![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#11 |
|
Kontrollü Üye |
Yeniçeriler sefere çıkmadan mutlaka pir evi hacıbektaşa giderek destur alır cem yaparlardı...
Hz. Muhammed hz. Ali ve Ehlibeyt yad edilir... Erenler alperenler anılır... Dualar aldıktan sonra sefere çıkarlardı… akıncı beyleride zaman zaman zaman destur almaya gelir uç akıncılar ise görevli dede baba halife babalarla beraber kandaş olur akınlar yapardı (battal gazi,Hüseyin gazi,malkoç oğlu,sarısaltuk,bunlardan bililen akıncı dede-babalarıdır. Hu) Mü'miniz kalu-beli'den beri... hakkın birliğine eyledik ikrar... bu yolda vermişiz seri... nebimiz vardır ahmed-i muhtar... la yezal mestaneleriz... nur-ı ilahide pervaneleriz.. sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile... on iki imam pir-i tarikat cümlesine dedik beli... üçler, beşler, yediler... nur-ı nebi kerem-i ali, pirimiz üstadımız hünkar hacı bektaş veli... demine devranına hu diyelim hu!' Allah Allah celilü'l- cebbâr,muinü's-settâr,hâliku'l-leyli ve'n-nehâr,lâyezâl, zü'l-celâl,birdir allah! Ânın birliğine, resûl-ü enbiyâ peygamberimiz cenâb-ıahmed-i mahmûd-u muhammed Mustafa Âli evlâd-ı resûl-i müctebâ imdâd-ı ruhâniyetine... piran mürşidin, âşıkin, vâsilin hamele-i kur'ân, güzeştegân, ehl-i imân ervâhına, avn-ü inâyetine!halifetü'l-islâm es sultân ibni's-sultânbil- cümle islâmın necât ve seâdet ve selâmetine pirler, erenler, üçler, yediler, kırklar, göçenler,demine devrânına hû diyelim Bir yeniceri gülbengi Allah Allah İllallah, baş üryan, göğüs kalkan, dide al kan, sine püryan Bu meydanda nice başlar kesilir hiç olmaz soran ,kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan kulluğumuz, padişaha ayan, sayılmayız parmakla ,tükenmeyiz kırmakla Üçler, Beşler, Yediler, Kırklar Nur-u Nebi, kerem-i Ali, Keramatı Vela Pirimiz, hünkarımız, Üstadımız Kutb-Arifîn Hacı Bektaş-ı Veli Dem-ü, devranına hü diyelim Hüüüüüüü Vur pençe-i Ali'deki şimşîr aşkına Gülbankı asumanı tutan pir aşkına Ey leşker-i müfettihül-evvab, vur bugün Feth-i mübıni zamin o teşhir aşkına Vur! Ruh-i pürfütuh-i Muhammedle yekzeban Fecr-i hücum içindeki tekbir aşkına Vur! Deyr-i küfrün üstüne rekz-i hilal için, Gelmiş o şehsüvar-ı cihangir aşkına Düşsün çelengi Rumun eğilsin ser-i Firenk, Vur! Türk'ü gönderen Yedd-i takdir aşkına Yahya Kemal Bayatlı Olup yeniceri çektim cefayı Piyade eyledim nice gazayı Muhammed alidir yolum Pirim hacı pektaş velidir Elimde zulfikar hureğimde haydar Yarap bu gazayı bana mübarek Evliya hikmetine hayır eğle Hu….. Yeniçerilerin kendilerine özgü ayrı kahvehaneleri bulunurdu. Burada bir Bektaşi Babası dönemi... Yeniçeri şairlerinden Teslim Abdal'a ait bir nefes şöyledir: arzulamış gelir koca Bağdad'ı Şah Süleyman başı telli geliyor Yardımcısı ola oniki imam Önü sıra Serdar Ali geliyor Yüz bini birden der: "Allah'ım Allah Yüz bini der: "La ilahe İllallah" Yüz bin katarı var, yüzbin de sipah Yüz bini de darplı sallı geliyor Mü'minler "Hu" çeker münafık erir Mü'minin muradın ol Hüda verir Yüz bin de zırh giymiş sipahi gelir Yüz bini de bahar ballı geliyor Teslim Abdal der ki hey canlar canı Bunca Süleymanlar dünyada hanı Yüz bin nutku vardır yüz bin de canı Yüz bin de kolu kolçaklı geliyor." Viyana'ya, Arap Yarımadası'ndan Bağdat ve Hicaz'a ve oradan Cezayir, Mısır ve İran'a kadar fetihten fetihe, zaferden zafere koşmuşlardır. Yahya Kemal, Bektaşi Yeniçeri'deki fetih coşkusunu şu mısralarla dile getirir: Vur, Pençe-i Ali'deki şimşir aşkına Gülbank-i Asumanı tutan, pir aşkına, Son savletinle vur ki, açılsın bu surlar, Fecri hücum içinde ki, tekbir aşkına!." Ol zamanda şah idi Sultan Murad Mülk-i Rûm'da idar idi adli âd Edrene'i (Edirne'yi) itmiş idi tahtgâh Bursa'ya da gelûr idi gâh gâh Dileğince devrederdi mâh-ü sâl Devlet-i şemsi bulurdu hoş kemâl Hacı Bektaş'a muhib oldu emir Kim bilûr, ceddine virdiydi serir Şah Otman geydi Bektaş kisvetin Şem'i andan yakup aldı himmetin Kasdederdi hazretine varaydı İşiğin öpüp yüzini süreydi (Noyan, 1986: 449) Nice bir yatursun gafletten uyan Bu işlere agah ol Padişahım! Birkaç rical ile Valide Sultan Mu'indir kafire bil Padişahım Hiç haberin var mı Mısır halinden İçinde kalmadı kızdan gelinden Alalım Mısır'ı kafir elinden Dini bütün vezir Sal Padişahım Ne yazıklar oldu Mısır şehrine Kilise yapıldı mescid yerine İmdad gönder din İslam'ın carına Koyma hayfımızı al Padişahım ... Hacı Bektaş ocakları uyansun Yürüsün dalkılıç küffara dalsun Ol Nil-i Mübarek kana boyansun Kafire bir kılıç çal Padişahım" Hazır ol vaktine Nemçe kralı Yer götürmez asker ile geliyor Patriklerin inmiş tahttan diyorlar Bir halife kalmış o da geliyor Yetmiş bin var siyah postal giyecek Seksen bin var Allah Allah diyecek Doksan bin var tatlı cana kıyacak Yüz bini de Tatar Han'dan geliyor Gelen Ahmed Paşam kendidir kendi Altmış bin dalkılıç kusuru cündi Kaçma kafir kaçma, ölümün şimdi Hacı Bektaş Veli kalkmış geliyor ... Karacaoğlan der ki: burda durulmaz Güleryüze, tatlı cana doyulmaz Gökteki yıldızdan çoktur, sayılmaz Yedi iklim, dört köşeden geliyoriii KAYNAKÇA Ahmet Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet VI, Üçdal Yayınları, İstanbul 1993. ÂŞIK PAŞAOĞLU TARİHİ, (Atsız Neşri), Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara 1992. BIRGE, John Kingsley, Bektaşilik Tarihi, Ant Yayınları, İstanbul 1991. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Hattı Hümayun Tasnifi (HH), nr. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Hariciye Nezareti Mektubî Kalemi, (HR.MKT.) GÖLPINARLI, Abdülbaki, Alevi Bektaşi-Nefesleri Bedri Noyan, Bütün Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik, Ankara, 1999, Ardıç |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Kadın ve erkek karışık ibadet etme, semah dönme, Hemen hemen Bütün Türk devletlerinde vardır.. Aleviler, şölen, toplantı ve eğlencelerde içki içiyorlarsa da, (Erenler cemi hariç), Görgü cemlerinde yani ibadet sırasında asla içki içmezler, içkili ise Cem'e girmezler, girerse suçlu olurlar, Ceme tertemiz, güzel kokular sürünerek, güzel giysiler giyinerek sade bir biçimde gelirler.
Aleviler her türlü etkinliğinde, kadın-erkek ayrımı yapmazlar.. kadın ve erkeğin eşitliği heryerdedir. Örneğin, Tümur saltanatında ULUĞ BEY'in düğününde, böyle bir ziyafet tertiplenmiş, kadınlarında katıldığı bu toy'da ( Düğün) bol miktarda içki içilmiş, ve çalgılar çalınmış, oyunlar oynanamıştır... OSMANLI SARAYINDA DA, Böyle şölenler tertiplenirdi. LÜTFİ PAŞA TARİHİ ADLI ESERDE, OTMAN GAZİ ( OSMAN) 'nin beyliğini kurduktan sonra Yapılan şölen şöyle anlatılır: "... Oğuz resmince, üç kere yükünüp baş koydılar. Andan, dürlü ballardan ve KIMIZLARDAN getürüp, OTMAN ( OSMAN) GAZİYE) sağrak sundular.." II. Murad devri tarihçilerinden, Yazıcıoğlu Ali Efendi, kadınlı-erkekli yenilip içilen şölenleri şöyle anlatır: işbu tertib üzre oturmak gerek Önlerinde müçeler durmak gerek KIMIZ-U komran da bu tertip ile Ağa ile ini arasında içile İBN-İ BATUTA, Kırım Sarayında, beyler ve hatunlar tarafından karşılanıp ağırlanmıştır. En çok at etinden yapılmış yemekler, KIMIZ VE BOZA ikram ediliyordu. Yemekten sonra, güzel sesli hafızlar KUR'AN okuyor, bir hatip hutbe veriyordu. Kaynak: 1- Mehmet ERÖZ, Türkiye'de Alevilik- bektaşilik, s. 309 2- Seyahat-name-i İbn Batuta, Çev: M. Şerif tercümesi, III. cilt, s. 205 3- Mehmet YAMAN, Alevilik ( İnanç- Edeb- Erkan) |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
" Orozo tutup, namaz okugan tozor
Dudar çertip, sama tepken ozor" Oruç tutup, namaz kılan yok olur, Saz çalıp, zikir eden ileri gider Yukradaki orjinal dize, Orta asya Ahmet Yesevi'nin müritleri olan Yesevilere, yada "Lahçilere= Alllahçılara" aittir. Ortaasya da yaşayan Lahçiler, Kırgızistan, özbekistan, Kzakistan, Tacikistan, Doğu Türkistan ve kaşgarlarda dahi yaşamaktadırlar Yüzyıllardır var olan lahçiler'in ibadetleri ve inançları incelendiğin de pekde Anadoludaki Alevilerden farklı olmadıkları görülmekte, Gece gizlice çerag uyandırıp, kopuz eşliğinde yukardaki beyitleri söyleyip semah dönüyorlar, Kırklara inanıyor, cem yapıyorlar... Dahası orlardaki sünniler bizleri nasıl suçluyorsa ordakileri aynı şekilde suçluyor iftira tıyorlar, onlarda mum sündü iftiraları siyasi baskılar ve kafirlik suçlamları yöneltiliyor... Bu konuyla ilgili , Bilimsel bir araştırma olan bir kitabı size tanıtmak isterim.. Kitap Bir süre Kazakistan'da bulunmuş oralardaki Alevilik ve Anadolu Aleviliği üzerine birçok araştırma yapmış aynı zamanda Kazakistan Ahmet Yesevi Üniv. Öğretim üyeliği de yapmış, Seyid Bir Bilim adamımızın ALLAHÇILAR= ORTA ASYA'DA YESEVİLİK KIZILBAŞ TÜRKLER, LAHÇİLER, isimli kitabı gerçekten okunmaya değer.... KAYNAK: 1- ALİ YAMAN, ALLAHÇILAR= ORTA ASYA'DA YESEVİLİK KIZILBAŞ TÜRKLER, LAHÇİLER |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Bilindiği dersim Alevi Ocaklarının en büyüğü Baba Mansur'dur.. baba mansur Ahmet yesevi ocağı ile alakalıdır..
Baba mansur'un Horasan Diyarından gelmeden buradaki adı Mansur Ata'dır. mansur Ata ise bilindiği üzere, Hoca Ahmet yesevi'nin Piri Arslan baba 'nın oğlu ve Aynı zamanda Ahmet yesevi halifelerindendir... Baba Mansur'a ait bir Türbe bulunmamasına rağmen, Yanlız baba Mansur'a ait menkıbenişn geçtiği Duvarın bulunduğu yer bugün ziyaretgah olarak Tunceli ( dersim) Mazgirt'te, Darıkent ( Muhundi) Bucağında bulunmaktadır. Bu Ocak ddeleri darıkent ve yakınlarındaki köylerde yoğunlaşmıştır. Bununla birlikte Erzincan, Sivas, Elazığ, Erzurum ve malatya bölgelerinde de bulunmaktadır. Bir dileğim vardır ulu kişiye Baba Mansur gibi pirim var O bizi kimseye muhtaç eylemez Baba Mansur gibi pirim var Kim ki Baba Mansur’un eteğinden tuttu Dünya ahiret murada etti Baba Mansur Dıvar yürüttü imam Hasan ağu içti Baba Mansur gibi pirim var Bir dıvar yürüttü moğındıda Himmet almıştı cedım Baba Mansurda Onların mekanı var yedi kat arşta Baba Mansur gibi pirim var Baba Mansur hakkın sırrını gördü Münafık Baba Mansurda sual sordu Sırrını vermedi serini verdi Baba Mansur gibi pirim var Baba Mansur aynım hak dedi dönmedi darında Özün berdar eyledi geçti serinda Himmet almıştı pirim imam hüseyinde Baba Mansur gibi pirim var Baba Mansur evrası oniki imam nuri Müminlere yol olmuş Mansurun darı Moğındıda yürüttü cansız dıvarı Baba Mansur gibi pirim var Baba Mansur evrası oniki imamda Süzüldü münafıkın bağrı ezildi Nesimi yüzüldü Baba Mansur asıldı Baba Mansur gibi pirim var Pir Sultanım pes oldu sırlar Bizi da neyleyen münafık körler Pınanan çekildi gerçek erenler Baba Mansur gibi pirim var |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Şimdi Osmanlı Sultanlarından Sultan Abdulaziz tarafından kaleme alınan Kerbela’ya Ağıt'ını sunalım,
Sultan Abdulaziz Bektaşi tarikatına mensup idi ve Ayini cemlere katılırdı : KERBELA’YA AĞIT Kudretil Ayini Resuli şahı servere Katil kastiyle cem oldular bir yere Nasılda layık gördüler cismi paki hançere Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare Biat vacip iken iman etmedi ol layın Kurdular dini fesadı oldular dini hayın Hüseyne kast fitneyi hayasız bi’ din Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare İncittiler evladı resulu hakkında kulu Vermediler Kerbela’da mazluma bir kadre su Ey hayasız zalim, senin yüzüne pu Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare Hüseyn’in katlinin hiç kalırmı yanına Şimir melun hançer çaldı ol şahın gerdanına Ey münafık nasıl girdin şah Hüseyin kanına Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare Kuranı din İslamı meta gibi sattılar Ehlibeyt’i üryan büryan Şam’a esir ettiler İnsanığa reva olmaz böyle bir iş tuttular Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare Ey müslümanlar dinlediniz feryat figan ettiniz Dini İslam olmuşuz resula iman ettiniz Ya buna nasıl dayansın Sultan Halife Abdul Aziz Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare “Âb–ı rûy–ı Habîb–i Ekrem için Kerbelâ"da revan olan dem için Bakma ya Rab bizim günâhımıza Nazar et, can u dilden âhımıza.” Murad Hüdavendigâr (Osmanlı Sultanı I Murad ) |
|
|
|
|
|
#16 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Osmanlı Sultanları, Bektaşi tarikatına bağlı idi. ve Ayini Cemlere katılırlardı. Şimdi Osmanlı Sultanlarından padişah 3. Murad'ın Hac ile ilgili bir Deyişini ve serhini ele alalım:
Ey Halilüm Kabe kasdın eyleyip çekme elem Gel tavâf eyle beni kim Kâbe-i ulya menem Ey dostum, Kâbe'yi tavaf arzusuyla elem çekme, gel beni tavaf et, zira yüksek Kâbe benim Sultan 3. Murad Alevi-Bektaşi İslam anlayısında hac İnsan-ı kamil'in gönlüne yapılırdı. ve Gönülleri tavaf etme Beytullah'ı -Allah'ın evi- tavaf etme kabul edilirdi.. Bunun başlıca nedeni ise, Allah'ın evi'nin mekke'deki kabe değil Gönüller olduğu kabulüdür. Bundan dolayıdır ki hiçbir Alevi-bektaşi ulusu ve osmanlı padişahlarından hiçbiri mekke yollarına düşüp kabe'yi tavaf etmiş değildir.. Yukardaki sunulan örnek dışında Birçok tasavvuf ehlinin Hav farzını mekke ziyareti olarak değil İnsan'ı kamil'in gönlünün ziyareti , sözünün nasihatının sohbetinin dinlenmesi olduğunu kabul ettiğini görmekteyiz.. Kaynak: Sultan III Murad, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları 873, birinci baskı 1988, Yazan H. Ahmed KIRKKILIÇ, SAYFA 35 |
|
|
|
|
|
#17 | |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 1309
Mesajlar: 484
Thanks: 52
Thanked 64 Times in 55 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : -11
REP Seviyesi :
![]() |
Alinti:
NAKİBÜL EŞRAFLIK Başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere birçok devlette kurulmuş bir kurumdur. Hz. Peygamber (A.S.)’in soyundan gelen seyyid ve şeriflerin şeceresini tutmak, sahte seyyid ve şerifleri hakikilerinden ayırmak, seyyid ve şeriflerin hizmetlerinden sorumlu olmak üzere kurulmuştu. Abbasiler zamanında seyyid ve şeriflerin dereceleri protokolde halifeden sonra gelmekteydi. Abbasiler’de “Ensab Nakipleri” denilen memurlar, Hz. Ali (R.A.)’nin soyu ile Abbasi sülalesinin ayrı ayrı defterlerini tutarlardı. Harun Reşid ve oğlu Memun devrinde seyyid ve şerifler yeşil cübbe giyip, yeşil sarık takarlardı. Yeşil cübbe sonradan terk edilmiş olmakla birlikte, yeşil sarık Memluklar ve Osmanlılar devrinde de devam etmiştir. Sadât’tan sayılan seyyid ve şeriflere genel bir tabir olarak “emir” denilmiş, başlarındaki sarığa da “emir sarığı” adı verilmiştir. Sadât’tan olan hanımlar da başlarına yeşil alamet takarlardı. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren seyyid ve şeriflere özel bir hürmet ve riayet gösterilmiştir. Bunun bir sonucu olarak vergiden muaf tutulmuşlar, şecerelerini ve bu muafiyetlerini belgelemek üzere berat verilmiştir. Bu konuyla ilgili padişah fermanları arşivlerde halen mevcuttur... Osmanlı'da Bu sebeble Alevi-bektaşi dergahlarına da tardımlarda bulunulmuştur. Bununla ilgili fermanlar mevcuttur Osmanlılar’daki seyyid ve şeriflerle ilgili vazifeleri yürüten müessesenin adı Sadât Nikabeti’dir. Nakib, seçkin bir cemaatin başı demektir. Osmanlılarda bu müessese 1400 Mayısında Sultan Yıldırım Bayezid zamanında kurulmuştu. Fatih Sultan Mehmet döneminde bir ara Sâdat Nikabeti kaldırılmış, fakat sonraları seyyidlik iddiasında bulunan bazı şahıslar ortaya çıkmaya başlayınca yine Fatih devrinde yeniden kurulmuştur. Sultan II. Bayezid döneminde Sâdat Nikabeti’nin adı Nakibü’l-Eşraflık olarak değiştirilmiştir. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına kadar da bu isimle devam etmiştir. Nakibü’l-Eşraf seyyidlerden, yani Hz. Hüseyin (R.A.) soyundan seçilir ve ulema sınıfından sayılırdı. Bu makama gelenler değiştirilmezler, senelerce bu makamda kalırlardı. Ancakzaruri hallerde değişiklik olurdu. Nakibü’l-Eşraflık yapan birçok zat, bu görevinin yanı sıra şeyhülislamlık ve kazaskerlik gibi görevlere de gelmişlerdir. Osmanlı Devleti’nde Nakibü’l-Eşraf, padişahtan sonra en yüksek kademeli kişiydi. Padişahların tahta geçme merasimlerinde padişaha ilk biat eden Nakibü’l-Eşraf olurdu ve cülus duasını o yapardı. Bayram tebriklerinde de ilk tebrik ve bayram duası Nakibü’l-Eşraf tarafından yapılır, sonra diğer erkân tebrik ederdi. Her iki merasimde de padişahlar Nakibü’l-Eşrafa hürmeten ayağa kalkarlardı. Padişahların kılınç kuşanma merasimlerinde de bazen bu zatlar kuşandırmışlardır. Nakibü’l Eşraf olan zatların yardım ve hizmet eden adamları ve her şehirde de Nakibü’l-Eşraf Kaymakamı denilen yardımcıları vardı. Kaynak: 1- Rüya KILIÇ , Osmanlı'da Seyidler ve şerifler |
|
|
|
|
|
|
#18 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Thanks: 12592
Thanked 8566 Times in 4033 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dede-Baba,
Bari şu yazına garışmayım dedim amma, Yalan ,yanlışı görünce duramadım Yazın bir Osmalı övgüsüne dönüşmüş, Önüne geleni burya atma, Meger ne iyiymiş bu osmanlı yawvf 1-2.Byazit, Alevi değildir, Sünnidir, 2-Nur ali, Yan, Tekeli Ayaklanması onun zamanında olmuştur, ve alevilerin katillerinden birisi de odur, 3-Yavuz- İslmail bir birlerini tanımazlar, ortak kişiyede aşık olmamıştır, 4- Yavuz Babasını İstanbulda Zehirlemedi, Onu iktidardan düşüdü, Arnavutluğa gönderirken, yada başka bir yere giderken yolda zehirletti, 5-Anadolu aleviler, Şah İsmaili daha önceden desdeklemişlrdir, ve Savafi devleti çok önce kurulmuştu, 6-Balım Sultan'ı 2. Beyazit falan atamadı, 7- Çaldıran savaşında, İki ordu da , Allah, Muhammed -ali diye savaşmadı, Zaten Yavuz Sünni olarak orya geldi, 8-Yavuz savaşa giderken, yol üstünde ki, Alevileri katletti, 9-Doğru Birlis'de, Alevi katletti, Bunlar Kürttü oda doğru, 10-Çaldıran Savaşı olduğunda Balım Sultan Hakk'a yürümüştü, Yavuz'un ona bağlılık bildirmesi diye bir şey mümkün değil, 11- Şeyh Edebali, Osman/Otman/Atman'ın kayınpederi falan değildir, 12- Onun öyle bir sözü vve söylemi yoktur.Uydumadır. 13-Yeniceri ocağıda bir siyasal iz düşümüdür, Devşirme Hıristiyan cocukları, Sünnilere verilir onların yanında türkceyi ve islamı öğrenir sonra da, Orduya katılırlardı, 14- Evet ,Osmanlıya, alevi/Batın dervişlerin katkısı olmuştur, Bu Araştırılmaya değer bir olgudur, o dönemin şartları içinde incelemek gerek, Niyesi Nedeni, Alıntı yapıp, sunduğun bilgiler, bir Türkcülük kokuyor, Osmanlı ne iyi diyesi geiyor insanın, Oysa öyle olmadığı biliniyor, NOY; Bak nu Yazında, Hasan Sabbah'ın MUSAHİpLİK söylemini yazmamışsın, Kutlarım.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Kontrollü Üye
Üye No: 2864
Mesajlar: 8
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi :
![]() |
Yönetim Tarafından Silinmiştir
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||