![]() |
|
![]() |
|||||||
| Alevilik Tarihi Alevilik Tarihine dair paylaşımların yapılacağı alan. |
| Reklam Alanı |
![]() |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#11 |
|
Bizden Biri |
BEKTAŞİ TEKKELERİ YAKILIP YIKILIYOR
DEDELER ÖLÖM VE SÖRGÖN GÖRÖYOR Bunun üzerine 4 Zilhicce günü gemicilerin ünlüleri sayılan Kıncı, İstanbul ağası zade ve Salih babalar idam edildiler. Rumelihisarında şehitlik, öküz limanı, Karaağaç, Yedikule, Sütlüce, Eyüp, Ösküdar, Merdivenköyü, Çamlıca adlı yerlerde bulunan Bektaşi tekkeleri yıkılıp içinde yatıp kalkanlar da götürülüp Darphane hapishanesine tıkıldı. Sonra birer birer Şeyhülisl‰m tarafından akideleri soruldu. Şii usulü üzere sakınarak şeriat yolundayız, dediler. Sünni olduklarını söylediler. Cahil olanların inanış meseleleri ve bunların getirdiği işlemi ayırmakta cevap vermeye güçleri yetmezdi. Ancak Rafızi olup dini terketmedikleri, hak yolundan ayrılıp batıla dönmedik, dedilerse de dış görünüş, tutum ve davranışları yalan söylediklerini belli ediyordu. Ayrıca bütünü ile Bektaşiler hakkında söylenenlerin oldu bitti girişimler, ahl‰k ve insanlık dışı işlediklerine bakılırsa bu karışıklığın daha içinde iken yapacakları zararların ortadan kaldırılması siyaset gereği sayıldı. Şehitlikte olan Mahmut baba yedi adamı ile Kayseri’ye, öküz limanındaki Ahmet baba, Yedikule’deki Hüseyin baba ikişer adamı ile Hadim’e, Karaağaç tekkesinde Hacı Bektaş-ı Veli dedikleri şahıs ise sekiz müridi ve başkaca babalar da birer yere sürgün edildi. Ötekiler Sünni kılığına girdi ve ortada Bektaş adında ve kıyafetinde kimse kalmadı. İzzet Molla’nın beyti: Ağalar eyledi cehiyme sefer Çaldı Bektaşiler de göç borusun.”60 Ulemanın almış olduğu bu kararlar hemen yaşama geçirildi. Bir kafes arkasından gizlice bu toplantıyı izleyen padişah da bu yüce bilgilerle donatılmış altın kalpli kimselerin kararlarına aynen katıldı. 60 yaşına kadar olan tekkelerin dışındaki bütün Bektaşi tekkeleri ortadan kaldırılmaya, altmış yaşın üstünde bulunan tekkelerin, mallarının müsadere edilmesine adamlarının da sürgün edilmesine karar verildi. Anadolu ve Rumeli’de de ne kadar Bektaşi tekkesi varsa hepsi kapatıldı. Yalnız Hacı Bektaş tekkesi o büyük pirin adına sözde saygıdan dolayı açık bırakıldı. Ancak bu ulu derg‰hın başına Nakşi şeyhi getirildi. Kapatılan tekkelerin mallarına el konularak ya diğer tarikatlara verildi ya da çoğunluğu İstanbul’a taşınarak bir yerlere konuldu. Binaları yıktırılmayan tekkeler ise “bir kısmının hem Anadolu’da hem de Rumeli’de cami ve mescide çevrildiği de kayıtlarda görülmektedir”61 Yine devlet arşivlerinde bulunan kayıtlara göre Şeyhülislam fetvasına dayanarak verilen bir karar hakkında “Bu kararnamede ise “Yeniçeriliğin ilgası üzerine yıktırılan tekke yerlerinin vakıf olanlarından Bayazıd Evkafı’ndan olanların varislerine verilmesi, diğerlerinin zaptına ve türbelerinin de fetvaya göre işleme tabi tutulması”62 Kapatılan tekkelerin dışında kalanlarına Nakşibendi tarikatı şeyhleri tayin edilmiş olup, o yöre halkı onların deyimiyle, “ehli sünnet” edilmeleri üzerine yol bulunmuştur. Hacı Bektaş tekkesinin başına ise Hacı Bektaş tekkesine en yakın Nakşi tekkesi şeyhi tayin edilmiştir. Bu Şeyh’in adı Mehmet Sait Efendi’dir. Abdulkadir Sezgin’in devlet arşivlerinden elde ettiği belgelerde ise bu Şeyh’in Hacı Bektaş kasabasında sıkıntı çektiği, kasabanın küçük halkının fakir olması Şeyh’i fazlasıyla üzmüştür. Şeyh de padişaha yazdığı bir mektupla bu ulu pirin tekkesinin Pirevi’nin karşısındaki küçük mescidin yıkılarak yerine cami yapılmasını istemiştir. 1827’de Hacı Bektaş tekkesine yaptırılan bu cami Nakşi Şeyhi Mehmet Sait Efendi’nin özel isteği üzerine yapılmıştır. II. Mahmut döneminin ünlü sufilerinden Kuşadalı İbrahim Halveti de Bektaşilere yapılan bu olayları tasvip ettiğini, Bektaşilik, Şiilik, Rafizilik’in birbirleriyle sıkı ilişkileri olduğunu, hatta hepsinin de aynı olduğunu, dostlarına yazdığı bir mektupta padişahın ve ulemasının vermiş olduğu bu kararı desteklediğini bildirmiştir. Bu olaydan nasibini salt Yeniçeriler değil, bununla birlikte Bektaşiler de almıştır. Ölkede, özellikle İstanbul’da ne kadar Bektaşi yanlısı, onlara yandaş olan varsa ya da kendilerine Bektaşiyim diyenler bile rahatlıkla susturulmuştur. Bektaşilere, Yeniçerilere acınmak suçtu. Arnavutluk ve Mısır’a kadar geniş bir coğrafik alana yayılan Bektaşilik, kolaylıkla ortadan kaldırılamayacaktır. Çünkü beşyüz yıllık bir tarihi, Osmanlı devletinin tarihinden bile eski bir geçmişi vardır. Osmanlı devlet olurken bu tarikatı kullanmadı mı? Hem bu tarikattan hem maddi hem manevi destek görmedi mi? Hem de ilk üç padişah Bektaşi-Alevi tarikatına bağlı değil mi? Bütün bunlara bakan kim? Kim takar geçmişi, geleceği. Önemli olan günü kurtarmak değil miydi? İstanbul’da verilen bir fetva bütün bu geniş coğrafik alana yayılan tarikatı yok etmeye yetecek mi? Sert önlemler almak daha da önemli değil mi? Bu yapıldı. Salt Bektaşi dedeleri, babaları, dervişleri değil, sempatizanları bile sürgünden nasibini aldı. Bazı tekke postnişinleri özellikle ehli sünnet ulemasının yoğun oldukları bölgelere gönderildi. Belki imana gelirler imajı işlendi. Bektaşi tekkelerinin dejenere oldukları, ehli inançtan çıktıkları topluma işlenerek, bu tekkelerin başlarını Nakşibendi şeyhleri tayin edildi. BEKTAŞİLİK DİĞER TARİKAT OYLARIYLA YOKEDİLMEK İSTENİYOR Sultan II. Mahmut’un kafes arkasından izlediği toplantıda görev alan çeşitli tarikata bağlı Şeyhler Anadolu’nun en eski ve köklü bir tarikatının ortadan kaldırılması yönünde oy kullanmışlardır. Anadolu Türkiye’si için bunca emek harcayan, Anadolu Türk kültürünün yerleştirilip, yaşatılmasında büyük payları olan Arap kültürüne dayanmayan tek Türk tarikatının bu topraklardan silinip atılması “zındıklar”a bir ders olacaktı onlarca. Bunun için toplantıya katılan: - Eski ve Yeni Şeyhülislamlar - Nakşibendi Şeyhleri’nden Beşiktaşlı Yahya Efendi - Nakşi Şeyhinin Beşiktaşlı türbedarı Hafız Efendi - İdris Köşkü’nde tekkesi bulunan Balmumcu Mustafa Efendi - Mevlevi Şeyhlerinden Galata Şeyhi Kudretullah Dede - Beşiktaş Şeyhi Abdulkadir Efendi - Kasım Paşa Şeyhi Ali Efendi - Halveti Tarikatından Koca Mustafa Paşa Şeyhi Zakir zade Ahmet Efendi - Merkez Efendi Şeyhi Ahmet Efendi - Ösküdar’da Nasuhzade Şeyh Şemsettin Efendi - Halveti tarikatından Hüdayi Şeyhi Şahap Efendi - Bandırmalızade Galip Efendi - Sadiye’den Şeyh Emin Efendi Alevi-Bektaşiliğin ortadan kaldırılacağını, Yeniçerilerin kırıma uğraması ile Bektaşiliğinin sonunun getirileceği sanıldı. Bu nedenle ilgisiz gerekçeler bulunarak bir gecede İstanbul’un tanınmış Bektaşi dedeleri idam sehpasına gönderilmiştir. Bunlardan Kıncı Baba, Salih Baba adı geçen tekke ve tarikat Şeyhleri kararıyla ölüm fermanı yazılmıştı. Rumeli Hisarı’nda Şehitlik, Sütlüce, Öküz Limanı, Karaağaç, Yedikule, Eyüp, Ösküdar, Merdivenköy, Çamlıca tekkeleri yıkılarak içinde bulunan kitap, bilgi, belgelik ne varsa hepsine el konularak götürüldü. Tekkede bulunan insanlar hapislere dolduruldu. Hapsedilenler “sünni” olduklarını, sünni kalacaklarını söylemeleri halinde serbest bırakıldılar. Direnenler her türlü baskıyı göğüsleyerek dağlara, sığınaklara kaçıyorlardı. Peki neydi beşyüz yıllık Bektaşi tekkesini ölüme götüren ya da ölüm fermanını imzalayan fetva? İşte aşağıda fetvanın orijinalini bulacaksınız. Bu fetva yorumsuz olarak verilmektedir. |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Rehber For This Useful Post: | sibele (11-16-2008) |
|
|
#12 |
|
Bizden Biri
Üye No: 499
Mesajlar: 611
Thanks: 232
Thanked 745 Times in 389 Posts REP Gücü : 10
REP Puanı : 351
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() |
BEKTAŞİ TEKKELERİYLE BEKTAŞİLER HAKKINDA SADR-I åZAMIN TELHİSİ VE HATT-I HÖMåYUN SURETİ
Şevketlz ker‰metlz meh‰betlz kudretlz velin”metim efendim P‰dişahım, Bir müddetten beru Ösküdar ve Eyyüp ve Boğaziçi taraflarında ve sair mahallerde olan Bektaşi tekkeleri ibahiyye ve revafız misill� birtakım mül‰hide ile m‰l‰mal olarak şürb-i hamir ve terk-i savm ve sal‰t misill� env‰-ı fısk ve fezahati b” meh‰b‰ irtik‰p ve ‰yinlerinde olan matem gecelerinde ve ayn-ı cem t‰bir ittikleri evkat-ı cemiyetlerinde ne�zübill‰h-ı te‰l‰ sahabe-i kir‰m ve belki enbiy‰-i izam hazar‰tına haş‰ ve kell‰ zebandırazlık ile kailinin şer’an tevbesi n‰ makb�l ve katli v‰cib küfriyyata ictis‰r itmekte ve kendüleri bu vechile küfr ve dal‰lete münhemik olduklarından başka sair avam-ı n‰s ve husus‰ Ösküdar tarafında cühel‰dan pek çok kimesneyi iğv‰ ve ıdl‰l iderek günden güne çoğalmakta oldukları meşhur ve mütevater olup elh‰letü hazihi bitevfikihi te‰l‰ icr‰-yı ahk‰m-ı şer’iyye ve tanzim-i mesalih-i mülkiyye hususlarına ced ve s‰y ile d‰rüssaltanatüsseniyyeleri nüfus-ı şakiyye ve eşhas-ı rediyyeden tanzif ve tathir olunmakta olarak taraf taraf halen ve istikbalen ”z‰z-ı din-ü-mübiyn ve hıfz-ı n‰mus-ı şer-i metine ne derece dikkat ve himmet olunursa ol derece feyz ve tevfik-ı il‰hi zuhur ideceğine şüphe olmadığından m‰ada beherhal ol mak�le münkerat-ı şenianın refi’ ve izalesine ikd‰m ve halkın sal‰h-ı halini istihsale ihtimam ehem ve elzem olduğuna binaen gerek mül‰hidenin meşhurlarından ber ment�k-ı pusla altı neferi ahz ve hapis olanarak gerek bunların ve gerek p‰d‰şaları olan ehl-i dal‰let haklarında hükm-i şer’” ne vech ile idügi bilinüp ve tefahhus ve taharri ve refi’i ve iz‰leleri ne vech ile olmak l‰zım geleceği söyleşilerek ana göre iktizasına bakılmak üzre dünkü gün c‰mi-i şerifte (Topkapu sarayındaki cami) sem‰hatlz Şeyhulisl‰m Efendi ve s‰bık ve esbak şüyuh-ul-isl‰m ve sud�r-ı kir‰m ve ders-i‰m efendiler d‰ileri ve erbab-ı ş�r‰ kulları ve celb olunan Celvet” ve Nakşibend” ve sair b‰zı turuk-ı ‰liyye meşayihi 1) d‰ileri hazır oldukları halde akd olunan mecliste Şeyhulisl‰m d‰ileri feth-i b‰b ile meşayih-ı m�maileyhime hit‰ben: Malzmunuzdur ki Hazreti-i Ali Kerremallahü veche taraf-ı den içlerinde bu misill� ehl-i sünnet itikadında ve kendü halinde oldukları tebeyyün idenlerden sarf-ınazar olunup m‰ada rafız-ıyyül-itikad oldukları tahakkuk idenler şer’an mürted hükmünde olmalariyle anlara dahi telkin-i din olunarak nefyilleri iktiza idenler vardıkları mahalde su-i ef’allerini icraya muktedir olamamak içün Kayseriyye ve Birgi gibi makarr-ı ulema olan mahallere nefy ve def’ olunmak ve Ösküdarda Hüday-” Mahmud Efendi Kuddise sırrühu tekkesi civarında (gizlice Evliya) türbedarı olup oraya mücaeddeden türbe yapmak d‰iyesinde olan Bektaşi, türbedarlık-ı mezk�rı Bektaşi olmıyan ahar bir kimesneye kasr-ı yed itmek üzere kendüye tenbih olunmak ve mah‰llat aralarında bulunan o mak^üle erb‰b-ı su-ih‰l olanları araştırup haber vermek üzre mahall‰t imamlarına tenbih ve tekit eylemesi içün İstanbul Kadısı Efendi d‰ilerine buyruldı yazılmak ve şimdilik bu taraftakiler bu vechile icra olunup Anadolu ve Rumeli tarafında olan o mak�le erbab-ı (...) rafz ve ilhadın dahi inşaall‰hü te‰l‰ bundan böyle sırası geldikte iktizasına bakılmak hususları karargir olmuş ve ”dam olunacak mezzrlar içün vazolunacak yafta müşarünileyh d‰ileri tarafından tertip ve terkim olunarak salifüzzikr puslalar ile maan manz�r-ı hüm‰yun-i şŒhŒneler buyrulmak içün arz ve takdim kılınmış olmakla ol vechile icrası muvak-ı irade-i seniyye-i mülk‰neleri buyrulur ise emr- -ü ferman şevketlz, ker‰metlz, meh‰betlz, kudretlz velinimetim efendim P‰diş‰hım Hazretlerinindir 1). SULTAN MAHMUT’UN TALİMATLARI I- BENİM VEZİRİM Dünki gün akdolunan meclis-i şzranın kararını mutazammin işbu takririn ve pusulalar ile yafta surett manzur ve mal�m-ı hüm‰yunum olmuştur. Bunca zamandanberu ocağ-ı mülga eşkiyasının g�n‰ g�n Devlet-i aliyyemiz hakkında mazarrat ve habesetleri vukua gelmiş ve bu güruh-ı mekruhun halleri meydanda dururken hiç bir maslahata merkez-i l‰yıkında bakılamadığından mur-i dahiliyyemiz refte refte çığırından çıkup bayağı reayamız bile cesarete gelerek el‰n gailesi defolunmadı ve frenkler dahi halimizi anladıklarından ne gzne tek‰lif-i barideye başladıkları kaziyye-i mal�medendir. Maazallahü teal‰ Devlet-i aliyyemizin hali ne derece fenaya varmışken mahz‰ fazl ve kerem-i B‰ri ve as‰r-ı şeriat-i Muhammedi ile havane-i mukhurenin ne vechile ceza-yi sezalarını bulup ve bulmakta oldukları cümlenin meşhudu olmaktadır; ancak takririnde beyan olunduğu üzre Devlet-i aliyyemiz hakkında bu defa zuhura gelen Fezail-i İl‰h” ve in‰yet-i n‰müten‰hiyi bir eyüçe tefekkür ile taraf taraf halen ve istikbalen ”zaz-ı din-i mübin ve fakat n‰mus-ı şer’i metine dikkat ve k‰ffe-i h‰l ve harek‰tımızı tatbik ve tevfika s‰y ve gayret idelim ki hatt‰ sahib-i şeriat efendim hoşnut olarak k‰ffe-i mesalih-i Devlet-i aliyyemizin tevfika mukarenetle ileri gitmesine sebep olsun. Bu tarik-i bektaşiyenin hal ve keyfiyetleri bu dereceye gelmişken maazallahü teal‰ halleri üzre bırakılup tathirine bakılmasa gün begün çoğalarak ekser nasi hüsn-i itikatten dal‰lete düşürmege sebep olacakları z‰ri ve aşik‰r olmağla bu makule g�r�h-ı mul‰hidenin fark ve temyizi derece-i vüczbe gelmiştir. Takririnde iş’ar eylediğin üzre şimdilik Derseadetimiz civarında olanların tahkik ve icrasına bakılup b‰deh� Rumeli ve Anadolu tarafında olanların tathirine bakılsun. Pusulada muhdes denilen mahaller hedmolunacak ise de içinde muvcut olan şeyh ve müridleri kaçırılmağa gelmez; evvelce kaldırılup bir mahalle koymak ve kadim denilen bektaşi tekkesi ne mıktardır bilinüp fakat tekkelerine dokunulmayarak anların dahi şeyh ve müridleri kaçırılmayarak bir mohalle toplanup her birinin hal ve keyfiyetleri gereği gibi anlaşılmak b‰deh� muktez‰y-ı şer’”si ne veçhile icap iderse öylece icrasına bakılmak l‰zımgelür. Tekkeleri kadim ise içlerinde olanlar ne maktule adamlardır bilinemez. Bunların iğva ve ıdlalleri harice sirayet ettiği gibi kendu tarikalarında olanlara sirayet itmemesi akla müsteb’ad değildir. Velhasıl efendi daimiz ile bu hususı başkaca iş güç idinüp külliyen bu makule mül‰hidenin def’ ve ref’ine s‰’y ve gayret idesiz. Pusulada isimleri muharrer olanl‰rın üçü, zikrolunan mahallere yafta vaz’iyetle tertib-i ceza ittirilsün diğer üç neferin birine efendi d‰imiz acımış isede iki neferi nefyolunup raşid kaldığı gibi ilerude tutulacak tedbire mugayır görünür; o dahi bir münasip mahalle nefyolunsun ve merkumunn dahi hakkında söylenilen kel‰m az şey değildir: kaldı ki bu husus umur-ı diniyeden olmagla gerek eshab-ı meratipden olsun ve gerek ahad-ı nasdan olsun, cümlesi beraberce tutulup icra olunmak l‰zımdır. Ezcümle tarik-i ulemadan vak’a nüvis-i s‰bık މnHi zade Ata Efendi, müderrisinden Çagal zade Tahir Bey pek meşhurlarından olmağla, bunların dahi tedipleri l‰zimedendir. Ata Efendiyi Tireye ve Tahir Beği (Hadım)’a nefy ve iclalarını 1) işaret eylemek için işbu İrade-i Hüm‰yunumu efendi daimize ifade ve icra ittiresin ve hususat-ı saire dahi müzakere olunup takririnde beyan olunduğu üzre icra olunsun 2) Anadolu ve Rumeli taraflarındaki Bektaşi tekkelerinin baba ve müridlerinin ahvilini tahkik için Anadolu tarafına Esbak Cebecibaşı Ali ağa ile ulemadan Çerkeşli Mehmed efendi ve Rumeli tarafına da Sabık Mirahur-ı evvel Ali bey ile yine ulemadan Pirlepeli Ahmed efendi tayin edilmişlerdir 3). Sadrı-azam muhdes olan tekyelerin yıktırılmıyarak cami, mescit ve medrese olmasını istizan etmiş ve Padişah hem bu Bektaşiler işinin ve hem de diğer işlerin ağır gittiğinden bahs ile Sadr-ı azama aşağıdaki ağır Hatt-ı hümayunu yazmıştır: |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to Rehber For This Useful Post: | sibele (11-16-2008) |
|
|
#13 |
|
Can Bizden Biri Bulunduğu yer: ankara
Yas: 35
Üye No: 27
Mesajlar: 1.157
Thanks: 2328
Thanked 1647 Times in 735 Posts REP Gücü : 17
REP Puanı : 648
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
henüz tamamını okuyamadım baya uzun benimde vaktim yok ama okuyacağım teşekürler paylaşım için emeğinize sağlık
Gönül, niçin ahvalimi bilmezsin? Yürekte yaralar türlü türlüdür. Öğüt versem, öğüdümü almazsın, Yürekte yaralar türlü türlüdür. Ah n'eyleyim karşımızda ölüm var, Ölüm dedikleri kanlı zalim var. Ne ağlayıp ne gülecek halim var, Yürekte yaralar türlü türlüdür. Pir Sultan Abdal'ım, ben de böyleyim, Emir Hak'tan geldi, kime ne deyim? Derdim çoktur, hangi birin söyleyim? Yürekte yaralar türlü türlüdür. Pir Sultan Abdal |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to sibele For This Useful Post: | Rehber (11-17-2008) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Sponsored links
|
|||||||||
![]() |
|||||||||