Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Karışık Köşe Yazıları

Karışık Köşe Yazıları Alevilikle ilgili değişik yazarların makalelerinin ve Köşe yazılarının yer aldığı alan.

Reklam Alanı
Konu Kapatilmistir
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 08-22-2008, 13:23   #1
TURAN ESER
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 221
Mesajlar: 48
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 115 Times in 40 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : TURAN ESER is on a distinguished road
İletişim
Standart Serçeşmeden Baktım; Kimliği, Dergahları Ve Kürsüleri Işgal Edilmiş Aleviler Gördüm.

SERÇEŞMEDEN BAKTIM; KİMLİĞİ, DERGAHLARI VE KÜRSÜLERİ İŞGAL EDİLMİŞ ALEVİLER GÖRDÜM.


Yıllardır süren bir gelenek bu. Aleviler her yıl 16 Ağustos'u büyük bir özlem ve gönül hasretiyle beklerler. O gün onbinlerce can, gönül erenleri Serçeşme'de Hünkarın huzurunda biraraya geliyor. Serçeşme'ye gelemeyen milyonlarca Alevi, bulunduğu yerden Hünkar'ına gönül yolculuğu yapıyor. Basından takip ediyor. Serçeşme'ye giden diğer canlarından ya da Alevi kurumlarından haber alıyor. Tabii ki sadece 16 Ağustos'ta değil, Aleviler her fırsatta Serçeşme'ye, Hünkar'ına ulaşır.

Anadolu Alevisinin Serçeşme'ye ve Hünkar'a olan gönül bağı, akıl bağı, fikir bağı ve inanç bağı, sevgi kaynaklı olduğu için güçlüdür. Sekiz asırdır kesintisiz şekilde süren bu gönül, sevgi ve fikir bağının kalıcı olmasının nedeni ve kaynağı bellidir. Hace Bektaşi Veli felsefesi ve onun öğretisi.

Bu felsefe ve öğretinin 13. yüzyıldan günümüze ışık tutan gücünden ve yol gösterici özelliğinden her hangi bir kayıp olmadığı gibi, çirkinleşen bu şımarık dünyanın siyaset aktörlerine ve kurumlarına öğreneceği çok değerli fikirlere ve çözümlere sahip bir zenginlik olduğu bilinmelidir. Ne yazık ki her yıl HBV Anma Törenlerinin "resmi baş konukları" bu öğretiye olan "öteki" algısından kurtulamamıştır.

BURASI AŞIKLAR KABESİ HACEBEKTAŞ, EKSİK GELEN TAM OLUR
Aslında Hacebektaş siyasetçilere, siyaset felsefesi konusunda önemli ders verir nitelikte zenginliğe sahiptir. Fakat bu dersi alabilmek için, Hace Bektaş Veli'yi tanımak ve anlamak gerekir. Hacebektaş ilçesinin her bir köşesinde "ben öğretmenin buradayım" diyen, sembollerin, kitabelerin ve minyatürlerin gönül gözüyle görülmesi gerekir.
Siyasetçilerin ve devlet erkanının Hace Bektaş'tan alması gereken en önemli ders, yıllardır savundukları ve uyguladıkları, asimilasyon, tekçilik, imha ve inkarla yüzleşmektir. Çünkü 13 yüzyılın ve Hace Bektaşi Veli'nin Anadolu’sunda kültürlerin, dillerin, inançların kardeşliği yaşanırdı. Alevi-Bektaşi öğretisi Anadolu'nun farklı kültürel kimliklerini, zenginlik olarak görüp, inkar değil, kendine benzetme değil, asimilasyon değil, eşit koşullarda ve kendi kimliğine saygı duyarak ve kabul ilkesiyle, sevgi felsefesinin gereği bir arada yaşamasını sağlamış ve yaşatmıştır.

Yani 13 yüzyılda, Anadolu'daki yerleşik halk ya da göç ile gelen farklı dillerden, farklı inançlar ve kültürlerden gelen insanları eşitlik evinde yaşamıştır. Ceylanla aslan dost olmuştur. Farklılıkları zenginlik sayarak kucaklayan Bektaşilik öğretisinin, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesine kaynaklık teşkil ettiği inkar edilemez bir gerçekliktir.

Hace Bektaşi Veli Küliyesinde bulunan Nadar Avlusu'nun kapısı tamir edilmeden önce üstünde " Burası aşıkların kabesidir. Eksik gelen tamam olur." diye bir kitabe varlığını, arkeolojik ve tarihi araştırma kaynaklarından biliyoruz. Fakat buraya "eksik" gelen siyasi iktidar êrkanı "tamam" olmadan geri döndüler. Çünkü onlar "Aşıkların Kâbesi" değil, siyasetin düzenbazlık kâbesini seçtiler. Dürüst, şeffaf ve samimi davranmadılar. Kendilerini yeniye, doğruya ve Hace Bektaşi Veli öğretisinden beslenmeye kapattılar. Hace Bektaş Veli'yi ve onun dünya görüşünü ve felsefesini tam olarak anlamadılar. Anlayanlar ise çarpıttı. Anlamak istemedi

Hace Bektaşi Veli`nin arslanla-geyiği kucaklayan felsefesinden ve öğretisinden nasiplenmeyenlerin, bu ülkenin farklı külterel kimliklerine sahip yurttaşlarını devletin kucağında eşit ve bir görmesini sağlamaları zaten mümkün olmayacaktı.

BİZ ALEVİLERİ SADECE O GÜN "TANIRLAR", İŞTE O KADAR
Bu yıl 45. Ulusal ve 19. Uluslararası Hace Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültürel Etkinlikleri yapıldı. Alevi sorununun çözümüne ilişkin siyasi irade eksikliği bu yılki Hace Bektaş Veli etkinliklerinde de yaşandı. Törenleri düzenleme, organizasyon, resmi katılım ve sonuçları itibariyle tartışmaya ve ders çıkarmaya değer bir hafta sonu yaşandı. Aslında bu tartışmalarda, sadece bu yılki etkinliklerle sınırlı kalmakta yetmiyor. Geçmişle bugün arasında derinlikli bir muhasebe yapmak gerekir. Bu süreçte örgütlü Alevilerin eksiklikleri ve yanlışlıklarından tutun, siyasi iktidarların asırladır süregelen inkarcı ve asimilasyoncu politikaları ile yüzleşmenin zorunlu olduğu kanısındayım.

İlk Hace Bektaş Veli etkinliklerinin yapıldığı tarih olan 16 Ağustos 1964'ten bu yıla kadar 44 yıl geçmiş. 44 yıl boyunca tüm HBV etkinlikleri yapılmış, Başbakanlar, Cumhurbaşkanları, Bakanlar ve Parti Genel Başkanları, hükümet temsilcileri HBV etkinliklerinin baş konukları olmuşlar. Kürsüden Alevi-Bektaşi toplumunun ne kadar iyi bir topluluk olduğunu anlatmışlar. "Aleviler laikliğin güvencesidir" demişler 44 yıl boyunca. "Aleviler bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır", "Bektaşilik dostluk ve hoşgörü öğretisidir" ezberini 44 yıl boyunca bozmamışlar. 44 yıl boyunca Hace Bektaş'ta hep tutmayacakları sözleri söylemişler ve gerçekleştirmeyecekleri peşinen bilinen sahte ve yalan vaatleriyle Alevileri kandırmışlardır. 44 yıldır törenlerde verilen "devlet sözü" bir türlü yerine getirilmedi. Alevilerin yıllardır dile getirdikleri ve evrensel hukuk ve insan haklarınca güvence altına alınmış talepleri karşılanmadı. Örneğin, zorunlu din derslerine son verilmedi. Cemevlerimiz resmi olarak halen tanınmadı. Serçeşmede işdal edilmiş dergahımız geri iade edilmedi. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi anti laik ve asimilasyoncu devlet kurumunun faaliyetlerine son verilmedi. Alevi kimliği resmen tanınmadı. Türkiye'de cumhuriyet, laiklik, hukuk ve sosyal devleti, evrensel değerler ekseninde yeniden tanımlayacak bir demokratikleşme yaratılmadı. Yani Alevilerin gerek kimlik ekseninde, gerekse ülke ve tüm toplumsal kesimlerin için talep ettiği demokratikleşme talebi karşısında siyaset tıkanmış ve siyasi iktidarlar ise statükonun devamı için "durmak yok, yola devam" demiştir.

Serçeşme'ye yatırım yapılmadı. Yani yalana, oyalamaya ve asimilasyona dayalı konuşmalar son bulmuyor. Şimdi ihmal edilmiş ve derhal görev edinilmesi gereken önemli bir çalışma, ülkemizin demokratikleştirilmesi ve anti laik düzlemde gelişen siyasal İslamizasyona karşı, Alevi dernek, vakıf ve federasyonlarının bu sahte vaatler ve yalanlarla beslenmiş 44 yıllık oyalamayı boşa çıkarmak için toplumsal duyarlılığı artırmak zorundadır.
CUMHURBAŞKANI VE AKP'LİLER, SERÇEŞMEDE, DÜŞÜNCE VE FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALEDE SUÇÜSTÜ YAKALANDILAR
Bu yıl gerek resmi açılış töreni ve protokol, Hacıbektaş Belediyesi Başkanı sayın Ali Rıza Selmanpakoğlu tarafından planladı. 45. Ulusal ve 19. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma, Kültür ve Sanat Etkinlikleri’ne katılan Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve ekibi törene müdahale ederek, Belediye Başkanlığı'nın organizasyonu değiştirdiği bilgisi kamuoyunun gündemine düştü. Sayın Selmanpakoğlu için "kendi etti kendi buldu" demek elbette yeterli değil. Bir de burada önceden planlanmış bir girişim olduğu ortaya çıkıyor.
Geçmiş yıllara oranla, resmi protokolün bileşimi de giderek değişmişti. Aleviler, sol ve sosyal demokrat kimliklerin protokoldeki yerleri giderek, büyük oranla Türk-İslam sentezcilere ayrılmıştı. Bu yıl ise Alevilerin protokolden tamamen silindiği, sosyal demokratların yerlerinin kısıtlandığı ve siyasal İslamcılar, tarikatlar ve müftülüklerin protokolüne dönüştüğü yıl oldu. Protokole egemen olan güç, bu kez sahneye ve mikrofona da el koydu.
Milli Görüş ve AKP geleneğinde gelen bir Cumhurbaşkanı, Serçeşmemize güvenmiyor. Belediye Başkanı’na güvenmiyor. Hacebektaşlılara güvenmiyor. Protokole güvenmiyor. Bektaşi öğretisine güvenmiyor. Serçeşme’ye gelen on binlerce itikat sahibi insana güvenmiyor. Bu nedenle, anma törenlerinin resmi protokol bölümünün tümüne, yani sunucusuna kadar Cumhurbaşkanlığı görevlileri el koyuyor. Aslında AKP'nin amacı Serçeşme'de bir güç denemesiydi. İdeolojik işgalin ilk adımıydı.
Barış ve Dostluk Ödülü’ne layık görülen Adalet Eski Bakanı Seyfi Oktay, konuşmasını tamamlamadan kürsüden indiriliyor. Emri veren yine Cumhurbaşkanlığı görevlileri. Sayın Oktay konuşsaydı kısaca şunları söyleyecekti; "Eğer hukuk devleti yaşayacaksa, hukuk devletinden kurtulmak gibi bir amaç yoksa, yüzde 90 oyla iktidar dahi olsanız, hukuka, özellikle onun olmazsa olmaz ilkelerine uymak zorundasınız." Ayrıca, "Asırların ötesinden, zulümleri, baskıları acıları aşarak bu günlere gelmiş bir inancın inkar edilmesiyle Anayasa’nın öngördüğü toplumsal dayanışma gerçekleşebilir mi?" diye soracaktı. Devamında ise, "Elbette atılan bu temel üzerinde hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, özgürlükleri geliştirmek ve pekiştirmek, siyasetin siyaset kurumlarının görevi idi. Ne yazık ki, çok partili siyaset dönemine geçildikten sonra, siyaset kurumları bu işlevlerini gerçekleştirmede yetersiz kalmışlar, devrimlerin toplumda içselleştirilmesine gereğince hizmet edememişlerdir. Tersine, siyasal güç kazanmayı, din istismarında aramışlar ve böylece kendi varlık nedenlerine ters düşmüşlerdir. Bu siyaset tarzının kendilerine de bir yarar sağlamadığını zaman içerisinde görmüşlerdir. Ne yazık ki, bu siyaset tarzının gerçekte öngörmedikleri bir yönetim biçimine altyapı oluşturduğunu çok geç fark etmişlerdir. " diyerek, AKP zihniyetini din istismarlığı üzerinden siyaset yapmasının, demokrasiye ve laikliğe karşı olduğunu uzun uyun anlatacaktı. Fakat türbana ve kendilerinden başka hiç bir şeye bir özgürlük tanımayan bu zihniyet, Serçeşme'de düşünce ve fikir özgürlüğüne müdahalen suç üstü yakalanmıştır.
Hani derler ya "kendin ettin kendin buldun" Bu da öyle bir şey. Hacıbektaş Belediye Başkanı Sayın Ali Rıza Selmanpakoğlu'na birileri "konuşmanızı daha fazla uzatmayın" emri vermiş. O birilerinin kim olduğu da belli olmuş. Cumhurbaşkanlığı sunucusu! Ehh Sayın Selmanpakoğlu'da emre uymuş ve “bitiriyorum ” demek zorunda kalmış.
Şimdi burada soruyu kısa tutmakta fayda var; Acaba Sayın Gül bugüne kadar hangi AKP'li ve Sünni kökenli Belediye Başkanı’na ve onların düzenlemiş olduğu etkinliğe müdahale etmiştir? Madem güvenmiyorsunuz, neden takiye yapıyorsunuz? Neden samimi davranmıyorsunuz?
Sonuç olarak, tören öncesi dışarıda bırakılan ve söz hakları yasaklanan Alevi kurumları (ABF-AABK) ve Aleviler "AKP dışarı, Aleviler içeri" diye slogan atarken, Sayın Selmanpakoğlu ise "Atatürkçüler içeri, bölücüler dışarı" diye bağırıyordu. Oysa resmi tören ve protokolde Aleviler ve onların kurumları ABF ve AABK dışarıda kalırken, AKP hem içerdeydi, hem de tören organizasyonunu işgal etmişti. Atatürkçüler ise "içerdeydi" ama konuşmaları engellenmişti. Yani söz hakkı siyasal İslamcılar tarafından kısıtlanmış Sayın Selmanpakoğlu'nun, "Atatürkçüler içeri, bölücüler dışarı" sloganı bu durumda çok komik değilse, Sayın Başkanın tanıma ve algılama konusunda bir kriz yaşadığını gösteriyor.
ALEVİ KİMLİĞİ VE KUTSAL MEKANLARI ÜZERİNDEKİ RESMİ İŞGALCİLİK VARDIR. DEVLET DERGAHLARIMIZI TİCARİ İŞLETME GİBİ İŞLETİYOR VE PARA KAZANIYOR. BU SONA ERDİRİLMELİDİR. ÇÜNKÜ HACE BEKTAŞ-İ VELİ DERGAHI ALEVİLERİNDİR, TİCARİLEŞTİRİLEMEZ!
Aslında bugün yaşadıklarımız, yıllardır süregelen Tekçiliği rehber edinmiş Türk-İslam senteziyle beslenmiş politikacılardır. Anma törenleri 44 yıldır yapılmaktadır. Hükümetler devlet adına her yıl anma etkinliklerine katılmalarına rağmen, bundan 44 yıl önce Serçeşme'de, dergahımızın müze statüsüne getirilmesi ayıbı ile yüzleşmemiştir. İnançlar üzerindeki asimilasyona dayalı işgalciliğin en somut örneği, dergahımızın kamulaştırılıp müze statüsüne, para kazanmak için ticari bir işletme haline getirilmesidir. Bu Hace Bektaş Veli Dergahı, Alevi-Bektaşilerin inancını ve bugüne ait dünyasını, düşüncesini, dünya görüşünü ve yolunu besleyen öğreti merkezidir. Yani Serçeşme birilerinin ve resmi görüşün iddia ettiği gibi salt bir inanç merkezi ve mekanı olmanın da ötesinde, düşünsel, felsefi, kültürel ve canlı ve cansız için siyaset bilgisinin ve öğretisinin de merkezi olmuştur. Yani Serçeşme ve dergahımız salt bir "ibadet yeri" ya da "inanç merkezi" olarak daraltılamaz. Buradaki dergahın kapatılması ve sonradan da müze haline getirilmesi, bu merkezin salt bir inanç merkezi olduğu için değil, aynı zamanda asırladır bu topraklara yaşayan, karanlık düşünceye, cehalete ve gericiliğe meydan okuyan, insanı vahiylere, doğmalara, fetvalara esir ve kul olmaktan kurtarıp özgür düşünce ve akıl yolunda, evrensel bir değer olmasının yolunu açan bir felsefe ve öğreti olduğu içinde tehdit olarak görülmüş ve kapatılmıştır. Bu açıdan dergahın önce kapatılması ve sonra da müzeye dönüştürülmesiyle, Alevi-Bektaşi toplumunun inanç ve öğreti merkezi, bir ticarethane haline getirilmiştir. Devletin Alevi dergahı üzerinde ticaret yapması, din, vicdan ve inanç özgürlüğü açısından olduğu kadar, aynı zamanda Alevilerin bu ülkede kendi değerlerini öğrenmesi, öğretme ve örgütlenme özgürlüğünü ihlal etmek açısından da kabul edilemez bir hak ihlaldir.

İlginçtir ama yıllardır süren bu hak ihlaline rağmen Aleviler bu ihlalci siyasi iktidarlara İlçede kucak açmış. Halen "belki hükümetler, siyasiler bizimde sorunlarımızı çözer" umuduyla yaşayan bir çok Alevi, her yıl yerine getirilmeyen bu vaatleri ve sözleri söyleyen devlet erkanını avuçlarının içi kızarıncaya kadar da alkışlamış.
DEVLETİN DEMOKRASİ, HUKUK, LAİKLİK VE İNSAN HAKLARI ANLAYIŞININ SOMUTU VE DERGAHIMIZ
Alevi-Bektaşi toplumun inanç ve öğreti merkezi olan HACE BEKTAŞ-İ VELİ DERGAHI üzerindeki asimilasyon, yani Alevileri Sünnileştirilme çabalarının ilki, II. Mahmut döneminde başlamıştır. Dergahımızın bahçesine Sünnilerin ibadet yeri olan bir cami yaptırılmıştır. Cumhuriyet Hükümeti döneminde ve tarikatlara yakınlığı bilinen Adnan Menderes bu camiyi restore etmiştir. Bir çok Alevi-Bektaşi dergah ve türbelerinin kapatıldığı dönemde, Hace Bektaş-i Veli Dergahı'da 30 Kasım 1925'de kapatılmıştır. Gerekçe "Tekke ve tarikatların kapatılması kanunu".
Alevilerin inanç ve öğreti mekanları olan dergahlarını ve türbelerini kapatmak, "Cemevi caminin alternatifi olamaz" gibi mesnetsiz bir argüman ile din, vicdan ve inanç özgürlüğü kapsamında yasallaşmasına, tanınmasına karşı çıkmak, demokrasi ve insan haklarından nasipsiz kalmışların yaklaşımıdır. Devletin Sünnilik üzerinden kurduğu Diyanet camileri, tarikat camileri, kamu camileri, kışla camileri, şahıs camileri, ticarethaneleştirilmiş camiler yılın 365 günü ve ücretsiz olarak hizmet vermektedir. Demokratik, Laik bir cumhuriyet ülkesinde 100 bin cami ile din hizmeti aksatılmıyor. Hatta bu camilerin etrafında örgütlenen insanların kurduğu 25 bin civarında Cami Yaptırma Derneği vardır. Bunlar üzerinde bir denetim yoktur. Camiye gidenler, dergahımıza girişteki gibi bilet almazlar. Kültür ve Turizim Bakanlığı tarafından işgal edilen dergahımıza ancak biletle giriş yapılmak zorundadır. Dergahımız da dedelerimiz, pirlerimiz cem yürütemez. Aleviler bu dergahta ibadet edemez. Dedeler, babalar posta oturamaz. Çünkü burada devletin işgali sözkonusudur. Dergahımızda Diyanet İşleri başkanlığı tarafından görevlendirilmiş bir İmam, ayrıca devlet memuru olarak atanmış bir müze müdürü vardır. Bu ise Anayasal eşitliğin teminatı altında olduğu, “laik ve cumhuriyet” ülkesi Türkiye’de oluyor. Bu uygulama tek kelimeyle, işgal ve hak ihlalidir.

HACE BEKTAŞ ANMA TÖRENİN BAŞKONUĞU SAYIN CUMHURBAŞKANINA, ANAYASAL GÖREVLERİNDEN BAZI HATIRLATMALAR

”Anaysadan…..
1. Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
2. Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri din ve mezhep ayrımı yaratmak… amacıyla kullanılamaz.
3. Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
4. Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
5. Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
6. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Aleviler, devletin başı olan Cumhurbaşkanlığı makamına çağrıda bulunarak, Hace Bektaşi Veli Dergahı’nın derhal Alevilere bırakılmasını istiyor. Anayasal haksızlıklara son vermek ve yanlışı düzeltmek için Anayasa’yı korumakla yükümlü olan, Cumhurbaşkanlığı’na çağrıda bulunuyor.
Alevilerin ve kurumlarının siyasilere ve siyasi iktidarlara sorması gereken soru şudur. "Devlet olarak, Alevilerin inanç ve öğreti merkezine girişi paralı hale getirip, bütçe açıklarınızı kapatmaya çalışıyorsunuz! Neden bu ülkede devlet tarafında milyarlarca dolar aktarılan bir inancın, sayısı 100 bini bulan camilerine, yani ibadet yerlerine girişi paralı hale getirmiyorsunuz? Bu nasıl bir eşitlik anlayışıdır! Bu nasıl bir laiklik uygulamasıdır?
SORUNLARIMIZI VE TALEPLERİMİZİ SAĞIR SULTAN DUYDU, AMA SİYASİ İKTİDARLAR DUY(A)MADI.
Alevi-Bektaşi kurumları uzunca bir zamandan beri, Hace Bektaş Veli Anma Törenleri’nde, sorunlarını kürsüden, yayınlarında, panellerinde ve konferanslarında bir bir anlatmışlardır. HBV Anma Törenleri’nin birinci günü, tüm siyasi ve devlet erkanının görüp de, görmezlikten geldiği taleplerini "okunsun ve bilinsin" diye koca koca harflerle yazdıkları pankartlarını tören alanlarına astılar. Olur ya, belki insan haklarından, demokrasiden, laiklikten ve eşitlikten yana bir siyasi parti, devlet temsilcisi ya da hükümet sözcüsü görür de, Alevilerin taleplerini TBMM'de gündeme alır diye. Ama nafile... 44 yıldır, Alevilerin sorunlarının onlarca panelin ve onlarca protokol konuşmasının konusu olmasına rağmen, Alevilerin sorunu çözülmedi. HBV Anma Törenleri devletin resmi erkanının ve ideolojisini etkisi altında kalarak, hak arama, hak sorma meclisine dönüşemedi. Hatta giderek Alevi-Bektaşi kurumlarının söz hakları ellerinden alındı. Bu yıl yine bakanlar, parti temsilcileri ve Cumhurbaşkanı katıldı. Parti Genel Başkanları ve milletvekilleri katıldı. Fakat Alevi sorunu hakkında tek bir söz söylendi mi? Çözüm için adım atıldı mı? HAYIR.
ALEVİLER SİYASAL ALANDA SÖZ SAHİBİ OLMALIDIR.
Yani biz Aleviler birlik ve beraberliğimizi sağlayamadığımız sürece, siyasal alanda söz sahibi olamadıkça, Hace Bektaş Veli Anma törenleri Alevilerin sorunlarının tartışıldığı, dile getirildiği, fakat siyasi iktidarların çözüm üretmekten uzak, inkarcı ve hak ihlallerinin devamına sessiz kalan ve Alevilere yönelik hak ihlallerini fiilen sürdüren hükümet politikalarına teslim olmaya yine devam edeceğiz. Sorunu yaşayan Alevilerin örgütleri ve temsilcileri yine konuşturulmayacak, kürsü yasağı yine sürecek.
HBV Anma Törenleri’ne devlet erkanının ve siyasilerin ilgi göstermesinin tek nedeni vardır. Alevi toplumu sosyal ve sayısal olarak önemli bir güçtür. Bu toplumsal gücün kendi değerleri etrafında buluşmasını engellemek gerekir. Alevi-Bektaşi kurumlarının bir arada ve güçlü şekilde yan yana gelmesine fırsat vermemek içindir. Dahası resmi tören boyunca yaptıkları içi boş ve yerine getirilmeyen sözler ve vaatlerle Alevileri çirkin rant siyasetlerine alet etmektir. Kutsal mekanlarımıza, dergahlarımıza her gün bilet alarak girmenin acısını yaşarken, aynı mekanlara asimilasyon politikalarının bir uzantısı olarak, dikilen camiye girişin bedava olmasında bile rahatsız olmadan, sadece bu siyasiler bilet almaktan muaftır. Resmi görüş, Alevi hareketinin yürüttüğü hak temelli demokrasi ve eşitlik mücadelesine karşı set çekebilmek için, Alevi kurumlarının kendi evinde konuşması, yerel yönetimce yasaklandı. Bu yıl ise, AKP hükümeti ve onun kendi içinden seçtiği Cumhurbaşkanı hem yerel yönetimin, hem de sol ve sosyal demokrat kimlikli Adalet Eski Bakanı Sayın Seyfi Oktay'ın konuşmasını engelledi. Kürsüyü işgal ettiler.
Tüm bu gelişmeler karşısında, Alevi hareketinin siyasal alanda bir güç yaratmasının zorunluluğu artık görülmelidir. Alevi sorununda çözüm sunamayan ve Alevileri oyalayan, kandıran, mevcut siyasi partilerin arka bahçesi olmak, onları toplumsal cari açıklarını kapatmak için kullandığı dolgu malzemesi olmaktan Alevileri kurtarmak gerekir.
Artık Aleviler, demokrasi, eşitlik, laiklik, sosyal devlet, barış, emek ve özgürlükler ekseninde sol ve sosyal demokrat kimlikli bir siyasi adres oluşturmak için elini taşın altına koymalıdır. Siyasal alandaki kirlenmişliğe karşı, Alevilerin siyasal alandaki edilgen ve etkisizliğini sona erdirecek ve yolda siyasal birliği saylayacak bir hareketi başlatması gerekliliğinin kabul edilmesi gerekir.
MESELE SUÇTAN ARINMAK İSE: O ZAMAN DELİKLİTAŞ’TAN ALEVİLER DEĞİL, İNKARCI SİYASET VE SİYASİLER GEÇMELİDİR.
Serçeşme'nin verdiği mesaj ve öğüt oldukça açıktır. Alevilerin karşı karşıya olduğu zulüm, baskı, inkar ve asimilasyon bir kader değil, aksine Türk-İslam sentezinden beslenen resmi bir ideolojinin uygulamasıdır. Bu ideoloji ister kabul edilsin, ister kabul edilmesin, tüm siyaset alanı üzerinde ciddi bir hegemonya kurmuş ve partileri etkilemiş durumdadır. Alevilerin sorunları, acıları ve talepleri ise başkalarının insafına bırakılmayacak kadar, çözümün açısından önem ve öncelik taşıyor. Alevilerin acil olarak ve zaman kaybetmeden cevap araması gereken sorusu net; kaderlerini ve geleceklerini hangi irade tayin edecek?
Bu sorunun cevabı önemlidir. Çünkü bu soruya verilecek cevabın doğruluğu ve yanlışlığı aynı zamanda hepimizin kaderini ve geleceğini belirleyecektir. Bugüne kadar kendi kaderini ve geleceğini tayin etme hakkını, kendi dışındaki dinamiklerin insafına bırakmış, iyi niyetli ve hoşgörülü Aleviler, önümüzdeki süreçte Alevi toplumunun kendi özgücüyle oluşturduğu ortak akıl ve güç birliğiyle, siyasal alanda varolmanın kararını vermelidirler. Siyasal alanda onurluca, bir sol-sosyal demokrat güçlerin birliğine hizmet eden siyaset adresini inşa etmek zorundadır. Gerek resmi politikanın, gerekse resmileşmiş sivil politikanın karşısına, kendi bağımsız akıl ve toplumsal gücü ile çıkmalıdırlar.
Turan Eser, Araştırmacı-Yazar
TURAN ESER isimli Üye simdilik offline konumundadir  

Konu Kapatilmistir

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Baslatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kıbrıs Bektâşi Dergâhları Rehber Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları 0 12-20-2008 15:48
Alişan Hızlı: Alevî inancı, inançsızlar tarafından işgal edildi Devrim06 Alevilik Haberleri 4 12-07-2008 15:16
Ankara Üniversitesi'nde işgal Devrim06 Türkiye Gündemi 4 11-30-2008 10:51
Şah İsmail Şii'dir ve Talan Edilmiş Bellek Kul Seyyid Alevilik Tarihi 24 10-15-2008 10:58
Hayal'in üyeliği örtbas edilmiş Çopur Türkiye Gündemi 0 08-04-2008 10:08


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 08:21.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts