Siyasi Kimlik
İnsana değer veren, insanı tabiattan ve tanrıdan soyut görmeyen, komünal anlayışın ilk nüvelerini içinde barındıran, varlık felsefesi üzerine kurulu Alevilik anlayışı ayırt edici özelliğini bu yönüyle kazanıyor. Bu özellik doğallığında Alevilik’i diğer tüm din ve dogmatik inançlardan ayırmakla birlikte devrimci kimliğe de büründürüyor.
Köken olarak binlerce yıl evveline giden Alevilik günümüze değin varlığını idame ettirmesini sol- sosyal demokrasi anlayışına vakıf inanç önderlerine ve halk hareketlerine borçludur.
Alevilik’in baş eğmeyen isyancı yanının farkında olan sistem ve sistemin kişiliksiz neferleri “çamur at izi kalsın” çirkefliğiyle hareket ederek diğer tüm toplum ve inanç yanlılarını tarihsel süreç içerisinde iftiralarla, kandırma ve aldatmacalarla yanına almış ve Aleviler’i sindirmeye çalışmıştır. Katliamlarla başlayan süreç sonraları kaleyi içten fethetme yöntemlerinin devreye girmesiyle Alevilik’in içini kemirmeye başlamıştır.
Anadolu’da yüzyıllar boyunca çeşitli dinlerin baskısı altında varlıklarını koruma amaçlı gizli örgütlülüğünü ören Alevilik zamanla –ki bu zaman tahminimizce 16. yy.dır- zorunlu olarak İslami giysiler altında kendini sunmak zorunda kaldı ve inancını böyle yaşatma yoluna girdi. İslami görüntü altında köklerinden kopmayarak inancını yaşama politikası zamanla kendine zarar vermeye başladı ve Aleviler İslami kıyafeti tenleriyle bütünleştirerek hiçbir şekilde yaşama alanına uymayan İslamiyet’in yaygaracısı olup “Esas Müslüman biziz.” saçmalığıyla kendi dediklerine kendileri de inandılar ve bu saplantının doğal sonucu olarak devrimci kimliklerinden de soyutlandılar.
Başlangıçta kendini korumak için inancını saklı tutan Aleviler uzun vadede sözde yol önderlerinin ve çıkar çevrelerinin de kirli menfaatleri doğrultusunda kullanılarak yoldan saptırıldı. Aleviler inancıyla birlikte politik kimliğinden sıyrıldı; yobazlaştı, gericileşti, faşizan akımlardan medet umdu. DP, AP hayranlığıyla başlayan yoldan çıkış cunta rejimi sonrasında DYP, ANAP, RP, BBP, MHP ve son dönemde AKP gibi partilerle flörte başlayan dernek mafyacıları, düzen hokkabazları yüzünden Aleviler’i süreçten düşürdü.
Gelinen noktada Aleviler, tarihsel siyasi çizgisinden saptıkları için yanlış işlerle uğraşır oldular. Yetmiş iki millete bir göz ile bakma şiarıyla asırlarca tüm toplumlar nezdinde mücadeleci halk imajını çizen Aleviler artık boğulma noktasına gelip ırkçılaştı, faşistleştiler. Ermeni - Kürt – Türk – Arap – Yahudi kavgalarına müdahil oldular. İnancına saygısızlık edenlere oy verdiler; çirkinliklerle donatılmış oluşumların içine girdiler. Paçalarını kurtarmak adına günübirlik yaşamayı tutum haline getirip insanı başarıya (nasıl başarıysa) götüren her yolun meşru kabul edildiği makyavelist resmi anlayışın ortodoks çarklarına oynamaya başladılar.
Çizgisinden sapan, Kızılbaşlık’tan uzaklaşan Aleviler “düşkün” oldular.
Aleviler’in kitle olarak toplumda özgül ağırlıklarını benimsetmeleri siyasi kimliklerini açık ve net bir şekilde tayin etmelerine, nerde duracaklarını iyi bilmelerine bağlıdır. Bu duruşa hakim oluş Aleviler’i gerçek kimliğine kavuşturacaktır.
Gerçeğin demine hü!!!
|