Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Ünsal Öztürk

Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 01-25-2011, 15:02   #1
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart Uluslararasi “parsadan”


Paulikienler konusundaki temel kaynak Sicilyalı Peter’in raporlarından oluşmaktadır. Paulikienlerin faaliyetlerinden rahatsız olan Bizans yönetimi, hem bir din adamı, hem de istihbaratçı olan Peter’i 9. yüzyılda bölgeye göndermiştir. Peter de raporlar tutmuştur. Bu raporları hazırlarken Paulikien Didaskalosu Sergius’un elemanlarından ajanlar da devşirmiştir. Kendisi anlatıyor.

Sicilyalı Peter’in raporlarının derlemesini, Janet Hamilton, Bernar Hamilton ve Yuri Stoyanov, 1998 yılında, “CHRISTIAN DUALIST HERESIES IN THE BYZANTİNE WORLD, c. 650 –c.1450” kitabında yayımlamıştır. (Manchester University Press
Manchester and New York, distributed exclusively in the USA by St. Martin’s Press)

Bu kitapta Janet Hamilton, Bernar Hamilton ve Yuri Stoyanov, Paris’teki “Centre de Recherche d’Histoire et Civilisation Byzantines” adlı kurumun 1967 ve 1970’te yayımladığı derginin 2 ve 4 nolu sayılarından yoğun olarak yararlanmış, kitabın bazı bölümünü bu dergilerden oluşturmuşlardır.
Bu dergi ve sayıları şunlardır:

A.) Synodikon. Synodikon of Orthodoxy. J. Gouillard, ‘Le Synodikon d’orthodoxie’, T&M 2 (1967)

B.) Peter the Higoumenos, Précis, ed. C. Astruc, W. Conus-Wolska, J. Gouillard, P.Lemerle, D. Papachryssanthou and J. Paramelle, T & M 4 (1970)

Peter, istihbari raporlarında Paulikienliğin gerçek kurucusunun Konstantine olduğunu belirtiyor. Raporlara göre, Konstantine, bugünkü Elazığ ilinin doğusunda, o günlerde Ermenistan Samosata’sı olarak anılan bölgede, Murat Nehrinin kıyısında Mananalis adlı bir köyde doğuyor. Ermenilerin yaşadığı bir köy. Yani Konstantine, Ermeni bir ailenin çocuğu olarak gözlerini dünyaya açıyor.

Konstantine büyüyüp yetiştiğinde Suriye’den gelen bir papaz yardımcısı, Mananalis köyünden geçerken, Konstantine’nin evine kısa bir süre misafir oluyor. 7. Yüzyılda geçiyor bu olaylar. Sicilyalı Peter’in raporlarında bu papaz yardımcısının adı, sanı belli değil, yok.

Papaz yardımcısı, Konstantine’in Mananalis adlı köyünde, Konstantine’in evinde birkaç gün, yani çok kısa bir süre, 2-3 gün misafir oluyor. Giderken de misafirlikten memnun kalmış olmalı ki misafirperverliğinin karşılığında Konstantine’e iki kitap hediye ediyor. Hediye ettiği kitaplar: İncil ve Havari Mektuplarından oluşuyor.

Sicilyalı Peter, raporlarında, Konstantine döneminde bu bölgenin ve Mananalis köyünün Maniheist olduğunu, 9. Yüzyılda da halen Maniheistleri barındırdığını belirtiyor.

OLGULAR:

"94. In the days of the emperor Constantine, grandson28 of Heraclius, there was born in the territory of Samosata in Armenia an Armenian named Constantine, in a village called Mananalis, a village which even now rears Manichaeans. (Janet&Bernard Hamilton, Yuri Stoyanov, Chrıstian Dualist Heresies in the Byzantine World c. 650– c. 1450, pp. 76)
(“94. Heraklios'un torunu imparator Konstantinos döneminde, Erme¬nistan'daki Samosata'da, Mananalis adlı bir köyde Konstantinos isimli bir Ermeni doğdu. Bu köy bugün bile Maniheistler'i barındırmaktadır.” Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 108)

"95. This man entertained in his house for some time a certain deacon, a prisoner who was returning to his own country from Syria and came first to Mananalis. All this we found by careful enquiry. The prisoner was bringing back from Syria two books, one of the holy Gospel and the other of the Apostle, which he presented to Constantine in return for his hospitality." (pp. 76)
(“95. Bu adam, Suriye’den evine dönerken Mananalis’ten geçen bir mahkumu, bir papaz yardımcısını bir süreliğine evinde ağırladı. Bu bilgiye uzun araştırmalar sonucunda ulaştık. Mahkum Suriye’den dönerken yanında iki kitap getirmişti. Biri Kutsal İncil, diğeri ise Havariler Kitabı idi. Bu kitapları konukseverliğinin karşılığında Konstantinos’a hediye etti.” Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 108-109)

“96. When he had received the two books, that of the Gospel and of the Apostle, and realised that his heresy was unlawful and hateful and was hated and avoided by everyone because of the blasphemies and shameful acts it contained, he determined to give a new face to the evil. He determined, through the power of the devil, that no other book at all should be read than the Gospel and the Apostle, to conceal the harm done by the evil, as those who give fatal poison to drink disguise it with honey.” (pp. 76-77)

(“96. İncil ve Havariler Kitabı’nı alan Konstantinos, kendi sapkınlığının kural dışı ve menfur olduğunu ve içerdiği küfürler ve utanç verici uygulamalar nedeniyle herkes tarafından nefret edilerek uzak durulduğunu fark etti ve kötülüğe yeni bir çehre kazandırmaya karar verdi. Şeytanın gücünün yardımıyla, bundan böyle şeytanın verdiği zararı gizleyebilmek amacıyla İncil ve Havariler Kitabı’ndan başka kitap okunmaması gerektiği sonucuna vardı, zira içilmesi için ölümcül zehirler hazırlayan kişiler onu balla tatlandırırlar.” Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 109)

“97. He took the origin of every blasphemy from the Manichaean books already mentioned, and was able through the co-operation of the devil to twist the thoughts of the Gospel and the Apostle to his own opinion in his interpretation. He rejected the books of the Manichaeans . . . especially since he saw that many had died by the sword because of them.” (pp. 77)

(“97. Daha once bahsettiğimiz Maniheist kitaplardaki her türlü küfrün temelini aldı ve şeytanın da işbirliğiyle İncil ve Havariler Kitabı’nın düşünceleriyle kendi algısına göre bir karışım hazırladı. Maniheistlerin kitaplarını reddetti… özellikle de bunlar yüzünden birçok insanın kılıçtan geçirildiğini gördükten sonra.” Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 109)

“100. For this reason the present-day disciples of Mani, knowing nothing of all this play-acting, willingly anathematize Scythianus, Bouddas and Mani, who were the chief guides of this evil.” (pp. 77)

(“100. Bu nedenle bugünkü Mani takipçileri tüm bu düzenbazlığın farkında olmadan bile isteye Scythianus, Bouddas ve Mani’yi, yani kötülüğün baş rehberlerini lanetlemektedirler.” Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 110)

“101. So then this Constantine, also known as Salo-anous, left Mananalis and went to live in Cibossa, a kastron of Colonea, saying that he was the Silvanus mentioned in the letters of the apostle whom Paulsent as a faithful disciple to Macedonia. He used to show his disciples the book of the apostle which he had got from the deacon, the prisoner already mentioned, saying, ‘You are the Macedonians and I am Silvanus sent to you by Paul.’ This he said 600 years after the martyrdom of St Paul, in the reign of Constantine, the grandson of Heraclius, as I said before.” (pp. 78)

(“101. Ardından, aynı zamanda Salo-anous olarak da bilinen bu Konstantinos, Mananalis'i terk etti ve kendisinin Paul'un mektuplarında geçen ve inançlı bir yoldaş olarak Makedonya'ya gönderilen Silvanus olduğunu öne sürerek Kolonea'nm kasabası Kibossa'da yaşamaya başladı. Takipçilerine daha önce bahsettiğimiz mahkum papaz yardımcısından aldığı havariler kitabını gösteriyor ve şöyle diyordu: "Siz Makedonyalılar'sınız ve ben size Paul tarafından gönderildim." Bunu, St Paul'un şahadetinden 600 yıl sonra, daha önce belirttiğim gibi Heraklios'un torunu Konstantinos döneminde söylüyordu.” Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 110)


OLGULARIN DEĞERLENDİRİLMESİ


Konstantine’nin yaşamı ikiye ayrılmaktadır. Papaz yardımcısından önce, papaz yardımcısından sonra...
Eldeki verilere göre, papaz yardımcısının evine geldiği sırada Konstantine’in köyünün Maniheist olduğu anlaşılmaktadır. Ancak papaz yardımcısı ona İncil ve Havariler kitabını verdikten sonra, Konstantine bu kitapları okumuş, özümlemiş ve sonuçta İncil ve Havariler kitabı dışında hem kendisi kitap okumamış, hem de taraftarlarına başka kitaplar, özellikle Maniheist kitaplar okumalarını yasaklamıştır.

Sicilyalı Peter, Konstantine’in Maniheistlerin temel düşüncelerini aldığını, İncil ve Havariler kitaplarındaki düşüncelerle karıştırdığını, Maniheist kitapları da reddettiğini söylemektedir.

Bütün olgular göz önünde bulundurularak şu soru sorulmalıdır: Konstantine, dolayısıyla Paulikienler Maniheist midir, değil midir?

Maniheist iseler, papaz yardımcısından önce mi Maniheisttiler, sonra mı?

Zira, Maniheizm’de de İsa önemli bir figür olmasına rağmen Maniheistlerin İncil ve Havarilerin Kitabı ile bir ilgileri yoktur. Maniheizmin kendisine has literatürü vardır. Ayrı bir dindir.

Oysa Paulikienlerin iradesi İncil ve Havariler kitabı ve İsa ile sınırlıdır. Sicilyalı Peter gibi bir istihbaratçı bile Paulikienlerin İncil ve Havariler kitabı dışında kitap okumadıklarını saptamıştır.

Nitekim Konstantine, St. Paul’un adamlarından Silvanus’un adını da almıştır. Kendisini St. Paul’un habercilerine, havarilerine benzetmektedir.


PAULİKİENLER, HIRİSTİYAN DÜALİSTTİR

1998 yılında, “CHRISTIAN DUALIST HERESIES IN THE BYZANTİNE WORLD, c. 650–c.1450” kitabının yazarlarından Janet ve Bernard Hamilton, kitaplarına yazdıkları uzun Tarihsel Girizgah yazısında şunları söylüyorlar:

“Her ne kadar Sicilyalı Peter'in tarihi büyük oranda kanıtlanmamış olsa da, kitabın kendisine anlatılanların doğru bir aktarımı olduğu görülmektedir, zira ele aldığı dönemde imparatorluğun doğu bölgelerinde askeri ve politik düzeyde yaşanmakta olanlara dair bilinen tarihle bire bir örtüşmektedir. Bize, Konstantinos'un kendi Hıristiyan inancı versiyonu üzerinde çalışırken yaşamak için Kolonea yakınındaki Kibossa'ya gittiğini aktarır.
Lemerle, Konstantinos'un din adamlığının başlangıcı için belli belir¬siz 655 tarihini verir ve bu tarih II. Konstans'ın Bizans'ın 654-55 yıllarında Ermenistan üzerindeki denetimini yeniden inşa ettiği döneme denk düşer, çünkü tam bu dönemde Mananalis ile Kolonea arasında geçilmesi gereken bir sınır yoktur. Konstantinos, St Paul tarafından kurulan asıl kiliseyi canlandırdığını düşünür gibidir: "Papaz yardımcısından aldığı Havariler kitabını müritlerine göster... şöyle derdi: 'Siz Makedonyalısınız ve ben, size Paul tarafından gönderilen Silvanus'um.” Bu, St Paul'un bir adamın şöyle konuştuğunu söylemesine bir atıftır: "Makedonya'ya gel ve bize yardım et." (Havarilerin İşleri 16.9) (Tarihsel Girizgah, Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 31-32)

Ayrıca Janet ve Bernard Hamilton’ın Paulikienler ile ilgili görüşü şu şekildedir:

“HIRİSTİYAN DÜALİSTLER, BİR HIRİSTİYAN GÖVDEYE YAPILMIŞ YABANCI BİR AŞI DEĞİL, ORTODOKS KİLİSESİ'Nİ TERK ETMİŞ VE HIRİSTİYANLIK İNANCINI İSTİSNAİ BİR RADİKALLİKLE YORUMLAMIŞ MUHALİFLERDİ.”
“Ortaçağ'ın Hıristiyan düalistleri, birtakım Gnostik kitaplar okusalar da, Gnostikler'in ruhani ardılları değillerdi, zira Hıristiyan Gnostisizmi büyük oranda Hıristiyan bir dağarcık kullansa da daha farklı bir evren görüşünü temsil eden teosofik bir hareket olarak Hıristiyanlığın alternatif bir versiyonu değildi. Onlar, Ortodoksların iddia ettiği gibi, yeni Maniheistler de değillerdi, çünkü Maniheizm, İsa'nın benzersiz bir role sahip olduğu bir din değildi. Hıristiyan düalistleri için ise aynen Ortodokslar için olduğu gibi tek kurtarıcıydı. Hıristiyan düalistler, bir Hıristiyan gövdeye yapılmış yabancı bir aşı değil, Ortodoks Kilisesi'ni terk etmiş ve Hıristiyanlık inancını istisnai bir radikallikle yorumlamış muhaliflerdi.” (Tarihsel Girizgah, Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 21-22)

Yazarların kesin görüşü de şu şekildedir:
“Bu kitap, Bizans dünyasında Hıristiyan düalizminin yükselişi ve etkileri hakkındadır. Yedinci yüzyıldan önce, Hıristiyan öğeler içeren Gnostisizm ve Maniheizm gibi düalist dinler vardı; ama bunlar, Hıristiyanlığa hasmış gibi görünseler de Hıristiyan olmayan mitlere dayalı teosofik hareketlerdi. Mananalis'li Konstantinos tarafından yedinci yüzyılın ortasında ilan edilen Hıristiyan düalizmi gerçekten Hıristiyan'dı, çünkü yalnızca Yeni Ahit'in otoritesine bağlıydı.” (Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, Önsöz, s. 9)

SONUÇ OLARAK:

Bilim olgulardan hareket eder. Olgular, tarihsel gerçekler önce sağlam bir şekilde masaya, ortaya konulur, görüşler olguların ve olgular arasındaki ilişkilerin irdelenmesi sonucu oluşturulur.

Olgular bilerek isteyerek çarpıtılır, tahrif edilir, talan edilirse ne olur? Yalan olur, sahtekarlık olur.

Yalana dayalı, sahtekarlığa dayalı tarih yazımı kurt olur, toplumumuzun içine düşer, yer bitirir.

Nitekim son yıllarda Alevi toplumunun içine kurt düşürülmüştür. Üniversite dışı, bilim dışı faaliyet yürütülmüştür. Yalana ihtiyacı olanlara yalan üretilmiştir, önlerine sürülmüştür. El yazması kaynaklarda yapılan tahrifat, yalan aktarım, bilinçli fabrikasyon senaryo üretimi, yalana dayalı senaryo yazımı, özellikle okuyan-yazan Aleviler arasında büyük tahribata neden olmuştur.

Alevi toplumu tarihinde hiç karşılaşmadığı bir operasyonla karşı karşıya bırakılmıştır. Uluslararası üniversite çalışma tekniği, sırf Alevileri asimile edebilmek için parçalanmaya çalışılmıştır. Örneğin Bizans çalışan bilimadamlarının ellerindeki el yazması kaynaklar ustaca denilebilecek bir faaliyet sonucu yalana dayalı yazıma uygun hale getirebilmek için tahrip edilmiştir.

Adları Alevi kamuoyu tarafından çok yakından bilinen özellikle Alevi derneklerinde başkanlık ve yöneticilik yapan kişiler tüm uyarılarımıza rağmen, bu operasyonun yürütücülerine, yalancılara, yalana dayalı senaryo yazanlara bir Alevi televizyonunu teslim ederek, panellere çağırarak, kitaplarını alıp bedava dağıtarak tam destek vermişlerdir.
Karşı çıkışlarımıza, “Bu tartışmalar yazarlar arası tartışmalardır” diyerek iki yüzlü davranmışlar, doğruluk, dürüstlük üzerine kurulu olan Aleviliğin Hakk yolunu lekelemişlerdir.


[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 8 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
Amistofes (01-30-2011), Devrim06 (01-25-2011), Hamza Aksüt (01-25-2011), kelebeksu (02-22-2012), kral çıplak (01-25-2011), ozan abbas (01-30-2011), Seyhlerli1970 (01-25-2011), İşcanbaba (01-25-2011)

Alt 01-25-2011, 16:38   #2
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12592
Thanked 8566 Times in 4033 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

SEvgili Baba Sultan;

Alinti:
Adları Alevi kamuoyu tarafından çok yakından bilinen özellikle Alevi derneklerinde başkanlık ve yöneticilik yapan kişiler tüm uyarılarımıza rağmen, bu operasyonun yürütücülerine, yalancılara, yalana dayalı senaryo yazanlara bir Alevi televizyonunu teslim ederek, panellere çağırarak, kitaplarını alıp bedava dağıtarak tam destek vermişlerdir.
Karşı çıkışlarımıza, “Bu tartışmalar yazarlar arası tartışmalardır” diyerek iki yüzlü davranmışlar, doğruluk, dürüstlük üzerine kurulu olan Aleviliğin Hakk yolunu lekelemişlerdir.
BU televizyon teslimi sanırım "tamamen duygusal" olsa grek, Parasal bir durum gibi sanki,

eline sağlık Baba Sultan,
BU Oyunu , kirliliği açığa çıkardınız ya, inanın Alevi inancına büyük emek verdiniz,
Yoksa Cürüme önüne geçilmeyecek dereceye gelecekti, sonumuz, İncil'de, Tevrat'ta alevilik arayacaktık, anılan kitapların Tozlarını üflediğimizde ALEVİLK karşımıza çıkıverecekti.
Sağ olun, Sağlıcakla.


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Amistofes (01-30-2011), Hamza Aksüt (01-25-2011), kral çıplak (01-25-2011), ozan abbas (01-30-2011), Ünsal Öztürk (01-26-2011)
Alt 01-25-2011, 23:06   #3
Hamza Aksüt
GENÇALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2518
Thanked 3344 Times in 903 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi : Hamza Aksüt will become famous soon enoughHamza Aksüt will become famous soon enough
İletişim
Standart

Uluslararası tescilli tahrifatçıya, yalancıya, Alevileri enayi zannedip dalga geçercesine çeviri yapıp kitap yazanlara destek verenlerin kimler olduğu basit bir göz gezdirmeyle rahatlıkla ortaya çıkacaktır. Hangi Alevi kurum ve örgütleri panele çağırmıştır, hangileri tavsiyede bulunmuştur?
Bu örgüt yöneticileri, konuyu önemsemedik derse, dillerinden düşürmedikleri Alevi asimilasyonu lafında da samimi olmadıkları ortaya çıkacaktır.
Hem Alevi asimilasyonuna karşı demeçler vereceksin, hem de Alevileri 'içeriden asimile' çabasına destek vereceksin, ya da en azından sessiz kalacaksın. Paulikien kiliselerini Alevi ocağı gibi sunanı panel panel gezdirmek, onore etmek, bu suretle Alevi gençleri kandırmak asimilasyon değil de nedir?
Saygı ve sevgiyle...

Konu Hamza Aksüt tarafindan (01-25-2011 Saat 23:10 ) değistirilmistir..
Hamza Aksüt isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 7 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post:
Amistofes (01-30-2011), Devrim06 (01-25-2011), esonto58 (01-25-2011), kral çıplak (01-26-2011), ozan abbas (01-30-2011), Ünsal Öztürk (01-26-2011), İşcanbaba (01-26-2011)
Alt 01-26-2011, 00:42   #4
kral çıplak
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi : kral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nice
İletişim
Standart

Burada esas üzerinde durulması gereken şey konunun içeriği iken,
nedense ben başlığa takıldım...
Başlık çok ilginç...
ULUSLARARASI PARSADAN...
Parsadan ismi çok çabuk unutuldu ama aslında bu ülkenin gerçeğini anlamamıza sebep olan çok önemli olaylayların açığa çıkmasını sağlamıştı...
Olaylar çok önemliydi ama ne yazık ki güzel ülkemin güzel insanları bu gerçekleri görmezden duymazdan geldi...
Çiller döneminin örtülü ödenek çarpıklığını ortaya koyan bu olay gerçekten bir örneği daha olmayan bir olaydır...
Halkın kursağından alınarak oluşturulmuş olan devlet bütçesinin kimler eliyle nerelelre peşkeş çekildiğini gözler önüne seren bir olaydır Parsadan olayı...
Selçuk PARSADAN-ın hayat hikayesini okuduğumda bu olayın,
yani örtülü ödenekten geçinme meselesinin babadan gelen bir gelenek olduğunu da gördüm...
Ço ilginçtir...
Selçuk PARSADAN-ın babası bir emniyet görevlisidir ve Menderesin korumalarından biridir...
Baba PARSADAN taaaaa o zaman çeşitli gerçek dışı gerekçelerle bu örtülü ödenekten paralar alırmış...
Parsadan olayını ilginç kılan şey şudur...
Bu vatandaşın tek işi devlet görevlilerini kandırıp örtülü ödenekten para almakmış...
Buraya kadar herşey normaldir...
Zİra bu işi yapan elbet yalnızca kendisi değildir ama,
Parsadanı özel kılan şey,
yıllarca hiçbir sorunla karşılaşmadan ustalıkla yapmış olduğu bu işi,
kendi isteğiyle itiraf edip zamanın başbakanının ve diğer devlet görevlilerinin gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya yeltenmiş olmasıdır...
Polise ve savcılara verdiği ifadelerde geçen itirafllarda gerçeği söylemiş ve bunlar ıspatlanmış olmasına rağmen,
suç işledikleri açıkça görülen devlet görevlilerine hiçbir şey olmamış,
fakat ne gariptir ki bu olaylarda tek suçlu kendisi görülerek hapse atılmıştır...
Evet onun yaptığı zaten bir suçtur ama,
meselenin bundan ötesi çok önemlidir...
Parsadan-ın ortaya koyduğu gerçekler sayesinde açıkça görülmüştür ki,
kendilerine emanet edilen devlet bütçesini istedikleri gibi sorumsuzca harcayan devlet görevlileri açıkça suç işlemişlerdir...
Aslında bu insan bu yaptığına karşılık yasaların elverdiği kadarıyla birçok hafifletici sebepten yararlandırılıp çok cüzi cezalarla kurtulabilirdi...
Hatta istenseydi bu vatandaşa örnek insan muammelesi bile yapılabilirdi...
Ne hazindir ki bu vatandaş çok yanlış bir zamanda,
çok yanlış bir ülkede bu olayı yaratmış ve yine ne yazık ki sonu çok hüzünlü olmuştur...

Sevgili Ünsal ÖZTÜRK hocam belliki çok içerlemiş...
Büyük bir medeni cesaret örneği ve emekle ortaya koydukları bu çalışmanın birileri eliyle boşa çıkartılmasına üzülmüş...
Üç değerli Alevi yazar tarihi bir yalanı açığa çıkarttılar...
Hemde kör gözlere sokarcasına yaptılar bunu...
Fakat ne yazık ki kör gözler bile gördü de,
kör vicdanlar görmezden geldiler...
Alevi tarihi diye Alevilere yutturulmaya çalışılan bariz yalanları açıkladılar...
Ve doğal insani bir refleksle bunun olumlu sonuçlarını beklediler...
Ve yine ne yazık ki tarih bir kez daha tekerrür etti...
Gerçekler değil de,
düzenin gerçekleri galip geldi...
Masumca bir hal ile bekledikleri duyarlılığın yerine,
kaşarlanmış düzen oyuncularının oyunuyla karşılaştılar...
Tüm bu emekler ve çıplak gerçekler görmezden gelinip,
SESSİZLİK SANSÜRÜNE KURBAN GİTTİ...
Ve görüldü ki bu TARİH SAHTEKARLARI yalnız değilmiş...
Arkasında kockoca kurumlar varmış hemde tüm varlıklarıyla birlikte...
İşte bu yüzden o SAHTEKARLAR yenilmedi...

Hal böyle olunca doğal olarak refleksler değişti...
Söylemler sertleşti...
Düne kadar TAHRİFATÇI olanlar,
şimdi PARSADAN oldular...
Meselenin tamda burasında " Ben zamanında çok söyledim " diyeceğim şeyler vardı ama bundan hoşlanmadığım için demeyeceğim...

Sevvgili Ünsal hocam...
Tepkilerinizde yerden arş-a kadar haklısınız...
Hatta az bile söylemişsiniz...
Hala çok kibarsınız...
Hala çok dikkatlisiniz...
Eminim hala çok umutlusunuzdur durumun düzeleceğine dair...
Evet gerçektende bu değerleri korumak gerekiyor...
Üstelik bu umut denen şeyi özellikle muhafaza etmek gerekiyor...

Fakat...
Ben...
tam da burada,
bu duygusallığa bir neşter vurup,
her zamanki sevimsizliğimle konunun bana göre en can alıcı kısmına değinmem gerekiyor...
Bunu yapmayı bir vicdan meselesi olarak görüyorum...
Konunun başlığını ULUSLARARASI PARSADAN olarak koymuşsunuz...
Burada ULUSLARARASI tanımlaması çok doğru...
Fakat PARSADAN kısmına geldiğimizde benim itirazım gündeme geliyor...
Evet normalde PARSADAN bir sahtekardır ve dolandırıcıdır amma,
ne yazık ki bu konuya katılacak anlamda biri değildir...
Evet bu tarih yalancılığı bir SAHTEKARLIKTIR amma bu SAHTEKARLIĞI PARSADAN bile yapmaz...
PARSADAN olayına baktığımızda O sadece devlet ricali-ne karşı SAHTEKARLIK yapmıştır fakat bu olaydaki SAHTEKARLIK direkmen halk-a karşı yapılmıştır...
Hemde " Haklarını savunuyor göründüğü " kendi halkın-a karşı vede kasten yapılmıştır...
PARSADAN bu yaptığını kendi isteğiyle itiraf etmiştir...
Buıradaki örnekte ise tam tersi bir durum söz konusudur...
Buradaki sahtekarlık birileri tarafından ortaya çıkarılmıştır...
PARSADAN doğru söylediği halde ceza evine atılmış ve esas suçlulara hiç bir şey yapılmamıştır...
Buradaki örnekte ise suç üstü yakalanan SAHTEKAR BİRİLERİ TARAFINDAN KORUMAYA ALINMIŞTIR...Ve ne yazık ki bu TARİH SAHTEKARLIĞINI ORTAYA ÇIKARTANLAR SUÇLANMAKTADIR...

Sevgili ÖZTÜRK...

Konuyu uzatmak mümkün...
Şimdilik son söz yerine şunu diyeyim...
İçinde olduğunuz derin kırgınlık halini anlıyorum...
Bunda sizleri çok haklı bulduğumu bilesiniz...
Bu ruh haliyle konuya bir başlık yazmışsınız...
Kısmen doğru olsa da,
meselenin can alıcı kısmındaki belirlemede büyük bir hata olduğunu düşündüğüm için bunları yazdım...
PARSADAN olayı incelendiğinde görülecek olan şudur ki,
Selçuk PARSADAN hazin bir şekilde öldü...
O bunların yanında adeta ROBİN HUD gibi kalır...
Eğer bu düşüncelerime sizde katılırsanız derim ki,
Bilmeden de olsa PARSADAN-a büyük bir haksızlık yapmaktasınız...
Devlet ricaline karşı SAHTEKARLIK yapan ve sonradan da bu yaptığımnın aslında halk-a karşı yapılmış bir haksızlık olduğunu ve en mühimi de üst düzey devlet görevlilerinin yaptıklasrını ortaya çıkarmak adına kendini feda etmiş biridir...
Parsadan bu haliyle her ne kadar suç işlemiş biri gibi görünse de,
bizim örnekle karşılaştırıldığında gerçekten de arada dağlar kadar fark olduğu görülecektir...
Bütün bunların ışığında size acizane tavsiyem şudur ki,
en kısa zamanda ve müsait olduğunuzda Selçuk PARSADAN-ın mezarına gidip ona bir karanfil bırakmanızdır...


Saygılarımla


Kral çıplak.
kral çıplak isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 6 Users Say Thank You to kral çıplak For This Useful Post:
Amistofes (01-30-2011), esonto58 (01-26-2011), Hamza Aksüt (01-26-2011), ozan abbas (01-30-2011), Ünsal Öztürk (01-26-2011), İşcanbaba (01-26-2011)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
uluslararasi, “parsadan”


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 13:36.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts