Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Haşim Kutlu

Haşim Kutlu Yazarımız Haşim Kutlu'ya ait makaleleri bulabileceğiniz alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 08-06-2009, 10:29   #1
Haşim Kutlu
GENÇALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 375
Mesajlar: 11
Teşekkür Grafikleri
Yaptığı teşekkür sayısı: 0
10 konuda 25 kez teşekkür edildi.
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Haşim Kutlu is on a distinguished road
İletişim
Standart Unutmamak ya da Hürafalardan Arınmak

Şu kısacık geçmişin yolu üzerinde, iz bırakmış ne çok olay var. Aklınızın alabileceği sınırları zorlayan acılarla yüklü. Hepsi de, ne unutulmak ne de unutturulmak isteyen olaylar. Sözkonusu Aleviler olduğunda, İ.S.640 yıllar, en belirgin ve kimi unsurlarıyla bilinebilecek olan kanlı ve sürgünlü acıların yaşandığı olaylar tarihine bir başlangıç olarak ifade edilebilir ve 1240'lı 1510'lu yıllarla devam eder. Kimine "Engizisyon", kimine "Cihat" mercileri, kimine de "Fetihçiler" karar vermiştir ama yaşayanlar hep Aleviler olmuştur. Onları, "pirinç tanelerine çizilen mabut resimleri" kurtarmadığı gibi en azından bir bölüğünün hala tek yanlı aşkını sürdürmeğe devam ettiği Cumhuriyet de kurtarmadı!..



Tüfek icad oldu mertlik bozuldu!.. Eskiden, tüfek icat olmazdan evvel kılıçları çekip geliyorlardı. Dayanıyordun ya da dayanamıyordun ama her ne olursa olsun, cellatlarını görüyordun. Şimdilerde öyle değil, adına "mezhep çatışması" dedikleri bir amansız tezgahla geliyor gelenler. Ölüm fermanı yazanlar, kurtarıcı kahramanlar olarak geziniyorlar çoğu kez, yerde yatan ölülerin sızlayan kemiklerine basarak, geride kalanların köşelerine kuruluveriyorlar. Ne yaman ne acımasız çelişkidir bu. Unutmamak adına anımsıyorum ve unutturmamak adına yazıyorum: son 40 yılın dökümanıdır bu, 1966 Elbistan(Alevi -Sünni çatışması olarak verildi), 1969 Kırıkhan, İskenderun(Alevi-Sünni çatışması..), 1975 Sivas, Malatya, 1978-79 Sivas, Kahraman Maraş!..Dersim mi!?. Ayrıca belirtmeğe ne hacet Dersimden hiç eksik olmadılar ki!...



Yıl 2 Temmuz 1993 ve yer yine Sivas. İçinden geçtiğimiz günler, en başta örgütlü yapılar olmak üzere cümle Alevilerin yüzü yine Sivas'a dönük. Sivas'ta yaşanan yangın yeri katliamının yıl dönümü ve Aleviler en başta olmak üzere, tekmil demokrasi ve özgürlük dinamikleri yine yollara düştü. Bütün yollar Sivas'a. Unutmayacağız, unutturmayacağız!...



Hürafalarla Bilgilenmek, Unutmak Demektir


"Ne unutmak ne de unutturmak"!.. Doğrusu, müthiş tenbih edici ve görev verici bir ifade. Madem öyle yaşanmakta olan gerçeklikle bu ifadenin bize yükledikleri arasında ne denli uygunluğun olup olmadığını görmek önem kazanıyor.


Seksen yıllık tarih içerisinde, eğer Aleviler, daha baştan itibaren örgütlü bir güç olarak devreye girip Cumhuriyetin oluşumuna müdahale edebilseydi, oluşan cumhuriyet hiç kuşkusuz, en azından kendileri aleyhine, bu denli "yok sayan" bir zeminde gerçekleşmezdi. Aleviler, farklı din toplulukları olarak başından beri anayasal düzende yok sayılmıştır ve hiç bir Anayasal güvenceye sahip değildir. Bu gün halâ bu zemindedir ve örgütlü bir güç olarak tarih sahnesine yeniden çıkışının temel nedeni de budur. Ne ki, hangi etniden olursa olsun tekmil Aleviler, böylesine belalı bir geçmişle, hem kendilerini hem de içinde bulundukları anayasal düzeni sorgularlarken, Cumhuriyete, Cumhuriyetin önderine hala tek yanlı bir sevda içindedirler. En azından önemli bir bölümü böyledir.



Bırakalım seksen yıllık Cumhuriyet döneminde olup bitenler hakkında doğru bir bilgilenmenin sahibi olmayı, daha dün kadar sıcak olan, Maraş, Sivas katliamları hakkında bile doğru bir bilgilenmeye, gördüklerini yaşadıklarını doğru okumaya ve bunu pratik doğrultusuna aktarmaya sahip değildirler.



Doğrudan yaşadıklarına ilişkin olarak bile hurafalarla doldurmuştur kafasını. Hal böyle olunca da, ne günceldeki yürüyüşünde önünü ışıtabilmekte ne de geleceği doğru tarzda kurabilmektedir. Sivas katliamının gerçekleştiği günden bu yana 16 yıl geçti. bu zaman zarfında özellikle Demokratik Alevi Hareketine önderlik edenlerin ne söylemleri ne de duruşlarında ciddi bir değişme ve derinleşme olmadı. Her nedense daha ilk günden, sözkonusu katliamı, "bir avuç gerici, şeriatçı, faşist güruhların saldırısı" olarak gördüler, bugün hala öyle gitmektedirler. Ne adına sevdalandıkları Cumhuriyete damgasını vuran gerçek hükümdarları gördüler ne de bu gün halâ kendilerini hak sahiplerine ölümüne dayatan vesayetçileri. Ya da vesayetlerinden asla vazgeçmeyeceklerini belirten, apoletli hükümdarları görmemektedirler.

Dahası, bir çok durumda onlarla aynı argümanlara sahipler ki, en kötüsü de bu olmaktadır. Bu yaklaşımla, kendilerini halden hale uğratan bu sistemle hesaplaştıklarını sanmaktadırlar.


Sivas katliamının yeni bir yıldönümünün öngününde AKP milletvekili Çamuroğlu ile yaptığı bir polemikte, Pir Sultan Abdal adını taşıyan bir Alevi Hareketi’nin önde geleni hala eşeği değil semeri dövme çabasındadır."Eğer Sivas’ta olanlar şeriatçı kalkışma değil idiyse, cumhuriyet tarihi boyunca onca yobaz ayaklanmalarından herhangi biri de şeriatçı ayaklanma değildi” Demektedir Çamuroğlu’nun, çamurluğuna karşılık olarak. AKP li dolayısıyla dönek bir şeriatçı oldu yargısına dayanmaktadır bu yanıt ve ona karşı müthiş cumhuriyetçidir. Mutlak surette vesayetçiler tarafından alkışlandığını da düşünmüştür bu kardeşimiz!..


Örneklerin sahipleri değil uğraştığımız sahip oldukları anlayıştır. Aynı çerçeveden seçtiğim bir başka örnekte şunlar ifade ediliyor: "Sivas’taki olay; Cumhuriyete karşı bir duruş hareketidir. Burada atılan sloganlardan birisi de; “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacaktır”. Bu olay bir yanıyla Cumhuriyeti yıkma girişiminin provasıdır. Diğer yandan bu olay; Cumhuriyet yönetimi yerine Şeriat anlayışının, Şeriat yönetiminin özlemini dile getiren bir anlayışın ürünüdür. Bu anlayışın, bu topluluğun arkasında; yıllarca bu ülkeye “Ilımlı İslam”ı yerleştirmeye çalışan Emperyalist desteği görmezlikten gelemeyiz. Yıllar önce “Yeşil İslam Kuşağı”, ardında da “Ilımlı İslam” anlayışı bu coğrafyada en çok konuşulan ve en çok taraftar toplayan bir ABD projesi olarak toplumumuza dayatılmıştır.


Tabi ki Aleviler adına yapılan bu değerlendirme, göründüğü üzere katıksız bir anti-emperyalisttir de!. Ne ki, Sivas katliamına karar veren makamlarla aynı argümanlara sahip olduklarının farkında bile değiller. Tıpkı, şu anda cezaevine bulunan Ergenekoncular gibi şeriatçı gericilerin cumhuriyetçi laiklere karşı bir kalkışması olarak görmektedirler.


Ne kadar trajik bir gerçeklik ki, halihazır bir tutuklama hareketi başlamışken, mağdur ve müdahil bir taraf olarak bu yargılamalara müdahale edip, bizzat Maraş'ın, Sivas'ın planlayıcılarının açığa çıkarılması mücadelesi verilecekken, havanda su dövülüyor. O katliamları kuran ellere, plânlayan ve yürürlüğe koyan ellere değil, onların sokağa saldıkları ölüm tabancalarına yükleniyorlar. Bu gün için bunca açığa düşmüş gerçekliğe karşın, adeta "sokulduğumuz korku tünellerinden çıkmak istemiyoruz" dercesine kendi gerçeğinden sinikçe kaçmalar her halde yukarda da belirttiğimiz "Unutmamak ve unutturmamak" anlamına gelmiyor. Çok daha tehlikeli bir biçimde, hem de kendi ellerimizle, hem unutmak hem de unutturmak anlamına geliyor ne yazık ki..



Katliamın onaltıncı yılını idrak ediyoruz. Daha bir kitlesellikle, sadece Aleviler değil, demokrasi ve özgürlükler noktasında en dinamik yapılanmalar, örgütlü güçleriyle, belli ki Sivas'ta, Madımak önünde olacaklar. Diliyorum ki söylemlerinde ve istemlerinde, yukardan beri söylemeye çalıştığım hürafalardan arınarak dillenirler. Bu aynı zamanda, kendileri gibi hak sahibi olanlarla, örneğin Kürt özgürlük hareketiyle, emek hareketiyle, kadın hareketiyle, İnsan hakları hareketiyle... daha doğru yerde, daha doğru ve sağlam bir duruş tayin ederler. Buna her zamankinden daha fazla gereksinim var. Hem kendileri için hem de özlemini çektikleri demokrasi ve özgürlükler için.



Sonuç Olarak:


Bu gün Alevilerin yaşadıkları, dünkü tarihte ve o tarihin yazılışında vardı. Dünkü tarihi yapanlara ve yazanlara, günün Alevi Ataları kendi yaşadıklarıyla müdahale edememişlerdir. Yazılana şerh dahi düşememişlerdir. Daha İttihat ve Terakki döneminde tarihe düşülen şu kayıt, halâ en büyük bölücülüğü yapıyor ve sadece Alevi olanların değil bir tekmil demokrasi güçlerinin önünü karartıyor.Böylece de hem inkarcılığın hem de imhacılığın teorik zeminin hazırlıyor. Yani "zor" denilen edinimin, ideolojik "ikna" zeminin, dolayısıyla da meşruiyet zeminin maddi temelini hazırlıyor. Neydi bu tarihe düşülen kayıt; "Alevilik Türklüktür" olduğuydu. Peki, vurgu böyle yapılmışta bu zeminde düzenlenen Anayasal yapıda, Türk etnisinden Alevi, Anayasal düzendeki yerini almış mı? Elbette ki almamış, ne ki o bir Alevi olarak daha özgün haklarının ne olabileceğini bile anlamadan, bilmeden, Cumhuriyetçiler hanesine kayıt edilmiştir!. Böylece yapılanmada Aleviler yönünden çekiç hatası, daha baştan itibaren atılarak gelmiştir.


"Alevilerin Birliği" deniyor ya, bu geçmişte de olmamıştır bu günde olmaz. Yukarıdaki tanım kama gibi girmiştir Alevi Meydanlarına. Dün de bölmüştür bu gün de böler, bölüyor da!. Bu anlayışın politik sonuçları olduğu için dün bölmüştü, bu günde böler.Kürt etnisinden Alevilere, "Öz türküm Horasan'dan geldim" dedirtmekle ne Türk ne de Alevi olunamadığı ortadadır.


Bu yüzden, daha cumhuriyete hükmeden iradece yürürlüğe konmuş Koçgiri Kızılbaş katliamına kayıtsız kalınmıştır ve kayıtsızlık, Dersim katliamına dek uzana gelmiştir. Bu gün dahi Aleviler en başta olmak üzere, tekmil demokrasi dinamikleri, bu katliamları hangi kategoriye sokarak ele alacaklarına karar verememişlerdir. Salt bununla da kalsa neyse, daha bir çok hadisenin ele alınmasında aynı kafa kargaşası sürmektedir.


Cumhuriyet öncesi din/devletinde iki kategori insan vardı. İslam’ın hükümleri bunu öngörüyordu. Buna göre "Mümin" vardı bir de "Müşrik" vardı. Görülüyor ki,İslama göre de genel olarak bir insanlık yok. Aleviler, İslam’a göre müşriktiler ve İslam’ın hukukunda yerleri yoktu. Hiç bir yasal güvenceye ve korunmaya sahip değillerdi. Bu nedenle katledilmelerinin meşruiyetini bu zemin sağlıyordu. Cumhuriyet, bir ayağıyla bu hukuku devralırken diğer ayağıyla da, ilhamını İslam hukukundan alan ama ondan daha dar olan. " Bir Türk ve müslüman" olan vardır bir "Türk ve Müslüman" olmayan. Yani kafirden sayılması gereken.



İşte bu her şeyi belirliyor. Diliyoruz ki, bu yıl ki Sivas etkinliği, bütün bu kargaşanın yerine oturmasına, günün tarihinin doğru ve sağlam yazılmasına vesile olur. Aksi halde gelecekteki Alevi kuşakları da bu gün bizim yaşadıklarımızı devam ettirir. Ettirmesin!.
Haşim Kutlu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 08-06-2009, 21:39   #2
İşcanbaba
Bölüm Yöneticisi
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 134
Mesajlar: 4.443
Teşekkür Grafikleri
Yaptığı teşekkür sayısı: 8898
2793 konuda 5506 kez teşekkür edildi.
Rep Bilgisi
REP Gücü : 41
REP Puanı : 1155
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart Eleştirisel Bakış ve sorular,

SN. Haşim Kutlu,

nerye varmak istediğinizi net dille ifade etmemişsiniz, yada ben anlıyamadım,
Cözüü sanırım bu makalede sadece,
Alıntı:
Bu aynı zamanda, kendileri gibi hak sahibi olanlarla, örneğin Kürt özgürlük hareketiyle, emek hareketiyle, kadın hareketiyle, İnsan hakları hareketiyle... daha doğru yerde, daha doğru ve sağlam bir duruş tayin ederler
Böyle bir dilekte bulunmuşsunuz, Kürt'ün özgürlük hareketi tartışılır tabi ki,
Ancak TÜRK ün özgürlük hareketi ve hakkı yokmudur, diye bir soruda akla gelmekte,

Evet, Aleviler, Kuruluş sürecinde, kendilerini AZINLIK (inanc veya ırk üzeriden) olark görmemişlerdir,
Sizinde çok iyi bildiğiniz gibi, o günü koşullarında, Cumhuriyet in kuruluşu, HAYATİ öncelik ve Aleviler için bir özgürlük , serbestlik kavramı idi,

Ve Sizinde iyi bildiğiniz gibi, Kurucu unsurun ÖZNESİ olan, LOZAN da, Türkiye halkı, MÜSLÜM, ve GAYRİ MÜsLÜM olarak tanımlarnmış, Müslüman olan ve kendini müzlüman cercevesinde gören, (Ki o döen alevileri kendilerini bu cercevede görmekte idi) İnanc bakımından Aleviler, IRK OLARAK DA, kürtler KANDİLERİNİ müslüman LAR SAFHIND GÖREREK azınlık STATÜSÜ ALMAMIŞLARDIR, talepde bulunmamışlardır,
Sanırım sizinde bu konuda bilgini vardır, bunları görmezden hgelerek yazınzı yazmanız ilginc,

Alıntı:
Sözkonusu Aleviler olduğunda, İ.S.640 yıllar, en belirgin ve kimi unsurlarıyla bilinebilecek olan kanlı ve sürgünlü acıların yaşandığı olaylar tarihine bir başlangıç olarak ifade edilebilir ve 1240'lı 1510'lu yıllarla devam eder. Kimine "Engizisyon
Sn.Haşim Kutlu Babasultan,

BU İ.S. 640 yılındaki ALEVİLERİ çok merak ettim,diğer okuyucularda merak etmiştir, kimdir bunlar, Onları piri Kimdi, hangi ocağa bağlıydılar, nerde ibadet ediyorlardı, ,
Hasbel kader o kadar çok kitap okudum, ki, sizin iki kitabınız dahil, (onlarda bunnlar yok) hiç bi yerde bu tarih ve Alevilere ilgili bulguya Rastlamadım,
Yoksa, Sn.Çınar 'ın, Elavnelist( Manici hıristiyanları ) yani PAVLUKENLERİ söylmediniz değil mi?
Artık, herkes onların ALEVİ olmadığını, alevilikle ilgilerinin olmadığını, biliyor, belki ortak yanları, KATLEDİLMELERİ VE SÜRGÜNLERİDİR,
Alevilkle ilgileri olmadığını sağır sultan biliyor,

Alıntı:
Hürafalarla Bilgilenmek, Unutmak Demektir
Pir aşkına babasultan, şu hurafeleri anlatında yazında bilelim,
Yazdıklarınız, bilinenlerin tekrarı, Bir iki şeyde bilinenlerin tekrarı ,ançak çözüm konusunda öneri sunmamışsınız.

Şöyle devam edelim,

Alıntı:
Seksen yıllık tarih içerisinde, eğer Aleviler, daha baştan itibaren örgütlü bir güç olarak devreye girip Cumhuriyetin oluşumuna müdahale edebilseydi, oluşan cumhuriyet hiç kuşkusuz, en azından kendileri aleyhine, bu denli "yok sayan" bir zeminde gerçekleşmezdi.
Aleviler, Cumhuriyete, örgütlü olarak mudahele etmişlerdir,
Sanırım babanızın HİZMETETTİĞİ dergahın postuşini , olaya taraf olmuş, ve Kendine bağlı ALEVİ OCAKLARINA haber salark, katkı sunmuştur, biliyorsunuz bunu;

Yani onlar yok sayılmadılar o dönemde, ve sonraki dönemde de, (Taa ki günümüze kadar.)

Alıntı:
Aleviler, farklı din toplulukları olarak başından beri anayasal düzende yok sayılmıştır ve hiç bir Anayasal güvenceye sahip değildir. Bu gün halâ bu zemindedir ve örgütlü bir güç olarak tarih sahnesine yeniden çıkışının temel nedeni de budur.
Yukarıda da belrittiğim gibi, Aleviler kendilerini o dönemde, FARKLI bir DİNDEN SAYMIYORLARDI, Şimdi yine Alevilerin çogunluğu, KENDİLERİNİ FARKLI BİR DİNDEN SAYMIYORLAR, O nedenlede yani AZINLIK olmadıkları içinde, Anayasal güvence istememişlerdir, yanlış mı?

Ve Farklı İNANC anlayışı bugünlerin dillendirilmesidir, o nedenle bunu geçmişe yüklemek geçmişe haksızlık yapmak gibi geliyor.

Şimdi tarih sahnesine çıkmak, yeniden kimliklenmek, bu kimliği tanımlamak, tanınmaasını sağlamak,
Ancak 93 Sivas olmasaydı, Acep alevi hareketi bu kadar İVME kazanacakmıydı, buda ayrı bir tartışma konusu,

Alıntı:
tekmil Aleviler, böylesine belalı bir geçmişle, hem kendilerini hem de içinde bulundukları anayasal düzeni sorgularlarken, Cumhuriyete, Cumhuriyetin önderine hala tek yanlı bir sevda içindedirler. En azından önemli bir bölümü böyledir.
Evet Sakıncası nedir sizce,
Ki Belalı sürecin içindedediğiimiz olgu nedir, zaten aşağıda o olaylar geçmekte,
Şimdi, Maraş,Sivas,Çorum,Malatya, vs. gibi katliamlarda, Cumhuriyet kurucusunun sucu ve günahı nedir,
Bunları Algılayamıyorum, Alevilerin, ve ülke insanının geldiği koşullar belli iken, ve Cumhuriyet ile alınan kazanımlar ortada iken, sonraki yönetimlerin yalış POLİTİKALARI, becerisizlikleri,zalimlikleri vs. Kurucuya, yani ATATÜRK e yüklemenin mantığını anlamıyorum, Cumhuriyeti kurduğu için mi? suçlu,

bU GÜNÜN DEĞERLERİ İLE, GEÇMİŞİ YARGILAMAK NE KADAR ÇELİŞKİLİ BİR DURUM, DEĞİL Mİ?
Çözümünüz, ALEVİLER ATATÜRK den NEFRET Mİ? ETSİN, her daim, onu LANETLESİN mi?
Bu konuda öneriniz nedir,
Yani, şuda biraz garip değilmi, 7-15 veya 25 Milyon alevi nufusunun çoğunluğu ATATÜRK e ve kurucu larına sevgi ve sempati besliyorlar, amma, ASLINDA HURAFE İÇİNDELER, CAHİL BUNLAR, AYMAZLIK içindeler mi? demek istiyorsunuz,
Belki eleştirim biraz ağır oluyor gibi, amma, Af edersiniz, özür dilerim, neriniz ne, bunlar anlaşılmamalı diyorsanız, ne ANLAŞILMALI.

Alıntı:
Her nedense daha ilk günden, sözkonusu katliamı, "bir avuç gerici, şeriatçı, faşist güruhların saldırısı" olarak gördüler, bugün hala öyle gitmektedirler. Ne adına sevdalandıkları Cumhuriyete damgasını vuran gerçek hükümdarları gördüler ne de bu gün halâ kendilerini hak sahiplerine ölümüne dayatan vesayetçileri. Ya da vesayetlerinden asla vazgeçmeyeceklerini belirten, apoletli hükümdarları görmemektedirler.
Aleviler, bunların ne olduğunu gördüler ve biliyorlar,
Bir avuç geriçi diyen ,Alevi örğütü duymadım, en azından ABF bileşenleri içinde, yok böyle bişey,
Ançak, Sanırım makalenizde ki, Amaç ,Bağcıyı, bağbanı vs. dövmek gibi geldi bana,

Duruşlardaki, Ciddi değişme ve derinleşme ne oolmalıydı, onu yazın Babasultan, onuda yazmamışsınız, yada ben anlayamadım, altını kalın cizgilerle cizerseniz.


Alıntı:
Pir Sultan Abdal adını taşıyan bir Alevi Hareketi’nin önde geleni hala eşeği değil semeri dövme çabasındadır."Eğer Sivas’ta olanlar şeriatçı kalkışma değil idiyse, cumhuriyet tarihi boyunca onca yobaz ayaklanmalarından herhangi biri de şeriatçı ayaklanma değildi” Demektedir
Ne demeli idi, Pr sultan dernek yöneticisi, onuda yazmamışsınız.


Aşk,
Tanrı ile insan arasındaki temas noktasıdır, kalbin içinde sırdır.
Esat Korkmaz.



" REFARANDUM TERCİHİM HAYIR"

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan



Sağı solu
önü arkası yok
kalmadı
ömrümün
belki bu son hasretleri
son özlemleri
bir aşkın ardından
son gözyaşları döküşleri
yok kalmadı farkı
altı, üstü
yer ile gökyüzünün
yaşamla,ölümün
İşcanbaba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-06-2009, 21:50   #3
İşcanbaba
Bölüm Yöneticisi
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 134
Mesajlar: 4.443
Teşekkür Grafikleri
Yaptığı teşekkür sayısı: 8898
2793 konuda 5506 kez teşekkür edildi.
Rep Bilgisi
REP Gücü : 41
REP Puanı : 1155
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart Devamla;

Alıntı:
Örneklerin sahipleri değil uğraştığımız sahip oldukları anlayıştır. Aynı çerçeveden seçtiğim bir başka örnekte şunlar ifade ediliyor: "Sivas’taki olay; Cumhuriyete karşı bir duruş hareketidir. Burada atılan sloganlardan birisi de; “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacaktır”. Bu olay bir yanıyla Cumhuriyeti yıkma girişiminin provasıdır. Diğer yandan bu olay; Cumhuriyet yönetimi yerine Şeriat anlayışının, Şeriat yönetiminin özlemini dile getiren bir anlayışın ürünüdür. Bu anlayışın, bu topluluğun arkasında; yıllarca bu ülkeye “Ilımlı İslam”ı yerleştirmeye çalışan Emperyalist desteği görmezlikten gelemeyiz. Yıllar önce “Yeşil İslam Kuşağı”, ardında da “Ilımlı İslam” anlayışı bu coğrafyada en çok konuşulan ve en çok taraftar toplayan bir ABD projesi olarak toplumumuza dayatılmıştır.


Tabi ki Aleviler adına yapılan bu değerlendirme, göründüğü üzere katıksız bir anti-emperyalisttir de!. Ne ki, Sivas katliamına karar veren makamlarla aynı argümanlara sahip olduklarının farkında bile değiller. Tıpkı, şu anda cezaevine bulunan Ergenekoncular gibi şeriatçı gericilerin cumhuriyetçi laiklere karşı bir kalkışması olarak görmektedirler
Babasultan,
Bu nedir, Pir Aşkına, Yani Bu söylem yanlış değil, Ançak bu söylemleri ,Ki (sizce) Sivas katlıamına karar veren (kimse bunlar, Devlet kadrolarından bunu söyleyen duymadım okumadım) lerde aynı şeyi söylediler diye, bu doğru tesbit dile getirilmemeli mi?
Atıyorum, Bun sözü CAHP ded, Alevi örgütüde dedi, HATA mı? yanlış neresinde,
İnanın anlayamıyorum,
Bazen öyle oluyor, babasultan,
Mesela sizin Cumhuriyet hakkındaki düşünceleriniz ile, Şeriatcıların ve PKK TERÖR örgütünün (sizce belki değildir) söylem ve argumanlarını ÖRTÜŞÜYOR,
Ne olacak şimdi, siz farkındamısınız.!!!

Alıntı:
Neydi bu tarihe düşülen kayıt; "Alevilik Türklüktür" olduğuydu
Sizde Aleviliği KÜRTLÜK ekseni üzerinde KURAMLIYORSUNUz.

Tabi ki, yanlıştır, aleviliği, bir IRK üzerine ve DİN inancı üzerine kurgulamak yanlıştır,
ve o bbölümdeki eleştirinize katılıyorum.
Alıntı:
Bu yüzden, daha cumhuriyete hükmeden iradece yürürlüğe konmuş Koçgiri Kızılbaş katliamına kayıtsız kalınmıştır ve kayıtsızlık, Dersim katliamına dek uzana gelmiştir. Bu gün dahi Aleviler en başta olmak üzere, tekmil demokrasi dinamikleri, bu katliamları hangi kategoriye sokarak ele alacaklarına karar verememişlerdir
Evet Babsultan,

Koçgiri olayı, malum, ve Dersim de aynı şekilde,
Olayların İNANC ve Alevilkle bir ilgisi olmadığı herkesin malumudur, burda onu uzun , uzun yazmayacağım,
Ve sizde biliyorsunuz ki, Seyit rıza, Koçgiri Ayaklanmasına desdek vermemişti,
Ayaklanmaya katılmamıştı,
Kocgiride, de KATLİAM yapılmamıştı, ve bu olay, CUMHURİYET öncesi olmuştur,
Dersim olayıca yine ALEVİLİKLE ilgisi yoktur, İNAN C adına olmamıştır,
Ançak KATLEDİLERNler, veya ölcüsüzce öldürülenler ALEVİ idi, o da ayrı bbir olgu,
Ve bu iki ,ayaklamna ile, Cumhuriyet dönemlerindeki, KATLİAMLAR , yani Corum,sivas,maraş vs de Aynı kefeye koymamak gerek,

Soru ve eleştirilerimi yanıtlarsanız sevinirim,
aşkı niyazlarımla.



Konu İşcanbaba tarafından (08-06-2009 Saat 21:57 ) değiştirilmiştir..
İşcanbaba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
arınmak, hürafalardan, unutmamak


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Sponsor Linkler - (Link Takası)
alevi haber duşakabin ankara efor ankara nakliyat ankara evden eve nakliyat ev taşıma taşımacılık şirketleri güneş enerji sistemleri güneş enerji sistemleri pagerank

 Devrimci Siteler i ziyaret et


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:56.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
 
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts