![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Forum Katılımcısı |
DERSİM
YARADILIŞ EFSANESİNİN BATİNİ ÖZELLİĞİ Seyfi Muxundi -1- 1970 li yıllarında Alevi yaşlıların dile getirdikleri dua ve Gülbeng’ini dinlediğimde Bir yönü ile suni dualarında fark dikkatimi çekmişti. “Yarabbi alemin bizi cemaline nail eyle” sonra okuyan pire “niye Cennetine nail eyle.” Demedin de “cemaline nail eyle” dediğimde. Bana dönüp unutamadığım şu cevabı verdi. “Hiç bir şey sonsuz değildir. Ebedi olan tek şey Cemaldir. Cennet, geçici rahatlık istemenin bencilliğidir.”dedi. Yıllar sonra Yunus’un “Cennet dediğin birkaç gılman ile huri isteyene vet sen onu Bana seni gerek seni” sözü ile karşılaşınca. Bu konu üzerinde Mazgirt bölgesinde bir araştırma yapma ihtiyacı duydum gerek kendi seyit çevremde gerek ovacık ve Hozat’taki seyitlerle yaptığım konuşmalarda ilginç anlatımlarla karşılaştım. Bu konuda en iyi kaynak olarak Mazgirt Bamasurlu Süleyman Şahin (Se sıleymane Anay Nur) ve Mankrek de Yakup Şengezer (Yaqoy Mısti Yaqan) adlı bektaşinin anlatımları şiirdeki anlatımları yansıtıyorlardı. Ayrıca Kutuderede Ormancı olan amcamın eve Alabalık getirirken Bir yaşlı (Adını anımsayamamağım.) adamın, amcamın önüne geçerek: “Sen Pir’sin Alabalık yenmediğini bilmez misin? Kendini de bizi de günaha sokuyorsun.” Dedi. Balık kutsallığını çok sonraları yazar Comerd, H. Çakmak, M. Çem tarafında defalarca ele alındı. Kendim de birçok anlatımlara tanık oldum. “Peki bu kerametler niye yok oldu.” Sorusuna büyük bir çoğunlukla “Ne zamanki yezid ile diz dize oturup yan yana yemek yedik, sırlarda batın oldu.” Şiirin en sonunda “Kırk bin tabuta binip selamsız döndüler, /ışığın başladığı o ilk noktaya.” Dizeleri dile geldi. Eski Seyitler ve Bektaşilerden Alevi yaradılış efsaneleri ve yaradılış mitosu anlatırken. Az bir farkla Ehli –Haq ve Ezidi topluluğuna örtüştüğünü çok sonraları öğrendim. Yazdığım dört bölümlü “Yaradılış Efsanesin sadece iki bölümünü internet sayfalarından yayınladım. Şunu hep duyardık “Yer yok iken gök yok iken yeşil kubbe var idi.” Bu yaradılış mitosu insanın evren önce varlığının delilidir. Zaten Tanrı âdemi kendi Aynası “qarutul aynım” temelinde yarattığı için Elewilerde(Alevi) Kabe insandır. Her şey onun varlığı içinde saklı idi. Alevi inancında “ol” demekle yaratılım yoktur. Her şey onun cemalinde saklıdır. Onu sadece dışa çıkarmıştır. Cemale nazarı kul talep etmiştir. Sunilik bunu “kendini bilsinler diye yarattı” der ki bu Alevi inancında tanrıya şirk koşma olarak yorumlanır. Çünkü Tanrıyı yalnızlıktan bıkmış gibi ortaya koyar ki tanrı asla zayıf değil. Karanlık kavramı din peygamberleri veya evliyalarına ya da şamanlarına şu şekilde yansımıştır. Hemen hepsi bu işe bir mağarada (Karanlık ortam ya da karanlıktan çıkıp gelme.) başlamıştır ki bu karanlıkta çıkıp gelme yaradılış mitosudur. Aleviliğin ilk inancı olan Mu dininde kıble Kuzey kutbudur. Bu geleneği mısırlar ilk dönemlerde uygulamış. Zaten piramitlerin kot alma da kutup yıldızına göre yapılmıştır. Evvel zaman içinde Sonsuzluk karanlık içinde Devran yürüdüm kendimle Hayalinizden öte uzun Ama kısa bir an. Sonsuz karalık denizinde Sonsuz bir zaman içinde Ben zerrenin, zerre benim içimde. Hem karanlık hem ışık idim. Siyah da, beyaz da ben idim. Sıfır iken dahi yine bir idim. O bir’den ışık, o ışıktan âlem oldum. Âlemin her noktasını içimden taşır iken, Dışa vurdum. “Ben zerrenin, zerre benim içimde.” Zerre en küçük varlıktır. Tanrını birer parçasıdır. Aynı zamanda tanrı da onun içindedir. Alevilik bunu Vahdeti vücut olarak yorumlar. Zıtların bir arada varlığı (Siyah-Beyaz; Karanlık-Işık…) bütün dinlerde var olan bir inançtır. İki şeyi aldım benimle eş derecede Bir zamanı, bir de boyutu. Ki o da yine benim. Üç olduk, biz olduk. Olmadan evvelîde yine beraberdik. Ne zamanın evveli var idi Ne de olmaz sonu. Bakındım sonsuz ufka Boyutun sonu yok idi. Görünmez Sonun başlangıcı, Yine ben idim. Evren ve içindeki canlıların yok olarak tasarlanması insanın yargısıdır. Aslında o yine de vardır. Sıfır iken dahi yine bir idim. Sıfır insan için yokluk olarak değerlendirilse de aslında tanrı yanında yine de vardır. Mu dininden tutun İslamlığa kadar, Ayştay’nın “Bing-Bang” (büyük patlama) kabul edip kendine göre yorumlar. O sıfırdan bir olma Dersim seyitleri hep anlatırlardı. Bir’in ışık olması nedeni ile Alevilerde cem çerağı olarak yaşanır. Hatta meydana hiç kimse gelmeden tek bir çerağ yakma eskiden yapılan bir uygulama idi. Bu evrenin ve ışığın yaradılışını anlatır. Cem dağılır 12 hizmetliye (Burç- Sizin göremediğiniz evreni dengede tutan direkler) duası verildikten sonra Çerağı sır eder. Yani Evren tekrar büzülüp iç içe girer. Batini anlam olarak Her şey tanrının özüne yani cemale döner. Bunun böyle olduğunu hafızalar unutmasın diye de cemdeki semaların karyografisi ile anlatılır ki insanlar unutmasın. Her cem aslında evren yaradılış ve yok oluşunu anlatılır. Ne olursa olsun sonunda öze döneceğini bilmek için Özün anlaşılması için de hep parmağa bağlanan kırmızı kurdele ise musahipliktir. Üç kavramı özsel olarak aslında yine birdir. Çünkü zaman sonsuzluk ifadesidir. Boyut da yine sonsuzluk ifadesidir. (Buradaki anlamı hacim veya derinlik anlamındadır. Yani bir ufuk noktasına seçip bir doğrultudan nereye kadar gidersiniz. Evrenin son noktasına gidersiniz ama daha ötesi bir devamlılık yine de var peki nereye kadar.) bu ik hep tanrı ile birlikte var olduğu için aslında yine de bir sayılır. Üçün asıl anlamı budur. Üçü bir arada birçok dinde bir arada kutsal sayı olarak anılır kullanılır. Hıristiyanlar bunu “baba-oğul-kutsal ruh” olarak adlandırırken, Aleviler Allah-Muhammed-Ali olarak adlandırmışlardır. (Her ne kadar bu kavram İslamlıktan sonra Alevilerin kültüne girmişse de İslam öncesinde de Alevilerde bu üçlem var idi.) Aleviliğin sözlü söyleminde şunu hep duyarız. “Ali(Eli) o kadar yücedir ki o hiçbir yere sığmaz. Merdi meydan kavramı da buradan gelir. İşte Ali bu üçün içinde boyutun tümünü temsil eder. Ahir zaman sıfatı ile (asr) Muhammedi zamanın temsil ettiğini, Işık (Nur) ise tanrının direk kendisini ifade eder. Işık sadece aydınlatma değil (Aydınlatma, bilge, yol gösterme ) anlamına da gelmektedir. Cemlerdeki Mürşit-Pir-Reyber aynı üçlemin yansıması olarak görülür. Zerdüştlükten tutun da bir çok şaman inançlarında değişik ifadelerle üç sayısı sembolize edilmiştir. Dört bir yönde sonsuzluk, Ben ortalarında yeşil kubbe misali. Benimle beş olduk, ulaşılmaz sonsuz giz. Bakındım, aşağı ben. Ve de en yukarıda ben. İşte o an dört iken yönü altı eyledim. Ben ortalarında, cümlemiz yedi. Döneriz sema misali. Zaman ile birlikte Cümlemiz oluşturduk sekiz cenneti. Güneşe temsil dam penceresinden içeri. Dört ve beş saysı açıkça ifade edilmiştir. Evreni oluşturan dört nesneden dolayı dört kutsallığı çok kullanılmaktadır. Ama dört nesne kendi başına bir şey ifade etmez. Onu yaradan tanrı olmazsa bir varoluş değildir. Tanrı ile birlikte anılır. Beş kutsallığı buradan gelir. Yeşil kubbedeki “Penci Ala”’nın anlamı buradan gelir. Tanrı ve dört nesne, Aleviler İslamla birlikte oradaki kişileri eklemişlerdir, yada birileri dayatmıştır. Yönü bulunduğumuz noktaya (zerre) tayin ederiz. Altı ana yön ve tanrı yedi. Ayrıca insandaki beş duyu artı altıncı his duyusu ve yedincisi tanrı olmak üzere yedinin kutsallığını vurgular.Bu örnekler çoğaltılabiliriz. Yedi ulu ozan dillerine baktığımızda hep bu yedi duyuyu işlerler. Hangi bir yöne gitsem, Bir sonsuzluk, evren ötesi. Denizde damla gibi, Evren sonsuzluk içinde nokta misali. Zamanın başlangıcına ermez iken akıl. Bitirmeye yetmez kimsenin gücü. Çünkü o benim. Yediler misali. Her yediye bir zıt eyledim. Her iyiye bir kötü. Yedi kat göğe yedi kat yeri. Üst üste yığıp on dört eyledim, Ayna misali. Zıtların dülazi Aleviliğin her döneminde karşımıza çıkar. Bununla ilgili örnekler Mezopotamya’dan tutun da Hatti Hititlere kadar rastlamak mümkün. Zıtların sonunu tanrı kendi suretini yarayarak tamamlar. Bu dönemde henüz dünya yaratılmamıştır. Daha doğrusu özünde dışa çıkarmamıştır. Yarattığı modeli(çünkü insan tanrının –evrenin bir modelidir) 72 iki defa yıkar. Dünya yetmiş iki defa dolup boşalması bir yerde buraya dayanıyor. Yada 72 milleti bir bilmek anlamı da yoksa Şu anda dünyada milletleri sayarsan sadece bağımsız millet sayısı bile devlet düzeyinde 160 küsurdur. Birileri çıkıp da “72 den sonrasını yok mu sayıyorsun?” der ve haklı konuma düşer. Minnettarlığını 48 perşembe (ki hiç bir inançta perşembe yoktur) 3 gün Hızır. 12 Muarrem (Ki bu 12gerek Mezopotamya gerek Anadolu’da binlerce yıldan beri var. Aleviler Aşure orucunu İbrahim Xelilulah’dan kaldı derler ki İbrahim Xelilulah Anadoluludur.) 1-9 mart tutulur. Yani 48+12+9+3=72 alevi oruç süresidir. Bir ben yarattım özümden Geçip karşısına nazar eyledim O ana ben olmaktan silkinip Biz oldum Bıkmadım sabırla Sual eyledim “Sen kimsin ben kimim” Her seferinde “Sen sensin ben benim”, Cevabına sabır taşı oldum. Doğru cevap uğruna 72 kez boşaltıp Yine doldurdum evreni Tıpkı yapboz misali Altı günde yaratılan evren değil düzenleme ve yerine oturtmadır. Yani dizayn etmedir. İslam ve diğer dinler dahi burada kendileri ile çelişirler. “Altı gün” kavramını kabul etmeleri bir zaman dilimidir “ol” deme emrine ters düşer. Çünkü ol “andır” Buradaki altı bir yerde yön anlamındadır. En nihayetinde Altı günde cümle âlemi Bir günde, aynamı yarattım. Sonsuzluğun ortasında evreni, Dev inci misali, Evrenin incisi dünyayı, Dünya incisi insanı. Yani ki: Ben kendimi yarattım. Ölümsüz insan ve ölümlü Tanrı’yı. Bizim için çok büyük olan evren Tanrı için sonsuzluk içinde bir inci kadardır. Model küçülerek insan hücresine kadar inmektedir. Kendisi bu yaradılışın her şeyidir. Musa Eroğlu’nun ‘sentez’ adlı eserindeki “Zerreden küçüğüm/ Buğdaydan büyük.” Bunu ifade eder. Ölümlü tanrı nitel değişimimizdir. YARADILIŞ EFSANESİ 2 (Bazı güzel dostlar şiirin bu bölümünü genelden koparıp özele indirgediğimi söylediler. Haklıdırlar aslında ilk bakışta öyle görünüyor. Ama açılım yapılınca dilerim bu berraklık ortaya çıkar.) Ayakları ışıktan Başı rüzgardan. Bedeni dağlardan oluşan Ve kanatları rüzgardan oluşan Atlara atladılar. Karanlık denizinin derinliğinde ki inciden çıkıp, Islanmadan üzerinden yürüdüler. Burada dört nesne dile getiriliyor. Yaradılış başlangıcındaki yolculuğu dile getirmektedir. Kamçıları şimşekten ve çataldı. Ve kendi bedenlerindendi Güneşi kalplerinde kızıl kıyamet ısıtıp, Avuçlarında soğuttular. Anadolu’daki bütün tanrıların ya elindeki mızraklar çatal şimşek ya da bunu boynuzla ifade eder ki bu çift kavramının kutsallığıdır. Sazların püskülünün çift olma (du gulık) olması bile bu kutsallığın temelinde gelir. “Ben tanrı içindeyim tanrı benim içimde.” Tanrıyı içinde aşk edip yani ısıtıp, diğer insanlara anlatmadır. Pirlerin elinin öpmesi buradan gelir. Önce altından Sonra bulutlar misali içinden geçtiler. Kamçıları şimşekten ve çataldı. Ve kendi bedenlerindendi Güneşi kalplerinde kızıl kıyamet ısıtıp, Avuçlarında soğuttular. Arkalarına bakmadan Suların kılıç kadar keskin, Dağların kaldırılmayacağı kadar ağır, Yarılamayacağı kadar sert, Ateşin soğumadığı ve Rüzgârın tükenmediği Dersim diyarına vardılar. Anadolu bin tanrılı diyardır Hititler bu inancı Hattiler’den (Hatuni) almışlardır. Hattuniler Dersim ve çevresidir. Oli’nin bin bir ismi de buradan gelir. Yoksa Arabistan’da da İslam kavramında da Ali’nin bin bir ismi tanımlamasına rastlamasınız. Dersim toprağının ağırlığı (Herde xa grane) buradan gelir. Atlarını çayıra çakmadan, Saldılar özgürce yaylalara. Bin tanrılı diyarın, Bin birinci meydanında, Daldılar otuz bin yıllık muhabbete Cümle âlem halka oluverdi. Melek-i Tavus da ümmetiyle Yundu ilişiverdi bir köşeye. Nazar eyledi inciyi muhabbet penceresinden Munzur’un tam ortasına halka olup Kurdular sofralarını Hak lokması yeşil elle dağıttılar. Bir an nefislerini tutamayıp oldular bir sınav Kendileri gibi bir can olan balıkları Attılar ateşe Pulları al al kızıllaşıp renklendi tam sofraya hak lokması olacakken Kızıllaştılar pişip can aldılar ve de kutsallaştılar. Daldılar Munzur’un ak süt sularına. Munzur Hızır suyu ve de alabalıklarıyla Ogün bu gün Dersimin on iki ocağı öteden beri var olan bir inançtır. Hatta diğer yerlerdeki seyitler bile kökenlerinin oradan geldiğini söylerler. Bu toplum binlerce yıl kendi gelenek ve inançları ile o dağlarda yaşadılar. Ovacıkta yaptığım röportajlarda “Mercan dağlarının çıplaklığını kırmızı renginin haqa olan sınavdan geldiğini Munzuru ve ala balıkları da bu sınavın ürünü olduğunu. Aslında Alabalıkların can alması ile Xızır burada sır olmuştur.” Denmekteydi. Cemler ve semanın da bu olayla ortaya çıktığı söylemler arasındaydı. Dersimdeki ibadetler burada yaratıldı. Dışarıdan gelen bütün evliya peygamberlerden hiçbir şey almadan onlara kendi kültürlerini yüklediler. Yani mihraç oldular. Cümle evliyalar ve peygamberler. Miraç odular sinelerine. Doksan bin kelam muhabbetine Yazdılar seccere misali Ters çevirili Kutsal kasenin Yani ki yeşil kubbenin hatırına, On iki bin Yeşil öküz derisine Doksan bin kere doksan bin, Cümle mahlukun cemaline. Lefi Mahfuz Demir kalem ile Arapçadaki B’nin altındaki nokta (zere) Olidir. İsa’nın Kutsal kâsesi ile pirlerin tası aynı kavramdır. Bu misyonları yine biz yükledik. Ga (emek-güç) tanrı anlamı bütün dinlerde boynuz olarak geçer ve sembol olmuştur. Daha önceki “Ga” yazımda detaylı dile getirmiştim bir kere daha dile getirmek istemiyorum. Oli ile doksan bin kelam muhabbet herkesçe bilinen bir anlatımdır. Bu doksan bin kelam Tanrının sıfatlarıdır, her sıfatı bir nesnede yansır. Yani lefi mafuz (alnına ) yazılır. Ve karanlıktan çıkıp gelen bu süvariler, Munzur suyu beyaz süt yerine, Kızıl akınca: Cellatlarını kılıç yerine kalemle kestiler. Şelaleleri yukarı tersine akıttılar. Binlerce mazlumun adını, Silgilerle deftere yazdılar. Atlarını bıraktıkları yaylalara Almadan Hızır’a teslim eyleyip, 1938’in Miladında ve bir yaz sabahı Bindiler kırk bin tabuta Selamsız döndüler. Işığın başladığı o ilk noktaya. Bu kültürü yok etmeye çalışanlar. Bu kültürün asıl kaynağı olan ve onlara göre “çiban başı” olan Dersim’i “Sefer olur Zafer olmaz” ilkesini kanla yok edip kalanı sürgün edip temelde yok etmeleri ve geride kanıt bırakmamak için toplu mezarlara dahi fırsat bırakmadan yazıda bırakıp kurda kuşa yem bırakılarak silgilerle kanıt bıraktılar. Foterli dedeler ise “Dersimliler azmışlardı.” Deyip kendi halkını haksız gösterme ihanetine girip zalimle dirsek temasa girince; kırk bin tabuta binip selamsız döndüler ışığın başladığı noktaya. |
|
|
|
| The Following 3 Users Say Thank You to Seyfi MUXUNDİ For This Useful Post: |
|
|
#2 | |||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Thanks: 12592
Thanked 8567 Times in 4034 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
sevgili Seyfi Muxudi,
açıklamalarınız için sağ olun, İlminiz var oldun, Işık olsun, Alinti:
Dersim, önemlidir, ancak,aleviliği bütün olarak algılamak gerek, Alinti:
Bu orucu tutan ALEVİ YÖERESİ neresi, hangi Alevi OCAKLARI bu orucu tutmaktalar, Alinti:
Ve ZAMANLA ilgili konuya yanıt vermemişsiniz, ZAMAN başlagıcı, evveli sonrası ile ilgili, dostca Kalın.
2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.
Dinimiz sevgi Kabemiz insan Iscanim ne oldum deme Siirin hakkini yeme Kafiye yok gitmis güme Kim neyi bilir bilinmez |
|||
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | Seyfi MUXUNDİ (02-20-2009) |
|
|
#3 | |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
GEREK DERSİM BÖLGESİ OLSUN GEREK VARTO VE HINIS BÖLGESİ OLSUN BÜTÜN YAŞLILARA SORUN 1-9 MART ORUCUNDAN SÖZ EDERLER.BİR NEVİ BAHAR KARŞILAMASI. İLERDE YAZACAAĞIM BİR YAZI OLDUĞU İÇİN DETAYLARINA GİRMEYECEĞİM. DERSİMDE 12 OCAK VARLIĞI BÜTÜN OCAK SEYİTLERİ BİLİR HEMEN HERKES BUNU BİLİR . AYRICA HÜSEYİN ÇAKMAK, VECİ TİMUROĞLU mUNZUR ÇEM MÜNZUR DERGİSİNDE YAZDILAR. OCAKLARIN KURULUŞU İSE KESİN TARİHİ BELLİ DEĞİL HER OCAK İÇİN FARKLI ZAMANLAR VAR. ALEVİLERDE BATİNİ OLARAK ZAMAN YANİ ZURVAN TANRI İLE BERABERVAR İDİ ONA BAŞLANGIÇ TASARLAYAN İNSANDIR. ASLINDA TIPKI TANRI GİBİ YOK OLMAYAN VE BAŞLANGICI TASARLANAMAYAN BİR GERÇEK. BİNLERCE DERKEN (EĞER ŞİİR KASTEDİLİYORSA) MECAZ OLARAK SÖYLENİR TANRI İLE BİRLİKTE VAR OLAN BİR KAVRAMDIR. Konu Seyfi MUXUNDİ tarafindan (02-23-2009 Saat 11:43 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Thanks: 12592
Thanked 8567 Times in 4034 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sayın Seyfi Muxudi;
Söz konusu yazınızı merakla bekliyoruz. Büyük harfle yazmak, sinirlilik belirtisidir, Ben onu öyle yorumlamıyorum, sanırım benim gibi , bu INTERNET denlen olguya alışamadınız ondandır, Oruc konusunda, HAŞİM KUTLU da eserleinde bundan bahsetmemiş, Dediğiniz yazarların yazılarını okumadım, Kitaplarını da okumadım, Ben Şıh İBRAHİM ocağı TALİPLERİNDEN im, Duymadım, başka kaynaklarda da okumadım, Bilgilenmiş oldum,ilk kez sizden duydum, 12 ocak kavramı ise, daha önce duydum, Kimleri bunu 12 BoY-12 OCAK söylemi ile TÜRKCÜLEŞTİRMEKTELER, Sizde Farklı bir söylemle bunu DERSİM yöresine ÖZEL dediniz, KÜRT halkına bağlamak mı? istediniz, Bu 12 ocapın İSİMLERİ nelerdir, Bu gün, bu 12 ocak sayısı korunmaktamıdır, DERSİM de bu sayı ne kadrdır, Zaman konusundaki bilgilerinize teşekkürler, Haşi Kutlu; Yol,Erkan,Meydan isimli eserinde S:121 de "On iki hizmet esasına dayanan 12 ocak Oçak sistemi temel modeli gök sistemidir, Gök yüzünün yani güneş sisteminin yer yüzüneki temsilini oluşturu derken, Merkezde Ocaklar ocağı olarak kabul edilen baş ocaklar bulunmaktadır deyiğ, Antik sayılabilecek oluşumlarda güneş sistemine bağlı yıldızlar adlarıyla anlımaktadırlar, sonra bu ocaklara "Nur evleri" yada " cem evleri"denildiğini söylüyor,12 ocak,merkez ocağın etrafında tıpkı yıldızlar sistemi gibi çark düzeni içinde yer alır. VE Ocakların Aşağıdan yukarıya doğru örüldüğnü beyan ediyor,S.122 Ocakların bir birinden üstünlüğü olmadığını S:123 12 Ocağın her birinin toplumsal görevlerde iş bölümü yapıldığını , bunlarında yine kendileri merkezde olmak kaydı ile, 12 ALT OCAĞA sahip olduklarını S:124 Kızılbaş ocaklarının merkesi DERSİM deyip, Her ne kadr bu ocaklar aile ve aşiretler adı ile anılsa da, sembolik olarak yaşamaktadırlar deyip, Nu Üst oçakları nede ALTocak İsimlerini yazmamaktadır. Saygılarımla. Konu İşcanbaba tarafindan (02-21-2009 Saat 11:29 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | Kevenkli (02-21-2009), Sır_kapısı (07-14-2009) |
|
|
#5 |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Sayın Seyfi Muxudi;
Söz konusu yazınızı merakla bekliyoruz. Büyük harfle yazmak, sinirlilik belirtisidir, Ben onu öyle yorumlamıyorum, sanırım benim gibi , bu INTERNET denlen olguya alışamadınız ondandır Başka sitelerde yazdığım yazılarda gerek site kordinatörleri gerek okuyucular ufak yazdığım için okunmadığını biraz büyük yazmamı söylerlerdi. Bir sinirlilik belirtisi normunu kim ortaya koymuş bilmiyorum ama çok mantıksız. Bilinçlerinde ve fikirlerinden emin olmayan sinirlenir. Lütfen böyle gereksiz cümle ve polemikler yapmayalım. Diğer sorularınıza da cevap vereceğim |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Thanks: 12592
Thanked 8567 Times in 4034 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sayın Seyfi Muxudi,
O sözü Polemik olsy-un diye yazmadım, Tüm bu tip sitelerde-forumlarda- byük harfle yazmayı olumlu bulmuyorlar, Dediğiniz gibi sacma da olabilir, şimdilik her katılımcının aklına bu var, Buyuk yazılınca insanlar benim kullandığım tabiri kullanıyorlar. Ve size hitaplarımda, oldukca nazik, sizi önemseyen cümleler kuruyorum, ve sizin bilgilerinizde önemsediğimi yazıyorum, Bu yazıyı yanlış anlamalar olmaın diye, yazma gereği hissettim, Saygılarımla, |
|
|
|
|
|
#7 | |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
Alinti:
Dersim Alevi kültüründe 12 ocak olduğunu genç aleviler bilmese de yaşlı olan hemen hemen herkes bilir. “12 sayı kavramının mucidi Orta Asya Türküdür.” ancak şoven çevrelerin kendilerince uydurduğu bir kavramdır. Bunun Eski dünya Ülkelerinde tutun yeni dünya ülkelerinin bir çok medeniyetlerince kullanılmaktadır. (Kaynak Mircea Eliade Şamanizm—Georges İfrah Rakamların Evrensel Tarihi 7 cilt) Zaten 12 sayısının asıl olarak bir nevi Sümerlerin kullandığı Abaküstür. (Her ne kadar bazı çevreler Sümerlerin Türk olduğunu söylüyorsa da Mö 3000 yıllarında yarattığı medeniyete parerlel Olarak orta asyada bana bir tek üst üste konmuş bir tek taş söyleyin yok nasıl olur akrabaları Mezopotamya ya gelir bunu oluştururlar da kendileri en eski belgeleri Orhun anıtları oluyor. Sümerler sadece zekileri mi orta asyadan göç etti tabiî ki hayır. En önelisi de Türk olan sözde Sümer lerle gerek Göktürk gerek Uygur alfabeleri harfleri zerre kadar bir benzerliği yok. ) Nasıl mı baş parmak hariç diğer dört parmağın boğumları üçer tanedir. 3 x 4 = 12 eder beş parmak olduğu için 12 x 5= 60 Sümerlerin kullandığı sayı düzeni (Kaynak G.İfrah Çakıl taşlarından Babil Kulesine. Tübitak yayınları) 12 sayısı oradan Orta Doğu’nun diğer kültürlerine yayılmıştır. Kısacası 12 sayısı evrenseldir. Peki mayalara ve diğer çin ülkesine nasıl yayılmış. Yukarda dediğim gibi Abaküs tarzı tüm kültürlerde yayılmıştır. Ağaçtan abaküs yapımı ise ilk Çinlilerde rastlanır. Yukarda söz ettiğim tarzda hesaplanır. Kayıp Mu ve kayıp Uygur imparatorluğu(Uygur devletleri ile karıştırılmasın.) 12 sayısı var Naacarlar bunu kullanmışlar Tibet ve Meksika tapınaklarında bu benzerliklere rastlanmış. Dersim Ocaklarını sadece Kürt kimliği ile sınırlandırmak Aleviliğe yapılan bir haksızlık ve hakarettir. Çünkü o zaman Aleviliği bir ulus dini yaparsınız. Ayrıca onu sadece Türk şaman dini yapmak da aynı ölçüde yanlış olur. Zaten Şamanizm diye bir din yok dinlerin şamanları var. (Kendilerini Şamanizm’in devamı olarak görenler en basitinde sorun Hangi şaman dinindedirler. Buryat, Yakut veya Altay) Dersim Aleviliğinin kökeni Hitit Hatti Urartu bile var tüm bunların birikimini artı türk göçleri ve eski Zerdüşt inancı ile yoğrulmuştur. Urartuların Hadlisi Dersimde Xade olmuş. Zerdüşt ün Yezdan’ı Dersimde Hazreti Yezdan olarak tekrarlanmıştır… 12 sayı kavramı 12 Ocak kavramında önce ışık kelimesini bir kez daha açıklayayım. Aleviliğin sık tekrarladığı şah=ışık demektir yine Zat=ışık=Tanrı “Bana o zat lazım” derken o anlamdadır. Zamamn zaman zat Ali anlamında yada pir anlamında kullanılsada özsel olarak zat ışık ve tanrı demektir dersim dili oan zazaca en eski dillerden biridir zaza=şaşa=ışıkların ışığı yani tanrı anlamındadır. Arap mistizminde Kutsal 12 yoktur bu Anadolu ve Fars uyarlamasıdır. Güneşin kutsallığı ise bütün üst ve alt inançlarda vardır. “Ilk elden hemen şunu da belirtmek istiyoruz; Dersim’de herkes Hızır’a yönelik olarak aynı ortak inancı paylaşmıyor. Bu durumun önemli bir nedeni de var tabii. Bilindiği gibi Dersim’de on iki Alevi Ocağı bulunmaktadır.12 Bunlardan kimisi Türkçe, kimisi Kürtçe ve kimisi de Dersim dilini yani Zazaca’yı konuşmaktadır. Şüphesiz, bunların renkleri de Dersim’in inanç ve ibadetine yansımaktadır. Munzır COMER Dersim İnancında HIZIR” Yazae Ali kaya bunu 17 ye çıkarsada alt ocakları da buna katmıştır. Oysa sey sülemane Qurqureke deyişlerinde “deh u Du Ocaxe dersim” sık sık kullanırdı. Ali kaya XIII. OCAK MENŞEİ ( KÖKENİ)XIV. DERSİM SÜREKLERİ 1)Baba Seyyid Cemal, 2) Gül Cemal Ocağı, 3)Hacı Kureyş Ocağı, 4) Ağu İçen Ocağı, 5) Baba Mansur Ocağı, 6) Saru Saltuk Ocağı, 7) Derviş Cemal (Abdal) Ocağı, 8)Seyyid Savur Ocağı, 9) Ali Abbas Ocağı, 10) Ağzı Eğrilen Ocağı, 11) Tutma Ocağı, 12) Horsirik Ocağı, 13) Yer Ocağı, 14) Karıncılık Ocağı, 15) Çarktırma Ocağı, 16) Tebe Ocağı, 17)Nakıs Ocağı” Şeklinde yazsa da örnek olarak Tebe, Çıkartma Nakıs, Karıncılık Ali Abas, Tutma, Karıncılık… alt ocaklardır. Tabi lütfen bunu birileri küçümseme olarak algılamasın. Örnek kendi ocağım Bamasur olmasına trağmen Muxundudan ayrılıp Pülümür Hınıs Varto Sivasta kurulmuş Bamansur evlatlarının alt ocakları var. Oysa Dersimin asıl ocakları ise 1-Hacı Kureyş Ocağı 2-Ağuçan Ocağı 3-Baba Mansur Ocağı 4-Derviş Cemal ocağı 5-Saru Saltuk Ocağı 6-Sey savun ocağı 7-Üryan Baba 8-Şıx Hasan 9-Şıx Delile Berxıcan 10-Dewreyş gewr ocağı 11-Celal Abbas Ocağı, 12-Hızır Ocağı(Batinidir) Bu ocaklar genellikle halk arasında söylenen ve 12 ocak olarak tabir edilenlerdir. Şu da söylenenler arasında yer alır ki Bunların içinde en tepade olanı Bawa Mansur ve Kureyş olduğunu (Ehlibeyt Soyunda sadece ikisi var söylemi) bir Alevileri zorla İslami boyut içinde yerleştiricilerin çabasıdır. Doğru olan ise bu Ocakların hep burada var oldukları aktörlerinin farklı dönemlerde ön plana çıkarmalarıdır. Selam ve sevgiler |
|
|
|
|
|
|
#8 | ||
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Thanks: 12592
Thanked 8567 Times in 4034 Posts REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sevgili Seyfi Muxudi;
Verdiğin bilgiler için teşekkür ederim, ilmin var olsun, Yazınızın bir çok bölümüne katılıyorum, Ancak ocaklar konusunda terddütlerim var, Alinti:
Aguçan ve Babamansur ocakları, Hacı kuryş veya Kureyşenler, Baba Mansur a bağlı bir aşiret olduğunu sanıyorum, öyle biliyorum, Derviş Cemal ocağı , evet, buyük bir ocak, Pir OCAĞI, Mürşit ocağı olmadığını biliyorum, Şıx hasan diyede bir oçak olmadığını biliyorum, Şıx Hasan ,bir köy adı veya bir aşiret adı bildiğimiz kadarı ile. Diğer Temel ocaklar dediğiniz ocakların da, Rehber ve Pir ocakları, orda 2 Mürşüt ocağı var, bildiğim kadarı ile, Alinti:
dostca kalın. Konu İşcanbaba tarafindan (02-28-2009 Saat 11:13 ) değistirilmistir.. |
||
|
|
|
| The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post: | Seyfi MUXUNDİ (02-28-2009) |
|
|
#9 |
|
Forum Katılımcısı Bulunduğu yer: konya
Üye No: 1096
Mesajlar: 101
Thanks: 457
Thanked 195 Times in 77 Posts REP Gücü : 3
REP Puanı : 117
REP Seviyesi :
![]() ![]() |
sevgili dostum
Evet bir konuda haklısınız. En tepede Ağuçan ve Bamasur olarak bilinir. Hatata Kazim Yeşilgöz'ün yazdığına göre de Ağuçanların Dedesi Ebul-Vefayı Bargini(Tacul_Arifin) İlk Dersim batini piridir. Ama gel gelelim Mazgirt Nazimiye ve Karakoçan bölgeklerinde yaptığım alan araştırmalarında "Ehlibeyt Soyu sadece Bamasur ve Kureyş tir Diğeleri dikmedir." denmektedir Hatta ortam varsa o bölgenin yaşlılarına sorun her on kişiden dokuzu bunu tastikleyeceğine eminim. Ayrıca şu söylemim çok önemli eskiden Ağır(Dara gıran) bir yol düşkününü kaldırılması için 12 ocağın temsilcileri olmak zorundaydı. Ki bu yol düşkünleri genellikle seyitler içinmiş. [Bunları da tarihsel olarak söylemek istersek, neler söylüye biliiz, elimizde bu tip kaynaklar varmı? yoksa bunlar bir söylence mi? Şİmdi bu bölgede keramet gösteren pirlerin kerametlerine bakıldığında duvar yürütmeden tutun hayvan biniciliğine kadar yada ağuyu bal eylemek Hitit hatti ve diğer anadolu kültürlerinde var en önemlisi de Işık tayfasını baskı altına alan Hristiyan (Ms 300-500) misyonerleri islamcıların yaptığı aynı yöntemle Işık tayfasının kültürlerini kendilerinin miş gibi işlemişlerdir (KaynakBurhan Oğuz Türk Halk Düşüncesi ve Hareketlerinin İdolojik Kökenleri 4 cilt simurg yayınları) Konu Seyfi MUXUNDİ tarafindan (02-28-2009 Saat 01:15 ) değistirilmistir.. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Seyfi MUXUNDİ For This Useful Post: | İşcanbaba (02-28-2009) |
|
|
#10 |
|
Yeni Üye Bulunduğu yer: Gaziantep
Üye No: 1808
Mesajlar: 34
Thanks: 42
Thanked 37 Times in 22 Posts REP Gücü : 1
REP Puanı : 32
REP Seviyesi :
![]() |
Merhaba Seyfi MUXUNDİ Can
metindeki derinliğinize bakılınca derin bir insan olduğunuz farkediliyor. Seyfi kelimesinin anlamı nedir hangi dilden gelmiştir. ( Sanırım İsminiz Bu ) Ve ilk mesajdaki Şiir kime ait çok etkileyici bir şiir..( Bazı isimler vermişsiniz ama şiiri yazanlar tam olarak kimdir anlayamadım ) Sevgilerimle. Hu |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Sır_kapısı For This Useful Post: | Seyfi MUXUNDİ (08-26-2009) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||