![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Araştırmaları Güncel alevilik araştırmalarının paylaşılabileceği alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Forum Katılımcısı |
TAYYİP ERDOĞAN KİMİN BAŞBAKANI? Hüseyin DEMİRTAŞ Yorgan gitti kavga bitti! Seçimler yapıldı. Recep Tayyip Erdoğan üçüncü kez oylarını artırarak tekrar Başbakan oldu. Türkiye tarihinde üç dönem üst üste oylarını yükselterek de bir rekora imza attı. Ancak buna karşılık Erdoğan bir türlü devlet adamı olamadı ve galiba böyle giderse de olamayacak. Bana öyle geliyor ki, o ancak ve ancak oyunu aldığı yüzde 49,9’luk seçmen kitlesinin başbakanı olarak kalmayı yeğleyecek ama zamanla öyle itibar kaybedecek ki, bu söz konusu kesim bile kendisinden ve partisinden yüz çevirecek. Neden mi? “Dakika bir gol bir” hesabı Sayın Erdoğan, seçim zaferini öğrenir öğrenmez yaptığı meşhur toparlayıcı ve bütünleştirici “balkon konuşması”na ihanet etmeye başladı. Hapisteki CHP’li ve BDP destekli milletvekillerinin salıverilmesini ve meclisteki yerlerini almasını yargıya dolaylı müdahale ederek engelledi. Ayrıca her iki partinin de meclise gelip yemin etmeme krizinde hiçte olumlu bir tutum takınmadı. Ortalığı gerdikçe gerdi. O nedenle Erdoğan “ustalık dönemim” dediği bu yeni yasama dönemine iyi bir başlangıç yapamadı. Oysa hakikaten devlet adamı hüviyetine sahip biri böyle davranmazdı ve davranmamalıydı. Ama o kişi Tayyip Erdoğan olunca tüm bu yapılanlar normal karşılanabilir. Zira zaten kendisi ta eskiden beri herkesin başbakanı değil Türkiye’de belli bir kesimin başbakanı olmayı tercih etti. Çünkü 2007 yılında yaptığı bir Almanya gezisi sırasında, kendisine yöneltilen bir soru üzerine, "Ben Alevilerin neden başbakanı olayım ki; bir sebep mi var?" diye cevap vermişti. Nitekim de oylarını hep artırmasına ve üçüncü kez iktidara gelmesine rağmen bir türlü Alevilerin Başbakanı olamadı. Alevilerin aklını çelmek için göstermelik açılımlar, dostlar alış verişte görsün türü çalıştaylar yaptırdı ve üç Alevi kökenli kişiyi milletvekili seçtirdiyse de, yine de onların yüzde beşini bile ikna etmeyi başaramadı. Bu yüzden de son seçimde sadece adı var kendisi yok İbrahim Yiğit’i seçilecek bir yerde aday gösterdi. Diğer isimlerin ise üzerini çizdiği gibi, seçim propagandası sırasında tam bir Alevi düşmanı ve Sünnilere onları öcü gibi gösterici bir dil kullandı. CHP Genel Başbakanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kökeni üzerinden öylesine ayrıştırıcı bir propaganda yaptı ki, işi miting meydanlarında Alevileri ve Aleviliği yuhalatmaya kadar vardırdı. Almanların deyimiyle bir “nefret vaizi” gibi hareket ederek, yarı açık yarı imalı bir dille Alevileri hedef gösterdi. Toplumu Alevi-Sünni diye kamplara ayırdı. Yüzde 80’leri bulan Sünni çoğunluğa “CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na oy verirseniz, Türkiye’nin başına bir Alevi’yi, bir Kızılbaş'ı getirirsiniz” demeye getirerek, Türkiye’nin hâlihazırdaki başbakanı olarak resmen mezhepçilik, ayrımcılık ve kışkırtıcılık yaptı. Alevifobik kampanyanın da neticesini ziyadesiyle aldı. Doğu, Orta Anadolu ve Karadeniz sırf Alevi biri başbakan olmasın diye yüzde 80–95 oranında AKP ve aslında TBMM’deki ruh ikizi MHP’ye oy verdi. Söyleyin bakalım bu koşullarda AKP ve Erdoğan’a hangi Alevi oy verir? Erdoğan Sünnilerin hemen her kesiminden oy aldığı gibi Alevilerden de alabilirdi ama alamadı işte… Hâlbuki Aleviler sağ partilere oy vermezler diye bir kural yok. Nitekim Aleviler 1950’de çok partili hayata geçilmesinden sonra CHP’ye değil, DP’ye oy vermişlerdir. Ta ki DP tarikatlara ve dincilere aşırı tavizler vermeye başlayıncaya kadar devam etmiştir bu eğilim. Yine Alevilerden oy alma konusunda Erdoğan, miraslarını devam ettirmekle her fırsatta övündüğü Adnan Menderes ve Turgut Özal kadar bile olamamıştır. Başta Menderes, sonra Demirel ve Özal; hatta Tansu Çiller hem Alevilerden hatırı sayılır miktarda bir oy almayı başarmışlar hem de en azından kendilerine oy vermeyen Alevilerin bile belli ölçüde saygı ve sevgisini kazanmışlardı. Buna karşılık Erdoğan asimile olmaya çok yaklaşmış Alevilerden ve zaman zaman gizli-açık ittifak ilişkilerine girdiği CEM Vakfı’na yakın çevrelerden bile oy alamadığı gibi, çoğunluk Alevi toplumu kendisine makamı hatırına dahi saygı duymuyor-duyamıyor. O yüzden Alevi toplumunun yüzde beşinin bile oyunu alamayan Başbakan Erdoğan’ın, partisi AKP’nin; hatta sadece AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla seçilen Abdullah Gül bile cumhurbaşkanı olarak Alevilerin gözünde meşru ve saygın bir yere sahip değildir. Bundan böyle de gidişattan anlaşılacağı üzere olamayacaklardır. Zira Erdoğan Alevilerle arasındaki zaten az olan köprüleri 12 referandumu ve genel seçim öncesinde havaya uçurmuştur. Abdullah Gül ise bu makama geldiğinden beri AKP’nin “Çankaya Noteri” rolünün bir milim dışına çıkamamıştır. Kısaca ne Tayyip Erdoğan ne de Abdullah Gül, başka kesimleri tam bilemem ama en azından Alevilerin gözünde hiçbir zaman Türkiye’nin meşru başbakan ve cumhurbaşkanı olamamışlardır. Açıkçası Alevilerin mevcut başbakan ve cumhurbaşkanını tanımadığı ve kabul etmediği bir ülkede yaşıyoruz! Çünkü bu ikili ve partileri AKP, Alevi düşmanı, Arabist, Selefi Milli Görüşçü gelenekten bir türlü kopamamışlardır. Bunun yanında aslında bu ikili ve ortakları Fethullahçılar’ın Sünnilerin tümünü kavrama ve kapsama diye de bir dertleri yoktur. Oldum olası halkın Müslümanlık ortak paydasını istismar ederek Türkiye Sünnilerini çöl Arabistan’ının Vahhabi İslam anlayışına çevirmeye çalışmaktadırlar. Şimdilik uzun vadeli sürdürülemez göstermelik ekonomik başarılarla Sünnilerin çoğunluğunu peşlerine takmış gözüküyorlar. Ama bu devran ne kadar sürer bilinmez… Tekraren söylersek, ne Erdoğan ne de Abdullah Gül, hiçbir zaman beğenmedikleri ve mirasını azar azar kazımak istedikleri Atatürk yanında İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes ve hatta Turgut Özal ve Süleyman Demirel ayarında bile bir devlet adamı hüviyetine kavuşamayacaklardır. İleride tarihçiler onları, değil yüzde 50, yüzde 80–90 oy alsalar bile yukarıdaki isimlerle yan yana yazmayacaklardır. Bu durum sırf Alevilere karşı düşmanca davranışlarından kaynaklanmamaktadır. Yaptıkları bazı icraatlar, kendilerinden olmayan ve itaat etmeyen her kesimin üzerine acımasızca gittikleri için de tarihte hayırla yâd edilmeyeceklerdir. Zira Erdoğan ve Gül, tüm Türkiye’nin değil, belli bir ideolojinin, ithal bir İslam anlayışının ve üstelik devşirme neo-liberal bir ekonomi politikasının temsilcileridir. İşte tam da bu yüzden çizdikleri imajın aksine Erdoğan-Gül-Cemaat ne millidir ne de yerli! Bu ikili ve ortakları Fethullah Hoca Türkiye’nin başına suni olarak ta 12 Eylül darbesi öncesinden bu yana planlı bir şekilde tebelleş edilmiş, çökmüş birer kâbustur… Umuyoruz ki, bunların da “ampulleri” bir gün sönecek. Bırakın sönmeyi belki aşırı yüklenmeden patlayacak! İşte o zaman Türkiye’nin başına hakiki devlet adamları, Türkiye toplumunun tümünü kapsamaya ve kucaklamaya gayret eden politikacılar gelecektir. Bunlar gayret bile etmiyorlar… Ama her zaman olduğu gibi yine vurgulamalıyız; böyle bir dönem ancak ve ancak örgütlü; bıkmadan, usanmadan, uzun soluklu çalışmakla ve mücadele ile açılır. CHP’nin yaptığı gibi seçime çok az bir süre kala değil! O halde, Türkiye’nin tüm sol ve sosyal demokrat güçleri, Alevileri, Kürtleri, bütün ezilenleri ve halktan yana politikaları savunanları birlik olun ve şimdiden gelecek seçimlere hazırlanmaya başlayınız. İster rakip deyin ister düşman, adres belli: AKP ve Erdoğan! Yoksa aslında sadece Alevi düşmanı değil halk düşmanı da olan hilekâr, düzenbaz, talancı, hak yiyici, göz boyayıcı, yüzde 10 seçim barajı dostu, sadakacı ve sizleri kapıkulu haline getirmeye çalışan AKP’den başka türlü kurtuluş mümkün değil… Var mısınız ve hazır mısınız bu zorlu mücadeleye? Değilseniz o halde müstahaksınız bu üçlü polis rejimine! ---------- o O o ------------ Butzbach, 11 Temmuz 2011 — Bu Makale Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) Aylık Yayın Organı Alevilerin Sesi Dergisi’nin 151. Sayısında Yayınlanmıştır — Konu Seyhlerli1970 tarafindan (07-30-2011 Saat 08:38 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yeni Üye
Üye No: 3934
Mesajlar: 49
Thanks: 93
Thanked 49 Times in 29 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi :
![]() |
İşte tamda sorun burada çıkıyor BİRLİKTELİK. Bunu kabul etmeyen bazı devrimci sosyalistlerimiz var. Bunun karşısında insanlarda umutsuzluk oluşturacak gazeteci ve demokrat solcularımız var. Artık ayrıştırıcı olanları aramızdan ayıklayalım. AKP yalakalığı yapan alevileri aramızdan ayıklayalım( sayıları az ama mide bulandırıyor alevilerde farklı algı yaratmaya calışıyorlar ). Secimi boykot eden devrimci sosyalist örgütler bu işin ön ayagı ve birleşme noktası olmak zorunda.
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to cepheli For This Useful Post: | Seyhlerli1970 (07-30-2011) |
|
|
#3 |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: ĬδγâиظυŁ ☼
Yas: 22
Üye No: 3932
Mesajlar: 195
Thanks: 96
Thanked 85 Times in 60 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 38
REP Seviyesi :
![]() |
KasımpaşaLı ELi maşaLı
Üslubundan BeLLi değiL mi Başbakan Sıfatından Çok Uzak ßir Yerde..Kimin Başbakanı OLduğu Zerre Kadar İLqime ALakadar DeğiL.. ßenim OLmadığı ve OLmayacağı Kesin de..
δiŁάhŁάяı и'εdεyiм
Bεиiм δε√giм мά√zεя Вάиά δuyά λттığıм ÇiçεĸŁεя Biя güи oŁuя Đöиεя Вάиά... |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to δέяάρ For This Useful Post: | Seyhlerli1970 (10-19-2011) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||