![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#21 | |
|
Can ... |
Alinti:
Kronoloji sistematiği ,metot ve bilimsel kabulü dayanağı ile örtüşmeler yapılmış mı?A.B.Gölpınarlı ide B.NOYAN belirlemelerine bu manada nasıl bakacağız.. Birde Virani Baba’nın Necef Bektaşi Dergâhı’nda postnişinlik yapmış olma ihtimalinden söz etmektedir yada Türbe darlık diye biliriz.Hurufi görüşlü Necefte olması yada onun kuran-i farz-i bakışına hangi dengede bakacağız.. Divanı var onu biliyoruz ama kuşku ile bakıyorum bazı konulara!!!!! |
|
|
|
|
|
|
#22 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Thanks: 12592
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sevgili h-aibaba,
Tekrara düşmeyi çok istemem. ancak konuyu ilk kez tartıştığım nsana tekrar olur, bir dieğeri gelir ona da tekrar yapılır. Amma bu konu biraz RAY dan çıktı, keçi yolundan kenarı derin uçurumlara doğru yol almakta. Hayırlısı. Alinti:
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | Alibaba (12-04-2011) |
|
|
#23 | |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 513
Thanks: 396
Thanked 1066 Times in 401 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Virani divani ve İlmi Cavidan adlı risalesi bir aradadır. Güvenmediğin ne ise bilmiyorum. Açar isen anlamış olacağım güvensizliğinin kaynağını. Bilimselliğinin kabulünden hangi kurumun ilgili olması gerek onu da anlamış değilim. Yazılan kaynak Virani Divani ve Risalesidir. Derliyen de bir Alevidir. Ama Aleviler bu işi beceremez, güvenilmez diyorsan, sana önerim Diyanet vakfı da bu eseri yayınladı. Alıp faydalanabilirsin. h-alibaba
Doğru duvar yıkılmaz!
Sen doğru dur eğri belasını bulur. |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to h-alibaba For This Useful Post: | Amistofes (12-02-2011) |
|
|
#24 | |||||
|
Üyemiz Bulunduğu yer: Hatay
Yas: 28
Üye No: 2677
Mesajlar: 53
Thanks: 216
Thanked 238 Times in 50 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 18
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
ayrıca sayılan isimlerin beşini tanıdığım halde ikisini yani Ali'ye Tanrı diyipte başı vurulan iki kişiyi yani İbni Seman ve Nasıri Tusi'yi tanımıyorum. ne okumuşluğum ne denk gelmişliğim yok. yalnız Nasıri Tusi adında 13. yy da yaşamış bir İslam bilgini Nasıri Tusi var. bu sebeple Ali tarafından boynunun vurulması imkansız. bu iki kişi hakkında yazar yahut siz daha açıklayıcı olabilir misiniz? Alinti:
ayrıca Nasıri ismi nasıl oluyorda Nusayri ile aynı görülmüş bunu da anlamadım. varsayalım hayali Nasıri Tusi yaşamış o halde bu kişiden dolayı isim Nusayri değil Nasıriyani olması gerekirdi. Arap dil kuralları bunu gerektirirdi. Alinti:
-birincisi büyük ihtimalle Virani Nusayri değildir. Nusayriler Virani'yi üç kuşak önceye kadar tanımamaktadırlar. Nusayriler yazılı kaynağa önem verir ve Nusayri büyüklerini kayda geçirirlerdi. halende bu kaynakları bulunmaktadır. Virani Nusayrilerce ne tanınmaktadır ne de bir Nusayri olarak geçmektedir. belki Nusayrileri tanımış Ali yanlısı bu grubu korumak istemiş yahut Muhammed bin Nusayr'a gönül verdiği için bu şiiri yazmış yahut bu şiir ona ait değil. eğer şiir ona aitse Nusayriler onur duymuştur bu şiirden ancak Nusayri belgelerinde Virani yoktur. bu sebeple Nusayri olma ihtimali çok çok küçüktür. -ikincisi Virani Nusayri olsa bile şiirlerinde Kurmanci sözcükler bulunması bütün Nusayrileri nasıl bağlar bunu da anlamış değilim. Nusayriler yabancı araştırmacıların araştırmalarına göre Arap kökenlidirler. ancak Nusayrilerin tamamı Arap kökenli değildir ve az bir miktar farklı kökenli kişilerde Nusayrilik içinde Araplaşmıştır. bir kişinin deyişlerinde farklı dile ait kavramlar bulunması ile bütün Nusayriliğin bağlanması da akla yakın değildir. Alinti:
![]() Alinti:
muhabbetle
Evvel eşiğine koydum başımı
İçeri aldılar döktüm yaşımı Erenler yolunda gör savaşımı Can baş feda edip kurbana geldim Konu S-e-r-k-a-n tarafindan (12-02-2011 Saat 23:20 ) değistirilmistir.. |
|||||
|
|
|
|
|
#25 |
|
Bizden Biri Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi :
![]() |
"Anadolu Aleviliği" diye adlandırılan Alevilik ekolünde "7 Ulu Ozan" olarak kabul edilenlerden ikisi Yemini ve Virâni...
Ancak ne hikmetse bunlardan birinin "ak" dediğine, diğeri "kara" diyor... Biri Hurufiliği kabul etmiş bir Bektaşi, öbürü ise daha çok Ehli Beyt'i seven, mushafı hatmetmiş Sünni meşrep bir tasavvuf ehlini çağrıştırıyor. Virani, neredeyse aldığı her nefeste "Ali Allahtır" derken, Yemini, buna inanan ve ifade edenleri bizzat Ali'nin kendi eliyle öldürdüğünü söylüyor; bu tür bir inancı "dinden çıkma" (riddet) nedeni sayıyor. O halde Yemini, Virani'ye dolaylı olarak "mürted" mi demek istiyor? "YEMİNİ (15. yüzyıl sonu-16 yüzyıl başı) Yemini 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın ilk yarısında Tuna Irmağı yörelerinde yaşadı. Çeşitli kaynaklar tarafından asıl adının Ali olduğunu, Akyazılı İbrahim Dede zaviyesinde hizmet ettiğini ve “Yemini” mahlasını kullandığını yazar. Demir Baba Velayetnamesi’nde adı “Hafız Kelam Yemini” olarak geçer. Bundan da Kuran’ı ezbere okuduğu anlaşılır. Hz. Ali’nin mitolojik yaşamını konu edinen Faziletname adlı kitabı 7300 beyitten oluşmaktadır. Kitap bir erdem kitabıdır. Bu kitap, Hz. Ali’nin yaşamının, Ehlibeyt ve Ali sevgisinin yoğun işlendiği temel eserlerinden biridir. Bu eseri Kitab-ı Erdem (iyi ahlak kitabı) olarak niteleyenler kitaptaki doğruluğu, dürüstlüğü, alçak gönüllülüğü yaşam biçimi ve inanç biçimi haline getirmesinden dolayı Yemini’ye daha bir saygı duyarlar. VİRANİ (16.yüzyıl) Doğum ve ölüm tarihi belli olmayan Virani’nin; 16. yüzyılda Eğriboz adasında doğduğu söylenir. Hurufiliği benimsemiş bir Bektaşi ozanı olan Virani; bir süre Necef’te Hz.Ali’nin türbesinde türbedarlık hizmeti vermiştir. Virani; Balkanlarda Demir Baba’dan babalık icazeti almış, Hz. Ali tutkusunu dile getiren çok sayıda şiir yazmıştır. Bazı araştırmacılar, yazılarında Virani’nin aruz vezni ile 300’e yakın şiir söylediğini ve koca bir divan oluşturduğunu bildirerek Ozan’ın az çok öğrenim görmüş olduğunu belirtirler. Virani’ye göre, evrende ve bütün nesnel varlıklarda görünen Hz. Ali’dir." Kaynak: [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Neden 10, 20, 50 veya 70 değil de "7 ulu ozan", bu listeyi kim belirlemiş bilmiyorum ama, aynı potaya konulan iki inanç önderi ve kültür sembolü kişinin (7 ulu ozandan 2'si), inanç ekolü ve din tasavvuru açısından birbiriyle tam da uyuşmadığı gözleniyor. Bunların Nusayri olduğuna ilişkin ise herhangi bir ipucu gözükmüyor. Ancak h-alibaba'nın aktardıkları, kendi uydurması değil gerçekte Alevi sözlü kültüründe var olan unsurlar. Bu sözlü kültürde bu tür çelişkiler, tutarsızlıklar, farklı hatta karşıt inanç unsurlarının senkretik bileşimi hep görülen bir durum... Köy odalarında idare lambası ışığında faaliyete geçen muhayyilelerden neşet etmiş masalların, zamanla tarihin, gerçek kişi ve olayların yerine geçtiği, onlarla yer değiştirdiği görülüyor. Bu da araştırmacıların işini zorlaştırıyor. Daha da kötüsü Anadolu Aleviliği diye adlandırılan ekole mensup kitlelerde kafa karışıklığına, kişiyi ya kendi inanç mirasını red ya da mantığı bir kenara koyup bunu gözü kapalı kabul etme gibi her ikisi de sağlıksız olan yollara itiyor. Oysa Aleviliğin Nusayrilik denilen ekolünde bu tür çelişkilere pek raslanmıyor, bu Alevilik versiyonu kendi içinde tutarlı bir yapı oluşturuyor. Bu durumun kaynağı da sanırım aşağıdaki tespitle yakından ilgili... Konu Naki tarafindan (12-03-2011 Saat 04:49 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to Naki For This Useful Post: |
|
|
#26 |
|
Can ...
Üye No: 2975
Mesajlar: 1.037
Thanks: 451
Thanked 870 Times in 480 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 42
REP Seviyesi :
![]() |
sayın h-alibaba
Bu ne agresiflik can !!! Ticaret bir yere kadar deriz ya..O ayrı şu yıllarda el Ticani(dr)yayınları meşhur galiba. Bu konuyu dışarıdan izliyordum. Sadece bir beyin fırtınası yaratarak hızlı doğruya gitme kararı verelim. Dikkat ederseniz bir yöne katanilize etmeyi borç bilerek yön vermiş oldum. Güvenmek derken bakın Hitit ünv. O.EĞRİ hocanında çalışmaları vardır ondan sual etim. Birde mütercimlerde önemlidir. Size cevap olarak Adil atalayın bir ön sözünde olanlar cevap versin. “Bozuk olan temel insanların beynindeki yüreğinde ki temeldir. Hz.Muhammed günün koşullarınca söylemek gerekirse ülke topraklarını kurtarmış, düşüncelerini der büyük bir kitlryr kabul ettirmiştir.Fakat ümmetin özündeki çirkinlikleri yok edememiştir.Bu nun içindir ki cenazesi yerde iken senlik benlik çekişmesi makam kavgası başlamıştır”.. Fazla senli benlik etmeden gördüğüm kadarıyla “NAKİ” katılımcı bir fikir vermiş olduğumu fark ettim ve yazdığını okudum.. Aşk ile Size ve münazara bulunanlara kolay gelsin.. |
|
|
|
|
|
#27 | |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 513
Thanks: 396
Thanked 1066 Times in 401 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Sn. Serkan, Benim yazdıklarıma kuşkuyla bakmak senin hakkındır. Bu hakkını araştırarak doğruyu ortaya koyarak hesap sormalıydın. Ve lakin sen önce hesap sormuşsun. Bu durumda hiç yorum yapmadan metnin tamamını yayınlamaktan başka şansım yoktur. Metnin tamamı aşağıdadır. h-alibaba SEMAN OĞLUNUN ÖLDÜRÜLMESİ İbni Seman Ali'nin keramet ve büyüklüğüne inanmıştı. Gel gör ki işi azıttı. Ali'ye Allah dedi bilin ki: Sultanı, köleyi yaratandır. Bu sözlerle dinden çıktı, yolu sapıttı, yanıldı. Ali ona çok kızdı, dedi ki dinsiz oldun. Tövbe et, ben güçsüz, düşkün bir kulum, bana kul demeyen dinden imandan, Tanrı'dan uzaktır. İbni Seman yanılgısında direndi. Haydar Zülfikar'ı çekti, İbni Seman'ın başını kesti, cansız bıraktı. Ali yine de acıdı. Yakardı, ölü dirildi. Ali öğüt verdi: gel iman sahibi ol, aklını bozma, bu düşüncelerinden ayrılmazsan öbür dünyaya imansız gidersin, tamu sana mesken olur. Benan İbni Seman: Ben yolumdan dönmem. Yanılmış değilim Ali Allah'tır dedi. Yine başı kesildi. Ali yine yakardı. İkinci geyim (kez) dirildi. Haydar gel bu savları (iddiaları) bırak, Tanrı'dan bağışlanmanı dile dedi. Benan bin kez boynumu vursan, dediğimden şaşmam diyerek direndi. Ali yaradana yöneldi, yakardı, bu arada gaipten bir ses geldi. "Onu kendi haline bırak eceliyle ölsün." Ali ondan elini çekti. O varıp gitti, düşüncesi hıristiyan düşüncesine benzerdi. İsa'ya Tanrı dedikleri bilinmektedir. Meryeme bir güç erdi, iki canlı oldu. Zamanı gelince doğurdu. İsa mucizeleriyle bilindi; ölünce göğe ağdı. Sonra da Ali olarak geldi. Bu düşünceler İbni Sema'nındı. Çevresi'de ona uydu ve dinden oldular. Haydara "Aya Marko" dedi onlar. Ali onları nerde bulsa kırardı. Edepsiz bilgi okuyan bilgin olmaz, edepli kişi acımasız olmaz. Ebû Cehil ki edepsizdi, dinsiz imansız gitti. Şeytan nice yıllar Tanrı'ya tapındı fakat âdeme secde etmedi, edepten uzaklaştı. Lanetlik oldu. Ben âdeme secde etmem dedi. Şeytan âdemi çekemedi, onu kıskandı. Yer, gök, cümle melekler de ona lanet ettiler. Adem Tanrı'yı bir bildi, birçok gizler ona açıklandı. YEMİNİ sende bu olanları anladınsa, doğru yolda olanlara saygılı ol. Muhammed'e ve evlâdına salavat getir. (Yemini, Hazreti Ali’nin Faziletnamesi s. 70) NASİRİ TUSİNİN ÖLDÜRÜLMESİ Sekizinci erdemden haber verelim. Ali'nin kerametinin gizlerini açalım. Yoldan çıkan İbni Seman'dan sonra, ikinci kişi Nasiri Tusidir. Ona Nuseyri diyenler de vardır. O da Ali'ye Tanrı dedi. Haydar bu yoldan çıkanın başını vurdu, sonra dirilmesi için yakardı ulu Tanrı ya. Şimdi konuyu anlatalım: Ali, Kamber, Ammar, Selman, Ömer, İbni Ümmmiye, Cabir, Mehibi Rumi, Nasiri Tusi savaşa çıktılar. Gide gide büyük bir kum çölüne vardılar. Yorgun halsiz, susuzluktan bitkindiler. Hele hele öğle güneşi durumlarnı daha da kötüleştiriyordu. Çöl, kızgın güneş, susuzluk. Bu ıssız yerde çaresizlikten kıvrandılar. Nasır, Ali'ye burada durmayalım, ileri gitmek gerektir, kurtuluşu aramak yeğrektir dedi. Ali, Nasıra dedi ki: umutsuz olma, Tanrı'ya yalvaralım bir çözüm buluruz. Sonunda atlardan indiler. Biraz dinlendikten sonra, Ali, Nasıra şu tarafa git orada su var, getir içelim. Nasır gösterilen yöne yürüdü bir de ne görsün bir mağara. İçinde dupduru su akıyor. Su üstünde cevherden bir taht, Ali oturuyor, elinde bir maşraba. Nasır şaşırdı nasıl olur. Ali arkadaşlarla beraber dışarıda oturuyor. Neyse suyu Ali'den aldı kana kana içti döndü eski yerine geldi. Baktı ki Ali arkadaşlarla oturuyor. Getirdiği suyu sırasıyla arkadaşlarına verdi. Her gittiğinde olduğu gibi Ali suyun üstünde elinde maşraba orada duruyor. Bu iş tam yedi geyim (kez) yinelendi. Nasır kendi kendine bu ne akıl almaz iştir. Haydar bu ıssız çölde suyu nasıl dozetti (buldu, sezdi)? Kendince bir kanıya vardı. Ali Tanrı'nın kendisidir, çünkü her yerde hazır, nereye baksan o var. Sekizinci suyu Ali'ye sundu. Cümlesi sevindiler, atlara binip akşama doğru Fırata eriştiler. Nehrin suyu taşkındı, yanda yörede kimsecikler yoktu ki geçit yerini bulup, karşı geçeye geçeler. Atlardan indiler, bir yere kondular. Ali, Nasırı bir adam bulup geçidi sorması için Fırat kenarına gönderdi. Nasır gitti kimseleri bulamadı. Döndü durumu anlattı. Ali git Cimcime diye seslen yanıt alırsın dedi. Nasır varıp Cimcime diye bağırdı. Binlerce ses buyurunuz efendim deyince, Nasırın aklı dağıldı. Hemen Ali'ye döndü hangisi Cimcime binlerce ses geldi kulağıma, hangisi olduğunu siz bana deyiverin diye yalvardı. Ali: Cimcime bin Mermere'yi çağır bakalım, git geçidi öğren gel dedi. Nasır: Ey Cimcime bini Mermere senden Fırat'ın geçit yerini soruyorum, yanıt ver diye ünledi. Yine kırk yerden karşılık geldi. Hangi birimizi çağırırsın ki yar başına gelip bağırırsın. Nasır çaresiz yine Haydar'a geldi. Kırk yerden yanıt geldi, ne deyim bilemedim, yolu hangisine sorayım, işin içinden çıkamıyorum, ne olursa senden ey Ali, sen bilirsin diyerek ağlamaklı duruma geldi. Ali bu seferde Gergere bini Mermere diye çağır dedi. Nasır Fırat kıyısına varıp yar başında Gergere bini Mermere bize geçit nerede bildir diye seslendi. Suyun içinden bir ses, ne buyurdun ey Ali, sen cihanın canısın dedi. Nasır O sese Ali'de bizimledir. Su taşkındır geçidini bilemiyoruz, ne yerdedir, yolunu göremiyoruz. Gelen ses benim adımı ne biliyorsun diye sordu. Adını Ali öğretti, su geçidini sormağa geldim dedi. Nasıra, Cimcime dedi ki: şaşkın, seni gönderen benim bütün geçmişimi bilir. Sen şimdi benim neler çektiğimi işit. Ben otuzbin yıl önce yaratıldım, daha Âdem yoktu. O sıralar. İsa, Musa da yoktu. Ben halkımın sultanı idim. Kavmimin adı Can bini Candı. Ve ateşten yaratılmıştı. Âdem topraktan gelmedir. Âdemin devri ki geldi erişti, benim vücudum toprağa karıştı. Toprağımdan testi yaptılar. Su koyup nice yıl kullandılar. Yine de kırıldım, dağıldım. Amma halk içre adım (Küp) olmuştu. Zamanla halden hale düştüm, bir kaç parçam da bu suya düştü. Ali bana bir göz attı tekrar cana geldim, bunca ölümlerden sonra dirildim. Git Ali'nin yolundan ayrılmaki sinde (mezarda) eza cefa çekmeyesin. Nasır, işitince bu sözü kan yaş ile doldu gözü. Vardı Ali'ye geldi. Dedi ki: Ayla güneşin yaratıcısı sensin, göklerde ki gezegenleri yürüten, dünya ve ahıretin, görünen, görünmeyen dünyaların Tanrı'sisin. Nasır daha sözünün sonuna gelmeden Ali Zülfikar'ı Nasır'ı ikiye böldü, Nasır'ın öldüğünü gören arkadaşları: Ali'ye dediler ki: Nasır iman sahibi bir yoldaşımızdır, kardeşimizdir. Bağışla Tanrıya yalvaralım yeniden cana gelsin. Öğütlerini tutar, pişman olur. Arkadaşların ricaları karşısında Ali yakardı Tanrıya; dedi ki ey yüce yaratıcı, Nuseyriye yine can ver. Ali'nin yakarmasını Tanrı kabul etti, ölü dirildi. Ali'yi karşısında gördü. Dedi anladım ki: cümle şeyleri sen yaratmışsın. Ali yine ben kulum, yaratan Tanrı'dır, gel gir imana, islâmlığın gitmesin ziyana dedi. Nasır yanıt olarak, ey veliler sultanı: Senden bunca keramet gördükten sonra nasıl sözümden dönerim. Öldüren sen, dirilten sen, ancak sen Tanrı olabilirsin. Nereye baksam seni görüyorum, nasıl inkâr edebilirim, bu görüp bildiklerimi. Ali yine onu öldürdü. Yine dua ile diriltti. Nasır geldi Ali'nin ayağına kapandı dedi. Bilin ey dostlar: Ali Allah’ımızdır, inkâr etmeyin. Ali çok öğütler verdi. Ben Allah'ın kulu kölesiyim, onun güçsüz takatsiz kuluyum. Bu yanlışlıktan vaz geç dedi; fakat söz geçiremedi. Ali Allah'a yalvardı, bana bir yol göster, bu adamı nedeyim. İki kez boynunu vurdum, kâr etmedi. Seni yadsıdı (inkâr etti). İman sahibi olmadı bu kişi. Ali'nin yakarıştan sonra kalbinde bir duygu, sen onu öldürme, vadesi gelince biz onun canını alırız, cezasını o vakit çeksin. Nuseyri'ye çekip gitmesi söylendi. O Ali'nin katından ve sohbetinden uzaklaştı. Halkının yanına gitti, onları kendisine inandırdı. Onlarda islâmi inanç ve kurallara bağlı idiler. Yalnız Ali'yi Tanrı biliyorlar. Bunlara Nuseyri'ler deniyor. Gerçi Ali, Tanrının bilgili bir kulu idi, yerde gökte ne varsa Ali biliyordu. Birçok gizler onca apaçıktı. Çok keramet sahibi idi. Ancak Nuseyri bir türlü bu üstünlüklerin nedenini anlayamadı, yoldan çıktı. Ali'ye Tanrı dedi aklını bozdu. (Yemini, a.g.e. s 71-74) Yazar Aşık Yemini Yayınlayan, Adil Ali Atalay- Can Yayınları 8. Baskı |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to h-alibaba For This Useful Post: |
|
|
#28 | |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 513
Thanks: 396
Thanked 1066 Times in 401 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Sevgili Naki “Neden 10, 20, 50 veya 70 değil de "7 ulu ozan", bu listeyi kim belirlemiş bilmiyorum” demişsin. Aşık Virani, “Nitekim Hazreti Yemini Faziletnamesi'nde buyurur:” diyerek, aşağıdaki iki beyitti sunduğuna göre, “Hazret” terimini dikkate alacak olursak demek oluyor ki, Yamini'nin Yedi Hakk Aşığından biri olduğunu onaylayanlardandır. Demah kılma bu alemin danesine Ki, o düşmiye varlık hanesine Cihan damı delalettir, delalet Sakın düşme melalettir, melalet. Kavramlar değiştirilince anlamları da beraber değiştiriliyor. Yedi Hakk Aşığı, Yedi Ulu Ozana dönüşünce anlamı ve yorumu da birlikte değişikliğe uğramıştır. Hakkın yedi formunun karşılığıdır. Yadi Hakk Aşıkları, Hakka aşık olduklarından ve Hakk yolunu en iyi aktardıklarından olsa gerek, gerçekten aktardıklarına bakacak olursak tek kelimeyle mükemmeldirler. h-alibaba Konu h-alibaba tarafindan (12-03-2011 Saat 22:45 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to h-alibaba For This Useful Post: | Naki (12-08-2011) |
|
|
#29 | |
|
Üyemiz Bulunduğu yer: Hatay
Yas: 28
Üye No: 2677
Mesajlar: 53
Thanks: 216
Thanked 238 Times in 50 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 18
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
sizden hesap sormadım. velakin bende bildiğim kadarı ile size sorular yönelttim. Yemini'nin yazdığı eserde geçen ibn Seman'ı bulamamıştım. siz ismini tam yazınca bir kaynakta buldum. Benan İbni Seman ismini bir kaynakta bulabildim. ayrıca tarihte Şia'nın Gulat kısmından sayılan BENANİYE isminde bir fırkada bulunmaktadır. "...Menakıpname-i Hazret-i Ali ya da Nurname ise daha ziyade Gulat-ı Şia'nın ayak izlerinin yer aldığı, hatta bir yerde Benan bin Sem'an'dan nakledilen bir rivayet yoluyla, Şia'nın tard edilmiş fırkalarından sayılan Benaniye fırkasının tesirinin görülebildiği başka bir eserdir..." Maryam Moezzi BEDAHŞAN iSMAİLİLERİNE AİT ELYAZMALARI çev Ali Ertuğrul DEÜİFD XXXIII/2011 s 255-273 not:dosya boyutu büyük olduğundan pdf şeklinde ki dosyayı yükleyemedim. yalnız benim sordukların gayet yalın bir anlatım ile sorulmuştu. sizden cevaplamanızı rica etmiştim. yoksa sizi yargılamak haddim değil. sorular: -sizce Yemini neye dayanarak özellikle Ali'ye vandan bağlılar arasından yedi isim seçmiş ve neden bu yedisi? -Yemini'nin Nasıri Tusi ismini hangi kaynaktan aldığını ve bu ismi neye dayanarak Nusayri ismi ile özdeşleştirdiğini biliyor musunuz? zira gerek Nusayri ve gerekse Nusayri olmayan hemen her kaynakta Nusayriliğin tarihi ve ad kökeni 11. imam Hasan El Askeri zamanında yaşayıp kendini onun babı olarak tanıtan MUHAMMED BİN NUSAYR EN NEMİRİ ye dayandırması olgusunu nereye oturtmalıyız? üstelik bu şahıs Ali ile aynı dönemde yaşamamıştır! acaba kastedilen Ali hz Ali değil de 10 imam İmam Ali - El Naki olabilir mi? zira ortodoks kaynaklarda Muhammed bin Nusayr'ın 10. imam Naki'nin tanrısallığını iddia ettiği yazmaktadır. Yemini'nin kaynak olarak neyi kullandığı açısından önemli bir ipucu olabilir. -Virani'nin Nusayri olduğu iddiasını neye dayandırıyorsunuz? yahut Caferi vurgusu nerede var? muhabbetle |
|
|
|
|
|
|
#30 | |
|
Bizden Biri
Üye No: 226
Mesajlar: 513
Thanks: 396
Thanked 1066 Times in 401 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 112
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Sn. Serkan “sizce Yemini neye dayanarak özellikle Ali'ye vandan bağlılar arasından yedi isim seçmiş ve neden bu yedisi?” soruna cevap vermeden önce Yemini’den kaynak ve neden beklentilerimiz yanlış olur düşüncesindeyim. Çünkü Yeminin Yol ve erkan konusunda kim olduğu bilinendir. Ancak Yeminiyi kaynak kabul edip verdiği isimler ve olaylara ulaşmaya çalışmak en doğru olanıdır, dedikten sonra: Yemini neden Aliye candan bağlı yedi kişiyi belirledi? Yedi sayısını esas almış ve yolun yedi üstadını tanımlamak istemiş olasıdır. Selmani Farisinin Alevilikteki yeri bilinendir. Selman ve Kanber adıyla bir kanaat sahibi olabiliriz. Bana soracak olursan bu isimler İslamiyet öncesi bir döneme ayıttır. Öreneğin Yemini ve başka aşıkların da Selmanla ilgili aktardıkları Ali yedi yaşında iken Selman 309 yaşındadır. Demek oluyor ki Selman 3. Yüz yılda yaşamıştır. Yemini kaynak vermiyor. Aktardığı rivayetlerdir. Bu rivayetler aruz ölçüsüyle beyitler şeklinde yazılmıştır. Aruz ölçüsüyle beyitler halinde anlatılan rivayetler düz yazıya çevrilmiştir. Benim aktardığım da bu yazılan rivayetlerdir. Yemini bu eseri 1519’da yazmıştır. Bana göre senin baş vurduğun kaynakların hepsi bu tarihten sonradır. Hani derler ya, Ali çoktur ama Şahı Merdan Ali bir tanedir. Nusayri de çok olabilir. Yemininin telaffuz ettiği Nusayriyi esas alıyorum. Ve onun da hangi tarihte yaşadığını bulmak bizlere düşer. “Virani'nin Nusayri olduğu iddiasını neye dayandırıyorsunuz? yahut Caferi vurgusu nerede var?” diyorsun. Virani kendi nefeslerinde açık açık söylemektedir. Aşağıya aktarıyorum. h-alibaba Örneğin Virani: MUSEYRİ NE SAYRI Gel istersen saadet sonu hayrı Nazar kıl can gözüyle gör bu sırrı Gözün aç bak ne var âlemde ayrı Hemen-dem şahı gör hiç görme gayrı Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alî'dir âlemül-gaybın sıfatı Ki gösterdi sıfat içinde zâtı Dilersen içesin Ab-ı hayâtı Bu sırra kim erer görmez memâtı Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alîdir pâdişah-ı heft kişver Anın destindedir cennât-ü Kevser Kıyam et kaddidir mihrâb-ü minber Sücûdüm anadır ser cümle yekser Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alîdir var eden arz-u semâyı Dahî hem nûr-ı şemsi necmi âyı Koma zikret Hasan Hulku'r-rızâ'yı Dilersen Şah Hüseyn-i Kerbelâ'yı Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alîdir mahşerin haşrinde kaadı Anadır cümlenin nâz-u niyazı Özün koy bu yere oku güdâzı Eğer mü'min isen anla bu razı Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alîdir Abidin Bâkır-u Ca'fer Ona inkâr eden merdûd-u kâfer Alî aşkı kimin kim kıldı perver Memat olmaz diridir dâim ol er Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alî'dir (kün) deyip var etti canı Eğer cân ile cism-ü cihanı Beka oldur şehâ ser-cümle fâni Yörü insan isen şahını tanı Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alî'dir Kâzım-ı Şâh-ı Horasan Anınçün bilmek olmaz sırrın insan Huda dedim Alîye ol dem ey cân Beni yetmiş iki kez kıldı kurban Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alî'dir taliim mes'ûd değil mi Dilersen sabitim mevcûd değil mi Hakikat Kâ'besi mescûd değil mi Alîye (lâ) deyen merdûd değil mi Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alîdir Şah Takî vü bâ-Nakî hem Alî Hâlık derim hiç söylemem kem O1 öldürdü ol oldu derdime en Nazîrin yokdurur ey Şâh-ı âlem Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alîdir Askeri Mehdî Hidâyet Zuhur ettikde ref oldu cehalet Yezid'in başına koptu kıyamet Göründü emr seyr eder alâmet Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alîdir feth-ü nusret mü'minâna Özün bend et ayırma hanedana Erem dersen hayât-ı câvidâna Sakın düşme bu nutkumdan gümâna Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alîdir evvel-ü âhırda fettâh O'dur küfr ile îmân üzre miftâh Anın kabzındadır bu şerr-ü islâh Ki ansız olmadı bir zerre iflah Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Alîdir ism-i (bismillah) Alî'dir Alîdir Hak resûlu'llâh Alîdir Alîdir (Fakri fahru'llâh) Alî'dir Alîdir (sümme vechullâh) Alîdir Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı Virânî'yem bu yolda can-nisârem Alîye aşk ile akl ile yârem Nusayrî'yim ki bu kula uyarem Gerek zerre vü zerre olsa parem Nusayrîyim nusayrîyim nusayrî Ne ölmüşüm ve ne sağım ne sayrı CAFERİYİM CAFERİ Dinle imdi Mustafa'dan ne direm ey din eri Sevmişem can-ü gönülden Mustafa vü Hayderi Gezmezem dü cihanda serseri vü serseri Caferiyim Caferiyim Caferiyim Caferi Sah Hasan Hulki Rıza şah Hüseyn'i Kerbela Abidin Zeynel Bakır Cafer Musa Irıza Bende-i Âl-i Nebi'yim hanedana mübtela Caferiyim Caferiyim Caferiyim Caferi Şah Muhammed Taki'dir naci serimde şah-i var Nuru Naki'den bulmuşam men dinimi aşikâr Lanetim var bu dilimde şol yezide sedhezar Caferiyim Caferiyim Caferiyim Caferi Men gulamı Kanber'im Kanber gulam-ı Askeri Dü cihanda Mehdi'dir bil âfitab enveri Okumuşam dört kitabı aynı cemalin defteri Caferiyim Caferiyim Caferiyim Caferi Tavafı yektadır ey Vîrânî ilmi kudret cavidan Fazlı Haktır ki rumuzu andan olmuştur ayan Biz güruhu Naci'yiz bunu söyleriz her an Caferiyim Caferiyim Caferiyim Caferi Kaynak: Virani Divanı ve Risalesi |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to h-alibaba For This Useful Post: |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||