![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Kontrollü Üye |
Degerli canlar,
Bu forum konusunda Anadolu Topraklarında Kurulan Türk devletlerinin Alevilik ve Batınilik ile ilişkilerini inceleceğiz.. Türk Devletleri içerisinde Alevilik Akımları incelendiğinde, Anadolu Topraklarında Kurulan Selçuklu devleti'nin Sünni gelenek içinde olduğunu görüyoruz.. Özellikle, Tuğrul, Alpaslan, Melikşah ve Sencer Dönemleri Katı bir sünniliğin olduğu dönemlerdir. Selçuklu Devlet'inde Tuğrul bey ile başlayan katı sünni anlayışa karsın, Tuğrul bey'in kardeşi İbrahim YINAL'ın Alevililik/ Batıni yanlısı olduğu bilinmektedir. Anadolu Selçuklu devletinde ise, Kutalmışoğlu Süleyman bey, Alevi/ batıni olup Anadolu'da Alevi/Batıniliği devletin resmi mezhebi yapmaya çabalamıştır.. Kaynak: 1-Hz. Ali'den Mustafa Kemal'e Aleviliğin Tarihçesi s.73 |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Harzem Devletinde, Alaaddin Muhammed Harzemşah ile birlikte Devletin Mezhebi Alevilik ve şiilik olarak değiştirilir. devlet abbasi halifeliğini kabul etmeyerek, Şii-fatımi Halifeliğini benimser...
Alaaddin Muhammed Harzemşah, Abbasi halifesi nasır Dinillah'ı kabul etmeyerek halifeliğin Gasb edildiğini,, oysa hakkın "Hüseyin soyundan gelen seyidlerin" hakkı olduğunu savunur.. Bu adaletsizliği düzeltmek için ferman yayınlar ve dönemin en büyük seyidlerinden Alaü'l-Mülk'ü Tirmiz'den getirterek Halife ilan eder.. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Moğol İmparatorluğu'nun batı kolu olan, İlhanlılar Aleviliği benimsemiştir. Gazan han ve Olcayto dönemlerinde Şiilik Resmen devletin resmi mezhebi olmuştur.
Olcayto han, Alevilik/ batıniliğin yayılmasına çabalar, Birçok kitap yazdırır, dağıtır... Hz. Ali adına para bastırır. üzerine " Ali Veliyullah" İbaresini Koydurur, Ülke topraklarında , Ebubekir, ömer, osman gibi halifelerin anılmasını isim olarak koyulmasını yasaklar.. Örneğin Barak baba, Moğolların şeyhi, Piri Olarak bilinir.. Barak baba özellikle Gazan Han(1295- 1304) ve oğlu Olcaytu Hudabende(1304- 1317)’nin saygısını görmüştür. Saray ve Tatar halkı tarafından sevilip sayılmaktadır. Halkın, Alevi İslamı benimsemesini sağlamıştır. Onun saray ve halk tarafından benimsenmesinde, Moğol şamanlığına benzer bir inanç görünümü sergilemesininde rolü olmuştur. Oniki İmamcı Şiiliğin Moğol yönetimince benimsenmesi, resmi mezhep olarak alınması ve ülkede hutbelerin Oniki İmam adına okutulması Barak Baba sayesinde olmuştur. Halk arasında da “Moğollar’ın şeyhi”, “Tatar şeyhi” ve “Barak Suvar” olarak adlandırılmaktadır. Barak Baba, sarayda oldukça saygındır. Elçi kurullarında o da görevlendirilmektedir. 1306 yılında Memlüklü sultanıyla görüşmek için bir dervişler topluluğuyla Şam’a gönderilmiştir. Şeri İslama uymayan tutumu oldukça tepki çekmiştir. Bir yıl sonra da Geylan emiri Kutlu Şah’a elçi olarak gönderilmiştir. Geylan emiri şeyh ve Müslüman olmasına karşın Barak Baba’nın Sünni İslam dışı tutumuna aşırı tepki göstermiş, “Müslüman biri olarak Müslüman olamayanlara yardımcı olmaması gerektiği gerekçesiyle” kaynar su ile dolu kazana atıp, diri diri yakarak öldürmüşlerdir. 1307 yılında öldürtmüştür. Olcaytu Hudabende bu olay üzerine Geylanlılar’ı asker göndererek cezalandırmış ve şeyhinin ölüsünü Azerbaycan’daki Sultaniye kentine getirtmiş ve orada gömerek kendisine bir türbe yaptırmıştır. Dervişlerine vakıflar ayırmış ve zaviyeler yaptırmıştır. Bu Devleti Timur ortadan kaldırır. Kaynak: 1- Hz. Ali'den Mustafa Kemal'e Aleviliğin Tarihçesi 2- [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] 2- [Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...] |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Timur sonrası Anadolu topraklarında kurulan Birçok beylik ve devlet, Alevi7 batınidir.
Akkoyunlular ile Karakoyunlu devletleri şiiliği/ batıniliği resmen kabul etmişlerdir... Anadolu beylikleri üzerinde daha sonra kurulacak olan Kızılbaş Türk devleti safevilerin etkisi büyük olacaktır. Anadolu beyliklerinden Dulkadırlı, germiyan, isfendiyar, menteşe, karesi, Aydınoğulları ve karaman beylikleri ile halkının Alevidir.. Aydınoğulları beylerinden Umur bey, "seyidlik" belirtisi olan "yeşil sarık" sarınmaktadır. Bu Alevi-şii inanıncının simgesidir... Aynı beyliliğin beylerinden Hızır bey, 1348 tarihinde venedik ile yaptığı antlaşmada anlaşma metninin altına.. "... Allah, Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin, Zeynel Abidin ve Cafer.." adlarını yazıp bu adlar üzerine yemin edecektir. Kaynak. 1- tahir harimi balcıoğlu, Türk Tarihinde Mezhep Ceryanları, Kannat Kitapevi, ist. 2- Doğan Avcıoğlu, Türklerin tarihi, tekin yay., ist. C. III, s. 1469 3- Mükrimin Halil Bey, Düsturname-i Enveri, yayın tarihi 1929, s. 35 4- Baki Öz, Hz. Ali'den Mustafa Kemal'e Aleviliğin Tarihçesi |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Hasan Sabbah'a bağlı olanlar ve sevenleri her geçen gün artıyordu.. halk yığınlar halinde Ehli Beyt öğretisine, ve ismailiğe geliyordu...
kurduğu teşkilat, gönüllülük, kardeşlik ve sadakat ilkelerine bağlıydı... Bu nedenle dinamik ve uzun ömürlü oldu. Büyük Selçuklu sultanı, Alparslan'ın oğlu Melikşah, sünni İslâm dünyası ve kendi devleti için ciddi bir tehlike olarak gördüğü Hasan Sabbah ve adamlarıyla mücadeleyi bir devlet politikası hâline getirdi. Bir yandan Nizâmiye medreseleriyle Sünniliği takviye ederek onlarla ilmî sahada mücadele verirken, öte yandan Alamut ve Rûdbâr bölgesindeki komutanlarına Sabbah'a bağlı bulunan ahalinin başka bölgelere nakledilmesi emrini verdi. Selçuklu Devleti tarafından en büyük iç tehdit olarak görülen batınîler/Nizariler, yani Aleviler zorunlu tehcir politikalarıyla yerlerinden yurtlarından edildi. Yerleşim birimleri kuşatıldı, köyleri yakılıp boşaltıldı, bulundukları yerlerde adeta sıkıyönetim ilan edildi... Melikşah'ın emriyle, ünlü birçok komutan Alamut üzerine yürüdü. Bu komutanlardan Yoruntaş, Alamut'u kuşattığı sırada öldü. Daha sonra Selçukluların gözde subaylarından Emir Arslantaş ile Emir Koltaş, büyük bir orduyla Hasan Sabbah ve başdâi Hüseyin Kâinî üzerine yürüdüler. Peşlerinden Amîr Kızıl Sarığ da yardıma geldi. Bu, kuşkusuz büyük bir kuşatmaydı. Kale, üç büyük askerî birlik tarafından kuş uçurtulmayacak bir şekilde muhasara edilmişti. Herkes büyük bir beklenti içindeydi. Olay, İslâm dünyasının birçok bölgesinde de duyulmuş ve herkesi meraklandırmıştı. Bu sırada herkesi şok eden önemli bir gelişme yaşandı. Alamut kuşatılmışken, fedailerden biri başşehirde bilge ve kudretli bir yönetici olan ve çok iyi korunan Vezir Nizamülmülk'ü öldürdü. Bunun üzerine yer yerinden oynadı. Daha bu şok atlatılmamışken, o dönemde doğunun en büyük devletinin yöneticisi sayılan Selçuklu Sultanı Melikşah'ın ölüm haberi geldi. Gelen haberlerle şaşkına dönen, kaleyi ele geçiremedikleri ve kendilerine de bir şey olmasından korktukları için zaten ikirciklenip bunalan ve başşehirdeki gelişmelerden uzak kalmak istemeyen komutanlar kuşatmayı kaldırarak Alamut civarından ayrıldılar... Kaynaklar 1-Farhad Daftary, İsmaililer / Tarihleri ve Öğretileri, Doruk Yayınları, İstanbul 2005 2-İsmail Kaygusuz, Hasan Sabbah ve Alamut, Su Yayınları, İstanbul 2004. 3-Farhad Daftary, Muhalif İslamın 1400 Yılı / İsmaililer, Tarih ve Kuram, Rastlantı Yayınları, Ankara 2001 4-Cihangir Gener, Ezoterik – Batıni Doktrinler Tarihi, Yurt Kitap Yayın, Ankara 2007 |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Degerli canlar Bugün sizlerle Osmanlı İmp. luğunun Kuruluşu ve bilinmiyenlerinden bahsetmek istedim..
Öncelikle bilinmesinde fayda olan gerçek, tarihte osman bey adında biri yoktur.. Bütün bilimsel araştırmalar, osmanlı devleti'nin Kurucunu "OTTOMAN" VEYA" ATAMAN" olarak verir. nitekim Bizans kaynaklarında ve diğer batı kaynaklarındada osman ismi yer almaz... Oysa hem batı hem diğer kaynaklar halife Osmanın ismini osman olarak aktarmaktadır... yani sünni çevrelerin osmanlıyı sünni gösterme aldatmacasından başka bir şey değildir.. osman bey hikayesi... Otman ve ottoman yada Ataman gerçek isimdir. Nitekim Otman, Beyliğin başına aday seçildiğinde Hacı bektaş2a götürülür ve kılıç kuşatılıp kutsanır.. Şeyh Edebali (Edeb-ALİ) kesin olmamakla beraber 1206 yılında Horasan in Merv sehrinde M,1206 yilinda doğmuş, 1326 yılında hakka yürümüştür. Ahi ve Kalenderi şeyhidir.. Otman Gazi'nin (Osman Gazi) kayınpederi ve hocası, Orhan Gazi'nin dedesi bir anlamda da sonradan imparatorluk olacak Osmanlı Devleti'nin (Ottoman Emperier) fikir babasıdır... İlk tahsilini memleketinde yapan Edebali, tahsilini Şam’da tamamlamıştır. Hacı Bektaş ve diğer Horasan Erenleri ile yakın ilişki içinde olup, sohbetlerinde bulunmuştur. Alevi öğretisi dahilinde Şii-batıni zümreden olan Baba İlyas halifelerinin ileri gelenlerindendir... Kaynaklar her ne kadar Edebali ile ilgili değiştirici bilgiler vermiş olsalar da sonuçta yollar aynı yere çıkmaktadır. Kimi kaynaklar bu büyük Şeyh’i, Baba İlyas’ın halifesi gibi gösterirken, kimi kaynaklar da onu bir Ahi Şeyhi olarak noktalamaktadır. Sonuçta her iki yol da aynı yere çıkar. Ali yandaşlığı ve Alevilik. Edebali’nin Bir Alevi-betıni evliyası olan Ebul Vefa ’nin bir mensubu olduğunu Katip Çelebi “Vefaiyye tarikatına mensup Edeb Ali” diye vermektedir.” Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda büyük emeği geçen Alevi pirleri gibi Edebali de her nedense gözlerden uzak tutularak Sünnileştirilmek istenmektedir. Ancak kaynakların incelendiğinde onun bir Alevi piri olduğu her noktada ortaya konmaktadır.Zaten ilk Osmanlı Devleti’nde ki dinsel hoşgörü ve hümanist yapı bu pirlerin öncülüğünde kurulmuştu. Ertuğrul Gazi’nin. oğlu Otman Gazi, (Osman gazi) Anadolu topraklarına geldiklerinde Müslümanlıkla pek ilgileri yoktu. Öğrenmeleri gerekli tüm bilgileri ve Kuran-i Hz. Muhammed hakkında ne öğrendilerse Edebali tekkesinde öğrenmişlerdir İşte bu süreçte küçücük bir beylik olan Osmanlı Beyliği’ne destek veren Horasan Erenleri olan Alevi pirleri, bu Beyliğin kısa sürede büyüyüp, bir devlet kuracak duruma getirmişlerdir. Hacı Bektaşlar, Sarı Saltuklar, Abdal Musalar, Geyikli Babalar ve niceleri Osmanlı Devleti’nin kuruluş süreçlerinde bilginleri, yöneticileri, öğretmenleri olmuşlardır. Taa ki, ne zaman Alevi inancının ve Alevi’nin toplumsal yaşamının Osmanlı devlet erkanına ve feodal toprak beylerine ters gelmeye başlamasıyla bu ilişkiler tersine dönmüş, 15. yy.lın ortalarından başlayarak kopmaya ve adeta da Aleviler Osmanlı Devleti’nce düşman olarak görülmeye başlanmıştır. Söz konusu ayrışmanın olduğu ve herşeyin tersine döndüğü 15 yüzyıla kadar..Horasan Erenleri hem Selçuklu, hem de Osmanlı devletinin ilk yıllarında o ülkenin birer yöneticisi gibi sorumlu davranıyor, aynı sorumluluk içerisinde de görevlerini yerine getiriyorlardı. Örneğin Osmanlı Devleti’nin oluşumunda Otman Gazi’ye (osman gazi) kızını vererek kayınbabası olan Edebali, Osmanlı Devleti’nin örfi ve dini konularında hüküm verendir... Osmanlı'nın ordusu olan yeniçerilerde Horasan erenlerinin denetimindeydi.. Osmanlı devletinde alevi-batını egemenlik.. yavuzun mısırdan halifeliği getirdiği döneme kadar etkinir. EY OĞUL!!!! Ey oğul, artık Bey’sin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoşgörmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana... Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kula bağlı. Allah yardımcın olsun... Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın! Ama; bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın! Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi değildir. Bütün bilinmeyenler, feth edilmeyenler, görünmeyenler, ancak sen faziletli ve ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır. Ey oğul ! Ananı , atanı say ! Bereket büyüklerle beraberdir. İnancını kaybedersen , yeşilken çöllere dönersin. Açık sözlü ol ! Her sözü üstüne alma ! Gördüğünü görme ! Bildiğini bilme ! Sevildiğin yere sık gidip gelme ! Ey oğul ! Üç kişiye acı : Cahil arasındaki alime , zenginken fakir düşene,ve hatırlı iken itibarını kaybedene. Ey oğul! unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklıysan mücadeleden korkma !... Şeyh Edeb-Ali Allah Eyvallah Gerçeğin demine Huu Diyelim... |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Degerli canlar...
Bilindiği gibi yeniçeriler Bektaşi olup.. Hacı bektaş dede-babalarına bağlıydılar... yeniçeriler yavuzdan sonra pasifleştirildi.. başlarında yer alan Bektaşi dede-babaları baskı altına alındı.. ve nihayetinde 1876 yılında yeniçeriler kaldırıldı.. bunla birlikte Bektaşilik yasaklandı.. Bütün Bektaşi babaları hakkında ölüm fetvaları çıkarıldı.. Bu dönemlerde Bektaşi tekkelerine nakşibendi dervişeri getirildi... Hacıbektaştaki cami 1800 lü yıllarda bu nakşi dervişlerince yaptıldı... Yeniçerilerin sancaklarında İmam-ı Ali.. İmam-ı Hasan.. İmam-ı Hüseyin adları vardır.. Yine yeniçeri sancaklarında "La Feta İlla Ali La Seyfe İlla Zülfikar" yazardı.. Yeniçerilerin okuduğu iki gulbank sunmak istedim.. Allah, Allah, illallah Baş üryan sine püryan Bu meydanda nice başlar kesilir hiç olmaz soran Kulluğumuz padişaha ayan Üçler, yediler, kırklar Gülbengi Muhammedi Nur-ı Nebi Kerem-i Ali Pirimiz, sultanımız Hünkâr Hacı Bektaş Veli Demine devranına hû diyelim... Huuuu.... YENİÇERİ SANCAĞINDAKİ SÖZLER Hacı Bektaş Veli'nin bindiği cansız duvar. Mazharı Nur-i Ali'dendir ona ol yadigar. Nare-i düldül ederdi arşı âla da karar. Şad hazare bin kâfiri bir narada etti şikar. Dedi: Arslanım Ali'dir, kudretine girdikar. Lâ fetâ illa Ali Lâ seyfe illa Zülfikar Koydular başın ol şahın Kerbela Meydanına. Bastılar parmakların Şah Hüseyin kanına Urdular miskin pelitle kıymadan gerdanına Bu hakaretler yaraşmazdı o şahın şanına Düşmeden kanı yere, ol demde çağırdı gübar La fetâ illa Ali Le seyfe illa Zülfikar Padişahım çok yaşa Devletinle bin yaşa |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Balım Sultan (1462-1516)
Alevi-bektaşilerin Hacı bektaş-ı Veli sonrasında ikinci Piri (Pir-i Sani) kabul edilir..... Alevi- Bektaşiliğe ait kuralları derlemiş ve dergahta bir düzen içerisinde yaşama geçirilmesini sağlamıştır. Sözel olan Bektaşi geleneğinde düzenlemeler yaparak, yazılı metin haline getirmiştir. Yapısal olarak Bektaşiliği “kurallara bağlamış”tır. Balım Sultan’la Bektaşilik erkannamesi son biçimini almıştır. Böylece geniş bir coğrafik alana yayılan Bektaşilik uygulamasında “bir-örneklilik” sağlanmıştır. II. Beyazıt Han.. ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde yaşadı.. II. Beyazıd. Bektaşi erkanına sıkı sıkıya bağlı hatta Ayin-i Cem'lere bizzat katılan, Bektaşi değişleri olan Osmanlı Padişah'ıdır.. Şah Hatayi II. Beyazıt'a baba diye hitap eylerdi... Ancak hemen belirtmek gerekir ki babasını Önce zehirleyip.... sonra yedi kule zindanlarında bogduran Yavuz'dan sonra, bektaşilik geri dönülmez bir yola girmiştir... Yavuzun Şah İsmail ile savaşa girmesi... iki Alevi-bektaşi ordunun karşı karşıya gelmesi...ve sonrasında bektaşiliğin Osmanlı sarayında kan kaybedip, yerini sünni şafii ve nakşi şeyhlere bırakması.. Bektaşiliğinde sonu olmuştur.. Yavuz'dan sonra artık osmanlıya bektaşi yada Alevi demek olanaksızdır.. Bu tarihten sonra katliamlar.. ve sürgünler dönemi başlayacaktır. Yine burada bazı gerçekleri hatırlamakta yarar var.. yavuz'u diğer padişahlar'dan ayıran en temel özellik, savaş anı gelinceye kadar kimle savaşacağını bir sır gibi saklamasıdır... yani aslında ordu doğuya hareket ettiğinde.. şah ismail ile yeniçeririlerin savaşacağını yanlızca kendi biliyordu.. Savaş meydanında iki ordu.. ya Allah ya Muhammed ya Ali naralarıyla.. 12 İmam isimleriyle birbirine karşı savaştı... savaş sonunda... Ordu içinde büyük kargalaşalar olduysada.. bu bastırıldı... savaş meydanını terk eden Şah İsmail, peşinden ordu önce Tebrize oradan güneye yöneldi.. Mısır'a varıp halifeliği alarak gei dönüldü... yavuz' Şah İsmail peşinden giderken.. Anadolunun güvenliğinden sorumlu Kürt beylerine katliam fermanları verdi.. bilinenin aksine 40. bin aleviyi katleden yeniçeri değil.. İdrisi Bitlisi gibi, Şafiii kürt beyleridir.. ( yedi Aleviyi öldüren cennete gider fermanları Bu şafiii kürt beylerine aittir.) Fakat ordu içerisinde huzursuzluk dinmiyordu.. büyük bir isyan hareketi başladı.. amaç yavuzun tahtan indirilmesi idi.... Durum ciddiyetini korurken.. Yavuz yeniçeri Piri ile birlikte orduyu da yanına alarak Hacı Bektaş Dergah'ına Pir huzuruna vardı... Bektaşi geleneğinde mengüc olarak adlandırılan.. ve Yola erkana girenlere takılan Küpe taktırdı... mengüc takdırmanın anlamı ise şudur.. eğer ki bir talip yola erkana.. ve ikrarına asi olursa, Küpe Pir yada dede tarafından koparılır.. kulak delik olurdu herkes bilirdi ki Bu talip yol düşkünü olmuş.. tarikat makamından düşmüştür.. düşkün sayılan bir padişah yeniçerilerein padişah'ı olmaz... tahtanda düşerdi.. Yavuz yeniçerilerin huzurunda mengüç kulağına takdı... 12 İmam'a ve 4 kapı kırk makama bağlılık andı içti.. fakat tarih böyle yazmayacaktı,,, İhanet ve Alevi-bektaşi katliamları durmayacaktı.... bundan sonrası için.. yavuz her ne kadar bektaşi dergahına bağlılık yemini etmiş..ve dergaha çok büyük maddi yardımlarda bulunmuş olsada bu hiç şüphesiz yeniçerileri yatıştırmak içindi.... Yavuzdan sonraki dönem de.. Osmanlı Padişahları tamamen sünni/nakşi/Şafii ekolünün etkisine girecek.. nihayet 1876 da II. mahmut.. Bektaşiliği yasaklıyacaktı.. II. Mahmut Döneminde.. birçok Bektaşi babası Alevi dedesi asıldı.. öldürüldü.. Alevi dergahları yakılıp yıkıldı.. Çok az Seyid nesli dede baba dağlara, ucra köşelere kaçmak durumunda kalarak kurtuldu.. Bu baskı ve Zulüm... Mustafa Kemal Atatürk dönemine kadar sürdü.. Saygı ve Sevgilerimle |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
YENİÇERİ SANCAĞINDAKİ SÖZLER
Hacı Bektaş Veli'nin bindiği cansız duvar. Mazharı Nur-i Ali'dendir ona ol yadigar. Nare-i düldül ederdi arşı âla da karar. Şad hazare bin kâfiri bir narada etti şikar. Dedi: Arslanım Ali'dir, kudretine girdikar. Lâ fetâ illa Ali Lâ seyfe illa Zülfikar Koydular başın ol şahın Kerbela Meydanına. Bastılar parmakların Şah Hüseyin kanına Urdular miskin pelitle kıymadan gerdanına Bu hakaretler yaraşmazdı o şahın şanına Düşmeden kanı yere, ol demde çağırdı gübar La fetâ illa Ali Le seyfe illa Zülfikar Padişahım çok yaşa Devletinle bin yaşa!!! |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Degerli canlar...
Hem yavuz ile hemde çaldıran savaşıyla ilgili bazı gerçeklerin bilnmesinde yarar görüyorum... Öncelikle Sultan selim'e "YAVUZ=KAN İÇİÇİ ZALİM, VAHŞİ" Anlamlarına gelen sıfat bir hakarettir.. daha sonraki yıllarda. bu hakaret sözcüğü anlam değişmesine uğrayarak olumlu hale getirilmiştir.. ama bu kelimenin asıl anlamı budur.. yavuz Sultan Selimin'in babası II. Beyazıt gerçektende Bektaşi ayin-i cemlerine katılırdı... Hatta Şah İsmail.. II. Beyazıta baba diye hitap ederdi aralarında mektuplaştıkları da bilinir.. Osmanlıyı Kuran Alevilerdir.. Fakat Aleviler osmanlıyı yavuz dönemine kadar savunurlar ve bizimdir derler... Gerçektende osmanlı padişahları Bu döneme kadar ayin-i cemlere katılır.. Pir dede-babalardan destur alırlardı.. Bir bilinmiyende şudur.. tarihte "OSMAN" diye biri yoktur.. Osman bey'in asıl adı "OTMAN BEY" dir... Şeyh Edebalı Bektaşidir... Bizzat Söğüt ve bursanınn fethine geyikli baba ve Abdal Musa katılmıştır.. Yine Bursada somuncu baba Osmanlının kuruluşunda emeği geçenlerdir.. Yavuzdan sonrası yani Halifeliğin osmanlıya geçmesiyle İmparatorluk nakşibendi ve sünni din adamlarının etkisine girdi bu tarihten sonra Alevi-bektaşiler için katiamlar başladı.. Yavuz Sultan selim.. şehzadeliğini Trabzonda yaptı.. Bu sırada hem Yavuz hemde hemde Şah İsmail... Yezcan'da (ERZİNCAN) bir kıza aşık olurlar... hatta bu dönemde Erzincan birçok kereler el değiştirir.. Yavuz ve Hatayi arasındaki çekişme Şehzadelik dönemlerinde başlar.. Yavuz saraya döndüğünde.. babasını önce zehirler sonra boğdurarak öldürüp yerine sultan olur... Bu dönemde Bütün padişahlar Hacı Bektaş-ı Veli dergahına bağlıdır.. ve Oradan İcazet name alarak Tac giyinirlerdi... Ve her Padişah Bektaşi dergahına bağlılıklarını sunardı... Yavuz'un Kulağındaki küpe bunun işaretidir... Eskiden Bektaşi Dergahına talip olanların sol kulağına bir küpe takılırdı.. Eğer can.. "yoldan düşerse" Piri yani Dede-baba'sı tarafından küpe çekilir.. kulağı yırtk olurdu.. böylece can'ın yol düştüğü anlaşılırdı... Yavuz Sultan olduğunda Anadolu 'da halk Hatayi'nin tarafına geçti.. hatta kafileler halinde Halk erdebile gidiyor Şah İsmail'e biat ediyorlardı... Dahası Şah hatayi Erzincan'a kadar gelmiş 12 İmam soyundan bütün ocakların dede'leriyle toplanıp.. Kızılbaş Türk Devletini kurmuştu.. Bu Osmanlının toprak bütünlüğünü ve otoritesini sarstı.. ve Şah Hatai ile şavaş kaçınılmaz oldu... İki ordu.. çaldıranda karşılaştı.. savası yavuz kazandı.. fakat Söylentilerin aksine Halkı asan ve 40. bin kişiyi katleden Osmanlı ordusu değildi.. ordu Çaldırandan'dan sonra Şah İsmail'in peşine düştü.. İran fethedildi.. oradan güneye inildi mısıra gidildi.. ve halifelik alınarak İstanbula geri dönüldü.. Anadolu'daki Alevi katliamını ise osmanlı askerleri değil... Şafiii Kürtler yaptı.. savaştan sonra Osmanlı içindeki nakşibendi ve şafiii şeyhüsselamlar ve din adamları Şafii Kürtlere Alevi-Kızılbaş halkı katletmesi için fetva yani dinen izin verdiler (İdrisi Bitlisi katliam yapan bu kürt beylerinin başında gelir).. halen Şafii kürtler arasında bilinen ve aslı Topkapı sarayında olan " Yedi Alevi-Kızılbaşı öldüren cümle günahlarından arınır Cennet-i Ala'ya gider.." sözü işte bu fetvaya dayanır.. Gerçekten de Şafii kürtler her dönemde olduğu gibi Alevi-Kızılbaşları katlettiler ve ve adete sürek avına girdiler.. bütün mallarını talan ettiler.. kızlarının kadınlara tecavüz ettiler.. Alevi-Kızılbaşlar Atatürk dönemine kadar dağlara sığındı... Ordu istanbula döndüğünde Yeniçeriler içinde ayaklanma ve huzursuzluk çıktıysada sonradan Balım Sultan'a ve bektaşi dergahına bağlılığın yenilenmesiyle yeniçeriler sakinleştirildi.. Fakat katliamlar halifeliğin Osmanlıya geçmesi ve saraya nakşibendi ve sünni şeyhüsselemların egemen olmasıyla daha da arttı.. ve 200 yıl sonra II. Mahmut bektaşi ocaklarını bastı.. dede-babaları ve anadoludaki bütün Alevi ocaklarını dergahlarını ve başlarında bulunan seyid dedeleri astı haklarında idam fermanları çıkardı.. bektaşidergahlarına nakşibendi hocaları yerleştirdi... Saygı ve Sevgilerimle.. |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||