusurlarını görseler de demezler, onda bir ilahilik ararlar, Bu sadece Alevilere ÖZGÜ değildir, Tüm İNANCLARDA bu vardır, Siz hiç gördünüz mu? Muhammedin yanlışlarını anlatan, sünni, onu gerçekten araştırdığımızda EZBERİMİZ bozulacak diyen MÜSLÜMAN gördünüz mü? Bu Eserle yıkılan, Alevilerin hayalinde ki, ŞAH İSMAİL değil, bizlere sunulan ve Alevi yazarlarca da Pir'lerine KATİL deniilen anlayış YIKILMIŞTIR, Alevilerin TEŞEKKÜR borcu olduğu E.Çınar anlayışarı yıklımıştır, Çünkü aleviler 500 yıldır, Hatai mahlaslı ŞAH'ları ile Cem-i Ayinlerine onun deyişi ile başlayıp, onunla AYİNLERİNİ tamam etmekteler, Ve aleviler yanlıdır, Bu Ahsenü't Tevârîh, yazarı Rumlu Hasan Şah İsmail çağdaşıdır, Bu kitapda yazılanlar menkıbe ve efsane değildir, NOT: DENEME yazımda kendimi Araştırmacı, yazar falan diye düşünmedim, böyle bir idda içinde çok yetersiz olduğumu düşümekteyim, amacım kitap yazmak, isim yapmak, meşhur olmak falan değildir, hiç olmadı da, Alevilerin gerçeğini çıkarmak isteyenler, kendi isimlerini doğru yazanlar, bunu yapabilirler, Kimsyi tutan yok, İşte arşivler oralarada, Azerbeycan, İran, oralarda, Divanları deyişleri, Duazları ile ortalıkta duran ,onsuz cem olmayan , alevilerce ululanan Kutsanan Pir. Yazım hatalarımın kusuruna bakmayın,
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez Konu İşcanbaba tarafindan (11-17-2010 Saat 12:01 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#8 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
elbette Şah İsmail'le ilgili yazılanların tamamı yanlış demiyorum. Ama olayın özünü ve Şah İsmail'e bakışımızı değiştirebilecek çok önemli noktalar var. Bu konuda bir sürü ayrıntı anlatabilirim. Ama olay sadece Şah İsmail olayı da değil benim eleştirdiğim, Aleviler'in mantalitesi, yaklaşımı. Aleviler, birincil kaynaklardan gerçekleri öğrenme, doğruları söyleme çabası içinde değil. Bunun yerine kulağa hoş gelen, masalları, öyküleri tarih gibi algılama eğilimindeler. Kerameti kendinden menkul bir takım cahil cühela tipler de Alevilerin bu zafiyetini sömüre gelmiş. Bu sitede de benzer tipler var. Bunlar kulak dolgusu, sözlü kültür ürünlerini, folklorü tarih,gerçek, bilim gibi göstererek Alevilerin cehaletini sömürüyor ve pekiştiriyor. Bunu yaparken de tamamen amaçları kişisel egolarını tatmin ve adam yerine konmak. Adam Alici geçinir, ama Ali'nin sözlerinin yer aldığı Nehcul Belağa'yı bir kez açıp okumamıştır. Kendisine okunduğu zaman ise içindeki kafasına uymayan ifadeler nedeniyle, bu kitabın uydurma olduğunu iddia eder. Adam Müslüman olduğunu iddia eder. Ama bu dinin, tüm mensuplarınca kabul edilen kitabı Kuran'da yazanları kabul etmez. Kuran'ın değiştirildiğini iddia eder. Ben tamamen farklı bir dine mensupsam, niye kendimi Müslüman diye adlandırıyorum diye bir sorgulamaya giremez. Muhammed'i, Miraç dönüşü Kırklarla buluşturup, dem aldırıp semah döndürür, eniştesi Ali ile müsahip yapar. Bir kez olsun, gerçek Muhammed portresini ortaya koyan binlerce kaynağa dönüp bakmaz. 1500 yıldır yaşaya gelen hakiki İslam hemen yanı başında dururken, bununla hiç alakası olmayan kendi yolunun adını İslam diye telaffuz eder. Şah İsmail'de de aynı durum söz konusu. Şah Kulu ayaklanmasının önderlerini cezalandırdığı bir gerçekken, bunu asla kabul etmek istemezler. Şah İsmail'in, kurduğu devlette 12 İmam adına (camide) hutbe okutarak Şiiliği resmi din yaptığını, İran'ı (günümüz İran ve Azerbaycanı) Şiileştirdiğini görmek istemezler. Şah İsmail'in çok büyük bir ozan olduğunu görürler, ama O'nun aynı zamanda onbinlerce insanın katlinden sorumlu zalim bir kişi olduğunun, İranlıları kılıç zoruyla Şiileştirdiği ve milyonlarca Sünniye kırım uyguladığının, Özbek Hanı'nın kafatasını şarap kadehi yapacak kadar vahşi yönleri olduğunun dillendirilmesini asla istemezler. Bu arada yukarıdaki yazının sahibi arkadaşın, "patlattık" dediği Şah İsmail'in kendi anasını öldürttüğü, Şah Kulu iysancılarını kaynar kazanlara attardığı iddiaları, internette dolaşan yazılardan derleyerek bu forumlara aktaran kişi, kendisinin "Üstat" diye hitap ettiği H. Yergezen'dir. O yüzden bu lafları dolayısıyla muhatabı ben değilim. Kendisini "Müslüman" olarak gören ve sunan birisi, Muhammed'in gerçek kimliği öğrenildiğinde hakkındaki fikirlerin değişeceğinin söylenemeyeceği gibi Şah İsmail için de aynı şeyin yapılamayacağını savunduğunda, bu yaklaşımıyla Şah İsmail'i "peygamber"le eş tutacağı için, İslam'a tamamen aykırı bir konuma düşeceğini dahi bilmeyebiliyor. Şah İsmail (Hatai) deyişleri, duvazları olmadan cem olmayacağını söyleyenlere şunu sormak isterim. Cem ayini, 16. yüzyılda mı icat oldu? Daha önce cem yapılıyorduysa, nasıl yürüyordu? Şah Hatai'siz cem olamayacağını savunanlar, Aleviliğin 16. yüzyılda Şah İsmail marifetiyle icat edilmiş, oluşturulmuş, sentetik, yapay bir din olduğunu savunduklarının farkında değiller mi? Oysa, Şah İsmail Aleviliğin kurucusu olmadığı gibi Şiiliği devletinin resmi dini-mezhebi yapmış. Gerçek bu... Ama şunu söylemek yanlış olmaz: Şah İsmail'e bir devlet kuranlar Alevilerdir. Devletin kuruluşundan itibaren Şah İsmail Alevilerle yollarını yavaş yavaş ayırmaya başlamıştır. Konu Naki tarafindan (11-17-2010 Saat 14:44 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: |
|
|
#9 |
|
Bölüm Yöneticisi Bulunduğu yer: mersin (sivas)
Üye No: 2377
Mesajlar: 1.711
Thanks: 2331
Thanked 3633 Times in 1425 Posts REP Gücü : 18
REP Puanı : 572
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
yani abi senin söylemlerinden şunu mu anlamamız lazım şah ismail alevi değildir şiidir alevileri kullanarak bir devlet kurmuştur alevilerle işi bittikten sonra asıl amacı olan şiiliğin azerbaycanda ve iranda tesis edilmesi için büyük bir çaba sarf etmiştir ... erdoğan çınar da bunu vurgulayıp durdu biliyorsun kitaplarında alevilere en büyük zararı şah ismail verdi diye ... bir de abi bu şah ismail iranlıları ve azerileri zorla şiileştirdi de devletin asıl kurucusu olan alevileri üstelikte onların çok büyük bir desteğini almışken neden şiileştirmedi de aleviler kendilerini koruyarak günümüze kadar geldiler ...saygılar
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to esonto58 For This Useful Post: |
|
|
#10 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Sevgili Esonto58, Şah İsmail konusunda Erdoğan Çınar ya da karşıtlarının ne söylediği değil benim meselem. Belki iki tarafın da yanlışları, eksikleri vardır. İlla bu ikisinden birini, yani ya siyah ya beyazı tercih etmek durumunda mıyız. Bu şartlanmalardan arınarak, olayı kendimiz anlamaya çalışalım. Şah İsmail'in büyük büyük dedesi Şeyh Safiyüddin, Erdebil merkezli Safevi tarikatının kurucusu. Safevi tarikatı başlangıçta Şafi (Sünni) mezhebinde bir sufi oluşum. Ama zamanla bu tarikatın yönü aleviliğe dönüyor. Bu dönüşümde belki en belirgin kırılma noktası Şeyh Cüneyt'tir. Cüneyd, Alevi zümrelerin desteğiyle tarikat nüfuzunu siyasi erke dönüştürme yönündeki ideolojinin ilk kurucusu belki de. Mürit toplamak için Anadolu'ya geliyor. Ama başarılı olamıyor. Ya da ömrü yetmiyor. Oğlu Şeyh Haydar bayrağı O'ndan devralıyor. Haydar, Erdebil Tekkesi müritlerine 12 dilimli kızıl taç (Tac-ı Hayderi) giydiriyor. Bir siyasi-inançsal-militer ideoloji olarak Kızılbaşlık ülküsü güçlendiriliyor, hayata geçiriliyor. (Bu arada yukarıdaki profil resmimde tasvir edilen bir Kızılbaş askeridir) Babası öldürüldüğünde küçük bir çocuk olan İsmail, belli bir yaşa kadar ana tarafından dedesi olan Akkoyunlu Uzun Hasan'ın sarayında kalıyor, sonra müritleri tarafından saklanarak büyütülüyor. Alevi toplulukların oluşturduğu güç, devlet kurarak, başına henüz 13-14 yaşlarındaki İsmail'i getiriyor. Böylece Safevi hanedanından gelmesi nedeniyle Şeyh olan İsmail, Şah da oluyor. Cüneyd'in hedefi gerçekleşiyor;Şeyhlikle Şahlık birleşmiş oluyor. Hatai tapşırmasıyla yazdığı şiirleri okuduğumuzda İsmail'in bu dönemdeki inançsal kimliğinin gerçekten de Alevi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kendisi Alevi inancına yürekten inanıyor, aynı zamanda bu yolun erkanını yeniden düzenleyerek, daha güçlendiriyor. Bu süreçte, iktidara giden yolda Aleviliği kullandığı gibi Aleviliğe katkıları ya da etkileri de oluyor. Şah İsmail'le birlikte, Anadolu ve Mezototamya bölgesindeki Alevilik erkanı Şah İsmail'in toplum mühendisliği çalışmasıyla yeniden dizayn ediliyor, cemlerde, söylemde Hatai ağırlığı doruk noktaya ulaşıyor, Aleviliğe yine bu çerçevede yer alan Safevi ekolünün damgası vuruluyor. Ancak devleti kurduğunda ilk yaptığı iş camide 12 İmamlar adına hutbe okutmak oluyor. Bu, kaçınılmaz bir süreç olarak Şiiliğe giden yolun ilk adımını oluşturuyor. Safevi devletini kuran güçler büyük oranda göçebe topluluklardan oluşuyordu. Bunlar koyun sürüleriyle yaylak kışlak dolaşan göçebelerdi. Safevi Devleti'nin (Devlet-i Kızılbaşan) bayrağına baktığımızda da arka planda güneş, önünde semiz bir koç resmi görüyoruz. Bu da devleti kuranların sosyo ekonomik yapısını bize gösteriyor. Ancak, yerleşik kültür, devlet düzeni farklı dini uygulamaları gerektiriyor. Göçebe toplulukların dinsel anlayışı yeni süreçte, kurulan bu devletin temel ayaklarından biri olmaya, bu devleti taşımaya yetmiyor. Çünkü, devlet demek hukuk (dini terminolojide fıkıh) demektir. Kurulan devlette, hangi hukuk geçerli olacak? Daha doğrusu devlet hangi hukuk temelinde dizayn edilecek? Alevilik bir devlet düzenini kucaklayan bir yapı olmadığı için devletin ihtiyaç duyduğu hukuk çerçevesini ona sunamıyor. Nasıl Osmanlı Sünni fıkhını devletin temel hukuk düzeni olarak alıp kendisine temel yapmışsa, Safeviler'in de benzer bir yola başvurması gerekiyor. O halde, yeni devleti Ehli Beytçi topluluklar kurdularsa, devletin dayanacağı hukuk düzeninin de Ehli Beyt'in öngördüğü nitelikte olması gerekiyor. Necef taraflarından Şii ulema getiriliyor, Şia'nın fıkhi esasları temel alınarak devlet bunun üzerine oturtuluyor. Yeni devletin rejimi, imamet esaslı 12 imamcı Şiilik oluyor. Şiileştirme süreci İsmail'in oğlu Şah Tahmasb döneminde tamamlanıyor. Safevi devletinin halkı giderek Şiileşirken, daha sonra Osmanlı'nın topraklarını ele geçirmesi nedeniyle bu devletin tebası haline gelen ve idari anlamda Safevilerden kopan Anadolu Alevileri ise hala Şah İsmail'in bıraktığı yerde duruyor. Yani Safeviler, "Alevileri Şiileştiremedi" şeklindeki bir bakış doğru değil. Safeviler, Çaldıran yenilgisi nedeniyle yitirdikleri topraklarda kalan Aleviler'le irtibatları kesildiği için onları Şiileştiremedi. Çaldıran ovasında herşeyini bırakıp kaçan Şah İsmail, bu savaş sonucu Osmanlı'nın eline geçen Doğu Anadolu'daki Alevileri nasıl gelip Şiileştirebilirdi ki? Asıl, Osmanlı nasıl Sünnileştiremedi diye sormak lazım. Ama Safeviler, Azerbaycan ve İran'daki Alevileri ve Çaldıran yenilgisinin ardından o taraflara göçen Alevi aşiretlerini büyük oranda Şiileştirdi. Ancak İran ve Kuzey ırak'ta da belki de göçebe ya da merkezi idarenin etkisinden uzak yaşam tarzları nedeniyle, bu Şiileşme sürecine karşı koyabilen, Anadolu Alevileri gibi 500 yıl önceki Alevi kimliği ve yapısını büyük oranda muhafaza edebilen Cehelten, Kırklar, Ehli Hak, Şahseven, Goran, Kakai, Şabak vb. topluluklar da bulunuyor. Bu arada İsmail'in, henüz devletini kurmadığı tarihlerde dünyaya gelen oğluna, neden Ali, Hasan, Hüseyin vb. bir Alevi-Şii adı ya da (Türk kökenli olduğu kabul edildiğine göre) neden Türkçe bir ad değil de Tahmasb gibi bir Sasani ismini verdiğinin de üzerinde durulması gerekiyor. Konu Naki tarafindan (11-17-2010 Saat 14:56 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: | Amistofes (11-19-2010), esonto58 (11-17-2010), |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||