![]() |
|
![]() |
|||||||
| Rıza Aydın Yazarımız Rıza Aydın'a ait makalelerin paylaşıldıgı, soru ve görüşlerin paylaşıldıgı bölüm |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Yeni Üye |
Bilindiği gibi semah, cem ibadetinin bir parçasıdır. Cem ibadeti bir bütündür. Bundan dolayı da, cem ibadetinde yapılan her hizmet, her şey, onun ilahi coşkusu içerisinde yapılan, bu bütünlük içerisinde, bu ibadettin bir parçası sayılır. Öyle anlaşılmalıdır.
Cem ibadetinde, bir çok hizmet vardır, bunların hepside ibadetten sayılır; öyle algılanır. Örneğin küskünler barıştırılır; şikayet edilen kişiler dara durdurulup müşküllerine çözüm yolları aranır. Örneğin sazlar çalınır, deyişlerimiz söylenir; bazı yörelerimizde –örneğin bizim Emlek yöresinde- cemde saki dem sunar, dem alınır. Bütün bunlar ibadettir, ibadetin birer parçasıdırlar; böyle görülür. Bunların yapılışı sırasında oranın özeliklerine göre kendine has bazı ayrıntılarına da dikkat edilir. Ancak bunlar dışarıdaki sosyal hayatta da sürdürülür; yapılır. Örneğin cemde müşküller hallediliyor diye cem dışında bu yapılmaz denilmez, saz çalıp deyiş söylemekte, dem almakta öyle. Bu örnekler artırıla bilinir. Örneğin semah cemde dönülürken dededen dua alınır, semah dönenler dedeye arkalarını dönmezler, bunlar o ibadetin gerektirdiği bir bütünlük içerisinde sürdürülürler. Ancak semaha benzer bir oyun, cem ibadeti dışında da yapıla gelmiştir. Örneğin bizim Sivas’ın –Şimdilerde Şarkışla’nın bir bölgesi olarak anılan- EMLEK bölgesinde, düğenlerde, toplantılarda “YARELİM[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]” denilen bir oyun oynanır; Tahtacılarda da buna benzer “MENĞİ” denilen bir oyun oynama geleneği vardır. Bunlar semaha çok benzerler. Sergilenen ortam farklıdır, dede yoktur dua yoktur ama benzerlikte çoktur. Bunlar bu konu konuşulurken bilinmelidir, diye düşünüyorum. Yani Alevi halkımız, semaha benzer bir oyunu seyirlik olarak, yada başka bir tabirler söylersek eğlencelerinin bir parçası olarak ta yapa gelmişlerdir. Semahlar söz konusu olduğu zaman, sanki bir kuralmış gibi aman alkışlamayın dendiğine çokça tanık olmuşuzdur. Biz (Adana Pir Sultan Derneğinde) bunun üzerinde zaman zaman konuşmuşuzdur. Özellikle cem dışında yapılan, bir gösteri niteliğinde algılanması gereken bir durumda bile alkış yasağı uygulanmaktadır. Ben bununda tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin şah İsmail Hatayi “MİRAÇLAMA” adli deyişinde Muhammedin “Kırklar cemine” konuk oluşuyla başlayan süreci şöyle resmediyor: “Canım size kimler derler / Şahım bize kırklar derlerCümleden ulu yolumuz / Eldedir kulhü varımız Birimize neşter vursan / Bir yere akar kanımız Cümledir ulu yolumuz / Eldedir küllü varımız Madem size kırklar derler / Neden eksik biriniz Selman Şeydullah’a gitti / Ondandır eksik birimiz Selman Şeydullah’dan geldi / Hü deyip içeri girdi Muhammed esridi coştu / Tacı başından da düştü Ol şerbetten biri içti / Cümlesi oldu hayran Mümün müslüm üryan büryan / Hep girdiler semaha Cümleside el çırpuben / Dediler Allah AllahMuhammed de bile girdi / Kırklar ile semaha. (Kaynak: İsmail Onralı /Şah İsmail. Sayfa: 185.) Hatayi’nin bu konuyu işlediği başka deyişlerinde de “el çırpuben” deyimi geçiyor. Şimdi ben, hemen bu “el çırpuben” deyimine sarılıp bunun bu günkü alkışlamanın bir benzeri, yani o günkü söylenişi olduğunu ileri sürmek istemiyorum. Bu tabirin yada deyimin o zaman ne için kullanıldığını, neyi anlattığını henüz araştırmadım. Bilmiyorum. Ama kafamda da bir kuşku oluştu. Bunu açıkça itiraf etmemde sakınca var mı onu da bilemiyorum. Semah, cemde alkışlanmaz ama dışarıda böylesi bir olgu ortaya konduğunda da alkışlanmasına niye bir yasak getirilir bunu bilmiyorum; bu yasağı kim koymuştur, bu yasak nasıl başlatılmıştır onu da bilmiyorum. Ama bunları sakince konuşmakta fayda var diye düşünüyorum. Yukarda ki, söylediklerime tekrar dönersek, cem ibadeti sırasında gördüğümüz bazı şeyler dışarıdaki sosyal hayatta da olur, ama bu cemdeki gibi ibadetten sayılmaz. Örneğin bunlar, saz eşliğinde deyişler çalmak, sakinin dem (içki) sunması, bir dedenin lokma vermesi, bir müşkülün hallolması için kolu komşunun birleşip bir çözüm araması, muhabbet edilmesi, gibi sıralana bilinir. Cemlerimizde dönülen semahın, bir benzeri olan seyirlik oyunlar yukarda andığım gibi “yarelim” yada “mengi- mengü” adıyla sergilenmiştir. Bunlar geleneksel olarak yaşanmış şeylerdir. Yaşlılara yada o yöreleri bilenlere sorduğunuzda bunlar söylenecektir. Bugünde epey bir zamandan buyana semah varı bir oyun türü cemler dışında –nasıl tabir edilir bilmem ama- sergilenmektedir; dönülmekte yada oynanmaktadır. Şimdi, gelelim sözün özüne; Pir Sultan Abdal Kültür Derneklerinin Genel Başkanlığını yürütmekte olan bir arkadaşımız böyle bir söz söyledi diye telaşa kapılmanın gereği var mı. Konuyu önce dinleyip, sonra anlayıp üzerinde muhabbet etmemiz gerekmez mi. Cemlerde bir sorun olunca, yada bir sorun varsa, o meclisin yöneticisi konumundaki dede önce “dilli başlı olun” derdi, sonrada “destur” çekerdi. Bizde bu niyetle destur diyelim. Buyurun, bu konuyu da bu anlayış içerisinde konuşalım, bunun içi herkes “dili başlı olsun”, “destur”. [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] “Karındaş” sözcüğünün süreç içerisinde “kardeş” sözcüğüne dönüştüğü gibi “Yar Alim” sözcüğünün de süreç içerisinde “Yarelim” şekline dönüşmüştür diye düşünüyorum Aşkı muhabbetlerimle saygılarımı selamlarımı sunuyorum. Rıza Aydın. |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| semah, sohbet, üzerine |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara |
|||||||||