Genç Aleviler  

ANASAYFA Bugünkü Mesajlar Sohbet & SohbetRadyo
Go Back   Genç Aleviler > Yazarlarımız > Ünsal Öztürk

Ünsal Öztürk Ünsal Öztürk Makalelerinin Okudugu ve makalelere soru ve yorumların yapılacağı bölüm

Reklam Alanı
Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Alt 10-25-2010, 13:01   #1
Ünsal Öztürk
GençALEVİLER YAZARI
Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1262
Mesajlar: 105
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 709
Thanked 596 Times in 104 Posts
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : Ünsal Öztürk is on a distinguished road
İletişim
Standart Zecharia Sitchin Ve Sümerlerde Yaratılış

Bu yazıyı, Değerli Yazar Esat Korkmaz’ın “Miracınız Kutlu Olsun” yazısının altına eklediğim “ERDOĞAN ÇINAR VE YARADILIŞ:
CEBRAİL’İN ÖLDÜRÜLMESİ, KIRKLARIN OTUZ DOKUZA DÜŞMESİ”
başlıklı yazı ile birlikte değerlendirmek gerekiyor. Çünkü, Erdoğan Çınar, Alevilerin “Yaradılış” anlayışı ile Sümerlerin Yaradılış anlayışının aynı olduğunu savunurken, Zecharia Sitchin’i kaynak kişi olarak almaktadır. Ancak Zecharia Sitchin onun gibi düşünmemektedir.
Aşağıdaki yazıda, Zecharia Sitchin esas alınarak Sümer yaradılışı incelenmektedir.


GİRİŞ

Yazıdaki anahtar ad ve kavramlar şunlar: Sümerler, Ea, Enki, Ninti, Ninki, Nefilimler, yaratılış, amele, işçi, itaat, kan, kil, maymunadam, homo erectus, homo sapiens, doğum tanrıçası, doğum tanrıçaları, rahim, gen, embriyo, Adapa/Adem; Zecharia Sitchin.


Zecharia Sitchin, yaratılış konularına çok kafa yoran spekülatif düşünceleri olan bir yazar. Ona göre Tanrılar dünya dışı varlıklardır. Gemileriyle yolculuk yaparlardı. Basra Körfezi’nin oralara 450.000 yıl kadar önce gelip yerleşmişlerdir. Zecharia Sitchin’e göre “Aden”, yani cennet bahçesi de Aşağı Mezopotamya’dadır. Tanrılar, yani Nefilimler altın çıkarmaya başladılar. Aralarında bir yaşam da kurdular. Yiyorlar, içiyorlar, kavga ediyorlardı. Örneğin Enki öküz kesiyor, koyun çoğaltıyordu. Tanrılar karı-koca hayatı da yaşıyorlar, birbirleriyle cinsel ilişki de kuruyorlardı. Erkekler ersularını dişi tanrıların döl yataklarına boşaltıyordu. Dişi tanrılar, doğuruyordu. Onların bir günlük hamileliği insanların bir aylık hamileliğine eşitti. Yani tanrıların da çoğalması kadın erkek birlikteliğine bağlıydı. Güzel güzel yaşarken gün geldi işçiye, ameleye ihtiyaç duydular. Artık rahat etmek istiyorlardı. Kendilerine suret ve benzeyiş olarak benzeyen insan yaratma zamanı gelmişti. İnsanı yaratacaklar, onlar çalışacak, tanrılar rahat edecekti.
Zecharia Sitchin, Sümer, Orta-Asya, Mısır falan demeden, daldan dala atlamadan elindeki konuyu sonuçlandırmaya çalışmaktadır.
Zecharia Sitchin’e göre Adem modern insan olan homo sapienstir. Hatta homo sapiens 300 bin yıl kadar önce ortaya çıkmış olmasına rağmen, homo sapiensten türeme “Cro-Magnon” 35.000 yıl önce ortaya çıkmıştır.

Sitchin, “Homo sapiens, yani modern insan kadim tanrılar tarafından ortaya çıkartıldı” demektedir. (12. Gezegen, s. 362)

Zecharia Sitchin’e göre Nefilimler homo sapiensi yaratmadan önce maymun-adamı almışlar, onun üstüne kendi suretlerini tutturmuşlardır.

“İşte, bulmacanın cevabı: Nefilimler, insanı yoktan ‘var etmemiştir’, var olan bir yaratığı almışlar ve ‘tanrıların suretini tutturmak üzere üstünde oynamışlardır.”
(age., s. 363)


Zecharia Sitchin’e göre tarılar bu varlıkların üzerinde çok çalıştı. Ancak kalıp alınacak, prototip kabul edilebilecek, genetik olarak tanrılara benzeyecek itaat edecek ve üreyebilecek bir varlık yapamadılar. Zecharia Sitchin, Nefilimlerin, Adem yaratılmadan önce maymun-adam olan ve homo erectus olarak adlandırılan mahlukların üzerinde çalıştıklarını, yarı bellerine kadar hayvan üzeri insan, çift başlı yaratıklar, çift başlı ve gövdeli insanımsı yaratıklar yaptıklarını anlatıyor. Ona göre tanrılar çok yetkindi, laboratuarları vardı ve genetik transfer üzerinde çalışıyorlardı. Çok çalıştılar ama bir türlü başarılı olamadılar
Nihayet tanrılar kan ve kili karıştırıp yoğurduktan sonra bir tanrıçanın rahmine yerleştirdiler. Yani Zecharia Sitchin’in ulaştığı yer anne rahmidir. Zecharia Sitchin, Nefilimlerle çiftleştiğinde üreyebilecek insan kızlarının peşindeydi. Bu yüzden tanrılara genetik laboratuarlarında çalışma yaptırmaktadır.


ZECHARİA SİTCHİN’İN TEMEL GÖRÜŞLERİ


Tanrılar maymun-adamı Enki vasıtasıyla tespit ettiler.
Enki tanrılara rapor verdi:

“Adını söylediğiniz yaratık-
MEVCUTTUR!
Ve ekledi: Zaten mevcut olan yaratığın üstünde ‘tanrıların suretini tutturun.”
(age., s. 363)

Nefilimler çevrelerine baktıklarında uygun bir hayvan gördüler:

“Derken, insan gücü ihtiyacı ile yüz yüze gelen ve bir İlkel İşçi elde etmeye karar veren Nefilimler, hazır bir çözüm gördü: uygun bir hayvanı evcilleştirmek.” (s. 364)

Hayvan, Nefilimlere sorun yaratıyordu:

“‘Hayvan’ ellerinin altındaydı ancak Homo erectus bir sorun yaratmaktaydı. Bir yandan, uysal bir iş hayvanı haline gelemeyecek kadar zeki ve vahşi idi. Diğer yandan, görev için aslında uygun değildi. Fiziğinin değişmesi gerekiyordu; Nefilimlerin araçları kavrayabilmeli ve kullanabilmeli, onlar gibi yürümeli ve eğilebilmeliydi ki tarlalarda ve madenlerde tanrıların yerini alabilsin. Daha ‘akıllı’ olmalıydı; tanrılar kadar değil ama konuşmayı ve emirleri ve kendisine verilen görevleri anlayacak kadar. İtaatkâr ve yararlı bir amelu, bir serf olmak için yeterince zekâya ve anlayışa ihtiyacı vardı.” (s. 365-366)

“Dünya üstündeki çeşitli yaşam biçimlerini inceleyen Nefilimler ve baş bilimcileri Ea, ne olduğunu anlamakta gecikmediler: Göksel çarpışma sırasında, kendi gezegenleri Dünya’yı yaşam ile tohumlamıştı. Dolayısıyla, ellerinin altında olan varlık, aslında Nefilimlere akrabaydı, tabii daha az evrimleşmiş bir biçimde.” (s. 366)

Zecharia Sitchin, kendi spekülatif mantığı içinde problemi çözmektedir. Nefilimler dünya dışından geldiler, akrabalarını buldular, ancak kendileri kadar konuşacak, emirlerini, verdikleri görevleri yapacak itaatkâr bir köleye ihtiyaç duyuyorlardı. Kendileri yiyip içip yatacaktı. Köleler ise hem çalışacak, hem de kendilerine itaatkâr bir biçimde tapacaktı.

Tek bir homo sapiens yapmak tanrıların işine gelmiyordu, onlar çoğalabilmeliydi. Tanrılar, yani Nefilimler de insan kızlarıyla çiftleşebilmeli, onlardan kendilerine karılar alabilmeliydi.

“Nesiller boyu üretme ve seleksiyon gerektirecek aşamalı bir evcilleştirme işe yaramayacaktı. Gereken şey, yeni işçileri ‘seri üretim’le ortaya çıkaracak hızlı bir süreçti. Problem Ea’ya sunulduğunda, cevabı hemen buldu: Tanrıların suretini, zaten mevcut olan varlıkların üstüne ‘basmak’." (s. 366-367)

Yukarıda da anlatıldığı gibi maymun-adam üzerinde çok deneyler yaptılar. Sonunda…

“Ama en sonunda mükemmel insan başarıldı; Enki onu Adapa diye adlandırdı, İncil ise Adem, bizim bilginlerimiz ise Homo sapiens diye. Bu varlık tanrılara o kadar benziyordu ki, bir metin Ana Tanrıça’nın yaratığına, insana ‘bir tanrının derisi gibi deri’, yani kabarık tüylü maymun-insanınkinden bir hayli farklı olan yumuşak, kılsız bir beden verdiğini işaret edecek kadar ileri gider.
Bu son ürünle artık Nefilimler, insan kızları ile genetik olarak uyuşmaktaydı, onlarla evlenip onlardan çocuk edinebilirlerdi. Ama böyle bir uyuşma, insan ancak Nefilimler ile aynı ‘yaşam tohumu’ndan gelişmiş ise mevcut olabilirdi. Kadim metnin iddia ettiği budur.
Mezopotamya kavramında insan, ahitlerde olduğu gibi, bir tanrının kanı veya ‘özü’ gibi tanrısal bir unsur ile Dünya’nın ‘kil’inin bir karışımından yapılmadır.

İnsanın prototipini yaratmak üzere toprağın ‘kil’i ile karışan ilahi ‘kan’ın kullanılışı, Mezopotamya metinlerinde tam olarak saptanmıştır.”
(Zecharia Sitchin, 12. Gezegen, s. 371)


KAN VE KİLİN KARIŞIMI

Zecharia Sitchin ilk insanın yapılıp ortaya çıkmasını bundan sonra maymunadam ile tanrının karışımı olarak değil, kan ve kilin karışımı olarak anlatmaktadır. Nefilimlerin homo erectus üzerindeki çalışmaları başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Sitchin şunları anlatıyor:

“Enki’nin ‘biraz büyük bir Bilgelik eseri vermesi’, yani bilimsel ‘know-how’ vermesi için nasıl göreve çağrıldığını anlatan bir metin, ‘tanrılar için hizmetkarlar biçimlendirme’ görevini yerine getirmekle büyük bir sorun görmediğini belirtir. ‘Yapılabilir!’ diye ilan eder. Sonra Ana Tanrıçaya bu talimatı verir:
‘Dünyanın Bodrumundan,
tam Abzu’nun üstünden-
bir yuvarlak olana dek kili karıştır
ve bir yuvarlak şekil ver.
Kili doğru hale getirecek olan
İyi, bilen genç tanrılar sağlayacağım.’”
(age, s. 371-372)

Zecharia Sitchin, “kan” sözcüğünü, “koyu kırmızı toprak”, “nefes” - “ruh” olarak kabul etmektedir.

“Tanrılar insanı yaratmaya karar verdiklerinde, liderleri açıkladı: ‘Kan toplayacağım, kemikleri varlık edeceğim.’ Kanın belirli bir tanrıdan alınması gerektiğini öneren Ea, ‘İlkeller onun modeli ardınca biçimlensinler’ dedi. Ve tanrıyı seçtiler.

Onun kanından, İnsanoğlunu biçimlendirdiler;
üstüne hizmeti yüklediler, tanrılar serbest kalsın diye…
Bu, idrakin ötesinde bir işti.”
(s. 373)

Zecharia Sitchin tanrıyı buldu, onun kanını aldı. Sıra kanı kille karıştırmaya geldi. Zecharia Sitchin burada kan konusunda bir açıklama yapıyor. Şöyle:

“Tanrılar insanlar gibi’ metni, amacı bir tanrının ‘kanı’nın niçin kil’e karıştırılması gerektiğini açıklamak olan bir pasaj içermektedir. Gereken ‘ilahi’ unsur, sadece bir tanrının damlayan kanı değildi, çok daha temel ve kalıcı olan bir şeydi. Seçilen tanrının TE.E.MA’sı olduğu söylenir bize; önde gelen otoritelerden (Oxford Üniversitesinden W.G. Lambert ve A.R. Millard) metin üstünde ‘kişilik’ diye tercüme ettiği bir kelimedir bu. Ama kadim terim çok daha spesifiktir; harfiyen ‘hafızayı yerinde tutanı barındıran’ anlamına gelir. Dahası, aynı terim Akkadca versiyonunda ‘ruh’ olarak çevrilen etemu olarak yer alır.” (s. 379)


Zecharia Sitchin, “Doğum Tanrıçası”nı işin içine sokmaktadır artık:

“’Tanrılar insanlar gibi…’ destanına göre, tanrılar daha sonra Doğum Tanrıçasını (Ana Tanrıça, Ninhursag) çağırdılar ve görevi yerine getirmesini istediler:

Doğum Tanrıçası buradayken,
Doğum Tanrıçası döller biçimlendirsin.
Tanrıların Anası buradayken,
Doğum Tanrıçası bir Lulu biçimlendirsin,
İşçiler, tanrıların yükünü taşısın.
Bir Lulu Amelu yaratsın,
Boyunduruğu o taksın.

Buna paralel, ‘Ana Tanrıça tarafından İnsanın Yaratılması’ adını taşıyan bir Eski Babil metninde, tanrılar ‘tanrıların Ebesini, Bilgili Mami’yi çağırırlar ve ona şöyle derler:

Sen ana rahimsin,
İnsanoğlunu yaratabilecek olan.
Yarat öyleyse Lulu, o taksın boyunduruğu!

Bu noktada, ‘Tanrılar insanlar gibi’ metni ve paralel metinler, insanın gerçek yaratılışının ayrıntılı bir tarifine girişirler. ‘İşi’ kabul eden tanrıça (burada NİN.Tİ, ‘yaşam veren hanım’ olarak adlandırılır), ‘saflaştırma’ ve ‘Abzu’nun kili’ için kullanılacak bazı kimyasallar (‘Abzu’nun ziftleri’) dahil gereken birçok şeyi sıralar.
Bu malzemeler her ne idiyseler, Ea gerekenleri anlamakta hiç zorluk çekmez, kabul ederek şöyle der:

‘Saflaştırıcı bir banyo hazırlayacağım.
Bir tanrı, kanını akıtsın…
Onun etinden ve kanından,
Ninti kili karıştırsın.’

Karışan kilden bir insan biçimlendirebilmek için biraz kadın yardımı, bir tür hamilelik veya çocuk taşıma unsurları gerekmektedir. Enki, kendi eşinin yardımını önerdi:

‘Ninki, tanrıça-eşim,
doğuran o olacak.
Yedi doğum tanrıçası
yanında, yardımcı olacak.’

‘Kan’ ve kil’in karışmasının ardından, çocuk taşıma aşaması; yaratığa ilahi bir ‘mühür’ basma işini tamamlayacaktı.

Yeni doğanın kaderi açıklandı;
Ninki onun üstüne tanrıların suretini sabitleyecek;
Ve olacak olan ‘İnsan’ olacak.”
(s. 373-374)

Zecharia Sitchin akıl yürütmesinde ve sunduğu belgelerde rahimden söz etmektedir. Rahim dışında insanın oluşumu mümkün görünmemektedir. Kil ile ‘kan’ı Ninti karıştırmış, bu karışım Enki’nin karısı Ninki’nin rahmine yerleştirilmiş, Ninki hamile kalmış ve Adem’i doğurmuştur! Adapa (Adem) ilk insan modeli olarak kabul edilmiştir. Daha sonra bakalım neler olmuş:

“Adapa/Adem’in doğru yaratık olduğu kanıtlanınca, kopyalarının yaratılması için bir genetik model veya ‘kalıp’ olarak kullanıldı; bu kopyalar sadece erkek değil, erkek ve dişiydi. Daha önce göstermiş olduğumuz gibi, Kadını biçimlendirdiğini söyleyen ahitteki ‘kaburga’, Sümerce Tİ (‘kaburga’ ve ‘yaşam’) üstünde bir kelime oyunudur; bu da Havva’nın Adem’in ‘yaşam özü’nden yapıldığını onaylamaktadır.
Mezopotamya metinleri, Adem’in kopyalarının ilk üretimi hakkında bir görgü tanığının anlattıklarını verir.
Enki’nin talimatına uyulmuştur. Yaşam nefesinin ‘üflendiği’ Şimti Evi’nde Enki, Ana Tanrıça ve on dört doğum tanrıçası toplanmıştır. Bir tanrının ‘özü’ elde edilmişti, ‘saflaştırıcı banyo’ hazırlanmıştı. ‘Ea kili onun önünde temizledi; ilahiler söylemeye devam etti.’

Napiştu’yu saflaştıran tanrı Ea konuştu.
Onun önüne oturdu, onu teşvik ediyordu.
Kendi ilahisini söyledikten sonra,
Elini kile uzattı.

Artık insanın ‘seri üretimi’ işleminin ayrıntılarına şahit olmaktayız. On dört doğum tanrıçasının karşısında,

Ninti kilden on dört parça kopardı;
Yedisini sağa koydu,
Yedisini sola koydu.
Aralarına kalıbı koydu.
… tüyleri…
Göbek bağı kesicisi…



Doğum tanrıçaları bir aradaydı,
Ninti ayları sayıyordu.
Beklenen 10. ay yaklaşıyordu;
10. ay geldi;
Rahmin açılması dönemi geçti.
Yüzü anlayışla parladı;
Başını örttü, ebelik yaptı.
Belini kuşakla sardı, kutsamayı açıkladı.
Bir şekil çekti; kalıpta yaşam vardı.

Anlaşılan insanın yaratılış draması geç doğumla tamamlanmıştı. On dört doğum tanrıçasını hamile bırakmak için ‘kil’ ve ‘kan’ ‘karışımı’ kullanılmıştı. Ama dokuz geçti ve onuncu ay ilerledi. ‘Rahmin açılması dönemi geçti.’ Neyin gerektiğini anlayan Ana Tanrıça ‘ebelik yaptı.’ …

Ninti… ayları sayar…
Belirlenen 10. ayda çağırdılar;
Eli Açan Hanım geldi.
… ile rahmi açtı.
Yüzü neşeyle parladı.
Başı örtülüydü;
… bir açıklık yaptı;
Rahimde olan fırladı.

Coşkuya kapılan Ana Tanrıça çığlık attı.

‘Yarattım!
Onu ellerimle yaptım!’”
(s. 378-379)

Zecharia Sitchin’in anlatımları böyle. Çift cinsiyetli Adem, tanrıdan alınan kan ile yerden alınan kilin karışımının bir tanrıçanın rahmine yerleştirmesi ve tanrının doğurması sonucu oluşmuştur ona göre. Kalıp yaratıldıktan sonra da yine doğum yoluyla yukarıdaki anlatıma uygun olarak çoğaltılmıştır. Yaratılışı anlamlandırmaya çalışıyor. Sonuçta doğuma ulaşıyor.



MAYMUNADAMLAR

Yazının başından beri Zecharia Sitchin’in üzerinde durduğu “maymun adamlar”ın nereye gittiğini merak etmiş olabilirsiniz. Haklısınız. Zecharia Sitchin, tanrının kanı ve dünyanın kilini karıştırıp, Ninki’nin rahmine yerleştirip Adem/Adapa yaptırdığında maymun-adam bu sürecin neresinde diye kafanız karışmış olabilir. Kafanız karışmasın, çünkü Zecharia Sitchin sorunuza cevabı veriyor. Buyurun:

“Bilginleri de ilahiyatçıları da şaşırtan çelişki, ahit metinlerinin orijinal Sümerce kaynakların bir özeti olduğunu fark etmemizde ortadan kalkmaktadır. Bu kaynaklar bizi şöyle bilgilendirir: Maymunadamları hayvanlarla ‘karıştırarak’ bir İlkel İşçi yaratmaya çalışan tanrılar, işe yarayacak tek karışımın maymunadamlar ile Nefilimler arasında olabileceği sonucuna vardılar. Birkaç başarısız denemeden sonra, bir ‘model’, yani Adapa/Adem yapıldı. Başlangıçta, sadece tek bir Adem vardı.
Adapa/Adem’in doğru yaratık olduğu kanıtlanınca, kopyalarının yaratılması için bir genetik model veya ‘kalıp’ olarak kullanıldı; bu kopyalar sadece erkek değil, erkek ve dişiydi. Daha önce göstermiş olduğumuz gibi, Kadını biçimlendirdiğini söylenen ahitteki ‘kaburga’ Sümerce Tİ (‘kaburga’ ve ‘yaşam’) üstünde bir kelime oyunudur; bu da Havva’nın Adem’in ‘yaşam özü’nden yapıldığını onaylamaktadır.”
(s. 377)


Zecharia Sitchin kısaca şunu söylüyor. Nefilimler maymunadamlarla çok uğraştılar başarısız oldular. Bu işlemden vazgeçtiler. Kil ile tanrının kanını karıştırıp Ninki’nin rahmine koydular ve Adem’i yaptılar…


NEFİLİMLERİN SPERMİ-MAYMUNKADININ YUMURTASI


Zecharia Sitchin tüm ihtimalleri göz önünde bulunduruyor, irdeliyor. Anlatmaya çalıştığı bir türlü zihnine yatmıyor. “Kil”, “çamur” pek inandırıcı olmuyor. Kille tanrının kanı karıştırıldığında nasıl insan olacak, bir türlü aklına yatmıyor? İrdelemeye devam ediyor. Sonuçta “Gen”i buluyor. Tanrıların özü’nün gen olması gerektiğine ulaşıyor:

“Tekrar basit, tek bir çeviriye geliyoruz: gen.
Mezopotamya’nın ya da ahitin kadim metinlerinin kanıtları, biri bir tanrının diğeri ise Homo erectus’un olan iki gen takımını kaynaştırmak için benimsenen işlemin, ilahi unsur olarak erkek genlerini ve dünyasal unsur olarak dişi genlerini kullanmayı içerdiğini önermektedir.”
(s. 380)

Zecharia Sitchin, erkek tanrının spermi ile maymunadam homo erectus’un dişisinin yumurtasını döllediğini anlatmaya çalışıyor.

Zecharia Sitchin, Şit’in doğumu ile ilgili şunları söylüyor:

“İlahın, Adem’i kendi suretinde ve benzeyişinde yarattığını tekrar tekrar iddia eden Tekvin Kitabı daha sonra Adem’in oğlu Şit’in doğumunu şu sözlerle tarif eder:

Ve Adem yüz otuz yaşında,
kendi benzeyişinde, suretine göre
bir oğulun babası oldu
ve onun adını Şit koydu.

Terminoloji, Adem’in ilah tarafından yaratılışını tarif etmekte kullanılanlarla aynıdır. Ama Şit kesinlikle biyolojik bir süreçten geçerek Adem’den doğmuştu; yani bir dişi yumurtanın Adem’in Adem’in erkek spermi tarafından döllenmesi ve ardından gelen gebe kalış, hamilelik ve doğum. Bu eş terminoloji bu süreci anlatmaktadır ve tek mantıklı çıkarım: Adem’in de İlah tarafından bir dişi yumurtanın bir tanrının spermi ile döllenmesi işlemi yoluyla ortaya çıkarmış olmasıdır.”
(s. 381)

Zecharia Sitchin, “kil”in yumurta olduğunu düşünmektedir. Her şeyi yerli yerine koyduktan sonra şu sonuca ulaşmıştır:

“Eğer tanrısal unsurun karıştırıldığı ‘kil’, tüm metinlerin ısrar ettiği gibi dünyasal bir unsur idiyse, tek mantıklı çıkarım bir tanrının sperminin, yani onun genetik malzemesinin bir maymun kadının yumurtasına sokulmuş olmasıdır!” (s. 381)

Sonra ne olmuş:

“Bir tanrının genleri ile döllenen bir dişi Homo erectus’un yumurtası daha sonra Ea’nın eşinin rahmine yerleştirildi ve ‘model’ elde edildikten sonra, bunun kopyaları hamilelik ve doğum sürecine girmeleri için doğum tanrıçalarının rahimlerine yerleştirildi.” (s. 381)

Kalıbın çoğaltılmasını da şu şekilde anlatıyor Zecharia Sitchin:

“Bilge ve bilgili,
Çifte-yedi doğum tanrıçası toplandı;
Yedisi erkek doğurdu,
Yedisi kız doğurdu.
Doğum Tanrıçası
Yaşam Nefesinin Rüzgarını hasıl etti.
Çiftler halinde tamamlandılar, Çiftler halinde, onun önünde tamamlandılar.”
(s. 381)

Zecharia Sitchin’i kutlamamız gerekiyor! Dinlerin anlattığı Havva’dan doğma çocukların birbirleriyle evlenmeleri gibi kabul edilemez anlatımları Zecharia Sitchin tersine çevirmiştir. Yedi tanrıça dölleniyor, doğum yapıyorlar, yedisi kız, yedisi erkek doğuruyor…

Okuyucunun izlediği gibi Tevrat ve İncil’i tekrar güncellemeye çalışan Zecharia Sitchin’e göre doğumdan başka yol yoktur. Zecharia Sitchin sonuç olarak tanrınan spermi ile maymun kadının yumurtasını, rahim dışında tanrıların laboratuarlarında birleştirmiş, döllemiş, daha sonra bir tanrıçanın rahmine yerleştirmiş, sonuç olarak doğum yoluyla ilk insanı elde etmiştir!
[/left]
Ünsal Öztürk isimli Üye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Ünsal Öztürk For This Useful Post:
Amistofes (11-06-2010), Naki (11-04-2010)

Cevapla

Bookmarks

Etiketler
sitchin, sümerlerde, yaratiliş, yaratılış, zecharia


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtli üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açik
Smileler Açik
[IMG] Kodlari Açik
HTML-Kodu Kapali
Hizli Erisim


Sponsored links
alevi haber kayfe.net
balon süsleme ankara ankara palyaço balon süsleme ankara


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmis. suanki Zaman: 14:38.


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Tüm hakkı GencAleviler'e aittir.Ad Management by RedTyger
no new posts