![]() |
|
![]() |
|||||||
| Aşiret / Ocak / Köken Araştırmaları Aşiret / Ocak / Köken Araştırmalarını paylaşabileceğiniz alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Yeni Üye |
Hacı Bektaş Veli , Seyit Cemale derki : HEM KEMALİMSİN HEM CEMALİMSİN
İŞTE BUNDAN ÖTÜRÜ İSMİ SEYİT KEMAL SULTAN DİYE ANILIR. (bizde bunun için ismini hem kemal olarak hemde cemal olarak yazıyoruz.) Mezarı AfyonKarahisar İhsaniye İlçesinin Döğer kasabasında bulunan peygamber efendimizin 16. torunu olup Musa'i Saninin oğlu olan SEYİT CEMAL SULTAN (D.1280-Ö.1365) 85 yıl yaşamış ve bu topraklarda aleviliği yaymış bir dervişimizdir. Seyit Cemal Sultan Musa Sani Hz.leri’nin oğludur.Hacı Bektaşi Velinin amcasının oğlu olduğu belirtilir..Vilayet Nameye baktığımızda Seyit Cemal Sultan yaşlı bir insan olarak ifade edilir.Bütün halifelerden üstün tutulur. Pir Hacı Bektaşi Veli diğer halifelere nazaran daha fazla saygı gösterir ve hürmet eder Hz. Pirin bu davranışından ötürü diğer halifelerde kendisine saygı gösteriminde bulunurlar.Fakat bu gösterilen saygının daha sonraki dönemde pek içten olmadığı anlaşılır. Hz. Pir Suluca Kara Höyüke yerleştiğinde 36.000 çerağ uyarmıştır bunlardan 360 tanesi Hz. Pir in huzurunda hizmet görmekte idi.Bir gün bu 360 halife kendi aralarında keramet gösterme yarışına girdiklerindeSeyit Cemal Sultan dan da keramet göstermesini istemişlerdir.Seyit Cemal Sultan Zemheri ayında (Kışın-Şubat ayında)bağ yetiştirmiştir önce kiraz yetiştirip getirmiştir kabul etmememişler,daha sonra üzüm yetiştirmiş buna da diğer dervişler itimat etmeyince kendisini sihirbazlıkla benzeri sıfatlarla İtham edip hakir görmüşlerdir. Bu durumda yaradana sığınıp ağlayan Seyit Cemal Sultanın yanında Pir Hacı Bektaşi Veli belirir. Hz. Pir Seyit Cemal Sultana: niye ağlıyorsun ya Nuri Cemalim der.Seyit Cemal'de durum şundan ibaret diyerek başından geçenleri anlatmış.Hz. Pir Söyle buyurmuştur: Sen benim Hem Cemalimsin Hem de Kemalimsin diye buyurmuştur.Bu olaydan sonra Seyit Cemal Sultanın ismi Seyit Nur-i Cemal olarak anılmaya başlanmıştır. Bir gün Hz. Pir makamında zikrederken Seyit Nur-i Cemal kapısının önünde oturmuş düşüncelere dalmıştı.Düşünceleri içersinde Hz. Pirin kendisine icazet verip de başka bir bölgeye gönderecek miydi diye düşünürken bu durum Hz. Pire malum olur.Hz. Pir ibadethaneden çıkarak Seyit Nur-i Cemale diyor ki: Ya Nur- i Cemalim ne zamanki bizi varlık yurduna gönderirsen buradan dergahtan bir merkep alacaksın yola çıkacaksın merkebini nerde kurt yerse orayı kendine yurt edineceksin oradaki insanları irşad edeceksin senden bir evladımız dünyaya gelecek Gelibolu üzerinden Akdenize geçecek. Hakkın emri gerçekleştiğinde dergahın başına Habip Emirciyi geçirdiler. Seyit Nur-i Cemalde Hz. Pirin vasiyeti üzerine dergahtan bir merkep alıp yola koyuldu.Gele gele düzlük çayırlık bir alana geldi.Bir suyun başsında konaklayarak istirahate geçti.Daha sonra uyanan Seyit Nur-i Cemal baktı ki kurtlar merkebini parçalamış hemen Hz. Pirin vasiyeti aklına geldi ve o bölgeyi kendine yurt edindi bu bölge Afyon,Kütahya ve Eskişehir üçgeni arasında kalan Altıntaş Bölgesidir. Bu bölge daha sonraki sınırlandırmalar sürecinde Afyon ili İhsaniye ilçesi Döğer Beldesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Türbenin girişinde Seyit Musa San’i evladı diye açık ve net olarak belirtilmektedir. Bu bölgeye yerleşen Seyit Nur-i Cemal bu yöredeki insanların meraklı bakışları içerisinde yaşamını idame ettirmiştir ve Cenabı Hakkın insanlara sunmuş olduğu Ehli Beyt yolunu edep erkanıyla usül erkanıyla insanlara tanıtmaya başlamıştır. İnsanlar tarafından kabul gören bu olgu neticesinde Seyit Nur-i Cemale talip olmuşlardır ve Seyit Nur-i Cemal burada evlenmiştir.Çocukları dünyaya gelmiştir. ASİLDOĞAN Hz. 14 yaşına geldiğinde bir kısım talibi ile Gelibolu tarafına geçmiştir.Çanakkale Boğazını geçerken oradaki gemicilerden kendilerini karşıya geçirmelerini istemiş gemicilerde bu toy delikanlının sözüne kişiliğine itibar etmemişler ciddiye almamışlar.Bu durumdan ötürü ASİLDOĞANHz. Tayfasıyla yürümeye başlamıştır. Bu mübarek zatın Seyid-i Saadet Evladı Resulün ayak bastığı yerden sular çekilmeye başlamıştır. Bu durumu gören gemiciler bu zatın bir ermiş olduğuna kanaat getirip hata ettiklerini anlamışlardır. Hatalarını telefi etmek için hemen bu ulu zatın yanına gidip aman dilemişlerdir.Yaptıkları saygısızlıktan ötürü bağışlanma talebinde bulunmuşlardır.İnsan kültürünün hizmetkârı olan bu ulu zat kendilerini bağışladığını kendileriyle bir alıp veremediğinin olmadığını söylemiştir.Bu güzel davranışa istinaden gemiciler ASİLDOĞAN Hz. Karşıya geçirmişlerdir.Talip olup hayır dualarını almışlarıdır. Seyit Cemal'in nenesi Hz. Ali'nin kızı Zeynep'tir. Zeynep'in oğlu Muhammed Şembeki'dir. Seyit Cemal'da Muhammed Şembeki'nin 10. torunudur. Pir Hünkar Lokmanı perend ve Ahmet Yesevi gibi zadla¬rın yanında eğitimini aldı ve hocaları tarafından Rum diyarı kendisine yurt verildi. Bu izni alan Hacı Bektaşi Veli, hemen yola koyuldu. Ehli Beytin Rum erenlerine O Pirin Anadolu'ya geleceği kendilerine ayan oldu. Bunun üzerine Rum erenleri telaşa kapıldılar. Ne yapıp yapmalı ki bu eri Rum diyarına sokmamalı. Böyle bir Er Rum diyarına gelirse ekmeğimize mani olur, bunun üzerine Ehlibeytin Rum ereni bir karara vardılar. Hacı Bektaşi Veli Horasan'da kalıp Rum diyarına gelirken yo¬lun kapandığını görür. İşte o zaman güvercin donuna girerek uçup Kır¬şehir'e bağlı Karahök'e kondu. Bu hal Rum erenlerine ayan oldu. O za¬man karacaahmet'i gökyüzüne gönderdiler. Karacaahmet Şahin donunda gökyüzüne çıkıp mağnaptan mışrağa kadar düz gördü. Her canlı eşiyle beraber çift gördü. Karacahök'teki ta¬şın üstünde yalnız başına bir güvercin kalmaktadır. Rum Erenlerinin gözcüsü Karacaahmet'in getirdiği haber üzerine çok tartışdılar. En son olarak karara bağladılar. Rum erenlerinden birisi doğan donuna girip gidip o güvercini avlasın. Rum erenlerinin içinde sultan Beyazıd'ın ha¬lifelerinden Hacı Duğrul adında birisi vardı. İrak'tan Rum ülkesine gel¬mişti. Ayağa kalkıp iznizle dedi ben gideyim. Hemen doğan donuna gi¬rip uçlu. Taşın üstündeki güvercini gördü, süzülüp üstüne inerken O pir insan donuna büründü, elini uzatıp doğanı tuttu. Öylesine sıktı ki Hacı Duğrul'un aklı başından gitti. Bir dem sonra aklı başına gelince, kalktı Hünkar yanıbaşında duruyordu. Hemen el elek öptü. O pirden özür di¬ledi. Hünkar "Ey Doğrul er erin üstüne böyle gelir mi? Siz bize zalim donunda geldiniz. Biz size size mazlum donunda geldik. Eğer güver¬cinden daha mazlum bir yaratık bulsaydım onun donunda gelirdim." Bu vesile ile O pir Anadolu'yu yurt edindi. Seyit Ce¬mal'in dedelerinden İbrahim Mucapı Horasan halkı kendilerine Sultanseçtiler. İbrahim Mucapın on erkek oğlu oldu. Adları şöyledir. Masayı Sani, İsak, Davut, Yahya, Harun, İbrahi, Rıza, Tayar, Cafer, Ali, Hasan'dır. İbrahim Mucapın döneminde Türkistan'da isyan çıkar. İbrahim Mucap Sultan savaşıp onları yendi. Sonunda eceliyle öldü. Mezarı Türkis¬tan'ın Tukan kentindedir. Seyit Cemal'de Horasan'dan kalkıp amcası¬nın soyundan gelen Hünkar Hacı Bektaşi Veli'nin yanına gelir. Seyit Cemal'in gelişi bilinmiyor. Kimbilir belki kısım kısım gelen Horasan erenleriyle gelmiş olabilir. Seyit Cemal'in doğum yeri Horasan. Do¬ğum tarihi 1280 , ölüm yeri Kütahya'ya bağlı 36 kilo¬metre uzaklıktaki Altıntaş Tökelcik Mevkiinde’ dir. Ölüm tarihi 1365 'tir. 360 Eren gece gündüz Hünkar ın huzurunda hizmette bulundular. Pirin vefatından sonra hizmet verende görende etraflıca dağıldılar. O pir haliyle Seyit Cemal'i çok severdi. O zatı çağırınca Nuru Cemalı'mı çağırın bana derdi. Defalarca sırtını sı¬vazlayarak Cemalim dir, Cemalim dir derdi. Diğer halifelerde Seyit Cema¬li büyük bilir ve sayarlardı. Hacı bektaşı Veli türbesinde şöyle yazıyor ; "Bir Horasan postun sahibi Pir Hünkar Hacı Bektaşi Veli'nin iki aş¬çı postu Seyit Ali'nindir. Üç ekmekçi Postu balım Sultanın'dır. Dört Nakapçı postu Kaygısız Abdalındır. Beş Atacı postu Kanber Ali Sulta¬nındır. Altı meydancı Postu Sarı İsmailindir. Yedi Türbedar postu Kara-Donlu Can Babanındır. Sekiz Kilerci postu Hacım Sultanındır, Dokuz Kahveci Postu Şah Hazecinindir. On Kurbancı postu İbrahim Aleysela-mındır. Onbir Ayakçı postu Abdal Musanındır. Oniki Mihmandar postu Hızır Aleyselamındır. Bu postlarındaki mana şöyle yorumlanabilir.Pir dergahında görev yapan insanların konumudur. Yani oniki hizmetçi görevidir. Seyit Cemal birgün dergahta oturmaktadır. Acaba hünkar bize bir yurt göstermez mi bizde demimize yolumuza gidelim. Bu hal Hünkar'a ayan olmuştu. Gelir Seyit Cemal 'in sırtını sıvazlar. Cemalim Cemalim der. "Ben bu dünyadan göçünce bizi varlık ülkesine götür, benden son¬ra hayvanını al buralardan git. Hayvanı nerede kurt yerse biz orayı sana yurt verdik. Senden bir oğlumuz olur, Akdeniz'i yol eyler." Hünkar ah¬rete göçünce Sultan Seyit Cemal eşyalarını hayvana yükler, bi¬linmeyene doğru gider. Ora benim bura senin derken bir çayırlık-çimenlik yere varır. Çeşmenin başında yemeğini yer, suyunu içer, hayva¬nını çayıra salar. Yolculuğun verdiği yorgunluğun etkisiyle uyuya kalır. Bir müddet sonra uyanır ve birde bakar ki kurtlar hayvanı parçalamış. Hem erenlerin sözünü hatırlar, hem de "demek ki Hünkar burayı bana yurt vermiş" der. Cemal'in mesken tuttuğu yer Kütahya'ya bağlı Altınbaş'm onbeş km kuzey batısındaki Tökelcik mevkisidir. Seyit Cemal geçimini sağ¬lamak için asıl eski Altıntaş köyünde Ali Ağa denen birinin yanında ça¬lışıp davarını güder. Geçici olarak iki çocuklu dul bir hanım Seyit Cemal'ı evine misafir alır ve hizmetinde bulunur. Zira kadın Seyit Ce¬mal'in kötü bir insan olmadığını fark eder. İyi bir eren olduğuna inanır. Hal böyle olunca Altıntaş köylüleri Seyit Cemal'i Ağa'ya şikayet eder¬ler. Ali Ağa, Seyit Cemal'i çağırır. "Cemalim biz seni iyi bir insan bilirdik oysa çevreden seni bana şikayet ettiler. Sen iki çocuklu dul bir hanımın evinde kalıyormuşsun." Sultan Seyit Cemal Ali Ağa'ya der ki; "Ben Evlad-ı Resulüm. Benim o kadına hiç bir zararım dokunmaz. Üstelik kazandığımı onlara veriyorum." Ağa ve köylüler Seyit Cemal'e derki; "Ateşle barut bir arada kalır mı?. Biz sana inanmıyoruz." Seyil Cemal cebinden tütün kutusunu çıkarır, kutuyu açar, daha ön¬ceden sanki bu şikayetler Seyit Cemal'e ayan olmuştu. Dolayısıyla ha¬zırlıklı gelmişti. Kutuda bir miktar barut, barutun üstünede pamuk koy¬muştu. Seyit Cemal Ağa'ya der ki; "Ağa bu barutu ateşe verin, eğer barutla beraber pamuk yanarsa ben bu köyden çıkar giderim, eğer pamuk yanmazsa o zaman bana inanın." Ağa kalktı barutu ateşe verdi. Kutunun içindeki barut kıvılcımlar içinde yanıp bitiyor, kutunun içindeki pamuk yanmıyor, bana mısın demi¬yor. Bu keremeti gören Ali Ağa, Seyit Cemal'in ayaklarına kapanıp kendisinden özür diler. "Bundan böyle sen benim çobanım olamazsın. Ben sana çobanlık yaparım" der ve ekler "deveni çayırlara sal akşama kadar ayak bastığı her yeri sana yurt veriyorum." Seyit Nuru Cemal devesini çayırlara sa¬lar. Devenin akşama kadar gezdiği yeri hesaplar, deve tam onbin dö¬nümlük yeri gezmiştir. Ali on bin dönümlük yerin senetlerini hazırlaya¬rak Seyit cemal'in üzerine tapu eder. Bu tapu zamanın Osmanlı devle¬tinin başkenti olan Bursa'nın kütüphanesinde yer almaktadır. Belki o kütüphane İstanbul kütüphanesine devredilmiştir, bilinmez, biz yeni Seyit Cemal'e dönelim. Seyit Cemal Tökelciğin karşısında et yemezler köyü varmış. Şimdi ise o köy Yeşilbayır adını almıştır. İşte Seyit Cemal bu köyde Cemile Hatun adında birisiyle evlenir. Yazın Altıntaş köyünde çayırlık sulak olduğundan sivri sinek çokmuş dolasıyla yazları Tökelcikte oturuyormuş. Kışın ise Altıntaş köyünde kalırmış. Bu yörede nice kerametler göstermiştir. Cemile Hatundan bir oğlu oldu, adını Asildoğan koydular. Zaman içerisinde Seyit Cemal Asildoğan'ı Gelibolu'ya yol¬ladı. Asildoğan Akdenizi yol eyledi. Böylelikle Hünkar'ın emri yerine getirilmiş oldu. Seyit Cemal'in Tökelcik'te 1500 dönümlük arazisi varmış, 1950 lerden sonraa Demokrat Parti döneminde Altın¬taş yöresindeki o sazlık, çayırlık kanallara vuruldu, o bataklık bölgenin suları kanallara aktı. O sulak yerler verimli hale getirildi ve daha sonra sahipsiz topraklar reform edildi. Seyit Cemal'in on bin dönümlük yeride parsellenip Altıntaş köylülerine dağıtıldı. Tökelcik'teki Türbenin yeri söylentilere göre 1500 dönümlük yermiş. Köylüler alltan tarlayı sürmüşler. Yandan tarlayı sürmüşler, türbenin arka tarafındaki ala¬nı sürüp tarla haline getirmişler. Şu anda ise Türbe ile birlikte 10 dö¬nümlük yer ancak kalmıştır. Seyit Cemal zaman zaman Altıntaş'da, zaman zaman Tökelcik'te yaşadı. Tökelcik'teki evinde yaşamını sürdürdü. 85 yaşında Tökelcik'le Oğlu Asildoğan'ı Gelibolu'ya saldıktan sonra hanımı Cemile hatun vefaat etti. Daha sonra Altınbaş'ı bıraktı. Tökelcik'teki evinde yaşamını sürdürüp 85 yaşında Tökelcik'te vefaat etti . Türbesi orada bulunmaktadır. Tökelcik ismi daha sonra de¬ğişerek Döger ismini aldı. Daha sonra Seyit Cemal Tökelcik'te ölmeden önce Çakır is¬minde bir sırdaşı varmış. Çakır Dede her zaman tıpkı Baba Resul gibi Seyit Cemal'in yanına gelir günlerce cemler ettirip kerametini gösterir¬lerdi. Bir gün Çakır Dede'ye haberci gider Seyit Cemal'in öldüğünü haber eder. Çakır dede ağlayarak Seyit Cemal'in evine doğru yola çıkar. Köyün aşağısında bir köprü varmış, köprü başında Seyit Cemal'in dua ettiğini görür. Çakır Dede "yahu Cemal'im bana adam saldılar, senin öldüğünü söylediler. Bu ne hikmettir sen burada dua ediyorsun". Seyit Cemal Çakır dede'ye gülümseyerek "Doğru söylemişler sana. Sen var bizim eve git şu anda benim cenazem yıkanıyor, benim işim var. ben gidiyorum." Çakır dede Seyit Cemal'in arkasından baka kalır. Kendine gelince "dur hele köye varayım" demiş. Köye geldiğinde Seyit Ce¬mal'in cenazesinin kapının önünde yıkanırken gelir kafasına vurarak ağlamaya başlar. Evine defnederler. Çakır Dede Halkın huzurunda Se¬yit Cemal'ı canlı olarak gördüğünü söyler ve ekler "Ben öldükten son¬ra beni Seyit Cemal'in türbesinde eşiğinin önünde gömün. Seyit Ce¬mal'i ziyarete gelen tüm canlar.benim mezarıma basarak türbeye gir¬sinler" ve Çakır dede öldükten sonra türbenin dış kısmında eşiğin önü¬ne gömülür. Daha sonra Çakır dede'nin oğullan ölürler mezarları tür¬benin dışındaki duvarların dibine gömülürler. Hal böyle olunca yöre halkı Çakırcılar türbesi demeye başlamışlar. Seyit Cemal'in türbesi yeni yeni ele alınmaya başlanmıştır. Senede bir defa türbede tören yapılmaktadır. Bu ziyaretlerde bahçeyi yapmışlar. Üstünü sacla kap¬lamışlar Ayrıca Seyit Cemal türbesinin ikinci bölümünde iki er yatmaktadır. Söylentile¬re göre yeniçeri kumandanlarından Ahmet ve Mehmet ismindeki iki kardeşin mezarlarıdır. Şehit olmadan önce babalarına bizi Seyit Cema¬lin ayakları dibine gömün ve bu iki kardeş şehit düşünce Seyit Cemal'in türbesinde ayak hizasına gömülürler. Seyit Cemal'in karısı Cemile ha¬tunun mezarı türbede yoktur. Zira Cemile hatun Seyit Cemal den önce öldüğü için Altıntaş’ta gömülü olabilir. Seyit Cemal'in türbesinin bulunduğu yer ve konumu Afyon a yirmi kilometre uzakta ve Afyon türbenin doğusundadır. Altıntaş ise türbenin güneyindedir ve 15 kilometre uzaklıktadır. Kütahya ise türbeye 36 kilometre uzaklıkta ve güney batısındadır. Kimileri Seyit Cemal'in türbesi eski ismi tökel olan daha sonra Döğer olan bu üçgen içerisinde¬dir. Afyon Altıntaş ve Kütahya üçgeni paylaşmışçasına sahiplenmektedir. Seyit Cemal'in türbesini ziyaret etmek isteyenler ve de merak edenler emin olmalılarki Seyit Cemal in türbesi budur. Bundan başkası yoktur. Başka yerlerde aranmamalıdır. |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to hasan_demir_2462 For This Useful Post: | Devrim06 (01-15-2012), ...HURUFİCAN-ERZİNCAN... (01-17-2012) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||