Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Karışık Köşe Yazıları

Karışık Köşe Yazıları Alevilikle ilgili değişik yazarların makalelerinin ve Köşe yazılarının yer aldığı alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 07-17-2008, 13:49   #1
Çopur
...
Kullanıcı Profili
 
Çopur - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 3
Mesajlar: 8.422
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4295
Thanked 8796 Times in 4121 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 1143
REP Seviyesi : Çopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud ofÇopur has much to be proud of
İletişim
Standart Turan Eser'e Sorularınız ve Yorumlarınız

Sayın Turan Eser'in yazıları hakkındaki soru ve yorumlarınızı bu başlık altında paylaşabilirsiniz.


Ben ömrümce muhalif yaşadım. Devletçe de menfi bi "tip" sayıldım. Onun için kan gurubum rh negatif




Kanayan, özlemdir, kabuk tutmayan. Kanayan, inattır. Bir içim sigara dumanında asılı, soluksuz inattır. Kanayan, kanattır. Doruklarda, alıcı kuşunda gergef olmuş kanattır. Ve dahi kavlimiz, kavlimiz duman mavisinde, kavlimiz kanat gergefinde nakışlıdır. Ki söylenen henüz söylenmemiştir. Ki dinlenen henüz dinlenmemiştir. Söylenmelidir. Dinlenmelidir. Dillenmelidir
Melih PEKDEMİR
Anne Bak Kral Çıplak
Çopur isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Çopur For This Useful Post:
Fatıma (08-23-2008), mamican (07-23-2008), moycan (07-22-2008), NervouS! (09-21-2008)

Alt 07-22-2008, 23:32   #2
moycan
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
moycan - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 126
Mesajlar: 543
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 1049
Thanked 1129 Times in 409 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 6
REP Puanı : 160
REP Seviyesi : moycan has a spectacular aura aboutmoycan has a spectacular aura about
İletişim
Standart

Turan Beyi burada görmek ve yazılarını okumak çok güzel. Biz gençler ilk yola çıktığımız dönemde birçok konuda desteğini görmüşüzdür.

Alevilik adına birçok değerli işe imza atmış olan Turan ESER'in ilerleyen dönemde daha etkin bir alevi gençliği için öneri ve projeleri varmıdır. Bunu merak ediyorum.
moycan isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to moycan For This Useful Post:
mamican (07-23-2008), _MunzuR_ (08-22-2008)
Alt 07-22-2008, 23:58   #3
mamican
Pegasus*
Kullanıcı Profili
 
mamican - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: ankara
Yas: 30
Üye No: 11
Mesajlar: 2.469
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2333
Thanked 2413 Times in 1089 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 10
REP Puanı : 934
REP Seviyesi : mamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to beholdmamican is a splendid one to behold
İletişim
Standart

Öncelikle hos geldiniz. ben size en bastan beri sorduğum soruyu moycan'in da sorduğu soruyu yenileyerek sormak isterim alevi gençliği iiçin ne yapmayi plannliyorsunuz geleceğe dair bir plan varmi alevi gençliği için.

Malumunuz gençlik her geçen gün alevilikten yoldan kopuyor ve bunları birleştirmek bunları bu gençleri alevilikle buluşturacak bir yol haritanız varmi en yukardakiler olarak.


''İlerlemek istiyorsan küçük çevrendeki, küçük çıkarlarla zaman kaybetme. Kafa...nı kaldır, en iyilere bak; gücün yetiyorsa onlarla yarış, yetmiyorsa onları taklit et.''

İnsanda güzel olan yüzdür,yüzde güzel olan gözdür ama insanı insan yapan ağızdan çıkan sözdür.....
mamican isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 07-23-2008, 07:54   #4
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12592
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

SN. Turan Eser Başkan,

Didim söyleşinizin bir bölümünü izledim, Bri başka söyleşi daha olmuştu, yine belediyecilik üzerine, Alternatif belediyecilik adına,

Konuklar arasında, AAbf başkanı Turgut ÖKER de vardı, sanırım her programda mevcut hazır durmakta,
Ancak bu Progralarda , Anadolu ALEVİLERİ adına kimse yoktu,
Bildiğiniz gibi, Türkye de, Alevi federasyonu diye bir kuruluş var, bir dönem sizinde yöneticiliğini yaptığınız bu kurum, yönetimi niye orda yok,
Tamam Turgut Öker, gelsin, Misafirdir, Başımız üstünde yeri var, da,
Niye Bu topraklarda yaşayani Buranın gerçeğini bilen, buranın cefasını ceken BAŞKANLARIMIZ yok,
Siz çağırdınızda , onlar mı gelmedi?
Yoksa siz, Turgut Öker başkan ile bu programları beraber mi? yapıyorsunuz,
Turgut Başkan, YOL Tv sahibi olarak DOĞAL katılımcı statüsünde mi?
İşcanbaba isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Türkü (07-23-2008), _MunzuR_ (08-22-2008)
Alt 07-29-2008, 12:03   #5
TURAN ESER
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 221
Mesajlar: 48
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 115 Times in 40 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : TURAN ESER is on a distinguished road
İletişim
Standart sizin sorularınız

Turan Eser'e sizin sorduklarınız....

1-Seçimlerde Alevi topluluk içinde bir uzlaşma, belli bir sol çizgide uzlaşma olamadı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?


Ortada uzlaşma zemini sunacak güçlü bir sol seçenek yok.
Birçok sol seçenek var. Her biri de kendisinin "en doğru sol adres" olduğu iddiası üzerinden siyaset yapıyor. Alevi toplumu genel olarak soldan ve sosyal demokrasiden yana açıktan homojen bir taraftır. Fakat adres olarak, homojen değildir. Aynı zamanda Türkiye'de solun ve sosyal demokratların oluşturduğu ortak bir seçenek ve adreste yok. Ama adresler çok. Sorunda zaten adreslerin küçükte olsa çokça olmasıdır. Seçim sandıkları başında, seçmenin başını döndürecek oranda çok olmasıdır. Bu nedenle Türkiye'nin sorunlarına ve bu sorunları yaşayan toplumsal kesimlerin dünyasına akabilen güçlü bir sol adresten bahsetmek mümkün değil. Sol enerjisinin büyük bir bölümünü kendi içine ya da diğer sol kesimlerle olan mesafeleri izah etmeye ayırmaktadır.

Bu süreci hem içerden, hem de dışarıdan gözlemleyen Aleviler, Türkiye'yi sorunlar yumağından kurtaracak solun bir seçenek oluşturmamasından, ehveni şer mantığı ile "solda" durduğunu söyleyip, sağcılık yapan partilere yöneliyor. Diğer bir sorun ise solun hangi zemin üzerinden Alevilerle siyaset ilişkisi kuracağına ilişkin olan kısmıdır.
Anadolu toprakları üzerinde siyaset ile uğraşan insanların, kendi öz değerlerine yabancılaşarak, siyaseti toplumsallaştırması mümkün değildir. Anadolu toprağına hoşgörü, tolerans, eşitlik, dayanışma, kardeşlik, emek hakkı, insan hakları, barış, ve özgürlük gibi evrensel değerlerin tohumlarını mücadeleleriyle eken Pir Sultan Abdal'ın, Hace Bektaş Veli'nin, Baba İshak'ların, Nesimi'lerin, Yunus'ların, 68 kuşağının kahramanı canlarımızın, Nazım'ların, Mumcu'ların, Anterlerin, Hrant'ların yolunda buluşmayı hedeflemeliyiz.
Bu değerleri korumalı ve güncelleştirmeliyiz.
Çünkü bugünün Türkiye'si bu değerlerden hızla uzaklaşıyor.
Türkiye savaşın, şiddetin, sömürünün, çıkar ve rant ilişkilerinin kutsandığı ve yüceltildiği topraklar haline geliyor.
Buna dur demek için, bunu üreten siyasi iktidarlara karşı muhalefeti örgütleyen solun, kendi içinde yeni iktidar alanları üretimini durdurması gerekir.
Küçücük iktidarların yarattığı dağınıklık, daralma ve savrulmalar sonucu, solda güçlü bir kitlesel destek bulacak siyasi seçenek ve adres oluşturulmadığı için Aleviler ve diğer toplumsal kesimler, oy tercihlerini % 10'luk baraja göre belirlemek zorunda kalıyor.



2-Alevi toplumunda belirginleşen solda ayrışma sürecinin başlatıcısı solun krizimi?

Bugün içinde bulunduğumuz krizin iyi analiz edilmesi gerekir.
Solun krizi dediğimiz şey aslında, solun Türkiye'nin içinde bulunduğu krizi tarif edememesinden kaynaklanıyor.
Türkiye'de siyasetin ve kültürel hayatımızın kendisi kriz yaşıyor. Toplumsal bir krizin etkilerini yaşıyoruz. Bu süreç çok gerilere dayanıyor.
"Ne oldu da biz bu hale geldik?" sorusuna verilecek cevabı ben başka bir yerde arıyorum. Türkiye'de dini camiden, askeride kışladan çıkarıp sivil siyasete eklemleyen süreçle başlamasına kadar götürmek gerekir. Türkiye'de "cumhuriyetin ve laikliğin korunması" için, siyaset üzerindeki dinci ve güvenlik siyaseti ile sivilleşmenin önü tıkanmıştır.

Toplumsal bilinç ve cesaret artışını değil, aksine çöküşünü hazırlayan süreç, aslında köy enstitülerini kapatıp, imam hatip liselerini açan zihniyete kadar uzanıyor.
Cumhuriyet döneminde Atatürk tarafında kurulan halk evlerini kapatıp, Türk ocakları açtıran etnik yaklaşımcı zihniyetle solun yüzleşmesi lazım.
Tarihsel hafızamızı oluştururken, uluslararası sol tecrübeleri ve gelişmeleri takip ettiğimiz kadar, Türkiye'de olup biteni algılayamadık.
İnsan olarak, toplum olarak yetiştiğimiz topraklardaki farklı kimliklerin varlığına tahammül gösteremedik.
Alevilerin varlığını küçümseyenlerin, bugün Alevileri solun önemli dinamiği olarak görmesi önemli bir gelişmedir.
Bugün egemen olan siyaset dili, Türkiye’nin çok kültürlü yapısına uygun bir dil değildir. Ayrımcı, tekçi bir dildir.
Kucaklayıcı değil, çatışmacı bir siyaset dilidir.
Biri Türkiye’deki 73 milyonu bir arada tutan çimentonun Müslümanlık olduğunu söyler, diğeri ise onun milliyetçilik kimliği olduğunu söyler.
Bu her ikisi de tehlikeli yaklaşımlardır.
Hâlbuki toplumsal kesimleri bir arda tutan çimento ancak, eşitlikten, demokrasiden, laikten, özgürlüklerden ve sosyal hukuk devletinden yana olan sivil demokratik katılımcı anayasasıdır.
Bu ise sağ, muhafazakar ve statükocu siyaset ile mümkün değildir. Bunun ancak sol gerçekleştirir.
Bu nedenle sol kendi içinde kullandığı ayrıştırıcı, “ötekileştirici” dili değiştirmelidir.
Sağın bahçesindeki üzümlere baka baka kararmamalıdır.

3-Solun krizi nasıl aşılır?

Küresel ölçekte yaşanan oldukça değişimlere rağmen, solun bu süreçte yabancılaşma ve içe kapanma hali, sol politikaların oturacağı zeminini zayıflatmaktadır.
Egemen düşünce ve güçlerin siyasi ve ekonomik güç birlikteliğine tanık olduğumuz yakın tarih, solun ayrılık, parçalanma ve üretimsizlik dönemi ile karşılandı.
Şimdi ayrılıkların ortaya atmak yerine, ortada buluşmak gerekir.
Sol ve sosyal demokratlar üzerinde durdukları siyasi zeminin krizini ancak birlikte tartışabilme imkanlarını yaratarak, birlikte iş yapma üzerinden aşabiliriz. Yani Tuzla tersanelerinde yaşanan sömürü katliamı karşısında, her sol, sosyal demokrat partinin, çevrenin, grubun ve yeni toplumsal hareketlerin kendi adlarına Tuzla tersaneleri işçileri ile cılız dayanışması, yüzlerce basın açıklaması yerine, ortaklaşa, güçlü ve kitlesel desteği olan iş yapması daha sonuç almaya dönük adımdır.
Solun grupsal bencilikleri, kıskançlıkları, ikircikliği, kini ve kibirliliği kendi bünyesinden atıp, sol içi ilişkileri sövgüye kapalı, övgüye açık dostluk ve yoldaşlık atmosferi oluşturmalıdır.
Sorun sadece teorik değildir.
Solun krizini aşacak olan adımların başında zihniyet değişimi ve toplumsallaşmayı sağlayacak olan siyaset dili gelir.
Solun ve sosyal demokratların siyasi alanı sivilleştirmek için katılımcı ve güçlü projeleri hayata geçirmesi gerekir.
Çünkü Türkiye'de siyaset toplumsallaşmadığı gibi, sivilleşmesi de sorunludur. Siyaset kuralı gereği, sivil olması gereken siyaseti ve siyaset alanını, dincilerin ve seçkinlerin vesayeti altına girmiş olmaktan kurtarmak gerekir.
Bu nedenle güçlü ve yaygın bir kampanya ile siyaset üzerindeki ittihatçı ve tarikatçı vesayete karşı, özgürlükten, eşitlikten, barıştan, emekten, demokrasiden ve özgürlükçü laiklikten yana, insan merkezli sivil siyaset hakkını savunmalıyız.
Siyasi alan üzerindeki ittihatçı ve tarikatçı işgale karşı çok kültürlü sol ve sosyal demokrat bir siyaset kültürünü yeniden açığa çıkartmak zorunlu bir görev olarak önümüzde duruyor.
İmam Hatip Liseleri, zorunlu din dersleri, Diyanet İşleri Başkanlığı, günde beş kez cami içindeki dini propaganda ve makro politik dile nüfus etmiş dinci ve militarist kültür ile toplumsal dokusu değişmiş Türkiye’de solun işi kolay değildir. Bu nedenle solun krizini aşmasını sağlayacak diğer bir yöntem ise ihmal edilmiş insan ilişkisi üzerinde, siyasi iletişimi oluşturup toplumsallaşmaktır.

4-Alevi toplumunun haklar ve özgürlükler mücadelesi açısından Kürt hareketine bakışı nedir.?

Alevi hareketinin Türkiye'nin tüm toplumsal sorunları karşısında olduğu gibi, Kürt sorunun çözümünde de benzer duyarlılığı ortadadır.
Kürt sorununda çözüm birazda şiddetten arındırılmış demokratik bir ortamın yaratılmasına bağlıdır.
Kürt sorununun varlığından beslenmek yerine, sorunun demokratik ve barışçıl zemininde çözümünde ısrar etmek lazım.
Türkiye’nin ve toplumsal kesimlerin yıllardır özlem duyduğu bir barış, huzur ortamına ihtiyacı var.
Bunu ısrarla savunmak için sevgi, kardeşlik ve barış diline ihtiyacı vardır. Bu sorunun varlığından nemalanmak isteyenlere karşı, 1 Haziran’da Kadıköy mitinginde olmak lazım.
Fakat barış denilince bu kavramın salt Kürt sorununun çözümü ile daraltılmasını da doğru bulmuyorum.
Bu ülkede barış özlemi olan Alevilerin, gayri Müslimlerin ve bir çok toplumsal kesiminde ihtiyacı olduğu bilinmelidir.
Bu ülkede bir gerçeği hepimizin görmesi lazım.
O da 6-7 Eylül olayları, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi katliamları, Kürt köylerinin boşaltılması, Şemdinli, Susurluk, Uğur Mumcu, Musa Anter, Hrant Dink, Trabzon ve Malatya cinayetlerinin arkasındaki “derinliğin” hikayesi hiç değişmemiştir.
Çünkü devlet için kurşun sıkanlar bu ülkede kahraman ilan ediliyordu. Şimdi soru şu, mağdurlar ve mazlumlar hikayelerini, göz yaşlarını, ağıtlarını ve umutlarını nasıl buluşturacak ve ortaklaştıracaktır?
Bizim arzumuz bir an önce tüm mazlum ve mağdur toplumsal kesimler acılarıyla baş başa kalmak ve sadece kendi acısı için umudu örgütlemek yerine, bu ülkenin diğer acılılarıyla buluşmayı başarabilmelidir.
Yani Madımak’ta vahşice yakılan 12 yaşındaki Koray Kaya ile Kızıltepe’de 13 kurşunla öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ın acısını ortaklaştırmak ve barış mücadelesinde buluşturmak gerekir.
Hiçbir acı, diğer bir acıdan daha önemli değildir.
Bu topraklardaki tüm acıları hissedebilmeliyiz.
Ateş sadece düştüğü yeri yakmasın diye, barışın dilini çok dilli ve çok kültürle hale getirmeliyiz.

5-Solda birlik projeleri Alevi toplumuna nasıl bir katkıda bulunur?

Solda birlik projesinin yıllardır en ısrarlı savunucuları olan Aleviler bu sürece bir dizi mücadele ve örgütsel tecrübesini katabilir.
Alevi hareketinin sadece Türkiye’de yaptığı anma, kutlama, şenlik ve dernek etkinliklere bir yıl içinde topladığı insan sayısı 4-5 milyondur.
Solda birlik projesinin en kısa zamanda yaygınlaşması ve yoğunlaşması ancak ulusal ve uluslar arası en yaygın örgütlenmeye sahip olan Alevi hareketiyle daha kolay olacaktır.
Çünkü Alevileri Baykal’lı CHP’ye olan tek taraflı zorunlu aşkından, ancak solda birlik projesi kurtarır.
Bu nedenle de yeni bir sol seçenek, Alevilerin CHP’ye olan zorunlu mahkumiyetini sonlandıracaktır.
İttihatçı ve tarikatçı eksen üzerinden siyasetin bir ucunda duran CHP artık sol bir parti değildir.
CHP Türkiye’nin toplumsal sorunlarına yabancılaşmış ve yapay bir gündem halini almış olan statükocu, dinci eksen çatışmasından beslenmeye çalışıyor. Yani çözüm değil, çatışma partisidir.
Sosyal demokrasiden yana çözüm üretmek yerine, yanlış ve sağ politik stratejilerle MHP’nin ve AKP’nin siyasal İslamcı ve neo liberal siyasi gücüne güç katmıştır.
CHP sağ politikalara ve politikacılara sarılarak “taklidi aslını besler” sözünden ders çıkarmamıştır.
CHP toplumsal barışa, demokratikleşmeye ve hukuksal alandaki özgürlükçü reformlara ve parti içi demokrasiye kapalı bir parti haline gelmiştir.
CHP’nin bu politikalarının mağduru ise, gündelik sorunlarından ve haklarından mahrum bırakılmış halk kesimidir.
Alevilerdir. Sosyal demokratlardır ve soldur.
İşte bu nedenle solda geniş tabanlı bir birlik ve yeniden yapılanma projesi ile bu iki eksenli siyasetin karşısına Türkiye’yi kucaklayacak güçlü bir üçüncü sol seçenek konulmalıdır.
Eğer solda seçenek yaratılmaz ise, Aleviler bu seçeneksizlik ortamında, siyasi tercihleri sorunlu olmaya devam edecektir.
Bu nedenle solda birlik projesi Alevilerin geleceği açısından da önemlidir. Siyasetin ve solda birliğin toplumsallaşmasında en büyük köprü yine Alevi toplumunun örgütlü mücadelesi üzerinden gelişecektir.
Alevi hareketi, siyasetin toplumsallaşmasını sağlayacak dil ve iletişim ilişkileri konusunda daha da tecrübelidir.
Anadolu’nun en kırsal beldesinde binlerce insanı bir araya getirme potansiyeline, gücüne ve insan ilişkisine sahiptir.
Yani solda en geniş birliktelikle yaratılacak sol ve sosyal demokrat bir seçenek için, Aleviler solu solmuş kırsalın ve varoşların, yeniden solla buluşmasını sağlayacak “kalemsiz yazan, kitapsız okuyan, çarıklı halk kahramanı ve bilgeleri” olarak, siyasi iklimin solun lehine gelişmesine önemli katkı koyacaklardır.
Pir Sultan Abdal’la mücadele özünü, 68 ve 78 kuşağı ile buluşturmuş bir toplumsal dinamiktir.
Şimdi bu dinamiğin yeniden coşa gelmesi, solun solda ortak saadete gelmesine ve ermesine bağlıdır.

6-Aleviler arasında "solda birlik" birlik projesi talebi söz konusu mu?

Türkiye’de yaşayan Alevilerin asırlardır süre gelen ve çözüm bekleyen sorunları vardır. Çözümünü de siyasi ve hukuksal mücadele zemininde aramıştır.
Bu nedenle Aleviler haklı olarak, artık siyasetin “oy deposu” olarak görülmek istenmiyor.
Aleviler sadece oy vermeye değil, aynı zamanda ülke ve ülke insanlarının sorunlarını çözmeye ve devlet işlerini eşitlikten yana yönetmeye adaydır. Solda birlik projesi ve siyasette yeniden yapılanma tartışmalarında, karar alma süreçlerinde doğrudan yer almak istiyor.
Aleviler solun birlik projesinden, devletin, dinsel ve dilsel açıdan uyguladığı ayrımcı politikadan arındırılmasını, herkesin farklılıkları ile eşit koşullarda bir arada kardeşçe yaşamasını savunmasını ve devleti dini kimlik üzerinden yapılandırılmasından kurtarmasını bekliyor.
Bu anlamıyla, Aleviler olarak ne ayrıcalık, ne de özel bir imtiyaz istemiyoruz. Bütün inançlara her alanda eşitlik istiyoruz.
Haklı taleplerimize kulak verilmesini bekliyoruz.
Sol proje ilkesi gereği, toplumda yaşayan herkesinin “farklı ancak eşit” olduğu ilkesinden taviz vermemelidir.
Kendini farklı ifade eden herkese saygı duyulmalı ve eşit vatandaş olarak herkes kadar hakka sahip olduğu kabul edilmelidir.
Aleviler solun bugüne kadar ihmal ettiği sorunları bugün cesaretle savunmasını ve her ortamda dile getirmesini bekliyor.
Örneğin, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Zorunlu Din Dersleri Kaldırılmasını, devletin Alevi köylerine cami yaptırma ve imam gönderme politikalarına karşı açıktan tutum almasını, Cemevlerimizin inanç ve kültür merkezi statüsüne ilişkin yasaklara, Alevilere karşı yapılan ayırımcılık ve haksızlıklara karşı solun aktif mücadele vermesini bekliyor.
Artık Aleviler gerek siyasi alanda, gerekse karar alma ve yönetme süreçlerinde, kendi dışlarında yaratılacak ya da yaratılan bir temsiliyeti de istemiyorlar.
Artık katılıp insanların lehine değiştirmek, dönüştürmek ve yönetmek istiyorlar.

7-Bir birlik projesinde Alevilik nasıl bir işlev görebilir?

Bizler hayatı yani dünyayı değiştirmek istiyorsak, hayatın her alanında toplumsal değişime katkı sunmalıyız.
Hayatı ve kendini değiştirmekten uzak, soyut bir iktidar mücadelesi verenlerin, bir süre sonra muhalefetin küçük ve cılız dünyasında kendi küçük iktidarlarını kurduğuna tanık oluyoruz.
Bu "İdari maslahatçı" yaklaşımlarla sol ve sosyal demokrat dinamiklerin birliğine engel olan, sol muhalefetin dünyasındaki dar grupçu iktidarlarla yüzleşmeden, gericiliğe, neo liberalizme, siyasal İslama, milliyetçiliğe, statükoculara ve onların siyasi iktidarlarına karşı mücadelede başarı elde etmek mümkün görünmüyor.

Alevi hareketi solun tüm renklerini içinde barındırmış ve gerçek anlamda bir toplumsal harekettir.
Yani sola örnek oluşturacak bir modelden bahsediyorum.
Siyasi homojenliği olmayan, ama ortak amaçlar etrafında buluşan bir harekettir.
Bu nedenle Alevi hareketi solun buluşmasına zemin yaratabilir.
Solun ve sosyal demokrasinin tüm renklerini buluşturabilir.
Önemli olan sol ve sosyal demokrat dinamiklerin ülkenin acil sorunları konusunda, kendisi için önemli olandan daha çok, Türkiye'nin ve toplumsal kesimlerin önemli ve öncelliği olan sorunlarına çözüm önerecek siyasi program etrafında buluşmasıdır. Alevi hareketi bu sürecin harcı ve tutkalı olabilir.
Tüm demokrasi güçlerini, solun ve sosyal demokrasinin yerel ve evrensel değerleri etrafında musahipliğine cem olabilir.

8-Son günlerde önemli bir gündem maddesi olan "Çatı Partisi" projesine nasıl bakıyorsunuz?

Ortada yağmur ve doludan kaçmak için kendine çatı arayan toplumsal bir talep yok. Bu talep daha çok DTP, SDP ve EMEP'nin merkez yöneticileri ve onlara yakın olan bir kaç aydınımız tarafından dile getiriliyor.
Bu yeni bir önerme değildir. Bir kaç kez denemiş bir projedir.
Solun önemli ve öncelikli sorunu "Çatı Partisi" değil, toplumsal güce dayalı sağlam bir zemin yaratmaktır. Yani toplumsallaşma projesinin önemli ve öncelikli olduğunu düşünüyorum. Toplumsal açıdan erozyona uğramış solun, kitlesel cari açığını çatı ile değil, siyaseti toplumsallaştırarak sağlayabilir. Türkiye'ye sol ve sosyal demokrat genişliğinde bir siyasi proje gerek. Türkiye'de % 5 ya % 7'lik bir toplumsal kesim için değil, Toplumsal kesimlerin tümümü kucaklayan bir siyasi proje oluşturmak gerekiyor.
Son günlerde takip edebildiğim kadarıyla, “Çatı partisi” tartışmalarında etnik kimlik ekseninde bir siyaset oluşturulmaya çalışıldığını görüyorum.
Bu önerme ve yaklaşım biçimi daraltıcı, eksik ve yanlış bir yaklaşım.
Türkiye’de son dönemlerde, başta Aleviler olmak üzere, değişik toplumsal kesimlerde yeni bir sol-sosyal demokrat kitle partisine ihtiyaç olduğu gözlemleniyor.
Yani geniş kesimleri kucaklayacak sol kitle partisine ihtiyacı vardır.
Halkın en büyük özlemi solun, sosyal demokratların, Alevilerin, Kürtlerin ve yeni toplumsal hareketlerin en geniş biçimde yan yana gelebilmesi yönündedir. Kısacası muhafazakarlığa, gericiliğe, siyasal İslama, milliyetçiliğe, neo liberalizme ve statükoculara karşı Türkiye’nin güçlü bir sola, solun ise ortak akıla, ortak programa, ortak projeye, ortak eyleme ve tek sol seçenek sunacak, sol ve sosyal demokrat kimlikli partiye ihtiyacı vardır.
Aleviler bu sürecin en aktif katılımcısı ve katkı koyanı olmaya adaydır.

9-Bu gün sizce oluşmuş olan bir seçim stratejisinden bahsedebilir miyiz?

22 Temmuz seçimlerinden sonra solun önümüzdeki yerel seçimlere ve genel seçimlere ilişkin bir strateji oluşturduğuna tanık değilim.
Solda ciddi bir muhasebe sorunu vardır.
22 Temmuz seçimlerin sayısal verileri ve siyasa sonuçları üzerinde ortaklaşabilecek bir muhasebe ve ortaya konulmuş bir bilanço yoktur.
2009 yerel seçimlerinde solun politikası ve seçim strateji ne olmalıdır? Sorusuna cevap verilmemiştir.
Seçimlerden sonra solun halkın yaşam alanlarına gidip, bir iletişim kurduğuna tanık olmadım.
Her geçen günün bir kayıp gün olduğunu bilmeliyiz.
Bu nedenle şimdiden yerel seçimler için çalışmaya başlanması gerekir.
Yerel seçimle öncesi, yerel yönetim politikalarımız ve projelerimizi oluşturmalıyız.
Sağın rantçı, sadakacı ve cemaatçi yerel yönetim anlayışına karşı, solun katılımcı, demokratik, şeffaf, insan ve emek odaklı hizmet anlayışını oluşturmalıyız.
Adayları rüşvet karşılığı belirleyen liderlerin iki dudağı arasına teslim etmemek için, her ilde, her ilçede, her belde de halkın doğrudan katılımını sağlayacak ön seçimlerle solun, sosyal demokratların, Alevilerin, Kürtlerin ve yeni toplumsal hareketlerin adaylarını kadınlarında eşit temsilini savunarak ortak ve tek aday üzerinden oluşturmalıyız.

22 Temmuz seçimlerin sayısal ve siyasi verilerinin sola ve sosyal demokratlara verdiği tek bir mesaj vardır.
Solun yerel seçimlerde zayıflamasını analize tabi tutmalıdır.
2009 Yerel seçimlerinde solun, sosyal demokratların, Alevilerin, Kürtlerin ve yeni toplumsal hareketlerin olmazsa olmaz tek aday üzerinden seçimlere girme hazırlığını başlatmasıdır.
Bu mesajı iyi okursak aslında görevlerimizi de tanımış oluyoruz. Yerellerde halkın güvenini kazanmış ve önem seçimden kazanarak çıkan tek adayın belirlenmesi ve yerelde tüm sol, sosyal demokrat, Alevi ve Kürt dinamiklerin bu aday için doğrudan ve tasarrufsuz çalışması için güçlerini ve enerjilerini birleştirilmelidir.
Şimdi solun enerjisini ve çalışmasını mahalleye taşıması gerekir.
Sağın rant ve yalan üzerine kurduğu yerel yönetimlere karşı başka bir yerel yönetimin mümkün olduğunu somut, yalın, sade, anlaşılır bir dille halka ulaştırma zamanıdır.
Aslında şimdi siyasi iklimin solun lehine çevirme zamanıdır. Bunun yolu ise bellidir. Solun sevgiyi, kardeşliyi, dayanışmayı ve siyaseti sivilleştirme ve toplumsallaştırmayı hedeflemesidir.
Yerel seçimlerin önemi ve öncelliğini kavramak ve halka ilişkinin ve iletişimin doğrudan yerel yönetimler üzerinden gerçekleştiği unutulmamalıdır.
Bu dileklerimle, Hopa’yı, Dikili’yi, çoğaltmak için Bozatlı Hızır hepimizin yardımcısı olsun
TURAN ESER isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to TURAN ESER For This Useful Post:
Devrim06 (07-29-2008), HasaN DAYI (07-29-2008), kızıl_can (07-29-2008), yoldaş06 (08-01-2008)
Alt 07-30-2008, 13:58   #6
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12592
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sn.Turan eser,
Siyasal secimler üzerine yapılan sohbetiniz üzerine bir soru sormak istiorum,

Sohbetinizde, Sol un tahlilini yaptınız hep,
Eksiğini, fazlasını, vs. sini,
Peki; 22 Temmuz da, Alevilerin yani sizinde başında olduğunuz ( o dönemde) ABF nin ve AABf nin tahlilini yaparmısınız,
Türkiye deki Alevi örgütlerinin eksiği neydi,,
Bu Secim biz Alevilere ve örgütlerine ne gibi dersler verdi, bunlardan ne sonuc çıkarmalıyız,

Secimlerde, sizler Alevilik adına doğru politikalar üretebildiniz mi?
Diğr ABF bileşenleri ile ortak hareket edebildiniz imi?
Niye demediniz,
Aday olan ABF bileşenleri neyi göz ardı etti,
Dostca kalın.
İşcanbaba isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Devrim06 (07-30-2008), _MunzuR_ (08-22-2008)
Alt 08-22-2008, 12:15   #7
TURAN ESER
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 221
Mesajlar: 48
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 115 Times in 40 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : TURAN ESER is on a distinguished road
İletişim
Standart

Sevgili Maycan
Sevgili Mamican

Öncelikle hoş geldiniz. ben size en bastan beri sorduğum soruyu moycan'in da sorduğu soruyu yenileyerek sormak isterim alevi gençliği iiçin ne yapmayı planlıyorsunuz geleceğe dair bir plan varmı alevi gençliği için.

Malumunuz gençlik her geçen gün alevilikten yoldan kopuyor ve bunları birleştirmek bunları bu gençleri alevilikle buluşturacak bir yol haritanız varmi en yukarıdakiler olarak.

Alevi gençliğinin kendi kültürel ve inançsal kimliğinin sorunlarını görüp bunun üzerinden örgütlenme arzusu oldukça önemli bir gelişmedir. Fakat aynı önemli gelişmeye kurumlarımızın aynı düzeyde göstermemesini bir eksiklik olarak görüyorum.

Alevi kurumlarımızın yapması gereken en işlerden birini, yönetimlerin gençleşmesine katkı sunmak olduğunu düşünüyorum. Her şeyin doğrusu "en iyi bilen abiler" dönemi artık tarihte kaldı. İletişim ve bilgi çağında, sadece tecrübeye dayalı yönetim modelleri artık geride kalmıştır. Alevi hareketinin bu gelenekselleşmiş yaşlı ve abi yönetici sendromundan kurtulmasını sağlamak lazım. Artık yönetici beyni, fiziksel ve yaştan da bağımsız genç ve güncel kalması lazım. 21 yüzyılın yöneticilerini ve dava aktivistlerini, güncelli takip edenler ve fikri doğruları toplumsal güce dönüştürebilen ve bunun üzerinden bir mücadele yolu belirleyenlerle mümkün olacağını herkesin er ya da geç kavraması gerekecektir.

Gençlere en önemli tavsiyem Alevi derneklerine üye olmalıdır. Daha çok aktif iş içerisine girmesidir. Sanal ortamı fikir tartışması ve yeni insanları etkilemek için kullanmak önemlidir. Ama sadece sanal ortamda takılıp kalmak ise, mücadeleye ve çözüme önemli katkı sunmayacaktır.

İkinci tavsiyem: gençler belki bizim jenerasyonun ihmal ettiği bir şeyi yapması gerekir. Sevgiye ve hoşgörüye dayalı bir ilişki üzerinden örgütlenmek. Şunu herkesin iyi bilmesi gerekir. Her insan eşit vasıf ve özelliklere sahip değildir. Önce herkes sahip olduğu özellikler, beceriler ve yetenekleri ile barışık olmasıdır. Kendisinde olmayan fakat başka bir arkadaşındaki beceri ve özelliği kendisinde sayarak, onu kıskanmak yerine kendisinden sayması gerekir. Çünkü her birimize ait farklı farklı düşünsel, fikri, tecrübe, mesleki, yöneticilik, akademik becerilerimiz ortak amacımıza ve mücadelemize hizmet eden ve her birimizde ayrı ayrı tevazuu eden zenginliklerdir.

Alevi hareketinin yaşlanmasına karşı, yola, demokrasi mücadelesine ve Alevilerin hak talepleri ekseninde buluşan gençlerle, Alevi hareketinin gençleşmesini zorunlu görüyorum. Gençler bu şımarık dünyanın kendilerini etkilemesine izin vermeden, birbirini kıskanmak, kibirlik, kin gibi kötü huyları kendi aralarındaki ilişkileri koymamalıdır.

Gençlerin bugün eskisinden daha çok okumaya, araştırmaya ve bu öğrendiklerini pratik çalışmalar içerisinde sınamaya ihtiyacı vardır. Sanal araştırmacılığında sınırlı olduğunu bilerek, gündelik hayatın acı pratikleri ile yüzleşmeyi öğrenmeli ve yaşamalıdır.




İkinci soruya ilişkin olarak, Didim söyleşi.
Sevgili İşcanbaba

Bence Didim söyleşisine kimlerin katıldığı değil, katılanların ne adına konuştuğu ve hangi mücadele içinde olduğudur.

Bence kim katıldı? Niye Katılmadı? Şu neden katılmadı gibi olay ve kişi endeksli sorular yerine, fikirsel ve düşünsel açılım öneren ve önemseyen sorularla kendimizi aşmaya çalışalım. Konuk değil, Alevi hareketin aktif ve mücadeleci bireyleri olarak hayatın, yaşamın ve mücadelenin her alanında olmak lazım. Didim'de bizim olmamız ve konuşmamız hangi "Anadolu ALEVİLERİ"nin eksikliğini hissettirdi? Biz kimiz?
Bunları artık aşmak lazım. Çünkü yapılan iş, hizmet ve mücadelede temsil edilen düşünsel çizgi önemlidir. Didim konuşmalarımızda eksik ve hatalı şeyler varsa bunları konuşalım derim:-))))


Sn.Turan eser,
Siyasal secimler üzerine yapılan sohbetiniz üzerine bir soru sormak istiyorum, Peki; 22 Temmuz da, Alevilerin yani sizinde başında olduğunuz ( o dönemde) ABF nin ve AABf nin tahlilini yaparmısınız?

Sevgili İşcanbaba

Bence bu konu yeterince tartışıldı. Benim bu süreçte tavrım ve örgütsel duruşu korumak için gösterdiğim çabayı ve çizgiyi kamuoyu biliyor. Bunlar üzerine çok yazdım ve görüş belirttim. Bence şimdi yaklaşan yerel seçimlerde Aleviler ne yapmalıdır? sorusuna birlikte cevap aramalıyız. İktidar gücü güncel davranıyor ve günümüzü etkiliyor. Bizde artık dünden, kişi tartışmalarından, olay tartışmalarından bugüne gelmeyi başarabilmeliyiz.
alltaki yazıyı okumanızı önerebilirim.

[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]

Aleviler ve siyaset ilişkisinde yeni stratejiler ve yaklaşımlar / Turan Eser
“Aleviler ve Siyaset” üzerine yazmış olduğum iki yazı üzerinde, bazı tartışmaların başlamış olmasını önemsiyorum. Serçeşme dergisinde son iki sayısında Esen Uslu imzalı iki yazı yayınlandı. Daha sonra internet ortamında ve toplantılarda yazılarıma ilişkin, “arka plan” sorusu sorulmaktadır. Bu iki yazımda bir çerçeve sunmak ve amacın tartışmayı derinlemesine ve düşünsel bir söylem üzerinden daha da zenginleştirileceğini umuyorum.. Fakat bu konu üzerindeki, tartışmaların, bazı kişilerce, sadece seçimlere endeksli, dar bir alanda ele alınmasını, tartışmanın zenginleşmesi önünde bir engel olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, gerek yazıda eksik kalan boyutları, gerekse yazının işaret ettiği noktaların tam “anlaşılmamış” olmasından dolayı, daha da “net” bir şeyler söylemeyi zorunlu kılıyor.
Bazı ifadelerimin kendi içinde bir çok çağrışım uyandırdığı görüşlerine karşın, bunların daha spesifik bir tanım üzerinde tanımlamaya başlayalım.
Son günlerde Aleviler ve siyaset ilişkisini, içerikten yoksun bir zeminde tartışanlar, Alevilerin toplumsal ve kurumsal itibarlarına gölge düşüren tarzda sürdürmesini olumsuz bir davranış olarak değerlendiriyorum. Bu kadar önemli ve toplumsal bir projeyi, kişisel polemiklerle, bilgi ve vizyondan uzak bir seviyeye indirgeyerek tartışması, bu konunun öneminin yeterince anlaşılmasından kaynakladığı kanaatindeyim. Sorunu “birileri milletvekili olmak istiyor” düzeyindeki tartışmaları, Alevi toplumun ihtiyaçlarından çok, Alevi hareketinin yeni döneme hazırlanmasına dönük çabalarına, çözüm üretmekteki bir tıkanıklık göstergesi olarak görmek gerekir.
ALEVİLER KENDİNİ YENİ BİR DÖNEME HAZIRLAMALIDIR
Alevi hareketinin, 1993 sonrası yaratmış olduğu haklı ve tepkisel hareketi, daha sonra talep hareketine dönüştürmüştür. Fakat, içinde bulunduğumuz süreç ise bizden daha fazlasını bekliyor. Yani Alevi örgütlenmeleri, tepki ve talep hareketi olmanın ötesine sıçramak zorundadır. Sadece tepki gösteren ve talep etmekle sınırlı bir mücadele ile kendini geliştirmesi, kitleselleşmesi ve çekim merkezi olması mümkün değildir. Bu nedenle önümüzdeki süreç, Alevi hareketinin hem kendi kurumsallaşma sürecine, hem de buradan yaratacağı güçle siyasal alana müdahale etme kararlılığı ile kendisini ve oluşturacağı Türkiye projesini/vizyonunu merkeze taşımak zorundadır. Bu ise yeni döneme sıçrayışı birlikte kurgulamak açısından önemlidir. Eşitlik, emek, demokrasi, laiklik, özgürlükler ekseninde iktidar hedefli siyasal proje, düşünce ve hareketliliklerle birlikte kendi temsiliyetini, bu zeminde düşünsel ve fiziki olarak sağlamak için mücadele etmek zorundadır. Bu süreç tek başına, başarı ve kazanımlar elde etmek için yeterli değildir. Bu nedenle sol ve sosyal demokrat zeminde duran tüm demokrasi güçleri, ortak bir siyasi gelecek projesini hazırlamak gerekir. Aksi durumda, siyasetin merkezdeki Alevilik inkarını yok edemeyiz. Pir Sultan Abdalın dediği gibi “Bozuk düzende sağlam çark olmaz”, bu nedenle “bozuk çarktan” medet ummamaktansa, yine Pir’in dediği gibi “Hızır Paşa bizi berdar etmeden, siyaset günleri gelip çatmadan, açılın kapılar Şah’a” tüm demokrasi sevdalıları ile gitmenin zamanı geldiğine vurgu yapmak zorundayız.
Alevi hareketi yeni bir eşiğe sıçramaya aday olduğu bilince çıkarmak zorundadır. Bundan kaçış olamaz. Çünkü Alevi toplumundaki düşensel dönüşümü derinlemesine izlenmesi gerekir. Aleviler artık yeni dönemin gerçeklerini bilince çıkarmak istiyor. Hiçbir yönetici ve örgütlü Alevi, Alevilerin toplumsal gücünü ve hareketini, bulunduğu noktada durdurmaya hakkı olmamalıdır. İçinde bulunduğumuz süreç, siyasal, kültürel ve ekonomik politikaların yarattığı gericileşme ve sağcılaşma eğilimlilerinin arttığına tanıklık ediyor. Bu süreç herkesi etkilediği gibi, Alevileri iki kez etkilemektedir. Yurttaş olmasından dolayı onun sınıfsal, mesleki, cinsiyet kimliğinden dolayı, siyasal, sosyal, hukuksal ve ekonomik haklarını bir bir budarken, kültürel ve inançsal kimliğinde dolayı da inkarın ve asimilasyon politikalarının merkezine koymaktadır. Dolaysı ile yeni dönemin dayatmış olduğu şartlar ve koşullar, geçmişin muhasebesi ile birlikte, Alevi hareketini geleceğe hazırlanmayı zorluyor. Asırladır, mevcut resmi politikalarının merkezine, inkar olarak konulan Aleviler ve Alevilik, kendisi ile yüzleşmek zorundadır. Toplumsal sorunlarla yüzleşme zorundadır. Her türden baskıcı egemenlik politikalarının yarattığı ve dayattığı baskılardan, düşünsel ve örgütsel olarak kurtulma yollarını bulmalıdır. Alevi kurumları ve yöneticilerine bu dönem önemli görevler düşmektedir. İçinde bulunduğumuz süreç, geçmişin muhasebesini zorunlu kılarken, geçmişi de aşan bir tarzla, Alevi aydınları, akademisyenleri, sanatçıları ve kitlesi ile buluşmak için kişisel hırsları, toplumsal mücadeleye dönüştürmelidir. Kolektif akılı ve toplumsal gücü açığa çıkarmak için çalışmalara girişmelidir.
ALEVİLER, TÜRKİYE’DE ÖNEMLİ BİR TOPLUMSAL GÜÇ OLDUĞUNUN FARKINA VARMALIDIR.
İçinde bulunduğumuz ve önümüzdeki süreç Alevi hareketi için, demokrasi mücadelesinde akıl ve güç hareketi olma zamanıdır. Dernekler içine çekilmiş, iç tartışmalarla zamanı, enerjiyi, motivasyonu ve gücü tüketmeye dönük davranışlardan kurtulmak için ciddi ve gerçekçi projelere girişmeli ve tartışmalıdır. Siyaset gündeminin merkezinde olmanın önemi büyüktür. Şimdi kişisel akılın kolektif akıla, bireysel enerjinin kolektif güce dönüştürülmesi gerekir.
Alevi hareketi bu nedenle gündemin merkezine taşınması gereken, demokratikleşme, insan hakları, kültürel, dilsel ve inançsal çeşitliğin bir arada eşit haklarla yaşama talebini, emeğin sorunlarını, eğitim, sağlık, barış, sosyal politikalar, çevre, çocuk ve kadın sorunu gibi olmazsa olmazlarını, ancak siyasi alana aktif ve fikri katılımla mümkün kılabilir. Dernek çalışmalarından elde edilen düşünsel, örgütsel güç bu nedenle siyasi alana taşınmalıdır, Alevi hareketi bu nedenle kurumsal yapılarındaki dinamiklerini daha çok akıl, üretim, ve siyasi müdahale eksenine yöneltmesi, hak arama bilincini bu zeminde de artırması gereğine inanmalıdır.
Buna dair Alevi toplumundaki refleks ve siyasete müdahale kararlılığı, 2006 yılında gerçekleşen tüm Alevi etkinliklerinde açığa çıkmıştır. Bu yıl gerçekleşen tüm etkinliklere 500 binden fazla insan katılmış ve “Alevilerin siyasete müdahale” kararlığı en olumlu tepkiyi almıştır. Şimdi bu müdahalenin tabandan başlayarak siyasetin merkeze taşınması ve orada diğer demokrasi güçleri ile buluşması sağlanmalıdır.
Alevi örgütlenmeleri maalesef kendi güçlerinin tam olarak farkında değillerdir. Alevilerin toplumsal talepleri, toplumun gündemine kendiliğinden girmedi. Alevi sorunu kendiliğinden, uluslar arası bir konu haline gelmedi. Alevi hareketinin sadece 2006 yılında, kamuoyuna yansıyan yüzü ve gücü bile, çoğu Alevi kurumlarınca maalesef, yeterince fark edilmiş bir durum değildir. Kurumsallaşma açısından kimi eksikliklerine rağmen, (ki bu eksiklikleri gidermek için sorumluluk üstlenmek gerekir.), kanımca önemli başarılar elde edilmiştir.
Şimdi burada önemli olan, Alevi hareketinin kendi gücünün farkına varması ve bu gücü toplumsal amaçları ve vizyonuna uygun alanda değerlendirmesidir. Gücünü amaç dışı kullanması durumunda ise, ortaya çıkan sonuçlar, Alevi kurumlarını memnun etmediği gibi, Alevi toplumunu da memnun etmeyecektir.
Alevi toplumu ve Alevi kurumları kendi gücünün, demokratikleşme mücadelesinde bir değişim sağlayacağını bilince çıkarmak zorundadır. Bu gücün siyasal alanda bir sol güç birliğine dönüşmesine katkı koymak zorundadır. Söz konusu Alevilerin güç olgusu olunca, garip ama tersten bir gelişmeye tanık oluyoruz. Alevilerin gücünün farkına varanların, sağcı ve İslamcı partilerin olması ve bu eğilim giderek artması, Alevi toplumu üzerinde oluşturulmaya çalışılan milliyetçi ve muhafazakarlık hegemonyası, Alevi toplumunun geleceği açısından tehlikeli bir gelişimdir. MHP, AKP, DYP ve bazı sağ partilerin şu anda vitrinlik siyasi konu mankenleri bulmak için “Alevi avı”na çıktıklarına tanık oluyoruz. Sağ siyasetin merkezinde duran, Alevi inkarı ve asimilasyonu, şimdi vitrinlik siyasi konu mankenleri ile farklı stratejileri ile ele alınacaktır. Karşı karşıya olduğumuz bu tablo ile barışık olmamız mümkün değildir. Bu gelişmeye karşın, Alevi toplumun gücünü, sol eksen toparlamanın ve sağcılaşma tehlikesine karşı düşünsel ve kurumsal duruşun örgütlenmesi gerekir. İşte bu nedenle Alevi toplumdaki özgüvensizlik duygusunu özgüvene dönüştürmek için, gücümüzün farkında olarak hareket etmeliyiz.
ALEVİ YERLEŞİM BİRİMLERİNDE OYLAR SAĞCILAŞIYOR
Alevi hareketinin siyasete katılım gerekçeleri konusunda, daha önceki yazımda sınırlıda olsa bahsetmiştim. Fakat bu gerekçeleri, argümanları ile birlikte ele almakta fayda var. Türkiye’nin siyaset alanında giderek artan bir sağcılaşma ve muhafazakarlaşma eğilimi var. Bunun net bir şekilde görülmemesi, ancak siyasi ve sosyolojik bakıştaki körlükle açıklanabilir. Siyasal alandaki sol erozyon, kendi muhasebesini yaparken bu boyutu gözden kaçırmamalıdır. Eğer son 30 yıllık seçim sonuçları, Türkiye’nin siyasal tercih coğrafyasına göre, seçimler arasındaki sonuçların karşılaştırması, bir istatistiksel analiz süzgecinden geçirilmiş olsa, sola verilen oylardaki, “sağcılaşma”da yaşanan değişim daha da net görülür. Düşünceleri itibari ile halen kendini solda tanımlayanların, oylarını son dönemlerdeki seçimlerde, neden düşüncelerine göre kullanmadıkları ciddi bir araştırma konusudur. Örneğin1973 seçimlerinde, Kayseri’nin Sarız ilçesinde % 48.71 oy alan CHP, 2002 yılında seçimlerinde ancak % 16.83 oy alabilmiştir. Sol seçmen ağırlıklı yerleşim bölgelerindeki, oyların sağcılaşmasını göstermesi açısından ilginç bir örnektir. Diğer bir örnek olarak, 1973 seçimlerinde, Kahramanmaraş’a bağlı Elbistan ilçesinde oyların %60 civarında CHP’ye verilirken, 2002 yılı seçimlerinde tüm sol ve sosyal demokrat partileri verilen oyların toplamı % 23 oranında kalmıştır. Yüzde doksanın Alevi olduğu Nurhak ilçesinde, 2002 seçimlerinde sola verilen toplam sadece oy ise %50’dir. Bu seçim bölgesindeki, 1980 öncesi seçim sonuçları incelendiğinde, oyaların %95 civarında sol tercih olduğu görülür.
Diğer bir ilginç veri ise, son seçimlerde sandık başına gitmeyen 8 milyon 638 bin kişinin yaklaşık %85’i sola oy veren seçim bölgelerindendir. Bunlar içerisinde sandığa yansımayan oyların büyük bir kesimi ise Alevilere ait olduğundan kuşku yok. 1980 sonrası egemen olan apolitikleştirme sürecinin etkilerini, 2000’li yılarda görmek, yeni kuşak üzerinde belirleyici olduğu izlemek, Alevi hareketi için siyasi acı veren bir durumdur.
Bu nedenle Alevi hareketinin, siyasete müdahale kararlığının en önemli amaçlarından biriside, apolitikleştirme çabalarına karşı durmak için, Aleviliğin değil, Alevi yurttaşının siyasallaşmasını ve Türkiye’deki demokrasi mücadelesi katmaktır. Buna göz yummak ve bu kararlılığa dışarıdan eleştiri yapmak, sol akıl kârı bir durum değildir.
3 Kasım 2002 seçimleri ile solun siyasal alandaki etkisini ciddi oranda azaldığını tespitinde herkes anlaşıyor. 3 Kasım seçimlerinin sola verdiği mesajların derinlemesine analiz edilmesi gerekmektedir. Bunlar sıralatacak olursak;
1. ABD eksenli siyasi müdahale Türkiye’deki siyasi alanda halen etkisini sürdürüyor. ABD’deki siyasi ve istihbarat destekli araştırma merkezleri Türkiye’de mevcut siyasi dengeleri ve eğilimleri araştırıp, Washington’un stratejik yol haritasına katkılar sunuyor. Ilımlı İslam seçeneğini ABD tarafından desteklenmesini, tesadüfü bir tercih değildir.
2. 1999 seçimlerinde 6,310,721 kişinin sandıkta temsil edilmediği, 2002 yılında ise bu durumun, 8 milyon 638 bin (%20,90) seçmenin oy kullanmadığı ve 1 milyon 363 bin (%3,29) seçmenin de oyları geçersiz sayıldığı dikkate alınacak olursa, sol siyaset açısından, siyasete küskünlüğün ve tepkinin hangi toplumsal kesimden geldiğini ve bu duruma sebebiyet veren sol siyaset tarzının kendisini sorgulaması gerekir.
Alevi hareketinin en iki önemli mücadele zemini olarak; birincisi kendi içerisindeki birlik ve kurumsallaşma stratejilerini pekiştirmek iken, diğeri siyasal alana güç ve akıl ile müdahale etmek olmalıdır.
SİYASETE MÜDAHALE BİR SEÇİMLİK TARTIŞMA OLMAKTAN ÇIKARILMALIDIR
“Aleviler siyasete müdahale etmelidir” vurgusunun pek de anlaşılmadığı ya da anlaşılmak istenmediğinde dolayı, bu vurguyu biraz daha açmakta fayda var.
• Alevilerin siyasete müdahalesinden kesinlikle, salt 2007 yılındaki seçimlere endeksli, kısa vadeli bir söylem olarak anlaşılmasın. Bu vurgu, Alevi hareketinin önümüzdeki süreci, yeni döneme uygun uyun vadeli olarak kurgulaması, seçimlerden bağımsız, siyasal alana, sürekliği olan uzun soluklu bir müdahale, katılım, yön verme olarak değerlendirilmelidir. Bugün tartışılmasını sağladığımız, “Alevilerin siyasete müdahalesi” kararlılığı, bir yıllık proje değildir. Daha uzun dönemi kapsayan bir proje olarak algılanmalıdır. Alevilerin siyasete müdahale kararlılığı, 30 yıl, 50 sonrası düşünülerek verilen bir kararlılıktır. Yani 2007 seçimlerden Alevilerin müdahalesi hissedilmesi meselesi değil, geleceğimize tüm demokrasi güçleri ile birlikte sahip çıkma kararlılığı olarak okunması gerekir. Burada amaç, siyasette çoğulculuk ve çok kültürlülük ekseninde bir değişim yaratmak ve değişimi sol eksende korumaktır. Ortodoks yaklaşımlardan kurtulmuş, Latin Amerika örneklerinde olduğu gibi, toplumsal kesimleri talepleri ile birlikte, siyasi alanın ortak paydalarında bir araya getirmek, Alevi hareketin önemsediği bir boyuttur.
• Alevi hareketi açısından, siyasete müdahale bir parti kurmak hiç değildir. Aksine, halk adına kurulduğunu iddia eden, ama kendinden menkul siyasi dükkan işletenlere, siyasi bakkalcılığı bırakın, toplumsallaşın demek olacaktır. Alevi hareketi, sola ve sosyal demokratlara, “kişisel ve grupsal ihtiraslarınızdan dolayı, toplumsal sorunların çözümünü ertelemeyin, yan yana gelebilmeyi sağlayan, Türkiye’nin müşterek sorunlarına, asgari siyasi çözüm programlarda birleşin” mesajı vermektir.
• Alevi hareketinin siyasete müdahalesini, “solun zaten dağınık olan yapısını zayıflatmaya neden olacaktır” görüşünün aksine, siyasetin ceminde tüm demokrasi, emek, barış, özgürlükler ve insan hakları eksenindeki sevdalıları musahip yapmağı hedeflemektedir.
• Alevi hareketinin siyasete müdahale etme kararlılığı, kendisini bugüne kadar, salt “oy deposu” ve “kadro” olarak değerlendirenlere, Aleviler siyasette düşünceleri, kimlikleri, projeleri, hayalleri ve fiziki olarak katılmak istediklerini hatırlatmak istiyor.
• Kimse Aleviler “Siz ne istiyorsunuz?”, “Sizin Türkiye sorunlarına ilişkin çözüm önerileriniz var mı?” diye soru yöneltmeyenlere, Aleviler kendi öğretilerinden besledikleri düşünceleri ile, kendilerini anlatmak için siyasete doğrudan katılımın demokratik hak olduğunu anlatmak için, siyasete kendi aklı ve gücü katarak müdahale etmek istiyor.
• Türkiye’de egemen olan siyasi zihniyet kurguları, Alevi sorununa ilişkin net ve açık bir tutum almamıştır. Nüfusun üçte birini oluşturan bir toplumsal kesimin, siyaset alanında “yok” sayılması kabul edilemez bir gerçektir. Bu ülkenin asırlardır inkar edilmiş sorunları karşısında, siyaset alanı demokratikleşme perspektifi çerçevesinde ele alınması konusunda tutarlı ve evrensel insan hakları çerçevesinde bir politik hat üretilmemiştir. Alevi sorununu tanıma ilişkisi üzerinden makro siyasi alana taşınması, toplumdaki önyargıları kırmaya hizmet edecek ve toplumsal dokulara eşit koşullarda bir arada yaşama kültürünü nüfuz ettirecek ve bu ortak değerlerin bir arada yaşamasına katkı sunacaktır. Böylece, bugüne kadar çatışma kültürü üzerinde beslenen siyaset, yerini hazmetme kapasitesi yüksek ortak gelecek projesini besleyerek, demokrasin derinlemesine inşasına olanak sunacaktır. Bunun için yapılması gereken bir dizi siyasi görev kararlılık ve irade beyanı beklemektedir.
• Alevi hareketi siyasetin merkezine yerleşmiş olan tekçiliğe karşı, siyasetin çoğulculuğuna sahip çıkılmasının, demokrasinin gereği olduğunu ve gereğin yerine getirilmesi içinde, bir çok sorunda olduğu gibi Alevilerin sorunlarında da, siyasetin yüksek sesle düşünmesini talep edecek ve sağlayacaktır. Söz konusu Aleviler olunca, meseleyi siyasette “mezhepçilik”, “ayrımcılık” ve “bölücülük” gibi algılayanların,siyasi ve zihinsel olarak özrünü tedavi etmesine katkı koyacak, çok kültürlü ve çoğulcu siyasi kültürün reçetesini beraber yazmayı önerecektir.
• Alevi hareketi, siyasetin toplumsallaşması için, doğrudan katılımı esas alan bir yönelimi seçmiştir. Bu nedenle siyasetin, şahıs partilerinden, şahıs siyasetinden kurtulması için, toplumun kendisini, siyasetin merkezine taşımasına, destek verecektir.
• Türkiye’de çözüm bekleyen sorunların ertelenme lüksü yoktur. Siyasetin aktörleri ise sorunların çözümüne iki nedenden dolayı karşı çıkıyorlar. Birinci gerekçe statükonun sağlamcılığını koruyan ideolojik tercih iken, ikinci Sebep olarak, çözümde halkın tepkisini hesaba katmaktır. Halkın oyları ile güç ve yetki erkini bulunduran mevcut siyaset kültürü, ülke sorunlarının, çözümüne, kendine bu erki veren halkın katılmasını da hiç sağlamaz. Eğer siyasi irade, halkı sorunlarının çözümünün içine dahil ederek, yürümekten kaçmaktadır. Alevi hareketi işte bu nedenle gücünü ve oylarını çözüm bekleyen sorunlara ilişkin önerileri ile birlikte siyasete müdahale etmek istiyor.
İNKARA VE SİYASİ DIŞLANMAYA İTİRAZIMIZ SİYASİ ALANDA OLMALIDIR.
Aleviler, kendilerine dönük inkar ve siyasi dışlanmaya karşı haklı gerekçelere dayalı bir itirazı var. Aleviler Türkiye’nin mevcut sorunları karşı duyarlı ve duyarlılığını her platformda ifade etmektedir. Bu nedenle kendilerinin, siyasal alandan, eşit hakların kullanımından dışlanmasına itirazları vardır. Alevi hareketi, devletin dinsel faaliyetlerine ve bu faaliyetlerin Alevileri yok saymasına itirazı vardır. Yine devlet eliyle Alevilerin asimilasyona tabi tutan, ideolojik girişimlere itirazı vardır. Aleviler siyasetin bir ürünü olan, zorunlu din derslerine, dinci kadrolaşmaya, dinin finanse edilmesine, 67 bin okul yerine 100 bin cami yapılmasına itirazı vardır. Önce insan diyen, Alevi hareketinin, sağlık ocağı dahi bulunmayan Alevi köylerine zorla cami yaptırılmasına ciddi itirazı vardır. Alevilerin siyasete müdahale gerekçeleri bunlardan ibaret değildir. Aleviler yolsuzluklarla, yoksulluğu ve işsizliği körükleyen, İMF memurluğu yapan hükümetlere itirazı vardır. Aleviler, Kürt sorunu çözümsüzlüğe mahkum edilmesine, emekçilerin sosyal, ekonomik ve örgütlenme özgürlüklerini engelleyen siyasi zihniyete, Ortadoğu’da tırmandırılan savaşa, kadının sömürülen emeğine ve eşit haklardan yararlanmamasına itirazı vardır. Gençlerin geleceğini karartan eğitim sistemine, “paran kadar sağlık” diyen, sağlık sistemine itirazı vardır. Yani Aleviler, bu ve benzer itirazlarını, siyasete müdahale fikri ile doğrudan bağlantılı olduğu bilinmelidir.
ARTIK BEDELİ VE HAKKI ÖDENMEYEN KİRALIK OY KULLANMAMALIDIR.
Nüfusun üçte birini oluşturan Aleviler, Cumhuriyet tarihi boyuncu oylarını ve siyasi tercihleri teslim ettikleri siyasi partilerden, kendilerinin sorunlarına sahip çıkılmadığını bilmektedirler. Siyasi alandaki vekaleten temsil edilmenin, dayanılmaz acısını çeken Aleviler, artık siyasi tercihlerini kendileri ve doğrudan temsil edilmek üzerinden tercih belirtmeleri önemlidir. Aleviler, verdikleri her oyun kendilerine inkar, asimilasyon, saldırı, yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik ve sağlıksızlık olarak geri döndüğünü bilince çıkarmaya başlamıştır. Bu nedenle Aleviler “Artık bedeli ödenmeyen, karşılıksız oyumuz yok” demektedirler. Alevi hareketi bu nedenle, siyasetin dinbazlık ve düzenbazlık üzerine kurulmuş hokkabazlıklarına, kiraya verecek akılının ve oyunun olmadığını, Türkiye ile paylaşmak zorundadır. Oylarımızın bedeli bellidir. Demokrasi, eşitlik, insan haklarına saygı, özgürlükçü laiklik, emeğe saygı, kadınlar yönelik ayrımcılığı son vermek. Farklı kimliklerin bir arada ve eşit koşullarda yaşamasını yasal güvence altına almaktır.
TURAN ESER isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to TURAN ESER For This Useful Post:
Derman (08-22-2008), Devrim06 (08-22-2008), moycan (08-22-2008)
Alt 08-22-2008, 12:16   #8
TURAN ESER
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 221
Mesajlar: 48
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 115 Times in 40 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : TURAN ESER is on a distinguished road
İletişim
Standart

OYLARIMIZIN SAĞCILAŞMASINA KARŞI ÇIKMAK, ALEVİLER ÜZERİNDEKİ ETNİK MİLLİYETÇİLİĞİNİ HEGEMONYA OLUŞTURMASINI ENGELLEMEK İÇİN SİYASETE MÜDAHALE EDİYORUZ.
Demokrasi mücadelesi ekseninde duran Alevi hareketi, Alevilerin kitleselleşmesine tanıklık ettiğimiz şu son dönemlerde, sağ siyasi yapıların Alevi toplumu üzerine yeni bir siyasi strateji oluşturduklarını tanık oluyoruz. Alevilere dönük katliamlarda ideolojik yandaşlığı ile bilinen MHP’nin, son parti ekinliklerinde Alevi sembollerini ve değerlerine özel bir hassasiyet göstermesi, yine sağ ve milliyetçi çizgide duran Reha Çamuroğlu olmak üzere, Cemal Şener gibi kişilerle siyasi flörtü bilinmektedir. Hiçbir kitlesel tabana sahip olmayan kişilikler üzerinden, Alevi topluma ulaşma stratejileri, Alevi hareketinin müdahalesi ile, MHP gibi sağ ve etnik milliyetçi partilere, siyasi olarak dipsiz kuyudan çektireceğiz.

1999 ve 2002 Yılı Türkiye Geneli Seçim Sonuçları

1999 Yılı *** 2002 Yılı

Toplam Sandık *** 208.606 *** 172.143

Toplam Seçmen *** 37.495.217 *** 41.407.015

Toplam Kullanılan Oy *** 32.656.070 *** 32.753.386

Toplam Geçerli Oy *** 31.184.496 *** 31.510.007

Katılım Oranı *** % 87,09 *** % 79,10

Kullanılmayan oy sayısı:* 4,839,147 *** 8,653,629

Geçersiz oy: *** 1,471,574 *** 1,471,574

Toplam geçersiz oy *** 6,310,721 *** 10,125,203

Tablo I

2002 ve 1999 Yılı Seçimleri, Oyların Partilere Göre Dağılımı

2002 yılı sonuçları 1999 yılı sonuçları


Tablo II

Her iki seçim sonuçları (Tablo II) arasında bize verilen mesajlar oldukça net durmaktadır. Kamuoyunda “sol” diye algılan partiler 1999 seçimlerinde, 11.508.899 oy alırken, 2002 seçimlerinde bu oran 8.757.208 oya düşmüştür. Yani 2.751.691 kişi “sola” oy verme tercihinden vazgeçmiştir. Yine bu iki seçim arasında kararsızların oyları, siyasete olan güvensizlikten dolayı artmıştır. 1999 yılında toplam 6,310,721 kişinin iradesi TBMM’de temsil edilmez iken, bu oran 2002 yılında 10,125,203 kişiye yükselmiştir. 2002 yılında kullanılmayan ve geçersiz sayılan oyun toplamı tek başına hükümet olan AKP’nin oyundan daha fazla olmasını, başka bir ifadeyle, tek başına hükümet olacak oylar, meclisin dışında kalmıştır. Eğer % 10’luk anti demokratik barajını göz önüne alırsak, 41.407.015 seçmenin olduğu bu ülkede, toplam geçerli oy sayısı olan 31.510.007 kişiden sadece 16.963.547 kişini iradesi TBMM’de temsil edilmektedir. Demokrasi açısından skandal olan bu durum, ancak azınlığın hükümetlerini toplumun karşısına dikmektedir.
Bu seçim sistemi, anti demokratik olma özelliğinin yanı sıra, halkın siyasi tercihlerine de müdahale eden bir stratejik özelliğe sahiptir.
SİYASETİN NABZI SADECE İSTİKLAL CADDESİNDE VE YÜKSEL CADDESİNDE ATMIYOR.
Eğer siyasete müdahalenin bilinçli oy kullanmakla sağlanacağı tezini benimsiyor isek, önümüzdeki görevinde adını koymuş oluyoruz. Alevi hareketi, bu görevi kendi örgütsel alanında yerine getirmek için, başlattığı çalışmalar, tüm eksikliklerine rağmen, doğru bir siyasi karardır. Siyasetin toplumsallaşması için, siyasetin, Türkiye’nin tüm sorunlarına çözüm öneren ve bunu halkla paylaşan, yaşam alanlarına akması gerekir. Bunu da ancak sol ve sosyal demokrat partiler yapmalıdır.
Siyasetin nabzının sadece, türkü barlarda, İstiklal ve Yüksel caddesinde atmadığının kavranması için, toplumun tüm yaşam alanlarında yer almak, oradan sürece müdahale etmek gerekir. Toplumun siyasallaşmasını, dindarların, etnik milliyetçiliğin hegemonyasından kurtarmak, mahallede, işyerinde, köyde, sokakta örgütlenmekten ve parlamentoda olmaktan geçiyor. En azından 2006 yılının yaz dönemlerinde Aleviler tarafından yapılan tüm etkinliklere toplam 500 binden fazla insan katılmış ve Alevi hareketinin buralarda siyaset müdahale etmek gerektiği konusunda mesajları bile önemle izlenmesi gerekir. Mahalleler, etkinlikler, işyerleri, yerel yönetimler, sokakları sağ siyasete teslim etmenin bedeli, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik, sosyal ve laik ülke rüyalarımızdan mahrum kalmak olur. Bu nedenle “Aleviliği siyasallaştırmaya kalkışmak kimin ekmeğine yağ sürmektir” gibi soruları yönelten, bazı arkadaşlara şunu ifade etmek gerekir; Bir, Alevi hareketi, “Aleviliği” değil, Alevi yerleşim birimlerdeki, oy sağcılaşması ve giderek bireyinde sağcılaşmasına karşın, Alevi yurttaşların siyasallaşmasını istiyor. İki, Alevilerin sol ve sosyal demokrat eksende siyasallaşmasına katkı sunmak istiyor. Bu alanı örgütlemek yerine, “sağcılaşması için bırakında dağınık kalsın” anlamına gelecek öneriler bizim dikkate alacağımız öneriler değildir.
ALEVİLER SİYASETİN ŞARLATANLARINA, DİNBAZLARINA VE DÜZENBAZLARINA
ALEVİ ÖĞRETİSİNDEN BESLENMİŞ YENİ BİR SİYASİ KÜLTÜR ÖĞRETMEK İÇİN
Alevilerin, demokrasi güçlerini güç sunacak, fikirsel katkı koyacak ve “nasıl bir Türkiye istiyoruz” sorusuna verilecek cevaba ilişkin önermeleri vardır. Bugün ülkemizde egemen olan kaba milliyetçilik, kaba dindarlık ve derin düzenbazlıklara karşı, Alevi öğretisinden ve felsefesinden besleyerek günümüze taşıdığı düşünsel zenginlikler mevcuttur. Siyaset ve yönetim kültürünün kirlenmişliğini temizleyecek yeni bir siyaset ve yönetim kültürü yaratmak için, ortak değerleri gündelik hayatımızın ilişkilerine, siyasete ve yönetimlere egemen kılmak mümkün. Alevi hareketinin siyasete müdahale etmesi için önemli nedenlerinden birisi olarak, bunu ciddi bir gerekçe olarak sıralayabiliriz. Yani siyasetin dinbaz ve düzenbazlarına karşı, önce akıl ve insanı merkezde tutmak mümkündür.
ALEVİLER, SİYASET BİLİMİNE KUR’ÀN YA DA İDEOLOJİK MERKEZDEN DEĞİL, İNSANIN MERKEZİNDEN BAKILMASINI ÖĞRETMEK İÇİN, SİYASETE YENİ KÜLTÜR TAŞIMAK İSTİYOR.
Siyasetin aktörleri geçmiş seçimlerde olduğu gibi, 2007 yılındaki seçimlere yelken açarken, iç ve dış politikada yaşanan sorunları, sosyal, ekonomik, demokratikleşme, AB süreci, düşünce özgürlüğü, işsizlik, yoksulluk ve kültürel kimlik hakları gibi çözüm bekleyen, toplumsal sorunları erteleyeme devam edecektir. Önümüzdeki seçimlerin merkezinde statükonun güçlenerek çıkması konulacaktır. Seçim öncesi ve sırasında, “laik”, “milliyetçi” ve “İslamcı” siyasi eksenler toplumsal hafızayı ve akılı geri plana atan ve “dinci”, “milliyetçi” ve “vatanseverlik” duygularını kabartacak bir seçim stratejini benimsemiş durumdadır. Son dönemlerde gündelik hayatımızı abluka altına almış, linç girişimleri ve “vatanseverlik” söylemiyle, siyasetteki sağa kayış, hamaset üzerine kurulu, tehlikeli bir yönelimi tercih etmiştir. Meclis partileri bir siyasi eksen krizi yaratmakla kalmıyor, siyaseti de kirletiyorlar. Kimin “sağ”, kim “sol” olduğu birbirine karışmış durumda. Ama her halükarda hepsinin sağ siyasi eksene hizmet ettiği bir gerçektir.
Yani toplumun gündeminde olan ve her bireyin gündelik hayatını zehir eden sorunları unutturmak, pembe renklere bir Türkiye tarif etmek için, “ulusalcı”, “dinci” ve “milliyetçi” duygular kabartılmaya çalışılıyor. Makro siyasi söylemlerle ile kabartılan bu “vatanseverlik duyguları” sokakta öfkeye dönüşüyor, sosyal ve siyasi dertlerine derman önerenlere yönelik linç girişiminde bulunuyor. Bu bildik klasik taktikler egemenlerin elinde, ihtiyaç oranında kullandıkları ve başvurdukları yöntemler olarak, 21 yüzyılda da değişmedi.
SİYASET İNSANI EŞİT VE MUTLU KILMANIN ARACIDIR.
Egemen siyaset kültürü, insanı nesne ve siyaseti amaç olarak gören zihniyet kurgusuna sahiptir. Bu nedenle insanı merkeze koymaz. Egemen siyasi zihniyet, nesne olarak gördüğü insanların birbiri ile çatışmasını sağlayarak beslenir. Bu nedenle toplumsal ilişkilerde yaratılan, ideolojik gerilimlerden sadece resmi görüş ve yine statükodan yana olan belirli siyasi eksenler beslenmiş ve toplum kaybetmiştir. Bu nedenle Alevi hareketi “bu oyuna gelmeyeceğiz” diyerek, sistemin kendi içinde çatışan bu kanatları arasında, her hangi birisini destek sunmayacaktır. Ne siyasetin dinbazı, ne de düzenbazında yana tercih koymayacaktır. Aleviler siyasi olarak yeni bir kültürün egemen olmasını, kendi diliyle ifade etmeye çalışmayı önemseyecektir. Alevilerin siyasi hayata katkısının felsefi ve fikri olarak arka planı vardır. İnsanı merkez alan Alevi öğretisi, insanın eşit haklara sahip olmasını ve haklara yaşamasını hedef alan bir eksendedir. Bu eksen kendisini, insanlık ve eşitlik adına, evrensel kazanımlar ve mücadele tarih bilgisi ile beslemiştir. Dolaysı ile siyaseti, insanı eşit ve mutlu kılmanın aracı olarak görür. Aleviler, Türkiye’de bu dili ve benzeri dili kullananların varlığına inandığı için, dili ortaklaştırmak, güçleri birleştirmek, yeni siyaset kültürünün tohumlarını akıllara ve duygulara ekmek için işbirliği yapmaya adaydır.
Kanımca görev nettir; Nüfusun 3/1 ni Aleviler oluşturan Alevileri kucaklayacak tüm Alevi ve Bektaşi, derneklerin, Vakıfların, Birliklerin, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ile ortak hareket etmesi, en önemli bir kazanım olacaktır. Alevilerin toplumsal sorunlarını, Türkiye’nin diğer sorunları ile buluşturup, çözümüne birlikte katkı koymak gerekir. Bu nedenle Alevi hareketi faaliyetinin merkezine tüm Alevilerin oylarını, demokratik, özgürlükçü laiklik, sosyal.ve hukuk devleti, eşitlik mücadelesi gibi toplumsal amacı olan bu yolda toparlamalı ve yönlendirmelidir.
Bu görevin yerine getirilmesi içinse önderlik edecek kurumlar ve kadrolar sorumluluk bilincine varmalıdır. Eğer biz geçmişte olduğu gibi, yedek güç ve arka bahçe olarak görülmek ve kullanılmak istemiyorsak, siyasete aktif müdahale ve yön vermek kaçınılmaz.

Yazan: Turan Eser
turaneser@gmail.com


Siyasete, demokrasi, halk, akil ve vicdan gerek
20-07-07

YAZAR: TURAN ESER

Alevi Bektasi Federasyonu (ABF) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) adresi göstermisti. Baska adres aramaya ne hacet var! "Yoksulluk, yolsuzluk, düsünce özgürlügü, farkli kimliklerin kendini özgürce ifade etme hakki, issizlik, saglik, egitim, çevre, küresel isinmanin doguracagi tehlikeli etkiler gibi bir dizi ciddi sorunlari ile yüzlesmek istemeyen siyasi partiler Alevilerden oy alamayacak" diyerek sol siyasi partileri ve sol bagimsiz adaylari tercih edeceklerini belirtmisti. En dogru adreste budur.

Seçim geldi çatti.
Oylar kime?
Oyunuz ranta, çikara, hamasete ve menfaate degil de, demokrasiye, insan haklarini korumaya ve savunmaya olacak mi?
Oylar kime?
Solun ve sosyal demokrasinin evrensel degerlerinden firar edenlere mi?
Sol gösterip sag vuranlara mi?
Oylar kime?
Ülkenin ve toplumun temel sorunlarina çözüm yerine, çatisma üretenlere mi? Siyasi alani sadece bir grup elit için parselleyip, halkin siyasete katilmasinin önüne barajlar ve anti demokratik setler örenlere ve bunlari koruyanlara mi? 12 Eylül anayasasini koruyanlara mi?

Vatandasi, sivil toplum kuruluslarini, toplumsal kesimleri ve bunlarin taleplerini sadece seçimden seçime hatirlayan utanmazlara ve yüzsüzlere mi oy vermeli? Halkin yasam alanlarinin, sorunlarinin ve çektikleri acilarin uzaginda ikamet edip, siyasi ve toplumsal sorunlara çözümde zerre kadar üretim sunamayan, vizyonsuz, bilgisiz, görgüsüzlere mi sunmali destegimizi?

Acaba “siyaset yapiyorum” adina, kavga ve dalkavukluk ile beslenenlere mi oy vermeli?. Egemenligin halktan yana degil, baska yerlerde oldugunu savunanlara mi? Sivil ve demokrat görünüp, düzenbazlik ya da dinbazlik hirkasi giymis siyasilere mi oy vermeli?

Siyasi tercih ve seçimlerimizi hangi kriterlere, ilkelere ve vizyona göre yapmali? Nalinci keseri gibi kendine yontan, çikarci bir tarzi mi tercih edelim? Dislanmislarin, itilmislerin, inkar edilmislerin, kandirilmislarin, kadinlarin, gençlerin, isçilerin, issizlerin ve asimilasyon politikalarinin hedefi haline getirilmislerin siyasetin yeniden asli unsuru olmasina katti sunmayanlar oy isterse, ne yapmali? Oy vermeli mi?

Öyleyse asil is verecegimiz oylarin hangi adrese ulasmasini belirlemektir. Hangi siyasi adrese ulasirsa, toplumsal bir amaç tasir diye bakmak gerekir. Böyle bir adres yoksa, adres yaratmaktir.

SOLU SOLMUS BAYKALLI CHP MI YOKSA 1995 CHP’SI MI?
Bu ülkenin “büyük” partilerinden, bu ülkenin insanlarina faydali, onurlu, çagdas ve insanliktan yana bir gelecek hazirladigina tanik olamadik. Olan varsa beri gelsin!

Bu ülkenin solu solmus, Baykal’li “sosyal demokrat” CHP’nin, MHP’den zerre kadar farkli oldugunu ya da gördügünü iddia eden varsa beri gelsin. Baykal’li CHP, CHP’nin 1995 sol ruhundan siyrilmis, gömlegini çikarmistir. Bunu kanitlamak ise zor degildir.

Çünkü özeti verilen “CHP-SHP BÜTÜNLESME GENEL KURULU ANA ILKELER VE TEMEL HEDEFLER BILDIRGESI”, 18 Subat 1995 tarihinde CHP’nin 12. Olaganüstü Kurultayi’nda da aynen kabul edilmisti. Bu program ayni zamanda bugünkü gerici, siyasi Islamci AKP’nin sonunu hazirlayacak bir program olabilirdi. Ama Baykal ve ekibi CHP’nin bu programindan uzaklastikça, AKP’nin tek basina iktidar olmasina siyasi zemin hazirlamistir.
AKP’yi silip süpürecek, 1995 yilin meshur CHP programda özetle sunlara vurgu yapiliyordu.,

• Artik Bütünlestik; Sol Artik Dogal Gücüne Kavusacak;
• Türkiye'yi Ayaga Kaldiracak, Aydinliga Tasiyacak
• Ideolojiler Bitmedi; Sol Ölmedi
• "Esitlik, Özgürlük ve Dayanismanin", Sosyal Demokrasinin Evrensel Degerlerinin Partisiyiz
• Eksiksiz Çogulcu Demokrasi,
• Her Alanda Demokratiklesme
• Her Türlü Siddet ve Baskiya Son;
• Her Yöredeki, Tüm insanlarimiz, Için Derhal Iç Baris
• Etnik Duyarliliklara Demokratik Çözüm - Kürt Sorunu'na Demokrasi, Esitlik ve Ulusal Bütünlük içinde Çözüm
• Irk, din, dil, mezhep ve etnik köken farkliliklari kültür mozaigimizin zenginligi, çogulculuk ve çagdas toplum anlayisimizin geregidir. Bir kisinin etnik kimligi bir üstünlük nedeni olamayacagi gibi, hiç kimse etnik kimligi nedeniyle asagilanamaz.
• Farkliliklar, esitsizligin veya ayrisimin kaynagi olmamali; tüm farkli kesimler, esitlik ve baris içinde, çogulcu demokrasinin tüm olanaklarindan eksiksiz ve ke¬sintisiz olarak yararlanabilmelidir. Bu anlayisla;
• Ülkemizde resmi dil Türkçedir; resmi egitim Türkçe yapilir. Ancak, her kökenden insanimiza, kendi ana dil, kültür, folklor ve kimliklerini daha iyi ögrenme, koruma, gelistirme, açiklayabilme ve yayabilme ortamini da saglamak temel hedefimizdir.
• Bu amaçla, özel basin, radyo ve tele¬vizyon ortamindan özgürce yararlanilmasina; özel okullar ve arastirma enstitüleri açilmasina olanak taninacaktir;
• Laiklik Çagdas Türkiye’nin Temelidir
• Laiklik demokrasinin temel tasi, çagdasligin vazgeçilemez kosuludur. Devletin görevi dinsel inançlara karismak degil, inanç özgürlügünü korumaktir.
• Laikligin nihai amaci; inanç dünyasinin sivil topluma devredilmesidir. Geçis sürecinde, Diyanet Isleri Baskanligi Islam inanci kapsamindaki alt gruplara esit davranmalidir. (Dikkat edilirse CHP Diyanetin zamanla kaldirilmasini savunuyordu!)
• Egitim sistemi laiklestirilmeden, laiklik köklestirilemez. Partimiz; Egitimin Birligi ilkesinin özenle ko¬runmasi; özel Kuran kurslari ve din egitiminin etkin olarak denetlenmesi;
• Din dersinin Anayasal zorunluluk ol¬maktan çikarilmasi ve sadece istege bagli hale getirilmesi;
• Imam-hatip egitiminin 8 yillik Temel Egitim döneminden çikarilmasi; "Çok Amaçli Liseler" sistemine geçilerek, sade¬ce o düzeyde, ihtiyaçlar ölçeginde sürdürülmesi ilkelerinin ödünsüz olarak savunul¬masinda kararlidir.
• Emege Saygi;
• Asgari ILO Standartlarinda Eksiksiz Sendikal Haklar
• Sosyal Devlet;
• Herkese Firsat Esitligi, Herkese Sosyal Güvenlik
• Kadini ve Erkegi Esit Türkiye
• Siyasette, Yönetimlerde ve Is Dünyamizda
• Kirlenmeye Artik Son
• Teknolojide öncü, Disa Açik. Üretken Ekonomi
• Demokratik Devlet; Yönetimlerde Yeniden Yapilanma;
• Yerinden Yönetim
• Haklarimiz ve Çikarlarimiz Özenle Korunarak
• Avrupa Birligi'ne "Tam Üyelik"
• Kisilikli, Saygin, Çevresinde Önder Türkiye
• Demokratik, Etkin, Üretken ve Katilimci Partilesme ile
• Solda Siyaseti Yenilestirecegiz;
• Sosyal Demokrasiyi Toplumla Kucaklastiracagiz
• Düsünce suç olamaz, hiçbir sekilde baski altina alinamaz; düsünce, düsünceyi açiklama, vicdan ve inanç özgürlükleri demokrasinin temel ilkesi olarak özenle korunacaktir;
• 12 Eylül hukuku ve yasaklari tasfiye edilecek; siyasete katilim ve örgütlenme özgürlügü önüne konan tüm engeller kaldirilacak; "özgür birey, çogulcu örgütlü toplum, demokratik devlet" ilke¬sini temel alan yeni bir anayasa hedef alinacaktir;
• Ülkede sivil otoritenin mutlak üstünlügünün saglanmasi hedef alinacak; bu konuda gerekli düzenlemeler yapilacaktir.

Iste bu yukarida siraladigim ve CHP’nin solun ve sosyla demokrasinin evrensel degerlerine sahip oldugu döneme ait bu programindan alinmistir! Eger CHP 2007 seçimlerinde bu programla temsil edilseydi, bugün tek basina iktidar olabilirdi. Ama 1995 CHP ruhuna ve düsüncesine taban tabana zit olan ve 1995 CHP’sine yabancilasmis, sagcilasmis Baykal’li CHP’ye oy vermek, saga oy vermek anlamina gelir.

„Solculuk“ adina bugün, 2007 yilinda TCK’nin 301. maddesini, %10’lun baraj sistemini, halkin degil, elitlerin taleplerini, barisi degil, savasi savunan CHP, babamin 1995 yilinda delegesi olmaktan gurur duydugu CHP degildir. Kopenhag siyasi kriterleri eksenin AB üyelige karsi çikan bir CHP ile, benim 14 yasindaki oglumun barisik olmasi mümkün degildir.

Simdi CHP’yi adres gösterenler, önce hangi CHP’den bahsettiklerini açikliga kavusturmasi gerekir! 1995 CHP simi yoksa Baykalli CHP mi?

Sonuç olarak…
Ucunda neyin çikacagi belli olmayan karanlik bir siyasi tünelin içine, “hazir ol” ve “mürit ol” komutlari ile tikilmis durumdayiz. Baykalli CHP si ve AKP’si sayesinde, toplum siyasetin disina itilmis durumda. Oysa toplumun ve ülkemizin “rahat ol” durumuna geçmesine yardimci olmak gerekiyor.

Bunun içinde halktan ve demokrasiden arindirilmis siyaset kültürünü degistirmek, siyaseti asli sahiplerine kavusturmak için mücadele etmek gerekiyor. Siyasi seçeneksizligi bir seçenege dönüstürmek gerekiyor. Bu seçenegi yaratirken, toplumsal bellege bulastirilan korkuya, gurura ve dini referanslara dayali ideolojik virüslere karsi, demokrasinin, katilimciligin ve esitligin ilkeleri ile tedavi önermek gerekir. Insani olan tüm normal verilerimizi alt üst etmis olan mevcut siyasi sarlatanlilara karsi, akli ve vicdani siyasetin merkezine tasimak gerekir.

Hep birlikte siyaseti kendi dinamikleri üzerinden sekillendirmek zorundayiz. Yani toplumu, korku, gurur ve dini telkinler üzerinden degil, demokrasinin evrensel degerleri üzerinden siyasete katabilmeyi basarmak gerekir. Siyasete egemen olan sark usulü kurnazliklara, dinbazliklara ve düzenbazliklara karsi, yeni bir siyaset kültürünü insa etmek gerekir.

Bu nedenle basta Aleviler olmak üzere, tüm demokrasi sevdalisi sol vicdanlar, korku yaratanlarla, korkuluklar arasina sikismadan, tercihini üçüncü bir Türkiye projesini olusturacak yeni bir sol siyasi kültürden yana açik ve net bir sekilde koymalidir.

Gericilik, düzenbazlik, otoriter ve elitçi yaklasimlardan beslenen dinci ve etnik eksenli siyaseti asan bir evrensel sol-sosyal demokrat degerler üzerinden olusacak yeni siyasi adrese ve kültüre ihtiyaç vardir. Tüm sol ve sosyal demokrat dinamiklerin katilimini kapsayan ve dönüsüme açik tüm güçlerle bir girisim için adim atilmalidir.
Çünkü Türkiye toplumu gerçek anlamada siyasi adresini ariyor! Yeni bir sol-sosyal demokrat kitle partisine acil ihtiyaç vardir.
Mevcutlar ise “küçük olsun benim olsun” duygusundan kurtulup, bu projenin yaratilmasina soyunmalidir.

Peki oylar kime?
Alevi Bektasi Federasyonu (ABF) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) adresi göstermisti. Baska adres aramaya ne hacet var! "Yoksulluk, yolsuzluk, düsünce özgürlügü, farkli kimliklerin kendini özgürce ifade etme hakki, issizlik, saglik, egitim, çevre, küresel isinmanin doguracagi tehlikeli etkiler gibi bir dizi ciddi sorunlari ile yüzlesmek istemeyen siyasi partiler Alevilerden oy alamayacak" diyerek sol siyasi partileri ve sol bagimsiz adaylari tercih edeceklerini belirtmisti.
En dogru adreste budur

Konu TURAN ESER tarafindan (08-22-2008 Saat 13:16 ) değistirilmistir..
TURAN ESER isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to TURAN ESER For This Useful Post:
Derman (08-22-2008), Devrim06 (08-22-2008), moycan (08-22-2008)
Alt 08-22-2008, 13:58   #9
moycan
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
moycan - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 126
Mesajlar: 543
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 1049
Thanked 1129 Times in 409 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 6
REP Puanı : 160
REP Seviyesi : moycan has a spectacular aura aboutmoycan has a spectacular aura about
İletişim
Standart

Turan bey cevabınız ve aydınlattığınız için teşekkür ederim.

Kendi adıma zaten sizin belirtiğiniz noktalarda çalışma yapıyorum. Yaklaşık bir senedir dernek üyesiyim. Ancak mevcut hali ve yapısı ile dernekler ne yazıkki gençliği çekmek yerine itiyor. Çevremdeki birçok genci üyeliğe ikna etmişken son anda yaşananlar, herhangi bir dernek yöneticisinin tavrı söylemi dahi bu arkadaşlarımızın üyelikten vazgeçmesine sebep oluyor.

Umarım bizler önümüzdeki süreçte sizinde belirtiğiniz gibi derneklerin yapısal ve zihniyet olarak değişimine katkıda bulunabilir, gençler için birer çekim merkezi haline getirebilir ve diyaloğa önem veren, sevgi ve hoşgörüyü her an ön plana çıkartan bir yol izleyebiliriz.

Bugüne kadar çok emek verdiniz bu konudada emeğinizi görmek kendi adıma çok değerli.

Sevgi ve saygılarımla...
moycan isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 08-23-2008, 15:10   #10
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12592
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

Sevgili Başkan, Turah Eser,

Konuşma yazma konusundaki, Akıcı uslubunuz, ve konuları ganiş sözlerle sunma konusunda başarılı olduğunuz muhakkak, tabi ki, buda çok olumlu bir vasıf,

Ancak yazılmak istenen ve söylenmek istenenleride, eleştiri vaya sorularıda yaşama uygun değerlendirmek gereğine inanıyorum,
Ve Makaleniz ise, MALÜMÜN İLANINI ;

benim sorularıma verdiğiniz yanıtlara baktığımda;
Alinti:
Bence Didim söyleşisine kimlerin katıldığı değil, katılanların ne adına konuştuğu ve hangi mücadele içinde olduğudur
Evet, sizce öyledir, Amma sorularım BENCE idi,
Oyu verecek olan ben ( Halktan biri olarak) im, katılanlar kimlerdi, Yörenin SİYASİ örgütleri SOL VE SOSYAL demokratları, kapsıyordu,
Ve Partileri adına konuşuyorlardı, kendi SİYASETLERİNİ anltıyorlardı, yani, bilinenlerin yine tekrarı idi,
Alinti:
Bence kim katıldı? Niye Katılmadı? Şu neden katılmadı gibi olay ve kişi endeksli sorular yerine, fikirsel ve düşünsel açılım öneren ve önemseyen sorularla kendimizi aşmaya çalışalım. Konuk değil, Alevi hareketin aktif ve mücadeleci bireyleri olarak hayatın, yaşamın ve mücadelenin her alanında olmak lazım. Didim'de bizim olmamız ve konuşmamız hangi "Anadolu ALEVİLERİ"nin eksikliğini hissettirdi? Biz kimiz?
Sn Başkan,
Dediğim gibi, söz söyleme sanatını iyi biliyorsunuz,
Ancak,
Orda konuşulan konu yaklaşan YEREL SEÇİMLER,
Yerel seçimlerde, SOL ve sosyal demokratlar la ortak söylem yakalmak,
Ki ordaki konuşmalarda buna rastlamadık,
Siğer bir konu,
Hepimizin bildiği gibi, yerel seçimler, genelde, kişlere endekslidir,
Bir çok insanımız, Alevi, sünni, sağcı, solcu tüm yurttaşlar YEREL seçimlerde, SİYASAL düşünceye ÇOK ÖNEM VERMEZLER, ADAYIN kişiliği daha ön plana çıkar, özellikle DİDİM gibi küçük yerleşim yerlerinde,

O Nedenle,Türkiye ABF si bu tip sohbetlerde , programlarda olmalı, çünkü, ABF nin tabanı oy kullanacaktır, ABF nin göstereceği ve işaret edeceği yöne bakacaktır,
Yine BENCE IŞIĞI ABF kanalı ile tutmalıyız.

orda bulunan AABF başkanı Turgut Öker tabiki, Aleviler için önemli bir isim, ve AABF Aleviler için olmazsa olmazları içindedir, ,biz kimiz söylemini sorusu olmamlı idi,

Alinti:
Bunları artık aşmak lazım. Çünkü yapılan iş, hizmet ve mücadelede temsil edilen düşünsel çizgi önemlidir. Didim konuşmalarımızda eksik ve hatalı şeyler varsa bunları konuşalım derim
Evet , haklısınız,
Ancak, Pratik, yani yaşam, Düşüncenin UTOPYASINA uymuyor,
Bunu gecen secimlerde yaşadık,
Yine Gecen secimlerde ,Kası 2006 genel kurul sonrası, Alevi (ABF) hareketinde, bileşenlerinin ÇATALLAŞTIĞINI ikilşmenin her iki tarafınında SİYASEETE MUDAHELE söylemleri içinde, SİYAETSİZ KALDIKLARINI gördük,

Yani gecmişten canımız yakan olaylar olduğu için , bugünde soruyoruz, bu günde niyeleri, kimleri öğrenmeye çalışıyoruz,

Bu söylemleriniz, gecen dönemde de SÖYLENDİ, dillendirildi, o günden farklı bugün söylenen farklı birşey yok, Görünen o,

Bence önce, FİKİR üzerinde değil, EYLEM Birlikteliği üzerinde yola çıkılmalı,
Biliktelikte önce ALEVİ BİLEŞENLERİ arasında yapılmalı,
Türkiye yapılacak bir seçimde, SÖZ ALMAYAN bir ABF ve birleşenleri olduğunda,
Dünyanın en kusursuz FİKİRSEL acılımını da getirseninz, Sonuc geçmişten farklı olmayacaktır.
Bu fikirleri İNSANLAR yaşama geçirecektir, yaşam o kadar KURLUMLU/MELANİK değildir.

Sayın Başkan,
ABF bileşenleri birlikteliğini önemsemeliyiz, Bakın Hacı Bektaş Törenlerinde, ABF nin bir kanadı yoktu, hemde KAYDA DEĞDER önemli bir kanadı yoktu,

Yarın secimlerede bu KOLSUZ, KANATSIZ gidersek , dünden daha farklı olmayacağımıza inanıyorum.

Alinti:
Sevgili İşcanbaba

Bence bu konu yeterince tartışıldı. Benim bu süreçte tavrım ve örgütsel duruşu korumak için gösterdiğim çabayı ve çizgiyi kamuoyu biliyor. Bunlar üzerine çok yazdım ve görüş belirttim. Bence şimdi yaklaşan yerel seçimlerde Aleviler ne yapmalıdır? sorusuna birlikte cevap aramalıyız. İktidar gücü güncel davranıyor ve günümüzü etkiliyor. Bizde artık dünden, kişi tartışmalarından, olay tartışmalarından bugüne gelmeyi başarabilmeliyiz.
Sevigli Başkanım,

Bu konunun yani gecmişin, tartışıldığını , yani yeterince tartışıldığını ben düşünmüyorum,
ABF sürecinde (yakından takip eden biri olarak),
Benim gördüğüm Köy, bu KLAVUZLA bulunmaz diye düşünüyorum. (üstte gerekceleri yazdım -bence tabii-)

Aleviler ne yapmalı , sorusunun yanıtına gelince,
Tekrar edeyim - Bence-
Öncelikle, ABF içinde uyum sağlanmalı, evet farklı düşünceler olacaktır, bu farklılıklar ayrışmamızın/yarışmamızın değil, birleşmemizi, ORTAK PAYDALARDA , ortak eylemleri hayata geçirmemizi sağlamalıdır.
Bu EYLEMDE birliği, halkın görmesi, diğer SOL VE SOSYAL DEMOKRATLARIN görmesi gerekmektedir, ve bunu onlara gösterdiğimiz takdirde,
Hep söyleye geldiğimiz SİYASETE MÜDAHELE projesini hayata geçiriiz, gecmişde yaşanan HAYAL KIRIKLIĞINI yaşamayız derim,

İkdidarın güncel siyaseti, aslında onun eksi tarafıdır,
İşte bizim BİRLİKTE hareket ederek, onun bu yalışından tutup, yerden yere vurmamızın en güçlü tarafıdır,

Bizde SİYASETİMİZİ GÜNCEL yapacağız,
Demeokratik taleplerimizi Demokratik unsurlarla birlikte, onun en zayıf olduğu güncellik konusunda vuracağız,
Bakın nasıl güncel;
1-İşsizlik
2-Enfilayson
3-Dincilik
4-Güvenlik zaafiyeti
5-Terör
6-İstihdam
7-Eğitim
-zorunlu din dersleri
8-Sağlık
9-Hukuk
10-Çağdaş yaşam
11-Laiklik,
-Diyanetin kaldırılması
12-Sadaka ekonomisi,

Vs gibi bu liste çoğaltılabilinir, veya bu listedeki öncelikler yer değiştirlebilinir,
ve altları doldurulur.

Sevgili Başkanım,
Acizane bir YOL talibi olarak gördüklerimi, beklentilerimi , düşüncelerimi yazdım,
Göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim,
Saygılarımla , Dostca kalın.


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez

Konu İşcanbaba tarafindan (08-24-2008 Saat 15:10 ) değistirilmistir..
İşcanbaba isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Baslatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Soru / Yorumlar Çopur Haşim Kutlu 7 01-28-2009 14:26
Ahmet Koçak Makalelerine Soru Ve Yorumlar Ahmet Koçak Ahmet Koçak 0 01-15-2009 15:22
Ozan Şahturna'ya Soru Görüş Ve Yorumlarınız ozan şahturna-şiar Karışık Köşe Yazıları 2 08-21-2008 18:00


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 12:32.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts