Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK GENEL > Alevilik Tarihi

Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 04-25-2010, 15:36   #1
kral çıplak
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi : kral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nice
İletişim
Standart Tahrifatta Son Nokta....

SON ALEVİ ESNAFI



Alevilik son beş yılda üzerine yapıştırılan hurafelerden sıyrılıp kendi özüne doğru kararlı bir yolculuğa çıktı.Bu yürüyüş önce küçük bir çevrede başladı daha sonra Alevi Entelektüel çevresi ve Alevi gençliğini bünyesine katarak hızla büyüdü..


Alevi esnafları,kendilerini Aleviliği bir başka bünyenin içinde eritip ortadan kaldırmak üzere programlamış tüccarlar, önceleri bu başlangıcın içinde bulunan o müthiş potansiyeli fark edemediler.Bu çevreler suskunluğu seçerek Alevilik içindeki bu silkimeyi sessiz çoğunluğa duyurmadan sessizce geçiştirmeyi denediler.Ancak işler onların düşündüğü gibi gitmedi.Aleviliğin kendisine dönüş yolculuğuna katılanların sayısı arttıkça arttı.

Hal böyle olunca Alevi tüccarlarının elindeki yıllanmış yalanların alıcısı kalmadı.Telaşa düştüler.Onlar için hırçın olma zamanı başladı.Hırçınlıklarını önce Alevi sanal ortamda isimsiz tetikçiler üzerinden sergilediler.Bunda da başarılı olamadılar çünkü bu donanımsız,ezbere bulanmış sanal tetikçilere genç Aleviler internet ortamında gerekli cevapları fazlası ile verdiler.

Sanal tetikçiler de başarısız olunca ağabeylerinin meydana çıkıp hamle yapacaklarını biliyor ve bekliyorduk: Öyle de oldu.

Hazma Aksüt bir makale kaleme almış ve benim kitaplarımda yabancı kaynaklardan yaptığım çeviriler üzerinden sözüm ona ‘imla avcılığı’ yaparak öne sürdüğüm tezlerimin ‘çeviri tahrifatlarına’ dayandığını iddia etmiş .

Detay üzerinde tartışma yaratarak esası gözden kaçırmak çok bilinen ucuz bir demogoji yöntemidir.Detay tuzağına düşüp esastan ayrılmak istemiyorum ama esasa girmeden önce bu ‘dil bilmez’ imla avcısının çeviri tahrifatı isnadını –temel birkaç örnek üzerinden-cevaplamadan edemeyeceğim.

Hamza Aksüt’ün kasıtlı olarak yanlış tercüme ettiğimi öne sürdüğü kelimeler ilki; ‘ synekdemoi ‘ Ben bu sözcüğü ‘rehber’ olarak tercüme etmiştim.Hamza Aksüt bu kelimenin yol arkadaşı anlamına geldiğini benim yanlış çeviri yaptığımı söylüyor.Ancak onun bilmediği bir şey var ‘rehber’ sözcüğünün aslı ‘rayber’dir.Ray yol demektir (tren rayı tren yolu gibi) Rayber yada rehber zaten yol arkadaşı anlamına gelir.

Alevi erkanı içinde rehber talibi yola hazırlayan yola götüren kişidir.Burada kasıtlı ve yanlış tercüme nerede?.

İkinci kelimemiz ‘didaskolos’ Hazma Aksüt bu kelimenin ‘öğretmen’ anlamında olduğunu bu kelimeye karşılık olarak kullandığım ‘pir’ sözcüğünü kasıtlı olarak yanlış seçtiğimi öne sürüyor.Alevi erkanı içinde ‘pir’ öğreten kişi, öğretmen anlamındadır.Alevi erkanında rehber yola girişte eşlik eder ‘pir’ de yolun esaslarını öğretir.Pir öğretendir.

Bir dilden diğerine çeviri yapabilmek için her iki dili de iyi bilmek gerekir.Hamza Aksüt Türkçe’yi ve Alevi terminolojisini mi bilmiyor Yoksa kör kalabalıkları avlamak için yapılan son hamlede üzerine düşeni mi yapıyor?

Bana sorarsanız ikincisi.

Hazma Aksüt Şebinkarhisar şehrinin güneyinde bulunan ve eski metinlerde Cibossa (Sibosa) adı ile anılan şehrin bugünkü Sivas olmasına pek akıl erdirememiş görünüyor.İddiası şu Sivas’ın Bizans dönemindeki adı Sebestia idi, Cibossa’nın neresi olduğunu eski kaynaklar yazmıyor. .Hamza Aksüt harita üzerinde Şebinkarahisar’ın güneyine şöyle bir göz atsa ve Sivas ve Sibosa sözcükleri arasındaki ses benzerliğini fark edebilse gerçeği görebilecektir.Cibossa .Sivas’ın Bizans döneminde adı Sebestia’ya dönüştürülmeden önce kullanılan Luvi kökenli adıdır.


Hamza Aksüt’ün bir önemli itirazı da ‘church’ sözcüğünü Türkçe’ye ve Alevi terminolojisine ‘ocak’ olarak çevirmem üzerine.

Church sözcüğü Grek’çe ‘Şah ‘ anlamına gelen ‘Kurius’ sözcüğünden türetilmiştir.Bu Grekçe sözcüğün bir değişik formu ‘Kuriakon’ sözcüğünün Türkçe’deki tam karşılığı ‘Şahkulu’ dur (.Bir hatırlatma yapayım burada ‘Şah’ sözcüğü hükümdar anlamında değil,Alevi erkanında kullanıldığı gibi. Hakk anlamındadır).

Şimdi bu kelimenin sözlükteki karşılıklarından birine bakalım

Church: A religious organization devoted to the worship of one or more deities

(Bir veya daha fazla ilahın ibadetine adanmış dini organizasyon).

Bu sözcük karşılığı olarak sözlüklerde karşımıza şöyle bir tanım daha çıkıyor..

Church:The visible covenant community in a particular locale or region Under the authority of elders.

(Belli bir yöreye yada çevreye özgü dedelerin otoritesi altında ikrar vermiş meri topluluk).

Bu açıklamadan sonra Alevi erkanını azıcık bilen biri İngilizce ‘church’sözcüğünün –başka anlamlar olmakla beaber- Alevi erkanındaki ‘ocak’ teriminin tam karşılığı olduğunu da anlayacaktır.

Popüler İngilizce’de church kelimesinin Hıristiyanların ibadet ettikleri yapı ve/veya Hıristiyan cemaati anlamına geldiği hepimizin malumudur ancak eski metinlerde bu sözcük çok farklı anlamlarda kullanılmıştır.

Popüler İngilizce kitap okumak,turist rehberliği yapmak gibi günlük kullanımlar için yeterli olsa da eski metinlerin Türkçeleştirilmesinde ihtiyaçlarımızı karşılamaktan uzak kalır.

Kısır dil bilgileri ile böyle bir işe kalkışanlar,kilise’ye gitmeyi reddettikleri için Hıristiyan kilisesinin bitmek bilmeyen zulmüne maruz kalan,soykırıma uğrayan,diyardan diyara sürülen bu insanların kilise mensupları olduğunu öne sürmek gibi bir gafletin içine düşebiliyorlar.



Elimizdeki bulunan Alevi ocaklarına ait bilgiler Alevilerin yaşadığı coğrafyada yaşayan,Hıristiyanlığın ortaya çıkışı ile birlikte Hıristiyanlığa karşı amansız bir muhalefet başlatan.ancak zorda kalınca ‘Asıl Hıristiyanlar bizleriz ‘ diyerek kendilerini gizleyen bir halkın örgütlü yapısının düşmanlarının dilinden anlatımıdır .Bu metin içinde yazılanlar kendi sırlarını dışarı vermeyen bu topluluğun bir düşman elçisine anlattıkları kadardır.Aleviliğin Kökleri adlı kitapta altı çizilerek vurgulandığı gibi yeterli değildir.

‘’Ortodoks kayıtlarında sapkın Hıristiyan cemaatleri olarak sayılan bu ocaklar hakkında verilen bilgilerin yetersiz ve sağlıksız oldukları kolayca tahmin edilebilir. Aşağıda dökümünü yapacağımız Alevi ocakların dışında Hıristiyanlar tarafından hiç tespit edilememiş ocaklar olabileceği gibi, anılan Alevi ocakları hakkında onlara karşı amansız düşmanlık beslemiş kaynaklardan derlenmiş bu bilgilerin bazılarının gerçek olmayıp, sürekli gizlenen bu ocakların dışarıya verdikleri yanlış bilgiler olması ihtimali de vardır.’’ ( Aleviliğin Kökleri sayfa.149)

Sicilya’lı Peter’den günümüze ulaşan metinler halkın konuştuğu dilde değil, Grekçe yazılmış ve bin iki yüz yıl sonra İngilizce’ye çevrilmiştir.Şimdi Hazma Aksüt bölge halkının hala yaşattıkları terminolojiyi yok sayarak,Metnin, Grekçe asıllarını hiç görmeden ‘turist rehberi’ rahatlığı ile ve suyunun suyu üzerinden (İngilizce’den) yapılmış tercümelerle ahkam kesmeye kalkışıyor.

Kimdir bu halk nerede yaşıyorlar ve hangi dili konuşuyorlar?

Bizanslılar onların yaşadıkları bölgeye Mananalis adını veriyorlar onları da Mananalis’liler olarak tanımlıyorlar.

Mananalis adı bölgenin yerel dildeki adının Grekçe söylenişe uyarlanmış hali. Bu ismin Grekçe’de bir anlamı yok.Bölge halkı yaşadıkları bölgeyi binlerce yıldan bu yana ‘Mameki’ adı ile tanımlıyor.Kendilerine ‘Millete Ma’ konuştukları dili de ‘Zone Ma’ diyorlar.Yani ‘Ma ülkesi’.’Ma halkı’ ve ‘Ma dili’.

Tunceli’nin köylerinde yaşlılar kendilerini yaşadıkları bölgeyi ve konuştukları dili hala bu sözcüklerle tanımlıyorlar.Bu insanlar hala bu bölgede yaşıyorlar.Hepsi soykırıma uğramadı ,hepsi sürgüne gönderilmedi .Geride kalanlar varlıklarını devam ettirenler, yolunu sürdürenler var.

Bu metinler Eskimolar yada Kızılderililer’den bahsetmiyor.Anılan metinlerde anlatılan bizim hikayemizdir.Bu sebepten .bu yazıları Türkçe’ye kazandırırken Alevi terminolojisini kullanmamız elzemdir. Türkçe’yi iyi bilmeden,Alevi terminolojisine vakıf olmadan ‘Kapalıçarşı İngilizce’si’ ile yollara düşmek kendini ve haddini bilmemektir..

Hamza Aksüt ‘Mameki’ halkını ‘kapalıçarşı tercümesi’ ile ve Kahpe Bizans ağzıyla St. Paul hayranları olarak niteliyor.

Bunun açıklaması kitapta var, ama nedense ilgisini çekmiyor.

‘Sürekli takiyye yapan ve kendilerini ‘asıl Hıristayanlar bizleriz’ diye tanıtan, hile ile kendilerini gizleyen Paluniler dışarıya karşı söylemlerinde kendilerinin ‘Paulikan’ olduklarını ve Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan St Paul’ün takipçileri olduklarını ifade ettiler.

Paluniler (Palu’lular ve/ veya Balabanlar) Ortodoks Kilisesi ve Bizans İmparatorluk belgelerine ‘Paulikanlar’ olarak geçtiler. Ortodoks Kilisesi’nin kayıtlarında ve lanetli vaazlarında Hıristiyanlığın heterodoks-sapkın bir kolu olarak tanımlandılar. Kayıtlarda başka bir kimlik ile anılmış olmaları onlar için trajik bir sonuç doğurdu.

Kimseler birdenbire ortaya çıkan ve hiçbir iz bırakmadan kaybolup giden bu halkın köklerinin nerede olduğu, nereden geldiklerini ve nereye gittiklerini bilemediler. Bu coğrafyanın tarihini yazanlar karmaşık anlatımları içinde onları öncesiz, sonrasız ve önemsiz bir hareket olarak kenara ittiler. Onların çocukları daha güvenli bir yaşam arzuladılar ve geçmişlerini yeni kuşaklara aktarmadılar. Yeni gelen kuşaklar zaman içinde kendi tarihlerini unuttular. Anadolu hafızasını yitirdi. Onlardan geriye kalan destan tadındaki, unutulması mümkün olmayan maceraları başkaları sahiplendiler. Büyük kahramanlar kuşağının üyeleri silinen ve yenilenen belleklerde yer bulabilmek için kimlik değiştirdiler. Aradan bin yıldan uzun bir zaman geçti. Carbeas, Aleviler arasında Hüseyin Gazi adıyla yaşamaya devam ediyor. Chrysocheir’ın kavgaları ve sevdaları Battal Gazi adıyla Anadolu’nun her köşesinde hâlâ kulaktan kulağa dolaşıp durmaktadır.’ (Aleviliğin Kökleri sayfa.162)

--------------------------------------------------------------------------



Tamamı yukarıda ve Sn.E.Çınar-a ait olan yazının üç parağrafını birlikte çözelim......

B]
Alevilik son beş yılda üzerine yapıştırılan hurafelerden sıyrılıp kendi özüne doğru kararlı bir yolculuğa çıktı.
[/b]
[/color]

İlk bakışta yukarıdaki cümlede her hangi bir terslik yok...
Sn. Çınar doğru bir tespitte bulunmuş....
FAKAT....
Herne kadar doğru gibi görünsede,
aslında çok ince bir ayar-ın çekildiği,
yazının ilerleyen bölümlerini okuduğumda tarafımdan açıkça görülmektedir...
Yazının ilerleyen bölümlerine geçmeden önce daha ilk cümlede böyle bir girizgahın olması bile beni olumsuz düşünmeye sevketmeye yetmişti...
Çünkü zaten bir süreden beri farkına vardığım ve kendisinin baş savunmanı olan kişi ile yaşadığımız tartışmalardan da bilmekteydim...

Son beş yıl olarak belirtilen bu zaman dilimi,
aynı zamanda benim açtığım DAVA-nın da başlangıç tarihini içermektedir....
Hal böyle olunca ister istemez aklıma şu soru geliyor,
acaba Sn.Çınar başlangıç tarihi olarak benim açtığım KİMLİĞİMDEN İSLAM-I SİLİN, YERİNE GERÇEK İNANCIM OLAN ALEVİLİK-İ YAZIN davasının basına yansıyıp, tüm Türkiyede ve hemen ardından dünyada tartışılmaya başlandığı tarihten mi bahsediyor?????
yoksa yazdığı ilk kitabın piyasaya çıktığı tarihten mi bahsediyor??? diye düşünmeme gerek bile bırakmıyor, çünkü yukarıda da belirttiğim gibi bir süreden beri çaktırmadan böyle bir enjektenin yapıldığını üzülerek görmekteydim...

Yazıyı okuyacak olan herkesinde rahatlıkla göreceği gibi,
yazının bu bölümünde veya tamamında Kimlik davası ile ilgili birşey olmadığı açıkça görülecektir...
Hal böyle olunca kendi içimde bir burukluk yaşadığımı açıkça söylemeliyim....
Şimdi birileri kalkıp diyebilirki " Eh be Karal çıplak amma da pipirikli adamsın,
neden hemen böyle şeyler düşünüyorsun???"
Evet böyle düşünenler ilk etapta haklı sayılırlar,
çünkü yazıyı geçen sene ilk kez okumaya başladığında bende aynı duyguları yaşamış ve kendime kızmıştım...
Ve yazıyı heyecanla okumaya devam etmiştim...


Devam edelim;
Sayın Çınar şöyle devam etmiş,

Bu yürüyüş önce küçük bir çevrede başladı daha sonra Alevi Entelektüel çevresi ve Alevi gençliğini bünyesine katarak hızla büyüdü..
[/b]


İşte yukarıdaki kısma geldiğimizde ise durum başka bir hale geliyor,
İnce ayarın inceliği burada biraz daha maharetlenip hünerini göstermeye başlıyor...
DİYOR Kİ;
" BU YÜRÜYÜŞ ÖNCE KÜÇÜK BİR ÇEVREDE BAŞLADI "
Oysa beş sene önce böyle birşey olmadı,
küçük bir çevrede başlamadı,
birileri biryerlerde mutlaka aynı şeyleri yani Aleviliğin İslam dışı olduğunu söylüyordu ama, burada kastedilen şey başka birşey olsa gerek...
Yazıdan anladığım şudur ki,
beş sene önce birileri İslamdışı Alevilik konusunda bir hareket başlatmış ve giderek genişlemiş....
Nerede ve kimler tarafından başlatıldığına dair açık bir belirti yok...
Demek ki okuyucu araştımaya yöneltilmiş!!!!!
aklıma şu sorular geliyor,
Peki bu küçük çevrede başlayan yürüyüşü başlatan neydi?
hangi gelişmeler oldu da bu yürüyüş başlamış oldu,
acaba Sn.Çınar isim vermeden de olsa,
benim açtığım KİMLİK DAVASI-ndan mı bahsediyor??
Eğer öyle ise, böyle bir olayı belirtmekten neden imtina ediyor???
Oysa bahsedilen tarihte ve kastedildiği şekilde gündeme yansıyan böyle bir hareketin ne adı vardı, nede sanı...
Veya sayın Çınar, 1990 yılında bu iddiayı yani Aleviliğin İslam dışı olduğuna dair iddiayı ilk kez gündeme getiren ve bu nedenle birçok saldırıya maruz kalan Nejat BİRDOĞAN hoca-yı mı kast ediyor???
Peki sayın Çınar bunu kast ediyorsa!!!
Bu uğurda canını ortaya koymuş ve arkasında değerli eserler bırakmış olan böylesine özel bir kişiliğin adını bile anmaktan neden imtina ediyor...
Nejat hoca-yı da kastetmediği açıkça belli oluyor,
çünkü verdiği tarih Nejat BİRDOĞAN olayından çok uzak...
Ve yine ne garip bir şey ki sayın Çınar,
İslam dışı Alevilik İddiasının ilk sahibi görünen yazarı bu yürüyüşe katmadığı gibi,
birde Nejat hocanın kitabından alıntı yapmayı da ihmal etmiyor...
Nejat Birdoğan hoca-nın ortaya koyduğu kitaplar unutturulmuş olsa bile, hocadan 14 yıl sonra Sinan Işık-ın aynı anlamda,
yani Aleviliğin İslam dışı olduğu yönündeki davasının da unutulmuş olması muhtemelmidir???
Yaşanan onca olay ve tartışma gündemin birinci sırasına girmişken,
tüm yayın organları bunu vermişken,
hatta AİHM-sine de gitmişken,
ve üstelikte Saıyın Çınar-ın ilk kitabı belki raflardaki yerini bile almamışken sayın Çınar-ın kastettiği böyle bir birliktelik ve yürüyüş nerede başladı???
Kimlerle başladı???
Sayın Çınar kitap yayınlamadan önce diyar diyar dolaştı da konferanslar mı verdi?
Bu konuda ben birşeyleri kaçırmış olabilirim...
Eğer gerçekten böyle şeyler olmuşsa ve bende burada bilmeden ahkam kesiyorsam işte o zaman tam anlamıyla çuvallamış sayılırım...
YOK eğer ben doğruyu söylüyorsam bu seferde bambaşka bir olay ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılacaktır...
Sayın Çınar kendi penceresinden birşeyler anlatıryor-
Hal böyle olsa da;
Gerçek tarih bize başka şeyler söylüyor...
Çünkü tamda aynı tarihte tüm Türkiye de ve dünyanın her yerinde yaşayan Alevilerin ezici çoğunluğunu içine alan bir olay,
yani tartışma süreci yaşanmaya ve özellikle Avrupadaki Alevi gençliğinin büyük destegini alarak yürümeye başlıyordu...
Bu tartışmanın ana maddesi ise ne garip tesadüftür ki ALEVİLİK İSLAM İÇİ Mİ? iSLAM DIŞI MI? TARTIŞMASIYDI...

Neyse biz araştırmamıza devam edelim...
Belki biryerlerde E. Çınar beyin gerçeğine rastlarız...[/size]

Sayın Çınar şöyle devam ediyor...

Alevi esnafları,kendilerini Aleviliği bir başka bünyenin içinde eritip ortadan kaldırmak üzere programlamış tüccarlar, önceleri bu başlangıcın içinde bulunan o müthiş potansiyeli fark edemediler.Bu çevreler suskunluğu seçerek Alevilik içindeki bu silkimeyi sessiz çoğunluğa duyurmadan sessizce geçiştirmeyi denediler.Ancak işler onların düşündüğü gibi gitmedi.Aleviliğin kendisine dönüş yolculuğuna katılanların sayısı arttıkça arttı.

Allah Allaaaaaah, aradığım şey haaaaaaala yok...
Yok olması bir yana üstelik te incenin de incesine indirgenmiş bir ayarın olduğunu görmekteyim....
Eeeee insan benim gibi pipirikli olursa mutlaka birşeyler görecektir...
peki şimdi ne görmüşüm????


ANLATAYIM...

DİYORLAR Kİ;
Aleviliği başka bünyeni içinde eritip ortadan kaldırmaya çalışan tüccarlar, müthiş potansyeli fark edemediler...


Yukarıdaki cümlede birşey yok...
Fakat mesele gelip aşagıdaki cümleye dayandığında ise durumlar çığırından çıkıyor ve artık ne ayar kalıyor, nede tımar...

BAKIN NE DEMİŞLER...
Bu çevreler suskunluğu seçerek Alevilik içindeki bu silki(n)meyi sessiz çoğunluğa duyurmadan sessizce geçiştirmeyi denediler.

Yukarıdaki cümlenin bendeki tercümesi şöyle....
Alevilik içinde bir silkinme varmış,
fakat şu Alevi simsarları, bu silkinmeyi SESSİZ ÇOĞUNLUĞA DUYURMADAN SESSİZCE GEÇİŞTİRMEYİ DENEMİŞLER!!!!!!!
Vay be arkadaş bu ne ince ayarmış böyle????
O silkinme nasıl oldu???
Ve Alevi simsarları bunu nasıl SESSİZ ÇOĞUNLUĞA DUYURMADAN SESSİZCE GEÇİŞTİRMEYE ÇALIŞTILAR????
iNSAN KILIF USTASI OLUR DA BÖYLEMİ OLUR???
Böyle bir olay ne zaman yaşandı da biz duymadık???
Oysa biz aynı devrenin ve aynı bölüğün askerleriyiz...
O bölükte böyle olaylar yaşanırken biz neredeydik???
Oysaki yaşananlar bunun tam tersi yönünde oldu...
Benim Açtığım ve temeL söylemi ALEVİLİĞİN iSLAM DIŞI olmasına dayanan
bir davanın, tüm Türkiye-de ve dışarıda aynı anda tartışılmaya başlamasıyla
GELİŞEN BU OLAYLAR YAŞANIRKEN,
BİZ Mİ BU DÜNYADAN DEĞİLDİK?
Yoksa sayın Çınar-mı başka dünyalardan bahsediyor bir türlü anlayamadım....
Düşünelim lütfen,
Tam da o tarihte ALEVİLİK İSLAMIN İÇİNDE Mİ DIŞINDA MI tartışması tüm Türkiye-de ve Avrupada tartışılıyor ve nasıl oluyorsa Alevi simsarları bunu SESSİZ ÇOĞUNLUĞA DUYURMADAN SESSİZCE GEÇİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR????
YANİ BUNA NE DENİR???
PES DOĞRUSU!!!!
Alevilik İslamın içinde mi dışındamı tartışması ortalığı kaplayacak,
üstelik o simsarların baş aktörleri de bu tartışmanın tam göbeğinde iken,
ayrıca Fetullah-çı yayın organlarında çarşaf çarşaf demeçleri yayınlanırken,
başbakan bile bu tartışmaya katılırken,
nasıl edipte bunu sessiz çoğunluğa duyurmadan sessizce geçiştirmeye çalışacaklar...
Ne bileyim AKLIM DURDU....


SN.ÇINAR ŞÖYLE DEVAM EDİYOR

Hal böyle olunca Alevi tüccarlarının elindeki yıllanmış yalanların alıcısı kalmadı.Telaşa düştüler.Onlar için hırçın olma zamanı başladı.Hırçınlıklarını önce Alevi sanal ortamda isimsiz tetikçiler üzerinden sergilediler.Bunda da başarılı olamadılar çünkü bu donanımsız,ezbere bulanmış sanal tetikçilere genç Aleviler internet ortamında gerekli cevapları fazlası ile verdiler.


Yukarıdaki bölüme geldiğimizde ise,
tam da bu günlerde yaşadığımız gerçekler ortaya çıkmış oldu....
Sayın Çınar-ın burada enjekte etmeye çalıştığı şey tabii ki kendi tezleridir...
Oysa bu kocaman bir yanıltmadır,
çünkü kast edilen tarihte henüz E.Çınar diye birinin varlığının bile bu günkü anlamda farkına varıldığını söylemek oldukça güç olsa gerekir...
ve üstelik konular direkmen İslam üzerinden tartışılıyordu...
Zaman geçti,
tartışmalar ilerledi,
geçen zaman içerisinde doğaldır ki sayın Çınar-ın da kitaplarının farkına varıldı ve sürece dahil oldu...
Tartışmayı başlatma ile hiç bir ilgisi olmadığı gibi,
üstüne üstlük birde başlamış olan tartışmanın rüzgarından yararlanmış oldu,
hemde bol miktarda yararlandı...
En sonunda yaptığı tahrifatlar ortaya çıktı....
Takke düştü,
kel göründü...
Alevilik tarihi diye Alevi gençlerine verilen bilgilerin aslında tamamiyle TAHRİFAT olduğu ortaya çıktı...
SAĞOLASIN İZOCAM....

Fakat ne varki mesele bununlada bitmiyor...
Sayın Çınar-ın kitaplarındaki tahrifatları bulmak için kılı kırk yaran,
Alevilik vede tarih uzmanları,
ve aynı zamanda dil uzmanı olan sayın üç yazarımız herşeyi görmüşler de,
nasıl olmuşsa henüz daha dün yaşanmış olan bunca şeyi görememişler....
Bu nasıl bir araştırmacılık ve gerçekleri ortaya koymacılıktır anlamadım gitti...
Yoksa bunlar danışıklı dövüş mü yapıyorlar????
Veya düne kadar Alevilik diye bir dertleri yoktu da sonradan mı merak sardılar???
Kafam oldukça karışık...
Anlayan varsa lütfen bana da anlatsın....

NETİCE OLARAK;

Alevi tarih yazımında bir skandal olduğu açıkça görüldü,
fakat geldiğimiz nokta itibariyle ve yukarıda izahını yapmaya çalıştığım konuya baktığımızda ise,
olağanüstü bir şeyle karşı karşıya olduğumuzu görmekteyim...
Sn.Çınar beş kitap yazdı,
altıncısı yolda,
bu beş kitabın dördü tarihi tezlere dayanıyordu...
Bir yazarımızında doğru bir biçimde belirtiği gibi biz Aleviler tarih bilimine ilgisizdik...
Üstelikte anlatılan tarihin hikayeleri çok uzak zamanlara gidiyordu...
Fakat benim tespit ettiğim ve açıklamaya çalıştığım olayların geçtiği zaman dilimi henüz tarih bile olmayacak kadar yakın bir zamanda yaşandı,
ve üstelik te internet çağında yaşandı....
Hani diyorum... İNSAN ÇOK UZAK TARİKLERLE İLGİLİ OLAYLARI İNSANLARA ANLATIRKEN, KENDİ GÖRÜŞLERİNİ İSTEDİĞİ GİBİ SUNMA CESARETİNİ GÖSTEREBİLİR AMMA, HELE HELE DÜN KADAR YAKIN BİR ZAMANDA YAŞANMIŞ,
VE ÜSTELİKTE YARATTIĞI ETKİLER HALA DEVAM EDEN,
ÜÇ AY KADAR ÖNCE -AİHM-KARARIYLA YENİDEN GÜNDEME GELEN BİR DAVAYI NASIL GÖZLERDEN KAÇIRIR VEYA KAÇIRMAYI DÜŞÜNÜR İŞTE BUNU ANLAMAK OLDUKÇA GÜÇ...
Hangi mantık bunu yapmaya cesaret edebilir???
Hal böyle olunca aklıma şunlar geliyor,
Sn.Çınar-ın kitaplarındaki tezlere TAHRİFAT ismini veren uzmanlar,
benim tespit ettiğim bu olaya hangi ismi verecekler????

Sayın Ünsal ÖZTÜRK,
sayın Hasan Harmancı,
Sayın Hamza Aksüt
ve diğer arkadaşlar siz bu konuda ne diyorsunuz???


Saygılarımla

Kral çıplak.

Konu kral çıplak tarafindan (11-13-2010 Saat 16:10 ) değistirilmistir..
kral çıplak isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to kral çıplak For This Useful Post:
esonto58 (04-26-2010), Hasan Harmancı (04-25-2010), karan (04-27-2010)

Alt 04-25-2010, 23:09   #2
Hasan Harmancı
Gönül Dostu
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 177
Mesajlar: 258
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 64
Thanked 997 Times in 243 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Hasan Harmancı is on a distinguished road
İletişim
Standart

Sayın Sinan Işık temiz bir süzgeçten geçirerek, yeniden sorguladığın ve Alevi siyaset bilimcileri tarafından ele alınması gereken bir noktayı da sen dile getiriyorsun. E Çınar'ın bu makalesini okurken, senin dile getirdiğin konu çok da önemli gelmemişti bana. Çünkü değerli bilim adamı N. Birdoğan'ın bu yönlü çalışmaları ve görüşleri yeterince ortadaydı. Alevi örgüt çevrelerinde ve gençleri arasında, özellikle sorgulayanlar arasında bunu bilmeyen pek az kişi vardır kanısındaydım. Ancak "Skandal" kitabının tartışma sürecinde senin dile getirmelerinle birlikte bu yönde de büyük bir tutarsızlığın ve haksızlığın günyüzüne vurduğunu ve Alevilerin bu yönlü kazançlarını bile basit kurgularla E. Çınar'ın kendi çabası olarak ele aldığını görebildim. E. Çınar'a özel olarak önem veren gençlerin onun kitaplarını "İslam-içi veya dışı" çerçevesinde ele alabileceklerini düşünmedim bile. Çünkü gerçekten bu yönlü epey bir külliyat oluştu ve Alevi gençlerinin bunu bir ilke olarak gördüğünü düşünüyordum. Ancak E. Çınar'ı bu yönüyle okumamış olmam, benim açımdan büyük eksikliktir. Bu yönlü çalışma yapanların senin uyarılarını da dikkate alarak, bu çarpıtmaya dikkat çekecekleri inancındayım. Ki çok haklı olarak aldırdığın AİHM kararlarının süreci bütün olarak düşünüldüğünde, bu çıkışın nasıl bir sürece ve kimlere çıkacağı açık olarak görülecektir. "Skandal" kitabında bu yönlü bir eksikliği kabul ediyorum ve yeni baskılarında bu yönlü bir ekleme yapılması gerektiği yönünde uyarılarını dikkate alacağım. Umuyorum bu konu da, başka bazı eklemeler de yeni baskıya yetişecektir.
Saygılarımla.

Konu Hasan Harmancı tarafindan (04-26-2010 Saat 20:20 ) değistirilmistir..
Hasan Harmancı isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Hasan Harmancı For This Useful Post:
esonto58 (04-26-2010), karan (04-27-2010), kral çıplak (04-25-2010), İşcanbaba (04-26-2010)
Alt 04-27-2010, 01:52   #3
karan
Forum Katılımcısı
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: yok
Yas: 27
Üye No: 311
Mesajlar: 161
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 442
Thanked 494 Times in 143 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 5
REP Puanı : 222
REP Seviyesi : karan has a spectacular aura aboutkaran has a spectacular aura aboutkaran has a spectacular aura about
İletişim
Standart

Alinti:
Bu konuda ben birşeyleri kaçırmış olabilirim...
Eğer gerçekten böyle şeyler olmuşsa ve bende burada bilmeden ahkam kesiyorsam işte o zaman tam anlamıyla çuvallamış sayılırım...
YOK eğer ben doğruyu söylüyorsam bu seferde bambaşka bir olay ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılacaktır...
Sayın Çınar kendi penceresinden birşeyler anlatıryor-
Hal böyle olsa da;
Gerçek tarih bize başka şeyler söylüyor...
Çünkü tamda aynı tarihte tüm Türkiye de ve dünyanın her yerinde yaşayan Alevilerin ezici çoğunluğunu içine alan bir olay,
yani tartışma süreci yaşanmaya ve özellikle Avrupadaki Alevi gençliğinin büyük destegini alarak yürümeye başlıyordu Bu tartışmanın ana maddesi ise ne garip tesadüftür ki ALEVİLİK İSLAM İÇİ Mİ? iSLAM DIŞI MI? TARTIŞMASIYDI...
Sevgili Sinan abi, dusuncelerine katiliyorum. Takke dustu, kel gorundu. Yukariya yazindan alintiladigim kisim biraz bizi anlatmis. Biliyorsun bende Avrupa gençlerindenim.

Aleviligin Islam Disi bir felsefeye dayali oldugunu çocuklugumdan beri pek berrak olmasada gorebiliyordum. Bana akademik anlamda Aleviligin Islama Aykiri olan ogeleri hakkinda tartisma fikri veren ilk insan Paris'te tanistigim Pir Ali Haydar Cilasun'du. Uzun geceler boyu suren tartismalarda ilk kivilcimi baslatan kisiydi. Bundan sonra Pir Cilasunun, Nejat hocanin, Lutfu Kalelinin kitaplarini okudum. Ardindan yillar sonra tanismis olacagim senin kimlik davani duydum. Derken forumlarla tanistim. Tum bu yasananlar içindeyse Erdogan Cinari tum bu yasadiklarimdan sonra ciddi anlamda son 2, bilemedin 3 senedir duyuyorum.

Son 2 yada 3 senedir duydugum bu isimin Aleviligin Islam Disi Tarihi Tartismalarini baslatan kisi olarak lanse edilmesinden kesinlikle rahatsiz oluyorum. Herkes tarihte hak ettigi yeri kazanmali.

Konu karan tarafindan (04-27-2010 Saat 02:08 ) değistirilmistir..
karan isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to karan For This Useful Post:
kral çıplak (04-27-2010), İşcanbaba (04-27-2010)
Alt 04-28-2010, 23:59   #4
kral çıplak
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi : kral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nice
İletişim
Standart

Alinti:
karan Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Sevgili Sinan abi, dusuncelerine katiliyorum. Takke dustu, kel gorundu. Yukariya yazindan alintiladigim kisim biraz bizi anlatmis. Biliyorsun bende Avrupa gençlerindenim.

Aleviligin Islam Disi bir felsefeye dayali oldugunu çocuklugumdan beri pek berrak olmasada gorebiliyordum. Bana akademik anlamda Aleviligin Islama Aykiri olan ogeleri hakkinda tartisma fikri veren ilk insan Paris'te tanistigim Pir Ali Haydar Cilasun'du. Uzun geceler boyu suren tartismalarda ilk kivilcimi baslatan kisiydi. Bundan sonra Pir Cilasunun, Nejat hocanin, Lutfu Kalelinin kitaplarini okudum. Ardindan yillar sonra tanismis olacagim senin kimlik davani duydum. Derken forumlarla tanistim. Tum bu yasananlar içindeyse Erdogan Cinari tum bu yasadiklarimdan sonra ciddi anlamda son 2, bilemedin 3 senedir duyuyorum.

Son 2 yada 3 senedir duydugum bu isimin Aleviligin Islam Disi Tarihi Tartismalarini baslatan kisi olarak lanse edilmesinden kesinlikle rahatsiz oluyorum. Herkes tarihte hak ettigi yeri kazanmali.


Sevgili Karan;

Aleviler olarak benzeri görülmemiş bir süreçten geçtiğimize inanıyorum...
Bunu kavramak bir dert ve fakat kavradığın şeyi kitlelere anlatabilmek ise bambaşka bir dert....
FAKAT ÖZELLİKLE ŞU DURUM AÇIKÇA BİLİNMELİDİR Kİ,
BEN KESİNLİKLE HİÇBİR DERTTEN ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM....
Çünkü bütün bu yaşananlar doğal sürecin bir parçası...
VE BEN BU İŞE BİLEREK GİRDİM...

Yaşadığım olayları değerlendirirken ikiye ayırıyorum,
birisi YALNIZ OLDUĞUM DÖNEM,
öteki ise SİZLERLE OLAN DÖNEMDİR...

İşte bu ikinci dönemin es geçilmeyecek canlarından birisi de sensin....
Evet Karan can;
zaman zaman seninle çatıŞır hale gelmiş olsamda bunu hiçbir zaman kötüye yormadım...
SENİN, BİRÇOKLARINDAN FARKLI OLDUĞUN VE BİZLERE VERMEYE ÇALIŞTIĞIN GÜZEL BİLGİLERİN DE FARKINDAYDIM,
fakat aynı zamanda,
GENELİN DÜŞTÜĞÜ BAKAR KÖRLÜK HALİNİN İÇİNDEKİ DURUMUNUN DA FARKINDAYDIM....
Hal böyle olunca her zamanki gibi kendimce ölçülerimi kullanarak bir değerlendirme yaptım ve seni hep,
ÇIKARSIZ SAVAŞÇI-LAR kefesine koydum...
İşte benim için her zaman önemli olan buydu...

İkimizi birbirimizden ayıran temel fark şu,
sen ve benzerlerin olarak,
hep meselenin bir yönüne takılıp,
diğer yönünü görmediniz veya göremediniz...
Bununda sizler açısından geçerli nedenleri olduğunun da farkındaydım...
Fakat herkesin ve seninde bilmen gereken şudur ki,
bu mücadelenin iki ayağı var,
biri teorik,
diğeri ise pratik kısmıdır...
Sizler yalnızca teori kısmına takılıp kalıyorsunuz,
ben ise sürekli olarak diğer yöne dikkat çekmeye çalışıyorum...
İkisi bir arada olmadığı sürece ortaya çıkacak olan sonuç işte bu gün karşılaştığımız sorunlardır...
Hep söylediğim gibi,
sizler tıpkı bir arkeolog gibi yer altında Aleviliğin köklerini ararken,
yer üstündeki uyanıklar ağacın meyvelerini topluyor,
dallarını kırıyor...

Yaklaşık iki buçuk senedir seninde olduğun bu ortamlarda hep buna dikkat çekmeye çalıştım...
Bu çabama karşılık hep saldırıya uğradım...
Bu saldırıyı özel kılan kısım ise,
aynı safta göründüklerimizden gelen saldırılardı...
İşte bu durum çok ilginçtir...

Birileri bizim uğraşımızı,
emeğimizi,
masumiyetimizi kullanarak kendi amaçlarına kanalize etmeye çalışıyor,
bu güne kadar bu amacı iyi niyet olarak değerlendirdim,
fakat son günlerde gelen tepkilere baktığımda ise artık o iyi niyeti de görememeye başladığımı üzülerek söylemeliyim...

Sana şunu idida ile söyleyeceğim,
kim ne yaparsa yapsın,
hangi yalanı ve iftirayı atarsa atsın,
hangi manüplasyona baş vurursa vursun,
BEN BU OYUNU BOZARIM...
Buradaki tek sıkıntım sürekli olarak yalnız kalıyor olmamdır....
Biliyorum şimdi sen diyeceksin ki Sinan abi yalnız değilsin,
biz senin yanındayız,
evet bunu söylemesen bile inanıyorum,
fakat artık sizde şunu anlyın,
bu uğraşta tek ayakla yürünmez,
sen o değerli bilgi,leri edinirken bir yandan da hayatı yani Alevi toplumunu gözlemlemelisin...
Çok derin ve zor konulara kafa yoduğun gibi,
aynı zamanda Alevi gündemini de takip etmelisin...
Bundan sonraki süreçte iki ayağın üstünde durmalısın....

Ortalığa atılan yalanlara doğru cevaplar verebilmen için benim yazılarımı da okumalısın...
Ben bu süreci çok iyi gözlemledim ve çoğu arızayı tespit ettim...

Ben hiçbir zaman ve hiçbir yerde " Alevilik İslamın dışındadır iddiasını ilk kez ortaya ben attım " demedim...
Benim dediğim şudur " Aleviliğin İslam dışı olduğunu RESMİ anlamda gündeme getiren ve Alevileri kendilerini sorgulamaya götüren ve bu tartışmaları bu anlamda başlatan ilk kişiyim "

İşte bu gün birileriyle yaptığüımız kavgaların odak noktası burası...

Şimdi senden abin olarak ricam şudur;
Sana kim ne derse desin sen doğru bildiğin yolda devam et,
bu keşmekeş içerisinde birileri sana kötü birşey söylese bile sakın aldırma,
masumiyetine inandığın sürece bunun bir önemi olmadığına inan...

İşte en bariz örnek benim...
Bana saldırmayan kesim kalmadı,
bazen listesini yazıyorum,
bunların sayısı oldukça kabarık,
fakat gördüğün gibi benim açımdan hiçbir şey değişmiyor,
onlar bir süreliğine yalanlarıyla mutlu oluyorlar ama,
sonunda kaybeden yine onlar oluyor...

Ben bu yola çıkarken yalnızdım...
AMA BİRGÜN BİRİLERİYLE BULUŞACAĞIMI BİLİYORDUM...
işte o kişilerden birisi ve hemde önemlilerinden birisi de sensin...
Zaman zaman seninde tezlerine sıcak bakmadığım oluyor fakat burada önemli olan niyettir...
Gerçekler nasıl olsa ortaya çıkacaktır,
mesele o ki y6arın birgün insanın yanıldığı anlaşıldığında bunu sadece yanılma olarak kabul edelim ve birlikteliğimize kaldığımız yerden devam edelim...
Eğer ki o tezler farklı amaçlar için ortaya atılmışsa işte o zaman at kaçar, torba düşer...
İşte bugün geldiğimiz nokta bize birilerinin niyetinin iyi niyet olmadığını göstermeye başladı...

Alevilik kimsenin egolarını tatmin edeceği bir yer değil,
iyi niyetli yanlışlara bir diyeceğimiz yoktur,
fakat eğer kişi veya kişiler farklı amaçlara hizmet ediyorlarsa işte o zaman durum değişir...

Ben Nejat BİRDOĞAN hocanın ismini yaklaşık 15 sene sonra duymuşum,
Celasun dede-yi de aynı tarihlerde duydum...
Nejat hocanın farkında olsaydım,
mahkemeye sunduğum deliller içerisinde mutlaka onunda kitapları olurdu...
NE YAZIK Kİ BİRİLERİ BİZDEN GİZLEMİŞ...
Ali KARUL diyor ki " ben onu 94-te tanıdım,
4-5 kere panellere götürdüm...
Fakat bakıyoruz ki bu gün onun yerine başka birinin savunmanlığını yapıyor...

Neyse bunlar daha fazla yazmamı gerektiriyor,
nasıl olsa daha çok yazacağız...
Bu yalanların ve dolanların hepsini ortaya çıkaracağız...
sen yeterki diğer ayağını da sağlamlaştır...
Göreceksinki yalancıların tahtı yıkılacak...

Sevgilerimle

Kral çıplak
kral çıplak isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to kral çıplak For This Useful Post:
Hasan Harmancı (04-29-2010), karan (04-29-2010), İşcanbaba (04-29-2010)
Alt 04-30-2010, 22:45   #5
kral çıplak
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi : kral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nice
İletişim
Standart

Alinti:
Hasan Harmancı Nickli Üyeden Alinti Mesaji göster
Sayın Sinan Işık temiz bir süzgeçten geçirerek, yeniden sorguladığın ve Alevi siyaset bilimcileri tarafından ele alınması gereken bir noktayı da sen dile getiriyorsun. E Çınar'ın bu makalesini okurken, senin dile getirdiğin konu çok da önemli gelmemişti bana. Çünkü değerli bilim adamı N. Birdoğan'ın bu yönlü çalışmaları ve görüşleri yeterince ortadaydı. Alevi örgüt çevrelerinde ve gençleri arasında, özellikle sorgulayanlar arasında bunu bilmeyen pek az kişi vardır kanısındaydım. Ancak "Skandal" kitabının tartışma sürecinde senin dile getirmelerinle birlikte bu yönde de büyük bir tutarsızlığın ve haksızlığın günyüzüne vurduğunu ve Alevilerin bu yönlü kazançlarını bile basit kurgularla E. Çınar'ın kendi çabası olarak ele aldığını görebildim. E. Çınar'a özel olarak önem veren gençlerin onun kitaplarını "İslam-içi veya dışı" çerçevesinde ele alabileceklerini düşünmedim bile. Çünkü gerçekten bu yönlü epey bir külliyat oluştu ve Alevi gençlerinin bunu bir ilke olarak gördüğünü düşünüyordum. Ancak E. Çınar'ı bu yönüyle okumamış olmam, benim açımdan büyük eksikliktir. Bu yönlü çalışma yapanların senin uyarılarını da dikkate alarak, bu çarpıtmaya dikkat çekecekleri inancındayım. Ki çok haklı olarak aldırdığın AİHM kararlarının süreci bütün olarak düşünüldüğünde, bu çıkışın nasıl bir sürece ve kimlere çıkacağı açık olarak görülecektir. "Skandal" kitabında bu yönlü bir eksikliği kabul ediyorum ve yeni baskılarında bu yönlü bir ekleme yapılması gerektiği yönünde uyarılarını dikkate alacağım. Umuyorum bu konu da, başka bazı eklemeler de yeni baskıya yetişecektir.
Saygılarımla.


Sevgili HARMANCI;

Günlerdir size cevap yazmaya çalşıyordum fakat ne yazık ki sıra gelmedi...

Yıllardır kendi çapımda birşeyler yapmaya çalışıyorum,
tek derdim var o da bu YOL-a hizmet etmek ve layık olmak....

Sevgili kardeşim;

Nasıl anlatsam bilemiyorum,
inanki bilemiyorum,
hani bir söz var,
adam der ki ANLATSAM ROMAN OLUR...
Ben de diyorum ki,
aaaaah bir anlatabilsem,
bir anlatabilsem gerçekten roman olur...

En büyük sıkıntım -BEN- sözü yüzünden başıma gelenlerdendir...
Bazı dostlarımızın gerçekten yanlış anlamaları yüzünden,
ve fakat özellikle bazılarının da kasıtlı olarak çarpıtmaları yüzünden sürekli biçimde suçlanır oldum...

Şikayet etmeye hakkım olmadığını zaten biliyorum,
bunları şikayet olsun diye de yazmıyorum,
zira bu yola çıkarken ne ile karşılaşacağımı iyi biliyordum...

İnsanlarıma bir türlü anlatamadığım durum şu...

Yazdıklarımın çoğu güncele ve özellikle de yaşadıklarıma dairdir...
Yaşadıklarımı örneklerken,
mecburen kendimden bahsetmek zorundayım,
ve yine mecburen birinci tekil şahış-lı anlatımı kullanmak zorumdayım...
Çünkü taaaaa en başından bu güne kadar her şeyi tek başıma yaşadığım için,
anlatırken de dil açısından, tekli anlatım kuralına uymak zorunda kalıyorum...
mecburren şöyle bir şey çıkıyor,
BEN,
ÖNGÖRDÜM,
GİTTİM,
GELDİM,
YAPTIM,
KONUŞTUM,
YAZDIM,
OKUDUM,
GÖRDÜM,
DUYDUM,
SÖYLEDİM,
DİNLEDİM,
DÜŞÜNDÜM,
ANLADIM,
UYARDIM,
ÜZÜLDÜM,
SEVİNDİM,
HEYECANLANDIM,
ELEŞTİRDİM,
ELEŞTİRİLDİM,
SUÇLADIM,
SUÇLANDIM, VB. VB. VB.

Gördüğünüz gibi hepsi de birinci tekil şahısla ilgili anlatım biçimini mecbur eden bir durum...
Peki neden böyle oluyor?
Çünkü bütün süreç boyunca hep yalnızdım da ondan....

Taaaa ki sevgili, Ali DOĞAN dedenin benim davamı destekleyen o meşhur açıklamasına kadar....
İşte o andan itibaren artık mecburi BEN hali ortadan kaltı ve BİZ hali meydana gelmiş oldu....

Peki bu BİZ hali ne zamana kadar devam etti?
Cevabı şöyle,
Sevgili Ali DOĞAN DEDE HAKKA YÜRÜYENE KADAR...
Ondan sonra ise hem ABF ve hemde AABF iSLAM DIŞI ALEVİLİK SÖYLEMİNDEN VAZGEÇTİ...
Vazgeçmekle kalmayıp üstelik birde beni hain ilan ettiler...
Dayanakları neydi?
AKP tarafından muhattap alınmak...
Peki sonuç ne oldu?
KOCAMAN BİR HİÇ...

Diğer bir konu;

Alevi gençleri BEN-im davanın yarattığı tartışma ortamı nedeniyle Aleviliği yeniden keşfetmeye başladı ( Bu tartışmalar öncesinde birilerinin biryerlerde aynı şeyleri, yani İslam dışı Alevilik-i savunduğunu düşünüyordum fakat ortada herhangi bir hareket görünmediği için, bunu sadece dost sohbeti olarak nitelendiriyorum ) Özellikle internette ki Alevi forumlarına giren gençler,
ne ile karşılaştıysa ona sarıldı....
İslam içi Aleviliği savunanlar bir yana,
özellikle İslam dışı Alevilik-i savunan gençlerimiz kötü şekilde kandırıldı...
İşte bu durumunda farkına varmamla birlikte baştan beri sadece ilgiyle izlediğim bu kıran kırana tartışmalara, birinci ağız olmam nedeniyle müdahale etme ihtiyacı duydum...
İşte ne olduysa birde bundan sonra oldu...
İslam içi Alevilik-i savunanları bırakıp bizim çocuklarla kavga etmeye başladım...

Sevgili HARMANCI;
Bu konu öylesine ilginç bir konu ki anlatmak bile başlı başına bir sorun...
Durum fazlaca karmaşık olduğu için hepsini bir seferde anlatabilmenin imkanı yok...
Benim bu konuda farklı bir düşüncem var,
eğer gerçekleştirirsem Alevi gençleri için çok önemli bir şey yapmış olacağıma inanıyorum...

Sevgilerimle

Sinan IŞIK

Konu kral çıplak tarafindan (04-30-2010 Saat 23:11 ) değistirilmistir..
kral çıplak isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 12:43.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts