![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevi Edebiyatı Yazılı ya da sözlü alevi edebiyatına dair paylaşımların yapılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#21 |
|
Bizden Biri |
Anlamadığım bir şekilde sanki ben “Şah İsmail Alevi değil” diyormuşum gibi bir hava yaratılıyor, hararetli biçimde O’nun Alevi olduğu ispatlanmaya çalışılıyor. Oysa, benim yazdıklarımın son derece açık olduğunu, okuma yazması olan herhangi birinin kolayca anlayacağını düşünüyorum. Ben özellikle, herkesin anlayacağı bir dille yazmaya gayret ediyorum. O yüzden ne dediğim belli. Bir kez daha yineliyim ki "Şah İsmail Alevi değil" şeklinde bir görüşe sahip değilim. Çünkü böyle bir iddia gerçekçi olamaz. Günümüzde Anadolu’da yaşayan Alevilik formatının mimarı o. Bir Alevi olarak Alevilerle birlikte bir devlet kurmuş, aynı zamanda Aleviliğin erkanında reforma gitmiş. Ama bu durum Safevi Devleti’nin kuruluşundan itibaren adım adım Şiiliği kayıp, bu ekolü kurumsallaştırdığı gerçeğini değiştirmez. Ben Şah İsmail için Alevi katili de demiyorum. Bu yöndeki popüler bilgi ve söylentilerden bir derlemeyi, H. Yergezen adlı arkadaş, geçmişte bazı forumlara yazmıştı. Kendisi Şah İsmail’in Şah Kulu isyancılarının ele başlarını kaynar kazanlara attırarak haşlattığını, işlediği cinayetlerden dolayı kendisini eleştiren öz anasını boğdurarak öldürdüğünü vs. anlatmıştı. İşcanbaba rumuzlu forum üyesi arkadaşın, bu kişi değil de sanki ben bu iddiaları dillendirmişim gibi davranmasına bir anlama veremedim doğrusu. Kaldı ki bunlar da iddia edilebilir, yazılabilir. Kaynaklarla desteklenebiliyorsa, inandırıcı da olur, kimse “Vay efendim nasıl olur da böyle yazarsın!”diyemez…Ama bunların daha çok Osmanlı vakanüvistlerin yazdıkların olduğunu biliyoruz. Bunlar yeni şeyler de değil, bir çeşit tarih magazini türünden öyküler. Ancak, Şah İsmail'in Çaldıran savaşında, savaş meydanından kaçarak canını kurtardığı da bir gerçek ki kendi şiiriyle de sabit zaten. Ben, işi başından aşkın bir adamım. Bu konularda yazacak söyleyecek çok şey var. Ama ne yazık ki her zaman yeterli içerik ve donanımda yazma fırsatım olmuyor. Bu yüzden bazı maddi hatalar da olabiliyor. Örneğin önceki yazıda İsmail'in Akkoyunlu sarayında büyüdüğünü yazmışım. Oysa, orada kastedilen kişi Şeyh Haydar'dır. İşcanbaba, yaptığı eleştiriler içinde sadece bunda haklıdır ki bu da sadece bir maddi hatadır. Şimdi, ister istemez konunun derinliklerine dalma ihtiyacı hasıl oldu. Zamanım yettiği ölçüde yazmaya çalıştım. Yetirli zamanım yoktu ve istediğim gibi bir anlatım olmadı. Ama, en azından daha önce dile getirdiğim bazı görüşlere yapılan itirazlara burada kaynaklarıyla yanıtlar verdim. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Konu Naki tarafindan (11-18-2010 Saat 05:07 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: | Amistofes (11-19-2010), ...baskoylu... (11-20-2010), Hamza Aksüt (11-18-2010), |
|
|
#22 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Thanks: 2518
Thanked 3344 Times in 903 Posts REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Naki Bey
Safeviler konusunun Alevilik açısından ne kadar duyarlı bir konu olduğunu belirtmiştim. Duyarlı olduğu kadar, son yıllarda yapılan yayınlarla bir hayli kirletilmiş bir konu. Kirleticilikte baş rolleri ilahiyatçılar, hemen hemen tümü sağ görüşlü olan Türkiye'li tarihçiler oynuyor. Sol görüşlüler, doğal olarak Aleviler ne yazık ki tarihle ilgilenmiyor, ilgilenseler de baş roldekileri kaynak olarak kullanmak zorunda kalıyor ve buradan slogan üreterek, slogana alışmış sol/Alevi kitleye söylev, makale! ve kitap sunuyor. Bunu yapan Alevi yazarların tümüne yakını iyi niyetli. (Paulikien-Hıristiyanların kiliselerini dede ocağı, papazlarını pir olarak yutturmaya çalışanlar, Alevilerdeki tarih bilgisizliğinin yarattığı zaafiyeti kullanıyor ki bu bir istisna.) İlahiyatçılar ve sağcı tarihçiler, Safevileri bir ocak olarak ele alıp Hacı Bektaş ocağı dışındaki Alevilere Kızılbaş adını takarak Kızılbaşlarla Hacı Bektaş ocağı üyelerinin (onlar bu ocaktan olanlara Bektaşi diyor) karşı saflarda yer aldığını sürekli vurguluyorlar. Bu vurgu, Alevi tabanda ve Alevi yazarların ve örgüt yöneticilerinin bir bölümünde belli bir etki yaratmış durumda. Onlara göre Hacı Bektaş ocağı üyeleri Osmanlı ile işbirliği yaparak Safevilere saldırırken Hacı Bektaş ocağı dışındakiler Safevilerle işbirliği yapmıştır. Oysa durum hiç de öyle değil. Hacı Bektaş kasabasının Osmanlı tarafından ele geçirilmesine ilk tepki Hacı Bektaş postnişini Kalender Çelebi'den gelmiş, bu eren Osmanlıya karşı savaşlar yapmış ve sonunda şehit olmuştur. Şeyh Celal (Yozgatlı), Donuzoğlan (Çukurovalı), Seydi Beğ (Çukurovalı) ve II. Şah İsmail'in (Antakyalı ve Elbistanlı) önderliğindeki olaylar da öyle. Örneğin; II. Şah İsmail, Elbistan ve Adıyaman yöresinde ayaklandığında Hacı Bektaş tekkesinde 30.000/50.000 kişyle kurban kesmiştir. Bu kişi, "Ben Safevi hükümdarı II. İsmail'im" diye ortaya çıkmıştır. Bu bilgileri sizin görüşlerinize karşı olsun diye sunmuyorum. Alevi kamuoyuna aşılanmak istenen Kızılbaş-Bektaşi karşıtlığının tarihsel temellerini olmadığını örneklemek için sunuyorum. Şah İsmail/Hatayi'nin Alevi olduğunu belirtmişsiniz, bence gayet açık bir gerçeği dile getirmişsiniz, ancak, bu bile önemli. Çünkü, Alevi kamuoyu öyle bir duruma gelmiş ki, konferanslarda 'Yedi Hak Aşığı'nın Alevi olup olmadığı ciddi ciddi sorulabiliyor. Demek ki, Hatayi'nin Alevi olduğunu bile sık sık vurgulamamız gerekiyor. Tüm bu tartışmalar gösteriyor ki, özgüvene sahip, kaynaklara hakim, kaynak irdelemesi yapabilen, Alevi inacı ve kurumlarıyla tanışık olan Alevi tarihçiler, Safeviler konusunda araştırma yapmak zorunda. Alevi kamuoyu, fantezilerini yazıp bu konulara girmeyen yazarlarını da sıkıştırmak zorunda. Beylik laflarla bu soruların yanıtlanamayacağı açık. Şah İsmail'in hutbe okutmasının ne anlama geldiğini irdelemek gerekir. Örneğin, Sultan I. Mehmet (resmi tarih ona Fatih Sultan Mehmet diyor, Osmanlı vakanüvisleri bile bu unvanları kullanmıyor.) İstanbul'u aldığında bir kilisede hutbe okutmadı mı? Önemli olan Şah İsmail'in camide hutbe okutması değil, camiye karşı tutumunun ne olduğudur. Örneğin, I. Selim, Çaldıran savaşının ardından Tebriz'e girdiğinde hutbe okutmak için bir cami bulmakta güçlük çekilmiş, 'harap ve metruk (boş)' bir durumda bulunan Hasan Paşa camisi acele onarılarak hutbe okunabilmiştir. (kaynak: Haydar Çelebi Ruznamesi, s.146, ruzname, günlük demektir, Haydar Çelebi, Osmanlı yazarıdır.)Doğal olarak Şah İamail'in ve Safevi merkezi güçlerinin tutumundan söz ediyorum. Çünkü, Safevi devleti, Azerbaycan, İran, Irak, Mezopotamya, Kafkasya'nın ve Anadolu'nun bir bölümüne egemen olan bir imparatorluktur. Bu imparatorluk sınırları içinde Sünni, Alevi, Şii, Hıristiyan, Budist gibi inanç sahipleri vardır. Bu geniş coğrafyadaki tüm camilere ve cemaatine cephe alınması elbette mümkün değildir, ayrıca akılcı da değildir. Belirtmek gerekir ki, Safevi merkezi güçleri Alevi-Şii ittifakına dayanır. Zaten Alevilik ve Şiilik, özellikle Sünniliğe karşı, siyasal anlamda her zaman müttefik olmuştur. Günümüzde bunun örneğini Lübnan'da görebiliyoruz. Safevi devleti güneye, yani İran'a doğru genişlediğinde, buna paralel olarak başkentin de güneye, örneğin Isfahan'a alınması ve Kerbela ile Necef gibi Alevileri barındırmakla birlikte Şiiliğin anavatanı olan yerlerin ülke topraklarına katılmasıyla birlikte zaten imparatorlukta belli bir nüfuz ve nüfusa sahip olan Şiilerin etkisi giderek artmış, merkezi yönetimde ve orduda iki kamp ortaya çıkmış (Alevi ve Şii), bu iki kamp birbiriyle kıyasıya mücadele etmiştir. Bu mücadelelerin tarihi, çok uzun bir yazıyı gerektirir. Ancak, kısaca belirtmek gerekir ki, Safevi imparatorluğunun topraklarında Şiiler ve Aleviler varlığını sürdürerek günümüze ulaşmış, Sünnilik ise büyük yaralar alarak çok küçük bir azınlık durumuna düşmüştür. Günümüzde İran'da yaşayan Şiilerin atalarının büyük bir bölümü Safevi imparatorluğundan önce Sünni idi. Dolaysıyla, Safevilerdeki Alevilerin varlığını oransal olarak da koruyup bu güne ulaştığını söyleyebiliriz. Son olarak kaynak irdelemenin ne kadar önemli ve gerekli olduğuna bir örnek vermek istiyorum. Şah Tahmasb zamanının tarihçisi Hasan-ı Rumlu'nun yazdığı Ahsenü't Tevarih'in iki el yazması vardır. Biri İstanbul'da Nuruosmaniye kütüphanesinde, biri de İran Meclis kütüphanesinde. İran'daki nüshada şöyle bir fazlalık var. Konu, Şah İsmail'in 1501 yılında devlet kurması ve hutbe okutması. Hutbe okunması bölümü anlatıldıktan sonra şu paragraf var: (Eklenen bölüm ![]() "O dönemde hak olan Caferi mezhebinin özellikleri hakkında ve 12 İmamlı topluluğun kural ve yasalarına ilişkin halk birşey bilmiyordu. Çünkü İmamiye'nin fıkıh kitapları ortada yoktu. Uzman bilginlerin sultanı Hilleli Şeyh Cemaleddi Motahhar'ın yapıtlarından İslami Kurallar kitabının birinci cildi şeriatı koruyan Kadı Nasrullah Zeytuni tarafından dini konuların eğitimi ve öğretimi için kullanılıyordu. Gitgide 12 İmamlık mezhebi gerçeğinin güneşi yükseldi." Bu alanda yapılacak o kadar iş var ki, örneğin Hasan-ı Rumlu ve İskender Beğ gibi birçok Safevi kaynağı Türkçe'ye çevirilmeyi bekliyor. (Hasan-ı Rumlu'nun en önemli cildinin yalnızca Şah İsmail bölümü, yani bir kısmı Türkçeye çevirilmiş durumda) Saygı ve sevgilerimle.... Hamza Aksüt |
|
|
|
| The Following 7 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | Amistofes (11-22-2010), ...baskoylu... (11-20-2010), esonto58 (11-18-2010), |
|
|
#23 |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
degerli hamza aksüt
1- bir yazar olarak şah ismaili alevimi yoksa şii mi bir kere bunu net olarak bize anlat .şah ismailin soyu alevimi yoksa şii mi bunu net olarak tek kelime ile bize sun. şah ismail hem alevi hemde şii olamaz.birinden biri. 2-kurmuş oldugu devlet ve vermiş oldugu mucadele alevilige mi yaramiş yoksa şii lere yaramiş. 3-alevilerle , şiiler birbirleriyle sünnilere karşı itifak kurmuşlar diyorsun. bu itifaki siyası olarakmı yoksa inanç olarakmı demek istediniz. egerki inanç olarak istediyseniz. tam birbirine zıt egerki siyası olarak diyorsanız.şah ismailin alevilikle ne ilgisi var. 4- feytullahın okullarında ne ögretilir mustafa kemalin okullarında ne ögretilir peygamberin camısınde ne ögretilir. diyorsunki şah ismailin camiye gittigi degil önemli olan vermiş oldugu hütbe önemli diyorsun vermiş oldugu hütbede kızıl başlar kurana inanmzmı dedi kızılbaşlar camiye gelmezmi dedi kızılbaşların ibadet şekli tamaman camiye tersmi dedi. yoksa kızıl başları camide bunlarda iyi adam ibadetleri aynı kurana inanırlar , camiye giderler diye alevilerimi yüceltti. camide ne diye hütbe verilir. saygılarımla Konu toprak_1903 tarafindan (11-18-2010 Saat 11:58 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to toprak_1903 For This Useful Post: | Amistofes (11-22-2010), Hamza Aksüt (11-18-2010), |
|
|
#24 |
|
GENÇALEVİLER YAZARI
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Thanks: 2518
Thanked 3344 Times in 903 Posts REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Sayın Toprak
1-Şah İsmail'in Alevi olduğunu yazımda açıkça belirttim. Şah İsmail, Alevilerin hak aşıklarının en büyüklerinden olan Hatayi'dir. Soyunun Kürt ya da Türk olduğu tartışmalıdır. Yine soyunun Alevi ya da Sünni olduğu da tartışma konusudur. Kendi kaynaklarına göre Şah İsmail, Musa Kazım soyundan bir Alevidir. 2-Kurmuş olduğu devlet, Alevilere de yaramıştır, Şiilere de. Sünnilere yaramamıştır. Şöyle düşünsek, Mustafa Kemal'in kurduğu devlet, onun yandaşlarına mı yoksa karşıtlarına mı yaramıştır? 3-Alevilerle Şiilerin ittifakının siyasal olduğunu zaten yazımda açıkça belirttim. 4-Şah İsmail hutbe verdi demedim. Yazıyı tekrar okumanız gerekiyor. Nasıl ki Sultan Mehmet, İstanbul'u aldığında, Hıristiyan olmadığı halde kilisese hutbe okuttuysa Şah İsmail Hatayi de cami cemaatinden olmadığı halde Tebriz'i aldığında adına hutbe okutmuştur. Yani, devlet kurduğunu duyurmuştur, o kadar. 5-Şah İsmail/Hatayi'nin inançlarını merak ederseniz başta Divan'ı olmak üzere onun deyişlerini ve şiirlerini okumanız gerek. Şah İsmail, eser vermemiş, bilinmez bir kişilik değil. Üstelik sıradan bir insan değil, bir imparator. Camiye ne kadar ilgisinin olduğunu ya da olmadığını rahatlıkla öğrenebilirsiniz. Saygı ve sevgilerimle .... Hamza Aksüt |
|
|
|
| The Following 5 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post: | Amistofes (11-22-2010), esonto58 (11-18-2010), |
|
|
#25 | ||||||||||||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İlahi adalet denirya,
Naki'nin geldiği yer orası, Alinti:
Oysa bu konunun 3. mesajında Alinti:
5 nolu mesajında da, bana taş atarak, aynı mantık üzerinden yazmakta, ve Alinti:
8 mesajda ise, devmla, yine isim vermeden, taşlamalar, kelime oyunları ile devam ederken Alinti:
şah İsmail'i çok büyük ozan olarak görmek gibi hatamız varmış, oysa o sıradan biri demek istiyor sanırım Ve onbinlerce insanı da öldürmüş, KATİL bir insan, alevimi olur? demek istiyor, sünnilerin öldürülmesi zoruna gidiyor, Bunun anlamı ne? Şahdan alevi olmaz, ben bunu anlıyorum, bilmem başkaları ne anlıyor, Kendisi muhatap alınmadığı halde, Alinti:
Ben onun DENE-MEME dediğinde, genel yazdım, bunun içinde, sünni,Osmanlı kaynakları kulanan herkes vardı, Alinti:
Ve onun Şiiliğini ıspatlamak için büyük caba içinde, Sonra; Alinti:
Alinti:
21. mesajında ise, Alinti:
Konu Hıdır, değil, ben DENEMEM de, onu yazan herkesi eleştirdim Ve bir Alevi olarak Alinti:
Haklısın mı? Alinti:
Geri çekilmiştir, KORKAK olan tifeng ve Topların arasından çıkamayn Yavuz dur. Alinti:
Yazılarım kaynaklıdır, hikaye,söylenceyi kapsamaz, Ve senin yazdığın, "Safevi olayı" yazında, benim "DENEMEMİN" ÜÇ AŞAĞI, BEŞ YKARI TEKRARIDIR, mesela Ahsenü't tevrih de, şah ismail in , Camii ye girdiğini falan yazmaz, Ve o yazında kaynalkların sayfaları farklı, bir daha kontrol et, Tüm bunlardan sonra Hamza abinin Şah İsmail/Hatayi'nin Alevi olduğunu belirtmişsiniz, bence gayet açık bir gerçeği dile getirmişsiniz, ancak, bu bile önemli Bu noktaya gelmen önemli Gerisini boşver.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez Konu İşcanbaba tarafindan (11-18-2010 Saat 21:04 ) değistirilmistir.. |
||||||||||||
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | esonto58 (11-18-2010), |
|
|
#26 | |
|
Gönül Dostu
Üye No: 1622
Mesajlar: 486
Thanks: 196
Thanked 664 Times in 324 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -23
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
bazılarına katılsamda bazılarına katılamadım. 1- şah ismailin. türk, kürt , soyunun alevi ,sünni oldugu elbette tartışilir. katılıyorum. şah ismail ile hatayı aynı kişimi asıl tartışılacak konu bu şah ismailin musa kazım soyundan geldigine bende katılıyorum yanlız musa kazım soyundan gelen bir kişinin alevi olup olmadıgına okurlar karar versin.musa kazım soyundan gelen alevimi şii mi 2 - şah ismailin kurmuş oldugu devlet alevilere yaramiştır diyorsunuz . şah ismail hükümdar olduktan sonra alevilerin lehine nasıl bir degişiklik yapılmiş aleviler toprak, mal , mülk edinmişmi. alevilerin sınırları daratılmişmi yoksa genişletirmiş mi şah ismail hükümdar olunca şiiligi devlet mezebi yapmiş.aleviler boşamı kürek salladı .binlerce aleviler katledilince şiiler niye bu kadar kayıp vermedi. şah ismail hükümdar olduktan sonra aleviler niçin kırılma noktasına geldi. aleviler inandıgı pirine kırılırmı 3- alevilerle şah ismail olayı inanç degil siyası olarak benimde demek istedigim bu işte şah ismaile alevi olarak yanında olmadık sıgınma maksadiyle . şah ismailinde ikinçi beyazite babam deyıp saygı duymasıda tartışılacak konu 2. beyazitin baskısından kacan aleviler şah ismaile sıgınıyor. şah ismailde 2. beyazite baba .o benim babam beyazite duydugu saygıyıda hiç kimseye duymuyor.şah ismailda alevileri niye kaçdınız diye sorguya cekiyor. bunlar sıyaset . siyasette babasını kardeşini öldürüyorlar. saygılarımla Konu toprak_1903 tarafindan (11-18-2010 Saat 14:11 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to toprak_1903 For This Useful Post: |
|
|
#27 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.063
Thanks: 12581
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Toprak can
Alinti:
Amacın üzüm yemek mi? Bağcıyı dövmekt mi? anlamadım, En az 1-2 haftadır Şah ismaiil konusu konuşuluyor, ve hasbel kader alevi ve bağımsız kaynaklardan, eskk ezberlerin yanlış olduğu, Onların alevileri ve şah'ı karalamak ,küçük düşürmek amacı ile yapıldığını yazdık, Kaynaklar gösterdik, Sen hala o eskilerden dem vurmaktasın, Hamza abi, Alevilerle, Şah ismail'in birlikteliğinin siyasi olduğunu söylemiyor, Şii'ler le diyor, yani ortak noktaları olan ( 12 İmam, Ali, ehlibeyt sevgisi gibi) inanc veya topluluklarla, Yine, Alevilerin Şah ismail'e sığınmak için gittiler gibi bişey demiyor, Şah Kulu veya Tekelü'leri Beyazıt'a isyan ettiler diye sorgulamadığını yazdık, Böyle bir sorgulama yok, Sadece Tebriz den gelen kervan'a yapılan saldırıdan dolayı cezalandırıldığını da yazdık, Ançak sen inatla osmanlı tezlerine sarılmaktasın, anlamakta zorlanıyorum, üzüm mü? yiyeceksin, başka bi şey mi? |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#28 | ||
|
Hakka Yürüdü
Üye No: 156
Mesajlar: 730
Thanks: 693
Thanked 1722 Times in 620 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Simdi o yaziya baktim. Alevilerbirliginde duruyor.Üstelik yararlandigim kaynaklarida yazmisim.Ünsal Öztürk(Aleviligin büyük sirri), Lütfi Kaleli(Sah Hatayi, Pir Sultan), Hoca saadettin ve Ismail Hakki Uzuncarsili Osmanli Tarihi, Sen o yazinin altina ne yazmissin onuda biliyormusun? Tek bir cümle ile büyük harflerle su notu düsmüssün. Alinti:
Iki yüzlülük iyi bir sey degil, bu ikiyüzlü huyundan vaz gec.Kisilerin kisiliklerini incitme, incitirsen senide incitirler , incinincede ciyak ciyak bagirma. Iscanbaba belki düzgün yazi yazamiyor, olsun yazamasin! Ben onu iki defa üc defa yeniden okuyorum ve ne demek istedigini anliyorum. Aranizdaki fark ne biliyormusun? Senden bin katli daha dürüst ve saygin bir kisiligi var. Alim olsan kac yazar, bilgin olsan kac yazar, insan olmayi ögren önce insan.. diyorum ama, Bu yastan sonra senden hic bir sey olmaz.. Konu Onurcan tarafindan (11-19-2010 Saat 02:57 ) değistirilmistir.. |
||
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Onurcan For This Useful Post: | İşcanbaba (11-19-2010) |
|
|
#29 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
O zaman o yazıyı yazan arkadaşa, yaptığı çalışma için, verdiği emek için "eline sağlık" demişim, suçum bu mu şimdi? Hırsızın hiç suçu yok mu? derler. İşcanbaba, Şah İsmail'i Alevi katili olarak gösterdiğim gibi bir imada bulunarak bana saldırıyor. Ben de diyorum o yönde bir yazıyı ben değil Hıdır Yergezen yazdı. Eğer bunu yazmak suçsa, sen O'nu yazan kişiye saygıda kusur etmeyip, niye bana saldırıyorsun? Bu bir çelişki değil mi? Amacım bu çelişkiye işaret etmek, Yergezen'i ispiyonlamak değil ki. Zaten o yazıyı yazdığı yer açık ortam, benim bunu hatırlattığım yer de aynı. Saklı gizli bir şey yok. Her olayda, her lafta, her işte mantık ararım ben. Şimdi Şah İsmail'in Alevileri katlettiğini yazmak suçsa, muhatabın bunu yazan kişi diyorum. Ama, ne gariptir ki sırf o yazıyı yazan kişiye (o zaman) "eline sağlık" dediğim için yine ben suçlu oluyorum. Bu nedir, bu nasıl bir mantıkdır. Burada hakkaniyet var mı, iyi niyet var mı? Yeter kardeşim yahu.... Bu kadarı da fazla gerçekten... Bana "İnsan olmayı öğren" diyen, yani zımnen insan olmadığımı söyleyen bu kişiye bakın. Güleyim mi ağlayayım mı? Muhatap alıp aynı dozda yanıt verirsem, onun seviyesine düşmüş olacağım. Daha da kötüsü hiçbir hakkımız olmadığı halde bu ortamı, böyle saçma bir olaya alet edeceğiz. Buna hakkımız yok. Ama genel üslup bu... Ya bunları görmezden geleceğim, ya da buraya gelmeyerek gerçekten görmeyeceğim. Belki de amaçları bu, bilemem. Dostlar, ne yapayım siz bir akıl verin... Konu Naki tarafindan (11-19-2010 Saat 13:32 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#30 | |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
Beni "Şah İsmail Alevi katili", "Şah İsmail Alevi değil" diyormuşum gibi göstermeye çalışıyorsun, bundan dolayı beni infaz etmeye kalkıyorsun. Ben de diyorum ki benim böyle bir görüşüm yok, o görüşü dile getiren falanca. Kişileri karıştırıyorsun sanırım. Elbette bu bir görüştür, birileri bunu yazar çizer. Ama benim şu an böyle bir düşüncem, görüşüm yok diyorum. Bu görüşü savunmak suçsa, bunu savunan Yergezen'i göklere çıkarıp, bana saldırman bir çelişki diyorum. Ben ne zaman Şah İsmail Alevi değil dedim. Ben ne zaman Şah İsmail Alevi katili dedim. Velev ki geçmişte dedim. Şu an öyle düşünmediğimi kendim beyan ediyorum zaten. Okuduğunu anlayacak kapasiten yoksa ben ne yapayım. Alevi bir insan, kurduğu devletin resmi dinini Şiilik yapıp, kendisi de zamanla bu çizgiye kaymış olamaz mı? Safevileri, uzunca bir yazıyla anlattım. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] okuyun, görüşlerinizi orada belirtin. Bilimsel makale nasıl yazılırmış, kaç tane kaynak vermişim görün. Küçük insanlarsınız. Kendinizi sureti haktan göstermeye, Alevi meşrepli, turab göstermeye çalışsanız da hamsınız. Bu çok açık biçimde sırıtıyor. Kinci, intikamcısınız. Yapılan eleştirilerin kişiliklerinize değil, yanlış rol üstlenmenize ve sunduğunuz görüşlerinize olduğunu ayırt edemiyorsunuz. Boş teneke gibi tangırdıyorsunuz. Kuş taklidi yaparak balık tutamazsınız. Duyduğunuz üç lafla alim olduğunuzu sanıyorsunuz. (Ben hiçbir zaman böyle bir iddiada bulunmadım.) Kendinizi eleştirilmez sanıyorsunuz. Yanlışlarınız söylenmesin, eleştiri yapılmasın istiyorsunuz. Kurduğunuz sanal dünyanın, hayali sırça köşkün yıkılmasından korkuyor, saldırıyorsunuz. Sizin için söyleyebileceğim tek olumlu şey, bu konularla ilgileniyor olmanız. Aslında bilseniz bu da tek başına yeterli. Uzman rolü oynamanıza gerek yok ki. Bir nefer olmak, sürekli öğrenme, kendini geliştirme çabası başlı başına saygıya değer zaten. Ama ne biliyorsanız onu yapın. Benim sizinle mahalle kavgası yapacak zamanım da niyetim de yok kardeşim. Siz kimsiniz, ben sizi tanımıyorum, muhatap da almıyorum. Benimle uğraşmayın. Beni meşgul etmeyin. Benim vaktim değerli. Gidin işinize bakın. Konu Naki tarafindan (11-19-2010 Saat 13:38 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||