Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK GÜNCEL > Alevilik Haberleri

Alevilik Haberleri Güncel alevilik haberlerinin paylaşılacağı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 08-17-2008, 10:37   #1
mihrali
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
mihrali - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: adana
Yas: 17
Üye No: 12
Mesajlar: 2.741
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3056
Thanked 3640 Times in 1754 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 20
REP Puanı : 476
REP Seviyesi : mihrali is a glorious beacon of lightmihrali is a glorious beacon of lightmihrali is a glorious beacon of lightmihrali is a glorious beacon of lightmihrali is a glorious beacon of light
İletişim
Standart Sünni imam, Alevi köyünün gönlünü nasıl fethetti 17 Ağustos 2008

İmam Ebuzer Gıffari Bakır, 1992-1999 yılları arasında çalıştığı Yozgat’ın Alevi köyü Kababel’de yaşadıklarını yazdı. Kitapta Diyanet’in bir imamı olarak orada gördüklerini, Alevilik konusunda kendisindeki ve toplumdaki önyargıları, bunların nasıl kırıldığını anlatıyor, kardeş ayrımcılığına dikkat çekiyor. "Bir Alevi Köyü İmamının Hatıraları/ Sakka" adlı kitabın ilginç yazarını, önyargılarla mücadele eden bu imamı aradık ve Ankara’da bulduk.

Yedi yıl görev yaptığı Yozgat Sorgun’daki köyden sonra, başkente tayin olmuştu. Henüz 36 yaşındaydı. Ankara’da buluşmaya, kitabının kahramanlarının yaşadığı Kababel Köyü’nü birlikte ziyaret etmeye karar verdik. Takım elbisesi, şık güneş gözlüğüyle geldi. Tokalaşırken ellerimi kavrayışındaki özgüven, karşımda modern bir din adamı olduğunu anlatıyordu. Kababel, Ankara’ya üç saat uzaklıktaydı. Yolculuk boyunca yaptığımız sohbet sırasında iyi bir hatip olduğunu da gösterdi.

Ebuzer Gıffari Bakır, Yozgat’a bağlı Sorgun’un Hoşumlu Köyü’nden. Evli ve iki çocuklu. Din adamlığı, aile mesleği. Babası Osman Bakır, 45 yıl imamlık yapmış, ağabeyi Mahmut Riyat Bakır da ilahiyatçı. Sorgun İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra 1992’de imamlık sınavını kazanınca tayini kendi köyüne yakın Alevi köyü Kababel’e çıkıyor. O köy hakkında bildikleri, önyargılardan ibaret. Arkadaşları, şakayla karışık, "Neden gidiyorsun? Onlar Kızılbaş, sıraç. Yemekleri yenmez, suyu içilmez. Seni yakarlar" diyor.

Ama görev bu, çaresiz gidiyor. Tam yedi yıl kalıyor o köyde. Kendi isteğiyle ama aynı zamanda imamlarını çok seven, bağrına basan Kababel köylülerinin de isteğiyle.

Aradan dokuz yıl geçtikten sonra o yılları yazmasının nedeni, babası. Önce itiraz ediyor. "Benim hatıralarım kimi ilgilendirir? Okuduklarında hayatlarında ne gibi değişiklikler olur ki" diyor. Ağabeyi ısrar ediyor: "Sünnilerin Alevileri tanımaları konusunda bir boşluk var. Bu boşluğu doldurmalısın. Sen nasıl ki o köye giderken kafanda önyargılar vardı, benim de öyle. Bu önyargıları yıkmak adına yazmalısın."

1999’un sonunda kitabı bitiriyor ama yayınlamıyor. "Şartların olgunlaşmasını bekledim" diyor. Aradan geçen yıllarda, yazdıklarını fikirlerine güvendiği kişilere ve köydeki birkaç Alevi ileri gelenine okutuyor. Kitapta bazı düzeltmeler yapıyor, yanlış anlamalara neden olabilecek sözcükleri çıkarıyor. Kitap piyasaya çıktıktan sonra meslektaşları hem şaşırıyor hem takdir ediyorlar. Alevi köylerinde çalışan imam arkadaşlarından bazıları da benzer anıları yazmayı düşündüklerini ama cesaret edemediklerini itiraf ediyorlar.

HİÇ SÜNNİ’NİN YAŞAMADIĞI KÖYDE 200 YILLIK CAMİ VAR

80 haneli Kababel Köyü, otoyoldan sadece 5 kilometre içeride, buna rağmen yolu çok bozuk. Biraz sonra köylülerin, mezhep ayrımcılığı nedeniyle yollarının hiç yapılmadığı yolundaki şikayetlerini dinleyeceğim. Turgut Özal döneminde yaptırıldığını zannettiğim caminin, aslında tarihi boyunca hiçbir Sünni’nin yaşamadığı bu köyde 200 yıldır var olduğunu ve 50 yılda üç kez yeniden yapıldığını da öğreneceğim. Köyün tarihini çok iyi bilen Dede Mehmet İnanç’ın (81) anlattığına göre, Osmanlı-Rus Harbi sırasında (1877-1878) Kars’a gelmişler, oradan da göç edip Kababel’i kurmuşlar. Caminin ne zaman yapıldığını bilmiyor Dede, ama Osmanlı’dan beri varmış. "Köyümüzde hiç Sünni olmadı ama cami yapmışlar işte. Üç kez tamir ettik. Ara sıra giderdi köylüler" diyor.

Başlıca gelirini nohut üretiminden sağlayan köyde hasat vakti. Çoğunluk tarlada. Köyün ileri gelenleri, İmam Bakır’ın kitabında adı geçenlerin bir kısmı bizi bekliyor. Hepsi, eski imamlarını çok seviyor. O köyün bir ferdi gibi. Mezhep ayrımcılığının çok hissedildiği bu Anadolu köşesinde, istisnai bir duruma tanık oluyorum. Çünkü 30 yıl önce Anadolu’nun birçok kentinde yaşanan acı saldırılar hálá hatırlanıyor, açılan yaralar kolay kolay kapanmıyor. Örneğin köyden Dursun Ali Şimşek (49), 20 Nisan 1978’de Yozgat’ta Alevilere ait dükkanların yakıldığını, birlikte büyüdüğü arkadaşlarıyla asıl o günden sonra yollarının ayrıldığını anlatıyor.


VEFAT EDERSEM HOCAMI GETİRİN BENİ DEFNETSİN


Ama bugün, böyle acı anların hatırlandığı bir gün değil, tam aksine kardeşliğin öne çıktığı bir gün. Gurbetçi bir ailenin evinde, ölmüş anne ve babalarının ruhuna yemek veriliyor. Oturuyoruz, yemekler yeniliyor, hocayla anılar tazeleniyor. Çaylar, meşrubatlar içildikten sonra "Hadi hocam, yemek duası oku" diyorlar. Herkes ellerini açıp hocayı huşu içinde dinliyor, Fatiha Suresiyle dua sona eriyor.

Köyde dolaşıyor, kadın-erkek herkesle konuşuyoruz. Kadınlar, İmam Bakır’ı anlatırken hep aynı deyimi kullanıyorlar: "Kıymet yetmez, değer yetmez." Herkes, onun farkının farkında. Yusuf Özcan (52) "Akrabamız oldu, sofralarımıza oturdu, Alevi köylerle Sünni köyler arasındaki ilişkiyi pekiştirdi, bir çığır açtı" diyor. Dursun Ali Şimşek "Ebuzer, diğer imamlardan farkını kendisi yarattı" diye anlatıyor. "Bize sevecen yaklaştı. Güven duyduk, evimize aldık, aileden biri oldu."

Bakır’ın köyde çok sevilmesinin asıl nedeni, onların içine girmesi için bir çaba harcaması: "Cami dibinde oturup futbol muhabbeti yaptım. Gençlerle futbol oynadım, arkadaş oldum." Köy halkıyla içiçe yaşadığını anlatıyor: "Köy odasının önünde toplanıp haberleri tartışırdık. Radyodaki türküyü beraber dinler, beraber coşup hüzünlenirdik." Hatta Ebuzer Bakır’ın, hasat zamanı tarlalara gidip köylülerle nohut patosladığı oldu.

Genç imam, köye ilk geldiğinde bekardı. Köylüler onu o kadar sevmişti ki, isteseydi kız vermeye hazırdılar. Erdoğan Bektaş (45) imamın o zamanlar "Problem olmayacağını bilsem, bu köyden evlenirim" dediğini,di kimseye açılamadığını söylüyor: "Açılsaydı, toy düğün yapardık" diye ekliyor. Ebuzer Bakır, 1994’te Ankara’da evleniyor, eşini de alarak yeniden köye dönüyor. Herkes hediyesiyle geliyor. Genç imamın eşi de köy halkına hemen uyum sağlıyor.

Bütün bu anıları tazeledikten sonra ayrılık vakti geliyor. İmam Bakır, her gelişinde olduğu gibi Bektaş Şahan’ı (77) görmeden, elini öpmeden gitmiyor. Kitabında da uzun uzun anlattığı Bektaş Şahan’ın gözleri artık görmüyor ve sağlığı da iyi değil. Hocanın sesini duyunca kapıda beliriyor. Öyle bir sarılıyorlar ki. İkisinin de gözlerinden yaşlar süzülüyor. Şahan "Senin hasretindeyim. Can yoldaşımdın" diyor, hakkını helal ediyor. Şiir gibi konuşuyor: "Poyrazdan yana duldan, güneşten yana gölgen oluyordum. Çok dertleştik, çok halleştik seninle. Vasiyetim var. Vefat edersem hocayı getirin, beni defnetsin, dedim. Hocamın yeri ayrıydı. Muhabbetimiz çok sargındı."

DEDE MEHMET İNANÇ

Doğru demeseydi hemen dur derdim

Köyümüzden çok imam gelip geçti. Ama Ebuzer’in farkı var: Alevi ile Sünni’nin birlik olmasını konuştuk ve onayladı. Ebuzer, hem Alevi’nin hem Sünni’nin imamı. Hakikatleri biliyor. Dedemden kalan eski yazılı Ehli Beyt (Hz. Muhammed’in ailesi) kitaplarını okudu. Camide vaaz sonrası kitap bir, din bir, Peygamber bir, toprak bir, bayrak bir, dedi.

Biz de tasdik ettik. Doğru demeseydi, hemen dur, derdim orada. Hakikat her camide ve her toplumda keşke böyle olsa. O zaman arada hiç senlik benlik, ikilik davası kalmaz. Yozgat’taki diğer Alevi köyler, imamdan yana bizim kadar şanslı değil.

Konuşuyorum, izliyorum. Hiçbiri bizim imama benzemiyor, yerini tutmuyor.

İMAM EBUZER GIFFARİ BAKIR



Uykudan zamandan mekándan fedakárlık yapmak lazım

Yıllardır Kababel’de yaşıyorlardı. Etraflarındaki Sünni köyler onları dinlemeden, anlamadan önyargıyla bakıyorlardı. Bu nedenle Sünnilerle aralarında soğukluk vardı. Ben bu soğukluğu gidermeye çalıştım. Arada sevgi köprüsü kurulması gerekiyordu. Tüm imamlar sevgi köprüsü kurar ama biraz daha gayret göstermek lazım. Uykudan, zamandan, mekándan fedakárlık yapmak lazım. Çünkü külfet olmadan nimet olmuyor. Kababel Köyü’nde içlerine girmek yerine kenarda dursaydım, bugün beni unutmuş olacaklardı. Aradan 9 yıl geçtiği halde hálá cenazelerine, düğünlerine çağırıyorlar. Anlıyorum ki yeryüzünün en değerli kavramı, sevgi.

NEDEN ONUN KIZI BİZİM TORUNLA EVLENMESİN?

Köye gitmeden önce, kitapta adı sıkça geçen, Kababelli Dede Mehmet İnanç’ın (81), Ankara Altındağ’daki evine gidiyoruz. Mehmet İnanç, Hıdır Abdal Ocağı’ndan. Anadolu’da sözü dinlenen, sevilip sayılan bir Dede. Köyde yaşarken, İmam Bakır’ın çok saygı duyduğu, iyi ilişki kurduğu insanlardan biri. İmam Bakır’ı karşılarında görünce çok mutlu oluyorlar, sanki oğulları gelmiş gibi. Soruyorum: "Diyelim ki torununuz ve Ebuzer Bey’in kızı büyüdüler, birbirlerini sevdiler. Evlenmelerine razı olur musunuz?"

Dede: Elbette.

İmam: Tabii neden olmasın? Kızımın köyde süt annesi bile var.

Mehmet İnanç’ın eşi Yeter Ana atılıyor: "İmamımız, Ehli Beyt’e çoğu Alevi’den daha bağlı. Çocuğum gibi bağrıma bastım. Onu yabancı bilmedik."

KİTAPTAN

"Bir Alevi Köyü İmamının Hatıraları/Sakka" adlı kitap, haziranda Tanık Yayınları’ndan çıktı. Kitabın ikinci başlığı olan "sakka" Alevi cemlerindeki 12 hizmetten biri. Hz. Hüseyin’in Kerbela’da susuz bırakılarak şehit edilmesine ağlayan cemdekilere, sakkanın yani yaygın deyişle sakanın su dağıtması.



ALEVİ’NİN YEMEĞİ YENMEZ ÖNYARGISI NASIL KIRILDI?

Nihayet evi yerleştirmiştik. Bir hayli de yorulmuştuk. Oturup dinlenirken muhtar geldi, "Haydi bize gidiyoruz. Yemek hazırlattım, yemek yiyeceğiz." dedi. Biz de ister istemez muhtarın peşine düşerek evine doğru hareket ettik. Ben bugüne kadar hiçbir Alevi’nin evinde yemek yememiştim. Oldukça çekiniyordum. Daha önceleri Alevilerin yemekleri konusunda birçok söylenti duymuştum; Aleviler başkalarına yemek yedireceği zaman, yemeğin içine artık yemek koyarlarmış, yemeğin içine tükürürlermiş, daha neler neler... Bu söylentiler aklıma geldikçe canım yemek istemiyordu.

Muhtarın evine varıp kapıdan içeri girdik. Evlerinin içi alışık olduğum gibiydi. Gayet düzenli ve temiz bir evleri vardı. Muhtarın hanımı bizi kapıda karşılayarak içeri buyur etti. Muhtarın hanımı temiz ve nazik birine benziyordu. Yemekler güzel görünüyordu. Babam ve Hacı Duran "Bismillah "deyip başladılar yemeye, annemle ben yer gibi yapıyor ama yemiyorduk. Aklımıza söylentiler geliyordu. Ya şu yediğimiz yemekte bir hile varsa!

Muhtar kafamızdan geçen düşünceleri anlamış olacak ki gülerek "Sizin niye çekindiğinizi biliyorum. Aklınıza öyle şeyler gelmesin, o söylentilerin aslı yoktur" diyerek kendi yediği tabakla bizim önümüzdeki tabağı değiştirdi. Ben de cesaretlenerek iştahla yemeğimi yedim. Yemekten sonra çaylarımızı yudumlarken muhtar; yemeklere, içeceklere hile yapmadıklarını, bunların Alevilerle Sünnilerin arasını açmak için, Sünnileri Alevi halktan soğutmak için uydurulmuş yalanlar olduğunu anlattı.

İÇİMDEKİ SESE KULAK VERDİM

CEMDE AYAĞA KALKTIM KONUŞTUM


Aslında Alevi kültüründe hakiki ceme yabancılar alınmıyormuş.

Bu cem görgü cemi olarak düzenlenmiş. Bilinmeyenlerin bilinmesi, görülmeyenlerin görülmesi, küslerin barışması, haksızların haklarını araması için her isteyen bu görgü cemine katılabilirmiş. Ama yapılan her şey diğer cemlerle aynı. Hiçbir değişikliği yok.

Vaaz-ı nasihatlar devam ediyor... Zákirler birbirinden güzel duvaz ve deyişlerle ceme ayrı bir renk katıyor... Ben sadece dinliyor, etrafı ve olanları izliyorum. İçimden bir ses bana, "Bir de sen konuşsana!" diyor. Ama cemlerde usul nedir bilmiyorum. Dedeler beni konuştururlar mı? Cem adabında dede olmayan birisi konuşabilir mi? Konuşsam bana ne derler? Dedelerin tepkisi ne olur? Kuralsızlık mı yapmış olurum? Kararsızım.

İçimdeki sese kulak veriyorum... Usulca dedelerden söz hakkı istiyorum. Mehmet Dede, Sivaslı Dede’ye ne dersin der gibi bakıyor. Besbelli onlar da böyle bir olayla yeni karşılaşıyorlar...

Sivaslı Dede, başını, olur anlamına sallıyor.

Yerimden hafifçe doğruluyor, yutkunuyor ve sözlerime şöyle başlıyorum: Essalamü Aleyküm... Bu selam, Allah Resulünün ve ehli beytinin sevgisini kalplerinde bayraklaştırıp bin dört yüz yıldan beri devam ettirenlere...

Bu selam, özünü sevgiden alıp, dostluk ve muhabbet türküleriyle yaşayan insanlara... Dünyanın; insanlık, dostluk, sevgi adına söylediği sahte nameleri bir köşeye bırakıp özünden seven, saygı duyduğu insanları baş tacı yapan cem erenlerine sonsuz selam olsun.

Selamıma karşılık mandırada bir alkış tufanı kopuyor.

Gülden AYDIN/


İnsanın yaşamaya hakkı olduğu kadar da ölmeye de hakkı vardır.


Tanrının degil.Ruhumun istediği bir düzen...
mihrali isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 8 Users Say Thank You to mihrali For This Useful Post:
alevi_19 (08-18-2008), equlibrium (08-17-2008), Fatıma (08-17-2008), moycan (08-18-2008), Renas (08-17-2008), Ruzgar (08-17-2008), seher_yeli (08-17-2008), Türkmendagi (08-18-2008)

Alt 08-17-2008, 12:17   #2
Renas
Can
A-luvi
Kullanıcı Profili
 
Renas - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: mersin-muğla
Üye No: 51
Mesajlar: 1.132
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2057
Thanked 1910 Times in 806 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 12
REP Puanı : 352
REP Seviyesi : Renas is just really niceRenas is just really niceRenas is just really niceRenas is just really nice
İletişim
Standart

şimdi bu imam alevileri islam yapacam kutsallığında olmasın umarım öle değildir..öle değilse imamlara örnek olacak bir kişi


DİNİMİZ SEVGİ,KABEMİZ İNSANDIR !!
Renas isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Renas For This Useful Post:
seher_yeli (08-17-2008)
Alt 08-17-2008, 18:46   #3
equlibrium
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: ankara
Üye No: 87
Mesajlar: 2.582
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 1805
Thanked 2804 Times in 1552 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 21
REP Puanı : 530
REP Seviyesi : equlibrium is a glorious beacon of lightequlibrium is a glorious beacon of lightequlibrium is a glorious beacon of lightequlibrium is a glorious beacon of lightequlibrium is a glorious beacon of lightequlibrium is a glorious beacon of light
İletişim
Standart

nisan ayında o köye gitmiştim evet bi cami vardı arkadaşlarımdan birisi bize rehberlik eden abimize imamın olup olmadığını sormuştu oda şöle bir cevap vermişti bi imamımız vardı 7 8 yıl kaldı ondan sonra gelen imamlar camide kalacak yerlerinde suyun olmayışını elektiriğin olmayışını bahane edip tayinlerini merkeze aldırıyolar artık cami kapalı

yusufun paylaşımını okuyunca imamın gerçekten farklı olduğunu düşündüm



arkadaşlar!
dışarda birşeyler oluyor, farkındamısınız?
uykuda olanları sarsın, uyandırın.
çok yakında ışıklar kesilebilir.
karanlıkta ne yapacaksınız?




Herkes aynı şeyi düşünüyorsa,hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir.


http://www.gencaleviler.com/forum/image.php?type=sigpic&userid=87&dateline=121665385  1
equlibrium isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 08-17-2008, 21:26   #4
Fatıma
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Fatıma - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: istanbul
Yas: 24
Üye No: 142
Mesajlar: 1.335
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 1793
Thanked 1044 Times in 647 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 13
REP Puanı : 399
REP Seviyesi : Fatıma is just really niceFatıma is just really niceFatıma is just really niceFatıma is just really nice
İletişim
Standart

e zati bütün imamlar böle olmalı bi çoğuda böyle istisnai durumlarda var ama onlar eriyip tükenecektir


Ezel ve ebed içre gönlümde yâr İstanbul

Gönül verip sevdiğim, gönlümü yâristan bul

Düşersem yârdan ayrı, yalnız sana düşeyim

Ağyâra meyledersem, gönlümü yar İstanbul



Ekrem Kaftan
Fatıma isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Fatıma For This Useful Post:
Renas (08-17-2008)
Alt 08-17-2008, 23:38   #5
Ruzgar
Can
PiKoPat
Kullanıcı Profili
 
Ruzgar - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 29
Üye No: 36
Mesajlar: 2.791
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3258
Thanked 3270 Times in 1656 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 26
REP Puanı : 737
REP Seviyesi : Ruzgar is a splendid one to beholdRuzgar is a splendid one to beholdRuzgar is a splendid one to beholdRuzgar is a splendid one to beholdRuzgar is a splendid one to beholdRuzgar is a splendid one to beholdRuzgar is a splendid one to behold
İletişim
Standart

çok güzel bir yazı emegine saglık

heleki bunu bir imamın yazması yaşaması ayrı güzel


Ne olursa olsun hayat gerçektir.ne uyandığında hayra yorabileceğin bır rüya,ne de çocukken bir uçurtma kadar renkli sandığın hayallere benzer.Bazen gelir deli bir fırtına gibi tutar kolundan savurur,bazen kışın ortsında baharı yaşatır gönlüne.Çıkmazlara girersin,yokuşlar tırmanırsın.Birgün bakmıssın düzyola çıkmışsın.Kocaman bir kutu gibidir hayat, içi süprizlerle dolu.Tahmin etme ,hep yanılırsın"...
Ruzgar isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 08-18-2008, 00:51   #6
Türkmendagi
Üyemiz
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Almanya
Üye No: 305
Mesajlar: 61
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 57
Thanked 79 Times in 30 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 17
REP Seviyesi : Türkmendagi is on a distinguished road
İletişim
Standart

Degerli can mihrali paylasim icin cok tesekkürler.
Türkmendagi isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 08-25-2008, 14:35   #7
Çopur
...
Kullanıcı Profili
 
Çopur - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3
Mesajlar: 8.422
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4295
Thanked 8796 Times in 4121 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1143
REP Seviyesi : Çopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud of
İletişim
Standart

Önceki gün kitabevinde inceledim. Kitaba ne kadar değer versemde; parama kıyamadığım için almaktan vazgeçtim. Körler sağırlar edebiyatı tarzı bir kitaptı...


Ben ömrümce muhalif yaşadım. Devletçe de menfi bi "tip" sayıldım. Onun için kan gurubum rh negatif




Kanayan, özlemdir, kabuk tutmayan. Kanayan, inattır. Bir içim sigara dumanında asılı, soluksuz inattır. Kanayan, kanattır. Doruklarda, alıcı kuşunda gergef olmuş kanattır. Ve dahi kavlimiz, kavlimiz duman mavisinde, kavlimiz kanat gergefinde nakışlıdır. Ki söylenen henüz söylenmemiştir. Ki dinlenen henüz dinlenmemiştir. Söylenmelidir. Dinlenmelidir. Dillenmelidir
Melih PEKDEMİR
Anne Bak Kral Çıplak
Çopur isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Baslatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Açılamayan Alevi Açılımı-25 Ağustos 2008 mihrali Alevilik Haberleri 0 08-30-2008 01:49
Memura Ek Zam Açıklandı-16 Ağustos 2008 revolution_ist Türkiye Gündemi 0 08-16-2008 17:42
Nice Yıllara Fidel - 15 Ağustos 2008 revolution_ist Siyasetçiler / Devlet Adamları 2 08-15-2008 19:30
Memurlar Sokakta Sabahladı - 15 Ağustos 2008 revolution_ist Türkiye Gündemi 1 08-15-2008 14:47


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 12:39.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts