![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#21 |
|
Kontrollü Üye |
Tanri Baal'in bir ismide Bel'dir.
Bel (tanrı) "Lord/Tanrı" veya "Efendi" anlamlarına gelen Bel, bir isimden çok unvandı. Babil dinindeki çeşitli tanrılara verilirdi. Dişil şekli Belit yani "Hanım/Tanrıça, Sahibe". Dilsel olarak kuzeybatı Semitik'teki Ba'al ile akraba olan Bel sözcüğün bir doğu Semitik şeklidir. Bu iki sözcük eşanlamlıdır. Burasi zannederim anlasildi, halen anlamayan varsa Bel ile Baal'i yan yana yazip arama motorlarda arattirsin yüzlerce kaynak var. Sonuc olarak Bütün Firtina, Hava, gök, yagmur, bulut, simsek ile ilgili Tanrilarin ismi degisik dillerde telafuz edilsede Kült olarak ayni sürecin ve islevin devamidir. Firtina tanrisi ve Bereket tanricasi arasindaki birlik ve bütünlük , zamanla Anadolu Bektasi edebiyatinda Asuk ve Masuk kavramina dönüsmüstür.Bu noktayi zengin kaynaklariyla tekrar izah edecegim. Asuk ve masuk icin sitede yazdigim bir baska konu icin link; [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] Helal kıldı ma'şuka aşık kendi kanını Ma'şuk nakşından okur aşk eri Kur'anını Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir Aşık kendi bırakır boynuna urganını Gitmez aşık gözünden hergiz ma'şuk hayali Nitekim zilha verir Yusuf'un nişanını Dirlik budur aşıka ma'şuk yolunda öle Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını Belkıys ile Süleyman aşka düştü bir zaman İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını Gökteki Harut Marut aşk için indi yere Zühre yüzün görecek unuttu Rahman'ını Güzaf görmen siz aşkı kime oğradı ise Sultanı iltir baştan yitirir hanmanını Ferhat bu aşk yolunda başın külünge tuttu Hüsrev Şirin derdinden dosta verdi canını Leyli'yle Mecnun işi acebdür ( ür ) bu halka Abdürrezzak terk etti aşk için imanını Zemane vefaları cefa gelir yunüs'a Bir doğru yer bulucak fidi kılar canını Yunus Emre Amasya'da nerde Baal, firtina tanrisi bulunmus? Amasya tarih olarak günümüzden 7500 yil öncesine dayanan bir yerlesim merkezi olup, en az 13 medeniyete konukluk etmistir. Amasya Heykelciği Fırtına Tanrısı Teşup ![]() Amasya Merkez Doğantepe (Zara) beldesinde tesadüfen bulunmuş bir eser. Amasya-Çorum Devlet Karayolu’nun 25. kilometresindeki sapaktan ayrılarak ulaşılan Zara; aslında Hititlerden kalma antik bir kent. Fırtına Tanrısı Teşup. Burada Hititler döneminden kale, baraj ve höyük yer alıyor. Dünya arkeolojisinin ünik eserlerinden biri olan Amasya Heykelciği, Doğantepe’nin güneybatısında, bugün mesken olmayan höyükten 1962 yılında toprak alınırken, tahminen yüzeyden 4 metre derinlikte bulunmuş. Arkeoloji literatüründe Amasya Heykelciği veya Hitit Fırtına Tanrısı Teşup olarak tanınan eser, Doğantepe’deki kült yerine tapınma için getirilmiş olabileceği gibi, buradaki tapınaklarda bulunan bir heykel de olabilir diye düşünülüyor. Kalın kaşları, çukur gözleri, düzgün yivli hatlarıyla ılımlı görünmekle beraber, güçlü ve mağrur ifadesi, narin beden yapısı ile genç erkek tipindeki heykelin kayıp olan kol ve bacakları ve kendisi dikkatle incelendiğinde tahmini olarak belirlenebiliyor. Baal kültünün var oldugu cesitli cografyalardan derlenen diger resimlerle olan benzerlikleri acisindan bir kac resim; ![]() ![]() ![]() Baal ve istar. Anadolu'daki baal tapinaklari nerlerde var? Ayrica Anadoluda en eski baal kültünün var oldugu yerlesim yerlerinden kesin olarak söyleyebileceklerim arasinda, Eskisehir'de Sivrihisar'a bagli Balli Hisar köyü. Not; Battal Gazi'yi pavlikan yapanlara gecmis olsun. Gaziantep’in 10 km kuzeyinde Dülük köyü DÜLLÜK (DOLİCHE) ile Karahöyük köyü arasındadır. Antik dönemde “Antiohya ad Torum”adıyla bilinmektedir.Hititlerden Roma dönemine kadar önemli din merkezleri arasında yer alır.Hititlerin en büyük Tanrılarından Teşup’un Baal Tapınağı buradadır.Buradaki tepenin ismide dölük Baba tepesidir. Konu Onurcan tarafindan (02-22-2010 Saat 03:22 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to Onurcan For This Useful Post: | DoğAcAn (02-22-2010), |
|
|
#22 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 156
Mesajlar: 684
Thanks: 672
Thanked 1691 Times in 599 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() Firtina tanrisi baal'in elinde cift agizli bir balta diger elinde ise, simsek cakmasini andiran cizgiler mevcutdur. Simsek ve Balta ile alakali olan bulgulardan en önemlileri alevi bektasi edebiyatindadaki deyislerde gecen simsek ile ilgili eserlerdir bir önceki mesajimda yazdim. Sah-ı merdan coşa geldi sırrın aşikar eyledi Yağmuru yağdıran benim diye adem'e söyledi Ol demde şimşek balkıyıp yedi sema gürledi Hem sakidir, hem bakidir nur-i rahman'ım ali Yetiş carımıza kurtar medet mürvet ya ali Alevi dervislerindeki sembolik Balta; ![]() Birde Balta var!! Bu balta Eba Müslüm'deki meshur Horasan baltasi'indan baska bir sey degildir.Yada kalenderilerin, abdallarin, alevi dervislerinin ellerinde tasidiklari kisa sapli baltalar. Yada Pir sultan abdal'in dillendirdigi (Teber cekip magaradan disari cikalim bakalim nice olursa olsun), dedigi alet. Dölük 'te bulunan baal heykelinde de yildirim, simsek ve cift agizli balta, Baal tanrisinin elindedir. Kazilari yapan arkeologlarin söylemlerinden alinti; Alinti:
Konu Onurcan tarafindan (02-22-2010 Saat 03:25 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to Onurcan For This Useful Post: |
|
|
#23 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Burda kimse kalp kırmak istemiyor, Yazılanları MANTIKSIZCA bulabilirsin, aynı derecede senin yazdıklarınıda MANTIKSIZ bulanlar olacaktır, Sorular hakkında, düşüncelerin kendini bağlar, ancak unutmayıni sizin yazılarınızda aynı şekilde düşünceler bırakır, ÜSTLÜK sataşmaarı konusunda, oturup kendinize bakın diyenlerde cıkacaktır, Burası bir paylaşım sitesi, İnsanların görüerini beğenirsiniz ,beğenmezsiniz, yazılarınıza yanıtlar yazılacaktır, Yazanlarıda, "YAZMAYIN", BULAŞMAYIN" SAÇMALAMAYIN" vs gibi, tehdid vari, vs, tip konuşmaları bırakın. Ve, Olayı kişiselleitirende yok, Yazın, bildiklerinizi, yazılanlara yanıtta vermeye bilirsiniz, Kimse sizi zorlamıyor, İnsanlar değerlendirirler, BU şekilde ÖRTÜLÜ VE ACIK tehdiklerden vazgecin. İstediizi yazın, ABL a mı tanrı diyorsunuz, İŞTARA ANA mı? diyorsunuz ? O sizin düşüncenizdir, Başkalarıda fikirlerini yazarlar. Size katlanıldığı gibi, sizde başkalarına katlanacaksınız.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#24 | ||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bana yönlendirilen eleştirilerden birisi,
Alinti:
Alinti:
Evet, Bu ve Daha önceki yazılarımda hemen ,hemen KİTAPLARDAN , kaynaklardan alıntı yaptım. Neyse, Birazda Vikipedi'den yapalım, Tanrı'BA'l hakkında. Baal Vikipedi, özgür ansiklopedi Başlığın diğer anlamları için, Baal (oyun) sayfasına bakınız. Baal, İbranice בעל / Ba‘al, Akkadca Bēlu(m), Bēl, Ugarit, Finike, Ba‘lu(m), Bal, Samiriye Bāl, Aramca Be‘lu, Mö. 19. yüzyıldan itibaren Mısır hanedanlığı B‘r, Yunanca Βηλος, eski tarihçi Yosefus'a (Joshephus) göre Βααλ, Latince Belus, Hironimus'a (Hieronymus) göre Baal, Arapca Ba‘lu, eski güney Arapça B‘L, Etiopya Bā‘el olarak söylenir. Baal efendi, sahip, koca, kral (Molek) ve tanrı anlamlarına gelir. Eski Ortadoğu bölgesinin ve Kartacalıların baş tanrısı. Uğruna insan (özellikle küçük çocuklar) kurban edilir. Fırtına ve yağmur tanrısı olan Baal verimlilik tanrısı olarak görülür yaygın bir biçimde tapınılan bir tanrıdır. Diğer bir adı Tammuz olan Baal, Marduk'un güneş olma özelliğini de taşır. Merodak-Baladan adı Babil'in bir kralının adı olup bundan görüldüğü gibi Baal adı aynı zamanda Merodak'da adlandırılan Marduk'tur. Bu şekilde Baal ilk olarak Babil'in baş tanrısı olan Marduk olarak ortaya çıkmıştır. Babil krallarından bazıları kendileri de bir tanrı olarak görülürler ve tanrılarının adlarını taşırlardı. Marduk adının Babil'in kurucusu olarak gösterilen Nimrod'dan geldiği düşünülür. Marduk ve Nimrod sözcüklerinin içeriğinde isyan etme anlamları bulunur. Marduk Semiramis'in oğludur. Semiramis gök kraliçesi ve kutsal anne olarak görülen bir tanrıçadır. Semiramis Kutsal Anne ve oğlu Nimrod (Marduk) inancı bu şekliyle Babil'den gelir. Hıristiyanlık bu eski putperest inanç biçimini İsa'nın annesi Meryem'le çocuk İsa'ya uygulamıştır. Hıristiyanlığın ilk zamanlarında olmayan, Kutsal anne Meryem ve bebek İsa inancı buradan doğar. Gerçekte Meryem'den "Kutsal Anne" diye sözedilen bir pasaj bulunmaz. Marduk güneş tanrısı olduğundan, kundaktaki ve beşikteki çocuğun başucunda bir güneş çemberi (Halo, Nimbus) resmi bulunur. Çocuğun bulunduğu kundak beş köşeli İştar Yıldızı (Pentagram) olarak resmedilir ve İştar yıldızına benzeyen Christmas rose çiçeğiyle simgelenir. Marduk reenkarnasyon ile yeniden dünyaya geldiğinde annesiyle evlenerek, bu kez oğlu olmak yerine, kocası (Baal: koca) olur. Annesinin adı da değişir ve İştar adını alır. Bundan böyle Marduk (Nimrod), Baal ve Tammuz olarak varlığını sürdürür. Fırtına ve yağmur tanrısı olarak bitkileri sulayan bir tanrı olarak görülen Baal (Tammuz), yazın kurak mevsimi geldiğinde öldüğü kabul edilir. Kadınlar Tammuz'un arkasından yas tutar ve ağlarlar. Tapınma olarak sürdürülen bu geleneğin, bir şiddet sonucu öldüğü sanılan Nimrod'un arkasından tutulan yasla ilgili olduğu düşünülür. Ölen Tammuz yeraltı dünyasına gider ve bütün bir kış boyunca beklemeye başlar. Tammuz'un ölümüyle yağmurlar kesildiğinden bitkiler giderek solar ve doğa kışa kadar yavaş yavaş ölür. Güneşin yeniden gücünü kazanmaya başladığı 22 Aralık'ta (Noel) Tammuz yeniden doğar. İlkbaharda gece ve gündüzün eşit olmaya başladığı 21 Mart'ta sevgilisi-eşi İştar'la (bitkilerin tanrıçası-verimlilik tanrıçası) cinsel ilişkiye girer. Bu tarihten itibaren yağmurlar yağacak ve doğa ürün vermeye başlayacaktır. Bu nedenle ilkbahar sevinçli kutlamalar yapma zamanıdır. Baal ve İştar'a tapanlar onları bu cinsel ilişkiye teşvik etmek amacıyla, bunlara ait sembollerin bulunduğu tapınaklarda seks ayinleri yaparlardı. Bu ayinlerde fahişeliğe hizmet eden hem kadın hem de erkek fahişeler bulunurdu. Ayinlerde yemek yenir, şarap içilir, müzik yapılır ve bunu erkek ve kadın fahişelerle yapılan seks izlerdi. Tapınılan yerlerde Tammuz'a ait sembol bir dikilitaştı, İştar'ınki ise hem dikili odun bir kazık (Kutsal odun -> Holywood) hem de bol yapraklı ağaçlardan çoğunlukla meşe ağacıydı. Eski Mısır'da bulunan Tammuz sembollerinden biri olan crux ansata - halkalı haç Tammuz'la İştar'ın cinsel birleşmesini simgeler. Bunun şekli, büyük T harfinin üzerine kondurulmuş oval bir çemberdir. Haç çeşitli şekilleriyle Tammuz'un adının baş harfinden oluşarak bu tanrıyı simgeler. Haç sembolü Hıristiyanlığa gerçekte Hıristiyan olmayan, fakat siyasi amaçlarla Hıristiyanlığı devlet dini haline getiren Roma İmparatoru Konstantin ile Hıristiyanlığın kutsal bir simgesi haline getirilip kullanılmaya başlanmıştır. Roma imparatoru Konstantin imparatorluk sınırlarındaki putperest inançlı ulusları dışlamamak adına, bunlara ait inanç ve gelenekleri Hıristiyanlıkla birleştirmiştir. Bu şekilde İsa'nın çivilendiği T şeklinde olmayan düz direğin, T şeklindeki bir haç olduğu inancı Hıristiyanlığın temel bir sembolü olmuştur. Baal ya da Tammuz bulunduğu yer ve zamana göre farklı adlar almakla birlikte aynı rolünü yerine getirmeye devam etmiştir. Tammuz'un eski Yunan'daki karşılığı Dionysos'tur. Dionysos'un eşi-sevgilisi de Artemis'tir. Roma bu eski Yunan tanrı ve tanrıçalarını kendi tanrılarına eklemiştir. Tammuz'un Roma'daki karşılığı Adonis ve Artemis'in karşılığı'da Venüs'tür. Baal, İştar ve Tammuz Babil'in üçlü tanrıları olan Sin, İştar ve Şamaş'ın devamıdır. Babil kökenli üçlük inancındaki temel, üç tanrıyla gösterilen tek tanrı inancıdır. Bu özelliğiyle Baal, İştar ve Tammuz şeklinde görünen üç tanrı aslında Baal'da tek bir tanrı olarak biraraya gelir. Ancak asıl olarak Baal Marduk'tan geldiğinden, bu tek tanrı Marduk'tur. Üç farklı sembolle simgelendiğinden, bunlardan Seherin oğlu Hilal (Heylel Ben Shachar-İbr.), Heylel sözcüğünün hem hilal, hem de yıldız anlamlarını içermesinden dolayı, hilal ve beş köşeli yıldız sembolleri genel olarak bir karı-koca gibi (Baal: koca) birarada bulunur. Baal'ın (Marduk) aynı zamanda güneş olma özelliği olduğundan, bu da ayrı bir tanrı gibi gösterilen Tammuz'la ve Tammuz'un baş harfi olan haç işaretiyle, ya da güneş çemberiyle simgelenir. Sözcük anlamı bakımından düşünüldüğünde Marduk, Baal'dan üstün başka bir tanrı değildir. Marduk sözcüğünde isyan etme anlamı, Baal sözcüğünde ise bu tanrının efendi (Baal: efendi, rab, lord) olma anlamı öne çıkar ve Baal'ın efendi olarak egemenliği vurgulanır. Baal'ın Simgeleri [değiştir] Marduk: Güneş, hilal ve yıldız olarak farklı tanrı özellikleriyle kendini gösteren Baal, gerçekte tek bir tanrı olup Marduk'tur. Seherin oğlu hilal: Hilal (Heylel Ben Shachar-İbr., Heylel -> Hilal -> Lucifer) sözcüğü Şeytan için kullanılır. Hilal olarak kullanılan sözcük aynı zamanda yıldız anlamına gelir. Bu şekliyle Baal hem hilalle, hem de beş köşeli İştar yıldızıyla (pentagram) simgelenir. Anlatımda İştar ayrı bir tanrı olarak sunulsa da, özde Lucifer olarak tek bir kişi vardır. Baal'ın bir diğer simgesi güneş çemberidir. Sarı renk güneşin rengi olarak Baal'a aittir. T şeklindeki haç sembolü Baal'ın diğer adı olan Tammuz'un baş harfidir. Altı sayısı Baal'le ilgili olarak kutsal önem taşır. Altı köşeli yıldız güneşle ilgili olarak bir semboldür. Mason sembolü ters yönlü olarak içiçe geçmiş iki piramit şekliyle altı köşeli bir yıldız sembolüdür ve pergel ve gönyenin ortasında bir hilal sembolü bulunur. Piramit: Ziggurat biçiminde inşa edilen Babil Kulesi, Nimrod tarafından yapılan ilk piramit benzeri yapıdır. Yandan bakıldığında üçgen görünen piramitin üstte bulunan ama görünmeyen ayna görüntüsü bulunur. Görünmeyen ters piramit yerdekinin üstüne ya da içine gelecek şekildedir. Biri yere, diğeri göğe ait kısmı simgeler. Her ikisi yandan altı köşeli yıldız resmini verir. Baal'la ilgili bir başka simge laledir. Aynı zamanda hilali temsil eden lalenin özellikleri Baal'ın özellikleridir. Lalelerin altı yaprağı bulunur ve bu sayı Baal'la ilgili kutsallığı simgeler. Lalenin içi siyahtır; bu özelliğiyle ön planda Baal ve Marduk'la simgelenen tanrının içindeki kötülüğü simgeler. Lalenin içinin tersine ferahlatıcı bir renk ve parlaklıkta olan dış yüzü ile, Baal'ın simgelediği Şeytan'ın dışardan kendisini nurlu bir varlık gibi gösterme özelliği simgelenir. Baal'ın simgesi hilal boyunduruk anlamında kullanıldığında insanlara yapılan baskıyı simgeler. (BU taslağı yazanda kaynak göstermemiş,Biraz renklendierelim,dikkat çeksin diye) Renkli ( Mavi) olan bölümlere dikkat ettiğimizde, 1-Tanrı- BAAL, Sonradan yaygınlaşan bir Tanrıdır, Diğer inanclardan ÇALMA, 2-BU Tanrı, Çocukları Kurban alıyor, Kızatım, yiyorda, 3-Kutsal Dinlerede kaynaklık etmiş, Sümerler den gelen Kült ile,Hac işareti ve ikonolar. 4-5 Köşeli yıldız Davut'un değil, İştar'ın mış? 5-Tanrılar, Anne, Kardeş birbirleri ile evlenmekte,oğulken koca olur, vs. 6-Bereket amaçlı olarak Tapınakta sez yapılmakta, İŞTAR ve fahişeler halkla sevişmekte, Yani oralar bir, alevi tapınağı ile ilgili değil. 7-Baal ın içinde kötülük vardır ve ŞEYTANdır. anadolu bir uygarlık toprağıdır, ve bu toprakta çok tanrıcılk, uzun, kadim bir yolculuk yapmıştır, halende dinler, inanclar içinde İZLERİ vardır, Taşup' da kendinden önceki, uygarlıkların TANRISAL özelliklerini almıştır, Aynı BAAL Tanrısı gibi, dış etkenlerin Tanrı kavramları ile büyümüştür, O Çağlarda, Şehir tanrıları olan ve yerel olan tanrılar, o şehrin devleti güçlendikce onlarda güçlenip, büyümüşlerdir, ve Kendi devleti ortadan kaltığında bir başka devletie isim değiştirerek geçmişlerdir, Ancak Kaynak MEZEPOTAMYA, ve tabii ki SÜMERLERdir. TUŞAP , Ne kadar Özellik olarak BAAL a benzesede, BAAL değildir., Nasıl ki, Baal ENLİL değilse. "TEBER: Deervişlerin taşıdıkları uzun saplı, yuvarlak, bir tarfı yarım ay bir tarafı sivri veya iki tarafı yarım ay şeklinde olak balta,naçak. Sapı elif'e benzediği için, Kakk'a hakikate giden doğru yolanlamında bazı Bektaşi dervişlerince de keşkül ve asa ile birlikte teber taşınırdı.Teber, Bektaşilikte tahta kılıçta olduğu gibi savaş aracı değil, nefis terbiyesinin bir simgesidir. Bir gün olur okuturlar defteri Şah oğlunun elindedir teberi Uyanırsa Taki,NakiAsker'i Açılan gülüm solmaz inşallah Şah Hatai, Alevilik BektaşilikKızılbaşlık ve Onlara yakın İnançlar C:3 S:1285" Teber, Sadece Bektaşilerde değil, Mevlevi, Vs. Tarikat dervişlerinde de bulunmaktadır. |
||
|
|
|
| The Following 4 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: |
|
|
#25 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 156
Mesajlar: 684
Thanks: 672
Thanked 1691 Times in 599 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alinti:
Bir seyi bilmeyipte bilenin bildiklerini bilene satanlara, herseye maydonoz olanlara bizim oralarda [b]Tarafımdan silinmiştir,- İŞCANBABAB] derlerdi. Sitede artik yazmayacagim. Öncedende yazmayacaktim. Ama Sayin Hasan Harmanci ve Esat Hoca'nin hatiri icin yazdim. Cünkü sevgili Hasan Harmanci bunu benden istemisti. Simdi yöneticilik hakkini kullan. Ve beni banlarmisin, yoksa pesimden hakaretmi yagdirirsin? Bu senin tercihin. Uyarilarimi kulak asmadin essek damarima defalarca bastin. Simdi rahatladinmi? Simdi gerine gerine kendin yaz kendin oku. (Tarafımdan silinmiştir, Burayı okuyan üyelerden de site adına özür dileriz, Sözü bitenlerin, yaptıkları şey, yani Cahiillerin yaptığı şey yapıldı, ONURCAN küfür ettti. İŞCANBABA) Hak ettin sen cünkü seni uyardim defalarca.. Konu İşcanbaba tarafindan (02-22-2010 Saat 23:42 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#26 | |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
[b]
Alinti:
Evet, Benim adım ONURCAN yada, Hıdır YERGEZEN değil ki, İNSALARA HAKARET edeyim, Yazıları kontrol ettiğinde, sana oldukca saygılı, kırcı olmayan, pozitif yaklaştım ve yazdım, ve seni hep önemsediğimi duydurdum, yazdım, Ancak seni KİŞİLİĞİN dahada AÇIĞA çıktı, O Yazdığın kötü söz SENİN KİŞİLİĞİNİN YANSIMASIDIR, BİR ÇOK YERDE bu tip KAVGALARLA BAŞ oldun, Sen bi ,Doktora falan git, Benim BAAL konusunda neler bilip bilmediğimi sen bilemezsin, tabi TANRII BAAL isen o başka , Şu yazılarına bir bak, hangisinde TEK KAYNAK gösterdin, Dön bak bi yazdıklarına ve çelişkilerine, Süleyman ŞAH , kONUSU, En Önce, Bizanslı bir türk Asker, Komutan ( Bunu ISPATLAYAMADIN) Önce Danişmendlerin Kurucusu, Sonra bu Süleyman Şah, Osmanlıların Kurucusu, Sonra, Efsanede ki, Süleyman Peygamber, Süleyman Peygamberde ki, Bismillah deyişinin delili de, Kur'an de gecen bir söz, Pehh ne dekil, Sonra bu Adam, BAAL tanrısı oldu, Bizanslı, Abdal Musa, Hazarlı, trakyadan gelen Aleviler, Sonra bu Kadimdekiler, kenanlı ÇOK tanrılılar, İbrahim Peygamber, Tarihde yaşamamış kişi, Tanrı BAAL ın inanaı, Peygamberi, Amma o ayrı bir ulu kişi yaptın, Denecek çok şey var, Hani Eşeğe kitap yüklesen , onun durumunda bir değişiklik olmaz, BU Konuda sana KİTAPLARDAN ALINtı yaptım, Kitap isimleri verdim, Sayfalarına kadar, Alevi öğretisi ile o İNANCI karşılaştırdım, ortada tek benzer yan yok, Sakallı NAKŞYİ, Alevi Dedesi ilan ettin, Aşık Ali, Deyiii de ben verdim, bir yazı öncesi, Bakalım ne yapacak diye, Hemen ordan BAAL'ı çıkardın, Bilimselliğine hayran kaldık, Neyse, Burda yazarsın ,yazmazsın , O senin sorunun ancak Tabi ki, Seni o sözün nedeniyle YASAKLAYACAĞIM, Bu senin sitende sana dense sende aynısını yapardın, Rahatlayan ben değilim, Aslında sensin, Ulu orta yazıyordun ne güzel, birileri sorguladı ,ve başka şeler söyledi, Tıkandın,sözün bitti, Kİme ne szö verdin onu blmem, Onlarda sana heralde karşında kimse yazı yazmayacak diye söz vermediler, Yazarsın, Yazmassın, Aynaya bir bak, Sen hangi kılıfdasın, Evet, Alevi olmak zor, Amma önce ADAM olmak gerek. Sana diyecek söz çok, özellikle senin uslubunda amma, Kendime yakıştıramam, Konu İşcanbaba tarafindan (05-06-2010 Saat 16:06 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | esonto58 (02-23-2010), |
|
|
#27 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kenanlılar ve Fenikeliler'in taptıkları birçok tanrı için kullanılan addır. Baal sözcüğü efendi anlamına gelir. Eskiçağlarda Arabistan'dan Suriye'ye kadar uzanan topraklarda yaşayan Sami topluluklarının tanrılarına Baal adı verilirdi. Bazı Baal'ler tarlaların ve koyun ağıllarının tanrılarıydı. Onlara bolluk ve bereket için dua edilir ve hasat mevsiminin ilk ürünleri heykellerine sunulurdu. Kentlerin tanrıları olan öbür Baaller için Sur, Sayda ve Kartaca'da tapınaklar yapılmıştı. Kartacalı fatihler Hannibal ve Hasdrubal'in adlarının sonundaki bal eki burdan gelir. Tek tanrıya inanan Yahudiler, Baal'lere tapan topluluklarla bir arada yaşarlardı. Bu yüzden Yahudiler arasında da Baal'lere tapma sıklıkla görülürdü. Peygamber İlyas ve daha sonra gelen peygamberler, Baal'e tapma törenlerine son verdiler. Kısa bir süre sonra da, Persler zamanında bu Sami dini yok oldu.
Sineklerin Efendisi anlamına gelen Baalzebub ya da Beelzebub Tevrat'ta sözü edilen bu tanrılardan biridir. İngiliz şair John Milton, Paradise Lost (1667; Kayıp Cennet) adlı uzun şiirinde Beelzebub'u, şeytanla birlikte cennetten kovulan kötü meleklerden biri olarak anlatmıştır. John Bünyan'ın Hac Yolunda (Pilgrim's Progress; 1678) adlı yapıtında da Beelzebub, hac yolundaki Hıristiyanlar'ı oklarıyla öldürmek üzere bekleyen bir iblistir. Kaynak:1--) Temel Britannica, Ana Yayıncılık 1992 ,cilt:2 Nuve Formdan alıntı Fenikeliler, tanrı Baal''e genç çocukları kurban eder, böylelikle denizlerde onun himayesini sağlamağa çalışırlardı. Güzel tapınaklar yapar, heykel yontar ve kuyumculuğu iyi bilirlerdi. Batılılara çok şey öğretmişler, özellikle alfabeyi de onlar icat etmişlerdi. Fenike Dini Doğa güçlerine, Bereket Tanrıçası Aştart''a, Dağlar Tanrısı Hodad''a, Gök Tanrısı Baal''e, vahşi bir yerde veya açıkhava tapmağında tanınırlardı Dikili bir taş, bir kazık veya bir ağaçla temsil edilen ilâhlara bazen bir çocuk kurban ederlerdi. Türk Ansilopedisi.com Bel: (Babil) Tanrı. Baal deyiminin başka bir söyleyiş biçimidir. Nippul tanrısı Enlil, Babil tanrısı Marduk bu adla anılırdı. Dişili Beltu'dur, Yunanlılar Beltis'de derler. Daha çok Babillilerin kullandıkları Bel deyimi, İbranice ve Fenikecedeki kullanımından farklı olarak, en büyük kutsal tanrıyı dile getirir. Arami inançlarındaki tanrılar üçlüsü Yarhibol ve Aglibol'daki bol deyiminin de bel deyiminin başka bir biçimi olduğu açıktır. Belit: (Babil) Tanrı Bel'in karısı. Tanrı Bel, büyük tanrı Enlil'in adıdır. Atatürkuniversitesi.com |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | DoğAcAn (02-24-2010) |
|
|
#28 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alevi inancının GEçmişdeki topluluklarda aranması ve bazı benzerliklerin veya kayalara cizilmiş figürlerin benzetilmesi üztüne kurulan tezlerin, o kyalardaki anlatımı ile ne kadar uyuştuğu ve inancımız ile örtüşüp ,örtüşmediği kıyaslamaları yapılmadan İşde KADİM alevilik diye sunulmamsı gerekmektedir,
Hasan HARAMCI'nın bu konuda ki TAŞA TOHUM EKMEK isimli makalesinden alıntılarla konuya bakalım derim. “Alevilerde de evlilik kutsaldır. Ancak bu kutsallık verilen sözlerle kurulan ilişkinin niteliği ile ilgilidir. Mevsimsel ve ya kölesel mitolojik ilişkileri içinde barındırmaz. Yine Hace Bektaş Veli’nin resimsel tasviri olarak öne çıkan ve çoğunluğumuzun kabul ettiği çalışmada Pir’in giyim tarzı ve yanındaki hayvanlarla temsil edilmesi yaşayan bir gerçek olarak kabul edilmekte ve buna uyumlu olarak da Hitit tanrı panteonunda onunla aynı tasvire sahip tanrıların giyim kuşamını, hayvan ve diğer sembolleri karşılaştırıyoruz. Gerçekte bunun bir tartışma mı yoksa komik bir durum mu olduğunu bile anlamak zorlaşıyor bu karşılaştırmada. Sanki Hace Bektaş Veli’nin gerçekte taşa ve ya herhangi bir deriye vs işlenmiş bir resmi bulunmamakta. Tasvirlerle kendimize yol bulmaya çalışıyoruz. Üstelik Hace Bektaş Veli zamanına ait derviş, sufî, abdal ve ozanların tasvirleri daha çok üç terk olarak bildiğimiz saç sakal ve bıyıktan arınma olarak öne çıkar. Buna rağmen bir ressamın canlandırması olan kişilik bize tarihsel karşılaştırma yapacak kadar karmaşaya yol açacak bir çalışma alanı yaratıyor. Yine Cem kuruluşunda öne çıkan hizmetleri gerçekleştirenlerle Hitit sarayındaki bazı görevlerin aynı ritüel kimliklere taşınması gerçekten de gelenek icadından daha zor bir düğümü çözmek olmalı. Düşünsenize; 1-Arabacı, 2-Kahya, 3-Mübaşir, 4-Silahtar, 5-Müzisyen -müzisyenler demek daha doğru çünkü kullanılan enstruman sayısı ölçü alınmalı-, 6-Kuşbaz, 7-Keçi çobanı, 8-Dalyan Denetçisi, 9-Ulak(haberci), 10-Tahıl Denetçisi, 11-Mabeyinci, 12-Kapı Bekçisi olarak sıralanan isimler cemde görevlendirilmiş kimlikler olarak önümüze çıkmakta. Dahası da sayı on ikiyi tutturabilmek için sınırlandırılıyor. Karşılaştırmak amacıyla vermek istemezdim ancak dil kökenleri ile birlikte tespit edilebilen Hititçenin bazı kavramları bu anlamda bizi kuşkulara ya daha çok çekecek veya yeni arayışlarla karşılaşmamıza yardımcı olacaktır. Hititçede dans etmek için kullanılan verb tarku(wai)- ya da onun iteratif şekli tawisk-tir.Profesyonel dansçı için tarwisgala- sözü kullanılıyordu. Ayrıca sumerogram olarak yazılan HUB.BI, bir tür "köçek" sözü de vardı. LUHUB.BI nin Hititçesi herhalde tarwisgala-olmalıdır. Dans ile ilgili diğer bazı terimler de şunlardır: piran iya- "öne yürümek" nai- "dönmek" nanna- "sürmek" weh- "dönmek, wahnu- "dönmek, çevirmek" Ayrıca Akkadça SÂRU verbi de dans etmek için kullanılıyordu. Çivi yazılı metinlerden anladığımıza göre profesyonel dansçılar yanında her türlü görevlinin, meslek sahiplerinin, halktan kişilerin ve çeşitli hayvan maskeli ve maskesiz tapınak personelinin dans ettiğini görüyoruz. Bunlar arasında kraliçe de vardır. Metinlerde profesyonel dansçı olmayan ve çeşitli vesilelerle bayram törenlerinde dans eden kişilerin bir listesini sunuyorum: LÛA.ZU "hekim" LÛMESALAN.ZÜ "hokkabazlar (?)" DUMU.MUNUS LÜMASDA "fakir adamın kızı" EN " "beyler, komutanlar" M' hapes "hapiya- adamları" hartagga- adamı "bir tür hayvan maskeli adam" GAL MUNUS MESKAR.KID "(tapınak) fahişelerinin başı" MUNUS.MESKAR KID«(tapınak) fahişeleri Himmuwa kenti adamları Lallupiya kenti adamları Lumanhila kenti adamları Dauniya ülkesi adamları LUL-.siya adamı Meneya adamı LÛMUHALDIM "aşçı" NIN.DINGIR "tanrı kızkardeşi" diye adlandırılan rahibe Tanrı Tivvati'nin rahibesi LÛSAGI "saki" LÛ.MESGj Su.GI “yaşlı adamlar” MVmstarpasgana- "tarpasgana kadım" PÎRIG.TUR- as "pars (maskeli adanı)" lû.mhs URBAr.ra "kurt (maskeli) adamlar" LUMESzinhures "zinhuri- adamları" mmsMI*Zİntuhes"zintuhi- kadınları, şarkıcı (?) kadınlar" LÛMESZ/T/"pay alıcılar" .................................................. .............. Anadolu'da çıplaklık konusu neolitik çağdan beri işlenmiştir. Çatalhöyük'te bulunan çıplak Ana Tanrıça heykelleri ve daha sonraları göğüslerini tutan çıplak Ana Tanrıça tasvirlerinin sanat tarihinde önemli bir yeri vardır. Çıplak Kubaba = Kybebe = Kybele figürleri Anadolu'dan Roma'ya kadar yayılmıştır. A. Hitit Krallığı veya Rıza Şehri Ekrem Akurgal Hoca’nın çalışmalarına devam edelim. Başkanlığı altında yürütülen Konya Karahöyük kazılarında bulduğumuz Erken Hitit Çağına ait kanatlı, çıplak ve bikinili İstar heykelciği çıplak tanrıça heykelleri arasında en ilginç olanlardan biridir. Kanatlı İstar ile yakın akraba olan ve en güzel örnekleri Konya-Karahöyük'te bulanan silindir mühür baskıları üzerinde görülen tülünü açan bayan tasvirleri striptiz -"strip tease"- modasının en eski örneklerini vermektedir. Benzer tasvirler aynı çağa ait M.Ö. 2 binin ilk çeyreğine tarihlenen Eski Suriye stilindeki silindir mühürlerde de görülmektedir. Tülünü açan bayan tasviri Koloni Çağına -Erken Hitit Çağına- ait olan Kültepe tabletleri üzerine yuvarlanmış olan silindir mühürlerde de görülüyor. Soyunan bayan tasviri Aşk Tanrıçası Istar'a aittir. Yukarıda üzerinde durduğumuz Tyskiewicz mühründe ve İmamkulu anıtındaki gibi tülünü açan Istar tasvirleri Anadolu'da uzunca bir zaman yaşamıştır. Günümüz dünyasında bir ara çok revaçta olan "strip tiz" ile bikini modası günümüzden 3.750 yıl önce Anadolu'da kültte yaşamıştır............ Hititlerin kültür, inanç, dil gibi alanlarda yerleştikleri son toprak olan Anadolu’da şekillendiği ve bu şekillenmede Pala, Luvi, Hatti olarak adlandırılan toplumlardan çokça etki bulunduğu düşüncesi öne çıkmaktadır. Aleviliğin yaşayan kolları olarak görülmemekle birlikte Luviler ile ilgili tartışmaların yeni dönemde belli sembol ve kavramlar üzerinden yeniden tartışılması bu anlamda önemlidir. Bu daha çok dilbilimci ve sembolist bir deneme olarak görülebilir. Taklit usulü ile toplumlara değer kazandırmaya veya köken yaratmaya çabalamak ‘ezeli gerçeğe’ ulaşmak konusunda ne yazık ki eksiklikleri çok fazla etkilemez. Tek tanrılı inançların aşkın tanrısal kurgularından kurtulmaya çalışan toplulukları bir ve aynı gösterme ve birbirlerinin kolları veya alt dalları olarak saymak, benzerliklerle örneklemek, aşırı sözlük anlamları üretmek yanlış sonuçları arttırır. Aleviliğin düşünce sistematiğine ait kalıplaşmaları bu kadar kolay ve değişmeden biçimlenmiş ve ‘sır’, ‘giz’ gibi soyutlamalarla taşınıyormuş göstermek ‘altın buzağı’ altında Alevilik aramaktır. Tartışmalar elbette ki kadime doğru taşınmalıdır. Ancak ilgili bulunan toplumların, tanrı anlayışı, inanç formları, sembol kurguları, öte dünya anlayışları, tanrının ne olduğu, neye benzediği gibi sorgu ve şüphelerin soyutlanması mümkün değildir. Böyle bir eksiklik Philon’un, “Tanrının görüntüsü olan Hükümdarlık gücü ve Tanrının insanları kutsaması şeklinde kendini gösteren Yaratıcı güç” ilişkilerindeki algılayışı benzer karıştırmalara ve tanrısal öz (ausia) noktasında hatalara[1]düşürün bizi. Bir toplumun ilksel veya dönemsel inanç, kültür, ekonomi, sanat vs alanlarında farklı, sonra boyutlarıyla tartışmak mümkün, ancak her koşulda ‘zorunlu’ bir sentez mümkün değildir....... Babilonya dininin üzerindeki etkisini göstermektedir. Söz konusu –Hitit- mitoslarının kendilerine özgü son derece farklı bir karakter taşımaları, bu gerçeği değiştirmez.[4] Çünkü tarihsel bu yapılanma sanat, yönetim, dinler ve folklorik açıdan birbirini doğal olarak izler ve etkiler. Ancak bütünü görmeden ilk ve tek kaynak gibi dayatmalar sorunu çözmeye yardımcı olmaz.,,,.... Alevi uygarlığının geriye dönük kapısından içeri girdiğimizde dünyanın değişik kültür alanlarıyla özdeş, türdeş ve ‘evrendeş’ yapılanmalar görmek mümkündür. Bu kültürel süreçlerin doğasıdır. Bu nedenle bilim yapılırken farklılıklar kolay tespit edilebilirken, koşutluk yaratırken aynı kolaylığa sahip değilizdir. Bunu iddia etmeye çabalamak ve sözel geleneği doğru kullanamamak bizi ‘demirin üzerinde karınca izi’ aramayla avutur. Bu konuda oturup bir daha düşünmek için bu alanı en iyi çalışan bir bilim adamına sözü bırakmak yararlı ve yaratıcı olacaktır...... İşte bu nedenle buldum demek mümkün değil. Her ne kadar uçsuz bucaksız alanı, gnostik ve senkretik özellikleri yüksek olmasına rağmen Alevilik, hiçbir şekilde kilise veya camili mücadele alanının tarihi perspektifi ile sınırlandırılacak uzuvlarla yeniden düşünülemez. Aleviliği felsefik ve inançsal olarak belirleme gücüne sahip olamamıştır. O nedenle dinler tarihinin sınırlarında dolandırarak, inanç yollarını kesişleştirme çabaları Alevilik ‘mega’lasını cilalamaktan, coşturmaktan başkaca işlev taşımaz.” Hasan Harmancı’nın,Taşa Tohum Ekmek isimli makalesinden Konu İşcanbaba tarafindan (03-09-2010 Saat 15:23 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 5.918
Thanks: 12393
Thanked 8353 Times in 3929 Posts REP Gücü : 49
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Örneğin Byblus'lu Philo, Yahudiler üzerine yapıtında şunları söylüyor: "Büyük bir tehlike anında bir kentin ya da ulusun yöneticisinin öç alıcı meleklere bir fidye olarak bütün halk adına kendi sevgili oğlunu kurban vermesi eski bir töreydi; bu şekilde sunulan çocuklar gizemli dinsel törenler¬le öldürülürdü. Örneğin, ülkenin kralı olan Cronus, -Fenikeliler İsrael derdi ona- Jeoud adlı biricik oğluna (çünkü Fenike dilinde Jeoud biricik oğul demektir) kral giysileri giydirdi ve bir savaş zamanında bir sunağın üzerinde kurban etti, ülke düşman tehlikesi altındaydı." Moab Kralı İsrailliler tarafından kuşatıldığında, ilerde kendi yerini alacak olan en büyük oğlunu duvarın üzerinde yakılmış sunu olarak verdi. Fakat Samiler arasında çocuklarını kurban etme işi yalnızca krallara ait bir şey değildi. Salgın hastalık, kurak¬lık ya da savaşta yenilme gibi büyük felaket günlerinde, Fenikeliler en sevdikleri çocuklarından birini Baal'e kurban ederlerdi. Eski çağ¬lardan bir yazar, "Fenike tarihi bu tür kurbanlarla doludur." diyor. Kartacalılar yenilip de Agathokles tarafından sarılınca, bu felaketlerini Baal'in gazabına yordular; çünkü eskiden ona kendi çocuklarını kurban ederlerken, son zamanlarda çocuklar satın alıp kurban olarak yetiştirmek gibi bir adet edinmişlerdi.
Yine New South Wales'da bazı kabileler¬de, her kadının ilk doğan çocuğu bir dinsel törenin parçası olarak kabile tarafından yenirdi. Florida Kızılderilileri ilk erkek çocukları¬nı kurban ederlerdi. Doğu Afrika'da Senjero halkı arasında, bir¬çok ailenin “ilk doğan oğullarını kurban olarak sunmak zorunda oldukları," söyleniyor, "çünkü bir zamanlar, kış ve yaz kötü bir mevsimde birbirine karışıp da yeryüzünün yemişleri olgunlaşmadığında, biliciler böyle emretmişti. O zamanlar, başkentin girişinde demir¬den koca bir direğin bulunduğu söyleniyor, bilicilerin önerisi ve kra¬lın emriyle bu direk devrildi, bunun üzerine de mevsimler yeniden eski düzenine döndü. Mevsimlerin bir daha bu biçimde birbirine girmesini önlemek için bilicilerin krala yılda bir kez direğin kırılmış kaidesinde, bir de tahtın üzerinde insan kanı dökme uyarısında bulundukları bildiriliyor. O günden bu yana belli aileler ilk doğan oğullarını saptanan bir zamanda kurban edilmek üzere teslim etmek zorundadırlar.” Putatapar Ruslar çoğunlukla ilk çocuklarını tanrı Perun'a kurban ederlerdi. Bu yönde uygulama barındırmayan topluluk yok gibidir. Bazı uygulamalar Frazer’in belirttiği gibi tahil-ruhunu içerirken bazı kurban uygulamaları da bereketi arttırmak ve mevsimleri düzenlemekle beraber hastalık, savaş, kötülük, tanrısal gazap ve şiddeti de azaltmak veya topluluk olarak üstleninden atmayı amaçlamaktadır. Bunun sonucunda oluşan uygulamaların bazıları tragedya ile sürekli tekrara da yönelmiştir. Bu konuda çalışanlardan biri olar Ridgeway bu noktaları sistematik olarak birbirine bağlamaktadır. Hasan Harmancı, Acının dili Kerbela; S:196,197 |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | karan (03-10-2010) |
|
|
#30 |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: yok
Yas: 27
Üye No: 311
Mesajlar: 161
Thanks: 438
Thanked 493 Times in 143 Posts REP Gücü : 5
REP Puanı : 222
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() |
Cekici tartismalar. Topigin ilk mesajindan sonuna degin inceledim. Son mesajda taraflardan birinin banlandigini goruncede uzuldum. Bilindik uzucu sahneler. Akademik duzeyde tartismayi basaramiyoruz.
Konuya donecek olursak Baal kelimesinden çikan sonuçlarin degerlendirilmesi ilginç. Aleviligin kokeninini yuzlkerce tanridan bu seferde Firtina Tanrisina goturmek ne derece dogru bilemem. Sevgili Iscanbaba, tartismalara neden olan "Baal" kelime bazinda Alevi edebiyatinda kullanilan "Bal" ile alakali olabilir mi? Alevi edebiyatindaki sifreli yazinlara, gondermelere hep rastliyoruz. Ben hep bu deyislerde geçen "bal" kelimesine takilmisimdir. Eşrefoğlu al haberi Bahçe biziz, gül bizdedir Biz ol Mevla'nın kuluyuz Yetmişiki dil bizdedir Arı vardır, uçup gezer Teni tenden seçup gezer Canan bizden kaçup gezer Arı biziz, bal bizdedir Ornegin yukaridaki deyis. Buradaki Ariya ve Bal'a ozel anlamlar verilmemis mi? |
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to karan For This Useful Post: |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| bal, dinlere, etkisi, semavi, tanri |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
ankara nakliyat palyaço ankara balon ankara tabela ankara balon süsleme ankara palyaço ankara doğum günü ankara |
|||||||||