![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevi Kültürü Alevilik kültürüne dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
|
Çanakkale'nin merkeze bağlı Tahtacı/Alevi köylerinden Kayadere'de geçtiğimiz hafta sonu Canan ve Hasan çiftinin düğünleri vardı. Bin yıllık geleneğin izlerini taşıyan birbirinden güzel ve farklı âdetlerle süren iki günlük düğünün misafirlerinden biri de bizdik.
Genç kız, köyün tozlu yolundan aşağı kâh seğirterek kâh durarak ilerliyordu. Elinde, ablasının düğününe köylüyü davet etmek için hazırlanmış okuntularla dolu bir poşet. Okuntu; şenlik için adının okunması, düğüne davet yani. Binlerce kez tekrarlanmakla anlamını yitirmiş sözlerin yazılı olduğu bir kâğıt parçası yerine, tek kelime tüketmeden çok söz söyleyen bir davet... Davetlinin yakınlığına göre, bazen bir gömlek bazen bir parça kumaş... Okuntusu 3 parça olan biliyor ki düğünde hizmet vazifesi düşmüş payına. Gelen misafirleri karşılamak da yemek yapıp dağıtmak da bu hizmetlilerin işi. Başta genç kız dedik ama bir adı var elbet: Cansu. Dağıttığı okuntu da, köyünün delikanlılarından Hasan'la, ablası Canan'ın düğününe ait. Köydeki son eve son okuntuyu verdikten sonra geldiği yolu geri dönerken biraz düşünceli. Kendi düğününü mü yoksa iki gün sürecek ablasının düğününü mü düşünüyor bilinmez ama kesin olan bu iki günün zor geçeceği. Tahtacı Alevileri için al bayrak her törenin vazgeçilmez bir parçası. Ölenlerin ardından mevlit okuturken de sünnet olan çocuklarının eğlencesini yaparken de bayrak köy yolundan geçenleri davet ediyor. İki gün sürecek bu düğün de, gelin evinde dikilen bayrakla başlıyor. Evin orta yerine açılan bayrağın kenarına yeni gelinler üçer dikiş atıyor. Şimdilerde, unutanlar hatırlayanlardan çok olsa da, Hak-Muhammet-Ali adına üç dikiş... Sonra ailenin büyükleri, başta kızın babası ve musahibi (ahiret kardeşi diyelim bilmeyene ya da hayırhahı) olmak üzere bahşişlerini bırakıyorlar. Bayrak salâvatlarla yerinden kaldırılıp evin önüne asılıyor. Aynı süreç erkeğin evinde de yaşanıyor. Bir de gençlerin diktiği üçüncü bayrak var. Bayraktarın evinde dikilen bayrak, erkek evinin bayrağını yolda karşılıyor ve çalgılar eşliğinde kız evine yol alınıyor. Testiyi vurana bir altın ödül Gelenlerin hepsi birbirinden renkli. Ama biri var ki hepsinden ayrı; kepez. Gelinin en yakın arkadaşının, erkek evinde yüzüne örttüğü rengârenk kumaşlardan oluşan örtü, büyük bir dikkatle gelin evine kadar getirilir. Daha sonra bu kızın üstünden alınan kepez, evin yüksek bir yerine asılır. Ta ki, gelin baba ocağını terk edeceği ana kadar. İşte o an bu emanet sahibini bulur ve arkadaşının başında eve giren örtü gelinin başında evden çıkar. Kadınlar içeride kepezle oyalanırken dışarıda erkeklerin atış yarışı var. Önce fişekler namluya doluyor, ardından patlama sesi dağları dolduruyor. Heyecan dorukta... Dile kolay, vurana düğün sahibinden bir tam altın var. Ama ne fayda; ne atan vuruyor ne testi sallanıyor. Testinin yıkılması iki saati bulsa da kazanan mutlu. Nişan bitince çeyiz dolu traktör yola koyuluyor, istikamet gelin hanımın yeni evi. Köyün girişine geliniyor ama daha ötesi için beklemek lazım. Hem bayrak gelecek karşılama için hem de kaynana hanımın kendi elleriyle yaptığı bir tepsi baklava. Diyor ki Elif kaynana: "Bu baklava ağzımızın tadı olsun!" Ağızlar tatlandıktan sonra yol gelinin yeni evinedir artık. Yük ağır, gelin hanımın çeyizi serilecek daha konu komşu görsün diye. Çeyizler serilip kız evine dönülünce kına zamanıdır artık. Söylenen türküler hep kız anasının yüreğini dağlamak için: "Toz yerine ev yapılmaz, o ev batar gider oy! Uzak yere kız verilmez, o kız yiter gider oy!" İki günlük düğün boyunca yemek bir an eksik olmaz, misafirlerin sofralarına akar. Artar eksilmez, taşar dökülmez. Türlü eğlencelerle geçen iki günün ardından artık gelin için baba ocağından ayrılma vakti. Annesiyle geçirdiği son gecede ne konuştukları bilinmez ama gözlerinden aşağı akan kalemin izi gözyaşlarının eksik olmadığını anlatıyor. İlk seferinde biraz tedirgin biraz mahcup girdiği eşikten bu kez yüzünde sıcak bir tebessümle giriyor damat bey. Damadın içeri girmesiyle gelinin de yüzüne belli belirsiz bir tebessüm konuyor. Onlar için bu an ne kadar önemliyse köyün gençleri için de o kadar önemli. Çünkü bu düğünde koparabilecekleri son bahşiş şansı. Kapıya oturuyorlar, ta ki istediklerini alana kadar... Sadece gençler değil, ihtiyar nineler de gelin arabasının önünde kale gibi duruyorlar şimdi. E gençler bahşiş alırken ihtiyarların nesi eksik?! [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] zaman
Hakk'ı görmek diler isen
Suret-i insana bak Arayıp gezme bu halkı Cismin içre câna bak. Noksani Baba |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| düğünü, tahtacının |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||