Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Ünsal Öztürk

Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 12-03-2010, 09:26   #1
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart Yusuf’u Nasıl Bilirdiniz; Alevi Deyişleri Tevrat’ı Tamir Edebilir Mi?

Altıncı ve Son Bölüm


Yusuf’u Nasıl Bilirdiniz; Alevi Deyişleri Tevrat’ı Tamir Edebilir Mi?

Ünsal Öztürk


Bu yazı dizisine neden gerek duyuldu? Bir yazar şöyle diyordu:

“Tevrat ile Alevi sözlü arşivi arasında, yapılan bu kısa, karşılıklı gezintide görülmüştür ki: Söz kalmış, yazı tahrif edilmiştir. En az tahrifatla günümüze kadar ulaşan sözü kullanarak, yazıyı onarmak mümkün olabilir. Tevrat’ın şimdiye kadar teologları zora sokan bölümleri, Alevi sözlü kaynaklarıyla açıklığa kavuşturulabilir. Tahrif edilmiş kutsal yazmaların aslına ulaşmada Alevi geleneği beklenmedik, şaşırtıcı bir fırsat sunmaktadır.” (Erdoğan Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 188)

Yukarıda kitabından bir parça alınan yazar, Tevrat’ı “kutsal yazma” kabul ederek, Alevi sözlü geleneği ile yani Alevi deyişleri ile Tevrat’ı onarmaya kalkmıştı. Ben de sormuştum, “Tamir edilen Tevrat’ı ne yapacağız?” diye.

Bu yazıları yazmaktan rahatsızlık duyuyorum. Kendi aramızda konuşurken söylemem gerekenleri genişçe yazmak zorunda kaldım... Benden önce yazması gereken insanlar var. Düalist ekolün büyük bir kısmı, Maniheist ekolün tamamı Tevrat’ı kabul etmez. Onların daha önce davranıp yazması gerekirdi.

Bu yazı dizisinde son olarak, Peygamber Yusuf’un Mısır halkını nasıl köleleştirdiği, Mısır halkının paralarının, hayvanlarının ve topraklarının Firavuna nasıl aktarıldığı anlatılacaktır. Kaynak yine Kitabı Mukaddes Şirketince yayınlanan “Kitabı Mukaddes”tir. Aşağıda okuyacaklarınız bu kitabın Tekvin bölümünün 38-52. Sayfalar arasınında yer almaktadır. Aşağıya alacağım parçalara sayfa numarası vermeyeceğim. İsteyenler işaret ettiğim sayfalar arasını internetten de okuyabilir...


Yusuf’un Düşleri

Yusuf, Yakup’un en sevdiği oğludur.

Bu yazıda Yusuf’un gerçek öyküsünü okuyacaksınız.

Yusuf on yedi yaşına gelmişti. Babasının muhbiriydi. “Babasının karıları Bilha ve Zilpa’dan olan üvey kardeşleriyle birlikte sürü güdüyordu. Kardeşlerinin yaptığı kötülükleri babasına ulaştırırdı.”

Yakup, Yusuf’u öbür oğullarının hepsinden daha çok severdi. Kardeşler arasına ikilik girmişti. Yusuf’tan nefret ederdi kardeşleri. Yusuf’a hiç tatlı söz söylemez olmuşlardı.

Bir gün Yusuf düş gördü ve kardeşlerine anlattı.

“Tarlada demet bağlıyorduk. Ansızın benim demetim kalkıp dikildi. Sizinkilerse, çevresine toplanıp önünde eğildiler.”

Kardeşleri, “Başımıza kral mı olacaksın? Bizi sen mi yöneteceksin?” diye tepki gösterdiler ve ondan daha da çok nefret ettiler.

Yusuf düş görmeye devam ediyordu. “Dinleyin, bir düş daha gördüm. Güneş, ay ve on bir yıldız önümde eğildiler” dedi.

Yusuf düşünü babasına da anlattı ve babası onu azarladı: “Ne biçim düş bu?” dedi, “Ben, annen ve kardeşlerin gelip önünde yere mi eğileceğiz yani?”


Kardeşleri Yusuf’u Satıyor

“Bir gün Yusuf’un kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekem’e gittiler.”

İsrail, Yusuf’a, kardeşleri ile ilgili herzamanki görevi verdi. “Kardeşlerin Şekem’de sürü güdüyorlar” dedi, “Gel seni de onların yanına göndereyim. Git kardeşlerine ve sürüye bak. Her şey yolunda mı, değil mi, bana haber getir.”

Oysa kardeşleri Yusuf’u öldürme planları yapıyordu.

“Yusuf yanlarına varınca, kardeşleri sırtındaki renkli uzun giysiyi çekip çıkardılar ve kendisini susuz, boş bir kuyuya attılar.

Yemek yemek için oturduklarında, Gilat yönünden bir İsmailî kervanının geldiğini gördüler. Develeri kitre, pelesenk, laden yüklüydü. Mısır’a gidiyorlardı.”


Kardeşler aralarında uzun süre tartıştıktan sonra Yusuf’u Mısırlı tüccarlara satmaya karar verdiler ve konuştukları gibi yaptılar. Babalarını kandırmak için de bir teke kestiler Yusuf’un uzun renkli giysisini kana bulayıp babaları İsrail’e götürdüler.

Yakup giysiyi tanıdı, “Evet, bu oğlumun giysisi” dedi, “Onu yabanıl bir hayvan yemiş olmalı. Yusuf’u parçalamış olsa gerek.”

Yakup üzüntüden uzun süre yas tuttu.

Bu arada Mısırlı Tüccarlar Yusuf’u Mısır’da Firavun’un bir görevlisine, muhafız birliği komutanı Potifar’a sattılar.”


Yusuf ve Potifar’ın Karısı

Tevrat’a göre Rab burada devreye girmektedir.

“RAB Yusuf’la birlikteydi ve onu başarılı kılıyordu. Yusuf Mısırlı efendisinin evinde kalıyordu.

Efendisi RAB’bin Yusuf’la birlikte olduğunu ve yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.

Ondan hoşnut kalarak onu özel hizmetine aldı. Evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu ona verdi.

Yusuf’u evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumlusu atadığı andan itibaren RAB Yusuf sayesinde Potifar’ın evini kutsadı. Evini, tarlasını, kendisine ait her şeyi bereketli kıldı.”


Gel gelelim Potifar’ın karısı Yusuf’u boş bırakmıyordu. Onunla yatmak istiyordu. Çünkü Tevrat’ın anlatımına göre Yusuf güzel yapılı ve yakışıklıydı.

“Bir süre sonra efendisinin karısı ona göz koyarak, ‘Benimle yat’ dedi.”

Ama Yusuf kadını sürekli reddediyordu.

“Bir gün Yusuf işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu.

Potifar’ın karısı Yusuf’un giysisini tutarak, ‘Benimle yat’ dedi. Ama Yusuf giysisini onun elinde bırakıp evden dışarı kaçtı.

Kadın Yusuf’un giysisini bırakıp kaçtığını görünce, hizmetkârlarını çağırdı. ‘Bakın şuna!’ dedi, ‘Kocamın getirdiği bu İbrani bizi rezil etti. Yanıma geldi, benimle yatmak istedi. Ben de bağırdım.

Bağırdığımı duyunca, giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.’”


Kadın aynı iftirayı kocasına da aktarınca Yusuf zindana gönderildi.

“Yusuf’u yakalayıp zindana, kralın tutsaklarının bağlı olduğu yere attı. Ama Yusuf zindandayken RAB onunla birlikteydi. Ona iyilik etti. Zindancıbaşı Yusuf’tan hoşnut kaldı.

Bütün tutsakların yönetimini ona verdi. Zindanda olup biten her şeyden Yusuf sorumluydu.

Zindancıbaşı Yusuf’un sorumlu olduğu işlerle hiç ilgilenmezdi. Çünkü RAB Yusuf’la birlikteydi ve yaptığı her işte onu başarılı kılıyordu.”


Bir süre sonra, Firavun’un sakisi ve fırıncısı efendilerini gücendirmiş ve onlar da zindana atılmışlardı.

Saki ve fırıncı bir gece birer düş gördüler. Düşü Yusuf yorumladı. Sakiye üç gün içinde serbest bırakılacağını ve Firavun’un yanına döneceğini, fırıncıya ise üç gün içinde ağaca asılarak öldürüleceğini ve etinin kuşlar tarafından yeneceğini söyledi. Bu arada sakiye zindandan kurtulup Firavunun yanına döndüğünde kendisinden söz etmesini ve buradan kurtarılmasını söyledi.

Yusuf’un söyledikleri gerçekleşti. Ancak saki verdiği sözü unuttu.


Firavun’un Düşü


Buraya kadar Yusuf ile ilgili anlatılanlar okur çoğunluğu tarafından bilinmektedir. Yusuf’un kardeşleri tarafından kuyuya atılması, tüccarlara yine kardeşleri tarafından satılması, Potifar’ın karısının aşk teklifini reddetmesi ve zindana atılması... Ancak bundan sonra anlatılacaklar okur tarafından değerlendirilmemiştir. Bunları genel olarak söylüyorum. Bilen, değerlendiren kişiler kuşkusuz vardır.

Anlatacaklarımı, okurun, özellikle Marksist-Leninist mücadeleye katılmış okurun dikkatle değerlendireceğine inanıyorum. Bakalım Peygamber Yusuf’un icraatları nasılmış?

Bakalım hangi Alevi deyişi Yusuf’un yaptıklarını açıklığa kavuşturabilir, ya da tamir edebilir?..

İki yıl sonra Firavun’un gördüğü düş Yusuf’un yaşamını tamamen değiştirecekti.

Firavun’düşü şöyleydi:

“Nil Irmağı’nın kıyısında duruyordu.

Irmaktan güzel ve semiz yedi inek çıktı. Sazlar arasında otlamaya başladılar.
Sonra, yedi çirkin ve cılız inek çıktı. Irmağın kıyısında, öbür ineklerin yanında durdular.

Çirkin ve cılız inekler, güzel ve semiz yedi ineği yiyince, Firavun uyandı.

Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü: Bir sapta yedi güzel ve dolgun başak bitti.

Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti.

Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular.”


Firavun’un düşünü Mısırlı büyücüler ve bilgeler yorumlayamadı. Saki, zindandaki Yusuf’u hatırladı ve Firavun’a söyledi. Yusuf’u zindandan çıkartıp Firavun’un huzuruna getirdiler.

“Ben yorumlayamam. Firavun’a en uygun yorumu Tanrı yapacaktır” dedi Yusuf.

Firavun rüyasını Yusuf’a tekrarladı.

Tevrat’ta şöyle anlatılıyor, devamı:

“Yusuf, ‘Efendim, iki düşün de aynı anlamı taşıyor’ dedi, ‘Tanrı ne yapacağını sana bildirmiş. Yedi güzel inek yedi yıl demektir. Yedi güzel başak da yedi yıldır. Aynı anlama geliyor. Daha sonra çıkan yedi cılız, çirkin inek ve doğu rüzgarının kavurduğu yedi solgun başak ise yedi yıl kıtlık olacağı anlamına gelir. Söylediğim gibi, Tanrı ne yapacağını sana göstermiş. Mısır’da yedi yıl bolluk olacak. Sonra yedi yıl öyle bir kıtlık olacak ki, bolluk yılları hiç anımsanmayacak. Çünkü kıtlık ülkeyi kasıp kavuracak. Ardından gelen kıtlık bolluğu unutturacak, çünkü çok şiddetli olacak. Bu konuda iki kez düş görmenin anlamı, Tanrı’nın kesin kararını verdiğini ve en kısa zamanda uygulayacağını gösteriyor. Şimdi Firavun’un akıllı, bilgili bir adam bulup onu Mısır’ın başına getirmesi gerekir. Ülke çapında adamlar görevlendirmeli, bunlar yedi bolluk yılı boyunca ürünlerin beşte birini toplamalı. Gelecek verimli yılların bütün yiyeceğini toplasınlar ve Firavun’un yönetimi altında kentlerde depolayıp korusunlar. Bu yiyecek, gelecek yedi kıtlık yılı boyunca, Mısır’da ihtiyat olarak kullanılacak ve ülke kıtlıktan kırılmayacak.’”


Yusuf Mısır’ın Yöneticisi Oluyor

Firavun, Yusuf’u Mısır’ın birinci yöneticisi yaptı.

“Sarayımın yönetimini sana vereceğim. Bütün halkım buyruklarına uyacak. Tahttan ötürü yalnız ben senin üzerinde olacağım. Seni bütün Mısır’a yönetici atıyorum.”

Sonra parmağından çıkardığı mührü Yusuf’un parmağına taktı. Sonra:

“Ona ince ketenden giysi giydirdi. Boynuna altın zincir taktı.

Kendi yardımcısının arabasına bindirdi. Yusuf’un önünde, ‘Yol açın!’ diye bağırdılar. Böylece Firavun ona bütün Mısır’ın yönetimini verdi.

Firavun Yusuf’a, ‘Firavun benim’ dedi, ‘Ama Mısır’da senden izinsiz kimse elini ayağını oynatmayacak.’

Yusuf’un adını Safnat-Paneah koydu. On Kenti’nin kâhini Potifera’nın kızı Asenat’ı da ona karı olarak verdi. Yusuf ülkeyi boydan boya dolaştı.
Yusuf Firavun’un hizmetine girdiğinde otuz yaşındaydı. Firavun’un huzurundan ayrıldıktan sonra bütün Mısır’ı dolaştı.”


Bu arada On Kenti’nin kâhini Potifera’nın kızı Asenat’tan iki de oğlu olmuştu Yusuf’un.


Mısır’da Bolluk Yılları

Yedi yıl boyunca Mısır’da ürün bol oldu. Toprak çok ürün verdi. Bu yıllarda Yusuf şunları yaptı:

“Yusuf Mısır’da yedi yıl içinde yetişen bütün ürünleri toplayıp kentlerde depoladı. Her kente o kentin çevresindeki tarlalarda yetişen ürünleri koydu.
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.”


Dikkat ederseniz, Yusuf Mısır’daki bütün ürünü toplayıp kentlerde depoladığını anlatıyor Tevrat. Ürünün halktan satın alındığına dair bir ibare yoktur. Bakalım kıtlık yıllarında Peygamber Yusuf neler yapacak? Depolanan ürünün halka bedava ve adilane dağıtılacağını sanıyorsanız, peşinen söyleyeyim çok yanılırsınız. Öyle olmadı çünkü.


Mısır’da Kıtlık Yılları


Kıtlık yılları başlamıştı. Bu yıllar Mısırlıların köleleştirileceği yıllar olacaktı.

“Mısırlılar aç kalınca, yiyecek için Firavun’a yakardılar. Firavun onlara, ‘Yusuf’a gidin’ dedi, ‘O size ne derse öyle yapın.’”


Yusuf’un eline fırsat geçmişti. O da Firavun adına harekete geçmekte gecikmeyecekti.

“Kıtlık bütün ülkeyi sarınca, Yusuf depoları açıp Mısırlılar’a buğday satmaya başladı. Çünkü kıtlık Mısır’ı boydan boya kavuruyordu.

Bütün ülkelerden insanlar da buğday satın almak için Mısır’a, Yusuf’a geliyordu. Çünkü kıtlık bütün dünyayı sarmıştı ve şiddetliydi.

Kıtlık öyle şiddetlendi ki, hiçbir ülkede yiyecek bulunmaz oldu. Mısır ve Kenan ülkeleri kıtlıktan kırılıyordu.”



Peygamber Yusuf ve Mısır Halkının Köleleştirilmesi



1. Yusuf Mısır ve Kenan’daki Bütün Paraları Topluyor


“Yusuf sattığı buğdaya karşılık Mısır’daki ve Kenan’daki bütün paraları toplayıp Firavun’un sarayına götürdü.”

Yusuf, Mısır ve Kenan’daki bütün parayı toplamış ve Firavun’a götürmüştü. Bakalım sıra neye gelmişti.


2. Yusuf Mısır ve Kenan’daki Bütün Sürüleri Topluyor


“Mısır ve Kenan’da para tükenince, Mısırlılar Yusuf’a giderek, ‘Bize yiyecek ver’ dediler, ‘Gözünün önünde ölelim mi? Paramız bitti.’

Yusuf, ‘Paranız bittiyse, davarlarınızı getirin’ dedi, ‘Onlara karşılık size yiyecek vereyim.’

Böylece davarlarını Yusuf’a getirdiler. Yusuf atlara, davar ve sığır sürülerine, eşeklere karşılık onlara yiyecek verdi. Bir yıl boyunca hayvanlarına karşılık onlara yiyecek sağladı.


Yusuf topladıklarını yine Firavun’a götürmüştü. Halkın elinde para ve sürüler tükenmişti. Bakalım halk bundan sonra neyini Yusuf’a verecek?


3. Yusuf Mısır Halkını Köleleştiriyor


“O yıl geçince, ikinci yıl yine geldiler. Yusuf’a, ‘Efendim, gerçeği senden saklayacak değiliz’ dediler, ‘Paramız tükendi, davarlarımızı da sana verdik. Canımızdan ve toprağımızdan başka sana verecek bir şeyimiz kalmadı.
Gözünün önünde ölelim mi? Toprağımız çöle mi dönsün? Canımıza ve toprağımıza karşılık bize yiyecek sat. Toprağımızla birlikte Firavun’un kölesi olalım. Bize tohum ver ki ölmeyelim, yaşayalım; toprak da çöle dönmesin.’
Böylece Yusuf Mısır’daki bütün toprakları Firavun için satın aldı. Bütün Mısırlılar tarlalarını sattılar, çünkü onları buna kıtlık zorluyordu. Toprakların tümü Firavun’un oldu.

Yusuf Mısır’ın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.


Sonucu tekrarlayalım Tevrat’tan: “Yusuf Mısır’ın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.”


4. Yusuf Din Adamlarına Dokunmuyor


Tevrat bir ayrıntıyı unutmamış. O da şu:

“Yalnız kâhinlerin toprağını satın almadı. Çünkü onlar Firavun’dan aylık alıyorlardı ve Firavun’un onlara bağladığı aylıkla geçiniyorlardı. Bu yüzden topraklarını satmadılar.”


5. Yusuf’un Mısırlılara Son Darbesi


Yusuf’un halk için düşündüğü iyilikler bundan ibaret de değildi. Onlara şunu söyledi:

Yusuf halka, ‘Sizi de toprağınızı da Firavun için satın aldım’ dedi, ‘İşte size tohum, toprağı ekin.

Ürün devşirdiğinizde, beşte birini Firavun’a vereceksiniz. Beşte dördünü ise tohumluk olarak kullanın ve kendiniz, aileleriniz, çocuklarınız yiyin.’

‘Canımızı kurtardın’ diye karşılık verdiler, ‘Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavun’un kölesi oluruz.’

Yusuf ürünün beşte birinin Firavun’a verilmesini Mısır’da toprak yasası yaptı. Bu yasa bugün hâlâ yürürlüktedir. Yalnız kâhinlerin toprağı Firavun’a verilmedi.


Yusuf’un hikayesi, gerçek hikayesi budur. O, Firavun’un daha da zenginleşmesini, halkın köleleştirilmesini, halkın elinden bütün paralarının ve sürülerinin de Firavun adına alınmasını ve Mısırlıların ürünlerinin bir kısmına Firavun adına el konulmasını sağlamıştır.


SONUÇ OLARAK:

Yukarıdaki anlatımlar Alevilerce kabul edilecek anlatımlar değildir.

Alevi halklar sistemi köleyi de cariyeyi de reddeder.

Hiçbir Alevi deyişinde namus ve vicdan dışı anlatım yoktur. Çünkü Alevilerin yolu doğruluk üzerinedir.

Alevilik tac ve kanunu kabul eder. Tac namus, kanun ise vicdandır.

Bu yazı dizisinde (Tekvin bölümünün hemen hemen geneli anlatılmıştır) görüleceği gibi bir beladan kurtulayım derken başka belaların içine düşmemek gerekir!
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 9 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
Amistofes (12-05-2010), Devrim06 (12-04-2010), Hamza Aksüt (12-03-2010), kral çıplak (12-04-2010), Mananali (12-03-2010), Naki (12-03-2010), ozan abbas (12-05-2010), yolcudede (12-14-2010), İşcanbaba (12-03-2010)

Alt 12-04-2010, 22:51   #2
kral çıplak
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 854
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 4109
Thanked 1632 Times in 570 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 422
REP Seviyesi : kral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nicekral çıplak is just really nice
İletişim
Standart

Sevgili Ünsal Öztürk;

Alevi sözlü geleneği bu meseleyi nasıl tamir eder???
Yusuf peygemberin neler yaptığı meydanda...
Bu iddiayı ortaya atan vatandaşın elbet bir bildiği vardır...
Aradan geçen bunca zaman içerisinde bu yönde bir açıklaması olması gerekirdi...
Mesela hangi Alevi deyişi veya anlatımının bu meseleyi tamir edeceğini örnekleriyle ortaya koyması gerekirdi...

Kimbilir belkide bu kaynakları biliyordur fakat ortaya koymaya fırsat bulamıyordur..
Zira bizlerinde bildiği gibi bu vatandaş başka şeylerle uğraşmaktan bu konuya bir türlü el atma ve bizi Tevratla buluşturma kutsal görevini yerine getiremiyordur...

Neyse aceleye gerek yok...
Yaz var kış var, ne acele iş var...
Nasıl olsa bizde sabır çok...
Bekleyelim bakalım ne olacak???
Fakat şöyle bir gelişme olaması muhtemeldir...
Hani bu yazarın baş yaveri var ya,
bu yaver Balta ve benim hakkımda savcılığa şikayette bulunmuş,
savcılık harekete geçmiş,
bazı yerlere gidilip bilgisayarlara el konmuş...
Şikayetin gerekçesi de şuymuş,
biz bunlara hakaret etmişiz...
İşte bu dava başladığında bunlar buradaki yazıları da hakaret delili gösterirler ve bize cevap olsun diye ellerindeki bu tamir belgelerini ortaya koyarlar...
Yani senin anlayacağın bizlerin bir şansı var...
Bundan sonra konuları burada değil mahkemelerde çözümleyeceğiz...
Kim bilir belkide asrın davası olur...
Bütün pisliklerin ve sahtekarlıkların meydana çıkacağı ilginç bir mahkeme örneği yaşarız...
Bu vesileyle tüm ilgili arkadaşlara buradan duyurmuş olayım...
Davayı izlemek isteyenler önceden rezervasyon yaptırsınlar...

Saygılarımla

Kral çıplak.
kral çıplak isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to kral çıplak For This Useful Post:
faust (12-05-2010), Hamza Aksüt (12-07-2010), Mananali (12-05-2010), ozan abbas (12-05-2010), yolcudede (12-14-2010)
Alt 12-05-2010, 03:17   #3
Onurcan
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 156
Mesajlar: 730
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 693
Thanked 1722 Times in 620 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi : Onurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to all
İletişim
Standart Yusuf'u Nasil Biliyoruz?

Sayin Ünsal Öztürk;

Alevi deyisleri Tevrat'i tabiki tamir edemez.

Ancak Alevi deyislerinde Halil Ibrahim, Musa, Isa, Süleyman,Yusuf ve daha bir coklari icin yazilmis yüzlerce eser var. Ilginc ve konularla alakali olabileceklerden bir kac örnek asagiya birakiyorum. Bu deyislerinde iyi bir sekilde analiz edilip degerlendirilmesi gerekiyor. Bir seyler tam görüldügü gibi degil. Tevrat ile kuran'i karsilastirdigimiz zaman farkli izahlarla karsilasiyoruz. Örnegin Süleyman Tevrat'a göre bir kral, Kuran'a göre peygamber. Yusuf tevrat'da halki kölelestirdi denilsede, bazi yorumlarda da onun icin,cagin ilk sosyalistiydi deniliyor. Kuran'da ise adina sure(yusuf suresi) inebilecek kadar yüceltiliyor.


Alevi deyislerinden örnekler;


Ger aslım sorarsan ben bir niyazım

Ger aslım sorarsan ben bir niyazım
Sabır ilmi derler yerden gelirim
Katre idim şimdi ummanlar oldum
Arştaki kandilden nurdan gelirim

Ben 'kal u bela da ' buldum izim'i
Döndürmedim bir dem Hakk'tan yüzümü
Ateş-i aşkına yaktım özümü
Halil İbrahim'le nardan gelirim


Sual eylerisen benim sırrımdan
Cümlemizi var eyledi varından
Yarattı Muhammed Ali nurundan
Hakk ile hak olan sırdan gelirim

Cebrail çerağı alır eline
Seyretmeye gelir dostun iline
Hayranım şakıyan dudu diline
Rıdavan kapı açtı şardan gelirim

Teni sual etme ten kuru tendir
Can anın içinde gevher-i kandır
Bu ilim deryası bahri ummandır
Sırrı kal eyleyen serden gelirim

Mansur ile varıp dara çekildim
Yusuf ile kul olup bile satıldım
Şam'da İsa ile göğe çekildim
Musa ile dahi Tur'dan gelirim


Mahkemede sual sordu kadılar
Kitapları orta yere koydular
Sen bu ilmi kimden aldın dediler
Üstadımdan aldım pirden gelirim

Nesimi'yim ikrarımla belliyim
Gerçek erenlerin kemter kuluyum
Ali bağçesinin gonce gülüyüm
Münkir münafıka Hakk'tan gelirim


Kul Nesimi





Çıkıp gökyüzünde sökün eyleyen
Şam'da Kul Yusuf'u görmeye geldim
Eğildim turaba yüzümü sürdüm
Hakkın divanına durmaya geldim

Nurdan kuşak kuşattılar belime
Hak Muhammed Ali geldi dilime
İnem gidem imamların yoluna
Yusuf'tan bir haber almaya geldim

Hani benim hırka ile postlarım
Men tutimi bir kafeste beslerim
Yüküm lal-ü gevher müşter'isterim
Alan kardeşlere satmaya geldim

Yapusu var usul ile yapulu
Hocası var kapusunda tapulu
Bir şar gördüm üç yüz altmış kapulu
Kimin açıp kimin örtmeye geldim

Pir Sultan Abdal'ım dünyadan göçtü
İdris peygamber de donunu biçti
Suyu suya köpr'eyledi kim geçti
Yusuf'tan bir haber almaya geldim

Pir Sultan Abdal.




Lâ mekân ilinde bir nokta iken

Lâ mekân ilinde bir nokta iken
İsmi var, cismi yok yerden gelirim
Daha hiçbir nesne yaratılmadan
Kandilin içinde Nûr’dan gelirim.

Dört nesneden yoğrulup da yapıldım
Şekillendim, fırınlara atıldım
Mevla’m ruh verince ayağa kalktım
Adem denen bir beşer’den gelirim.

Kabil, Hâbil olup dünyaya geldim
Öldüren ben idim, ölen ben oldum
İdris ile bile cennete girdim
Nâciye’den pâk mâder’den gelirim.

Nûh Peygamber ile bir gemi yaptım
Her mahluktan bir çift içine attım
Tûfanda münkîri suya gark ettim
Mü’minlerle bir sefer’den gelirim.

Hûd Peygamber ile gezdim bir zaman
Zalimler elinden dedim el’aman
Salih ile taştan çıkardım bir can
Mucize gösterdim Bir’den gelirim.

İbrahim’le bile putları kırdım
Nemrûd’un emrine ben karşı durdum
Elim kolum bağlı ateşe girdim
Nârı nûr eyledim kor’dan gelirim.

İsmâil, Hâcer’le çöle atıldım
Yâkup ile figanlara katıldım
Yusuf ile kul oluban satıldım
Mısır ülkesinden var’dan gelirim.

Eyyüb ile derde düştüm, küsmedim
Kurt yedi vücudum, şükrüm kesmedim
Şuâyb ile doğruluktan geçmedim
Lâl ü mercan satan şâr’dan gelirim.

Tûvâ vadisinde Allah’ı gördüm
Tûr dağına çıktım, Tevrat’ı aldım
Âsâm canlı idi ben onu bildim
Küntü kenz sırr-ı esrâr’dan gelirim.


Hızır ile âb-ı hayâtı içtim
İlyas ile bile göklere uçtum
Yûnus Peygamberle ummana düştüm
Balığın karnından gâr’dan gelirim.

Lokman oldum, ölüme çâre buldum
Danyal ile rahmet suyunda yundum
Üzeyr’e yeniden bir Tevrat sundum
Zülkarneyn’le bile sır’dan gelirim.

Dâvud oldum sapanımla taş attım
Calût’u öldüren kahraman zâttım
Süleymân’la inse cine hükmettim
Kuş dilini bilen Pîr’den gelirim.

Zekeriyyâ ile beni biçtiler
Yahyâ ile bile başım kestiler
İsâ ile çarmıhlara astılar
Bedenim bıraktım, dâr’dan gelirim.

Muhammed Mustafâ şefâat kâni
Ona tâbi olan buldu îmânı
Aliyy’el Mürtezâ Velîler Şâhı
Kamber, Selmân oldum, yâr’dan gelirim.

Mansur geldim, âzâlarım kestiler
Nesîmî’ydim, bedenimi yüzdüler
Bu gelmemde adın Nizam dediler
Bir gerçek evlâdı er’den gelirim.



Yukaridaki dörtlüklerin hepsini bir tarafa birakip sadece su dörtlügün degerlendirmesini yapabilmek alevilerin durdugu yeri belirleme acisindan önemli bir noktadir.

Tûvâ vadisinde Allah’ı gördüm
Tûr dağına çıktım, Tevrat’ı aldım
Âsâm canlı idi ben onu bildim
Küntü kenz sırr-ı esrâr’dan gelirim.



Musa Tur daginda Allah'tan Tevrat'i almis.

Tur-i Sina -Tur dagi- (Tur=Boga,Sin-a=Ay) Tur dagindaki Allah'in, Ay Tanrisi oldugunun bilinmesi gerekiyor.

Isin asli özü Ay tanrisinin yozlastirilip Rab ve Allah'a cevrildigidir. Tur dagindaki tanri Ba'al-Bel'dir.

Ayni sekilde Kuran'daki Allah'da, Kabe'de Halil Ibrahi'm in kirmadigi tek put olan Hu-baal putudur. O da Ay tanrisidir.

Bu konularin üzerine gidilip daha derin arastirilmasi gerekmektedir. Tevrat'in ve Kuran'nin yorumlari ile hareket etmek bizleri dogrular ile bulusturmaz. Alevi deyislerinde bu kisilerin isimleri geciyorsa bizlerle bir takim baglari var demektir. Ama bu bag nasil ve ne boyut ta ?

Konu Onurcan tarafindan (12-05-2010 Saat 03:47 ) değistirilmistir..
Onurcan isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Onurcan For This Useful Post:
Hamza Aksüt (12-07-2010), ozan abbas (12-05-2010), Ünsal Öztürk (12-05-2010), yolcudede (12-14-2010), yıldızbaba.58 (02-24-2011)
Alt 12-05-2010, 13:31   #4
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart

Ben Kitabı Mukaddes Şirketi tarafından yayımlanan Tevrat'ı esas aldım. Başka çeviri var mı bilmiyorum. Yorumla ilgilenmedim. Ne ise onu yazdım. Anlatmak istediğim bölümlerin altını çizdim.
Alevi deyişlerinde pek çok şey var. Allah, Ali, Hasan, Hüseyin, İsa, Musa, Kabil, Habil...
Örneğin Kabil ve Habil geçiyor diye onların bizimle ilgileri olduğu söylenemez. Pek çok yorum da biliyorum. Örneğin yorumların birinde Havva'nın Şeytan'la yattığı Kabil olduğu, daha sonra Adem'in Havva ile yattığı ve Habil olduğu, Kabil'in Habil'i öldürmesinin arkasında bu gerçeğin olduğu gibi...
Benim esas aldığım Tevrat'ta Yusuf sosyalist olarak anlatılmıyor. Mısır halkını köleleştirmiştir. Bölümleri siyah olarak gösterdim.
"Asılsız fasılsız yaptık cenneti" gibi söylemlere de dikkat etmek gerekiyor. Bizimkiler dışa karşı ne söyler, içe karşı ne söyler... Orhan Şahadoğru'yu ziyaretimizde "Ali birdir Ali bir" diye bir deyiş dinlemiştim. Demek ki içerde Allah, Muhammed kaybolmaktadır...
Sin'e gelince. Sırdan gelir. Sır Hakk'ın yanıdır. Geldiğinde ince bir hilaldir ve adı Sin, Şit, Naci, Ali'dir. Yani erkektir. Dolunay olduğunda kadın olur. Adı Fatma, Naciye, Ningal'dir. Doğum yapar, bir erkek bir kızdır. Bu yüzden hem rahman, hem de rahimdir. Hem anadır, hem de babadır.
Musa'nın tanrısı Ay olamaz. Çünkü Musa'nın tanrısı katliam emirleri veren bir tanrıdır. "Alevi Deyişleri Tevrat'ı tamir edebilir mi?" yazısının birinci bölümünde verdiği emirlerden bazılarını yazdım. Ki daha sonra düalistlerin arasında ayrılık olmuş, Tevrat reddedilmiş, Demiurg Ptahil dünyayı ve insan vücudunu yaratan ara bir varlıkken tanrı katına yükseltilmiş, Yahve olarak belirlenerek, o güne kadarki bütün kötülükler o zavallının hanesine yazılmıştır.
Musa, Yahve'nin peygamberi olarak kabul edilmiştir. Markion'un başlattığı tartışmalar, Maniheist ekolün tartışmaları, Bogomillerin, Katharların bile bu konudaki görüşleri yaygındır.
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 8 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
Amistofes (12-05-2010), Baba İlyas (12-07-2010), Devrim06 (12-06-2010), Hamza Aksüt (12-07-2010), Onurcan (12-07-2010), ozan abbas (12-05-2010), yolcudede (12-14-2010), İşcanbaba (12-07-2010)
Alt 12-07-2010, 12:43   #5
Onurcan
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 156
Mesajlar: 730
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 693
Thanked 1722 Times in 620 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi : Onurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to all
İletişim
Standart

Sayin Ünsal Öztürk

Ben musevi degilim. Uzun uzadiya da bu konu ile yazmak istemiyorum. Alevi deyislerinin Tevrat'i tamir edecegi gibi bir görüsüde savunmam mümkün degil.Alevi deyisleri Tevrat öncesinde var olan iliskileri yazmistir.

Alevi ozanlarinin hemen hemen hepsinde Musa, Ibrahim, Ismail, Süleyman,Yusuf ve daha coklari var.Bunlarin icerisinde Musa, Ibrahim ve Süleyman daha farkli bir izah ile karsimiza cikmakta. Sadece ismi gecer nitelikte olmayip, Süleyman'a Pir denilmektedir. Aleviler sofra dualarinda Halil Ibrahim bereketi ugrasin derler.Pir Sultan Abdal ; "Ben Musa'yim sen Firavun/ Ücüncü ölmem bu hain" demektedir."Samda Kul Yusuf'u görmeye geldim , Hakkin divanina durmaya geldim" denilmektedir.Bunu diyen kisi Alevi ozanlarinin mihenk tasi olan Pir Sultan Abdal'dir.

Musa'nin tanrisinin adi olan Yahve'nin anlami "Ben ben olanim "anlamindadir.

Musa Tanrı'ya; "Seni hangi adla çağırayım?" diye sorunca Tanrı şöyle karşılık vermiştir:
"Ben, Ben Olanım... İsrail oğullarına; Beni size BEN'im gönderdi diyeceksin" (Çıkış 3:13-14).



Bütün yaradilis efsanelerinde gecen "sen kimsin" sorusuna karsilik verilen, "ben benim sen sensin" sözünden baska bir sey degildir.Yahve'nin anlami budur.Grekce karsiligi,(ego eimi).Sonrasinda bu Yahve'ye bir sürü anlam yüklenilmis.Kuran'daki vahy kelimesininde ben bu yahve ile alakali olabilecegini düsünmekteyim.

Tevrat'a eklemeler yapilmis, bir yerde söylenilen diger yerde kendisi ile uyusmamis. Incil ilave edilip birinci ikinci ahid adi altinda bölünmeler, ayrismalar olusmus. Isa, Yahve sözünün anlamini degistirip grekce karsiligindaki Ego eimi'yi kullanip ben tanriyim demis. O yüzden asilmis.

Bütün bunlari bizler tamir edemeyiz.Alevi deyisleride tamir edemez.Ama Musa'ya inen on emir'i icerisinde barindiran kitap'in ismi Tora dir.Yani Boga.Ay tanrisinin sembolü olan boga. Turi sina yine ayni sekilde Ay-Boga olan Ay tanri ile alakalidir.

Bütün bunlari baska bir pencereden seyreyleyip degerlendirmek gerekmektedir. Kitapli dinlerin öncesinde aranilacak olan alevilik orta dogunun Ay tanrisi ile bulusmaktadir. Kisiler her ne kadar benim ortaya attigim Baal- Bel tanriyi dillendirmemden rahatsiz olsada sonuc ta varilacak olan nokta Pagan Tanri Baal'dir.

Konu Onurcan tarafindan (12-07-2010 Saat 13:24 ) değistirilmistir..
Onurcan isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Onurcan For This Useful Post:
Hamza Aksüt (12-07-2010), ozan abbas (12-07-2010), Ünsal Öztürk (12-07-2010), yolcudede (12-14-2010), yıldızbaba.58 (02-24-2011)
Alt 12-07-2010, 13:04   #6
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart

Değerli Dost

Diğer yazılarınızı da biliyorum. Devam etmek doğru olur. Yukarı Mezopotamya'nın temel kültü Sin'dir. O, ilahların rabbidir. Rabbül Alilah da deniyor. Ali, Ay'dır. Bir önceki yazımda ifade etmiştim.
Alevilerin Ali'ye, Ay'a yükledikleri anlam çok önemlidir. Şöyle bir soru sorulmalıdır: Aleviler Ay'a sevdikleri için mi, aşk ile mi niyaz ederler; yoksa korktukları için mi taparlar? Yani Ay ile yakınlaşmak mı isterler, yoksa mümkün olduğu kadar ilişkiyi kesmek mi isterler? Temel soru budur.
Eğer Aleviler Ay'ı aşk ile seviyorlarsa, ona iyilik yüklüyorlarsa, o ancak aşkın, iyiliğin sembolü olabilir.
Ay nereden gelmektedir, sırdan gelmektedir. Sır nerededir? Hakk'tır. Ay, Hakk'tan, onun yanından iyilik, doğruluk, dürüstlük getirmektedir.
Vasıt Sabiilerinde, yani Mandailerde 7 gezegen kötüdür. Karanlık Kralı Ur ile Karanlık Zulmet Alemi'ne düşen Ruha'nın çocuklarıdır ve hepsi de erkektir. Ay da dahil olmak üzere 7 gezegen ve 12 burç kötüdür. Onların sözünü vücut içinde dinleyen ruh, vücut toprak olduktan sonra 7 gezegende kaynar kazanlara atılmaktadır...
Sorulacak soru şudur: Alevilikte 7 gezegen ve 12 burç kimin malıdır? Daha daraltayım: Ay ve Güneş kimin malıdır?
Aleviler Ay Ali'dir, Gün Muhammed'dir derken sevgi anlamı, saygı anlamı mı yüklüyor, yoksa korku anlamı mı yüklüyor?
Kardeşimi sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Bu konular daha yeni konuşulmaya başlayacak. Başka dinlerin kapsamı içinde değil, Aleviler bir daire çizmeli ve içine girmeli.
Aleviler bir kervandır. Birbirimizi eğiteceğiz. Birbirimizden öğreneceğiz.
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
Hamza Aksüt (12-07-2010), Onurcan (12-07-2010), ozan abbas (12-07-2010), yolcudede (12-14-2010), İşcanbaba (12-07-2010)
Alt 12-07-2010, 14:03   #7
Naki
Bizden Biri
Kullanıcı Profili
 
Naki - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yas: 47
Üye No: 2675
Mesajlar: 529
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 516
Thanked 1574 Times in 463 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 8
REP Seviyesi : Naki is an unknown quantity at this point
İletişim
Standart


Hep birlikte Alevi “sır”rını çözdünüz, teşekkürler (!)…

Meğerse işin aslı, bu öğretinin kaynağı ve "sırrı", Coniler’in üzerine def-i hacet ettiği, kocaman bir toz ve kaya kütlesinden oluşan, üzerinde tek canlı formunun dahi bulunmadığı, beş para etmez bir göksel oluşum olan “ay”mış.

Musa’ya inen emirlerin yer aldığı kitabın adı Torah ; Torah da Ay Tanrısının (*) sembolü olan Boğa anlamına geliyorsa, (her nasıl oluyorsa), o halde Museviler de ay Tanrısı’na tapıyor(!), Aleviler gibi, öyle mi? (İbrani dilinde "kanun" anlamına gelen Torah'ın Latince boğa anlamına gelen Taurus sözcüğü ile ne alakası var?)

Alevilerin Alisi; sır olarak sakladıkları gerçek Tanrısı, boğa ile sembolize edilen Ay Tanrısı Baal ise Musa’ya gönderilen kitabın adı da “Boğa” anlamına geliyorsa, yani O’da Ay Tanrısı Baal’den bu emirleri almışsa, o halde Museviler ile Aleviler aynı Tanrı’ya inanıyor, aynı dine mensup öyle mi?

Kusura bakmayın, ama böyle saçma bir teori görmedim.

Bu durumda Aleviler’i Tevrat’a (Torah) bağlayan kim oluyor?

Alevi deyişleri Tevrat’ı (Torah) ne yapmış oluyor bu durumda?

Söylediklerinizi mantık süzgecinden geçirdiniz mi?

"Tur" sözcüğü Arapça'da dağ anlamına gelir. Tur-u Sina olarak adlandırılan yer, Musa'ya peygamberliğin verildiğine inanılan Sina Dağı'dır. İngilizce söyleseydik, The Mount Sina diyecektik.

Ego eimmi” “Sen sensin, ben benim” diyerek Tanrısını bilme değil, Tanrı pozlarına girip O'nun ifadesini kullanarak "Ben benim" demek, yani (Bana tapın anlamında) “Ben Tanrıyım” demektir.

Eğer Alevilik sizin iddia ettiğiniz gibi Pagan ay Tanrısı Baal’e tapmaksa, bana lazım değil böyle bir din, buyurun sizin olsun.

Erdoğan Çınar’ı eleştirmenizde size destek verdim. Bu tavrım da kesindir. Ama, O’nun yöntemlerini kullanarak, (bilerek ya da bilmeyerek) O'ndan daha fazlasını, daha beterini, tahrifatın kralını yapana siz destek oluyor, onu teşvik ediyorsunuz.

Değerli Ünsal Üstat, eğer Çınar, “sonradan bozulmuş olan Tevrat’ın kaynağını oluşturan dinin Alevilik olduğu, dolayısıyla şimdi Tevrat’ın Alevi deyişleri yardımıyla tamir edilebileceği” şeklinde bir görüş öne sürüyorsa, yani Aleviliği Tevrat'la aynı kaynağa bağlıyorsa, O’na yönelik eleştirilerinizde, hatta kızgınlığınızda size hak ve destek veririm. Böyle bir görüşün altında art niyetler, gizli planlar aramanızı da anlarım.

Ama bu yöndeki görüşü, dikkatli okursanız, yukarıdaki görüşlerin sahibi olan arkadaş savunuyor ve Hamza Hoca ile siz O’na nasıl teşekkür edeceğinizi bilemiyorsunuz.

Elbette herkesin fantezi yapma özgürlüğü vardır. Dikkate alırsınız, almazsınız. Ama birine yasak olan, başkasına nasıl hak olur; biri yaptığında kızıyorsak, diğeri aynı şeyi yapınca niye onu göklere çıkarırız?

Elbette her türlü görüşe saygım var. Her türlü görüş dillendirilebilir, uygarca tartışılabilir. Ama aynı görüşü savunan kişilere, farklı muamele olmaması, farklı tepki verilmemesi, yani tutarlı olunması koşuluyla…

Benim asıl tepkim, bu mesnetsiz teorileri inanarak dillendiren ve özünde kötü niyetli olmadığını (ve birazdan kendi meşrebince bana "N. Bekir" diyerek saldıracağını) bildiğim bu kerameti kendinden menkul araştırmacı ve ahçı-yazar arkadaşa değil. Kendisi benim muhatabım da değil, olamaz da. Bu yazı üzerine edeceği olası hakaret ve küfürlerine de yanıt vermeyeceğim.

Ama açıkça söylüyorum ki; asıl tepkim, E. Çınar'ın tahrifatlarına haklı olarak tepki gösterip, yazdığı kitapla tahrifatları ortaya koyarken, O'nun teorilerinin üçüncü sınıf kopyalarını üretip yayan başka "muharrifler"e kucak açıp onları teşvik etmeniz nedeniyle doğrudan size (üçünüze) yöneliktir.

Ünsal Öztürk ve Hamza Aksüt, Aleviler için (benim için de) kanaat önderi konumunda kişilerdir. Bu kişilerin, birtakım görüşleri "akredite" ederken çok dikkatli olması gerekir. Onların onay verdiği görüşler, yanlış bile olsa kitle üzerinde etkili olacaktır. Yanlışa, onay vermek büyük hata olur.

Bunları dikkate alırsınız, almazsınız; sözüme kızarsınız ya da üzerinde düşünürsünüz, o sizin bileceğiniz iş...

Bunları söylemek, bu çelişkiye işaret etmek durumundayım.

Çünkü, mantık ve dürüstlük bunu gerektiriyor. Benim amacım ya da misyonum, birillerine yaranmak, şirin gözükmek, aferin, övgü vb. almak değil, tam tersine 9 köyden kovulma pahasına da olsa doğruları söylemek.

Cogito ergo sum….

Bu dünyayı kuran mimar,
ne hoş sağlam temel atmış.
İnsanlığa ibret için
kısım, kısım kul yaratmış.

Kimi yaya, kimi atlı,
kimi uçar çift kanatlı,
Dünya şirin, baldan tatlı...
Eyvah, balı, tuza katmış...

(Aşık Veysel)

Lütfen balı tuza katmayalım...

Bu yazdıklarım dolayısıyla beni “persona non grata ilan” edebilirsiniz, ama buna da gerek kalmayacak. Çünkü zaten ben de artık burada olmayı ve paylaşımı gereksiz görüyorum…

Sürç-i lisan ettiysek affola….


(*) Bu arada Tanrı Ba'al, "Ay Tanrısı" değil, Fırtına Tanrısı'dır.(Al sana tahrif ve muharrif...)

Konu Naki tarafindan (12-07-2010 Saat 16:06 ) değistirilmistir..
Naki isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 12-07-2010, 14:33   #8
Hamza Aksüt
GENÇALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 834
Mesajlar: 937
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 2518
Thanked 3344 Times in 903 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 6
REP Puanı : 102
REP Seviyesi : Hamza Aksüt will become famous soon enoughHamza Aksüt will become famous soon enough
İletişim
Standart

Naki Bey
Benim teşekkür tuşuna basmam, yalnızca, o yazıyı okuduğum anlamına geliyor. Okuduğum birçok yazıdaki teşekkür tuşuna basıyorum. Bu davranışım o yazıyı ya da o yazıyı yazan kişinin savunduğu görüşleri benimsediğim anlamına gelmiyor. Eğer yazıda hakaret yoksa tabi.
Saygı ve sevgiyle
Hamza Aksüt isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Hamza Aksüt For This Useful Post:
ozan abbas (12-07-2010), İşcanbaba (12-07-2010)
Alt 12-07-2010, 15:36   #9
Onurcan
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 156
Mesajlar: 730
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 693
Thanked 1722 Times in 620 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi : Onurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to all
İletişim
Standart

Herkez bildigini yazacak. Forumlar paylasim forumlari olarak islevini sürdürmeli. Benim yazdigim her yazinin altina terbiyesizce saldiran naki bekir'in hazimsizligi niye? neyin pesinde? Yine herzamanki gibi bu topicde de Bekir'ligi elden birakmamis.
Bu sahis benim muhatabim degil.Yazip cizdiklerininde bes kurusluk degeri yok.
Onurcan isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 12-07-2010, 16:21   #10
Onurcan
Hakka Yürüdü
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 156
Mesajlar: 730
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 693
Thanked 1722 Times in 620 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 575
REP Seviyesi : Onurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to allOnurcan is a name known to all
İletişim
Standart

Sayin Ünsal Öztürk

Alinti:
Ünsal Öztürk Nickli Üyeden Alinti
Değerli Dost

Diğer yazılarınızı da biliyorum. Devam etmek doğru olur. Yukarı Mezopotamya'nın temel kültü Sin'dir. O, ilahların rabbidir. Rabbül Alilah da deniyor. Ali, Ay'dır. Bir önceki yazımda ifade etmiştim.
Alevilerin Ali'ye, Ay'a yükledikleri anlam çok önemlidir. Şöyle bir soru sorulmalıdır: Aleviler Ay'a sevdikleri için mi, aşk ile mi niyaz ederler; yoksa korktukları için mi taparlar? Yani Ay ile yakınlaşmak mı isterler, yoksa mümkün olduğu kadar ilişkiyi kesmek mi isterler? Temel soru budur.
Eğer Aleviler Ay'ı aşk ile seviyorlarsa, ona iyilik yüklüyorlarsa, o ancak aşkın, iyiliğin sembolü olabilir.
Ay nereden gelmektedir, sırdan gelmektedir. Sır nerededir? Hakk'tır. Ay, Hakk'tan, onun yanından iyilik, doğruluk, dürüstlük getirmektedir.
Vasıt Sabiilerinde, yani Mandailerde 7 gezegen kötüdür. Karanlık Kralı Ur ile Karanlık Zulmet Alemi'ne düşen Ruha'nın çocuklarıdır ve hepsi de erkektir. Ay da dahil olmak üzere 7 gezegen ve 12 burç kötüdür. Onların sözünü vücut içinde dinleyen ruh, vücut toprak olduktan sonra 7 gezegende kaynar kazanlara atılmaktadır...
Sorulacak soru şudur: Alevilikte 7 gezegen ve 12 burç kimin malıdır? Daha daraltayım: Ay ve Güneş kimin malıdır?
Aleviler Ay Ali'dir, Gün Muhammed'dir derken sevgi anlamı, saygı anlamı mı yüklüyor, yoksa korku anlamı mı yüklüyor?
Kardeşimi sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Bu konular daha yeni konuşulmaya başlayacak. Başka dinlerin kapsamı içinde değil, Aleviler bir daire çizmeli ve içine girmeli.
Aleviler bir kervandır. Birbirimizi eğiteceğiz. Birbirimizden öğreneceğiz.
Sayin Ünsal Öztürk;

Öncelikle kullandiginiz dil adina size tesekkür ederim.Ben size soracagim siz bana soracaksiniz, baskalarida soracak anlatacak bu sekilde dogru olana daha fazla yaklasacagiz.

Birbirimize karsi ullanilan dilin belli bir siniri olacak. Tepeden asagi tangur tungur yuvarlanarak, kapidan iceri hisimla kira döke girilirse, bu destursuz girise tepki verilmeli. Böylesine girisler ahir kapisinda bile gerceklesmiyor.

Konuya tekrar dönmekde yarar var.Bu kisi artik söyledigim gibi muhatabim degil. Her konuyu altina üstüne getirerek ortaligi bulandirmaktan baska hic bir sey yapmiyor.Belkide onun misyonu bu kimbilir?


Kesinlikle korku degil. Ask,sevgi,saygi dogurganlik, bereket var.Bu konu ile alevi ozanlari neler yazmis daha detayli ve kapsamli hazirlayabilirim simdilik kisaca bir iki örnek vermek istiyorum.

Kalk dilber gidelim bağ arasına
Şakısın bülbüller gül incinmesin
Eser seher yeli zülfün dağıtır
Gerdana dökülen tel incinmesin

Gözlerin şemistir gün yüzün kamer
Seni seven yiğit zekatın umar
İnce bel üstüne cevahir kemer
Şöyle bir salın da bel incinmesin

Bir eyilik et ki çıkasın başa
Ak gerdana benler ola temaşa
Aşık maşukla sarılıp sarmaşa
Yorgan zahmet çekip kol incinmesin

Karac'oğlan der ki gel görüşelim
Şöyle bir tenhada gel buluşalım
Kaldır nikabını bir öpüşelim
Dudak zahmet çekip dil incinmesin

Ay gecmis dönemlerde halklarin inanisinda hamilelikte, dogumlarda,tarla ekiminde, ürün toplanmasinda, yagislarda, hava durumunda takip edilen tek metorolojik güctür, bütün bu siraladiklarimla yakindan iliskilidir. Ay'in sekline göre yer yüzündeki yasam sekillenmis. Dogumlar, bereket,tarlaya ekilen tohum tarladan toplanan ürün, Ay takip edilerek uygulana gelmis.

Bu sırra münkirler ermez
Dost yüzünü körler görmez
Çark'ı felek döner durmaz
Ya ben nice dönmeyeyim

Aşk odu yürekte yanar
Beni gören mecnun sanar
Gökyüzünde ay gün döner
Ya ben nice dönmeyeyim.
Seyyid Nizamoğlu


Bu bir agir yüktür yükünü fötür
Arifsen bu sirrin manasin yetir
Anasi kiz oglu koynunda yatir
Gel bunun manasin ver imdi sofu

Muhammed Ali'dir varindan yüce
Müminler yogruldu döküldü saca
Anasi kiz oglu oglan pir koca
Gel bunun manasin ver imdi sofu

Pir Sultan Abdal'im hey sems-ü kamer= (Ay, Günes)
Yezid'in boynuna tig ile teber
Bir kisrak gördüm tayini emer
Gel bunun mansin ver imdi sofu

Yukaridaki eserde dogurganlik islenmis, Ay'la, Günes'le ilgili.

Ay Ali'dir Ay Ali ise, Ay ile iliskili olan inanclarda kendi köklerimizi arayacagiz.Kadincik ana'nin söyle bir bir rüyasi var.


“Bir gece, Kadıncık, uykusundan uyandı. İdris, sebebini sorunca Kadıncık,
acayip bir rüya gördüm, dedi. Sen bilgin kişisin, bir yor bakalım. İdris, ne rüya
gördün deyince Kadıncık anlatmaya başladı:
- On dört gecelik dolunay, eteğimden koynuma girdi. Yakamdan çıkmak istedi, yakamı tuttum. Yenimden çıkmak istedi, yenimi tuttum. Bu sefer eteğimden çıkmak istedi, oturdum, yere kapandım, derken belinleyip uyandım.
İdris, "Kadıncık," dedi. "Güneş peygamberdir, Ay eren. Senden bir çocuk dünyaya gelecek, erenlerden olacak. O vakte kadar da Kadıncığın çocuğu olmamıştı.


Ay'in dogumlarla iliskili oldugu anlasilinca,Alevi felsefesinin ve inancinin dogumlara inandigi yaradilisa inanmadigi gercegi ile bir bir örtüstügünü görmekteyiz.


Alinti:
Ünsal Öztürk Nickli Üyeden Alinti
Orhan Şahadoğru'yu ziyaretimizde "Ali birdir Ali bir" diye bir deyiş dinlemiştim. Demek ki içerde Allah, Muhammed kaybolmaktadır...
Orhan Sahadogru'yu hic tanimadim. Ama agabeyi Sekip Sahadogru'yu hem kasetlerinde hemde kendi evimizde cocuklugumda dinledim.

Ahu Gözlüm

Ahu gözlüm sana bir çift sözüm var
Söylemek istedim söyleyemedim
Yıllardır içimde bir niyazım var
Eylemek istedim eyleyemedim

Uzun boylarına bir fidan dedim
Başım alıp da yoksa nereye gidim
Yıllardır çalıştım seni terkedim
Bu garip gönlümü eyleyemedim

Gerçek aşık olanda ermiş murada
Üç beş günlük ömrüm kaldı şurada
Mihracında Tur-i Sina yaylada
Yaylamak istedim yaylayamadım

Vurdun Şekip’ini de taştan taşlara
Acımadın da akan bu yaşlara
Gülüp geçtin de başa gelen işlere
Başsağlığı olsun dileyemedim


Sevgiler saygilar ask ile.

Konu Onurcan tarafindan (12-07-2010 Saat 16:49 ) değistirilmistir..
Onurcan isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following User Says Thank You to Onurcan For This Useful Post:
ozan abbas (12-07-2010)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
alevi, bilirdiniz, deyişleri, edebilir, nasıl, tamir, tevratand#8217ı, yusufand#8217u


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 14:33.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts