Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > ALEVİLİK ÖĞRETİSİ > Alevilik İnancı

Alevilik İnancı Alevilik inancına dair paylaşımların yapılabileceği alan.

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 09-01-2009, 10:17   #1
Derman
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Derman - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Üye No: 73
Mesajlar: 4.377
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 3476
Thanked 7384 Times in 2954 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 43
REP Puanı : 1278
REP Seviyesi : Derman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud ofDerman has much to be proud of
İletişim
Standart Yola Girme Merasiminin Köroğlu Destanı'nda İzleri

Şaman inisiasya (sırra erme) merasiminden kalmış ve İslâmi değer kazanmış yeniden kurulma süreci bütün ayrıntıları ile Köroğlu Destanı'nın yalnız Türkmen varyantında (atın kaçırılması motifinde) korunmuştur. Kahramanın yeniden şekilleneceğini kör dedesi Cığalı Bey önceden bilir (bu batini görmedir). Bu nedenle de Cığalı Bey, torununu kırk çiltanlarla görüşe hazırlar, ekmek pişirip onun koltuğuna koyarak, iki gün gidip, üçüncü gün bir çınarın altında namaz kılan bir aksakallı ihtiyar göreceğini, akşama yakın onların oniki, gece yarısı kırk, sabaha yakın üçyüzaltmış eren olacağını önceden haber verir. Halk sufizminde öteki dünya, reel dünya sırrını bilen, dünyanın manevi hâkimleri olan erenler hakkındaki dini felsefi tasavvur Goroğlu Destanı'nın Türkmen varyantında tam olarak korunmuştur.

Bir çok varyant ve versiyondan oluşan Köroğlu Destanı hemen hemen bütün Türk halklarının edebiyatında (ayrıca Kürt, Arap, Tacik, Gürcü, Ermeni, Abhaz folklorunda da Köroğlu Destanı ifa edilmektedir) mevcuttur. Sözlü gelenekte, tam dört asırdan fazladır ki, ifa edilen Köroğlu Destanı âşık edebiyatının en değerli ve en önemli parçasıdır. Köroğlu onüç halkın edebiyatında yazılı şekilde mevcuttur. Eski çağlardan (İskit-Sakalardan) beri bilinen Köroğlu olayı (İskitlerde kör edilmiş kölelerin oğullarının isyanı) İslamiyetin kabülüyle âşıkların repertuarında halk sufizminin bütün değerlerini kendinde barındırmış oldu. Orta Asya, Azerbaycan, Anadolu sahasında Köroğlu Destanı'nda halk sufizmi katının güçlü olması âşıklık geleneği ile ilgilidir.
Oğuz epik an'anesinde Tanrıoğlu[1] - kurtarıcı tipi, Köroğlu'nun simasında yeniden – hak, adalet sembolü olarak destan kahramanına çevrildi. Köroğlu sosyal hayatta göçebe kavmin hakkını savunup bozulmuş eski Türk töresini yeniden kurarken, manevî âlemde eski inançların yeni şekli niteliğinde olan ve genelikle batıni inanç gibi değerlendirilen heterodoks akımların tastiki için savaşır. Bu anlamda Köroğlu, Oğuz alpleri içinde esasen yerel yöneticilere ve kısmen de kendi hükümdarına karşı (tabiî ki, devlete karşı değil) savaşan tek kahramandır. Bunun sebebi eski Tanrıoğlu'nun yeni kültür birikiminde batıni inançlara dayalı Babaîler olayının ve ondan sonraki harekatların (Celaliler ayaklanması, Tebriz isyanı vs.) etkisiyle biçimlenmesidir. Köroğlu'nun şekillenmesi batını tarikatların yola girme erkânının epik varyantıdır. Yola girmenin bazı belirtilerine Azerbaycan ve Anadolu sahasındaki Köroğlu Destanlarında rast gelinse[2] de bu sufi anlayışı merasim yapısını esasen Türkmen varyantında korumuştur.
Köroğlu Destanı'nın Krasnovodsk Türkmenlerinden derlenmiş varyantında Goroğlu (Orta Asya varyantlarında Goroğlu, Guroglı, Gurguli vb. adlarla bilinmektedir) eteğinde ekmek, kaybolmuş atını aramaya gider. Hz. Ali Goroğlu'na rastlar ve meşhur dügürme (haça) kılıcını ona verir.[3] Bu varyantta Şaman folklorunda rastladığımız yeniden şekillenme akti yoktur. Ancak Kırkların, Oniki İmamın, Hz. Hızır'ın, Hz. Ali'nin, tıpkı Özbek varyantında olduğu gibi, kahramana her zaman yardımda bulunup hamilik ettiği açık bir şekilde söylenir. Köroğlu Destanı'nın Krasnovodsk varyantını göremedik, ancak B. Karrıyev'in bu destanlar hakkında verdiği kısa bilgide de yeniden kurulma aktine rastlamadık. Aslında Goroğlu'nun Hz. Ali'yle karşılaşmasından sonra değişme başlar, ancak yeniden şekillenme süreci yoktur. Hatta, Özbek varyantında Goroğlu onüç yaşına kadar sıradan bir çocuktur. Goroğlu'nun onüç yaşı dolduğunda Hz. Hızır, Oniki İmam, kırk çiltan kendileri onun yanına gelip onun güçlü, adaletli bir kahraman olması için dua ederler. Bundan sonra Goroğlu yenilmez bir kahraman olur.[4]

Burada şunu da kaydedelim ki, ister Türkmen, isterse de Özbek varyantlarında eski hükümdar -kahraman motifi korunmuştur. Nitekim Goroğlu, Azerbaycan ve Anadolu varyantlarında olduğu gibi sıradan bir seyisin oğlu değil, han oğludur ve Çambıl'da yol kesmez, hanlık eder. Azerbaycan ve Anadolu varyantlarında hükümdar-kahraman motifinin bazı işaretleri kahramanın Çenlibel'in (Çamlıbel'in) hakimi olmasında korunmuştur. Ancak eski hükümdarlık akti açık bir şekilde muhafaza edilmemiştir.
Şaman inisiasya (sırra erme) merasiminden kalmış ve İslâmi değer kazanmış yeniden kurulma süreci bütün ayrıntıları ile Köroğlu Destanı'nın yalnız Türkmen varyantında (atın kaçırılması motifinde) korunmuştur. Kahramanın yeniden şekilleneceğini kör dedesi Cığalı Bey önceden bilir (bu batini görmedir). Bu nedenle de Cığalı Bey, torununu kırk çiltanlarla görüşe hazırlar, ekmek pişirip onun koltuğuna koyarak, iki gün gidip, üçüncü gün bir çınarın altında namaz kılan bir aksakallı ihtiyar göreceğini, akşama yakın onların oniki, gece yarısı kırk, sabaha yakın üçyüzaltmış eren olacağını önceden haber verir. Halk sufizminde öteki dünya, reel dünya sırrını bilen, dünyanın manevi hâkimleri olan erenler hakkındaki dini felsefi tasavvur Goroğlu Destanı'nın Türkmen varyantında tam olarak korunmuştur.
Goroğlu'nun çınarın dibinde gördüğü aksaçlı dede sufilerin hakkın âlemde halifesi, âlemin kalbi bildikleri ve kutb-ül aktab diye adlandırdıkları kutupların kutbudur. Destanda onun fonksiyonu bunu bir kez daha gösterir. Daha çok teorik sufizmde kullanılan üçlerin (kutup ve iki imameyn) yerine, destanda Allah adı ile dünyayı idare eden Oniki İmam esas kuvvet gibi Goroğlu'nun irşâdına iştirak ederler. Sünni olan Türkmenler bu Oniki İmam inancını hiç kuşkusuz Şiîlerden, daha doğrusu destanı şekillendiren ve önceleri heterodoks olan Teke kabilesinin bakşılarından almışlardır.
Resmi sufizmde bu kutup, sağda oturan ve melâkut âlemine bakan imam, solda oturan ve mülk âlemine bakan imam, dört yönün yöneticisi olan Eftad, yedi iklimin idarecisi olan Abdal veya Ahyarlar, halka yardım eden Kırklar veya Nücebalar, insanları denetleyen ve gözetleyen Üçyüzler veya Nükebalardan oluşan bir Ricalu'l-gayb anlayışı vardır.[5] Ricalu'l-gayb diye adlandırılan kırk veli ve hak ilmine varis olmuş Oniki İmam, üçyüzaltmış eren - tek kelime ile halk sufizminin daha çok Şîî-Alevî yönlü dünya modeli - destan poetikasında esas yer tutar. Bu da Köroğlu Destanı'nı ister Kafkas'ta ve Küçük Asya'da, isterse de Orta Asya'da heterodoks akımlara mensup sanatçıların oluşturduğu düşüncesini ortaya çıkarır. Nitekim Orta Asya varyantlarının oluşmasında etkili olan Yeseviye tarikatı zahirde Ehl-i Sünnete bağlı olsa da dahilde heterodoks olarak korunmaktaydı.
Dünyanın ve dünya modelinin yukarıda gösterdiğimiz şekilde, Ortaçağ İslâmi dünya görüşü açısından kavranılması tasavvuf katmanının destana büyük etkisinden haber verir:
· Yılın (360 eren),
· Ayların (12 imam),
· Haftanın (7'ler),
· Ahiretin, yerin, göğün (3'ler)

bir ok etrafında (kutup) devretmesi halk sufizminin, dünyanın kozmik düzenini anlama şeklidir. İşte mecazi anlamda değirmen diye adlandırılan ve her şeyi öğüten dünya, destanda daha bilimsel biçimde ifa edilmiştir. Dünyayı maddi değil, manevi açıdan kavrayan erenler kendi iktidarlarını padişahların hükümdarlığından üstün bilirlerdi. Adab ve gelenekleri tıpkı bir devlet teşkilatı hâline gelmiş erenlerin halk sufizmine göre insan, dünya, evren, Tanrı hakkında anane ile gelen ve İslâmda yeni bir şekle giren özel görüşleri vardı. Bu bakımdan hakkın yolunu bulmak için tarikata kabul edilme süreci Goroğlu Destanı'nda bedii epik konu çerçevesinde verilmiştir.
Yukarıda değinildiği gibi, atının arkasından gelen ve uykuya dalmış olan Goroğlu'nu gören erenlerin "Bu ne oğlan?" sorusuna Hz. Hızır, "Bu bizim nepes oglumız bu"[6] cevabını verir. Bu cevabın esasında halk sufizminin nefes oğlu kavramı vardır. Nefes oğlu anlayışı destanın başlangıcında da verilmiştir. Hz. Hızır'ın, Cığalı Bey'in uykusuna girmesi, uykuda ona ölmüş gelininin mezarda doğurduğunu haber vermesi, Cığalı Bey'in, çocuğu kabirde bulup getirmesi, evine gelirken odada oturan ve onu bekleyen aksakallı dedenin (bu, Hz. Hızır'dır) eli ile çocuğun sırtına üç defa vurması, sonra ağzına üç defa tükürmesi ve "Bizim nepes oglumız bolsun" demesinde kendini gösterir.[7]
Halk sufizmi geleneğinde nefes oğlu, bel oğlundan üstün kabul edilirdi. Alevî-Bektaşi ve Tahtacılarda meşhur olan bir kelama göre Hz. Ali, "Belimden gelen oğlum değil, yolumdan gelen oğlumdur." demiştir. Buna göre de Hacı Bektaş Veli tekkede kendi yerine nefes oğlunu oturtur, Mevlana'nın da ölümünden sonra postuna oğlu Sultan Veled değil, nefes oğlu geçer. Bütün bunlar çok sayıda mevcut olan faktörlerden bir-iki tanesidir. Âşık edebiyatında rüyada şairlik almak veya halk hikayelerinde kahramanın rüyada hak âşıklığı alması Goroğlu'nun çınarın dibinde uykuya dalmasına çevrilmiştir.
Erenlerin "şu oglanı maksadına yetirasak"[8] sözleri gösterir ki, Goroğlu (Köroğlu) seçilmiştir ve çiltanların yanına da bu maksatla getirilmiştir. Erenlerin, Goroğlu'nu yattığı yerde bayıltmaları, bundan sonra karnını yarıp içini, ciğerlerini, böbreklerini çıkarıp yıkamaları, temizleyip yerine koymaları ve bundan sonra Goroğlu'nun içini nurla doldurmaları ve onu tekrar diriltmeleri aşağıda göreceğimiz gibi, Şamanın sırra erme merasiminin, yani parçalanıp yenilmesinin ve yeniden dirilmesinin aynısıdır. Bu nur unsuru, Azerbaycan varyantında da vardır. Köroğlu'nun Çenlibel'e gelişinden hemen sonra Goşabulag'ın (Çift Pınar) üstünde tokuşan yıldırımlardan suya nur yağar, Köroğlu da bu nurlu sudan içip âşıklık ve yenilmez güç, yani yeni statü kazanır. Hem Türkmen, hem de Azerbaycan varyantlarında Köroğlu'nun içi nurla dolar, birinde bunu erenler yaparlarsa, diğerinde kahraman köpüklü suyu içmekle içini nurlandırır. İçi nurla dolmuş insan aslında Tanrısını kalbinde bulmuş insandır. Demek ki, Köroğlu nurlanmışlar arasına girmiştir. İlahi ışık olan nur (Nur sûresi 35'nci Âyet) Allah'a yakın olmanın, peygamberliğin, evliyalığın belgesidir. Bu anlamda içi nurla dolmuş Köroğlu Hakk'a yakın, Hak dostlarındandır.
Türkmen varyantında kırk çitanların katkısıyla Goroğlu'nun yeni statüye geçmesi şaman efsanelerinde seçilmiş adamın, şaman statüsü kazanmasına uygunluk arz eder. Şaman efsanelerinin birinde ruhlar, önce gelecek Şamanın başını kesip bir ağaca geçirirler, bundan sonra bedenini parça parça doğrayıp kazanda pişirirler. Etini kemikten ayırıp yerler. Sonra yeniden kemikleri etle örtüp, kesilmiş başı da yerine koyarlar. Tekrar adamı diriltirler. Başka bir efsanede ruhlar, adayın karnını yarıp, tıpkı Goroğlu'nda olduğu gibi içini yere döküp yıkarlar. Demirci de adayın doğranmış bedenini kazana döküp üç yıl pişirir. Kemikler etten ayrıldığı zaman demirci, kemikleri akar suda yıkar. Temizlendikten sonra kemikler yeniden etle örtülür. Kesilmiş baş yerine konulduktan sonra adam artık Şaman olarak dünyaya gelir.[9] Hem Goroğlu'nda, hem de Şaman inançlarında esas mesele adayın, dini mitolojik unsur için temizlenmesi ve bu temizlenmenin yeni statüye geçmede, yani yola girme sürecinde başlıca rol oynamasıdır.
Etin kemikten ayrılması, pişirilmesi, yıkanıp temizlenmesi, kemiklerin yeni etle örtülmesi eski inanışlarda insanın toprak ve sudan (halk sufizminde beden topraktan, ateşten, sudan, havadan yaratılmıştır) yaratılması felsefi kanaatına dayanır. Tabii ki, insanın masivaya meyilli olmasını şartlandıran et ve kemiğin maneviyat âlemine ulaşmakta engel olması ve buradan da bütün kötülüklerin türemesi düşüncesi Şamanlığın etnografik özeğindedir. Mutasavvufların bedenlerini öldürüp nefislerini yenmeleri, yani maddi olan nefsi ruhi olana tabii tutmak fikri de hiç kuşkusuz Şaman felsefesinden gelir. Şaman efsanelerinin aynı şekilde menakıbnamelere geçmesi bir kez daha Türk kültürünün İslam aleminde yalnız şekil değiştirdiğini gösterir.
Şaman adayının yeniden oluşmasını (parçalanıp yenilmesi ve yeniden dirilmesi) sağlayan veya başka bir deyişle sırra erme merasiminin yöneticisi demircidir ki, Türk mitolojisinde hem demircilerin hem de Şamanların koruyucusu olarak bilinmektedir. Yakutların Şaman efsanelerinde Kıday Baksı adıyla bilinen demircilerin patronu anlaşıldığına göre hem de Şamanların koruyucudur. Nitekim Kıday Baksı Şamanların eğitimiyle ilgilenen ve onları sırra erdiren başlıca güç rolünü üstlenmiştir. Diğer taraftan Baksı kelimesinin Orta Asya'da Şaman terimi yerine kullanıldığı da bilinmektedir. Kıday Baksı doğal manasıyla Şamanların tanrısı anlamına gelir. Moğol-Buryat mitolojisinde de demircilik sanatı tıpkı Şamanlık görevinde olduğu gibi yer altı dünyası ruhlarının himayesindedir. Şamanın Şaman olmasını tamin eden demircilerin patronu Sibirya ve Altay-Sayan kavimlerinde en saygılı ruh olarak bilinmektedir.
Köroğlu Destanı'nda demircinin görevini Hz. Hızır veya Hz. Ali yerine getirmektedir. Alevi-Bektaşi tarikatında demircinin yerini dede (baba) almaktaysa da sırra ermenin eski şekli olan parçalanıp yeniden oluşma unutulmuştur ve yerini manevi oluşmaya bırakmıştır. Ancak menakıbnamelerde yola girmenin Şaman olma merasimine çok benzeyen tarafları korunmuştur.
Şiî-Alevî tarikatlarından Bektaşiye menkıbelerine göre Hacı Bektaş Veli, Molla Sadeddin'i kazana atıp kırk gün kaynatır. Molla, kazanda eriyip gider (Şaman da ruhların kazanında pişer). Hacı Bektaş yeniden onu kırk gün kaynatıp küçük çocuk hâline getirir (Aday Şaman ağacındaki kuş yuvasında küçülerek kuş yavrusu büyüklüğünde olur). Üçüncü kez kırk gün kaynattıktan sonra, Hacı Bektaş, Molla Sadeddin'i evvelki hâline döndürür[10] (Şaman adayı da üçüncü yılın, bazı varyantlarda yedinci veya dokuzuncu yılın sonunda Şaman sırlarına ulaşır). Şaman olma olgusunun sufi varyantı olan bu öldürüp yeniden diriltme, yeni statü vermektir. Halk sufizminde dünya ile bütün bağların koparılması şeklinde değer kazanan ölüp dirilme Şamanlıkta da aynı anlamı arz etmektedir. Kazanda pişirilme Yunus Emre menkıbelerinde de geçmektedir. Şeyhi Taptuk Emre, Yunus'u bir kazana atıp kırk yıl kaynattıktan sonra "hâlen dünya kokursan" der.[11] Bu ve buna benzer menkıbeler şaman olma akdinin halk sufizminde yeni şekliyle korunmasıdır. Buradan şöyle bir sonuca varabiliriz ki, hem Şamanlıkta, hem de halk sufizminde gizli bilgi hâlen dünya ile bağlarını koparmamış insanda olamaz, ideolojisi hâkimdir.
Alevî ve Tahtacılarda ikrar merasimi Şamanlıkta olduğu gibi, yeni statüye geçmeyi gösterir. Rehber, ikrar verecek (buna boğaz ipleme ikrarı denir ve çocukluktan gençliğe geçmeyi, sufi yoluna girmeyi bildirir) olan talibin boynuna bir yağlık parçası veya kuşak takar. Onu boğazına bağlanmış iple çekerek Erenler Meydanı'na getirir. Rehber, "Ey Ayin-i Cem Erenleri, size bir kurban getirdim, kabul eder misiniz?" der. Bunun cevabı olarak dede, üç defa "Bizim yolumuz incedir, gelme, gelme" der.[12] Talibin kurban olarak adlandırılması doğrudan Şaman aktidir. Gelecek Şaman, onu Şaman yapacak yer altı ruhların kurbanıdır.[13] Aşk destanlarında vergi alan şahıs da kurbandır ve bu nedenle de Kurbani diye adlandırılır.[14] Şamanlıkta aday yeni statüye geçmeyi kabul etmek istemez. Alevî ve Tahtacılarda ise dede, bu yolun zorluğunu talibe anlatır, onu şuurlu olarak, yolun zorluğunu anlayarak yola girmeye teşvik eder. Goroğlu'nun yeniden oluşmasında doğrudan doğruya Şaman olma merasiminin etkisi görülmekle beraber Alevi-Bektaşilikte yalnız yola gireni kurban olarak nitelendirme korunmuştur. Köroğlu Destanı'nda:
Pünhanı sövdayar gardaş,
Aparırlar pünhan meni,
Erenlere kurban bu baş
Aparırlar pünhan meni,

mısraları ile başlayan şiirin başka bir varyantında (Koroğlu-Nezer varyantı) destan kahramanı esir edildiği zaman yüzünü bezirganların içinde olan Hoca Aziz'e dönerek:
Başına dönüm sövdayar
Aparırlar pire meni
Erenlere kurban deye,
Aparırlar pire meni,

Namerd cenginde galmışam
Derdü hufata dolmuşam
Deyesen cinni olmuşam
Aparırlar pire meni.[15]

der.
Anlaşılacağı üzere, destanda kahramanın kolu bağlı kurban olarak götürülmesi, artık bedii fonksiyon kazanmıştır ve bu esirlik motifinin özeğinde dervişin yola girmesi yalnız işaret şeklinde sağlanmıştır. Çünkü cinnilerin, dengesizlerin ziyaret yerine (Azerbaycan varyantında pire) götürülmesi daha fazla takdim edilmektedir. Köroğlu'nun Hoca Aziz'e müracaat etmesi de ilgi çekicidir. Hoca Aziz destanın diğer varyantlarından da anlaşıldığına göre esnaf teşkilatı olan Ahilikle alakalıdır. Yola girmek halk sufizminde Hakk'a kurban olarak adanmak şeklinde yorum kazanmıştır.
Reel dünyaya bağlılık, masivayı sevmek ilahi âlemle alâkaya mâni olan asıl şarttır. Hem şamanlıkta, hem de tasavvufta nefis yenildikten ve beden ruha tabii edildikten sonra, önce dünyayı, sırasıyla kendini ve terki terk ettikten sonra maddiyat biter, maneviyat başlar. Bu nedenle Şamanın veya dervişin (destanda Köroğlu'nun) yeniden kurulması kutsal âleme dâhil olmak, seçkinlerden olmak şeklinde anlaşılır. Şaman da, sufi de buna can atardı.
Görüldüğü gibi, Şaman efsaneleri ile derviş menkıbeleri, tekke edebiyatı ile âşık şiiri, aşk destanları ile eski ideolojiyi yaşatan Köroğlu arasında semantik yapı ayniliği, kökü açısından bir, varyantları bakımından değişik olan Türk medeniyetinin yönlerindendir.
Notlar
[1] İlmi literatürde mitolojik kahramanlar üç tipe ayrılmaktadır: 1) İlk Ata, 2) Demiurg (Türetici Ata), 3) Medeni kahraman (Meletinskiy E.M., Vvedeniye v İstoriçeskuyu Poetiku Eposa i Romana, Moskova, 1989, s.21) İlk Ata dünyadaki hayvanların, insanların, tabiat nesnelerinin yaratıcısıdır. O, zooantropomorf görünüşe (yarı hayvan, yarı insan) sahiptir. Demiurg tabiat olayları ve kozmik nesneleri (yıldız, dağ, taş, çay, orman vb.) oluşturur veya kendisi bunlara dönüşür. İlk Ata yaratıcı, doğurucu ise Demiurg, belirli bir şeyden (meselâ toprak, taş, çamur, kemik vs.) ikinci bir şeyin oluşmasına katkıda bulunur. Yani İlk Ata, Tanrı fonksiyonunu üstlenerek yoktan var edendir. Demiurg'un böyle bir fonksiyonu yoktur. Medeni kahraman ise insanoğluna gerekli ihtiyaçların (Meselâ ateşin, bitkinin, aletlerin vs. temin edilmesini sağlar.) ilk bulucusudur. (Medeni kahramanla ilgili geniş bilgi için bak: Meletinskiy E.M., Proishojdeniye Geroiçeskogo Eposa, Moskova, 1963, s.23; Meletinskiy E.M., Poetika Mifa, Moskova, 1976, s.178-194) Bu bölüm Türk mitolojisine bütünüyle uymaz. Ancak medeni kahraman Türk mitolojik sisteminde de mevcuttur. Köroğlu bazı yönleri ile medeni kahramana benzese de, biz terim olarak Tanrıoğlu birleşik kelimesini kullanmayı yararlı bulduk. Tanrıoğlu kendinde Türk dini inançlarını birleştiren ve birçok yönleri ile Türk şuuru ile ilgili olan mitolojik kahraman tipidir. Şunu özellikle kaydedelim ki, Köroğlu epik kahraman gibi şekilllenmiş olsa bile bir çok yönleri ile Tanrıoğlu fonksiyonunu koruyabilmiştir.
[2] Bkz. Koroğlu. Hazırlayan H. Alizade, Bakü, 1941; Koroğlu, Hazırlayan M.H. Tehmasib, Bakü, 1956; Koroğlu (Paris Nüshası), Hazırlayan İ. Abbasov, Bakü, 1997; Koroğlu (Tiflis Nüshası) El Yazma; Koroğlu (Veli Huluflu neşri), Bakü, 1999; Koroğlu (Abbas Recebli neşri), Bakü, 1999; Koroğlu (Rza Zaki neşri), Bakü, 2000; Koroglu, Hazırlayan İ.Abbaslı, B.Abdulla, Baku, 2000; Kaftancıoğlu Ü., Köroğlu Kol Destanları, İstanbul, 1979; Kaplan M., Akalın M., Bali M., Köroğlu Destanı (Anlatan B.Mahir), Ankara, 1973
[3] Karrıyev B. A., Epiçeskiye Skazaniya o Ker-oglı u Tyurkoyazıçnıh Narodov, Moskova, 1968, s.146
[4] Karrıyev B.A., age., s.209
[5] Kara M., Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. İstanbul, 1985, s.252
[6] Gor-oglı. Turkmenskiy Geroiçeskiy Epos, Moskova, 1983, s.45-46
[7] Gor-oglı, age., s.35
[8] age., 44
[9] Şaman Efsaneleri ve Söylemeleri. Hazırlayan ve Tercüme Eden Fuzuli Gözelov (Bayat), Celal Memmedov, Bakü,1993, s.12-25; Ayrıca bkz. Ksenofontov G. V. Hrestes. Şamanızm i Hristianstvo, İrkutsk, 1929; Dırenkova N. P. "Poluçeniye "Şamanskogo Dara" po Vozreniyam Turetskih Plemyon", Sbornik Muzeya Antropologi i Etnografi, T.9, Leningrad, 1930; Popov A. A. "Poluçeniye "Şamanskogo Dara" u Vilyuyskih Yakutov"Tr. İnstituta Etnografi AN SSSR, T.2, 1947; Basilov V. N. İzbranniki Duhov, Moskova, 1984
[10] Menakibi-Hacı Bektaş Veli Vilayetname. Hazırlayan A. Gölpınarlı, İstanbul, 1958, s.62
[11] A. O. Turan, "Menkıbelerde Yunus", Türk Dili, sayı 493, 1993, s.2
[12] Y. Z. Yörükan, Anadolu'da Alevîler ve Tahtacılar, Ankara, 1998, s.72
[13] Bkz. Şaman efsaneleri
[14] Bkz. Azerbaycan Destanları, C.4, Bakü, 1965
[15] Koroğlu, Hazırlayan M.Tehmasib, Bakü, 1956, s.395



* Prof. Dr.
Fuzuli Bayat

Alıntıdır
Derman isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Derman For This Useful Post:
Türkmendagi (09-02-2009), İşcanbaba (09-07-2009)

Alt 09-07-2009, 22:58   #2
İşcanbaba
Can
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
İşcanbaba - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Bulunduğu yer: Ankara
Yas: 49
Üye No: 134
Mesajlar: 6.064
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 12592
Thanked 8568 Times in 4034 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 50
REP Puanı : 1253
REP Seviyesi : İşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud ofİşcanbaba has much to be proud of
İletişim
Standart

sevili Canlar;
Üşenmeyin, yazı uzun demeyin okuyun,
cidden içinde bulunan bilgiler çok önemli ve özel,

illaki okuyun, dikkatli okuyun


2 Temmz Sivas yangını günümüzün KERBELA sıdır, Bu günde de yanar yüreğim, gülesim gelmez, içesim gelmez, matemdir her anım. Matemdir.

Dinimiz sevgi
Kabemiz insan

Iscanim ne oldum deme
Siirin hakkini yeme
Kafiye yok gitmis güme
Kim neyi bilir bilinmez
İşcanbaba isimli Üye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to İşcanbaba For This Useful Post:
Derman (09-07-2009)
Alt 10-28-2009, 10:07   #3
derbeder
Yeni Üye
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2146
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : derbeder is on a distinguished road
İletişim
Thumbs down L'Oreal Toner (17)

.......... Yönetim ...........
derbeder isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 02-09-2010, 10:06   #4
pqrs482
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2449
Mesajlar: 5
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : pqrs482 is on a distinguished road
İletişim
Talking

edit yönetim
pqrs482 isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
destanında, girme, izleri, köroğlu, merasiminin, yola


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 14:26.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts